İçeriğe geç

Ders 100.4

Çıktı hedefleri

Senaryo Akademisi — Bölüm VIII, Modül 100

3.398 kelime5 film örneği≈ 15 dk okuma≈ 23 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Çıktı hedefi bir dilekten değil, ölçülmüş hızdan ve gerçek yazı günlerinden çıkar.
  • Ölçülmüş hız ileri giderek yazılan bir haftada ölçülür, cilalanan haftada değil.
  • Haftalık sahne hedefi, inip çıkan sayfa sayısından daha dengeli bir ölçüdür.
  • Günlük pay bir ortalamadır; hüküm haftanın sonunda verilir.
  • Günlük süre korunur, çıktı ölçülür.
  • Sekans durağı bir son tarih değil, bir ölçüm yeridir.
  • Tamamlama tarihi ham taslağın bittiği gündür ve her durakta yeniden hesaplanır.
  • İlk taslakta hedef kalite değil ilerlemedir; zayıf sahne işaretlenip geçilir.
  • Telafi günü baştan konur; kayıp ertesi güne yığılmaz.
  • Taban hedef zinciri korur, haftalık hedefin yerine geçmez.
  • Başka işe giden günler hedefin dışında tutulur; gerçekçi yük, hedefin kendisinden önce gelir.
  • Hedef her akşam değil, durakta ve defterin sayısına bakılarak değiştirilir.

Açılış sahnesi

Burcu takvimi masaya seriyor. Haftalar renkli şeritlerle bölünmüş. Ortadaki uzun şeridin üstünde iki kelime var: İLK TASLAK. Şeridin köşesine sarı bir not yapışmış. Üstünde Burcu'nun el yazısı: günde beş sayfa.

«Hesap basit,» diyor Burcu. «Yüz on sayfa. Günde beş sayfa yazarsam yetişir.»

Emre başını sallıyor. «Beş sayfa çok değil. Sabah oturursun, öğlene biter.»

Selim nota eğiliyor. «Bu beşi nereden çıkardın?»

«Sayfaları günlere böldüm.»

«Hangi günlere? Salı ve çarşamba Semiha Hanım'ın odasındasın. O günler de bu bölmenin içinde mi?»

Burcu cevap vermiyor. Notu takvimden söküp avucunda tutuyor.

Nermin Hanım kalemini bırakıyor. «Geçen yıl yarım bıraktığın senaryoda günde kaç sayfa yazıyordun?»

«Bilmiyorum. Hiç saymadım.»

«O zaman bu beş bir hedef değil. Bir dilek.»

Emre itiraz ediyor. «Bir yerden başlamak lazım. Dilek de olsa bir sayı.»

«Başlamak için bir sayı lazım,» diyor Nermin Hanım. «Ama o sayı senin elinden çıkmalı, takvimin bölme işleminden değil.»

Burcu notu katlayıp cebine koyuyor. Takvimdeki şerit yerinde duruyor. Ama pazartesi sabahı masaya oturduğunda ne yapacağını hâlâ söylemiyor.

Çıktı hedefi bir dilekten çıkarılmaz; yazarın ölçtüğü hızdan ve gerçekten yazabileceği günlerden çıkarılır.

Bu derste ne olacak

Takvimdeki uzun şeridin günlere ve haftalara nasıl çevrildiğini Burcu'yla birlikte izleyeceğiz. Önce kendi hızını ölçecek. Sonra sayfayı değil sahneyi sayacak, sekansların sonuna birer durak koyacak. İlk haftada tebeşir sahnesini üç kez yazıp ilerleyemeyecek ve bunun nedenini göreceğiz. Takvimin altıncı haftasında, yani taslak çıkarmanın beşinci haftasında, dizi odası bütün bir haftayı yutacak. Kaybı ertesi güne yığmadan nasıl kapattığını izleyeceğiz. En yorgun akşamlar için ayrı, küçük bir hedefin neden gerektiğini de konuşacağız. Sonunda Burcu'nun elinde bir dilek değil, her akşam tutup tutmadığını görebileceği bir sayı olacak. Filmler Paris'te kilitli bir çalışma odasından, New York'ta bir lokantadan, Bronx'ta bir daktilodan, bir prova deposundan ve Broadway'deki bir tiyatrodan gelecek.

Sıfır noktası

Takvim bir senaryonun büyük parçalarına süre verir. Araştırmaya bu kadar, taslağa şu kadar, okumaya şu kadar. Ama takvim bir sabahın ne getireceğini söylemez. Yazar masaya oturduğunda «ilk taslak haftası» diye bir iş yoktur. Bir sahne vardır, bir saat vardır, bir de boş sayfa.

Çıktı hedefi bu boşluğu doldurur. Belli bir sürede belli bir miktar üretmeyi üstlenmektir: günde iki sayfa, haftada on sahne gibi. Takvim neyin ne zaman biteceğini söyler. Çıktı hedefi oraya hangi adımlarla gidileceğini söyler.

Çoğu yazar hedefini tek bir bölme işlemiyle kurar. Teslim gününü alır, sayfa sayısını alır, birini öbürüne böler. Çıkan sayı kâğıt üstünde kusursuzdur. Ama iki şeyi hesaba katmaz. Yazarın gerçek hızını bilmez. Hangi günlerin gerçekten yazıya açık olduğunu da bilmez. Burcu'nun beşi böyle doğdu. Ne kendi hızına baktı ne de salı ile çarşambaya.

Böyle bir hedef ilk haftada kırılır. Yazar beşi tutturamaz, kendini geride sanır. Ertesi gün yediye çıkar, onu da tutturamaz. Bir hafta sonra hedef bir suçluluk listesine döner. Çoğu yarım kalmış senaryo böyle bir listenin altında kalır.

Burcu bunu yaşadı. Geçen yıl yarım bıraktığı senaryonun bir hedefi yoktu. Yalnız bir teslim günü vardı. Önce yapımcıdan uzun bir not, ardından başka bir iş araya girdi. Burcu geride olduğunu hissetti, ama ne kadar geride olduğunu hiç bilmedi. Elinde ölçecek bir sayı yoktu. Sonunda dosyayı açmaz oldu.

Bir hedefin işe yaraması için iki şeyi aynı anda yapması gerekir. Yazara bugün ne yapacağını söylemeli. Bir de akşam olunca işin bitip bitmediğini söylemeli. Yalnız teslim günü bunların hiçbirini yapmaz. Çok uzaktadır, her sabah aynı uzaklıkta görünür.

İyi bir hedef bir sözleşmeye benzer. Yazar onu kendi kendisiyle yapar. Sözleşmenin şartları gerçek olmalıdır: gerçek hız, gerçek günler, gerçek yorgunluk. O zaman tutulabilir. Tutulan hedef de yazara her akşam küçük bir kanıt bırakır: bugün de yazdım, taslak ilerliyor.

Sözleşme üç ölçekte kurulur: günün içinde, haftanın sonunda ve her sekansın bitiminde. En zor maddesi ise bir sayı değil. İyi yazma isteğini ilk taslağın kapısında bırakmak.

Mekanizma

Kendi hızını ölçmek

Nermin Hanım Burcu'dan bir şey istiyor. Beşi unutup taslak çıkarmanın ilk haftasını, yani takvimin ikinci haftasını yazacak. Her akşam küçük bir deftere iki şey not edecek: masada kaç saat oturduğunu ve kaç sahne bitirdiğini.

Taslak çıkarmanın ilk haftası bittiğinde defterde dört gün var. Burcu her sabah sekizden öğlene kadar oturmuş. Ama yalnız yedi sahne bitmiş. Bir sabahın tamamı tebeşir sahnesine gitmiş. Ertesi sabah aynı sahneye dönüp onu yeniden yazmış.

Nermin Hanım yediyi hız saymıyor. «Bu hafta yazmadın, cilaladın. Hızını bir de ileri giderek ölç.»

Takvimin üçüncü haftasında Burcu dünkü sahneye dönmüyor. Defterde on bir sahne var. Ölçülmüş hızı artık bu sayı. Beşin yanında küçük görünüyor. Ama Burcu'nun kendi elinden çıkmış.

Defterde başka bir ayrım da görünüyor. Bugün hattının sahneleri hızlı akmış. Ceren köye geliyor, büyükannesinin eşyalarını sayıyor, kapıdaki kilide bakıyor. Burcu bu sahneleri bir sabahta üçer üçer bitirmiş. Gençlik hattında ise Nüzhet'in her sahnesi bir sabahı yemiş. Burcu bunu aslında biliyordu: torunun hayatını kendisi yaşamış, büyükanneyi ise ancak sayfalardan duymuş. Defter bu bilgiyi bir sayıya çeviriyor. Ölçülmüş hız tek bir sayı değil, iki hattın iki ayrı hızı.

Sayfa değil sahne

Burcu yeni sayıyı sayfaya çevirmeye kalkıyor. Defterdeki günler birbirine hiç benzemiyor. Bir gün yedi sayfa çıkmış, bir gün iki. Tebeşir sahnesi yarım sayfa sürüyor. Jandarmanın kapıya gelip «kaçtı» dediği sahne dört sayfa.

Funda'nın sözü aklına geliyor. Funda, Semiha Hanım'ın odasında Burcu'nun masa arkadaşı. «Bizim odada kimse sayfa saymaz,» demişti. «Herkesin bu hafta yazacağı sahneler tahtada yazılıdır.»

Burcu'nun sahne dizisinde altmış sahne var. Şeritte taslak çıkarma, takvimin ikinci haftasıyla yedinci haftası arasını kaplıyor. Haftada on sahne demek. Takvimin üçüncü haftasındaki on bir bunun biraz üstünde. Burcu hedefi yine de on birde değil, onda tutuyor. Her dizi haftası bu kadar sakin geçmeyecek. Hedef artık hem hesaptan hem defterden geçiyor.

Sayfa yine de defterde kalıyor, ama başka bir işle. Hedef olmaktan çıkıp bir ortalamaya dönüyor.

Yedi günün ikisi Semiha Hanım'ın odasına gidiyor. O günlerde YAĞHANE'den tek satır beklenmiyor. Pazar yazı günü sayılmıyor; onun başka bir işi var, birazdan göreceğiz. Geriye dört yazı günü kalıyor. On sahnenin günlük payı iki buçuk sahne, aşağı yukarı dört buçuk sayfa. Burcu bir gün iki sayfada kalırsa paniğe kapılmıyor. Ertesi günün jandarma sahnesi o açığı kendiliğinden kapatabilir. Bakacağı yer cuma akşamı defterin toplamı.

Günlük süre ise hiç kıpırdamıyor. Sabah sekizden öğlene kadar Burcu masada. Öğleden sonrası dizi notlarına, alışverişe, Dilber Hanım'a gidiyor. Süre korunur, sayı ölçülür.

Sekansların sonundaki duraklar

Burcu'nun tek sayfalık sekans planında sekiz sekans var. Altı haftalık şeridin üstüne bunları kurşun kalemle yerleştiriyor.

Durak bir son tarih değil, bir ölçüm yeri. Üçüncü sekans, Zekai'nin hasat başında işçilerin adlarını okuduğu sahneyle bitiyor. Burcu o sahneye vardığında takvime bakacak. Planda o gün takvimin dördüncü haftasının başı. Erken vardıysa sürpriz yok. Geç vardıysa, ne kadar geç olduğunu orada, sekansın sonunda görecek. Taslağın ortasında bir gece kendini sorguya çekmeyecek.

Duraklar tamamlama tarihini de dürüst tutuyor. Burcu'nun tamamlama tarihi, teslim günü değil. Ham taslağın bittiği, dinlenme arasının başladığı gün. Her durakta bu tarih bir kez daha hesaplanıyor. Kaç sekans kaldı, ölçülmüş hız ne diyor? Tarih kayıyorsa Burcu bunu ilk kayan durakta öğreniyor.

İyi değil, ileri

Tebeşir sahnesine dönen sabah Burcu'ya hâlâ dokunuyor. Her yazışında sahne biraz daha iyi oldu. Nüzhet'in elini önlüğüne silişi, taşın üstündeki ters harf. Ama o hafta taslak üç sahne geri kaldı.

Burcu takvimin üçüncü haftasında bir kural koyuyor. Dünkü sahneyi yalnız bir kez okuyacak, ama düzeltmeyecek. Zayıf bulduğu sahnenin kenarına kırmızı bir çarpı atıp geçecek. Haftanın sonunda yedi sahnenin kenarında çarpı var. Hiçbiri ilk taslağı durdurmadı. Hepsi yeniden yazımın listesinde bekliyor.

Funda bunu da biliyor. Dizi odasında ertesi gün çekim var. Zayıf bir sahne yayına girebilir, yazılmamış bir sahne giremez.

Kaybı yığmamak

Takvimin altıncı haftası, taslak çıkarmanın beşincisi. Dizi odası araya giriyor: Semiha Hanım'a yetişmesi gereken bir bölüm daha çıkmış. Burcu bütün haftayı yazı odasında geçiriyor. YAĞHANE'nin defterinde o haftanın satırı boş. On sahne açıkta.

İlk aklına gelen yol, ertesi hafta yirmi sahne yazmak. Selim karşı çıkıyor. Kurgu masasında da aynısını görmüş. Gecikmeyi tek geceye yığan kurgucu, ertesi sabah bütün sahneleri yeniden açıyor.

Burcu'nun takviminde pazar yazı günü sayılmıyor. Ama boş bir telafi günü olarak duruyor. Hedef tuttuysa pazar dinlenmeye gidiyor. Tutmadıysa pazar sabahı açık kapatılıyor. İlk haftanın üç eksik sahnesinden biri üçüncü haftanın fazlasıyla, kalanı tek bir pazar sabahı kapanmıştı.

Şimdi önünde taslak çıkarmanın tek bir haftası kalıyor. Semiha Hanım'ın bölümü cumartesi gece bitiyor, o haftanın pazarı YAĞHANE'ye dönüyor. Yedinci haftanın pazarı da öyle. İki pazar art arda kullanılıyor, ama açığı doğuran hedef değil, dizi odası.

İki pazar on sahnenin yarısını kapatıyor. Burcu kalan beşi günlük paya bölmüyor. Tamamlama tarihini dört gün ileri alıyor. Sekizinci haftanın dinlenme arası birkaç gün kısalıyor. On birinci haftanın tamponuna dokunulmuyor, teslim günü de yerinde kalıyor.

Kayıp hafta Burcu'ya yorgunluğu da gösteriyor. Dizi odasından dönülen akşamlar uzun. Yine de defterde boş satır kalmamalı.

Burcu'nun tabanı tek bir sahne. Dizi odasından gece döndüğü bir yazı gününde, Mükerrem'in mutfağındaki kısa bir sahneyi bitirip yatıyor. Sahnenin kenarında bir çarpı var. Ama defterdeki satır boş değil.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Hedefi taslaktan önce koyma, ilk haftadan sonra koy. İlk hafta bir ölçüm haftasıdır. Defteri tut, sayıyı çıkar, hedefi ona göre yaz.

İlk haftanın sayısını ikinciyle sına. İlk hafta çoğu zaman cilayla geçer. Gerçek hız, dünkü sahneye dönmediğin haftada görünür.

Sayfayı değil sahneyi say. Sayfa sahneden sahneye değişir. Sahne sayısı bir haftayı daha dürüst ölçer.

Günlük payı ortalama olarak oku. Bir gün iki sayfa, ertesi gün yedi olabilir. Hükmü cuma akşamı ver, salı akşamı değil.

Süreyi koru, miktarı ölç. Masadaki saatler sabit kalsın. Değişen tek şey o saatlerden çıkan sahne olsun.

Yazı günlerini takvimden say, haftadan değil. Haftada yedi gün var, ama hepsi sana ait değil. Başka işe giden günleri hesaba sıfır olarak yaz.

Durakları sekans sonlarına koy. Durak bir bölümün kapandığı yerdir. Haftanın ortasına denk gelebilir; olsun, ölçüm orada yapılır.

Durakta düzeltme, yalnız ölç. Durakta sorulan soru «neredeyim?» Zayıf sahnelerin listesini güncelle ve devam et.

Tamamlama tarihini teslim gününden ayır. Tamamlama, ham taslağın bittiği gündür. Teslim ondan sonra gelir. Arada okuma ve dinlenme var.

Zayıf sahneyi işaretle, düzeltme. Kenara bir işaret koy ve geç. Yeniden yazım için o işaretler bir listedir.

Bir sahneye üçüncü kez dönüyorsan dur. Üçüncü dönüş artık yazmak değil, kaçmak. Sahne ya zor, ya da sonraki sahne korkutuyor.

Telafi gününü baştan takvime koy. Kriz anında bulunan telafi günü her zaman bir dinlenme gününden çalınır. Baştan konan gün ise boş kalırsa bir armağandır.

Kaybı ertesi güne yığma. Yığılan açık bir sonraki haftayı da bozar. Telafi günlerine böl, yetmezse tamamlama tarihini kaydır.

Tabanı küçük tut. Taban hedef yorgun gün içindir. Bir sahneyse bir sahne. Tabanı yükseltirsen o da bir hedefe döner ve kırılır.

Hedefi kimin koyduğunu sor. Yapımcı tarih ister, hız istemez. Hızı sen ölçersin. Tarihle hız uyuşmuyorsa bunu ilk durakta söyle.

Defteri uzun tutma. Saat ve sahne yeter. Uzun bir yazı günlüğü, yazının yerine geçmeye başlar.

Hedefi sahne dizisinden türet. Sahne sayısı belli değilse haftalık hedef de belli olamaz. Önce sahneleri say, sonra haftalara dağıt.

Zor sahneleri haftalara dağıt. Uzun ve ağır sahneler aynı haftaya yığılırsa o hafta kırılır. Jandarma sahnesiyle Raşit'in son gecesi aynı haftaya düşmesin.

Hedefi ancak durakta değiştir. Her akşam hedefle pazarlık edilirse hedef kalmaz. Değişiklik, sekans sonunda, defterin sayısına bakarak yapılır.

Bir kayıp olmadan iki hafta üst üste telafi gerekiyorsa hedef yanlıştır. Telafi günü istisna içindir. Kural hâline geldiyse haftalık hedefi ölçülmüş hıza göre yeniden kur.

Başka işin yükünü de say. Dizi odasından dönülen akşam, boş bir akşam değildir. Ertesi sabahın günlük payını biraz düşük tut.

Bitirdiğin sahneyi say, başladığını sayma. Yarım sahne defterde bir sahne gibi görünür ama değildir. Sayı yalnız biten sahnelerden çıksın.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Hedef, toplam sayfayı kalan günlere bölerek bulunur."
Doğrusu

Bu bölme yazarın hızını ve gerçek yazı günlerini bilmez. Burcu'nun beşi salı ile çarşambayı da yazı günü sayıyordu.

Yaygın yanlış"Günlük sayfa sayısı en iyi ölçüdür."
Doğrusu

Sahneler eşit uzunlukta değil. Burcu'nun tebeşir sahnesi yarım, jandarma sahnesi dört sayfa. Haftalık sahne sayısı daha dengeli bir ölçü.

Yaygın yanlış"İlk taslakta iyi yazılmayan sahne boşa yazılmıştır."
Doğrusu

Zayıf sahne de taslağın bir parçasıdır. Yeniden yazım ona döner. Yazılmamış sahneye dönülemez.

Yaygın yanlış"Kaçırılan gün ertesi gün iki katı yazılarak kapatılır."
Doğrusu

İki katlık gün çoğu zaman yarım kalır ve açık büyür. tick, tick... BOOM!'daki Jon her şeyi son haftaya yığıyor. Telafi günü bunun sakin karşılığıdır.

Yaygın yanlış"İyi yazar hedef koymaz, ilham gelince yazar."
Doğrusu

Bullets Over Broadway'in yazarı Allen'ın düzeni bunun tersini söylüyor. İlhamı bekleyen David, filmin içinde kalıyor.

Yaygın yanlış"Tamamlama tarihi ile teslim günü aynı şeydir."
Doğrusu

Ham taslak bittiği gün teslim edilmez. Arada dinlenme ve okuma vardır. Burcu'nun dört günlük kayması teslim gününe değil, dinlenme arasına düştü.

Yaygın yanlış"Sekans durağı bir son tarihtir."
Doğrusu

Durak bir ölçüm yeridir. Geç kalınan durak bir ceza getirmez, bir bilgi verir.

Yaygın yanlış"Hedefin tutulmaması yazarın tembelliğini gösterir."
Doğrusu

Çoğu zaman hedefin yanlış kurulduğunu gösterir. Burcu'nun ilk haftasının sorunu tembellik değil, cilaydı.

Yaygın yanlış"Yüksek hedef yazarı daha çok çalıştırır."
Doğrusu

Tutulmayan hedef bir süre sonra hiç bakılmayan bir kâğıda döner. Colette'te sayfalar kilitli kapının ardından çıkıyor, ama bedeli ağır. Tutulabilir hedef her akşam küçük bir kanıt bırakır.

Yaygın yanlış"Başka bir işte çalışırken çıktı hedefi koymak anlamsızdır."
Doğrusu

Tersine, en çok o zaman gerekir. Burcu'nun salı ve çarşambası hedefin dışında bırakıldı. Kalan günler tam o yüzden korunabildi.

Yaygın yanlış"Telafi günü dinlenme gününden çalınır."
Doğrusu

Baştan konan telafi günü bir dinlenme günü değildir. Hedef tuttuysa dinlenmeye döner, tutmadıysa açığı kapatır.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Çıktı hedefi bir dilekten değil, ölçülmüş hızdan ve gerçek yazı günlerinden çıkar.
  • Ölçülmüş hız ileri giderek yazılan bir haftada ölçülür, cilalanan haftada değil.
  • Haftalık sahne hedefi, inip çıkan sayfa sayısından daha dengeli bir ölçüdür.
  • Günlük pay bir ortalamadır; hüküm haftanın sonunda verilir.
  • Günlük süre korunur, çıktı ölçülür.
  • Sekans durağı bir son tarih değil, bir ölçüm yeridir.
  • Tamamlama tarihi ham taslağın bittiği gündür ve her durakta yeniden hesaplanır.
  • İlk taslakta hedef kalite değil ilerlemedir; zayıf sahne işaretlenip geçilir.
  • Telafi günü baştan konur; kayıp ertesi güne yığılmaz.
  • Taban hedef zinciri korur, haftalık hedefin yerine geçmez.
  • Başka işe giden günler hedefin dışında tutulur; gerçekçi yük, hedefin kendisinden önce gelir.
  • Hedef her akşam değil, durakta ve defterin sayısına bakılarak değiştirilir.

Sonraki derse köprü

Burcu'nun masası taslakla birlikte doluyor. Tebeşir sahnesinin ilk haftada yazılmış üç sürümü var. Kırmızı çarpılı sahnelerin listesi büyüyor. Vahit Usta'nın ses notları, Ülker Hanım'la yazışmalar, yapımcının notları da orada. Ölçüm defteri de bir yerde duruyor. Peki hangi dosya ana senaryo, hangileri eski taslak? Bir yıl sonra o üç tebeşir sürümünden birini arayan Burcu onu nerede bulacak? Sıradaki ders bu kâğıtlara bir düzen kuruyor: proje klasörü.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — renkli şeritlerle bölünmüş bir takvim; şeridin köşesinde sarı bir not, üstünde «günde beş sayfa».
  • Ölçülmüş hız — küçük bir defterde günler alt alta; yanlarında saat ve sahne sayısı.
  • Haftalık sahne hedefi — bir dizi odasının tahtasında adların yanında sahne numaraları.
  • Günlük pay — boyları farklı dört sütun; üstlerinden geçen düz bir ortalama çizgisi.
  • Sekans durağı — uzun bir şeridin üstüne kurşun kalemle konmuş sekiz küçük bayrak.
  • İlerleme hedefi — sayfaların kenarında kırmızı çarpılar; sayfalar yine de ileri akıyor.
  • Telafi günü — takvimde her haftanın sonunda boş bir kare; biri dolarken öbürleri boş kalıyor.
  • Taban hedef — gece lambasının altında tek bir sahnenin son satırı.

Ritim

Ders kâğıt hışırtısıyla, takvimin masaya serilişiyle açılıyor. Defter bölümünde kalem sesi kısa ve düzenli. Altıncı hafta sessiz geçiyor; yalnız uzaktan bir yazı odasının uğultusu duyuluyor. Kapanışta sayfalar üst üste konuyor, ardından kısa bir sessizlik.