Ne yapacaksın
Önceki uygulamada seçtiğin beş fikirden birini alacaksın. Tek bir fikir.
Onu on ayrı biçimde yeniden yazacaksın. Her seferinde tek bir şeyi değiştireceksin: başkarakteri, dönemi, mekânı, türü, mecrayı, karşı gücü, finali. Her versiyon iki üç cümle.
Bir fikri tanımanın tek yolu, onu birkaç kez bozmak.
Sonra on versiyona bir arada bakacak ve en güçlü bileşimi kuracaksın — tek bir versiyonu seçmek yerine, farklı versiyonlardan gelen parçaları birleştirerek.
Bu alıştırmanın amacı en iyi versiyonu bulmak değil. Amacı, ilk aklına gelen versiyonun bir tercih olduğunu görmek. Çoğu yazar bunu hiç fark etmiyor ve bir fikrin tek bir hâli olduğunu sanıyor.
Süre: yetmiş beş dakika. Çıktı: on numaralı versiyon ve bir bileşim paragrafı.
Neden bu alıştırma
Bir fikir aklına ilk geldiğinde bir kılıkla geliyor. O kılık genellikle bir tesadüf: fikri bulduğun sırada ne izliyorsan, kimin hikâyesini duymuşsan, hangi türü seviyorsan o kılık ona yapışıyor.
Sonra yazar o kılığı fikrin kendisi sanıyor. Bir şey tutmadığında fikri suçluyor — oysa çoğu zaman sorun fikirde değil, ona giydirilmiş ilk kıyafette.
Bu alıştırma kıyafeti fikirden ayırıyor.
İkinci fayda daha somut. On versiyon yazıldığında bir şey açık hâle geliyor: fikrin hangi parçası değişmeye dayanıyor. Bazı fikirler dönem değişince ölüyor, bazıları hiç etkilenmiyor. Bazıları başkarakter değiştiğinde daha güçlü oluyor. Bir fikrin neye dayandığını öğrenmenin başka bir yolu yok — dayanma noktası ancak kırılma denemesiyle bulunuyor.
Üçüncüsü, ve en çok işe yarayanı: bileşim. On versiyonun hiçbiri tek başına en iyi değil. En iyi olan şey genellikle üçüncü versiyonun karakteri, yedinci versiyonun mekânı ve dokuzuncu versiyonun finali. Ama bu birleşim, on versiyon yan yana durmadan görünmüyor — çünkü tek versiyonla çalışan yazarın karşılaştıracağı bir şey yok.
Ve bir uyarı: bu alıştırma kararsızlık üretmek için değil. Sonunda bir seçim yapılacak ve o seçim gerekçeli olacak. Amaç seçenekleri çoğaltmak değil, seçimi bilinçli hâle getirmek.
Hazırlık
Seçtiğin fikri bir kâğıdın en üstüne tek cümlede yaz. Bu cümle on versiyon boyunca değişmeyecek — değişirse başka bir fikre geçmiş olursun.
Altına on numaralı satır aç ve her satırın yanına neyi değiştireceğini şimdiden not et. Sırayı önceden belirlemek önemli: yazarken karar vermeye kalkarsan hep aynı iki şeyi değiştirirsin.
Sıra şu olsun: bir ve iki numara başkarakter, üç dönem, dört mekân, beş ve altı tür, yedi mecra, sekiz karşı güç, dokuz ve on final.
Bir de kural: versiyonlar arasında karşılaştırma yapmayacaksın. Onu bitirene kadar hiçbirine "bu daha iyi" demeyeceksin. Değerlendirme en sonda, hepsi bir arada dururken yapılıyor.
Adımlar
En verimli değişiklik mesafeyi değiştirmek. Aynı olayı yaşayan biriyle, o olaya dışarıdan bakan biri bambaşka iki hikâye veriyor. Ve üçüncü bir seçenek var, çoğu zaman en iyisi: olaya sebep olan kişinin gözünden.
Bu adımın asıl faydası şu — fikir dönem değişikliğinde ölüyorsa, o fikir aslında bir teknolojiye ya da bir yasaya bağlıydı. Ölmüyorsa, fikrin çekirdeği daha derin bir yerde.
Mekân değiştirirken en sık yapılan hata, benzer bir mekân seçmek. Bir apartmandan başka bir apartmana geçmek bir versiyon değil, bir tekrar. Mekân, hikâyenin fiziğini değiştirecek kadar başka olmalı.
Bu adım en çok şaşırtan adım. Tür değişikliği yalnız tonu değiştirmiyor; hangi sahnelerin önemli olduğunu değiştiriyor. Komedide sonuçlar hafiflediği için sahne bir yanlış anlamaya oturuyor; gerilimde sonuçlar ağırlaştığı için aynı sahne bir hesaplaşmaya.
Yazacağın şey bir özet değil: o kapta neyin mümkün olduğunu yaz. Kısa filmde tek bir dönüş, mini dizide alt öykü, tiyatroda tek mekân ve gerçek zaman.
En verimli değişiklik, karşı gücü karakterin sevdiği biri yapmak. Aynı fikir, engeli düşman olduğunda bir mücadele; engeli sevilen biri olduğunda bir trajedi oluyor.
Bu adımın kuralı şu: finali değiştirdiğinde başlangıcı da kontrol et. Yeni final, eski açılışla uyuşmuyorsa açılışı da not et — çünkü final değiştirmek, çoğu zaman bütün metni değiştirmek demek.
Çıkan şey on birinci versiyon oluyor ve neredeyse her zaman ilk aklına gelenden iyi.
Çözümlü örnek
Önceki uygulamadaki fikirden biriyle devam ediyoruz: "Bir dükkân sahibi kepenği indirmiş ama tabelasını sökmemiş; her sabah gelip camı siliyor."
Bir — başkarakter, dükkân sahibi. Yaşlı bir kırtasiyeci her sabah kapalı dükkânının camını siliyor. Kızı satış için alıcı buluyor ve babası imza günü camı silmeye gidiyor.
İki — başkarakter, alıcı. Dükkânı almak isteyen genç bir kadın, satıcının her sabah orada olduğunu fark ediyor. Anlaşma bir alışverişten çıkıp bir izin isteme meselesine dönüşüyor.
Üç — dönem. Aynı hikâye kırk yıl önce. Kepenk kapatan bir esnafın kararı komşularına danışılıyor, mahalle bir meclise dönüşüyor ve karar tek kişinin olmaktan çıkıyor.
Dört — mekân. Dükkân bir kasaba çarşısında değil, bir tren istasyonunun içinde. İstasyon kapanıyor ve dükkân sahibinin sildiği cam, artık hiçbir trenin durmadığı bir peronun camı.
Beş — tür, komedi. Adam her sabah camı siliyor ve mahalle bunu bir açılış hazırlığı sanıyor. Sipariş getirenler, iş isteyenler ve bir vergi memuru sırayla geliyor.
Altı — tür, gerilim. Adam camı siliyor çünkü dükkânın içinde görülmemesi gereken bir şey var ve cam kirlendikçe içerisi daha çok görünüyor.
Yedi — mecra, tek sahne. Bütün hikâye bir sabah, dükkânın önünde geçiyor: adam camı silerken kızı geliyor ve iki kişi on beş dakika konuşuyor. Başka hiçbir şey olmuyor.
Sekiz — karşı güç. Engel belediye ya da alıcı değil; adamın kendi eşi. Yıllardır o dükkândan nefret ediyor ve kapanmasını bir kurtuluş sayıyor. Karşı güç sevilen biri olduğu için hikâye bir mücadeleden çıkıp bir sadakat meselesine dönüşüyor.
Dokuz — final, alıyor. Dükkân yeniden açılıyor ve adam iki hafta sonra bir daha gitmiyor. İstediğini aldığında ilgisini kaybediyor.
On — final, alamıyor. Dükkân satılıyor. Adam yeni sahibinden tek bir şey istiyor: tabelayı sökmemesini. Yeni sahip kabul ediyor ve adam bir daha camı silmeye gitmiyor.
Bileşim. Yazar dört soruyu cevaplıyor. En güçlü karakter sekizinci versiyondan geliyor — çünkü karşı güç eş olduğunda çatışma karakterin dışında değil evinde. En güçlü mekân dördüncü versiyondan: kapanmış bir istasyon, kapanmış bir dükkândan daha çok şey söylüyor. En güçlü karşı güç yine sekizinci. En güçlü final onuncu: tabelanın kalması, dükkânın kalmasından ağır.
On birinci versiyon: "Kapanmış bir tren istasyonundaki kırtasiyeci, her sabah gelip dükkânının camını siliyor. Eşi bunu bir hastalık olarak görüyor ve istasyon binası yıkılmadan önce onu buradan koparmaya çalışıyor. Sonunda bina yıkılıyor; adam yalnız tabelayı istiyor."
Yazarın ilk aklına gelen versiyon birinci sıradaydı. On birincisi ondan iyi ve arada yalnız yetmiş beş dakika var.
Kendini değerlendir
Altı soru.
Birincisi: on versiyonun on tanesi de yazıldı mı? Yedide bırakılan bir liste, en verimli değişiklikleri kaçırıyor — çünkü final değişiklikleri sonda duruyor.
İkincisi: üst satırdaki fikir cümlesi değişti mi? Değiştiyse bir yerde başka bir fikre kaymışsın. Bu kötü bir şey değil ama farkında olmalısın.
Üçüncüsü: iki versiyon birbirine benziyor mu? Benziyorsa o iki değişiklik yeterince büyük değildi. Özellikle mekân ve başkarakter adımlarında bu sık oluyor.
Dördüncüsü: hangi değişiklik fikri öldürdü? Bir versiyonda fikir işlemiyorsa, orada öğrendiğin şey değerli — fikrin neye bağımlı olduğunu buldun.
Beşincisi: bileşim gerçekten bir bileşim mi, yoksa bir versiyonun kopyası mı? En az üç ayrı versiyondan parça almıyorsa bu adımı atlamış sayılırsın.
Altıncısı: on versiyonun kaçında bir çatışma var? Değişken oynatırken çatışmayı kaybetmek çok kolay — özellikle mekân ve dönem adımlarında. Çatışması olmayan versiyon bir tarif, bir hikâye değil.
Yedincisi, ve en önemlisi: bileşim ilk aklına gelenden iyi mi? Değilse iki ihtimal var — ya ilk sezgin gerçekten güçlüydü, ya versiyonlar yeterince cesur değildi. İkincisi çok daha yaygın.
Yaygın tuzaklar
Yaygın yanlışBirincisi ve en yaygını: aynı anda iki şeyi değiştirmek.
Hem karakteri hem dönemi değiştiren bir versiyon, hangi değişikliğin ne yaptığını gizliyor. Her adımda tek bir değişken oynatılır — alıştırmanın bütün öğretici yanı bu.
Yaygın yanlışİkincisi: değişiklikleri küçük tutmak.
Bir apartmandan başka bir apartmana, bir öğretmenden başka bir öğretmene geçmek bir versiyon değil. Değişiklik, fikrin fiziğini bozacak kadar büyük olmalı.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: yol boyunca karşılaştırma yapmak.
Üçüncü versiyonda "bu daha iyi" demek, kalan yedi versiyonu o kararın gölgesinde yazdırıyor. Değerlendirme en sonda.
Yaygın yanlışDördüncüsü: tür değişikliğini ton değişikliği sanmak.
Komedi yazmak aynı sahneye şaka eklemek değil; komedide sonuçlar hafif olduğu için başka sahneler önemli hâle geliyor. Tür, hangi sahnenin yazılacağını değiştiriyor.
Yaygın yanlışBeşincisi: mecra değişikliğinde özet yazmak.
"Bunu dizi olarak da yazabilirim" cümlesi bir versiyon değil. O kapta neyin mümkün olduğu yazılacak: kaç bölüm, hangi alt öykü, hangi tekrar.
Yaygın yanlışAltıncısı: karşı gücü hep bir düşman olarak düşünmek.
En verimli karşı güç genellikle sevilen biri. Bu tek değişiklik, çoğu fikri bir mücadeleden bir trajediye çeviriyor.
Yaygın yanlışYedincisi: iki finali "iyi son" ve "kötü son" olarak yazmak.
Ölçü bu değil. İki finalde de bir şey kaybedilmeli; fark, kaybedilen şeyin ne olduğunda.
Yaygın yanlışSekizincisi, ve en incesi: bileşimi bir uzlaşma olarak kurmak.
Bileşim, versiyonların ortalaması değil; en güçlü parçaların birleşimi. Ortalama alan bir metin, hiçbir versiyonun keskinliğini taşımıyor.
Varyasyonlar
Sonraki adım
Elinde bir bileşim var: karakteri, mekânı, karşı gücü ve finali seçilmiş bir fikir. Ama hâlâ bir paragraf hâlinde ve paragraf, üstünde çalışılabilecek bir biçim değil.
Sıradaki uygulamada onu bir konsept kartına dökeceksin: tek satırlık tanım, tür, hedef izleyici, ana çatışma, ayırt edici özellik ve karşılaştırma başlıkları. Kart bir sayfayı geçmeyecek — ve sığmayan her şey, henüz karar verilmemiş demektir. Bir sayfaya sığmayan konsept, kimseye anlatılamayan konsepttir.