Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Çizgi romanda her kelime resimden bir yer alır.
- Balon kapasitesinin sabit bir ölçüsü yoktur; kısa balon çoğu zaman doğru balondur.
- Bağırış aynı uzunluktaki sakin bir cümleden daha çok yer kaplar.
- Balon yerleşimi okuma sırasını ve resmin açık kalan parçasını belirler.
- Bir panelde iki konuşmacı rahat okunur, üçüncüsü sırayı zorlar.
- Uzun bir söz balon zinciriyle bölünebilir ya da kısaltılabilir.
- Resmin gösterdiğini söyleyen balon silinir.
- Kalabalığın sesi arka plan balonlarıyla verilir, okunması beklenmez.
- Ağızdan çıkmayan sesler ses yazısıyla resmin içine çizilir.
- Sessiz sekansta zamanı ve dikkati resimler taşır.
- En yoğun panelde en kısa söz durur.
- Az diyalog, daha dikkatli bir panel betimlemesi ister.
- Yazı yoğunluğu sayfadan sayfaya değişen bir ritimdir.
Açılış sahnesi
Aylin ikinci sayfanın ilk panelini kurşun kalemle çizmiş. Geniş bir kare. Tenteler, kasalar, omuz omuza bir kalabalık. Ortada Arda ile Nazife Hanım el ele yürüyor. Başların üstünde açık bir şemsiye.
Aylin bir de balonun yerini çizmiş. Satıcının bağırışını büyük harflerle, Selim'in yazdığı gibi yerleştirmiş: "SATIYORUM! YARI FİYATINA SATIYORUM!" Balon panelin üst yarısını kaplıyor. Tentelerin yarısı onun altında kalmış. Şemsiye de.
Selim kâğıdı eline alıyor. Sayfanın tek kırmızısı harflerin arkasında kaybolmuş. Okur bu panelde kalabalığı görmeyecek, bir cümle okuyacak.
Aylin çantasından Selim'in ilk taslağının çıktısını da çıkarıyor. O taslakta aynı panelde beş balon vardı. Karpuzcu, domatesçi, fiyat soran bir kadın, yol isteyen bir hamal ve satıcı. Aylin o hâlini de denemiş. Kâğıtta pazar yok, yalnız birbirinin üstüne binmiş beyaz yuvarlaklar var.
"Bunu sen yazdın," diyor Aylin, gülerek. "Ben yalnız yer açmaya çalıştım."
Selim kurgu masasındaki alışkanlığını hatırlıyor. Bir sahnede ses ne kadar kalabalık olursa olsun görüntü yerinde kalır. Kâğıtta öyle değil. Her kelime çizimden bir parça yer alıyor.
Çizgi romanda yazı resmin üstüne konur ve kapladığı yeri resimden alır. Yazar her kelimeyi bu bedeli ödemeye değer mi diye tartmalıdır.
Bu derste ne olacak
Bu derste Kırmızı Şemsiye'nin sekiz sayfasındaki bütün yazıyı tek tek tartacağız. Önce bir balonun ne kadar metin taşıyabileceğini, balonun yerinin neyi kapattığını göreceğiz. Bir panelde kaç kişinin konuşabileceğini tartışacağız. Satıcının iki parçalı bağırışını bölüp panelin kenarına taşıyacağız. Resmin zaten gösterdiği şeyi söyleyen balonları sileceğiz. Pazarın gürültüsünü okuru yormadan sayfaya koymanın yolunu arayacağız. Sonra hiç yazı olmayan sayfalara geçeceğiz. En sonda Nazife Hanım'ın son panelde ne söyleyeceğine karar vereceğiz. Yolda bize sözsüz bir çöl, sessiz bir mahalle, binaların arasına yazılmış bir ad, rehberli bir yolculuk ve konuşamayan bir baba ile oğul eşlik edecek.
Sıfır noktası
Bir filmde diyalog ile görüntü aynı anda akar. Oyuncu konuşurken kamera yüzünü gösterir. Kalabalık bir pazarın gürültüsü de görüntünün üstüne biner ama hiçbir şeyi örtmez. Seyirci sesi kulağıyla, görüntüyü gözüyle alır.
Çizgi romanda bunların hepsi aynı organa gelir. Okur resmi de yazıyı da gözüyle okur. Balon, anlatım kutusu ve ses yazısı resmin bir parçası olarak sayfaya girer. Her biri kâğıttan bir yer kaplar ve altındaki çizimi saklar.
Bu yüzden çizgi roman yazarı film yazarından daha cimri olmak zorunda. Filmde fazladan bir replik süreyi uzatır. Çizgi romanda fazladan bir replik resmi küçültür. Fazladan bir balon okurun gözünü resimden çeker.
Bir şey daha var. Yazı okurun hızını belirler. Göz bir balonla karşılaşınca durur ve okur. Balon yoksa resimde gezinir. Çok yazılı bir sayfa yavaş okunur ama ağır gelir. Hiç yazısız bir sayfa hızlı da okunabilir, uzun bir bakışla da. Hangisi olacağına resmin kendisi karar verir.
Kırmızı Şemsiye bu dengeyi ayrıca zorluyor. Öykü kısa, diyalog az. Arda'nın iç sesi yok. Kırmızı yalnız şemsiyede. Sayfanın en değerli yeri o küçük kırmızı nokta. Onu örten her kelime öykünün kendisini örtüyor.
Selim bu sorunu tanıyor ama başka bir yerden. Bir filmin alt yazısı ya da ekrana yazılan bir mesaj da görüntünün üstüne konur. Kurgucu olarak o yazıların ne kadar süre okunacağını hep hesaplamış. Burada süre yok. Okur bir balonu istediği kadar okuyabilir. Ama bedeli süre değil, yer.
Bu derste sorulacak soru şu: bir kelime, kapladığı yeri hak ediyor mu? Soru kelimeyi yazanın gözüyle değil, resmi çizenin gözüyle sorulur. Yazar kendi cümlesini sever. Çizer ise o cümlenin altında kalan kalabalığı, ışığı ve yüzü görür. Bazı kelimeler hak ediyor. Nazife Hanım'ın "Şurada dur" demesi okurun başka hiçbir yoldan öğrenemeyeceği bir şeyi söylüyor. Bazıları etmiyor. Selim'in taslağı ikinci türden kelimelerle dolu.
Mekanizma
Balon kapasitesi
Aylin satıcının balonunu panelden kesip masaya koyuyor. Harflerin boyunu küçültmek istemiyor. Harf küçülürse okur kısa bir bağırışı fısıltı sanır.
Kapasitenin sabit bir ölçüsü yok. Yazarlar ve harfleri yerleştirenler arasında dolaşan yaygın öneriler var. Ama hepsi aynı yere varıyor: kısa tut. İki üç satırı geçen bir balon çoğu zaman bölünmeyi ya da kısalmayı bekliyor.
Selim satıcının cümlesine bakıyor. Bağırış zaten kısa, ama geniş bir panelin üst yarısını kaplıyor. Çünkü büyük harfle bağırıyor. Bağıran bir balon, aynı uzunluktaki bir fısıltıdan daha çok yer ister. Bu panelin kapasitesi bir cümleye yetiyor. Selim'in ilk taslağındaki beş balon bunu beş kez aşmıştı.
Panel başına konuşmacı
İlk taslaktaki beş balonu Selim tek tek siliyor. Hamalın "Kenara çekil!"i, kadının fiyat sorusu, karpuzcu ile domatesçinin çağrıları gidiyor. Satıcı kalıyor.
Sonra ikinci paneli açıyor. Nazife Hanım "Şurada dur. Kıpırdama." diyor, Arda "Tamam." diye cevap veriyor. İlk taslakta satıcı bu panelde de bağırıyordu. Üç ses vardı ve göz hangisinin önce okunacağını bilmiyordu.
Okur balonları soldan sağa, yukarıdan aşağıya okur. Önce konuşanın balonu bu yüzden sola ya da üste yerleşir. İki konuşmacı bu sırayı kolayca kurar. Üçüncü bir ses girince kuyruklar birbirini kesmeye başlar. Selim satıcıyı ikinci panelden çıkarıyor. Nazife Hanım sol üstte, Arda'nın kısa cevabı onun altında, sağda.
Aylin'in ikinci isteği daha basit. Ellerin ayrıldığı yer, panelin alt yarısı, boş kalsın. Bütün öykü o ayrılıştan doğuyor ve okur onu görmeli. Balonlar yukarıda duracak.
Uzun metni bölmek
Satıcının bağırışı iki parçalı: önce "SATIYORUM!", sonra fiyat. Aylin onu tek bir büyük balondan çıkarıp ikiye bölüyor.
İlk balon panelin sol üst köşesine, kenara yaslanıyor. İkincisi biraz sağa, yine kenarda. Aradaki ince bağ okurun gözünü panelin üst kenarı boyunca taşıyor. Ortası açıldı: tenteler, kalabalık ve şemsiye görünüyor.
Bölmenin ikinci bir kazancı var. Satıcı artık iki kez bağırıyor. Pazarcıların çağrısı da gerçekte böyle gelir. Bir soluk, sonra yeniden.
Görüntüyü tekrar etmemek
Selim'in ilk taslağında üçüncü sayfanın büyük resminde de bir balon vardı. Arda uzaktaki kırmızıyı görüyor ve bağırıyordu: "Orada! Kırmızı şemsiye!"
Okur şemsiyeyi görüyor. Kırmızı olduğunu da görüyor, çünkü sayfadaki tek renk o. Balon ona hiçbir şey eklemiyor. Üstelik okurun bulma işini elinden alıyor. Kalabalığın içinde küçük bir kırmızı noktayı kendisi bulan okur, Arda'yla aynı anı yaşıyor. Selim balonu siliyor.
Aynı tarama başka satırları da yakalıyor. Birinci sayfada Nazife Hanım şemsiyeyi açarken "Güneş çok, açayım şunu" diyordu. Resim zaten şemsiyenin açıldığını ve güneşi gösteriyor. O satır da gidiyor. Geriye birinci sayfanın üstündeki yer kutusu kalıyor. Selim oraya "Cumartesi. Semt pazarı." yazmıştı. Pazarı resim zaten gösteriyor, o yarısı tekrar. Öbür yarısı resmin söyleyemeyeceği bir şey, gün adı. Ama öykü o bilgiye hiç dayanmıyor. Kutu da çıkıyor. Kırmızı Şemsiye'de anlatım kutusu kalmıyor.
Pazarın gürültüsü
Bütün bu silmelerden sonra Emre bir sorun görüyor. Pazar çok sessiz kaldı. Gerçek bir semt pazarında herkes aynı anda bağırır. Okur bunu duymalı.
Selim atölyenin sesli drama denemesini hatırlıyor. Taksi durağına doluşan düğün kalabalığı orada tek tek seçilmeyen bir mırıltıydı, öne yalnız bir ses çıkıyordu. Kâğıtta bunun bir karşılığı var.
Aylin birinci panelin alt kenarına üç küçük balon çiziyor. Birinin yarısı panel çizgisinin dışında kalıyor: "Kesmece kar—". Ötekinde yalnız "...abla". Üçüncüsü bir omzun arkasında kaybolmuş. Satıcının zinciri net ve büyük, bunlar küçük ve kesik. Göz büyük olanı okuyor, küçükleri gürültü olarak geçiyor.
Tezgâh sesleri ise ağızdan çıkmıyor, ses yazısıyla çiziliyor. Bir kasa yere iniyor: "TAK". El arabasının tekerleği "GICIR" diyor. Aylin bu harfleri fırçayla, nesnenin hemen yanına çiziyor. Kasanın sesi köşeli ve kalın, tekerleğinki eğik ve ince. Hepsi siyah. Aylin bir an bağırışın harflerini kırmızı yapmayı önerdi, sonra kendisi vazgeçti. Kırmızı yalnız şemsiyenin.
Sessiz sekans
Dördüncü ve beşinci sayfa Arda'nın koşusu. Küçük kareler, bacaklar, kasalar, bir tentenin kenarı. Burada konuşma yok. Selim'in sayfa dağılımında yalnız bir satıcının yarım bağırışı kalmıştı.
Selim o yarım bağırışı dördüncü sayfanın ilk karesine alıyor. Arda'nın duyduğu son ses o. Sonraki karelerde ne balon var, ne ses yazısı. Aylin önce kasaların sesini oraya da çizmek istiyor. Sonra kendisi siliyor. Pazar hâlâ gürültülü, ama Arda artık onu duymuyor. Yalnız kırmızıya bakıyor.
Emre bir düşünce balonu önermeye hazırlanıyor, sonra vazgeçiyor. Altıncı sayfanın sonundaki iki panel de sessiz. Arda bir an olduğu yerde kalıyor, sonra geri dönüyor. Okur ne hissettiğini kimseden duymuyor. Yüzüne bakmak zorunda.
Ses yedinci sayfanın sonunda geri geliyor. Simitçinin camlı arabasının yanında küçük bir arka plan balonu: "Simi—". Pazar yeniden duyuluyor. Arda yolunu bulmuş.
Son söz
Son sayfada Nazife Hanım dönüyor, Arda'yı görüyor. Selim'in taslağında burada uzun bir balon vardı. Nazife Hanım nerelere baktığını, ne kadar korktuğunu anlatıyordu. Bir de şemsiyeyi neden kapadığını.
Selim balonu iki kelimeye indiriyor: "Buldun beni." Kimin kimi kaybettiği tersine dönüyor ve gerisi söylenmiyor. Şemsiyenin neden kapalı olduğunu Nazife Hanım açıklamıyor. Son panelde şemsiye yeniden açılıyor. Altında yazı yok.
Selim'in yeniden yazdığı ikinci sayfanın ilk paneli şöyle:
SAYFA İKİ, PANEL BİR
Geniş panel. Pazarın ana yolu, kalabalık. ARDA ve NAZİFE HANIM el ele, tezgâhların arasında. Başların üstünde açık şemsiye.
SATICI (panel dışından, birinci balon): SATIYORUM!
SATICI (bağlı ikinci balon): YARI FİYATINA SATIYORUM!
ARKA PLAN BALONLARI: Kesmece kar— / ...abla / (bir omzun arkasında, okunmaz)
SES YAZISI (kasa): TAK
SANATÇI NOTU: Aylin, balonlar üst kenarda kalsın. Şemsiye ile eller açıkta.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Balonu panelden önce yerleştir. Senaryoyu yazarken her panelde balonların nereye düşeceğini kabaca düşün. Bir panelin en önemli yeri neresiyse orayı balona bırakma. Gerekirse sanatçı notunda söyle.
Bağırış daha çok yer ister. Büyük harfli bir bağırış aynı uzunluktaki sakin bir cümleden daha çok yer kaplar. Bağıran karakterin cümlesini kısa tut.
Kenarı kullan. Panel dışından gelen bir ses balonun kuyruğunu kenara uzatır. Böyle balonlar kenara yaslanabilir ve resmin ortasını açık bırakır.
İki konuşmacı bir sıra kurar, üçüncüsü sırayı bozar. Bir panelde üç kişi konuşacaksa bunu bilerek yap. Çoğu zaman üçüncü ses bir sonraki panele taşınabilir.
Zinciri ritim için kullan. Bir sözü bölmek yalnız yer açmaz, bir duraklama da ekler. Duraklama sahneye uymuyorsa sözü bölmek yerine kısalt.
Her satırı resme karşı oku. Senaryonu bitirince her balonu panel betimlemesiyle birlikte oku. Balon betimlemede yazılı olanı söylüyorsa sil.
Okurun bulma işini koru. Okurun resimde kendisinin bulacağı bir şeyi balona yazma. Bulmak okura öykünün içinde olduğunu hissettirir.
Gürültüyü okutma, göster. Kalabalığın sesini arka plan balonlarıyla ver. Onları kesik, küçük ve okunmaz bırak. Okunacak bir cümle olurlarsa okur onları dinlemeye başlar.
Ağızdan çıkmayan ses balona girmez. Kasa, tekerlek, bir kapı ses yazısıyla çizilir. Harfin biçimini sesin kaynağına uydur ve çizere öyle tarif et.
Sessizliği karşıtla kur. Sessiz bir sekans, gürültülü bir sayfanın ardından gelince daha çok duyulur. Kırmızı Şemsiye'nin koşusu, pazarın en kalabalık sayfasından sonra başlıyor.
Sessizliği nerede bozacağını seç. Sessiz sekansın sonundaki ilk ses bir olaydır. Simitçinin yarım bağırışı Arda'nın yeniden duymaya başladığı an.
Son sözü kısa tut. Duygunun en yoğun olduğu panelde balon en kısa olmalı. Okur yüzü görmek ister. Uzun bir balon yüzün yanında bir konuşma gibi değil, bir açıklama gibi durur.
Yoğunluğu sayfa sayfa ölç. Her sayfadaki balonları ve kutuları say. Sayının bir sayfadan ötekine nasıl değiştiğine bak. Yazı yoğunluğu da bir ritimdir.
Balonun kuyruğunu da hesaba kat. Kuyruk konuşanın ağzına uzanır ve yolu üstündeki her şeyi keser. İki konuşmacı panelin iki ucundaysa kuyruklar ortadan geçer. Konuşmacıları balonların altına yerleştirmek kuyrukları kısaltır.
Yazıyı yüzden uzak tut. Bir balon karakterin yüzüne değiyorsa okur yüzü yarım görür. Duygunun yüzde okunacağı panelde balonu yüzden uzak bir köşeye iste.
Sözü kesilen balonu çizgiyle kes. Panel kenarında yarım kalan bir balon, sesin kadrajın dışında sürdüğünü söyler. Cümleyi yazıda kesmek yetmez, balonun da kesik görünmesini iste.
Harfleri yerleştirenle konuş. Balonları çoğu zaman ayrı bir kişi yerleştirir. Senaryondaki sırayı, zincirleri ve okunmaması gereken balonları ona açıkça yaz.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Balon ne kadar küçük harfle yazılırsa o kadar çok şey sığar."
Harf küçülünce okunma zorlaşır ve ses değişir. Küçük harf okura fısıltı gibi gelir. Metni harfle değil, kelimeyle kısalt.
Yaygın yanlış"Önemli bir sahnede herkes konuşmalı."
Kalabalık bir panelde herkes konuşunca hiç kimse duyulmaz. Bir iki ses öne çıkar, gerisi gürültü olarak kalır.
Yaygın yanlış"Balonun yeri çizerin işidir, yazarı ilgilendirmez."
Yeri çizer ya da harfleri yerleştiren kişi bulur. Ama panelin hangi parçasının açık kalması gerektiğini en iyi yazar bilir. Bunu senaryoda söylemelidir.
Yaygın yanlış"Uzun bir konuşma her zaman bölünerek çözülür."
Bölmek yer açar ama okuma süresini uzatır. Çoğu zaman en iyi çözüm konuşmanın bir kısmını silmektir.
Yaygın yanlış"Bir şeyi hem resimde hem yazıda söylemek okurun anlamasını garantiler."
Okur zaten anlamıştır. İkinci söyleyiş resmi küçültür ve okuru yavaşlatır.
Yaygın yanlış"Ses yazısı her sesin karşılığıdır."
Her ses yazılmaz. Pazarın bütün seslerini çizmek sayfayı harf yığınına çevirir. Bir iki seçilmiş ses bütün gürültüyü taşır.
Yaygın yanlış"Sessiz sayfa yazarın boş bıraktığı sayfadır."
Sessiz sayfa çoğu zaman en dikkatli yazılmış sayfadır. Her panelde neyin görüneceğini yazar yine yazar.
Yaygın yanlış"Sessiz sekans karakterin hiçbir şey hissetmediğini gösterir."
Sessizlik çoğu zaman en yoğun duygunun yeridir. Okur onu yüzden ve hareketten okur.
Yaygın yanlış"Az diyalog, az yazılmış bir senaryo demektir."
Az diyaloglu bir çizgi romanın senaryosu çoğu zaman daha uzundur. Söz azaldıkça panel betimlemesi çoğalır. Yazar konuşmanın yerine neyin görüneceğini yazmak zorundadır.
Yaygın yanlış"Anlatım kutusu her zaman resmi açıklar."
İyi bir kutu resmin söyleyemeyeceğini söyler. Resmi açıklayan kutu ya görüntü tekrarıdır ya da okurun bulacağı şeyi önceden ele verir.
Yaygın yanlış"Balonu sonradan eklemek kolaydır."
Çizim bittikten sonra eklenen balon çoğu zaman bir yüzü ya da bir eli örter. Balonun yeri çizimden önce düşünülmelidir.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Çizgi romanda her kelime resimden bir yer alır.
- Balon kapasitesinin sabit bir ölçüsü yoktur; kısa balon çoğu zaman doğru balondur.
- Bağırış aynı uzunluktaki sakin bir cümleden daha çok yer kaplar.
- Balon yerleşimi okuma sırasını ve resmin açık kalan parçasını belirler.
- Bir panelde iki konuşmacı rahat okunur, üçüncüsü sırayı zorlar.
- Uzun bir söz balon zinciriyle bölünebilir ya da kısaltılabilir.
- Resmin gösterdiğini söyleyen balon silinir.
- Kalabalığın sesi arka plan balonlarıyla verilir, okunması beklenmez.
- Ağızdan çıkmayan sesler ses yazısıyla resmin içine çizilir.
- Sessiz sekansta zamanı ve dikkati resimler taşır.
- En yoğun panelde en kısa söz durur.
- Az diyalog, daha dikkatli bir panel betimlemesi ister.
- Yazı yoğunluğu sayfadan sayfaya değişen bir ritimdir.
Sonraki derse köprü
Selim'in panel betimlemeleri giderek uzuyor. "Balonlar üst kenarda kalsın." Bu Aylin'in bilmesi gereken bir şey. Ama bir başka notta kalabalıkta kaç kişi olacağını, Arda'nın hangi açıdan görüneceğini, şemsiyenin hangi eğimle durduğunu da yazmış. Bu notların hepsi aynı ağırlıkta değil. Aylin kalabalığı fırçayla kuruyor ve kalabalığı kendi elinden geçirmek istiyor. Sonraki ders çizerle iş birliğine geçiyor. Selim'in notlarından hangisi öykünün görsel gereksinimi, hangisi Aylin'in elini gereksiz yere yöneten bir talimat?