Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Karakter adı satırı dosya boyunca harfi harfine aynı yazılır; ek almaz.
- Ad uzantısı sesin kaynağını söyler ve bir yapım talimatıdır.
- Parantez muhatabı ya da kısa bir eylemi bildirir, duyguyu söylemez.
- Araya aksiyon girince konuşmanın devamı işareti konuşanı korur.
- Bölünme ibaresi sayfa sonunda konuşmanın sürdüğünü bildirir.
- Kesilme çizgisi sözün kesildiğini, üç nokta sesin söndüğünü gösterir.
- Çift sütun aynı anda başlayan iki repliği yan yana yazar; daha çok ses aksiyon satırına kalır.
- Fısıltı da bağırma da bir kez kurulur, değiştiği yerde yeniden yazılır.
- Dil ibaresi hangi dilin konuşulduğunu ve çevrilip çevrilmeyeceğini söyler.
- Jest aksiyon satırına, işaret dili diyalog bloğuna yazılır.
- Biçim hatası en kolay masa okumasında görünür: okur yanlış sese geçer.
Açılış sahnesi
Atölyede okuma masası kurulmuş. Düzeltilmiş dosya üç kopya hâlinde basılı. Selim Kadir'i okuyor, Emre Murat'ı. Nermin Hanım babayı ve Figen'i üstlenmiş. Dördüncü akşamın sahnesine geldiler. İki sandalye dolu, iki bardak çay masada.
Emre Murat'ın uzun repliğine başlıyor. Kantin çayı, ocakta unutulan demlik. Sayfanın son satırına gelince duruyor ve kâğıdı çeviriyor. Yeni sayfanın tepesinde repliğin geri kalanı duruyor. Ama üstünde ad yok.
Selim sıranın kendisinde olduğunu sanıyor. Gözünü sayfadan kaldırmadan okuyor. Demliğin dibinin tuttuğunu, yine de içtiklerini Kadir'in sesiyle söylüyor. Masada kısa bir gülüş oluyor. Sonra gülüş kesiliyor.
Nermin Hanım kalemini bırakıyor. Murat'ın hatırası bir anda Kadir'in ağzına geçmiş. Sahnenin sonundaki «Hatırlıyorum ben» artık bir cevap değil, bir tekrar. Okur sahnenin bütün ağırlığını yanlış adamın omzuna koymuş.
Emre sayfayı kendi ekranında açıyor. Kelime işlemcisinden standart şablona geçerken replik ikiye bölünmüş. Bölünen yere hiçbir işaret konmamış. Selim kalemle kenara bir soru işareti çiziyor.
Diyalog biçimi okura her satırda kimin konuştuğunu, sesin nereden geldiğini ve sözün nerede kesildiğini söyler. Söyleyemediği yerde okur sahneyi yanlış kurar.
Bu derste ne olacak
Bu derste diyalog bloğunun biçimine bakacağız. Adın durduğu satır, adın yanına eklenen kısa işaretler, parantezin ölçüsü. Sonra konuşmanın bölündüğü yerlere geçeceğiz: araya giren aksiyon, sayfa sonu, aynı anda başlayan iki ses. Kesilen cümlenin ve sönen cümlenin işaretlerini ayıracağız. Fısıltıyı, bağırmayı, yabancı dili ve işaret dilini sayfaya nasıl yazacağımızı konuşacağız. Örneklerimiz Nöbet'in dördüncü akşamı, tahlil sabahı ve aralık kalan oda kapısı olacak. Her işarette aynı soruyu soracağız: bu işaret hangi okura yarıyor? Yanımızda bir senato kürsüsü, bir sahra hastanesi ve sağır gençlerin bir yatılı okulu duracak. Bir film setinde iki dil arasında çalışan bir çevirmen de masada olacak.
Sıfır noktası
Diyalog bloğu aksiyon satırından daha dar bir sütundur. Sayfanın ortasına yakın durur. Üstünde konuşanın adı, altında söylediği söz yer alır. Bu düzeni çoğu okur ilk bakışta tanır. Asıl soru, düzenin hangi okura ne söylediğidir.
Darlığın bir işi var. Uzun bir konuşma dar sütunda aşağı doğru uzar. Yazar bir repliğin ne kadar sürdüğünü sayfaya bakınca görür. Emre'nin kelime işlemcisinde satırlar sayfanın bir ucundan öbürüne akıyordu. Dördüncü akşamın repliği orada kısa görünüyordu. Şablonda aynı söz neredeyse yarım sayfa tuttu ve sayfa sonuna denk geldi.
Oyuncu sayfayı kendi adını arayarak tarar. Adının altındaki her satırı ezberleyecek. Ad yanlış yerdeyse başkasının repliğini ezberler. Okuma masasında Selim'in başına gelen budur. Oyuncu adının üstüne ve altına da bakar. Kime cevap veriyor, sözünü kim kesiyor?
Ses ekibi adın yanındaki küçük işarete bakar. Konuşan kadrajda mı, kapının ardında mı, hiç orada değil mi? Bu, kaydın sette mi yoksa stüdyoda mı yapılacağını belirler.
Yönetmen yardımcısı satırları sayar. Bir sahnede kaç kişi konuşuyor? Kim kaç replik alıyor? Hangi oyuncu o gün sette olmalı? Yapım dökümü bu sayımla başlar.
Yapımcının okuyucusu en hızlı okuyandır. Diyalog sütununu bir akış gibi izler. Bir işaret eksikse durmaz. Yanlış anlar ve okumayı sürdürür.
Kurgucu ise sözün nerede kesildiğine bakar. Bir cümle yarıda mı kalıyor, yoksa ötekinin sesi mi onu ezip geçiyor? Selim'in kesmeyi koyacağı yer çoğu zaman o işaretin altındadır.
Emre'nin dosyasında bu dört okurun her biri bir yerde takılıyor. Bir replik bölünmüş, adı kaybolmuş. Tahlil sabahında iki kardeşin aynı anda başladığı cümleler alt alta yazılmış. Okur onları sırayla duyuyor. Bir yerde parantez oyuncuya ne hissedeceğini söylüyor. Başka bir yerde kapının ardından gelen ses, odadaymış gibi yazılmış.
Hepsi küçük işaretler, her biri sahnenin anlamını değiştiriyor. Ders boyunca Emre bu işaretleri tek tek düzeltecek.
Mekanizma
Adın satırı
Selim önce adlara bakıyor. Şablona geçerken bazı adlar bozulmuş. Kadir'in adı bir yerde KADİR, başka bir yerde KADIR yazıyor. Figen'inki de iki biçimde.
Bozulmanın kaynağı yazılımın dil ayarı. Büyük harfe çevirirken Türkçe i'yi noktasız I'ya çeviriyor. Okur için küçük bir yazım hatası gibi görünür. Ama yapım dökümünde KADİR ile KADIR iki ayrı satır olur. Yazılım iki ayrı karakter sayar. Emre bütün adları birer birer düzeltiyor.
Adın satırında başka bir şey de durmaz. Ek almaz, iki nokta almaz, tırnak açmaz. KADİR'İN yazılmaz. Repliğin kime ait olduğunu ad söyler, kime söylendiğini başka bir yer.
Adın yanındaki işaret
Sonra aralık kalan oda kapısı. Murat koridorda telefonla konuşuyor. Kadir içeride, kitabıyla. Emre'nin dosyasında Murat'ın cümlesi sıradan bir replik gibi yazılmış. Okur Murat'ı odada sanıyor.
Murat odada görünmüyor ama aynı katta, kapının ardında. Ses dışı (off screen) bunun adı. Türkçe dosyalarda çoğunlukla (S.D.) diye kısaltılır. Emre Murat'ın adının yanına bu kısaltmayı ekliyor.
İÇ. DEVLET HASTANESİ, DAHİLİYE ODASI — GECE
Kapı aralık. Kadir sandalyede, kitabı dizinde.
MURAT (S.D.)
Kardeşim burada. O halleder.
Kadir sayfayı çevirir.
Dış ses (voice over) uzantısı (D.S.) diye kısaltılır. Selim dosyada onu arıyor ve bulamıyor. Nöbet'te dış ses yok. Emre'nin silinen anlatıcı taslaklarıyla birlikte o işaret de gitmiş. Yokluğu da bir karar.
Hastane anonsu ayrı bir soru çıkarıyor. Koridordaki hoparlörden bir doktor adı okunuyor. Konuşan bir karakter değil. Emre anonsu ayrı bir blokta yazıyor, adın yerine ANONS koyuyor, yanına da (S.D.) ekliyor. Ses binanın içinden geliyor, kaynağı yalnızca görünmüyor.
Parantezin ölçüsü
Parantez içi, ad ile söz arasına giren kısa yönergedir. Kendi satırında durur, küçük harfle başlar, nokta almaz. Emre'nin dosyasında ilk akşamın bir satırı şöyle duruyor:
KADİR
(alaycı)
Yol kısaymış.
Figen bu sözü düz anlıyor ve otoyolun boş olduğunu söylüyor. Sahnenin küçük gülüşü bu yanlış anlamadan doğuyor. Parantez repliğin tonunu önceden ilan edince oyuncu alayı açıkça oynar. Figen'in yanlış anlaması inandırıcılığını yitirir. Emre parantezi siliyor.
Başka bir parantez ise kalıyor. Figen gece tek refakatçi kalabileceğini söylüyor. Murat cevap veriyor.
MURAT
(Figen'e)
Ben sabah gelirim o zaman.
Murat bu cümleyi kardeşine değil, hemşireye söylüyor. Bir düzen sorusuna verilmiş bir cevap. Kadir ise onu bir seçim gibi duyuyor. Parantez burada duygu söylemiyor, muhatabı söylüyor. Sildiğinde sahnenin yanlış anlaması da gider.
Ölçü sade. Parantez kime söylendiğini ya da kısa bir eylemi bildirir. Tonu söylemez. Bir bloğun sonunda durmaz, çünkü ondan sonra gelen her şey aksiyon satırının işidir.
Bölünen konuşma
Şimdi açılıştaki sayfa. Murat'ın repliği iki yerden bölünüyor. Önce sayfa bitiyor. Sonra araya bir aksiyon satırı giriyor: Kadir çayını karıştırıyor.
Aksiyon satırından sonra konuşma aynı ağızdan sürüyorsa adın yanına konuşmanın devamı işareti konur. Emre bunun için (DEVAM) yazıyor. Sahne başlıklarındaki DEVAMI ibaresiyle karışmasın istiyor.
Sayfa sonu daha sinsi. Okur sayfayı çevirirken sesi de kaybedebilir.
Emre sayfanın dibine (DEVAMI VAR) yazıyor. Yeni sayfa adın yeniden yazılmasıyla açılıyor. Türkçede bu ibarenin tek bir yerleşik karşılığı yok. Önemli olan dosya boyunca aynı kelimeyi kullanmak.
MURAT
Bu çay çay değil. Babam demliği ocakta unuturdu.
(DEVAMI VAR)
Yeni sayfa:
MURAT (DEVAM)
Dibi tutardı. Biz yine içerdik.
Kadir çayını karıştırır.
MURAT (DEVAM)
Babam hep derdi ki…
KADİR
Ne derdi?
MURAT
Boş ver.
Selim artık yanlış repliği okuyamaz. Nermin Hanım yine de bir şey ekliyor. Sayfayı bir cümlenin ortasında bölme. Mümkünse cümle bitsin, sonra sayfa.
Kesilen cümle, sönen cümle
Bu sayfada bir işaret daha var: üç nokta. Murat'ın cümlesini kimse kesmiyor. Murat kendini kesiyor. Üç nokta sesin söndüğünü söyler.
Tahlil sabahı ise başka. Doktor susuyor. İki kardeş aynı anda konuşmaya başlıyor ve ikisi de cümlesini bitiremiyor.
Emre'nin dosyasında iki cümle de üç noktayla bitiyordu. Okur onları iki yorgun duraksama gibi okuyordu. Çizgiye geçince ikisi çarpışıyor.
Aynı anda iki ses
Çizgi tek başına yetmiyor. Alt alta yazılan iki blok okura sıra söylüyor. Önce Kadir, sonra Murat. Oysa ikisi aynı nefeste başlıyor.
Senaryo yazılımları bu sütunları kendisi kurar. Düz metinde sütun kurulamıyorsa iki adın yanına aynı not eklenir. Emre ikisini de yapıyor: çıktıda yan yana sütun, düz metinde şu not:
KADİR (AYNI ANDA)
Ne zaman—
MURAT (AYNI ANDA)
Ameliyat—
Çift sütun yalnız iki ses taşır. Üç kişi aynı anda konuşuyorsa aksiyon satırı bunu söyler, sayfa en önemli cümleyi seçer.
Fısıltı ve bağırma
İlk gecelerin kapı eşiği. Baba uyuyor, kardeşler kısa sorularla bilgi alıp veriyor. Uyudu mu, ilaç, doktor. Emre'nin taslağında her repliğin üstünde bir (fısıltıyla) parantezi vardı. Altı satıra altı parantez.
Selim bunun yerine tek bir aksiyon satırı öneriyor: «Kapı eşiğinde, alçak sesle.» Ses bir kez kurulunca sahne boyunca öyle okunur. Değişirse yeniden yazılır.
Bağırma da aynı ölçüyle gidiyor. Serum pompası ötünce Kadir hemşireyi çağırıyor. Taslakta ad büyük harfle, üç ünlemle yazılmış. Dosyada tek ünlem kalıyor. Pompanın sesi aksiyon satırında zaten var. Okur Kadir'in sesini o sesin üstünden duyuyor.
Başka bir dil
Emre geceler arasına yeni bir an ekliyor. Figen'in masasına Arapça konuşan bir kadın geliyor. Kocası koridorun öbür ucunda yatıyor. Figen birkaç kelimeyle, eliyle ve saatle anlaşıyor. Kadir kapının yanında dezenfektanı ellerine sıkıyor ve hiçbir şey anlamıyor.
Kadının sözleri sayfada Türkçe yazılır, çünkü oyuncu ne söyleyeceğini bilmeli. Yanında ise not durur: (Arapça; alt yazı yok). Seyirci Kadir'in yerinde kalıyor. Kaygıyı tanıyor, sözleri anlamıyor.
Murat'ın babasına bir kez söylediği yerel «He» ise dil ibaresi almaz. Ağız kelimenin kendisine yazılır.
İşaret dili de bir dildir. Sayfada diyalog bloğuna yazılır, dil ibaresiyle. Ama Murat'ın son gece Figen'e yaptığı «bir dakika» işareti bir jesttir. Aksiyon satırında kalır.
Filmlerden okuma
Smith'in kürsüsünde konuşma uzadıkça bölünüyor. Altman'ın kampında sesler o kadar çoğalıyor ki sayfa seçmek zorunda kalıyor. İki örnekte de sorun sesin miktarı. Bir ses çok uzun sürüyor, ötekinde çok ses aynı anda geliyor.
Godard'ın masasıyla Ukraynalı okulun koridoru ise dil sorusunun iki ucu. Birinde her söz çevrilip iki kez duyuluyor. Ötekinde hiçbir söz çevrilmiyor. Haines'in filmi bu iki ucun arasında bir yol buluyor ve bunun bedelini adın satırında ödüyor.
Emre'nin masasına en yakın düşen örnek de o. Okuma masasındaki hata bir sözün sahibini değiştirdi. Smith'in kürsüsü ise uzun bir sözün sayfadan sayfaya nasıl taşınacağını gösteriyor. Altman'ın kampı da çift sütunun neden seyrek kullanılması gerektiğini. Nöbet'in sayfası hepsinden sade. Bu sadelik bu işaretlerin doğru yerde durmasına bağlı.
Usta katmanı
Uzantıyı sahnenin içinde güncelle. Murat telefonu kapatıp odaya girdiği an (S.D.) düşer. Aynı sahnede aynı kişinin hem görünmeyen hem görünen replikleri olabilir. Her blokta adın satırı kaynağı yeniden söyler. Önceki bloğun işareti bir sonrakine taşınmaz.
Konuşmanın devamı işaretini karar olarak kullan. Bazı yazarlar araya aksiyon girdiğinde bu işareti hiç koymaz. Sayfa sadeleşir. Ama bir sahnede iki kişi varken aksiyon satırı birini öne çıkarıyorsa işaret okuru korur. Dosya boyunca tek bir tutum seç.
Sayfa sonuna söz bırakma. Bölünme ibaresi son çaredir. Sayfanın dibinde tek satırlık bir replik kalıyorsa onu yeni sayfaya taşı. Okur bir sözü iki sayfa arasında aramamalı.
Parantezi muhatap için sakla. Kalabalık bir sahnede kime söylendiğini belirtmek parantezin en temiz işidir. Ton parantezi ise oyuncuyla tartışmaya girer. Oyuncu o tartışmayı çoğu zaman kazanır.
Parantez içine iş sığdırma. «(bardağı masaya bırakıp pencereye yürür)» bir parantez değil, bir aksiyon satırıdır. Uzun eylem diyalog sütununa sığmaz. Sütunu bölüp aşağı kaydırır.
Kesilme çizgisini kesen tarafla eşle. Bir cümle çizgiyle bitiyorsa onu kesen ses hemen arkasından gelmeli. Arada bir aksiyon satırı varsa kesme kaybolur. Okur iki ayrı an okur.
Üç noktayı ekonomik kullan. Her duraksama üç nokta istemez. Bir sayfada çok fazla üç nokta, karakterlerin hepsini yorgun gösterir. Sönen cümle bir karakterin işareti olsun.
Aynı anda konuşmayı nadir tut. Çift sütun okur için yavaş okunur. Göz iki sütun arasında gidip gelir. Sahnenin dönüm anına bırakırsan okur o yavaşlamayı çarpışma olarak hisseder.
Dil ibaresini sahne başına taşı. Bir sahne baştan sona başka bir dildeyse ibareyi her repliğe yazma. Sahnenin başında bir kez söyle, dilin değiştiği yerde yeniden yaz.
Bağırmayı kelimeyle yap. Büyük harfle yazılmış bir replik okurun gözünde bağırır, oyuncuya ise bir şey söylemez. Kısa cümle, tek ünlem ve onu çevreleyen ses bağırmayı daha iyi taşır.
Çift sütunda önemli sözü sola koy. Okur yan yana iki sütunu yine de soldan sağa okur. Sağdaki söz bir an geç duyulur. Tahlil sabahında Kadir'in sorusu sola düşüyor, çünkü seyircinin aklında kalması gereken o. Ameliyat kelimesi onun gölgesinde yarım kalıyor.
Uzun repliği nefese göre böl. Bir replik uzadığında araya bir aksiyon satırı koymak cazip gelir. Ama bölme yeri oyuncunun nefes aldığı yerde olmalı. Murat'ın repliği iki nefes. İlki demlikte biter, ikincisi babanın sözünde. Kadir'in çayı karıştırması tam aralarına düşüyor.
Sessiz cevabı diyalog bloğuna yazma. Bir karakter cevap vermiyorsa adının altına boş parantez açma. Susuşu aksiyon satırına koy. Murat'ın dördüncü akşam cevap vermemesi aksiyon satırında duruyor.
Uzantıları kısaltmadan önce açıkla. Türkçede (S.D.) ve (D.S.) kısaltmaları herkesin bildiği şeyler değil. Dosyanın ilk geçişinde okur onları tanımayabilir. Yapımcının okuyucusu bir işareti çözmeye çalışırken sahneyi kaçırır.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Parantez oyuncuya yardım eder."
Ton yazan parantez oyuncunun seçimini elinden alır. Parantez repliğin kime söylendiğini ya da kısa bir eylemi belirtir. Duyguyu repliğin kendisi taşır.
Yaygın yanlış"Sayfa bölünmesini yazılım halleder, yazara düşmez."
Yazılım işareti koyar. Sözün nerede bölündüğünü yazar görmelidir. Kötü bir yerde bölünen replik okuma masasında yanlış sese geçebilir.
Yaygın yanlış"Üç nokta ile çizgi aynı işi görür."
Üç nokta sesin söndüğünü, çizgi sözün kesildiğini söyler. Biri bir duraksama, öteki bir çarpışma. Yanlış işaret sahnenin ilişkisini değiştirir.
Yaygın yanlış"Fısıltı her replikte belirtilmeli."
Ses bir kez kurulunca sahne boyunca öyle okunur. Her satırdaki parantez sayfayı doldurur ve asıl değişikliği gizler.
Yaygın yanlış"Yabancı dildeki replik o dilde yazılır."
Sayfa okuyacak kişinin dilinde yazılır. Dil ibaresi repliğin hangi dilde söyleneceğini ve çevrilip çevrilmeyeceğini söyler.
Yaygın yanlış"Bir jest de diyalog sayılır."
Söz yerine geçen bir el hareketi aksiyon satırına yazılır. İşaret dili ise bir dildir ve diyalog bloğuna girer.
Yaygın yanlış"Ad uzantısı ne kadar çoksa sayfa o kadar profesyonel görünür."
Her uzantı okura bir şey bildirmeli. Kaynağı açık olan sese işaret koymak okuru yorar ve gerçekten gerekli işaretleri gizler.
Yaygın yanlış"Yarım kalan her cümle karakterin duygusunu gösterir."
Yarım cümle ancak seyrek olduğunda bir şey söyler. Bütün karakterler cümlelerini bitiremiyorsa okur bunu yazarın alışkanlığı olarak okur.
Yaygın yanlış"Kapının ardından gelen ses dış sestir."
Kapının ardındaki ses aynı mekândadır, yalnız görünmez. Ses dışıdır. Dış ses ise sahnenin dünyasında bulunmayan bir sesi işaretler.
Yaygın yanlış"Fısıltı küçük harfle ya da parantez içinde yazılır."
Fısıltı repliğin yazılışını değiştirmez. Sesin alçaldığını bir aksiyon satırı ya da tek bir parantez söyler.
Yaygın yanlış"Büyük harfle yazılan replik daha güçlü okunur."
Büyük harf adın satırına aittir. Diyalog sütununda büyük harf okura yalnız gürültü söyler.
Yaygın yanlış"Konuşmanın devamı işareti her aksiyon satırından sonra zorunludur."
Bazı yazarlar onu hiç kullanmaz, bazıları her yerde kullanır. Kural tutarlılıktır. Sahnede iki kişi varsa ve araya giren satır okuru şaşırtabiliyorsa işaret konuşanı korur.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Karakter adı satırı dosya boyunca harfi harfine aynı yazılır; ek almaz.
- Ad uzantısı sesin kaynağını söyler ve bir yapım talimatıdır.
- Parantez muhatabı ya da kısa bir eylemi bildirir, duyguyu söylemez.
- Araya aksiyon girince konuşmanın devamı işareti konuşanı korur.
- Bölünme ibaresi sayfa sonunda konuşmanın sürdüğünü bildirir.
- Kesilme çizgisi sözün kesildiğini, üç nokta sesin söndüğünü gösterir.
- Çift sütun aynı anda başlayan iki repliği yan yana yazar; daha çok ses aksiyon satırına kalır.
- Fısıltı da bağırma da bir kez kurulur, değiştiği yerde yeniden yazılır.
- Dil ibaresi hangi dilin konuşulduğunu ve çevrilip çevrilmeyeceğini söyler.
- Jest aksiyon satırına, işaret dili diyalog bloğuna yazılır.
- Biçim hatası en kolay masa okumasında görünür: okur yanlış sese geçer.
Sonraki derse köprü
Son gece Figen formu uzatıyor. Murat'ın cebinde bir şey titriyor. Murat telefonu gösterip bir dakika işareti yapıyor. Konuşmanın bir ucu odada. Öbür ucu ise sayfada hiç yok. Hattın öbür ucundaki ses duyulacak mı? Emre o sesi diyalog bloğuna yazacak mı, yoksa seyirci yalnız Murat'ın yüzünü mü izleyecek? Çekmece sabahında Kadir defterdeki numarayı arıyor. Çalma sesi ahizeden dar ve uzak geliyor, kesme cevaptan önce düşüyor. Sonraki ders, Telefon ve uzaktan iletişim, iki ayrı mekâna dağılan bir konuşmanın sayfada nasıl kurulduğuna bakıyor.