Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Replikler tek tek değil, art arda duyulur.
- Replik boyu dalgası sahnenin hızını gösterir.
- Hız, kısa repliklerin art arda gelmesinden doğar.
- Atışma hızlandırır ve çoğu zaman bir kaçıştır.
- Fren repliği hızı keser ve beklenti biriktirir.
- Uzun replik her zaman yavaş değildir.
- Kendini kesme, söylenemeyenin başladığı yeri gösterir.
- Üst üste konuşma tek bir yerde bir birleşme anı olur.
- Yankı repliği bir kelimeyi durdurup tartar.
- Türkçede yüklem sonda durur ve ağırlık son kelimeye düşer.
- Soru ekinin yeri vurgunun yerini belirler.
- Devrik replik vurguyu başka bir öğeye taşır.
- Sessizlik dalganın sıfır noktasıdır ve sayfada yazılır.
- Kısa ve uzun, karakterin kendi ölçüsüne göre okunur.
- Kesilen cümlenin son kelimesi eksik kalanın biçimini çizer.
- Tekdüze bir dalgayı düzeltmenin ilk yolu silmektir.
- Sahnenin son kelimesi seyircide kalan son kelimedir.
Açılış sahnesi
Selim dördüncü gecenin sayfasını yüksek sesle okuyor. Her repliğin sonunda parmağıyla masaya bir kez vuruyor. Tık. Tık. Tık. Tık.
Kadir çayı alıyor ve bir cümle kuruyor. Murat şekerden söz ediyor, o da bir cümle. Kadir babanın uykusunu anlatıyor, yine bir cümle. Hepsi on kelime civarında. Hepsi bir yüklemle, bir noktayla bitiyor.
Selim sekizinci vuruştan sonra duruyor. Kulağım dördüncüde uyudu, diyor. Ne söylediklerine bakmadım bile. Hepsi aynı boyda. Kurgu masasında aynı boyda sekiz plan art arda gelse onları da keserdim.
Emre itiraz ediyor. Bu gece iki kardeşin ilk uzun konuşması. Her cümleyi tek tek tarttım.
Tek tek tartmışsın, diyor Nermin Hanım. Yan yana koyduğunda ne çıkıyor, ona bakmamışsın.
Sayfayı alıyor ve üç repliğin üstünü çiziyor. Murat'ın cümlelerinden birini uzatıyor, yarısında kesiyor. Kadir'e iki kelimelik bir son bırakıyor. Selim aynı sayfayı yeniden okuyor. Bu kez parmağı bir yerde uzun süre havada kalıyor. Bir yerde iki kez hızlı vuruyor. Sonra hiç vurmuyor.
Şimdi dinledim, diyor Selim.
Replikleri tek tek değil, art arda okursan ritmi duyarsın; aynı boyda replikler, içleri ne kadar dolu olursa olsun, kulağı uyutur.
Bu derste ne olacak
Bu derste diyaloğun ritmini tek tek repliklerin boyuyla, sırasıyla ve bitişiyle ölçeceğiz. Kısa ve uzun repliğin ne zaman hızlandırdığını, ne zaman frenlediğini göreceğiz. Soru–cevap atışmasını, kesintinin türlerini, üst üste konuşmayı ve sessizliği bir dalganın parçaları olarak okuyacağız. Tekrarın bir sözü nasıl durdurduğunu konuşacağız. Sonra Türkçenin kendi kuralına geçeceğiz: yüklem sonda durur ve son kelime ağırlığı taşır. Nöbet'in kanonik repliklerini bu gözle sökeceğiz. Dördüncü geceyi Nermin Hanım'ın kalemiyle baştan yazacağız. Beş film ritmi farklı yerlerden kuruyor: bir kokteyl tarifinden, bir leopardan, bir Hamlet monoloğundan. Dersin sonunda kendi sahneni kulakla okuyup dalgasını çizebileceksin.
Sıfır noktası
Diyaloğu yazarken her repliği tek başına düşünürüz. Bu cümle doğru mu? Karakter böyle konuşur mu? Bir şey yapıyor mu? Bunlar doğru sorular. Ama seyirci replikleri tek tek duymaz. Onları bir akış olarak duyar, müzik gibi.
Müzikte bir notanın değeri öncekine ve sonrakine göre belirlenir. Uzun bir nota, kısa notaların arasında bir durak gibi gelir. Aynı uzun nota, uzun notaların arasında hiçbir şey söylemez. Diyalog da böyle çalışır. Tek kelimelik bir cevap, uzun bir sorunun ardından bir kapı gibi kapanır. Tek kelimelik cevaplar art arda gelirse kapı sesi duyulmaz olur.
Sahnenin ritmi genel olarak bilinir: nerede hızlandığı, nerede yavaşladığı, sessizliklerin nereye düştüğü. Bu ders o ritmin daha küçük ölçeğine iniyor. Replik ölçeğine. Bir repliğin kaç kelime olduğu, bir öncekinden kısa mı uzun mu olduğu, nerede kesildiği ve hangi kelimeyle bittiği.
Bunu sayfada görmek kolaydır. Bir senaryo sayfasını uzaktan tut. Diyalog blokları bir sütun gibi aşağı iner. Bazıları tek satır, bazıları dört satır. Sütunun kenarı düz bir çizgiyse sahne büyük olasılıkla tekdüze akıyor. Kenar bir girip bir çıkıyorsa sayfada bir nefes var.
Bir de dilimizin payı var. Türkçede yüklem çoğu zaman cümlenin sonuna gelir. İş, kişi, zaman ve olumsuzluk o son kelimede toplanır. "Gelmeyecekmişsin" tek kelimede bir haber, bir şaşkınlık ve bir suçlama taşır. Bu yüzden Türkçe bir replikte en ağır kelime çoğu zaman en son duyulur. Seyirci cümlenin ne olduğunu ancak sonunda öğrenir. Bu, Türkçe yazan senariste hazır bir gerilim aracı verir. Doğru kullanırsa her repliğin sonu küçük bir açıklama olur.
Dalgayı ölçerken kelime saymak yeter. Hece ya da saniye gerekmez. Ama sayıyı karakterin kendi alışkanlığına göre oku. Hep kısa konuşan bir karakterin altı kelimesi onun için uzun bir cümledir. Kadir'in dördüncü gecedeki iki kelimesi bu yüzden kısa değil, tam ölçüsünde.
Ritim bir süs değildir. Seyircinin neyi duyacağını, neyi kaçıracağını belirler. Tekdüze bir akışta en önemli cümle de kaybolur. İyi bir dalgada ise iki kelimelik bir replik bütün sahneyi taşır.
Mekanizma
Uzunluk dalgası
Emre'nin ilk taslağında dördüncü gecenin dalgası düz bir çizgiydi. Her replik on kelime civarındaydı. Nermin Hanım'ın kalemi dalgayı kırdı. Önce üç kısa replik geliyor, sonra Murat'ın uzun cümlesi, sonra Kadir'in iki kelimesi. Kâğıtta sütunun kenarı içeri, dışarı, sonra yine içeri giriyor. Selim'in parmağı bu kırılmaları duydu.
Kısa replik tek başına hızlı değildir. Hız, kısaların art arda gelmesinden doğar. Uzun replik de tek başına yavaş değildir. Yavaşlık, kısaların arasına düşmesinden doğar. Dalgayı ölçmek için replikleri değil, aralarındaki farkı oku.
Hızlanma: soru–cevap ve atışma
İlk gecelerde Murat birkaç dakikalığına kapıya geliyor. İçeri girmiyor. Kadir'le kapı eşiğinde konuşuyor.
"Uyudu mu?"
"Uyudu."
"İlaç?"
"Verildi."
"Doktor?"
"Sabah."
Altı replik, yedi kelime. Kimse bir şey anlatmıyor. Atışma iki kardeşi bir rapor alışverişinde tutuyor. Hız burada bir kaçış. İkisi de bu kapıda uzun durmak istemiyor.
Soru–cevap atışmanın en sık biçimidir. Sorunun kendisi de bir ritim aracıdır. Türkçede soru eki vurguyu kendinden önceki kelimeye verir. Yan odadan duyulan cümle "Bu gece de mi ben kalacağım?" diye kurulmuş. Ek "de"nin ardında duruyor. Vurgu "bu gece de" üstünde: yine mi? Aynı cümle "Bu gece de ben mi kalacağım?" olsaydı vurgu kişiye geçerdi: neden hep ben? Kelimeler aynı, şikâyet başka.
Yavaşlama
Dördüncü gecenin yeni taslağında Murat iki çay getiriyor. Kardeşinin çayına şekerini sormadan koyuyor, iki tane. Önce kısa laflar geçiyor. Sonra Murat bir şey anlatmaya başlıyor. Kantinin çayının eskisi gibi olmadığını söylüyor. Babanın çayı demlerken demliği ocakta nasıl unuttuğunu anlatıyor. Cümle uzuyor, virgüllerle ilerliyor. Seyirci bu uzunluğun içinde bir şeye yaklaşıldığını hissediyor. Fren repliği hızı keserken bir beklenti biriktirir.
Kesinti
Kesintinin bilinen türü dışarıdan gelendir. Başka bir karakter, bir alarm ya da bir anons konuşanın sözünü yarıda keser. Bu bir güç gösterir. Kesen, kesilenin önüne geçer. İkinci türü daha incedir.
Murat'ın uzun cümlesi şöyle bitiyor: "Babam hep derdi ki…" Durak. Kadir bekliyor. "Ne derdi?" Murat bardağı çeviriyor. "Boş ver." Kimse Murat'ı kesmedi. Kendi kendini kesti. Seyirci cümlenin geri kalanını hiç duymayacak. Ama cümlenin nerede durduğunu unutmayacak. Kendini kesme, fren repliğini bir uçurumun kenarında bırakır.
Üçüncü bir biçim, iki sesin üst üste binmesidir. Tahlil sabahı doktor kâğıttan okuyor; kardeşlerden biri yatağın yanında, öbürü eşikte. Doktor susar susmaz ikisi aynı anda soruyor. "Ne zaman—" "Ameliyat—" İkisi de duruyor. Üst üste konuşma bir an için iki kardeşi aynı soruda birleştiriyor. Sonra ikisi de ötekine sözü bırakıyor. Hiçbiri devam etmiyor.
Sessizlik
Dalganın en alçak noktası sıfırdır. Hiç kelime yok. Sessizlik de bir replik gibi sayfada bir yer kaplar ve dalgaya katılır. Kısa repliklerin ardından gelen bir susma, hızlı bir atışmayı bir anda durdurur. Uzun bir repliğin ardından gelen susma ise o repliği seyircinin kafasında bir süre daha çaldırır.
Dördüncü gecede Murat'ın "Boş ver"inden sonra Kadir hemen konuşmuyor. Bardağını iki eliyle tutuyor. Koridordan tekerleği gıcırdayan ilaç arabası geçiyor. Ancak araba uzaklaşınca Kadir son repliğini söylüyor. Susma süresi burada bir ölçü. Ne kadar uzarsa, ardından gelen kelime o kadar ağır düşer.
Tekrar
Kantinde öğle saati. Tepsiler, kaşıklar, yan masada bir çocuk kahkahası. Murat tek kelime söylüyor: "Amcamız." Kadir aynı kelimeyi geri veriyor: "Amcamız." Soru işareti yok. Yeni bir bilgi de yok. Ama ikinci söyleyiş kelimeyi masanın ortasına koyuyor. İki kardeş yıllardır evde geçmeyen bir adın başında birlikte duruyor.
Son kelimenin ağırlığı
"İlaçlar ikide. Sen bilmezsin." Emre'nin ilk yazdığı hâlde sıra tersti: "Sen bilmezsin ama ilaçlar ikide." O sırada cümle bir bilgiyle bitiyordu. Kırgınlık ortada eriyordu. Yeni sırada bilgi önce geliyor, kırgınlık en son. "Bilmezsin" yüklem olduğu için doğal olarak sonda. Kişi, olumsuzluk ve suçlama tek kelimede.
"Sabah imzalarım" da aynı yapıda. İki kelime. Sonuncusu bir söz veriyor, kişiyi ve zamanı da taşıyor. Seyirci bu sözü duyuyor. Saatler sonra imzayı Kadir atıyor. Son kelime ne kadar sağlam duyulduysa, tutulmaması o kadar ağır geliyor.
"Kardeşim burada. O halleder." İki kısa cümle. İkisinin de son kelimesi bir yeri gösteriyor. Biri Kadir'in nerede olduğunu, öteki ondan ne beklendiğini. Aralık kapının ardındaki Kadir, "halleder" kelimesini duyuyor ve görev kendisine geçiyor.
Murat "Boş ver" dedikten sonra dördüncü gecenin son repliği Kadir'e kalıyor. Emre önce "Ben hatırlıyorum" yazmıştı. Düz cümle, yüklem sonda. Nermin Hanım sırayı çeviriyor: "Hatırlıyorum ben." Şimdi vurgu "ben"e düşüyor. Ben, yani burada kalan. Murat cevap vermiyor. Çayını bitiriyor. Gecenin dalgası bu iki kelimede kapanıyor.
Filmlerden okuma
Her filmde dalgayı başka bir şey yükseltiyor. Nick ile Nora'da hız bir yakınlık. Susan'ın kesintileri bir güç ve tek kesilmeyen cümle bir fren. Tura'nın monoloğu tekrarla ve kesintiyle bir yaraya dönüşüyor. Maud'un gecesinde uzun ile kısa iki ayrı insanı temsil ediyor. Jean'in aynası ise uzun bir repliğin de koşabileceğini hatırlatıyor. Ortak olan tek şey, hiçbir filmde repliklerin aynı boyda akmaması. Her biri dalganın bir yerini bilerek yükseltiyor ya da alçaltıyor.
Emre dördüncü geceyi bu filmlerden sonra yeniden okuyor. Kapıdaki atışma Nick ile Nora'nın hızında ama sıcaklığı yok; iki kardeş hızı bir kalkan gibi tutuyor. Murat'ın uzun cümlesi David'in tek uzun cümlesine benziyor: ancak kısa konuşmaya alışmış bir kulağa ulaşabiliyor. "Amcamız" yankısı Lubitsch'in tekrarının gülmeyen bir kardeşi.
Nöbet bu yelpazenin sessiz ucunda. Kardeşler az konuşuyor, kısa konuşuyor. Bu yüzden Murat'ın dördüncü gecedeki uzun cümlesi bir olay oluyor. Maud gibi Kadir de kısa konuşanın gücünü kullanıyor. Ama onun kısa cümlesi bir soru değil, bir yer işareti: "Hatırlıyorum ben."
Usta katmanı
Dalgayı sayfadan önce kulakla duy. Sahneyi yüksek sesle oku ve her replik sonunda masaya vur. Vuruşlar aynı aralıkla geliyorsa sahne tekdüze. Kulak sayfadan önce yakalar.
Uzun repliği bir varış noktasına koş. Fren repliği seyirciyi bekletir. Bekleyen seyirci bir şey ister. Murat'ın uzun cümlesi "Babam hep derdi ki" kesintisine koşuyor. Varış noktası olmayan uzun replik yalnızca yorar.
Kendini kesmeyi tasarruflu kullan. Bir karakter her cümlesini yarıda bırakırsa bu bir konuşma tarzı olur, bir an olmaz. Kendini kesme sahnede bir kez geldiğinde uçurumun kenarını gösterir.
Kesintide son kelimeyi seç. Yarıda kalan cümlenin nerede kaldığı rastgele değildir. "Babam hep derdi ki" bir bağlaçla bitiyor. Seyirci bir alıntının geleceğini biliyor ve gelmediğini fark ediyor. Kesintinin son kelimesi, eksik kalanın biçimini çizer.
Türkçede sırayı vurgu için kullan. Yüklem sonda duruyorsa düz bir cümle de son kelimeye ağırlık verir. Devrik cümle bu ağırlığı başka bir öğeye taşır. İkisi arasındaki seçim bir oyunculuk talimatı gibidir. Parantez yazmadan vurguyu sayfaya koyar.
Soru ekinin yerini oynat. Türkçede "mi" vurguyu önündeki kelimeye verir. Aynı soruyu ekin yerini değiştirerek iki kez yaz. Hangisinin karakterin derdini taşıdığını sor. Çoğu zaman cevap sahnenin çatışmasını da söyler.
Yankıyı üçüncü kez yapma. Bir kelimenin ikinci söylenişi onu tartar. Üçüncüsü çoğu zaman şakaya döner. Lubitsch bunu bilerek kullanıyor. Dram yazıyorsan yankıyı iki seste bırak.
Atışmayı bir kaçış olarak oku. Hızlı karşılıklar çoğu zaman bir şeyden uzak durmanın yoludur. Kapıdaki "Uyudu mu? Uyudu." iki kardeşi içeri girmekten koruyor. Atışmayı yazarken neyin konuşulmadığını bil.
Ritmi karakterler arasında paylaştırma, bölüştür. İki karakter aynı boyda konuşursa ikisi aynı insan gibi duyulur. Biri uzun, öteki kısa konuşursa aralarındaki fark kulağa geçer. Maud ile Jean-Louis bu farkla iki ayrı dünya oluyor.
Sessizliği de say. Dalgayı çizerken sessizlikleri sıfır noktası olarak işaretle. Bir eylem satırıyla yazılmış susma, dalganın en derin çukurudur. Çukur yoksa tepeler de görünmez.
Hızlı sahnede bir uzun replik bırak. Bütünüyle hızlı bir sahne de sonunda tekdüze olur. Kulak hıza alışır ve hız artık hissedilmez. Atışmanın ortasına tek bir fren repliği koymak, hızı yeniden duyulur hâle getirir.
Fiilin anlamını en sona sakla. Türkçede olumsuzluk, şart ve zaman yüklemin eklerinde gelir. "Gelirim" ile "gelmem" ancak son hecede ayrılır. Bu gerilimi bilerek kullan: karakterin kararını seyircinin duyduğu son heceye bırak.
Yeniden yazarken önce silmeye bak. Tekdüze bir dalgayı düzeltmenin en kolay yolu eklemek değil, silmektir. Nermin Hanım dördüncü gecede üç replik sildi. Kalan replikler birbirinden farklı boylara kendiliğinden yerleşti.
Sahnenin son repliğini sahnenin son kelimesi gibi yaz. Bir sahnenin son repliği bir sonraki kesmeden önce duyulan son şeydir. Onun son kelimesi, sahnenin seyircide bıraktığı son kelimedir. "Hatırlıyorum ben" dördüncü geceyi "ben" ile kapatıyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Kısa replik her zaman hızlıdır."
Değildir. Tek bir kısa replik, uzun bir sessizlikten sonra gelirse bir duraktır. Hız, kısaların art arda gelmesinden doğar.
Yaygın yanlış"Uzun replik sahneyi yavaşlatır."
Her zaman değil. Jean'in aynadan yaptığı anlatım uzun ama koşuyor. Uzunluğun yanında hız ve iç ritim de sayılır.
Yaygın yanlış"Her cümlenin sonunda bir vurgu vardır, ayrıca düşünmeye gerek yok."
Vardır, ama hangi kelimenin orada durduğu senin seçimin. "Sen bilmezsin ama ilaçlar ikide" bir bilgiyle biter. Sıra değişince kırgınlıkla biter.
Yaygın yanlış"Devrik cümle yazım hatasıdır."
Senaryoda değildir. Diyalog konuşmanın dilidir ve Türkçe konuşma devrik cümleyi sever. Doğru yerde kullanıldığında vurguyu ve duyguyu taşır.
Yaygın yanlış"Kesinti yalnızca başka biri araya girince olur."
Karakter kendi cümlesini de keser. Bu tür kesinti çoğu zaman daha çok şey söyler, çünkü kimse onu zorlamadı.
Yaygın yanlış"Tekrar diyalogda gereksizdir."
Dolgu tekrarı gereksizdir. Yankı repliği ise bir kelimeyi durdurup tartar. "Amcamız" ikinci kez söylendiğinde ilk söyleyişten ağırdır.
Yaygın yanlış"Üst üste konuşma sayfayı karıştırır, kaçınmak gerekir."
Abartılırsa karıştırır. Tek bir yerde, iki karakterin aynı anda aynı şeye uzandığı anda kullanılırsa bir birleşme anı yaratır.
Yaygın yanlış"Hızlı diyalog her zaman canlıdır."
Uzun süre aynı hızda akan atışma da bir tür tekdüzeliktir. Canlılık hızın kendisinden değil, değişmesinden gelir.
Yaygın yanlış"Sessizlik yazılmaz, oyuncu bulur."
Oyuncu sessizliği bulabilir, ama nereye düşeceğini sayfa söyler. Yazılmamış bir susma çoğu zaman kurguda kesilip atılır.
Yaygın yanlış"Kesilen cümle yarım kaldığı için zayıftır."
Tersine. Seyirci eksik kalan kısmı kendisi tamamlar. "Babam hep derdi ki…" tamamlanmış hiçbir cümleden daha çok merak uyandırır.
Yaygın yanlış"Ritim yalnızca komedide önemlidir."
Komedide daha kolay duyulur, çünkü kahkaha zamanlamayı açık eder. Dramda ritim aynı işi sessizce yapar. Yanlış yerde biten bir replik bir acıyı da bir şakayı da öldürür.
Yaygın yanlış"Ritmi oyuncu ve kurgucu kurar."
Onlar inceltir. Repliklerin boyu, sırası ve son kelimeleri ise sayfada belirlenir. Yazılmamış bir dalgayı kurgu masasında sıfırdan kurmak çok zordur. Kurgucu replikleri kısaltabilir, ama olmayan bir uzun cümleyi ekleyemez.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Replikler tek tek değil, art arda duyulur.
- Replik boyu dalgası sahnenin hızını gösterir.
- Hız, kısa repliklerin art arda gelmesinden doğar.
- Atışma hızlandırır ve çoğu zaman bir kaçıştır.
- Fren repliği hızı keser ve beklenti biriktirir.
- Uzun replik her zaman yavaş değildir.
- Kendini kesme, söylenemeyenin başladığı yeri gösterir.
- Üst üste konuşma tek bir yerde bir birleşme anı olur.
- Yankı repliği bir kelimeyi durdurup tartar.
- Türkçede yüklem sonda durur ve ağırlık son kelimeye düşer.
- Soru ekinin yeri vurgunun yerini belirler.
- Devrik replik vurguyu başka bir öğeye taşır.
- Sessizlik dalganın sıfır noktasıdır ve sayfada yazılır.
- Kısa ve uzun, karakterin kendi ölçüsüne göre okunur.
- Kesilen cümlenin son kelimesi eksik kalanın biçimini çizer.
- Tekdüze bir dalgayı düzeltmenin ilk yolu silmektir.
- Sahnenin son kelimesi seyircide kalan son kelimedir.
Sonraki derse köprü
Bu derste hep konuşana baktık: repliğin boyuna, kesildiği yere, son kelimesine. Ama "Kardeşim burada. O halleder." cümlesinin en önemli kişisi onu söyleyen değil. Aralık kapının ardında duyan Kadir. Murat "Boş ver" dediğinde de sahne Kadir'in yüzüne geçiyor. Kadir o cümleyi gerçekten mi dinliyor, yoksa yalnızca duyuyor mu? O anda sahnenin ağırlığı onun yüzünde duruyor. Dinleyen bir karakter, bir şey söylemeden sahnenin amacını nasıl taşır? Sonraki ders dinlemeyi ve tepkiyi inceliyor: gerçekten dinleyen karakteri ve sözden çok konuşan tepkiyi.