İçeriğe geç

Ders 65.12

Çoklu final

Senaryo Akademisi — Bölüm VI, Modül 65

3.566 kelime5 film örneği≈ 16 dk okuma≈ 24 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Çoklu final oyuncunun oyun boyunca bıraktığı izin karşılığı olarak okunur.
  • Birikimli son, oyun boyunca kaydedilen küçük kararlardan kurulur.
  • Son seçim en sonda gelir; birikimi okumazsa önceki saatleri siler.
  • Karakter sonu oyuncunun o kişiyle yaşadığını kapatır, fazlasını anlatmaz.
  • Dünya sonu oyuncunun dokunduğu dünyanın ölçeğinde kalır.
  • Gizli son ek bir bakış sunar, ana sorunun cevabını rehin tutmaz.
  • Başarısızlık sonu kendi başına tam bir sondur.
  • İyi ve kötü yerine neyin korunduğu ve neyin kaybedildiği sorulur.
  • Her son oyunun bir sorusuna tematik bir karşılık verir.
  • Az son çerçevesi kurulur; değişkenlik çerçevenin içindeki koşullu satırlara konur.
  • Cevabı vermeyen son, soruyu oyuncunun elinde bırakmalıdır.
  • Son, oyuncunun bütün oyun boyunca kullandığı fiillerden biriyle kapanırsa daha kolay tanınır.

Açılış sahnesi

Emre tahtaya iki sütun çiziyor. Birinin başına "İYİ SON", ötekinin başına "KÖTÜ SON" yazıyor.

İyi sonda memur bütün eşyaları doğru sahiplerine vermiş. Defterde hep yeşil mühür var. Kötü sonda kırmızı tutanaklar birikmiş, büro ıssızlaşmış. Emre iki sütunun altına birer paragraf da yazmış. Kemancı kadın, mektuplar, kasetçalar, hepsi bir yerde kapanıyor.

Tolgahan hemen hesaba giriyor. İki sonu her eşyanın durumuyla çarparsa elinde yine onlarca dosya olacak. Seksen bir sonu tahtadan sildikleri günü hatırlatıyor. Sayı yine kabarıyor, bu kez başka bir kapıdan. Emre buna itiraz etmiyor. Hatta bir üçüncü sütun eklemek istiyor: "Orta son."

Burcu tahtaya bakıp gülüyor. "Ben ikinci günün akşamı hangi sütunda olduğumu bilirim," diyor. "Sonra da o sütuna oynarım."

Selim de aynı yerden giriyor. Ahlak sayacını kaldırdıklarını hatırlatıyor. "Şimdi arka kapıdan geri getiriyoruz. Her soru bir puan olacak. Kimse eşyaya bakmayacak, puana bakacak."

Nermin Hanım silgiyi alıyor. Sütunların başlıklarını siliyor, paragraflara dokunmuyor. Tahtanın boş köşesine tek bir soru yazıyor.

"Bu oyun neyi soruyor? Her son buna bir cevap vermeli. Hangisinin iyi olduğuna oyuncu karar versin."

İyi ve kötü yazan iki başlık silindi; altlarındaki paragraflar tahtada kaldı.

Bu derste ne olacak

Bu derste büronun olası sonlarını tartışacağız, ama hiçbirini kesinleştirmeyeceğiz. Önce oyuncunun kararlarının nasıl biriktiğine bakacağız. Sonra oyunun en sonuna konan bir seçimin o birikimi nasıl okuyabileceğini soracağız. Tek tek kişilerin sonlarını, büronun kendi sonunu, saklı bir sonu ve bir başarısızlık sonunu taslak olarak kuracağız. Hulusi Bey'in kapanmamış satırına da döneceğiz. Bir son o satırın cevabını vermeli mi, yoksa satırı oyuncuya mı geri vermeli? Ekibin tahtada bıraktığı her taslağı aynı soruyla sınayacağız: bu son, oyunun hangi sorusuna cevap veriyor? Sonra beş oyunun sonlarından geçeceğiz. Bir salgın, bir çöl, yağmurlu bir şehir, makinelerle dolu bir dünya ve zamanda yolculuk.

Sıfır noktası

Bir film tek sonla biter. Seyirci salondan çıkarken herkes aynı son sahneyi görmüştür. Yorumlar ayrılabilir, ama perdedeki görüntü aynıdır. Yazar o tek sahneye bütün filmi taşıtır. Kurgucu onu kesin bir yere koyar, müzik onu bir kez çalar.

Çoklu finalli bir oyunda iki oyuncu aynı oyunu bitirip farklı son sahneler görebilir. Biri kemancının trene yetiştiğini görür, öteki boş bir bankı. İkisi de oyunu bitirmiştir. İkisi de "son buydu" der.

Bu, yazar için bir özgürlük gibi görünür. Aslında bir yüktür. Her son, oyuncunun saatlerce yaptığı şeylerin karşılığı olarak okunur. Oyuncu sonda kendi izini arar. Bulamazsa, oyunun onu baştan beri izlemediğini düşünür. Bulursa, oyunu bir daha oynamak ister. Öteki yolun nereye çıktığını merak eder.

İlk tuzak buradadır. Çoğu yazar sonları oyunun sonunda yazar. Oysa son, oyunun başında başlar. Oyuncunun ilk sabah sorduğu soru, ilk gün yazılan defter satırı, sonun malzemesidir. Bunları kaydetmeyen bir oyun sonunda neye dayanacağını bilemez.

İkinci tuzak sınıflandırmadır. Sonlar kolayca iyi ve kötü diye ayrılır. Ödül sonu ve ceza sonu. Bu ayrım oyuncuya bir hedef verir, ama oyunun sorusunu da öldürür. Oyuncu artık ne yapacağını düşünmez, hangi sonu alacağını hesaplar. Bir karakterle konuşurken bile aklı skordadır.

Çoklu final her oyuna gerekmez. Pek çok güçlü oyun tek bir sonla biter ve oyuncu onu kendi sonu sayar. Çoklu final, oyunun sorusu oyuncunun cevabına ihtiyaç duyduğunda anlam kazanır. Kayıp Eşya'nın sorusu böyle bir soru: emanet edilen bir şeyle ne yaptın?

Üçüncü tuzak sayıdır. Her dal için ayrı bir son yazmak cazip gelir. Oysa son sayısı arttıkça her biri incelir. Yazar her sona daha az emek verir. Oyuncu da gördüğü sonun özel olduğuna daha az inanır.

Büroda bu soruların karşılığı elle tutulur. Oyunda kimse ölmüyor. Büyük patlamalar, savaş meydanları yok. Bir büro, bir raf, bir defter var. Bir de ilk haftasını yaşayan, ekranda yalnız elleri görünen adsız bir memur. Sonun ağırlığını bunlar taşıyacak. O zaman soru şu: küçük bir oyunda son nasıl büyük okunur?

Mekanizma

Oyuncu kararlarının birikimi

Kayıp Eşya her gün bir şeyler kaydediyor. Gün sonu defteri kime ne verildiğini ve neyin sorulduğunu yazıyor. Ziyaretçilerin güveni konuşmada, büronun itibarı gişe sırasında okunuyor. Mektup destesinin ipi çözüldüyse bu bayrak bir daha kapanmıyor. Rafta yer açılmadıysa eski eşyalar depoya iniyor.

Bunlar tek tek bir son kurmuyor. Hepsi birlikte bir portre çiziyor. Bu memur sorar mı, hemen mi verir? Bir kez yanlış verince ertesi gün daha dikkatli mi olur?

Bu toplam sona nasıl girecek? Tolgahan bir sayaç öneriyor. Doğru teslimler toplanır, bir eşiği geçen iyi sonu alır. Nermin Hanım bunu reddediyor. Sayaç, sonu bir nota çevirir. Oyuncu kendi portresini değil, notunu görür.

Burcu başka bir şey öneriyor. Sonda defterin kendisi okunsun. Memurun elleri sayfaları geriye çeviriyor. Oyuncunun satırları, eski memurun yatık yazısının hemen altından akıp gidiyor. "Sorulmadan verildi." "Kapaktaki çizik soruldu." Oyun hiçbir şeyi özetlemiyor. Oyuncu kendi kaydını okuyor.

Ekip bunu ilk taslak olarak not ediyor: "Defterin son sayfası." Sonların hepsi bu çerçevenin üstüne oturabilir.

Son seçim

Son seçim, büyük karardan farklı bir yerde durur. Büyük karar oyunun ortasında da gelebilir ve sonrasını değiştirir. Son seçimin sonrası yoktur. Ondan sonra yalnız son gelir.

Tehlikesi de buradan doğar. Son seçim bütün birikimi silebilir. Oyuncu saatlerce dikkatle oynar, sonucu ise tek bir düğme belirler. O zaman önceki saatler bir bekleme salonuna döner.

Emre bir son seçim yazmış. Son günün akşamı, gişe camı inmeden önce memur defterin ilk sayfalarını açıyor. Hulusi Bey'in kapanmamış satırı orada. Teslim sütunu boş. Kalem satırın üstünde duruyor.

Emre'nin taslağında iki seçenek var. Memur o satıra kendi parafını atabilir. Bu bir cevap sayılmaz. Paraf satırı devralmak demek: artık bu boşluk onun boşluğu. Ya da kalemi bırakıp defteri kapatabilir.

Selim hemen soruyor: "Peki bu seçim birikimi nereden okuyor?" Emre'nin cevabı hazır. Seçeneklerin metni değişmiyor, ama altındaki sayfa değişiyor. Oyuncu parafı atarken kendi satırlarını da görüyor. Kırmızı tutanaklarla dolu bir sayfanın yanına atılan paraf, yeşil mühürlerle dolu bir sayfanınkinden başka okunuyor.

Karakter sonları

Her önemli kişinin kendi kapanışı olabilir.

Kemancı kadın için Emre üç taslak yazmış. Keman ona verildiyse, son akşam kadın gişenin önünden geçiyor. Kutu sırtında. Durmuyor, yalnız camın arkasındaki ellere bir el sallıyor. Keman yaşlı adama verildiyse ve kadın programını gişeye bıraktıysa, ondan kalan son görüntü panoda sararan o program. Akşam treni kalktıysa, son akşam camdan görünen bank boş.

Kemanı isteyen ikinci kişi, yaşlı adam için Emre daha sessiz bir şey öneriyor. Keman genç kadına gittiyse, adam cama bir reçine kutusu bırakmıştı: "Sahibi gelirse." Son akşam o kutu hâlâ tezgâhta duruyorsa, memurun eli onu rafa koyuyor. Sonra deftere yeni bir satır yazıyor. Tarih ve eşya dolu, teslim sütunu boş.

Selim bu sahnede duruyor. "Bu, Hulusi Bey'in satırının aynısı." Emre başını sallıyor. Memur artık kendi kapanmamış satırını taşıyor. Kemanın gerçek sahibi bu taslakta da söylenmiyor.

Nermin Hanım'ın itirazı başka bir yerde. Karakter sonu yalnız oyuncunun o kişiyle kurduğu ilişkiyi göstermeli. Kemancıyla hiç konuşmamış bir oyuncuya onun hayat hikâyesini sonda anlatmak, oyuncunun hiç yaşamadığı bir şeyi ona ödül diye vermek olur.

Dünya sonları

Oyunun geçtiği yer de oyuncunun yaptıklarıyla değişmiş olabilir.

Kayıp Eşya'nın dünyası küçük. Bir büro ve onu saran bir gar. Emre ilk taslakta büyük bir dünya sonu yazmış. Gar kapanıyor, büro boşaltılıyor, memur son kez camı indiriyor.

Nermin Hanım bunu soruyor: "Garı kim kapattı?" Bir bakanlık, bir yönetim, oyuncunun hiç dokunmadığı bir el. Oyuncu hangi yolu seçerse seçsin aynı kapanışı görecek. Dünya sonu, oyuncunun ellerinin değdiği yerden okunmalı.

Ekip daha küçük bir dünyaya dönüyor. Raf: dolu mu, seyrek mi, hangi eşyalar depoya indi? Pano: kimin programı, kimin notu asılı? Gişe sırası: son sabah kaç kişi bekliyor, nasıl bekliyor? Bu üçü büronun son hâlini anlatıyor. Garın kendisi olduğu gibi sürüyor.

Gizli son

Bazı sonlar oyunda duyurulmaz. Oyuncu onlara ancak alışılmadık bir dikkatle ya da alışılmadık bir kısıtla varır.

Burcu'nun bir önerisi var. Gizli son daha çok bilgiyle değil, daha az bakmakla açılsın. Oyun boyunca hiçbir eşyanın içine bakmamış bir memur düşünün. Sahipliği yalnız sorularla sınamış.

Böyle bir oyuncunun son akşamında gişeye biri bir paket bırakıyor. Kâğıda sarılı, iple bağlı. Üstünde memurun kendisine yazılmış tek bir kelime var: "Size." Memur paketi açabilir ya da açmadan rafa koyabilir. Oyun, ellerin paketin üstünde durduğu anda bitiyor.

Selim kuşkulu. "Kimse bunu bulamaz." Burcu tersini düşünüyor. Bir oyuncu bulur ve anlatır. Nermin Hanım'ın tek şartı var. Gizli son, oyunun ana sorusunun cevabını saklayan yer olmamalı. Yoksa öteki bütün sonlar eksik okunur ve herkes o cevabın peşine düşer.

Başarısızlık sonu

Çoğu oyunda başarısızlık oyuncuyu son kayda döndürür. Kayıp Eşya'da yanlış teslim oyunu durdurmuyor. Hata ertesi sabah, boş bir rafın önünde bekleyen gerçek sahiple görünüyor. Sonun da bu kuralı izlemesi gerekiyor.

Emre'nin taslağı bir sabah. Büronun itibarı günler içinde düşmüş. Memur çok eşyanın içine bakmış, birkaç kez yanlış vermiş. Son sabah gişe camı kalkıyor ve önünde kimse yok. Garın sesleri geliyor: anonslar, peronda adımlar, raylarda bir tren. Ama kimse gişeye yürümüyor. Raf dolu. Mühür tezgâhta duruyor, kimse için basılmıyor.

Ekranda "Kaybettiniz" yazmıyor. Garda hayat sürüyor; yalnız bu büroya kimse eşya sormaya gelmiyor. Burcu bunu bir ayna olarak görüyor. Selim yine de bir şey soruyor: "Merakı mı cezalandırıyoruz?" Emre'nin cevabı açık. Merakın bir bedeli olsun istiyordu. Bu son o bedelin en uç hâli.

"İyi/kötü" ikiliğinden kaçınmak

Başlıklar silindi, alışkanlık silinmedi. Ekip taslaklara yine de not vermek istiyor.

Not verilen son, oyuncuyu eşyadan uzaklaştırır. Aklındaki soru değişir: "Bu beni iyi sona yaklaştırıyor mu?"

Nermin Hanım'ın ölçüsü daha yalın. Her son için iki şey sorulsun: Bu memur neyi korudu? Neyi kaybetti? Boş gişe sabahında çok şey kaybedilmiş, belki bir merak korunmuş. Hiçbir son yalnız kazanç olmuyor.

Tolgahan son dosyalarının adlarını değiştiriyor. Artık her biri, korunan şeyin adını taşıyor.

Her finalin tematik karşılığı

Kayıp Eşya'nın en baştan üç sorusu var. Emanet: bir şey kimindir, kime verilir? Mahremiyet: bir eşyanın içine bakmaya kimin hakkı var? Hatırlamak: geride kalan iz, giden birini ne kadar taşır?

Her taslak bu sorulardan birine bir tematik karşılık vermeli. Defterin son sayfası hatırlamaya cevap veriyor: oyuncunun izi Hulusi Bey'inkinin altında. Gizli son mahremiyete cevap veriyor: hiç bakmamış memur sonunda kendi paketiyle baş başa. Boş gişe emanete cevap veriyor: güven gidince eşyalar da sahipleri de büroya gelmiyor.

Bir de Hulusi Bey'in satırı var. Emre bir son taslağında onun cevabını yazmak istiyordu. Burcu karşı çıkıyor: o cevap tek bir sonda olursa, o son "gerçek son" olur. Selim'e göre ise cevapsız kalan oyuncu kandırıldığını düşünebilir.

Nermin Hanım ikisini de tahtaya yazıyor ve bir üçüncüsünü ekliyor. Cevabı vermeyen bir son, satırı oyuncuya geri verebilir. Bütün sonlar defterin ilk sayfasında bitebilir: boş teslim sütunu, şimdi oyuncunun kendi satırlarının yanında. Satırın cevabı yazılmıyor. Ekip bu seçeneği tahtada bırakıyor, karar Burcu'nun oyun testine kalıyor.

Filmlerden okuma

Sonlarına iyi ve kötü diye etiket yapıştıran bir oyun bu kutularda yok. Her birinde son, oyuncunun yaptığı ya da yapmadığı bir şeyin karşılığı. Kayıp Eşya bunların hiçbiri kadar büyük değil. Bir baraj savaşı yok, bir dünya yıkılmıyor. Ama aynı soru burada da geçerli: oyuncu sonda kendi elini görebiliyor mu? Bir defter sayfası, boş bir bank ya da rafa konan küçük bir kutu da bunu gösterebilir.

Usta katmanı

Az çerçeve, çok satır. Tolgahan'ın hesabı yine kabarıyordu. Her eşyanın durumu, her ziyaretçinin güveni, her gün. Usta yazar sonları çarpmaz. Az sayıda son çerçevesi kurar: defterin son sayfası, boş gişe, paket. Değişkenliği bu çerçevelerin içine, koşullu satırlara koyar. Kemancının bankı bir satırdır; kendi başına bir son taşımaz. Sonuç: oyuncu kendine özel bir son görür, yazar ise yüzlerce son yazmaz.

Son seçim birikimi okumalı, silmemeli. Son seçenekler aynı kalabilir. Ama seçeneğin yanında duran şey birikimle değişmelidir. Paraf aynı paraf. Altındaki sayfa ise her oyuncuda başka. Deus Ex'e yöneltilen eleştiri de buradan doğuyor: seçeneklerin yanında oyuncunun geçmişi durmuyor.

Sonu ilk günden kaydetmeye başla. Son yazılırken neyin kaydedildiğine bakılır. Kaydedilmemiş bir kararı sonda anmak mümkün değildir. Kayıp Eşya'da gün sonu defteri bu yüzden ilk günden beri neyin sorulduğunu da yazıyor. O satır olmasaydı, sonda "sorulmadan verildi" diye bir şey okunamazdı.

Başarısızlık sonu tam bir sondur. Yazar onu bir oyun bitti ekranı gibi yazarsa, oyuncu onu bir yükleme ekranı gibi geçer. Boş gişe sabahı kendi ışığı, kendi sesi, kendi süresiyle yazılmalı. Oyuncu o sabahı başka bir sonun eksiği olarak değil, kendi yaptıklarının bütünü olarak yaşamalı.

Gizli son, ana sorunun cevabını rehin tutmamalı. Cevap tek bir saklı yerde durursa, bütün öteki sonlar bir bekleme odasına döner. Oyuncular o cevabı aramaya başlar, kendi sonlarına bakmayı bırakır. Gizli son ek bir bakış vermeli. Paket, memura yalnız bir soru daha soruyor.

Kafiye kazanılmalı. Memurun kendi kapanmamış satırını yazması güzel bir kafiye. Hulusi Bey'in satırına bir yankı. Ama yalnız oyuncu o satırı ilk günden beri görmüş ve düşünmüşse çalışır. Kafiyeyi oyunun içinde birkaç kez hatırlatmadan sona koyan yazar, oyuncuya kendi kurduğu bir bilmeceyi çözdürür.

Her sonu tek bir soruya bağla. Bir son hem emanete hem mahremiyete hem hatırlamaya cevap vermeye çalışırsa hiçbirini söylemez. Taslaklar ayrı sorulara cevap verince, oyuncunun gördüğü son oyunun hangi sorusuyla yaşadığını gösterir. İki oyuncu sonlarını karşılaştırdığında aynı oyunun iki ayrı yüzünü konuşur.

Sonu oyunun fiilleriyle kapat. Memurun elinde üç fiil var: bakmak, sormak, vermek. Taslakların hepsi bunlardan biriyle bitiyor. Paraf bir yazma, paket bir bakma ya da bakmama, boş gişe verilemeyen bir teslim. Son, oyuncunun bütün oyun boyunca yaptığı hareketle kapanınca, eli o hareketi tanır. Sinematik bir son sahne ise oyuncunun elini ilk kez boş bırakır; bu bazen işe yarar, ama bir karar olarak seçilmeli.

Açık kalan şey bir karardır, ama oyuncuya bir şey bırakmalı. Cevabı vermeyen son, cevabı saklayan sondan farklı okunur. Saklayan son bir kapı gösterir ve kilitler. Vermeyen son ise soruyu oyuncunun eline teslim eder. Hulusi Bey'in satırı cevapsız kalırsa, en azından oyuncunun kendi satırlarının yanında kalmalı. Satır artık onun da defterinde.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Çoklu final, her kararın kendi sonu demektir."
Doğrusu

Her karar için ayrı son yazmak sonları inceltir. Çoğu karar sona bir satır, bir görüntü olarak girer. Son çerçeveleri az kalır.

Yaygın yanlış"Son seçim oyuncuya özgürlük verir."
Doğrusu

Birikimi okumayan bir son seçim, saatlerce oynanan oyunu tek bir düğmeye indirir. Seçenek ancak oyuncunun geçmişi onun yanında durursa ağırlık taşır.

Yaygın yanlış"İyi son ödüldür, kötü son cezadır."
Doğrusu

Bu ayrım oyuncuyu hesaba iter. Sonlar neyin korunduğuna ve neyin kaybedildiğine göre kurulursa, oyuncu hangisinin iyi olduğuna kendisi karar verir. İki oyuncu aynı sonu farklı yargılayabilir.

Yaygın yanlış"Başarısızlık sonu, oyun bitti ekranının uzun hâlidir."
Doğrusu

Oyun bitti ekranı geri dönmeye çağırır. Başarısızlık sonu ise bir yere varır. Kendi sahnesi, kendi süresi ve kendi tematik karşılığı vardır.

Yaygın yanlış"Gizli son gerçek sondur."
Doğrusu

Gizli son ek bir bakış sunmalı. Ana sorunun cevabı orada saklanırsa öteki sonlar eksik okunur.

Yaygın yanlış"Karakter sonu, karakterin bütün hikâyesini anlatmalıdır."
Doğrusu

Karakter sonu oyuncunun o kişiyle yaşadığını kapatır. Oyuncunun hiç tanımadığı bir hikâyeyi sonda açmak ona yabancı bir ödül verir.

Yaygın yanlış"Dünya sonu büyük olmalıdır."
Doğrusu

Dünya sonu oyuncunun dokunduğu dünyanın ölçeğindedir. Bir raf, bir pano, bir gişe sırası da bir dünyanın son hâlini anlatır.

Yaygın yanlış"Ne kadar çok son, o kadar çok tekrar oynama."
Doğrusu

Oyuncu ancak sonların farklı bir şey söylediğine inanırsa geri döner. Yalnız birkaç satırı değişen sonlar, tekrar oynayanı ilk dakikada yorar.

Yaygın yanlış"Son, oyunun son saatinde yazılır."
Doğrusu

Son, oyunun ilk saatinde kaydedilen şeylerden kurulur. İlk gün kaydedilmeyen bir kararı son anamaz.

Yaygın yanlış"Oyuncu bütün sonları görmek ister."
Doğrusu

Çoğu oyuncu tek bir sonu görür ve onu kendi sonu sayar. Son, ikinci bir oynayışa bağlı kalmadan ilk oynayışta tam okunmalı.

Yaygın yanlış"Cevapsız son, yazarın kaçışıdır."
Doğrusu

Cevabı vermemek bir karardır. Ama cevapsız son oyuncuya bir şey geri vermelidir: soruyu, izini ya da bir yeri.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Çoklu final oyuncunun oyun boyunca bıraktığı izin karşılığı olarak okunur.
  • Birikimli son, oyun boyunca kaydedilen küçük kararlardan kurulur.
  • Son seçim en sonda gelir; birikimi okumazsa önceki saatleri siler.
  • Karakter sonu oyuncunun o kişiyle yaşadığını kapatır, fazlasını anlatmaz.
  • Dünya sonu oyuncunun dokunduğu dünyanın ölçeğinde kalır.
  • Gizli son ek bir bakış sunar, ana sorunun cevabını rehin tutmaz.
  • Başarısızlık sonu kendi başına tam bir sondur.
  • İyi ve kötü yerine neyin korunduğu ve neyin kaybedildiği sorulur.
  • Her son oyunun bir sorusuna tematik bir karşılık verir.
  • Az son çerçevesi kurulur; değişkenlik çerçevenin içindeki koşullu satırlara konur.
  • Cevabı vermeyen son, soruyu oyuncunun elinde bırakmalıdır.
  • Son, oyuncunun bütün oyun boyunca kullandığı fiillerden biriyle kapanırsa daha kolay tanınır.

Sonraki derse köprü

Kayıp Eşya'nın sonları şimdi üç ayrı yerde duruyor. Tahtada Nermin Hanım'ın sorusu, Emre'nin defterinde taslaklar, Tolgahan'ın tablosunda bayraklar. Tolgahan paraf sahnesini kurarken bir şey soruyor: hangi defter satırı hangi sona bağlı, ve bunu sınayacak kişi bunu nereden okuyacak? Bir yazarın kafasında duran son, bir programcının elinde çalışmaz. Sınayan kişi de onu tahtadan okuyamaz. Sonraki ders, bir oyunun anlatısını ekibin ortak okuyabileceği belgelere dökmeyi konuşuyor: dallanma şemasından değişken listesine, test senaryolarına kadar.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — tahtada iki sütun, "İYİ SON" ve "KÖTÜ SON"; Nermin Hanım yalnız başlıkları siliyor, paragraflar kalıyor.
  • Birikimli son — memurun elleri defterin sayfalarını geriye çeviriyor; yeşil mühürler ve kırmızı tutanaklar Hulusi Bey'in düzgün yazısının altında akıyor.
  • Son seçim — akşam ışığı; kalem boş teslim sütununun üstünde duruyor.
  • Karakter sonu — sırtında keman kutusuyla camın önünden geçen kadın; ya da camın ardında boş bir bank.
  • Kafiye — reçine kutusu rafa konuyor; deftere tarih ve eşya yazılıyor, teslim sütunu boş kalıyor.
  • Dünya sonu — raf, pano ve gişe sırası tek bir planda.
  • Gizli son — kâğıda sarılı, iple bağlı bir paket; üstünde tek kelime: "Size."
  • Başarısızlık sonu — kalkan gişe camı, boş sıra, tezgâhta basılmayan mühür; garın sesleri sürüyor.

Ritim

Ders tahtadan silinen iki başlıkla açılıyor, sonları tek tek taslak olarak kuruyor, beş oyunun sonlarından geçiyor ve Hulusi Bey'in satırını cevapsız ama oyuncunun elinde bırakarak kapanıyor.