İçeriğe geç

Ders 106.6

Diyalog turu

Senaryo Akademisi — Bölüm VIII, Modül 106

3.272 kelime5 film örneği≈ 15 dk okuma≈ 22 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Diyalog turu, sahneler yerini bulduktan sonra açılır.
  • Replik yoklaması her satırın karşısındakine yaptığı işi tek bir fiille yazar.
  • Yalnız seyirciye bilgi veren replik kısalır ya da bir işe bağlanır.
  • Bir kural ya da bilgi bir kez söylenir, sonra yalnız uygulanır.
  • Dolanma repliği seyrek kaldıkça eksik kelimeyi duyurur.
  • Taşıyıcı konu sıradan bir sohbetin içinde asıl yükü geçirir.
  • Sarkan söz asıl kelimenin etkisini dağıtır; kesilince sahne kendiliğinden biter.
  • Sessizlik bir cevaptır ve sayfaya bir eylemle yazılır.
  • Ağız okuması gözün göremediği takılmaları kulağa duyurur.
  • Kural ya da bilgi bir kez söylendikten sonra yalnız davranışta görünür.
  • Korunan replikler yerinde kalır; tur onların çevresindeki fazlalığı tartar.
  • Burcu'nun denemesi: korunan replikler kaldı, çevrelerindeki açıklamalar ve sarkan sözler gitti.

Açılış sahnesi

Atölye masasında yalnız üç sayfa var: sekideki sahne. Ceren yağhanenin önüne iniyor, yaşlılar ölmüş işçileri sayıyor. Burcu bu akşam sahneyi tek başına okumuyor. Tavlacının repliklerini Selim'e, Ceren'inkileri Emre'ye veriyor. Selahattin'in satırlarını kendisi alıyor.

Okuma iyi başlıyor. Tavlacı adları sayıyor, zar atıyor, bir adın yerinde duruyor. «Bir de o vardı, neyse.» Emre, Ceren'in yerine soruyor: «Birini atladınız. Kimdi o?»

Selahattin'in sırası geliyor. «Sen kimin torunusun?» Emre büyükannenin adını söylüyor. Burcu bekliyor. «Vardı.» Sonra devam ediyor: «O gitti, kızım.»

Ardından Selim'in uzun bir repliği geliyor. Okurken dili iki yerde takılıyor. «Bu köyde gidenin adı anılmaz, kızım. O gece gitti, adı da onunla gitti. Anarsan kapıya yine yabancı gelir. Hümeyra sana söylemedi mi?»

Selim sayfayı bırakıyor. «Bunu birkaç sahne önce bir çocuk söyledi. Ben neden yeniden anlatıyorum?»

Emre kalemiyle sayıyor. «Bir de o vardı. O gitti. Gidenin adı. O gece. Adı söylememek için adın çevresinde dört kez dolaşıyorlar.»

Burcu sayfaya bakıyor. Bu satırları yazarken kuralı korumuştu. Ad hiçbir yerde geçmiyor. Ama sahne kuralın kendisinden söz ediyor.

Nermin Hanım sayfayı Burcu'ya çeviriyor. «Seyirci bu sahneden ne götürüyor? Bir adın yokluğunu mu, yoksa bir kuralın anlatılışını mı?»

Diyalog turu her repliğe karşısındakine ne yaptığını sorar; yalnız seyirciye bilgi taşıyan replik ya kısalır ya da yerini bir susuşa bırakır.

Bu derste ne olacak

Yağhane'nin diyaloğunu Burcu'nun ikinci turunda satır satır tarayacağız. Her repliğin yanına karşısındakine yaptığı işi yazacağız. Adı hiç söylenmeyen birinin çevresinde dolaşan sözleri tartacağız. Aynı bilginin kaç ağızdan geldiğini sayıp seyirciye anlatılan cümleleri ayıklayacağız. Bir sofrada ekmeğin ve telefonun neyi taşıdığına bakacağız. Repliklerin uzunluğunu, susan yerlerini ve son kelimesini ölçeceğiz. En sonda her satırı yüksek sesle okuyacağız. Korunan replikler yerinde kalacak; tur yalnız çevrelerini temizleyecek. Yeni replik gerekirse kısa olacak ve olayı değiştirmeyecek. Kararlar deneme. Filmler işgal altında bir evden, Birmanya'da bir esir kampından, ölülerin uğradığı bir istasyondan, bir konferans salonundan ve bir sahil kasabasından geliyor.

Sıfır noktası

İlk taslakta diyalog en kolay akan şeydir. Kişiler konuşur, sahne ilerler, sayfa dolar. Replikler çoğu zaman yazarın kendi düşünme sesidir. Yazar sahnenin ne olduğunu bulmak için kişilerini konuşturur. Sahne bulunur, ama arayışın sözleri sayfada kalır.

Yeniden yazımda diyalog sona kalır. Önce soru, yapı ve kişiler oturur, sonra sahneler. Çıkacak bir sahnenin repliklerini cilalamak boşa emektir. Diyalog turu ancak sahneler yerini bulunca açılır.

Turun temel sorusu kısadır: bu replik karşısındakine ne yapıyor? Soruyor mu, kaçıyor mu, itiyor mu, takılıyor mu? Bir replik seyirciye bilgi de verebilir. Ama bunu karşısındakine bir şey yaparken verirse oyuncunun ağzında doğal durur. Yalnız seyirciye konuşan replik ise sahneyi durdurur.

Fazlalık birkaç kılıkta gelir. Aynı bilgi iki ağızdan duyulur. Bir kişi karşısındakinin zaten bildiğini anlatır. Bir replik asıl sözünü söyledikten sonra da konuşmayı sürdürür. Sahnenin altındaki duygu yüzeye çıkar ve adıyla söylenir. Bir susuşun yerine bir cümle konur.

Ritim de bu turun işidir. Bir sahnede kim uzun konuşuyor, kim kısa? Soruyla cevap arasında ne kadar boşluk kalıyor? Kısa bir cevabın gücü çoğu zaman önündeki uzun bir sorudan gelir. İki kişi aynı boyda konuştukça sahne düzleşir.

Tur kişilerin seslerine de kulak verir, ama orada durmaz. Bir repliğin sahibine ait olup olmadığı ayrı bir okuma ister. Burada sorulan, sözün sahnede ne iş gördüğü. Bir satır sahibine yabancı geliyorsa yazar kenara bir not düşer ve devam eder.

Bir zorluk daha var. Replikleri sessizce okuyan göz onları hep akıcı bulur. Kulak ise takılır. Uzun cümle nefesi keser, birbirine benzeyen sesler arka arkaya gelince dil sürçer. Diyalog turu bu yüzden kâğıtta başlar, sesle biter.

Yağhane'de turun ayrıca bir yükü var. Filmin kuralına göre Raşit'in adı yüksek sesle hiç söylenmeyecek. Ona değen her replik bir adın çevresinden geçmek zorunda. Seyirci bu geçişte adın yokluğunu duyabilir. Ya da yalnız yazarın titizliğini duyar.

Bazı sözler de baştan korunuyor. Taslağın bu noktasında birkaç replik filmin taşıyıcısı oldu: «Vermiyorum», «Başka yerde çekmez», «Vardı». Tur onlara dokunmuyor. Çevrelerindeki kelimeleri tartıyor.

Mekanizma

Kenardaki fiil

Burcu ertesi sabah taslağı mutfak masasına yayıyor. Kurşun kalemle her repliğin sağına bir fiil yazıyor. Ceren'in yokuşta büyükannesine o saatte orada ne aradığını sorduğu satır: yoklamak. Nüzhet'in telefonların bu köyde yaşlandığını söylediği satır: savuşturmak. Sofradaki «Başka yerde çekmez»: ilk kez cevap vermek.

Avludaki ilk koli sabahında kalem duruyor. Taslakta Ceren bant çekerken uzun konuşuyor: «Yıkımdan önce çıkmamız lazım, nine. Ev boşalacak, yağhane yıkılacak, burada kimse kalmayacak.» Nüzhet bunların hepsini biliyor. Replik ona bir şey yapmıyor, seyirciye haber veriyor. Kenara «bilgi» yazılıyor.

Burcu satırı kısaltıyor: «Yıkımdan önce çıkarız.» Fiil değişiyor: dayatmak. Nüzhet'in «Yıkımı göreyim, sonra» cevabı artık bir habere değil, bir karara karşı duruyor.

Adın çevresi

Gidenin taslakta her ağızda bir karşılığı var: Mükerrem'de «ağabeyin», sekide «giden», köyde düpedüz «o». Sorun kelimelerde değil, sıklıkta. Emre'nin saydığı sayfada dört dolanma üst üste geliyor. Seyirci her «o»da eksik bir adı değil, dikkatli bir yazarı duyuyor.

Burcu sayımı yeniden okuyor. Taslakta tavlacı adı atladıktan sonra «Bir de o vardı, neyse» diyordu. Burcu bu yarım satırı siliyor. Atlamanın kendisi zaten bir dolanma. Söze dökülünce bir işarete dönüyor. Sayım artık bir adın yerinde tahtaya düşen zarın sesiyle kesiliyor.

Bir kural, iki ağız

«Gidenin adı okunmaz» kuralı taslakta iki kez söyleniyor. Duvar dibinde Hümeyra söylüyor, sekide tavlacı açıklıyor. Hümeyra'nın cümlesi dedesinden duyulmuş bir söz. Seyirci kuralı orada öğreniyor, kuralın bir çocuğa nasıl geçtiğini de. Tavlacı aynı bilgiyi bir yetişkin sesiyle yeniden veriyor ve üstüne bir gerekçe ekliyor. Burcu açıklamayı siliyor. Kural bir kez söylendi; bundan sonra yalnız uygulanacak.

Açıklamanın bir başka yuvası telefon. Duvar dibinde Ceren işyerini arıyor. Taslakta görünmeyen dinleyiciye her şeyi anlatıyordu: büyükannesi gelmek istemiyor, telefon yalnız burada çekiyor, yağhane yıkılıyor. Hattın öbür ucundaki kişi seyircinin kılığına girmiş. Burcu satırı tek cümleye indiriyor: «Pazartesi oradayım.» Geri kalanı seyirci zaten gördü.

Kartlardaki inanç cümlelerini de arıyor. «Adı ben taşırım. Kimseye yük etmem.» Cümle Nüzhet'in kartında duruyor ve orada kalmalı. Hiçbir ağza girmemiş. Kişinin inancını kendi ağzından söylemesi filmin en büyük açıklaması olurdu.

Ekmek ve telefon

Sofradaki iki satırın kenarına Burcu «taşıyıcı» yazıyor. Ceren telefonu soruyor, Nüzhet ekmeği bölerek cevap veriyor. Konuşulan şey sinyal. Taşınan şey yıllar boyu yapılmış aramalar ve aynı taşın dibinde bekleyen bir kadın.

Emre okumada iki satır öneriyor. Ceren üstelesin: «Benim için mi inerdin oraya?» Nüzhet de «Kimin için olacak» desin. Alt metin bu iki satırla yüzeye çıkar, taşıyıcı konu boşalır. Burcu öneriyi kenara yazıp üstünü çiziyor. Ceren yine sormuyor, ekmeğini ısırıyor. Sahne orada kalıyor.

Aynı sınama Selahattin'in Nüzhet'e söylediği tek cümlede de yapılıyor. «Bunlar duvarda ne görse deftere geçirir.» Nüzhet'in cevabı: «Yağmur yağar.» Konu ölçüm ekibi ve hava. Altında taştaki tebeşir. İki satır da kalıyor.

Son kelime

Sekide «Vardı»nın arkasından taslakta bir satır daha geliyordu: «O gitti, kızım.» Burcu ikisini art arda okuyor. «Vardı» geçmiş zamanıyla bir yokluğu zaten söylüyor. İkinci satır o yokluğu açıklıyor. Sarkan söz kesilince sahne «Vardı» ile bitiyor ve kelime havada asılı kalıyor.

Gençlik hattında da sarkan bir söz var. Son gece Raşit paydos izni istiyor, kız «Vermiyorum» diyor. Taslakta kız bir de «Sen de eve gel» ekliyordu. Ek, kızın korkusunu adıyla söylüyor. Burcu onu siliyor. Son «Vermiyorum» önceki iki şakayla kelimesi kelimesine aynı. Değişen tek şey Raşit'in gülmemesi.

Uzunluk ve susuş

Burcu her repliğin boyunu kenara bir çizgiyle işaretliyor. Desen çabuk beliriyor. Ceren'in çizgileri uzun, Nüzhet'inkiler kısa. Ama uzun çizgilerin çoğu açıklama. Onlar kısalınca iki kadının konuşması bir sorudan, bir kaçamaktan ve bir susuştan oluşan bir ritme oturuyor.

Bagaj akşamında taslakta Ceren «Bak, sana yer açtım» diyor. Kolileri iten el ve açılan boşluk aynı şeyi zaten gösteriyor. Burcu repliği siliyor. Nüzhet gözünü o boşlukta tutuyor, sonra eve giriyor. Söz çıkınca bakışın süresi uzuyor.

Kulağın payı

Akşam Burcu mutfağın kapısını kapatıp diyaloğu baştan sesli okuyor. Raşit'in «Ustam bu gece paydos etsin» repliği uzun, ama nefes yetiyor; satır kalıyor. Avludaki kısalmış satır ağızda sertleşiyor. «Yıkımdan önce çıkarız» bir rica değil, bir hüküm gibi çıkıyor. Burcu bunu istiyor.

Finali okurken başka bir şey duyuyor. Taş kalkınca ustanın sesi duyuluyor: «Nüzhet Hanım!» Sonra kimse konuşmuyor. Mektupta Nüzhet'in sesi bir kez duyuluyor ve adın geleceği yerde susuyor. Taslakta yüksek sesle söylenen son ad, yaşayan bir kadının adı. Filmin son sözü ise öbür adın eşiğinde kesiliyor. Burcu bu sırayı kenara yazıyor ve dokunmuyor.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Diyalog turunu sona bırak. Sahne çıkacaksa replikleri boşuna cilalarsın. Burcu bu turu sahnelerin yeri belli olduktan sonra açtı.

Fiili kenara yaz, sıfatı değil. «Güzel replik», «sert replik» bir yargıdır. «Yokluyor», «dayatıyor», «savuşturuyor» bir iştir. Fiil bulamadığın repliğin karşısında kimse yoktur.

«Bilgi» yazdığın her satırı ikiye ayır. Seyircinin bu bilgiye gerçekten ihtiyacı var mı? Varsa onu karşıdakine bir şey yaparken verebilir misin? «Yıkımdan önce çıkarız» bir haber de veriyor, ama önce bir dayatma.

Korunan replikleri listele. Turdan önce dokunulmayacak sözleri bir kâğıda yaz. Tur onların çevresini temizler, kendilerini değil. Yorgun bir gece «Vermiyorum»u bile süslemeye kalkabilirsin.

Yasak kelimenin çevresini say. Söylenemeyen bir ad varsa her sahnede yerine geçen kelimeleri işaretle. Aynı sahnede ikiden fazla dolanma varsa seyirci artık adı değil, kuralı duyar.

Atlamayı söze çevirme. Sayımda atlanan bir ad, ardından gelen her açıklamadan daha çok şey söyler. Atlamanın arkasına bir «neyse» eklemek onu işarete çevirir.

Bir kuralı bir kez söylet. Dünya kuralı birinin ağzından duyulduktan sonra yalnız uygulanır. İkinci anlatım seyirciye filmin ona güvenmediğini söyler.

Kuralı en beklenmedik ağza ver. Hümeyra'nın cümlesi bir çocuğun ağzında hem bilgi hem miras. Aynı cümle bir yaşlının ağzında yalnız bilgi olurdu.

Telefon konuşmasını ayrıca tara. Görünmeyen dinleyici yazarın en rahat açıklama aracıdır. Hattın öbür ucundaki kişinin bilmediği bir şey söyleniyorsa satır kalabilir. Seyircinin bilmediği bir şey söyleniyorsa şüphelen.

İnanç cümlesini kartta tut. Kişinin kendi hakkındaki en doğru cümlesi çoğu zaman sayfaya hiç girmemelidir. O cümle bütün sahnelerin altında çalışır.

Taşıyıcı konuyu sonuna kadar yüzeyde bırak. Sofrada telefondan konuşan iki kadın birbirine bir şey söylüyor. Biri «benim için mi?» diye sorduğu an konu boşalır.

Her repliğin son kelimesine bak. Asıl kelime sonda mı, yoksa arkasından sarkan sözlerin altında mı kalıyor? Onları kesince sahne çoğu zaman kendiliğinden biter.

Sarkan sözü doğuran korkuyu tanı. «O gitti» satırını yazdıran şey seyircinin «Vardı»yı anlamayacağı korkusuydu. Korkuyu bilince o sözü silmek kolaylaşır.

Uzunluğu kişiye göre değil, işe göre ölç. Uzun replik suç değildir. Bir açıklamayı taşıyorsa kısalır, bir çabayı taşıyorsa kalabilir.

Sessizliği sayfaya bir eylemle yaz. «Sessizlik» kelimesi oyuncuya bir şey vermez. Nüzhet'in boşluğa bakıp yürümesi verir.

Ağız okumasını tek başına yap. Başkası okurken ses onun olur ve takılmalar onun ağzına yüklenir. Önce kendi sesinle oku, sonra bir masa okumasıyla sına.

Korunan repliğin önünü de tart. «Vardı»nın gücü önündeki sayımdan ve bekleyişten geliyor. Önündeki satırları kısaltırken kelimenin yükünü de götürmediğine bak.

Kesilen satırı kaybetme. Silinen her replik kesilenler dosyasına, gerekçesiyle girer. «O gitti, kızım» bir gün başka bir ağızda gerekebilir.

Oyuncuya bir boşluk bırak. Kısalan bir sahnede oyuncu bakışla, nefesle, bir hareketle doldurabileceği bir yer bulur. Her şeyi söyleyen sayfa oyuncuya yalnız okumak düşer.

Filmin son sesini dinle. Son söylenen ad, son söylenen kelime ve son susuş bir sıra oluşturur. O sırayı bilerek kur.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Diyalog turu replikleri güzelleştirmektir."
Doğrusu

Turun ilk işi ayıklamaktır. Güzel ama işsiz bir replik, sahnenin en tehlikeli satırıdır.

Yaygın yanlış"Seyirci bilgiyi kaçırmasın diye iki kez söylemek güvenlidir."
Doğrusu

İkinci anlatım seyirciye filmin ona güvenmediğini söyler. Hümeyra'nın cümlesi bir kez yetiyor.

Yaygın yanlış"Söylenemeyen bir kelime her sahnede bir karşılıkla doldurulmalıdır."
Doğrusu

Karşılıklar sıklaşınca kural duyulur, eksik kelime duyulmaz. Bazen atlamak dolanmaktan güçlüdür.

Yaygın yanlış"Telefon konuşması açıklama için doğal bir fırsattır."
Doğrusu

Hattın öbür ucunda kim varsa, ona bilmediği bir şey söylenmelidir. Seyirci için yapılan telefon konuşması sahneyi bir duyuruya çevirir.

Yaygın yanlış"Alt metin ancak sonunda söylenirse anlaşılır."
Doğrusu

Alt metin söylendiği an yüzeye çıkar ve taşıyıcı konuyu boşaltır. Emre'nin sofra için önerdiği iki satır tam bunu yapardı.

Yaygın yanlış"Kısa replik her zaman daha güçlüdür."
Doğrusu

Kısalık ancak önceki satırlar yük biriktirdiyse işe yarar. «Vardı» sayımın ve bekleyişin arkasında güçlü; tek başına bir şey söylemez.

Yaygın yanlış"Sessizlik diyalogun boş kalan yeridir."
Doğrusu

Sessizlik bir cevaptır. Nüzhet'in yokuşta cevap vermemesi bir replik kadar iş görüyor.

Yaygın yanlış"Korunan replik turdan muaf tutulur, çevresine de dokunulmaz."
Doğrusu

Korunan söz yerinde kalır. Ama arkasına eklenmiş sarkan bir söz onun etkisini dağıtabilir ve ayrıca tartılır.

Yaygın yanlış"Kişinin inancını bir kez söylemesi seyirciye yardım eder."
Doğrusu

Kendi inancını söyleyen kişi bir açıklama yapar. İnanç sahnelerin altında, davranışta görünür.

Yaygın yanlış"Bir replik ne kadar çok iş görürse o kadar iyidir."
Doğrusu

Yükü ağırlaşan replik oyuncunun ağzında çatırdar. Bir repliğin bir asıl işi olur; öbürleri ona eşlik eder.

Yaygın yanlış"Dolanma repliği yalnız ad yasağı olan filmlerin sorunudur."
Doğrusu

Hemen her filmde söylenemeyen bir şey vardır: bir suç, bir teşhis, bir aşk. Kişiler onun çevresinden konuşur ve aynı ölçü geçerlidir.

Yaygın yanlış"Sessiz okuma yeterlidir; oyuncu nasılsa düzeltir."
Doğrusu

Göz takılmayı göremez. Oyuncu takıldığı yerde ya repliği değiştirir ya da sahnenin ritmini kaybeder.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Diyalog turu, sahneler yerini bulduktan sonra açılır.
  • Replik yoklaması her satırın karşısındakine yaptığı işi tek bir fiille yazar.
  • Yalnız seyirciye bilgi veren replik kısalır ya da bir işe bağlanır.
  • Bir kural ya da bilgi bir kez söylenir, sonra yalnız uygulanır.
  • Dolanma repliği seyrek kaldıkça eksik kelimeyi duyurur.
  • Taşıyıcı konu sıradan bir sohbetin içinde asıl yükü geçirir.
  • Sarkan söz asıl kelimenin etkisini dağıtır; kesilince sahne kendiliğinden biter.
  • Sessizlik bir cevaptır ve sayfaya bir eylemle yazılır.
  • Ağız okuması gözün göremediği takılmaları kulağa duyurur.
  • Kural ya da bilgi bir kez söylendikten sonra yalnız davranışta görünür.
  • Korunan replikler yerinde kalır; tur onların çevresindeki fazlalığı tartar.
  • Burcu'nun denemesi: korunan replikler kaldı, çevrelerindeki açıklamalar ve sarkan sözler gitti.

Sonraki derse köprü

Tur bitince Burcu'nun önünde inceltilmiş bir diyalog kalıyor. Ama bir şey hâlâ belirsiz. Repliklerin üstündeki kişi adlarını kapatsa, sekideki tavlacıyı Selahattin'den ayırabilir mi? Mükerrem'in soru soruşu genç Nüzhet'inkinden farklı mı? Herkesin kendi kelimesiyle andığı bir yokluk, kişilerin seslerini ayırmaya yetiyor mu? Yoksa iki yaşlı aynı kısalıkta, aynı sorularla mı konuşuyor? Burcu bu kez konuşanların adları silinmiş bir sayfada kimin konuştuğunu kulağıyla bulmaya çalışacak. Kelime dağarcığı, nezaket, kaçınma biçimi sıradaki dersin konusu: karakter seslerini ayırmak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — bir masada üç sayfa; üç el sırayla satırların üstünde kayıyor, bir parmak bir satırda durup geri dönüyor.
  • Replik yoklaması — her repliğin sağında kurşun kalemle küçük bir fiil beliriyor; bir satırın yanında yalnız «bilgi» kelimesi kalıyor.
  • Dolanma repliği — bir cümlede bir boşluk; boşluğun çevresinde küçük «o» işaretleri çoğalıyor, sonra biri dışında hepsi siliniyor.
  • Taşıyıcı konu — bir sofrada bölünen ekmek; ekmeğin altından ince bir telefon sinyali çizgisi geçiyor.
  • Sarkan söz — bir kelimenin arkasında uzayan bir ip; makas ipi kesiyor, kelime tek başına asılı kalıyor.
  • Ağız okuması — bir sayfanın üstünde bir ses dalgası; dalga bir satırda pürüzleniyor ve o satır kırmızıyla işaretleniyor.

Ritim

Ders, bir tavla zarının tahtaya düşüşüyle açılıyor. Okuma sahnesinde üç ayrı sesin sırayla konuşması duyuluyor. Yoklama bölümünde kurşun kalemin kâğıtta kısa çizgileri var. Sarkan söz kesilirken tek bir makas sesi geliyor. Ağız okumasında bir kadının mutfakta alçak sesle okuyuşu. Köprüde birbirine benzeyen iki yaşlı sesin aynı kelimeyi söylemesi.