İçeriğe geç

Ders 32.6

Çoklu olay örgüsü

Senaryo Akademisi — Bölüm IV, Modül 32

2.751 kelime12 film örneği≈ 13 dk okuma≈ 18 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Çoklu olay örgüsünde merkez birden fazladır.
  • Hikâyeler yan yana yürüyebilir, çarpışabilir ya da birbirine devredilebilir.
  • Bayrak yapısında hikâyeler bir şeyi birbirine devreder.
  • Olay prizması aynı olayı farklı hikâyelerde gösterir.
  • Ortak mekân, ortak tema ve ortak saat hikâyeleri bir arada tutar.
  • Ortak saat hikâyeleri tek bir gerilime bağlar.
  • Hat kimliği seyircinin hikâyeyi ilk karede tanımasını sağlar.
  • Her karakterin hedefi açık olmalıdır.
  • Dönüş aralığı aşılınca seyirci hikâyeyi unutur.
  • Sahne uzunlukları arasında ritim kurulmalıdır.
  • Birleşme noktaları hatları birlikte gösterir.
  • Kapanış dengesi her hikâyeye kendi sonunu verir.
  • Sonlar hafiften ağıra doğru sıralanır.
  • Çoklu yapı ancak bir nedenle seçilmelidir.
  • Her hikâye tek başına da ayakta durmalıdır.

Açılış sahnesi

Gece yarısını geçmiş. Sevda evde, mutfak masasında. Önünde üç ayrı defter var: sarı kapaklı, mavi kapaklı, yeşil kapaklı. Tuba'ya bir deneme yapacağını söylemişti. Sıra'yı tek bir kadının değil, üç kadının filmi olarak yazmayı deneyecek.

Sarı defter Gülizar'ın. İlk sayfada tek cümle: Gülizar oğluyla aynı sınava girecek. Mavi defter Şükriye'nin. Onun da artık kendi amacı var: yıllardır küs olduğu oğlunu kızının düğününe getirmek. Yeşil defter Nazlı'nın. Nazlı düğünü ile kitapları arasında son bir kez seçim yapacak.

Sevda üç defteri yan yana açıyor. Sonra bir takvim alıyor. Düğün cumartesi. Sınav pazar sabahı. Şükriye'nin oğlunun İstanbul'dan gelen otobüsü cumartesi öğlen. Üç hikâyenin de saati aynı hafta sonuna kurulmuş.

Sevda sabaha kadar yazıyor. Sabah Tuba'ya bir mesaj atıyor. Üçünü de aynı ağırlıkta tutmaya çalıştım, diyor. Ama bir yerden sonra seyircinin kimi izlediğini unutacağından korkuyorum.

Tuba birkaç dakika sonra cevap veriyor. Her birine kendi rengini ver, diyor. Ve hiçbirini on sayfadan uzun süre ortadan kaldırma.

Çoklu bir olay örgüsünde hiçbir hikâye ötekinin alt öyküsü değildir; seyirciyi ayakta tutan şey, her hikâyenin kendi rengi, kendi saati ve ötekilerle buluştuğu birkaç açık noktadır.

Bu derste ne olacak

Bu derste birden fazla hikâyenin aynı ağırlıkla taşındığı filmleri inceleyeceğiz. Önce bu hikâyelerin birbirine nasıl dizildiğini ayıracağız: yan yana yürüyenler, birbirine çarpanlar, birinden ötekine geçenler ve aynı olayı farklı yerlerden gösterenler. Ortak bir yerin, ortak bir sorunun ve ortak bir saatin bu hikâyeleri nasıl bir arada tuttuğunu soracağız. Ardından seyircinin kaybolmaması için gereken açıklığı konuşacağız. Sevda'nın üç defterini bu gözle birleştireceğiz. Dersi, birden fazla hikâyeyi aynı anda taşıyan filmlerle ve bir diziyle kapatacağız. Her birinde hikâyeleri bir arada tutan şeyi ve onları birbirinden ayıran şeyi ayrı ayrı arayacağız.

Sıfır noktası

Şimdiye kadar hep bir ana hikâye ve onun çevresindeki alt öykülerden söz ettik. Çoklu olay örgüsünde bu düzen değişiyor. Sözlükteki çoklu hikâye yapısı bunu tanımlıyordu: birden fazla başkarakter, her birinin kendi amacı, engeli ve sonu, hepsi eşit ağırlıkta. Artık bir merkez yok. Ya da merkez birden fazla.

Bu yapı zor, çünkü seyirci doğal olarak bir karakterin peşine takılmak istiyor. Tek bir ana karakterli filmde seyircinin nereye bakacağı belli. Çoklu yapıda ise seyirci sürekli yeniden yön buluyor. Bir hikâyeden ötekine geçtiğinde kimin, nerede, ne istediğini bir anda hatırlaması gerekiyor. Hatırlayamazsa kopuyor.

Bu yüzden çoklu yapının iki ayrı işi var. Birincisi, hikâyeleri birbirine bağlamak. Aynı mekân, aynı soru, aynı saat ya da hikâyelerin birbirine çarptığı anlar. İkincisi, onları birbirinden ayırmak. Her hikâye kendine ait bir renk, bir ses, bir tempo taşımalı ki seyirci geçişte kaybolmasın. Bağlamak ve ayırmak aynı anda.

Çoklu yapı neden seçiliyor? Çünkü bazı sorular tek bir hayatla cevaplanamıyor. Bir şehrin ya da bir kuşağın hikâyesi, birkaç kişinin yan yana konmasıyla anlatılabiliyor. Sevda'nın sorusu da buna yakın. Bir kadın ailesine ne kadar borçlu? Üç kuşak kadın bu soruya üç ayrı cevap veriyor. Tek bir kadının hikâyesi o soruyu bir kez soruyor. Üç kadının hikâyesi üç kez, üç ayrı yerden.

Ama çoklu yapı bir bedel de istiyor. Her hikâyeye düşen süre kısalıyor. Tek bir ana karakterli filmde Gülizar'ın bir saat kırk dakikası vardı. Üç kadınlı filmde otuz beş dakikası kalıyor. Bu sürede bir amacı, bir engeli, bir krizi ve bir sonu taşıması gerekiyor. Sevda bu yüzden her hikâyeyi olabildiğince sade kuruyor. Her kadının tek bir isteği, tek bir engeli ve tek bir son kararı var. Karmaşıklık hikâyelerin içinden değil, aralarındaki ilişkiden geliyor.

Mekanizma

Hikâyelerin dizilişi

Eşit ağırlıklı hikâyeler en sade biçim. Üç hikâye yan yana yürüyor, hiçbiri ötekinden büyük değil. Sevda'nın üç defteri böyle başlıyor. Kesişen hikâyeler bir adım öteye gidiyor: hatlar belli noktalarda birbirine çarpıyor ve birinin olayı ötekinin yönünü değiştiriyor. Bu çarpışmayı sözlükteki kesişme sahnesi adlandırıyordu.

Nazlı'nın kitapları bir bayrak. Nazlı onları bırakıyor, Şükriye onları Gülizar'a götürüyor. Kitaplar Gülizar'ın elinde yeni bir hikâye başlatıyor. Seyirci kitapları izleyerek bir hikâyeden ötekine geçiyor.

Sözlükteki tekrarlı yapı aynı sahneyi birkaç kez yeniden oynatıyordu. Olay prizması ise olayı tekrar etmiyor, onu kıran hikâyeleri gösteriyor. Sevda'nın prizması kına gecesi. Gülizar için o gece Remzi'nin borcunu öğrendiği gece. Şükriye için oğlundan hâlâ haber alamadığı gece. Nazlı için kitaplarını son kez düşündüğü gece. Aynı gece, üç ayrı ışık.

Bir arada tutan şeyler

Ortak mekân hikâyeleri kendiliğinden yaklaştırıyor. Üç kadın aynı apartmanda, aynı mahallede yaşıyor. Ortak tema ise onları aynı soruya bağlıyor. Ama çoklu yapıda en güçlü bağlardan biri zaman.

Düğün cumartesi, sınav pazar, otobüs cumartesi öğlen. Üç hikâye aynı kırk sekiz saate sıkışıyor. Seyirci bir hikâyeden ötekine geçerken saatin ilerlediğini hissediyor. Ortak saat, eşit ağırlıklı hikâyeleri tek bir gerilime bağlıyor.

Açıklık: seyirciyi kaybetmemek

Gülizar'ın sahneleri gece, mutfakta, tek bir lambanın altında. Kamera sabit, sessizlik uzun. Şükriye'nin sahneleri gündüz, telefonla ve otogarda. Hızlı, konuşkan, kalabalık. Nazlı'nın sahneleri açık havada, gölün kıyısında. Müzik var, kamera hareketli. Seyirci bir kareyi görür görmez hangi hikâyede olduğunu biliyor.

Hedeflerin açıklığı da aynı işi görüyor. Her karakterin ne istediği ilk sahnesinde söylenmeli. Gülizar sınavı kazanmak, Şükriye oğlunu getirmek, Nazlı doğru seçimi yapmak istiyor. Seyirci bunu bilirse, hikâyeye döndüğünde nerede kaldığını da hatırlıyor.

Tuba'nın on sayfa kuralı bir dönüş aralığı. Sevda üç defteri birleştirirken her hikâyenin son göründüğü sayfayı işaretliyor. Şükriye'nin hattı otuzuncu ile kırk dördüncü sayfalar arasında hiç görünmüyor. Sevda oraya kısa bir telefon sahnesi ekliyor. Otuz saniyelik bir sahne, ama hattı hayatta tutuyor.

Hikâyeler arasındaki ritim de önemli. Uzun bir Gülizar sahnesinden sonra kısa bir Şükriye sahnesi, sonra orta uzunlukta bir Nazlı sahnesi. Sevda aynı uzunluktaki sahneleri art arda dizmekten kaçınıyor.

Buluşma ve kapanış

Sevda'nın filminde iki birleşme noktası var. Birincisi ortada: kına gecesi. İkincisi sonda: düğün gecesi. Üç kadın aynı salonda. Şükriye kapıya bakıyor, oğlu geliyor mu? Nazlı gelinlik içinde. Gülizar ertesi sabahın sınavını düşünüyor.

Sevda üç sonu sıralıyor. Önce Şükriye: oğlu düğünün ortasında salona giriyor. Sonra Nazlı: gelin masasından kalkıp Gülizar'ın yanına geliyor ve sınavdan sonra kitaplarını geri istiyor. En son Gülizar: pazar sabahı sınav salonuna giriyor. Üç son, üç ayrı cevap. Hiçbiri ötekinin gölgesinde kalmıyor.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Çoklu yapıyı bir nedenle seç. Sorunun tek bir hayatla cevaplanamadığından emin ol. Aksi hâlde tek bir ana hikâye daha güçlü olur.

Hikâye sayısını sınırla. Her yeni hikâye seyircinin hafızasına bir yük ekler. Bir uzun metraj için üç dört hikâye çoğu zaman yeterlidir.

Her karakterin hedefini ilk sahnesinde söyle. Seyirci bir hikâyeye döndüğünde karakterin ne istediğini hemen hatırlamalı.

Her hikâyeye kendi rengini ver. Işık, mekân, müzik ve tempo hikâyeleri birbirinden ayırsın.

Dönüş aralığını ölç. Her hikâyenin son göründüğü sayfayı işaretle. Uzun boşlukları kısa sahnelerle doldur.

Ortak saati erken kur. Zaman sınırı ilk perdede görünmeli. Seyirci saatin ilerlediğini bütün hikâyelerde hissetmeli.

Birleşme noktalarını planla. En az bir ortada, bir de sonda. Seyirci hatları birlikte görmeye ihtiyaç duyar.

Bayrağı görünür yap. Zincirleme bir yapıda devredilen nesne ya da kişi seyircinin gözü önünde el değiştirsin.

Prizmada her yüze yeni bir bilgi koy. Aynı olayın her gösterimi seyirciye yeni bir şey öğretmeli. Aksi hâlde tekrar olur.

Aynı uzunluktaki sahneleri art arda dizme. Uzun, kısa ve orta sahneleri karıştır. Ritim seyirciyi uyanık tutar.

Sonları sırala. En hafif son önce, en ağır son en sonda gelsin. Aynı anda gelen sonlar birbirini boğar.

Her hikâyeyi kapat. Çoklu yapıda açık kalan bir hikâye, seyircinin hafızasında ötekilerden daha çok yer kaplar.

Tek bir hikâyenin büyümesine izin verme. Bir hikâye ötekilerden belirgin biçimde büyürse yapı tek merkezli bir filme döner.

Geçişleri bir eşyayla ya da bir sesle yap. Bir hikâyeden ötekine geçerken ortak bir nesne, bir şarkı ya da bir ses köprü kurabilir.

Hikâyeleri ayrı ayrı oku. Her hikâyeyi öteki hikâyeler olmadan baştan sona oku. Tek başına ayakta duruyor mu?

Birlikte oku. Sonra hepsini sırasıyla oku. Geçişlerde kaybolduğun yerleri işaretle.

Her hikâyeyi sade kur. Çoklu yapıda her hikâyeye düşen süre kısadır. Tek bir istek, tek bir engel ve tek bir karar yeterlidir.

Açılışta bütün hikâyeleri tanıt. İlk on beş dakikada her ana karakter en az bir kez görünsün. Sonradan giren bir ana karakter seyirciye yabancı kalır.

Prizmayı ortaya yerleştir. Aynı olayın farklı hikâyelerde görünmesi, yapının ortasında seyirciye hatların aslında tek bir dünyada yaşandığını hatırlatır.

Bir hikâyeyi hafif tut. Üç ağır hikâye seyirciyi yorar. Birinin tonu daha hafif olursa ötekiler daha net duyulur.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Çoklu olay örgüsü daha zengin bir filmdir."
Doğrusu

Her zaman değil. Hikâye sayısı arttıkça her birine düşen süre azalır.

Yaygın yanlış"Hikâyeler birbirine mutlaka değmelidir."
Doğrusu

Değmek zorunda değil. Ortak bir saat ya da ortak bir soru da onları bir arada tutabilir.

Yaygın yanlış"Seyirci karakterleri isimlerinden hatırlar."
Doğrusu

Hatırlamaz çoğu zaman. Seyirci karakterleri mekânlarından, renklerinden ve istedikleri şeyden tanır.

Yaygın yanlış"Bütün hikâyeler aynı tonda olmalıdır."
Doğrusu

Olmamalı. Tonların farklı olması hikâyeleri birbirinden ayırır.

Yaygın yanlış"Bir hikâye uzun süre ortadan kaybolabilir."
Doğrusu

Kaybolmamalı. Dönüş aralığı aşılınca seyirci o hikâyeyi unutur.

Yaygın yanlış"Olay prizması aynı sahneyi tekrar oynatmaktır."
Doğrusu

Değildir. Prizma olayı tekrar etmez, olaya bağlanan farklı hikâyeleri gösterir.

Yaygın yanlış"Çoklu yapıda doruk tektir."
Doğrusu

Değildir. Her hikâyenin kendi doruğu vardır ve bunlar sıralanmalıdır.

Yaygın yanlış"Birleşme noktası yalnız sonda olur."
Doğrusu

Olmaz. Ortadaki bir birleşme noktası, filmin ikinci yarısına yeni bir güç verir.

Yaygın yanlış"Eşit ağırlık eşit süre demektir."
Doğrusu

Tam olarak değil. Ağırlık süreyle değil, hikâyenin taşıdığı soru ve sonla ölçülür.

Yaygın yanlış"Hikâyeler arası geçiş kurguda çözülür."
Doğrusu

Yalnızca kurguda değil. Geçişler senaryoda planlanmazsa kurgu masasında kurtarılamaz.

Yaygın yanlış"Çoklu yapının açıklığı seyirciyi küçümsemektir."
Doğrusu

Değildir. Açıklık seyircinin dikkatini hikâyeye harcamasını sağlar, yön bulmaya değil.

Yaygın yanlış"Bayrak yapısında hikâyeler birbirinden bağımsızdır."
Doğrusu

Değildir. Her hikâye bir öncekinden aldığı bir şeyle başlar.

Yaygın yanlış"Çoklu yapıda karakterlerin derinliği azalır."
Doğrusu

Azalmak zorunda değil. Sade kurulan bir hikâye, kısa sürede de derin bir karakter taşıyabilir.

Yaygın yanlış"Ortak saat yalnızca gerilim filmlerinde işe yarar."
Doğrusu

Değil. Bir düğün haftası ya da bir bayram günü de hikâyeleri aynı saate bağlayabilir.

Yaygın yanlış"Hat kimliği yalnızca görüntü yönetmeninin işidir."
Doğrusu

Değildir. Mekân, zaman ve tempo seçimi senaryoda başlar; görüntü onu yalnızca tamamlar.

Yaygın yanlış"Seyirci karmaşık bir yapıyı ödüllendirir."
Doğrusu

Her zaman değil. Seyirci karmaşıklığı değil, karmaşıklığın içinde yolunu bulabilmeyi ödüllendirir.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Çoklu olay örgüsünde merkez birden fazladır.
  • Hikâyeler yan yana yürüyebilir, çarpışabilir ya da birbirine devredilebilir.
  • Bayrak yapısında hikâyeler bir şeyi birbirine devreder.
  • Olay prizması aynı olayı farklı hikâyelerde gösterir.
  • Ortak mekân, ortak tema ve ortak saat hikâyeleri bir arada tutar.
  • Ortak saat hikâyeleri tek bir gerilime bağlar.
  • Hat kimliği seyircinin hikâyeyi ilk karede tanımasını sağlar.
  • Her karakterin hedefi açık olmalıdır.
  • Dönüş aralığı aşılınca seyirci hikâyeyi unutur.
  • Sahne uzunlukları arasında ritim kurulmalıdır.
  • Birleşme noktaları hatları birlikte gösterir.
  • Kapanış dengesi her hikâyeye kendi sonunu verir.
  • Sonlar hafiften ağıra doğru sıralanır.
  • Çoklu yapı ancak bir nedenle seçilmelidir.
  • Her hikâye tek başına da ayakta durmalıdır.

Sonraki derse köprü

Sevda üç defteri birleştirdi ve sayfaların kenarındaki renkli işaretler artık düzenli aralıklarla dönüyor. Ama kına gecesini yazmaya oturduğunda başka bir soru beliriyor. Bu gece tek bir sahne mi, yoksa birkaç sahne mi? Nerede başlıyor, nerede bitiyor, içinde ne değişiyor? Bir sahne ne kadar sürer, kaç kişi ister, ne olmazsa sahne sayılmaz? Olay örgüsünü taşıyan en küçük tuğla sahne. Sonraki ders, bir sahnenin ne olduğunu soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — bir mutfak masasında yan yana açılmış sarı, mavi ve yeşil üç defter.
  • Diziliş — üç paralel çizgi, sonra birbirine çarpan çizgiler, sonra elden ele geçen bir bayrak.
  • Bayrak — bir kitap destesinin üç ayrı elden geçmesi.
  • Prizma — bir kına gecesi, üç ayrı renkte kırılan bir ışık.
  • Ortak saat — bir takvimde işaretlenmiş iki gün ve bir otobüs bileti.
  • Hat kimliği — bir lamba, bir otogar, bir göl kıyısı.
  • Dönüş aralığı — sayfaları çevrilen bir senaryo, kenarında renkli işaretler.
  • Birleşme — bir düğün salonunda üç kadın, üç ayrı yöne bakıyor.

Ritim

Üç defter ders boyunca ayrı ayrı doluyor, sonra sayfaları birbirine karışarak tek bir senaryoya dönüşüyor.