Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Seyirci konuşma sürerken çoğu zaman dinleyene bakar.
- Duymak kulağın işidir, dinlemek bir seçimdir.
- Sahte dinleme cevap verir ama iz bırakmaz.
- Dinleme kanıtı duyulan sözü sonradan bir davranışla ele verir.
- Soruların altında bir alt soru vardır.
- Kaçışın yönü bir cevap taşır.
- Seçici duyma bir kelime seçimidir ve korkuyla yapılır.
- Düzeltilmeyen yanlış anlama ilişkinin gerçeğine dönüşür.
- Konuşma içi karar bir hareketle görünür olur.
- Dinleyenin de sahnede bir hedefi vardır.
- Susan karakter sessiz hamleyle sahneyi yönetebilir.
- "Dinler" yazmak yetmez; dinlemenin bedeli yazılır.
- Görünmeyen karşı taraf yazar için yine de yazılır.
- Her karakterin kendi dinleme biçimi vardır ve sapması bir olaydır.
- Tepki ertelenebilir, ama sözün çarptığı ilk iz hemen bırakılır.
- Seyirci konuşmayı ya konuşanın ya dinleyenin kulağıyla duyar.
Açılış sahnesi
Selim kalemini sayfanın kenarında gezdiriyor. Emre'nin yeni taslağında telefon sahnesi bir buçuk sayfa sürüyor. Murat koridorda, aralık kapının dibinde konuşuyor. Bütün replikler onun. Sayfanın en altında tek bir eylem satırı var: Kadir duyar.
Bunu nasıl keseceğim, diye soruyor Selim. Bir buçuk sayfa boyunca Murat konuşuyor. Ben Kadir'e geçmek istiyorum ama elimde ne var? Tek bir fiil. Duyan bir adamın yüzünü ne kadar tutabilirim?
Emre omuz silkiyor. Oyuncu bir şey bulur, diyor.
Nermin Hanım sayfayı kendine çekiyor. Kadir o sırada ne yapıyor, diye soruyor. Elinde ne var?
Kitap. Geceleri kitap okuyor.
Peki o cümleyi duyduktan sonra kitaba ne oluyor?
Emre'nin aklına hiçbir şey gelmiyor. Nermin Hanım eylem satırının üstünü çiziyor. Yanına küçük harflerle iki satır yazıyor. Murat odaya dönünce Kadir sayfayı çevirir. Murat gidince aynı sayfayı geri çevirir.
Selim iki satırı okuyor ve kalemi bırakıyor. Şimdi keseceğim yeri biliyorum, diyor. Sayfa geri döndüğünde seyirci onun hiç okumadığını anlıyor. Bütün o konuşma boyunca kulağı koridordaymış.
Emre kendi satırına bakıyor. Bir fiil yazmış, bir sahne yazmamış.
Dinleyen bir karakter için "duyar" yazmak yetmez; duyduğu sözün onda neyi değiştirdiğini gösteren bir eylem yazmak gerekir.
Bu derste ne olacak
Bu derste diyaloğa konuşanın karşısından bakacağız. Bir karakterin gerçekten dinlediğini sayfada nasıl gösterdiğimizi soracağız. Soruyu cevaplamamanın, seçici duymanın ve yanlış anlamanın diyalogda ne kurduğunu göreceğiz. Bir kararın konuşmanın ortasında nasıl döndüğünü izleyeceğiz. Dinleyenin sahnede kendi amacı olduğunu konuşacağız. Susan karakterin de hamle yaptığını ve sahneyi bazen konuşandan daha çok yönettiğini göreceğiz. Nöbet'te kapı ardındaki Kadir'i, kaloriferden söz eden Kadir'i ve formu havada tutan Figen'i okuyacağız. Beş film dinlemeyi başka başka yerlere taşıyor: bir telefon hattına, bir kameranın önüne, bir samanlığa, bir kilise odasına ve bir bahçe sofrasına. Dersin sonunda kendi sahnendeki dinleyeni yazabileceksin.
Sıfır noktası
Diyalog yazarken hep konuşanı yazarız. Kim ne söylüyor, nasıl söylüyor, neden şimdi söylüyor. Sayfa bunu kolaylaştırır. Her replik bir adın altında durur. Dinleyenin ise sayfada adı bile görünmez. O sırada konuşan başkasıdır.
Seyirci başka yere bakar. Bir konuşma sürerken gözü çoğu zaman dinleyene kayar. Söz söylenmiştir ama henüz bir yere çarpmamıştır. Seyirci onun nereye çarptığını görmek ister. Kurgucular bunu bilir. Uzun bir repliğin ortasında dinleyenin yüzüne geçerler. Sözün anlamı orada belli olur.
Bir haber verme sahnesini düşün. Doktor koridorda bir aileye kötü bir sonucu söylüyor. Kamera nadiren doktorda kalır. Haberi alanın yüzüne gider, çünkü olay orada gerçekleşiyor. Söz doktorun ağzından çıkıyor ama başına gelen ailenin başına geliyor. O anın asıl karakteri dinleyendir.
Oyunculukta sık söylenen bir söz vardır: oyunculuk tepki vermektir. Senaryo için de geçerli bir söz. Bir replik ancak karşı tarafta bir şeyi değiştirirse sahneyi ilerletir. Değiştirmiyorsa havada kalır. Senaryo sayfasında tepkinin üç yeri vardır. Bir eylem satırı, replik başındaki kısa bir parantez ya da dinleyenin sonraki repliği. Üçü de yazarın elindedir.
Burada iki fiili ayırmak gerekiyor. Duymak kulağın işidir. Ses gelir ve kulak onu alır. Dinlemek ise bir seçimdir. Karakter duyduğu sözü içeri alır, tartar, ona göre davranır. Gündelik hayatta çoğumuz duyarız ama yarım dinleriz. Telefona bakarken "hı hı" deriz. Karşımızdakinin cümlesi bitmeden cevabımızı hazırlarız.
Dinleme görünmez bir eylemdir. Kulak kıpırdamaz. Bu yüzden yazar onu görünür kılmak zorunda. Dinleyen bir karakterin elinde birkaç yol vardır. Cevap verebilir. Cevaptan kaçabilir. Yanlış anlayabilir. Konuşma sürerken fikrini değiştirebilir. Ya da hiç konuşmadan bir şey yapabilir. Her biri sayfada başka bir iz bırakır.
Nöbet bu izlerle dolu bir film. Kardeşler az konuşuyor. Bu yüzden ne söylendiği kadar nasıl dinlendiği de hikâyeyi taşıyor. Önceki derste replikleri boylarıyla ve sıralarıyla okuduk. Şimdi aynı repliklerin karşı tarafa nasıl ulaştığına bakacağız.
Mekanizma
Duymak ve dinlemek
İlk gece devirde Kadir ilaç kâğıdını ağabeyine uzatıyor. Murat kâğıda bakmadan yazıyı tanıyor ve el yazısına bir laf ediyor. Sonra kâğıdı okumadan katlayıp ceketinin iç cebine koyuyor. Kapı eşiğinde dönüp ilacın saatini soruyor. Saat kâğıtta yazıyor ve kâğıt cebinde. Murat kardeşini duymuştu. Ama dinlememişti.
Sahte dinlemenin kanıtı hep sonra gelir. Karakter aynı soruyu yeniden sorar, söyleneni unutur, bir ayrıntıyı karıştırır. O zaman geriye dönüp anlarız: o konuşma onun içinden geçmemiş.
Gerçek dinleme ise cevabın biçiminden okunur. Bir sabah baba Kadir'e "ben söyleyecektim" diyor. Cümle bir bilgi taşıyor: hastalığını kendisi açıklayacaktı. Ama altında bir özür var. Kadir çayını karıştırıyor, terlikleri yatağın altına koyuyor. Sonra tek kelime: "Biliyorum." Bu cevap bilgiye verilmiyor, özre veriliyor. Kadir cümlenin altındakini duymuş.
Telefon sahnesinin yeni hâlinde iz bir kitap sayfasında. Murat odaya döndüğünde Kadir sayfayı çeviriyor. Hiçbir şey duymamış gibi. Murat devirden sonra çıkınca Kadir aynı sayfayı geri çeviriyor. O sayfayı hiç okumamış. Bütün o dakikalar boyunca dinlemiş.
Soruyu cevaplamamak
Bir akşam Murat, babası düştüğü gün yanında kimin olduğunu soruyor. Kelimeler babayla ilgili. Altındaki soru Kadir'le ilgili: sen neredeydin? Baba mutfakta yalnızken düşmüştü. Kadir aynı şehirde yaşıyor, Murat ise yıllardır uzakta. Soru bu yüzden hem merak hem iğne.
Kadir cevap vermiyor. Evdeki kaloriferden, yarın yapacağı tamirden söz ediyor. Bu onun bilinen konu kaçışı. Ama kaçış burada bir cevap da taşıyor. Yüzeydeki soru o kadar zor değildi. Kadir alt sorudan kaçıyor. Kaçışın yönü seyirciye şunu söylüyor: Kadir'in de söylemediği bir şey var.
Cevapsız bırakılan soru boşlukta kalmaz. Seyircinin aklı onu kendiliğinden cevaplar. Yazarın işi, seyircinin hangi cevaba varacağını kaçışın yönüyle belirlemektir.
Seçici duyma ve yanlış anlama
Uzun bir cümlede her dinleyen başka bir kelimeyi yakalar. Tahlil sabahı doktor sonuçları okuyor. Cümleleri uzun ve terimlerle dolu. Doktor durunca iki kardeş aynı anda soruya atılıyor. Kadir'in yakaladığı kelime zaman. Murat'ınki ameliyat. Kadir her şeyi bir arızanın ne zamandır sürdüğüyle ölçüyor. Murat çözümü, yani yapılacak işi duyuyor. Diyalogdaki seçici duyma bir kelime seçimidir. Karakter o kelimeyi kendi korkusuyla seçer.
İlk akşam Figen bir kural söylüyor: gece odada tek refakatçi kalabilir. Kadir zaten yatağın yanındaki sandalyede. Murat kapıda ayakta. Murat "Ben sabah gelirim o zaman" diyor. Kadir bunu bir seçim olarak duyuyor: ağabeyi gitmeyi seçti. Murat ise sandalyeyi görmüş. Ona göre yer çoktan alınmıştı. Kardeşler birbirinin hamlesini yanlış okuyor. Kimse sormuyor. Sonraki her gece bu ilk yanlışın üstüne kuruluyor.
Konuşma sırasında karar
Son gece imza formu Figen'in elinde odaya giriyor. Murat'ın eli önce Figen'in kalemine uzanıyor. Tam o sırada telefonu titriyor. Murat elini çekiyor, telefonu gösterip bekleme işareti yapıyor. Karşı taraftaki sesi biz duymuyoruz. Yalnızca Murat'ın dinleyen yüzünü görüyoruz. Telefon kapanınca Murat kaleme bir daha uzanmıyor. İmzayı sabaha bırakıyor. Kararın dönüşü kaleme uzanan ve geri çekilen o elde.
Dinleyenin sahne amacı
Aralık kapının ardında Kadir'in hedefi açık. Duyduğunu belli etmemek. Sayfa çevirmesi bu hedefin hamlesi. Murat'ın sözü Kadir'e bir görevi devrediyor. Kadir görevi sessizce alıyor. İtiraz etse önce duyduğunu kabul etmesi gerekirdi. Hedefi buna izin vermiyor, bu yüzden itiraz da hiç gelmiyor.
Figen'in hedefi başka. Masası koridorun dinleme noktası. Kimin telefonunun titrediğini, kimin hangi saatte çıktığını biliyor. Onun bütün dinleyişi tek bir şeye yönelik: formun imzalanması.
Susan karakter
Murat telefonla konuşurken Figen formu indirmiyor. Kâğıt aralarında havada duruyor. Figen tek kelime etmiyor. Ama formu tuttuğu her saniye Murat'ın telefon konuşmasını biraz daha bir bahaneye çeviriyor. Murat sabahı söylediğinde form ona geçmiyor, Figen'de kalıyor. Ertelemenin ağırlığı onun elinde görünür oluyor. Figen konuşmadı. Yine de sahneyi o yönetti.
Filmlerden okuma
Bu beş filmde dinleme başka biçimlerde sahneye çıkıyor. Almodóvar'da dinleyen tek kişi ve konuşan hiç duyulmuyor. Soderbergh'te dinlemek bir saklanma yeri. Polley'de bir kalem dinlemeyi görünür kılıyor. Kranz'da bir af dinlenen sözün içinde doğuyor. Leigh'de konuşmayı bırakan karakter dinleyerek sahneyi alıyor.
Emre kendi sahnesine dönüyor. Kadir'in kapı ardındaki dakikaları İnsan Sesi'ne benziyor. Konuşanın bütün sözlerini dinleyenin tek bir hareketinden kurmak gerekiyor. Figen'in havadaki formu ise August'un kalemine yakın. Form da kalem de konuşmayan birinin elinde duruyor ve söylenen her şeyi hesaba katıyor.
Usta katmanı
Dinleyenin eylemini repliğin ortasına koy. Eylem satırını konuşanın uzun repliğinin bitiminde değil, ortasında böl. Sayfa kurgucuya nerede keseceğini söyler. Murat'ın telefon konuşması Kadir'in sayfa çevirmesiyle ikiye ayrılırsa sözün hangi kelimesinin çarptığı belli olur.
Türkçede erken tepki bir bilgidir. Türkçe cümlenin anlamı yüklemle, yani sonda kapanır. Dinleyen cümle bitmeden tepki veriyorsa sonunu zaten biliyordur. Figen'in yüzü Murat "imzalarım" demeden değişirse seyirci onun bu bahaneyi daha önce de duyduğunu anlar.
"Dinler" yazma, dinlemenin bedelini yaz. "Kadir dinler" bir talimat bile değildir. Dinlemenin neye mal olduğunu yaz. Okumadığı sayfa, soğuyan çay, yarıda kalan tamir. Bedel görünürse dinleme de görünür.
Dinleyenin tepkisi konuşanı değiştirmeli. Tepki tek yönlü bir ok değil. Murat odaya döndüğünde Kadir'in çevirdiği sayfayı görür. Bu sayfa onu rahatlatır ya da tedirgin eder. Konuşan karakter dinleyenin tepkisini de dinler. İyi bir sahnede iki taraf aynı anda dinlemektedir.
Cevapsızlığı oyuncuya bırakma. Soruyu cevaplamayan karakterin yerine ne söylediğini yaz. Kadir susmuyor, kaloriferden söz ediyor. Kaçışın yönü sayfada yazılı değilse oyuncu rastgele bir sessizlik seçer.
Seçici duymayı repliğin içine yerleştir. Uzun bir replikte iki ağır kelime bırak. Her dinleyen birini alsın. Doktorun cümlesinde zaman da ameliyat da vardı. Kardeşlerin hangisini yakaladığı onların kim olduğunu söyledi.
Yanlış anlamanın bir düzeltme fırsatı olsun. Düzeltilmeyen yanlış anlama ancak düzeltme mümkünken etkili olur. Seyirci sorulmayan soruyu görmeli. Kardeşlerden biri ilk akşam sorsaydı her şey değişirdi. Sormadıkları anı sayfada göster.
Konuşma içi kararı geri dönülemez bir harekete bağla. Karar yalnızca bir replikte dönerse seyirci onu kaçırabilir. Bir nesneyle bağla: uzanan el, geri çekilen kalem. Seyirci kararın döndüğü anı hatırlar.
Görünmeyen tarafı kendin için yaz. Bir telefon konuşmasında karşı tarafı seyirci duymayacaksa bile o replikleri bir kenara yaz. Sonra sil. Dinleyenin her duraksaması o zaman neye denk geldiğini bilir. Yazılmamış bir karşı taraf, rastgele tepkiler doğurur.
Her karakterin bir dinleme biçimi olsun. Kadir dinlerken elleriyle bir şey yapar: sayfa, çay, terlik. Murat dinlerken gözü telefona kayar. Bu biçim bir kez kurulunca sapması bir olay olur. Murat bir gece telefona hiç bakmadan dinlerse seyirci bunu bir itiraf gibi okur.
Tepkiyi ertelemekten korkma. Tepki her zaman sözün hemen ardından gelmez. Kadir'in duyduğu cümleye asıl tepkisi o gece değil, günler sonra gelebilir. Ertelenen tepki seyirciyi bekletir. Yine de sözün çarptığı küçük bir izi hemen bırak, yoksa seyirci bağı kuramaz.
Seyircinin kimin kulağıyla dinlediğini seç. Bir konuşmayı seyirci ya konuşanın yanında ya dinleyenin yanında duyar. Kapı ardındaki konuşmada seyirci Kadir'in kulağında. Murat'ın sesi biraz uzak, biraz boğuk gelir. Bu seçim sayfada, sahnenin kimin odasında başladığıyla yapılır.
Susan karakteri sahneden çıkarma testine sok. Sahneyi o karakter yokmuş gibi oku. Hiçbir şey değişmiyorsa o karakter sahnede dekor. Figen'i çıkarırsan Murat'ın "sabah"ı hiçbir yere çarpmaz.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Dinleyen karakter pasiftir."
Dinlemek bir eylemdir. Karakter neyi içeri alacağını, neyi geri iteceğini seçer. Kadir'in sayfa çevirmesi o sahnedeki en büyük hamle.
Yaygın yanlış"Her soru cevaplanmalıdır, yoksa sahne eksik kalır."
Cevapsız soru sahneyi açık bırakır ve seyirciyi içeri çeker. Kaçışın yönü bir cevap kadar şey söyler.
Yaygın yanlış"Tepkiyi oyuncu bulur, yazara düşmez."
Oyuncu tepkiyi inceltir. Ama tepkinin var olacağı yeri ve biçimini sayfa söyler. Sayfada malzeme yoksa kurgucu konuşanda kalır.
Yaygın yanlış"Yanlış anlama bir komedi aracıdır."
Komedide sık kullanılır. Dramda ise bir ilişkinin yıllarca üzerine kurulduğu temel olabilir. Kardeşlerin ilk akşamki yanlışı hiç gülünç değil.
Yaygın yanlış"Gerçek dinleme doğru cevap vermektir."
Gerçek dinleme cümlenin altındakini duymaktır. Kadir'in "biliyorum"u bilgiye verilen bir cevap gibi durur. Oysa bir özrü kabul ediyor.
Yaygın yanlış"Susan karakter sahnede yer kaplar, kesilebilir."
Doğru yazılmış bir sessizlik sahnenin dengesini taşır. Figen'in tuttuğu form, sahneden çıkarılınca Murat'ın yalanı görünmez olur.
Yaygın yanlış"Karar sahneden önce verilir, sahnede yalnızca açıklanır."
Bazen öyledir. Ama en canlı kararlar konuşmanın içinde, dinlerken doğar. Seyirci dönüşü izlerse karara kendisi de katılmış olur.
Yaygın yanlış"Dinleme sahneleri yavaştır."
Dinleyenin içinde bir şey kıpırdıyorsa sahne yavaşlamaz. Kapı ardındaki Kadir hiç konuşmuyor ama seyirci nefesini tutuyor. Yavaşlık, dinleyende hiçbir şey olmadığında başlar.
Yaygın yanlış"Tepki yüzle verilir."
Yüz yalnızca bir yol. El, nesne, bir adım geri çekilme ya da bir sesin kesilmesi de tepkidir. Figen'in tepkisi yüzünde değil, havada tuttuğu kâğıtta.
Yaygın yanlış"Konuşan, dinleyenin tepkisini görmek zorundadır."
Değil. Kadir'in tepkisini Murat görmüyor, yalnızca seyirci görüyor. Bu boşluk iki kardeş arasındaki mesafeyi seyircinin gözü önünde açık tutuyor.
Yaygın yanlış"Seçici duyma ancak ses tasarımıyla kurulur."
Ses bandında bir sesi öne çıkarmak bir yoldur. Diyalogda ise seçici duyma bir sonraki replikte görünür. Karakter hangi kelimeye cevap veriyorsa onu duymuştur. Doktorun uzun cümlesinden sonra gelen iki yarım soru bunu ses tasarımına hiç ihtiyaç duymadan gösteriyor.
Yaygın yanlış"Yanlış anlama sonunda düzelmelidir."
Seyirci bir açıklama bekleyebilir. Ama bazı yanlışlar hiç düzelmez ve hikâye onların bedelini anlatır. Düzelme gelirse de geç gelmelidir. Seyirci önce yanlışın neye mal olduğunu görmelidir.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Seyirci konuşma sürerken çoğu zaman dinleyene bakar.
- Duymak kulağın işidir, dinlemek bir seçimdir.
- Sahte dinleme cevap verir ama iz bırakmaz.
- Dinleme kanıtı duyulan sözü sonradan bir davranışla ele verir.
- Soruların altında bir alt soru vardır.
- Kaçışın yönü bir cevap taşır.
- Seçici duyma bir kelime seçimidir ve korkuyla yapılır.
- Düzeltilmeyen yanlış anlama ilişkinin gerçeğine dönüşür.
- Konuşma içi karar bir hareketle görünür olur.
- Dinleyenin de sahnede bir hedefi vardır.
- Susan karakter sessiz hamleyle sahneyi yönetebilir.
- "Dinler" yazmak yetmez; dinlemenin bedeli yazılır.
- Görünmeyen karşı taraf yazar için yine de yazılır.
- Her karakterin kendi dinleme biçimi vardır ve sapması bir olaydır.
- Tepki ertelenebilir, ama sözün çarptığı ilk iz hemen bırakılır.
- Seyirci konuşmayı ya konuşanın ya dinleyenin kulağıyla duyar.
Sonraki derse köprü
Kadir, Murat'ın sorusunu cevaplamadı. O gün nerede olduğunu kendine sakladı. Ama Murat'ın da sakladığı bir şey var. Babanın hastalığını kimin ne zamandan beri bildiği. O bilgi Kadir'e aradığı bir anda mı gelecek, yoksa duymak istemediği bir anda mı? Kim söyleyecek ve söyleyen bunun karşılığında neyi kaybedecek? Sonraki ders bilgi aktaran diyaloğu inceliyor. Bir bilginin sahnede ne zaman bir haber gibi, ne zaman bir bedel gibi el değiştirdiğine bakıyor.