Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Konuşma amacı geniş bir istektir; hedef davranış onun bu andaki görülebilir karşılığıdır.
- Söylenemeyen cümle konuşanın içindeki bir engeldir, bir sır değil.
- Söylenemeyen cümle çoğu zaman bir nesneye yerleşir.
- Saklı kart bilerek gizlenen ve oynanmayı bekleyen bilgidir.
- Taktik değişimi bir tıkanma işaretine bağlanır.
- Tıkanma işareti çoğu zaman bir eylem satırında görünür.
- Ödünç güç başkasının adını ya da varlığını kullanır ve sahibine bir yük bindirir.
- Konuşma bilançosu kimin kazandığını, kimin borçlandığını gösterir.
- Son sözü söyleyen her zaman gücü elinde tutmaz.
- Beraberlik de bir bilançodur.
- Dinleyenin de bir isteği ve bir taktiği vardır.
- Tıkanmadan sonra karakter bazen yöntemini değil, beklentisini değiştirir.
- Konuşma sonunda güç çoğu zaman bir nesnenin elinde durur.
Açılış sahnesi
Selim, Emre'nin ilk gece sahnesini yüksek sesle okuyor. Kadir'in repliklerini o söylüyor, Murat'ınkileri Emre. Okuma ilaç kâğıdının geçtiği yere geliyor.
Selim, elinde bir kâğıt varmış gibi elini uzatıyor: "İlaçlar ikide. Sen bilmezsin."
Sonra duruyor. Bir oyuncu bunu bana mutlaka sorardı, diyor. Bu cümleyi söylerken Murat'tan ne istiyorum?
Onu iğnelemek istiyorsun, diyor Emre.
Tamam, iğneledim. Sonra? Murat ne yaparsa ben kazanmış olurum?
Emre sayfaya bakıyor. Sahnenin devamında Murat kâğıdı alıyor, okumadan ikiye katlıyor, ceketinin iç cebine koyuyor. Bunu kendisi yazmış. Ama neden böyle yazdığını şimdi bilmiyor.
Nermin Hanım masanın öbür ucundan soruyor. Kadir, abisinin kâğıdı okumasını mı istiyordu? Yoksa geri itmesini mi? Belki de "Biliyorum" demesini?
Emre üçüne birden evet diyecek oluyor, sonra vazgeçiyor. Bu üç istek aynı sahneyi yazdırmaz. Murat okursa Kadir artık yalnız olmadığını anlar. Geri iterse kavga başlar. "Biliyorum" derse Kadir'in elinde tutunacak hiçbir şey kalmaz.
Selim kâğıdı masaya bırakıyor. O zaman bir soru daha var, diyor. Kâğıt o cebe girdiği anda bu odada kim üstte kaldı?
Emre kalemi alıp sayfanın kenarına tek kelime yazıyor: bilmiyorum.
Bir repliği yazmadan önce, konuşanın dinleyenden konuşma bitmeden ne yapmasını beklediğini bil; beklenen olmazsa sonraki replik değişir.
Bu derste ne olacak
Bu derste bir konuşmayı içeriden, konuşanın isteğinden okuyacağız. Karakterin ne istediğini ve dinleyenden somut olarak ne beklediğini birbirinden ayıracağız. Söyleyemediği cümleyi, bilerek sakladığı bilgiden ayıracağız. Taktiğinin tutmadığını nereden anladığını ve o anda neyi değiştirdiğini izleyeceğiz. Konuşma bittiğinde gücün kimde kaldığını hesaplayacağız. Nöbet'in dört konuşmasını bu sorularla dökeceğiz: ilaç kâğıdı, aralık kapının ardındaki telefon, kantindeki tek kelime ve son gecenin formu. Beş film bize bir pazarlığın, bir sorgunun, bir kahvaltının ve kapanan bir kapının içini gösterecek. Dersin sonunda kendi sahnendeki bir konuşmayı iki taraf için dökebilecek ve gücün kimde kaldığını gerekçesiyle yazabileceksin.
Sıfır noktası
Konuşma amacı, karakterin ağzını açarak ulaşmaya çalıştığı sonuçtur. Söylediği şey değil, söyleyerek ulaşmak istediği şey. Amaca giden yöntem ise taktiktir. Amaç sahne boyunca çoğu zaman sabit kalır, taktik değişir. Bir yöntem tutmayınca başka bir yönteme geçmek, sahnenin asıl olayıdır.
Bu fikirler bir sahneyi kurarken işe yarar. Ama yazar tek bir repliğin başına oturduğunda çoğu zaman yetmez. Çünkü "babasının yanında kalmak" gibi bir amaç, bir sonraki cümleye ne yazılacağını söylemez. Amaç büyüktür ve uzaktır. Replik küçüktür ve şimdidedir. Aradaki boşluğu bir şeyle doldurmak gerekir.
O boşluk birkaç soruyla dolar. Karakter bu konuşmada ne istiyor? Bunun için karşısındakinin şimdi, burada ne yapmasını bekliyor? Neyi söylemek istiyor ama söyleyemiyor? Neyi bilerek saklıyor? Hangi yöntemle deniyor? Yöntem tutmayınca neyi değiştiriyor? Konuşma bittiğinde kim kazanmış, kim borçlanmış?
Bu sorular bir sahnenin bütününü değil, tek bir konuşmayı ölçer. İki kişi bir masada birkaç dakika konuşuyor. Sorular her biri için ayrı ayrı sorulur. Çünkü dinleyen de boş durmuyor. O da bir şey istiyor, onun da bir yöntemi var.
Soruların sırası da bir şey söyler. İlk ikisi konuşmaya bir yön verir. Ortadakiler konuşmanın altını gösterir, yani sözün dışında kalanı. Sondakiler zamanı ölçer. Konuşma ilerledikçe ne değişti, sonunda kim nerede durdu?
Yeni yazarların diyalogları çoğu zaman ilk soruda takılır. Karakter ne istediğini bilir ve onu açıkça söyler. "Kal" der, "Gitme" der, "Bana yardım et" der. Böyle bir replik anlaşılırdır ama sahneyi bitirir. İstek söylendiği anda karşı taraf ya evet ya hayır der. Gerilim orada söner.
Usta bir diyalogda istek ile söz arasında bir mesafe vardır. Karakter istediğini başka bir şey söyleyerek dener. Seyirci bu mesafeyi izler ve onu kendisi doldurur. Bu derste o mesafeyi ölçecek araçlar kuracağız.
Mekanizma
İstekten beklenen davranışa
Konuşma amacı geniş bir istektir. Hedef davranış onun bu andaki küçük, görülebilir karşılığıdır. Seyirci amacı çoğu zaman tahmin eder. Hedef davranışın gerçekleşip gerçekleşmediğini ise gözüyle görür.
İlk gece Kadir'in amacı belli: babasının yanında bilen kişi olarak kalmak. "İlaçlar ikide. Sen bilmezsin." cümlesinin hedef davranışı ise daha küçük. Kadir, Murat'ın kâğıdı okumasını istiyor. Okursa abisi bir görevi kabul etmiş olur. Murat okumuyor. Kâğıdı ikiye katlayıp cebine koyuyor. Hedef davranış gerçekleşmedi. Seyirci bunu tek bir hareketten, katlanan bir kâğıttan anlıyor.
Kadir bunun üzerine bir şey eklemiyor. Taktiğini değiştiriyor: sözle görev vermeyi bırakıp elleriyle göstermeye geçiyor. Serumun hızına bakıyor, babasının yastığını düzeltiyor. Bunları Murat'ın gözü önünde yapıyor. Konuşmanın sonunda Kadir yatağın başında, Murat kapıda. Emre'nin cevaplayamadığı soru böyle kapanıyor: oda Kadir'de kalıyor, kapı Murat'ta.
Söylenemeyen ile saklanan
Son gece Figen formu odaya getirdiğinde Murat telefonla konuşuyor. Cevabı iki kelime: "Sabah imzalarım." Bu iki kelimenin altında söylenemeyen bir cümle duruyor: gidiyorum. Murat bunu kimseye söyleyemiyor. Ne Figen'e, ne kardeşine, ne yatakta yatan babasına. Ceketini sandalyede bırakıyor, asansöre biniyor. Söyleyemediği cümleyi geride kalan ceket söylüyor.
Söylenemeyen cümle bir sır değildir. Murat'ın gidişi kimseden gizlenmiyor. Murat yalnızca onu ağzına alamıyor. Kardeşlerin küslüğü de böyle duruyor. Nedeni filmde hiç söylenmiyor. İki kardeş de onu biliyor, ikisi de konuşurken onun çevresinden dolaşıyor. Seyirci nedeni öğrenmiyor. Ama iki kardeşin hangi cümlede birden sustuğunu görüyor ve oradan bir şeyin orada durduğunu anlıyor.
Bir gece Murat koridorda, aralık kalmış kapının hemen ardında telefonda. "Kardeşim burada. O halleder." Kadir duyuyor. Murat odaya döndüğünde Kadir kitabının sayfasını çeviriyor. Duyduğunu belli etmiyor. O andan sonra elinde bir kart var. Abisinin onun hakkında ne söylediğini biliyor. Murat ise onun bildiğini bilmiyor. Kadir bu kartı o gece oynamıyor. Ama sonraki gecelerde her cevapsızlığının altında o cümle duruyor.
Taktik ve tıkanma
Son geceye dönelim. Figen formu uzattığında Murat önce telefonu gösteriyor. Eliyle "bir dakika" işareti yapıyor. Taktiği bekletmek: Figen formu bırakıp gitsin. Figen formu indirmiyor. Kalemi de indirmiyor. Bu bir tıkanma işareti. Murat ancak bundan sonra konuşuyor: "Sabah imzalarım." Taktik bekletmekten söz vermeye geçiyor. Söz Figen'i yatıştırıyor ama formu ondan almıyor. Form Figen'de kalıyor.
Tıkanma işareti olmadan yazılan taktik değişimi keyfî görünür. Karakter yöntemini neden değiştirdi? Seyirci cevabı karşıdakinin yüzünde, elinde ya da susuşunda görmelidir. İşaret çoğu zaman küçüktür. Bir el inmez, bir kâğıt okunmaz, bir sayfa çevrilir.
Güç kimde
"Kardeşim burada. O halleder." Murat bu cümleyle iki kişiden iki ayrı şey istiyor. Telefondakinden konuşmanın kapanmasını istiyor. Gelmeyeceğini sorgusuz kabul etsin. Kapının ardındaki kardeşinden ise hiçbir şey istemiyor gibi. Oysa onun varlığını bir güvence diye ödünç alıyor. Kendi yerine Kadir'i ortaya sürüyor. Telefonda bu taktik tutuyor. Koridorda ise bedeli Kadir'in omzuna yükleniyor.
Telefon konuşmasının bilançosu iki hanelidir. Telefonda Murat kazanıyor, konuşma istediği gibi kapanıyor. Odada ise güç Kadir'e geçiyor. Kadir tek kelime etmedi, ama saklı kart artık onun elinde. Son sözü söyleyen Murat. Ama o sözü kimin duyduğunu bilmeyen de o.
Kantindeki konuşmanın bilançosu ise başka. Kantin kalabalık, uğultu masaların üstünde asılı. Murat kaşığını bırakmadan, yemeğine bakarak adı ortaya koyuyor: "Amcamız." İsteği belli: kardeşinin de bilip bilmediğini öğrenmek. Hedef davranış çok küçük: Kadir başını kaldırsın. Kadir kaşığını tabağa bırakıyor, başını kaldırıyor. İki kardeş ilk kez masada göz göze geliyor. Yan masadan bir çocuk kahkahası yükseliyor. Bu konuşmada kimse kazanmıyor. Bilanço beraberlik. Nöbet'te gücün iki kardeş arasında ilk kez eşit bölündüğü yer burası.
Bir konuşmanın tam dökümü
Son gecenin konuşmasını Murat için baştan sona dökelim.
- İstek: sabah olmadan hastaneden çıkmak.
- Hedef davranış: Figen'in formu geri götürmesi.
- Söylenemeyen cümle: gidiyorum.
- Saklı kart: yok; Murat'ın gizlediği bir bilgi değil, söyleyemediği bir karar var.
- Taktik: önce bekletmek, sonra söz vermek.
- Tıkanma işareti: Figen'in inmeyen eli.
- Bilanço: Murat çıkıyor ama form kalıyor; imza sabah Kadir'e düşüyor.
Aynı konuşmayı Figen için de dökmek gerekir. Onun isteği basit: form bu gece imzalansın. Taktiği beklemek. Murat'ın sözü onu ikna ediyor gibi görünüyor, ama formu masasına geri götürmüyor, elinde tutuyor. Figen'in dökümü bize Murat'ın neyi kazanamadığını gösteriyor.
Kâğıt üstünde Murat kazanmış gibi. Ama formu kim imzalarsa babanın yanında kalan odur. O kişi Kadir oluyor.
Filmlerden okuma
Wyler'da güç bir sürgüde, Polanski'de bir itirafta, Lumet'te hiç kurulmayan bir cümlede duruyor. Mendes'te yanlış okunmuş bir kahvaltının içinde, Kubrick'te bir rütbede. Hiçbir film gücü bir nutukla el değiştirtmiyor. Güç küçük, somut bir şeyin yer değiştirmesiyle akıyor.
Bu konuşmaların hepsinde en az bir kişi karşısındakinin ne istediğini yanlış okuyor. Morris affedildiğini sanıyor. Gerardo intikam bekliyor. Frank barış görüyor. Broulard bir terfi pazarlığı yürütüyor. Yanlış okunan hedef davranış, diyaloğun en verimli kaynaklarından biri. Seyirci iki isteği birden bildiğinde, her replik iki kez okunuyor.
Nöbet'te durum tersine işliyor. Kadir abisinin ne istediğini çoğu zaman doğru okuyor. Ama okuduğunu söylemiyor. Güç onun elinde hep bir sessizlik biçiminde duruyor. Murat ise kardeşinin ne bildiğini filmin sonuna kadar yanlış hesaplıyor.
Bu filmleri dökümle izlemek kolay bir alıştırma. Bir konuşma başladığında kendine iki şey sor. Bu kişi karşısındakinin şimdi ne yapmasını istiyor? Karşısındaki bunu yapıyor mu? İkinci sorunun cevabı hayırsa, bir sonraki replikte taktiğin nasıl değiştiğine bak. Konuşma bittiğinde gücün nerede durduğunu bir nesneyle adlandırmaya çalış: bir kapı, bir form, bir rütbe. Adlandıramıyorsan konuşma belki henüz bitmemiştir.
Usta katmanı
Hedef davranışı sahnenin içine koy. "Babamı bir daha bırakma" bir amaç. Sahnede gerçekleşip gerçekleşmediği görülmez. "Kâğıdı oku" ise görülür. Hedef davranış, seyircinin aynı sahnede sonucunu görebileceği bir şey olmalı.
Dinleyenin de dökümünü yap. Bir konuşmayı yalnızca konuşan için dökersen öbür karakter bir duvara döner. Figen'in de bir isteği var: formun bu gece imzalanması. Onun eli inmediği için Murat'ın taktiği değişiyor.
Söylenemeyen cümleyi kenara yaz. Sayfanın kenarına karakterin söyleyemediği cümleyi bir kez yaz. Sonra o cümleyi hiçbir replikte geçirme. Bütün replikler onun çevresinde dönsün. Oyuncu da yönetmen de o kenar notunu okuyunca sahnenin merkezini bulur.
Söylenemeyeni bir nesneye devret. Söylenemeyen cümle bir yere çıkmak ister. Sözle çıkamıyorsa bir nesneye yerleşir. Murat'ın "gidiyorum"u sandalyedeki cekette. Nesneyi seçmek, cümleyi yazmaktan daha zor ve daha verimli bir iştir.
Saklı kartın oynanacağı yeri belirle. Saklı kart sonsuza kadar saklı kalırsa bir ayrıntıya dönüşür. Oynanırsa bir dönüm noktası olur. Kadir'in duyduğu cümle bir gün bir cevaba, bir bakışa ya da bir kararın gerekçesine dönüşmeli.
Kartı seyirciye göster, karşıdakine gösterme. Seyirci kartı bildiğinde her replik iki katmanlı okunur. Murat konuşurken seyirci Kadir'in duyduğunu biliyor. Murat'ın her rahat cümlesi bu yüzden kırılgan geliyor.
Tıkanmayı bedene ver. Tıkanma işareti çoğu zaman söz değildir. İnmeyen bir el, okunmayan bir kâğıt, çevrilen bir sayfa. Bu işaretler eylem satırında yazılır, repliğin içinde aranmaz.
Okunmayan tıkanmayı da yaz. Bazen işaret gelir ama karakter onu görmez. Broulard, Dax'ın öfkesini bir pazarlık sanıyor. Karakterin kaçırdığı işaret, onun kim olduğunu söyler.
Ödünç gücün faturasını yaz. Murat kardeşinin varlığını bir güvence diye kullanıyor. Bu borç bir yerde ödenmeli. Son gece imzayı Kadir atıyor. Ödünç alınan güç sahibine bir yükle geri döner.
Bilançoyu iki zamanda tut. Konuşmanın bittiği an bir hesap verir. Birkaç sahne sonrası başka bir hesap verir. "Sabah imzalarım" o gece Murat'a kazandırıyor. Sabah ise babanın yanındaki yeri Kadir'e bırakıyor.
Hedef davranışı merdivenle indir. Tıkanma işaretinden sonra karakter her zaman yöntemini değiştirmez. Bazen beklentisini küçültür. Kadir önce Murat'ın kâğıdı okumasını istiyor. Okunmayınca yalnızca izlemesini istiyor. Beklentinin küçülmesi, sahnede bir yenilginin sessizce kabul edildiğini gösterir.
Gücü bir nesneye bağla. Konuşmanın sonunda güç bir nesnenin elinde durursa seyirci onu kolayca izler. Form Figen'in elinde, kâğıt Murat'ın cebinde, sürgü Catherine'in kapısında. Nesne el değiştirdiğinde güç de el değiştirir.
Beraberliği küçümseme. Her konuşmanın bir galibi olmak zorunda değil. Kantindeki konuşma kimseyi üste çıkarmıyor. Ama iki kişinin ilk kez aynı yerde durduğu an, bir zaferden daha çok şey söyleyebilir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Karakterin amacını bilmek, repliği yazmaya yeter."
Yetmez. Amaç büyük ve uzaktır. Replik ise bu anda dinleyenden bir davranış bekler. O küçük beklenti bilinmeden replik bir yöne gitmez.
Yaygın yanlış"Karakter ne istiyorsa onu söylemeli, yoksa seyirci anlamaz."
İstek söylendiği anda sahne çoğu zaman biter. Seyirci isteği taktikten ve hedef davranıştan okur. Söylenmeyen istek, seyirciyi konuşmanın içine çeker.
Yaygın yanlış"Söylenemeyen cümle bir sırdır."
Değildir. Sır bilerek saklanır ve başkası onu bilmez. Söylenemeyen cümleyi herkes bilebilir. Engel bilgide değil, konuşanın içindedir.
Yaygın yanlış"Taktik değiştirmek, karakterin kararsız olduğunu gösterir."
Göstermez. İstek aynı kalırken yöntem değişir. Taktik değiştirmek ısrarın en açık işaretidir.
Yaygın yanlış"Taktik değişimi istenen her yerde yapılabilir."
Yapılamaz. Değişim bir tıkanma işaretine bağlanmazsa yazarın kararı gibi okunur. Karşıdaki bir şey yapmalı ki konuşan yön değiştirsin.
Yaygın yanlış"Konuşmanın sonunda güç, son sözü söyleyendedir."
Her zaman değil. Murat telefonda son sözü söylüyor. Güç ise hiçbir şey söylemeyen Kadir'e geçiyor.
Yaygın yanlış"Güç sert, yüksek sesli konuşmayla kazanılır."
Çoğu zaman tersine. Bir sürgü, bir form, bir kâğıt ya da bir sessizlik gücü daha kesin taşır. Sesini yükselten karakter çoğu zaman bir tıkanma işaretine tepki veriyordur.
Yaygın yanlış"Her konuşmanın bir kazananı olmalı."
Olmayabilir. Beraberlik de bir bilançodur. İki karakterin ilk kez eşit durduğu an, ilişkinin dönüm noktası olabilir.
Yaygın yanlış"Saklı kart sonunda büyük bir açıklamayla oynanır."
Oynanmak zorunda değil. Oynandığında da bir itiraf olması gerekmez. Bir bakış, bir cevapsızlık ya da bir imza da kartı masaya koyar.
Yaygın yanlış"Ödünç güç yalnızca bir otorite adına konuşmaktır."
Değildir. Karakter bir kurumun adını kullanabildiği gibi bir yakınının varlığını da kullanabilir. "Kardeşim burada" da bir ödünç güçtür.
Yaygın yanlış"Dinleyen karakter yalnızca tepki verir."
Vermez yalnızca. Dinleyenin de bir isteği ve bir taktiği vardır. Susması, beklemesi, elini indirmemesi birer hamledir.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Konuşma amacı geniş bir istektir; hedef davranış onun bu andaki görülebilir karşılığıdır.
- Söylenemeyen cümle konuşanın içindeki bir engeldir, bir sır değil.
- Söylenemeyen cümle çoğu zaman bir nesneye yerleşir.
- Saklı kart bilerek gizlenen ve oynanmayı bekleyen bilgidir.
- Taktik değişimi bir tıkanma işaretine bağlanır.
- Tıkanma işareti çoğu zaman bir eylem satırında görünür.
- Ödünç güç başkasının adını ya da varlığını kullanır ve sahibine bir yük bindirir.
- Konuşma bilançosu kimin kazandığını, kimin borçlandığını gösterir.
- Son sözü söyleyen her zaman gücü elinde tutmaz.
- Beraberlik de bir bilançodur.
- Dinleyenin de bir isteği ve bir taktiği vardır.
- Tıkanmadan sonra karakter bazen yöntemini değil, beklentisini değiştirir.
- Konuşma sonunda güç çoğu zaman bir nesnenin elinde durur.
Sonraki derse köprü
Murat son gece üç kişiyle konuşuyor. Telefondakine akıcı ve rahat. Figen'e kısa ve kibar. Kardeşine ise neredeyse hiçbir şey söylemiyor. İsteği aynı kalıyor, hedef davranışı kişiden kişiye değişiyor. Ama değişen yalnızca o değil. Sesi de değişiyor. Bir adam neden hiç tanımadığı biriyle rahatça konuşur da kardeşinin yanında kelime bulamaz? Kardeşinin yanında hangi kelimeleri kaybediyor? Sonraki ders karakter sesini inceliyor: sesin hangi parçası sabit kalır, hangisi kiminle konuştuğuna göre kayar.