Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Bilimkurgunun kolları iki ölçüyle ayrılır: varsayımın değiştirdiği halka ve o dünyanın bugüne uzaklığı.
- Varsayım yarıçapı bir bedenden zamanın kendisine uzanır.
- Biyopunk ve robot bedene, siberpunk ve post-siberpunk sokağa dokunur.
- Distopya, ütopya ve solarpunk bir toplumun düzenini, gelecek tutumuyla ayrışarak kurar.
- Post-apokaliptik film, uzaylı karşılaşması ve uzay operası gezegen halkasındadır.
- Zaman yolculuğu ve alternatif tarih zamanı büker.
- Yapay zekâ halkayla değil, yapay muhatap olup olmamasıyla ayrılır.
- Yakın ve uzak gelecek tanıdıklık mesafesiyle, sert ve yumuşak bilimkurgu bilim yüküyle ayrılır.
- Alttan kullanım sistemi ona maruz kalanın işine çevirir.
- Halkanın büyüklüğü dekorun büyüklüğü değildir; büyük bir varsayım bir garajda kalabilir.
- PAY sokak ve toplum halkasında, çok kısa bir mesafede duruyor; gelecek tutumu henüz açık.
Açılış sahnesi
Burcu PAY'ın kapağına bir başvuru formu iliştirmiş. Bir senaryo geliştirme fonu, son gün cuma. Formun ortasında alt alta iki boş satır duruyor: tür ve alt tür. Birincisine "bilimkurgu" yazmış. İkincisi boş.
"Burayı dolduramadım," diyor. "Ne yazsam yanlış görünüyor."
Selim formu kendine çekiyor. "Distopya. Su önce yoksulların musluğundan kesiliyor. Daha ne olsun?"
Burcu sayfadan başını kaldırmadan cevap veriyor. "Taslakta kötü adam yok. Algoritmayı kuranlar da kuraklıktan korkmuş insanlar."
Emre Yağız'ın sayfalarını açıyor. Çocuk alt sokaktaki bahçeyi bildirip puan topluyor, telefonunda bir oyun oynar gibi. "Bence siberpunk. Sistemin içinde bir çocuk, elinde bir ekran."
Burcu ikisine de başını sallamıyor. Kalemi boş satırın üstünde bekliyor.
Nermin Hanım tahtaya bir nokta koyuyor. Noktanın etrafına bir halka çiziyor, onun dışına bir halka daha. Sonunda beş iç içe halka çıkıyor. En içtekinin yanına "mutfak" yazıyor.
"Bu sayaç yalnız Gülsüm'ün mutfağını mı değiştiriyor?" diye soruyor. "Yoksa bütün ilçeyi mi? Bütün ülkeyi mi?"
Burcu formu masaya bırakıyor. Satır hâlâ boş.
Bir bilimkurgu alt türünü, varsayımın dünyanın hangi halkasını değiştirdiği ve o dünyanın bugüne ne kadar uzak durduğu belirler.
Bu derste ne olacak
Bilimkurgunun kollarını bir katalog gibi okumayacağız. Afişte yazan adın altında hangi seçimin yattığını arayacağız. Her kola iki soru soracağız. Varsayım değişikliği nereye kadar yayıyor: bir bedene mi, bir sokağa mı, bir topluma mı, bir gezegene mi, zamanın kendisine mi? Ve bu dünya bugünden ne kadar uzakta? Bazı kollar bu iki soruyla ayrılmıyor; onları ayrı ayarlar olarak ele alacağız. Ardından Burcu'nun taslağı PAY'ı birkaç kola itip hangi sahnenin dayandığını, hangisinin dağıldığını göreceğiz. Filmler bir garajdan, Meksika'nın kurumuş bir köyünden, akıllı bir evden, uzak bir gezegenden ve zehirli bir ormandan gelecek.
Sıfır noktası
Her bilimkurgu filmi bir varsayımla başlar. Ya insanlar zamanda geri gidebilseydi? Ya bir ev kendi kapılarını kilitleyebilseydi? Ya su, hak edene göre bölünseydi? Varsayım tek bir cümledir. Ama bir kez kabul edilince bir şeyleri değiştirmeye başlar.
Asıl ayrım burada başlıyor. Değişiklik nereye kadar yayılıyor? Kimi filmde varsayım yalnız bir insanın bedenine dokunur. Bir genin, bir organın, bir yüzün değiştiği hikâyeler bunlar. Kimi filmde bir sokağa, bir pazara, bir fabrikaya yayılır. Kimi filmde bütün bir toplumun düzenini kurar. Kimi filmde bir gezegeni yakıp yıkar ya da onu başka bir türle karşılaştırır. Kimi filmde ise zamanın kendisini büker. Geçmiş değiştirilir, tarih başka yöne akar.
Halka büyüdükçe filmin sorusu da değişir. Bedendeki bir değişiklik "ben kimim?" diye sorar. Bir toplumdaki değişiklik "biz nasıl yaşıyoruz?" diye. Gezegen ölçeğindeki bir değişiklik "insan nedir?" diye. Zamandaki bir değişiklik ise "olan şey olmak zorunda mıydı?" diye sorar.
Somut bir varsayım alalım. Bir adam bir sabah uyanıyor ve bütün hatıralarının bir şirkete satılabildiğini öğreniyor. Bu varsayım yalnız onun kafasında kalırsa film onun kimliğini sorar. Hatıra satan dükkânlar bir mahalleye yayılırsa yoksulların neyi sattığını sorar. Bütün ülkede zorunlu olursa bir düzeni, bir devleti sorar. Varsayım aynı varsayım. Değişen, onun dokunduğu halkadır.
İkinci soru mesafedir. Bazı filmler bugünden birkaç yıl ileride geçer. İzleyici sokakları, telefonları, mutfakları tanır. Bazıları binlerce yıl ötede geçer ve hiçbir şey tanıdık değildir. Mesafe, izleyicinin filme hangi gözle baktığını değiştirir. Yakın bir dünya "bu yarın olabilir" diye düşündürür. Uzak bir dünya "biz hep böyle miydik?" diye.
Kolların adları bu iki ölçüyü açıkça söylemez. Siberpunk bir sokağın adı gibidir, uzay operası bir sahnenin. Biyopunk bir hücreyi, zaman yolculuğu bir aracı çağrıştırır. Adlar dağınık yerlerden gelmiş. Yine de bir taslağın yerini bulmak için önce halkaya, sonra mesafeye bakmak yeter.
Mekanizma
Halkalar
Nermin Hanım tahtadaki "mutfak" sözcüğünü siliyor ve halkaları yeniden adlandırıyor. İçten dışa: beden, sokak, toplum, gezegen. Beşinci ve en dıştaki halkanın yanına yalnız küçük bir saat çiziyor.
Yarıçap bir kural değildir, bir ölçüdür. Kimi film büyük bir varsayımla küçük bir halkada kalır. Kimi film küçük bir icatla bütün bir gezegeni değiştirir.
Beden halkası: biyopunk, robot, yapay zekâ
Biyopunkta varsayım hücreye girer. Genler düzeltilir, bedenler satın alınır, organlar kiralanır. Tehdit bir canavar değil, bir ilaç şişesi ya da bir laboratuvar formudur. Robot ise beden halkasını tersinden sorar. Bir makineye beden verilince insan bedeni neyi farklı yapar?
Yapay zekâ bu halkaya sığmaz. Bir evin içinde de yaşayabilir, bir ülkenin savunmasında da. Onu ayıran yarıçap değil, konuşup konuşmamasıdır.
Emre bunu PAY'da deniyor. Uygulama Gülsüm'e sabah bir bildirim gönderiyor: "Bugünkü payınız düştü. Nedenini öğrenmek ister misiniz?" Gülsüm "evet"e basıyor. Ekran bir açıklama değil, yeni bir soru gösteriyor. Selim gülüyor. Burcu ise duraksıyor. Algoritma konuşmaya başlarsa taslağın karşısında artık bir kişi vardır.
Sokak halkası: siberpunk ve post-siberpunk
Siberpunkta ileri teknoloji yoksul bir sokağa düşer. Şirketler büyük, insanlar küçüktür. Kahraman çoğu zaman sistemin içinden onu kendi işine yarayacak biçimde kullanan biridir.
Post-siberpunk aynı sokağı daha az karanlık bir ışıkla gösterir. Teknoloji gündelik hayatın bir parçası olmuştur. Soru artık "kim kazanacak?" değil, "bununla nasıl yaşanacak?" sorusudur.
Emre'nin kenar notu buraya düşüyor. Ama Nermin Hanım bir şeyi düzeltiyor. Yağız'ın bildirimi sistemin istediği bir hamle. Uygulama o düğmeyi zaten ona vermiş. Yağız sistemi alttan kullanmıyor, sistem Yağız'ı kullanıyor. Emre bunun üzerine bir deneme yazıyor. Yağız aynı düğmeyle puanı düşük bir mahalleye su kazandırmanın yolunu buluyor. Kendi evinin payından vererek. Sayfa küçük, yarıçapı bir sokak kadar. Ama taslakta ilk kez siberpunk bir hamle görünüyor.
Toplum halkası: distopya, ütopya, solarpunk
Bu halkada varsayım bir düzen kurar. Distopya o düzenin bedelini gösterir, ütopya vaadini. Aralarındaki fark çoğu zaman düzenin kendisinde değil, filmin ona nereden baktığındadır.
Selim PAY'ı önce distopyaya itiyor. İlçe meydanına büyük bir ekran asıyor. Ekranda her hanenin puanı, bir maç tablosu gibi sıralanıyor. Komşular sabah ekmek alırken birbirinin sırasına bakıyor. Sahne çarpıcı. Ama Burcu bir şeyi geri itiyor. "Yoksul mahalleler sıralarını zaten biliyor," diyor. "Ekran onlara yeni bir şey söylemiyor. Yalnız seyirciye bağırıyor." Selim ekranı silmiyor, küçültüyor. Sonunda ekran bir telefonun köşesine iniyor.
Solarpunk bu tutumun üçüncü yolunu seçer. Ekolojik bir yıkımın ortasında insanların birlikte bir şey kurabildiğini gösterir.
Burcu solarpunku tersinden deniyor. Gülsüm ve birkaç çiftçi, eski bir taş sarnıcı temizliyor. Algoritmanın saymadığı yağmur suyunu ortak bir deftere yazıyorlar. Selim karşı çıkıyor: "O zaman algoritma kötü adam olur." Burcu kalemini bırakıyor. "Hayır. O zaman algoritma yalnızca bir düzen olur. İkinci bir düzen yanında durur."
Gezegen halkası: post-apokaliptik, uzaylı karşılaşması, uzay operası
En geniş halkada varsayım bir türü sınar. Post-apokaliptik film yıkımdan sonrasını anlatır. Uzaylı karşılaşması insanı başka bir akılla yüz yüze getirir. Uzay operası ise yıldızlar arasına imparatorluklar, savaşlar ve soylar yayar.
Selim PAY'ı bu halkaya itiyor. Kuraklık bitmemiş, sayaçlar çoktan susmuş, ilçe boşalmış. Gülsüm bir kuyunun başında tek başına. Sahne güzel, ama Burcu bir şeyin kaybolduğunu görüyor. Algoritma gitmiş. Puan gitmiş. Yağız'ın oyunu da gitmiş. Taslağın bütün sorusu yıkımın altında kalmış.
Zaman halkası: zaman yolculuğu ve alternatif tarih
Zaman yolculuğunda varsayım bir sırayı büker. Karakter geçmişe gider ve bir şeyi değiştirir ya da değiştiremez. Alternatif tarihte ise tarih bir noktada başka bir yöne akmıştır. Film o noktadan sonrasını bugünmüş gibi anlatır.
PAY zaman halkasının çok uzağında duruyor. Emre gene de kısa bir sayfa karalıyor. Ya baraj yıllar önce yapılmasaydı? Burcu sayfayı okuyup kapatıyor. Bu başka bir film.
Halkayı taşımayan iki ayar
Bazı kollar halkayla ayrılmaz. Yakın gelecek ile uzak gelecek bir halka değil, bir mesafedir.
Emre bu mesafeyi PAY'da uzatmayı deniyor. Hikâyeyi birkaç kuşak ileri taşıyor. İlçede artık kimse açık bir musluk görmemiş. Su yalnız sayaçtan, ölçülü bir damla olarak geliyor. Gülsüm'ün yerinde onun torununun torunu var. Sayfa bir masal gibi okunuyor. Ama Burcu'nun asıl derdi, bugünkü kuraklık ve bugünkü eşitsizlik, sayfanın dışında kalıyor.
Sert ile yumuşak bilimkurgu da bir halka değildir. Fark, filmin varsayımın işleyişini ne kadar açıkladığındadır.
Sert bilimkurgu bu yükü taşır. Yumuşak bilimkurgu yükü hafifletir ve gücünü insan ilişkilerine, toplumun psikolojisine verir.
PAY hangisine yaslanıyor?
Nermin Hanım halkalara geri dönüyor. Burcu kendi taslağının sahnelerini halkaların içine yazıyor. Mutfak ve tencere beden halkasının hemen dışında. Yağız'ın oyunu sokakta. Tarlaların susuz kalması ve yoksul mahallelerin önce kesilmesi toplum halkasında. Gezegen ve zaman halkaları boş.
Tanıdıklık mesafesi çok kısa. Traktörler, çay bardakları, telefonlar bugünkü gibi. Bilim yükü hafif. Taslak algoritmanın formülünü hiç göstermiyor, yalnız sonucunu.
Selim'e göre taslak distopyaya yaslanıyor, çünkü kesilen su hep aynı mahallelerden kesiliyor. Burcu'ya göre gelecek tutumu henüz belli değil. Sarnıç sahnesi kalırsa taslak onarıma döner. Emre ise asıl açık soruyu not ediyor. Algoritma bir gün Gülsüm'e cevap verecek mi? Nermin Hanım üç görüşü de tahtanın kenarına yazıyor ve birini seçmiyor. Bu kararı yalnız taslağın sahibi verebilir. Burcu da şimdilik vermiyor.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Afiş adını halkadan türet. Yapımcı afiş için bir alt tür adı ister ve ilk toplantıda sorar. Yazarın elinde ise önce varsayımın nereye kadar yayılacağı olmalı. Halka belli olunca ad tartışması kısalır. Adla başlayan yazar o adın dekorunu, neonunu, uzay gemisini ödünç alır ve kendi sorusunu kaybedebilir.
Büyük varsayımı küçük halkada tutmak bir güçtür. Zaman yolculuğu bir garajda, yapay zekâ bir evde kalabilir. Halka küçüldükçe izleyici varsayımın bedelini bir yüzde görür.
Halkayı genişletirken bir yüz bırak. Toplum ya da gezegen ölçeğinde bir varsayım kalabalıkta kaybolabilir. Her genişleme, değişikliği taşıyan tek bir insana inmeli.
Bilim yükünü izleyiciye değil, kendine borçlu ol. Sert bilimkurgu her mekanizmayı ekrana dökmek zorunda kalmaz. Ama yazar her mekanizmayı bilmelidir. Açıklama eksik kalabilir, tutarlılık kalamaz.
Tanıdıklık mesafesini bir nesneyle ayarla. Yakın gelecekte izleyiciyi en çok bir gündelik nesne ikna eder. Bir çay bardağı, bir kova, bir otobüs bileti. Uzak gelecekte ise tanıdık tek bir nesne bütün dünyayı yakına çekebilir.
Yapay muhatabı geç konuştur. Bir sistem karakterlere cevap verdiği an filmin terazisi değişir. Bunu ne kadar geç yaparsan, ilk cümlesi o kadar ağır olur.
Alttan kullanımda kahramanın bedelini yaz. Sistemi kendi işine çeviren karakter bir şey kazanır. Ama aynı sistemin içinde başka birinin payından çalıyor olabilir. Bu bedel yazılmazsa kurnazlık bir zafer gibi okunur.
Gelecek tutumunu tek sahneye bırakma. Distopya ile onarım hikâyesi arasındaki fark bir sonla değil, taslak boyunca dağılan küçük seçimlerle kurulur. Kimin kime yardım ettiği, kimin kapıyı kapadığı.
Alt türü karıştırırken ağırlık merkezini belirle. Pek çok bilimkurgu iki halkada birden yaşar. Ama izleyicinin sorusu bir halkadan çıkar. Hangi halkanın soruyu sorduğunu bilmeyen taslak dağılır.
Uzay operasında soyu bir eve indir. Yıldızlar arası imparatorluklar ve savaşlar kolayca bir harita gösterisine döner. İzleyiciyi tutan çoğu zaman bir ailenin kavgasıdır. Büyük sahnenin içine küçük bir sofra koy.
Ütopyaya bir çatlak bırak. Kusursuz bir düzen sahnede durağan kalır. İzleyici ütopyayı ancak onu zorlayan bir soru, bir dışlanmış ya da bir istisna sayesinde izler. Çatlak düzeni yıkmak zorunda değildir; yalnız onu görünür kılar.
Alternatif tarihte sapmayı bir kez kur. Tarihin başka yöne aktığı anı film bir kez ve açıkça kurar. Sonra o dünyayı olağan bir bugün gibi anlatır. Sapmayı her sahnede yeniden açıklamak izleyiciyi dünyanın içine değil, ders kitabının içine sokar.
Zaman yolculuğunda kuralı sınırla göster. İzleyici zamanın nasıl büküldüğünü bilmek zorunda değildir. Ama neyin değiştirilemeyeceğini bilmelidir. Sınır ne kadar erken görünürse gerilim o kadar uzun sürer.
Biyopunkta bedenin faturasını göster. Değişen bedenin bir fiyatı vardır. Kimin ödediği, kimin satın aldığı, kimin elinden alındığı. Fatura görünmezse biyopunk bir laboratuvar gösterisine döner.
Post-apokaliptiğe geçmeden bugünü tart. Yıkım, bir varsayımın bütün sorusunu silip götürebilir. Taslağın sorusu bugünkü bir düzense, o düzeni yok eden bir felaket soruyu da yok eder.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Bilimkurgu gelecekte geçer."
Alternatif tarih geçmişte, zaman yolculuğu her yerde, kimi yakın gelecek filmi neredeyse bugün geçer. Bilimkurguyu belirleyen tarih değil, varsayımdır.
Yaygın yanlış"Sert bilimkurgu daha ciddi, yumuşak bilimkurgu daha hafiftir."
Fark ciddiyette değil, bilim yükündedir. Yumuşak bilimkurgu ağırlığını toplumun ve insanın sorularına verir.
Yaygın yanlış"Distopya karanlık, ütopya aydınlık bir dünyadır."
Ütopik görünen bir düzen distopik bir bedel saklayabilir. Fark dünyanın renginde değil, filmin ona karşı tutumundadır.
Yaygın yanlış"Siberpunk neon ışık ve yağmur demektir."
Neon bir ikonografidir. Siberpunkun özü, ileri teknolojinin yoksul bir sokağa düşmesi ve alttan kullanılmasıdır.
Yaygın yanlış"Yapay zekâ filmi bir robot filmidir."
Robotun bir bedeni vardır. Yapay zekânın bir bedeni olmayabilir. Biri bir sokakta yürür, öbürü bir evin duvarlarında yaşar.
Yaygın yanlış"Uzay operası bilimkurgunun en büyük biçimidir."
Uzay operası en geniş sahnedir, ama varsayımı küçük olabilir. Halkanın büyüklüğü dekorun büyüklüğü değildir.
Yaygın yanlış"Post-apokaliptik film yıkımı anlatır."
Çoğu zaman yıkım çoktan olmuştur. Film yıkımdan sonra insanların nasıl yaşadığını, neyi yeniden kurduğunu anlatır.
Yaygın yanlış"Solarpunk çatışmasız bir iyimserliktir."
Onarım hikâyesinde de çatışma vardır. Yalnız düşman bir sistem değil, kırık bir şeyin yeniden kurulmasının zorluğudur.
Yaygın yanlış"Uzaylı karşılaşması bir istila hikâyesidir."
Kimi film uzaylıyı bir tehdit olarak, kimi bir ayna olarak, kimi hiç görünmeyen bir iz olarak kurar.
Yaygın yanlış"Zaman yolculuğu filmi bir bulmacadır."
Kimi zaman yolculuğu filmi bir bulmaca gibi kurulur. Ama çoğunun asıl sorusu pişmanlık, kayıp ya da bir ilişkidir. Bulmaca, o sorunun taşıyıcısıdır.
Yaygın yanlış"Alternatif tarih bir tarih dersidir."
Alternatif tarih bir olayı değiştirip sonuçlarını sıralamaz. O değişikliğin içinde yaşayan insanların gündelik hayatını anlatır.
Yaygın yanlış"Yakın gelecek, düşük bütçeli bilimkurgudur."
Mesafenin kısalığı bir bütçe kararı değil, bir anlam kararıdır. İzleyiciye "bu yarın olabilir" dedirtmek için seçilir.
Yaygın yanlış"Biyopunk bir laboratuvar korkusudur."
Biyopunk bedenin bir ürüne dönüşmesini anlatır. Laboratuvar bir mekândır; soru ise kimin bedeninin kime ait olduğudur.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Bilimkurgunun kolları iki ölçüyle ayrılır: varsayımın değiştirdiği halka ve o dünyanın bugüne uzaklığı.
- Varsayım yarıçapı bir bedenden zamanın kendisine uzanır.
- Biyopunk ve robot bedene, siberpunk ve post-siberpunk sokağa dokunur.
- Distopya, ütopya ve solarpunk bir toplumun düzenini, gelecek tutumuyla ayrışarak kurar.
- Post-apokaliptik film, uzaylı karşılaşması ve uzay operası gezegen halkasındadır.
- Zaman yolculuğu ve alternatif tarih zamanı büker.
- Yapay zekâ halkayla değil, yapay muhatap olup olmamasıyla ayrılır.
- Yakın ve uzak gelecek tanıdıklık mesafesiyle, sert ve yumuşak bilimkurgu bilim yüküyle ayrılır.
- Alttan kullanım sistemi ona maruz kalanın işine çevirir.
- Halkanın büyüklüğü dekorun büyüklüğü değildir; büyük bir varsayım bir garajda kalabilir.
- PAY sokak ve toplum halkasında, çok kısa bir mesafede duruyor; gelecek tutumu henüz açık.
Sonraki derse köprü
Tahtada halkalar duruyor. Burcu en içteki halkaya sayacın küçük bir çizimini yapıştırıyor. Nermin Hanım çizimin altına yazıyor: bu alet tam olarak ne yapıyor? Suyu ölçüyor mu, yoksa kimin hak ettiğine mi karar veriyor? Selim'in sorusu daha keskin: ayarını kim değiştirebiliyor? Emre ise kenara Yağız'ı yazıyor. Aleti en iyi tanıyan kişi, onu kuranlar değil, ona maruz kalan bir çocuk olabilir. Alt tür sorusu çözülmeden önce taslağın sayacı yakından sorgulaması gerekecek. Kimin elinde, kime neye mal oluyor?