İçeriğe geç

Ders 58.2

Dikey video

Senaryo Akademisi — Bölüm VI, Modül 58

3.262 kelime5 film örneği≈ 15 dk okuma≈ 22 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Dikey kadraj genişliği alır, yüksekliği verir.
  • İki kişi dikeyde yan yana sığmaz; istif, sıra ya da tek yüz seçilir.
  • İstif mesafeyi genişlikten derinliğe taşır.
  • Telefon seyircisi yüzleri bir kol boyu uzaklıktan görmeye alışkın.
  • Zaman baskısı sesle değil, görünen bir sayaçla da kurulabilir.
  • Uygulamanın düğmeleri ve yazısı kenarları kapatır; önemli olan ortada durur.
  • Gömülü alt yazı ses kapalı izleyenin kulağıdır, ama yalnız sözü taşır.
  • Sessiz okunurlukta bilgi görüntüde, doku seste kalır.
  • Küçük ekranda harfin de bir boyu olmalı.
  • Ekranın içinde ekran bir kararla gelir.
  • Telefonla çekmek ile telefon için çekmek ayrı kararlardır.
  • Bir karede tek bir yeni bilgi verilir.
  • Dar kadraj bir bekleyişi bir kaçıştan rahat taşır.

Açılış sahnesi

Emre masaya bir fotoğraf koyuyor. Bir gece otogarda kendi telefonuyla çekmiş. Bekleme salonu boş, uzun bir bank, bankın üstünde duvar saati. Fotoğraf yatay. Bank kareyi soldan sağa boydan boya kesiyor.

Burcu çantasından bir karton çıkarıyor. Ortasını makasla oymuş, telefon ekranı boyunda dik bir pencere açmış. Kartonu fotoğrafın üstüne yatırıyor.

Pencereden bankın yalnız bir parçası görünüyor. Bir oturak, bir kolçak, yukarıda saat. Burcu kartonu sağa kaydırıyor. Bu kez saat kayboluyor, bankın öbür ucu giriyor.

"Saksılı kadını buraya koyarsan öğrenci dışarıda kalıyor," diyor. "Öğrenciyi koyarsan kadın gidiyor."

Emre kartonu kendisi kaydırıyor. İki oturağı aynı pencereye sığdıramıyor.

"Benim arkadaşlarım telefonu yan çevirmez," diye ekliyor Burcu. "Bir de sesi hiç açmam. Otobüste, sırada, derste. Anons hoparlörden geliyor, değil mi? Ben onu duymam."

Selim fotoğrafa eğiliyor. Saatin altında, bankın arkasındaki camda bir kalkış panosunun yansıması seçiliyor. Parmağıyla gösteriyor.

Nermin Hanım kartonu alıyor ve dikine değil, bankın ucundan bakacak gibi tutuyor. Pencerede bank artık bir uçtan öbür uca değil, önden arkaya uzanıyor.

Dikey kadrajda iki kişi yan yana sığmaz; ya önden arkaya dizilir ya sırayla görünür. Ses kapalıysa otobüsün saati görüntüde okunmalıdır.

Bu derste ne olacak

Peron'un ilk bölümünü, ekranı avucunda dik duran biri için yeniden kuracağız. Dikey kadrajın neyi kesip neye yer açtığına bakacağız. İki yabancıyı aynı dar pencereye yerleştirmenin yollarını tartacağız. Telefon ekranında yakınlığın hangi mesafede durduğunu bulacağız. Tek mekânın dikeyde nasıl değiştiğini, hızlı bilginin hangi nesneye bindiğini konuşacağız. Ekranın kenarlarını kimin kapattığını öğreneceğiz. Sonra sesi kapatıp bölümü yalnız gözle izleyeceğiz. Anonsun yerini neyin alacağına, replik yazısının ekranda nereye düşeceğine karar vereceğiz. En sonda bütün bu kararları senaryo sayfasına geçireceğiz. Bize karlı bir dağ yolu, bir av, bir Noel arifesi ve iki ekran filmi eşlik edecek.

Sıfır noktası

Sinema perdesi yatay doğdu. Göz iki yana daha geniş bakar ve sahne de çoğu zaman yatay kurulur. Bir masa, bir yol, yan yana yürüyen iki kişi. Televizyon da bu biçimi sürdürdü. Kamera da ekran da yıllarca yan duran bir dikdörtgendi.

Telefon bu düzeni değiştirdi. İnsanlar telefonu tek elle, dik tutuyor. Mesaj yazarken, bir şey okurken, yürürken. Video da bu tutuşa göre yapılmaya başladı. Yatay bir film dik tutulan telefonda ekranın ortasında küçük bir şerit olarak kalır. Üstü de altı da boş.

Dikey video bu boşluğu kaldırır. Görüntü ekranın tamamını doldurur. Seyirci telefonu çevirmek zorunda kalmaz. Karşılığında bir şey de alır. Yatay sahnenin rahatça taşıdığı şeyler dikeyde sığmaz.

Peron'un ilk bölümü yatay düşünülmüştü. Bank uzun, iki yabancı iki uçta, aradaki boşluk da görünür. O boşluk sahnenin konusuydu. İki kişi ne kadar yaklaşacak, saksı hangisinin tarafında kalacak?

Dikey kadraj bu boşluğu ya keser ya da başka bir yöne çevirir. Kesilirse iki kişi ayrı karelere düşer. Çevrilirse boşluk derinliğe geçer ve kişilerden biri küçülür.

Bir de ses meselesi var. Telefonla video izleyenlerin bir kısmı sesi kapalı tutar. Kalabalık bir otobüste, bir bekleme sırasında, gece yatakta. Peron ise bir anonsla açılıyordu. Hoparlör şehri ve kalkış saatini söylüyordu. Sesi kapalı bir seyirci için o anons hiç yapılmamış sayılır.

Bir sorun daha var. Telefon ekranı küçük ve seyirci onu elinde tutuyor. Elinin büyüklüğünde bir ekranda uzaktaki bir yüz seçilmez, küçük bir nesne kaybolur. Bir sinema perdesinde fark edilen bir bakış burada yok olabilir. Ekranın kenarlarını da seyirci tek başına kullanmıyor. Videoyu oynatan uygulama oraya kendi yazılarını ve düğmelerini koyuyor.

Bu ders Peron'u bu kısıtlarla yeniden yazıyor. Kadraj dar ve dik, ekran küçük, ses de belki hiç açılmayacak. Konuşma, bekleyiş ve kalkan otobüs yine aynı kalıyor.

Mekanizma

Boyu eninden uzun

Burcu'nun kartonu bunu gösterdi. Bankın genişliği gidiyor. Ama yukarısı açılıyor. Yatay fotoğrafta saat bir köşede küçük bir ayrıntıydı. Dikey pencerede başın hemen üstünde, karenin üst yarısında duruyor.

Dikey kadraj ayakta duran bir insana, bir sütuna, bir kapıya uygundur. Oturan iki kişiye zor gelir. Peron'un salonunda dikeye yakışan şeyler belli. Kalkış panosu, tavandan sarkan hoparlör, gişenin dar camı, peron levhası.

İki yabancı, tek pencere

Nermin Hanım'ın tutuşu buydu. Kamera bankın ucuna, oturan bir insanın göz hizasına konuyor. Yaşlı kadın önde, karenin altına yakın. Öğrenci bankın öbür ucunda, daha küçük ve daha yukarıda. İkisi aynı karede.

Emre öbür iki yolu da deniyor. Sırayla göstermek, yani her yüzü ayrı bir planda vermek, aradaki boşluğu siliyor. Seyirci iki kişinin ne kadar uzak oturduğunu artık göremiyor. Tek yakın plan ise öbür yüzü yalnız bir sese çeviriyor. Ses kapalı izleyen için o kişi hiç yok.

İstif bir de saksıya yer açıyor. Kadın bölümün ortasında saksıyı kucağından alıp yanına, banka bırakıyor. Saksı artık iki yabancının arasında, karenin tam ortasında duruyor.

Bir kol boyu

Telefon seyircisi yüzleri bu uzaklıktan görmeye alışkın. Arkadaşının gönderdiği video, görüntülü arama, kendi çektiği kayıt. Uzaktan çekilip büyütülmüş bir yakın plan bu ekranda soğuk durabilir.

Peron bir kayıt filmi değil, kimse kendini çekmiyor. Ama kamera aynı mesafeye geliyor. Kamerayı taşıyan arkadaşları bankın ucunda, oyuncudan bir kol boyu uzakta duruyor. Kadının yüzü büyük. Arkasında salon da seçiliyor.

Görünen saat

Peron'un sabit bitişi anonsla kuruluyordu. Dikey sürümde aynı bilgi panoya geçiyor. Kalkış panosu başların hemen üstünde, istifin en tepesinde. En üst satırda ANKARA yazıyor, yanında kalkış saati. Duvar saati de oradan görünüyor.

Dikey kadrajın açtığı yükseklik burada işe yarıyor. Yatayda pano için ayrı bir plan gerekirdi. Dikeyde pano, yüzler ve saksı aynı karede duruyor. Bilgi bir bakışta geliyor.

Arkada büfenin kepengi de bir sayaç. Kepenk her kesmede biraz daha aşağıda.

Kenardaki el

Emre ilk dikey kare çizimlerini telefona aktarıyor. Burcu onları kendi oynatıcısında açıyor. Saksı kadının kucağında, karenin en altında kalmıştı. Altta da uygulamanın yazısı, beğeni düğmeleri ve Burcu'nun başparmağı.

Saksıyı banka bırakmak bu sorunu da çözüyor. Saksı alt şeritten çıkıp ortaya geliyor. Pano üst kenara fazla yaslanmasın diye kamera biraz alçalıyor.

Görsel okunabilirlik bununla bitmiyor. Ekran avuç kadar. Kadının çantasındaki simit uzaktan seçilmez. Emre ona tek bir yakın plan ayırıyor. Kadının eli çantayı açıyor, simidin kâğıdı hışırdıyor, öğrencinin gözü oraya gidiyor.

Söz yazıya döner

Alt yazı ibaresi, yabancı dildeki bir repliğin yanına düşülen bir nottur. Bindirme yazı ise yer ve zaman bildirir. Gömülü alt yazı başka bir iş görür. Ses kapalı izleyen seyircinin kulağı olur.

Peron'un dikey sürümünde iki yabancının her repliği yazıyla geliyor. Yazı alt şeritte değil, iki yüzün arasında, saksının biraz üstünde. Anons da yazılıyor ama kısaltılarak. Yalnız şehir ve peron.

Metin yükü burada sınır koyar. Anons yazısı ile bir replik aynı anda ekrandaysa göz birini kaçırır. Emre anonsu iki replik arasındaki suskunluğa yerleştiriyor.

Sessiz izleyiş

Nermin Hanım bir sınama öneriyor. Taslağı sesi kapalı bir telefonda, başından sonuna oku. Her satırda kendine sor: Bunu ses olmadan bilir miydim?

Otobüsün gelişi sesle kurulmuştu. Motor, fren, kapının havası. Sessiz izleyen bunların hiçbirini duymuyor. Emre gelişi ışıkla yazıyor. Otobüsün farları salonun camına vuruyor, istifin üstünde beyaz bir şerit geçiyor.

Final zaten sessiz. Kadın kalkıyor, saksı bankta kalıyor, kadın camdan bakıyor ve işaret etmiyor. Ses kapalı izleyen de bu anı eksiksiz görüyor.

Sayfada

Dikey çekimin senaryoda yazılışı için yerleşmiş tek bir biçim yok. Emre kararı dosyanın başında bir kez söylüyor. Kadraj kararlarını aksiyon satırlarına bırakıyor. Atölyede şöyle bir sayfa çıkıyor:

PERON — BİRİNCİ BÖLÜM
Dikey çekilir. Bütün kadraj kararları dik tutulan telefon ekranına göredir. Replikler ve anons görüntüye yazılır.
İÇ. OTOGAR, BEKLEME SALONU — GECE
Bankın ucundan. Önde YAŞLI KADIN, kucağında saksı. Bankın öbür ucunda ÖĞRENCİ, sırtında çanta. Başlarının üstünde kalkış panosu: ANKARA.
ANONS (S.D.)
Ankara yolcularımız peronlarına.
YAZI: Ankara. Peron.
Kadın saksıyı kucağından alır, yanına, banka koyar. Saksı ikisinin arasında kalır.

Sayfadaki "(S.D.)", ses dışı (off screen) demek. Ses kaynağı kadrajda yok. "YAZI" satırı ise o anda ekranda okunacak kelimeleri gösteriyor.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Önce sesi kapat, sonra yaz. Taslağı bitirdikten sonra değil, yazarken sınav et. Her sahnenin altına küçük bir not düş: ses kapalı izleyen bunu nereden bilecek? Cevap yoksa sahne henüz bitmemiştir.

Bilgiyi görüntüye, dokuyu sese ver. Ses kapalı izleyenle açık izleyen aynı hikâyeyi görmeli. Ama ikincisi bir şey fazla almalı. Peron'da kalkışı ışık bildiriyor. Anonsun yorgun sesi ise yalnız kulağı açık olana kalıyor.

İstifte derinlik bir ilişkidir. Önde duran seyirciye yakındır, arkadaki bir yabancı gibi durur. Bölüm boyunca istif değişebilir. Peron'un ortasında öğrenci simidi alırken öne eğiliyor ve iki yüz aynı boya yaklaşıyor.

İstifi dönüm için boz. Bölüm boyunca aynı dizilişte kalan iki yüz, bozulduğu an bir şey söyler. Kadın kalkınca Emre istifi dağıtıyor. Önde artık boş bir oturak var. Öğrenci arkada, saksı ortada, kadının yeri bir delik gibi duruyor.

Yazıyı yüzün yanına koy, üstüne değil. Gömülü alt yazı bir ağzı ya da bir gözü kapatırsa söz okunur ama tepki kaybolur. Satırı iki yüzün arasındaki boşluğa, konuşanın tarafına yaklaştır.

Kadrajın üst yarısını boş bırakma. Dikey kadrajın armağanı yükseklik. Başların üstündeki alanı ölü bırakırsan genişliği kaybetmenin karşılığını almazsın. Oraya bir saat, bir pano, bir ışık koy.

Hızlı bilgiyi ilk karede ver. Telefonda bir videoyu kaydırıp geçmek bir saniye sürer. İlk karede kim, nerede ve ne kadar zaman var sorularının cevabı durmalı. Peron'un ilk karesi: kadın, öğrenci, pano.

Dikeyde bakış yönünü ayarla. Yatayda iki kişi birbirine yandan bakar. İstifte biri öbürüne omzunun üstünden bakar. Sayfada kimin kime döndüğünü aksiyon satırında söyle. Oyuncu da kamera da buna göre yerleşir.

Ekranı oyunculardan önce yerleştir. Arayüz payını sayfadan önce bil. Alt şeritte çekilmiş bir nesneyi kurgu kurtaramaz. Emre her sahnenin aksiyon satırında saksının nerede durduğunu yazıyor.

Gömülü alt yazının sesini koru. Yazı, karakterin konuşmasını düzeltmemeli. Öğrenci yarım cümle kuruyorsa yazı da yarım kalır. Duraksamayı bir üç noktayla değil, satırın erken bitişiyle göster.

Ekranın içinde ekran, kararla gelir. Seyirci zaten bir telefona bakıyor. Bir karakterin telefonunu tam ekran göstermek seyirciyi o karakterin eline koyar. Bunu bir kez, bilerek yap ya da hiç yapma.

Yüzü gözle değil, başparmakla ölç. Telefonu tek elle tut ve taslağı izle. Başparmağının, oynatıcının yazısının, ekran kenarının neyi kapattığına bak. Bir sahneyi masa başında değil, seyircinin tutuşunda sına.

Bir kare, bir bilgi. Küçük ekranda göz bir karede tek bir yeni şey arar. Pano değişirken bir yüz de değişirse biri kaçar. Peron'da kalkış saati panoya düşerken iki yabancı susuyor.

Tek mekânı dikeyde yeniden keşfet. Bir mekânı yatay düşündüysen dikeyde yeniden yürü. Gişenin camı, panonun direği, tavandaki hoparlör yatayda gözden kaçar. Dikey pencere onları kendiliğinden öne çıkarır.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Dikey video, yatay sahnenin kenarlarını kesmektir."
Doğrusu

Kenarı kesilen yatay sahne çoğu zaman bir yüzü ya da bir nesneyi kaybeder. Dikey sahne baştan dikey düşünülür. Kamera yeri, oyuncu dizilişi ve bilgi aynı anda değişir.

Yaygın yanlış"Dikeyde her şey yakın plan olmalı."
Doğrusu

Yakınlık bir ölçü, tek kural değil. Bir dikey genel plan, bir insanı bütün boyuyla ve başının üstündeki mekânla gösterebilir. Peron'un ilk karesi yakın değil. Bankın tamamını önden arkaya gösteriyor.

Yaygın yanlış"Ses kapalıysa alt yazı her sorunu çözer."
Doğrusu

Yazı yalnız sözü taşır. Gelen otobüs, kapanan kepenk, saksıya giden el yazıyla anlatılmaz. Onlar görüntüde durmalı.

Yaygın yanlış"Ekrana ne kadar çok yazı koyarsan o kadar anlaşılır."
Doğrusu

Küçük ekranda göz aynı anda bir satırdan fazlasını zor okur. Metin yükü arttıkça yüzler kaçırılır. Kısa satır, az kelime.

Yaygın yanlış"Telefon estetiği, kötü görüntü demektir."
Doğrusu

Kol boyu planın samimiyeti mesafeden gelir, bulanıklıktan değil. Işık kusurlu olabilir ama yüz okunmalı.

Yaygın yanlış"Dikey video yalnız tek kişilik konuşmalar içindir."
Doğrusu

İki kişi istifle, sırayla ya da bir yüz ve bir sesle aynı hikâyeyi taşıyabilir. Her yolun bir bedeli var. Doğru seçim sahnenin konusuna bakar. Peron'da konu aradaki mesafe, o yüzden istif.

Yaygın yanlış"Telefonun ekranını göstermek dikeyin doğal hâlidir."
Doğrusu

Seyirci zaten bir telefona bakıyor. Karakterin ekranı tam ekran açılınca seyirci sahneden çıkıp bir uygulamaya girer. Bu bazen tam istenendir, bazen de sahneyi dağıtır. Karar her seferinde yeniden verilir.

Yaygın yanlış"Sesi kapalı izleyen seyirci önemsizdir, asıl seyirci kulaklıkla izler."
Doğrusu

Hangisinin çoğunlukta olduğunu yazar bilemez. Bilmediği bir seyirciyi dışarıda bırakmak yerine iki izleyişi birlikte kurar.

Yaygın yanlış"Dikey kadrajda mekân kaybolur."
Doğrusu

Genişlik kaybolur, mekân değil. Yükseklik ve derinlik mekânı başka yerden kurar. Peron'un salonu dikeyde tavanıyla, panosuyla ve bankın uzandığı derinlikle tanınıyor.

Yaygın yanlış"Dikey, ucuz ve aceleci işin biçimidir."
Doğrusu

Biçim seyircinin telefonu nasıl tuttuğundan doğdu. Kadraj kararları yatay bir sahnedeki kadar düşünülmüş olmalı. Hatta daha çok, çünkü alan daha dar.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Dikey kadraj genişliği alır, yüksekliği verir.
  • İki kişi dikeyde yan yana sığmaz; istif, sıra ya da tek yüz seçilir.
  • İstif mesafeyi genişlikten derinliğe taşır.
  • Telefon seyircisi yüzleri bir kol boyu uzaklıktan görmeye alışkın.
  • Zaman baskısı sesle değil, görünen bir sayaçla da kurulabilir.
  • Uygulamanın düğmeleri ve yazısı kenarları kapatır; önemli olan ortada durur.
  • Gömülü alt yazı ses kapalı izleyenin kulağıdır, ama yalnız sözü taşır.
  • Sessiz okunurlukta bilgi görüntüde, doku seste kalır.
  • Küçük ekranda harfin de bir boyu olmalı.
  • Ekranın içinde ekran bir kararla gelir.
  • Telefonla çekmek ile telefon için çekmek ayrı kararlardır.
  • Bir karede tek bir yeni bilgi verilir.
  • Dar kadraj bir bekleyişi bir kaçıştan rahat taşır.

Sonraki derse köprü

Dikey Peron'un bölümü hâlâ yarım saatlik bir bekleyiş. Telefonda ise seyirci parmağını kaydırarak bir videodan ötekine geçiyor. Askerin gecesini, oğul peronda ve baba bankta beklerken, bir dakikalık parçalara bölsek ne olur? Her parçanın ilk saniyelerinde kim, neyi istiyor? Bir parçanın sonunda kalan merak babanın hikâyesinden mi doğuyor, yoksa yalnız kesmenin düştüğü yerden mi? Sonraki ders mikro dramayı ele alıyor: tek amaçlı çok kısa bölümleri, bölümden bölüme taşınan soruyu ve yapay askının tuzağını.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — masada yatay bir otogar fotoğrafı; üstünde oyulmuş karton pencere kayıyor, saat bir girip bir çıkıyor.
  • Dikey kadraj — yatay bir dikdörtgen yavaşça dik dönüyor; yanlar kararıyor, üstte bir saat beliriyor.
  • Dikey istif — bankın ucundan bakış; önde büyük bir yüz, arkada küçük bir yüz, aralarında bir saksı.
  • Kol boyu plan — uzanan bir kolun ucunda bir telefon, ekranında yakın bir yüz.
  • Görünen sayaç — başların üstünde bir kalkış panosu; satırlar birer birer değişiyor.
  • Arayüz payı — dikey kadrajın alt kenarında beliren düğmeler ve bir başparmak; saksı yukarı, ortaya kayıyor.
  • Gömülü alt yazı — iki yüzün arasında kısa bir yazı satırı.
  • Sessiz okunurluk — sessiz bir salonda camdan geçen farların beyaz şeridi.

Ritim

Ders bir makasın kartonu kesişiyle açılsın. Kavramlar dar bir pencerenin içinde sırayla belirsin. Ses kapalı izleyiş anlatılırken bütün sesler bir an kesilsin, yalnız görüntü kalsın. Kapanışta bir anons duyulsun, ardından ekranda aynı anonsun yazısı belirsin. Müzik olmasın.