İçeriğe geç

Ders 29.6

Biçim ve içerik ilişkisi

Senaryo Akademisi — Bölüm IV, Modül 29

2.847 kelime12 film örneği≈ 13 dk okuma≈ 19 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Biçim, içeriği taşıyan kaptır ve içeriğin şeklini almalıdır.
  • Yapı her hikâyeye aynı kalıpla giydirilmez.
  • Tema ve karakter yapının biçimini yönlendirir.
  • Tür, seyircinin yapısal beklentilerini getirir.
  • Mecra aynı içeriğe farklı yapılar sunar.
  • Zaman düzeni hikâyenin neyin hikâyesi olduğunu belirler.
  • Biçimsel tekrar değişimi görünür kılar.
  • Tekrarda yalnızca küçük bir şey değişmelidir.
  • Parçalı yapının boşlukları da anlatının parçasıdır.
  • Parçalar bir tema ya da soruyla bağlanmalıdır.
  • Süs yapı içerikten doğmayan, kendine hizmet eden biçimdir.
  • Süs testi: bu biçim olmasaydı hikâye ne kaybederdi?
  • Düz anlatım, hikâye onu istediğinde en doğru biçimdir.
  • Uyarlamada romanın biçiminin nedeni aranır.
  • Başka bir filmin yapısını kopyalamak çoğu zaman süs üretir.
  • Seyirci biçimi fark etmese de hisseder.

Açılış sahnesi

Bir yayınevinin toplantı odası. Masada bir roman duruyor, kenarları çizilmiş, sayfaları katlanmış. Romanın adı "Görüş Günü". Yazarı Hülya, uyarlamayı yapacak senarist Berk ve yönetmen Selin masanın etrafında oturuyor.

Roman bir annenin on yıl boyunca hapisteki oğluna yazdığı mektuplardan oluşuyor. Her mektup bir bölüm. Anne her ayın ilk pazarı cezaevine gidiyor. Aynı otobüs, aynı gardiyan, aynı masa. Roman bu tekrarla ilerliyor.

Selin heyecanlı. Bir fikri var. Filmi sondan başa anlatalım, diyor. Oğulun tahliye günüyle açalım, ilk görüşle bitirelim. Çok çarpıcı olur.

Berk bir şey söylemeden romanın ilk sayfasını açıyor. Hülya'ya dönüyor. Bu kitabı neden mektuplarla yazdınız?

Hülya bir süre düşünüyor. Çünkü annenin elinde başka bir şey yoktu, diyor. Oğluyla ayda bir saat görüşebiliyordu. Aradaki bütün hayatı mektuplara sığdırmak zorundaydı. Mektup, onun sesiydi.

Berk başını sallıyor. O zaman filmin biçimi de o sesten doğmalı, diyor. Sondan başa anlatmak çarpıcı olabilir ama annenin beklemesini yok eder. Bu hikâye bekleyişin hikâyesi.

Selin kalemini masaya bırakıyor. Fikrini sevmişti. Ama Berk'in sorusu havada asılı kaldı: bu hikâye hangi biçimi istiyor?

Biçim içeriği taşıyan kaptır; iyi bir kap, içindekinin şeklini alır.

Bu derste ne olacak

Bu derste bir hikâyenin yapısının neden o hikâyeye ait olması gerektiğini inceleyeceğiz. Yapı her hikâyeye aynı biçimde giydirilen bir kalıp değil. Tema, karakter, tür ve mecra, yapının biçimini etkiler. Zaman düzeni anlam üretir. Tekrarın ve parçalı anlatımın bir amacı olmalıdır.

"Görüş Günü"nün uyarlama toplantısını ders boyunca taşıyacağız. Berk ile Selin'in tartışmasını her yapı kararına uygulayacağız. İkisinin de haklı olduğu yerleri ayrı ayrı göreceğiz. On iki filmde biçimin içerikten nasıl doğduğunu okuyacağız. Ders bittiğinde kendi hikâyene bakıp onun hangi biçimi istediğini, hangi biçimin ise yalnızca süs olacağını ayırabileceksin.

Sıfır noktası

Senaryo öğrenen biri önce yapıyı bir kalıp olarak görür. Üç perde, dönüm noktaları, orta nokta. Kalıp işe yarar, çünkü bir başlangıç noktası verir. Ama kalıbı öğrenen biri bir süre sonra başka bir şeyi fark eder. Bazı filmler bu kalıba hiç uymuyor, ama yine de çalışıyor. Bazen tam da uymadıkları için çalışıyor.

Bu filmlerin sırrı, biçimlerini içeriklerinden almalarıdır. Bir kayboluşu anlatan film parçalı bir yapı kullanır, çünkü kayboluşun kendisi parçalıdır. Bir bekleyişi anlatan film yavaş ve tekrarlı akar, çünkü beklemek yavaş ve tekrarlıdır. Seyirci bu uyumu çoğu zaman adlandıramaz. Ama hisseder.

Selin'in önerisi ilk bakışta cesur görünüyor. Sondan başa anlatım, seyirciyi şaşırtan, dikkat çeken bir biçim. Sorun şu: bu biçim "Görüş Günü"nün içeriğinden doğmuyor. Romanın kalbinde annenin bekleyişi var. On yıl boyunca her ay aynı yolu gidip gelen bir kadın. Film sondan başlarsa, seyirci tahliyeyi en başta görür. Bekleyiş biter. Geriye kalan her sahne, zaten bilinen bir sonun geçmişi olur. Bu biçim hikâyeyi şaşırtıcı yapar, ama onu başka bir hikâyeye de çevirir.

Berk'in önerisi farklı. Film annenin mektuplarını takip etsin. Her mektup bir görüş gününe bağlansın. Aynı otobüs, aynı gardiyan, aynı masa tekrar etsin. Ama her tekrarda küçük bir şey değişsin: annenin saçı, oğulun yüzü, gardiyanın selamı. Seyirci bekleyişi annenin yaşadığı gibi yaşasın.

İki öneri de bir biçim. Ama yalnızca biri içerikten doğuyor. Biçim ve içerik ilişkisi, bu farkı görmeyi öğretir. Bir yapı kararının hikâyeye mi hizmet ettiğini, yoksa yalnızca yazarın ya da yönetmenin kendini göstermesine mi yaradığını ayırmayı.

Bu bir yasak değil. Sondan başa anlatım da, parçalı yapı da, uzun tekrar da meşru araçlardır. Ama her biri bir soruya cevap vermelidir: bu hikâye neden bu biçimi istiyor?

Mekanizma

Uyumun kendisi

"Görüş Günü"nde içerik bekleyiş, biçim tekrar. Ayda bir kez gelen görüş günleri filmin iskeleti. Seyirci her görüşe annenin beklediği gibi yaklaşır. Biçim içeriği anlatmakla kalmaz, seyircinin bedenine de taşır.

Tema yapıyı yönlendirir. Hikâye bir kaybı anlatıyorsa yapıda boşluklar olabilir. Hikâye bir yeniden doğuşu anlatıyorsa yapı bir döngü kurabilir. Karakter de yapıyı belirler. Annenin dünyası dar ve düzenli. Yapı da dar ve düzenli. Oğulun dünyası karmaşık, ama film onu yalnızca görüş günlerinde gördüğü için seyirci de onu parça parça tanıyor.

Tür ve mecra

"Görüş Günü" bir aile draması. Selin bir an romanı bir kaçış filmine çevirmeyi de düşünüyor: oğul bir gece firar etsin. Ama kaçış filmi başka bir yapı ister. Plan, hazırlık, gerilim, kaçış anı. Tür değişirse yapı da değişir. Bekleyişin yavaş ritmi, kaçışın hızlı ritmine yer açmak zorunda kalır.

Yapımcılar bir ara romanı bir diziye çevirmeyi de konuşuyor. On yıl, on bölüm. Her bölüm bir yıl. Dizi, görüş günlerini daha geniş bir zamana yayabilir. Anne ile oğul arasındaki yavaş değişimi bölüm bölüm biriktirebilir. Film ise aynı değişimi doksan dakikaya sıkıştırmak zorunda. Aynı içerik, farklı mecralarda farklı yapılar ister.

Zaman, tekrar ve parçalar

Selin'in sondan başa önerisi bir zaman düzeni kararıydı. Berk'in ileriye akan ama ayda bir atlayan düzeni başka bir karar. İkisi de aynı olayları kullanıyor. Ama birincisi bir sonun nedenlerini arıyor, ikincisi bir bekleyişi yaşatıyor. Zaman düzeni, hikâyenin neyin hikâyesi olduğunu belirler.

Görüş odasındaki masa filmde on kez görünüyor. İlk görüşte anne ve oğul masanın iki ucunda, birbirine bakamıyor. Beşinci görüşte gülüşüyorlar. Dokuzuncu görüşte oğul annenin elini tutuyor. Onuncu görüşte masa boş, çünkü oğul çıkıyor. Tekrar olmasaydı değişim görünmezdi. Tekrar bir ölçü çizgisidir; fark onun üzerinde okunur.

Romanın mektupları kendi başına bir parçalı yapı. Her mektup bir yılın bir anı. Mektuplar arasında aylar geçiyor, seyirci bu ayları görmüyor. Berk bu boşlukları korumaya karar veriyor. Seyirci, annenin göremediği ayları o da göremeyerek yaşıyor. Parçalı yapının amacı burada açık: bekleyişin arasındaki boşluğu hissettirmek.

Hizmet etmeyen biçim

Selin'in sondan başa önerisi bu hikâye için bir süs yapı olurdu. Aynı öneri başka bir hikâyede, örneğin bir hafıza kaybını anlatan hikâyede, tam da içerikten doğan bir biçim olabilirdi. Süs yapıyı tanımanın yolu bir soru: bu biçim olmasaydı hikâye ne kaybederdi? Cevap "yalnızca şaşırtıcılık" ise biçim hikâyeye değil, kendine hizmet ediyordur.

Süs yapının bir işareti de şudur: yapı değiştirildiğinde sahnelerin hiçbiri değişmez. Selin'in önerisinde sahneler aynı kalıyor, yalnızca sıraları ters çevriliyor. Oysa Berk'in önerisi sahnelerin kendisini de değiştiriyor. Görüş günleri tekrar etsin diye her birinin aynı açıdan, aynı masadan çekilmesi gerekiyor. İçerikten doğan bir biçim, sahnelerin nasıl yazılacağına da dokunur. Süs yapı ise yalnızca yüzeyde kalır.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Önce içeriği tek cümleyle yaz. Hikâye neyin hikâyesi? Bekleyiş mi, kayıp mı, keşif mi? Bu cümle yapının pusulasıdır.

Biçimi içerikten türet. Yapı kararını verirken önce içeriğin doğasına bak. Bekleyiş yavaş bir ritim, kayıp boşluklu bir yapı, keşif açılan bir düzen isteyebilir.

Süs yapı testini uygula. Seçtiğin biçim olmasaydı hikâye ne kaybederdi? Cevap yalnızca şaşırtıcılıksa, biçimi yeniden düşün.

Klasik yapıyı da bilinçli seç. Düz bir anlatım da bir biçimdir. Hikâye onu istiyorsa, klasik yapı en cesur tercih olabilir.

Temayı yapıda da yaşat. Hikâye bir döngüyü anlatıyorsa, yapı da bir döngü kurabilir. Hikâye bir kopuşu anlatıyorsa, yapıda bir kopuş olabilir.

Karakterin dünyasını yapıya taşı. Dar bir dünyada yaşayan karakterin hikâyesi dar bir yapıda anlatılabilir. Karakterin gördüğü kadarını göstermek, onun dünyasını seyirciye yaşatır.

Türün yapısını tanı. Her türün seyirciye verdiği yapısal sözler vardır. Onları bilmek, ne zaman uyacağına ve ne zaman bozacağına karar vermeyi kolaylaştırır.

Türü bozarken nedenini bil. Tür yapısını bozmak bir anlam üretmeli. Sırf farklı olmak için bozulan tür, seyircinin beklentisini boşa çıkarır.

Mecrayı bir koşul olarak değil, bir imkân olarak gör. Dizi, film ya da etkileşimli anlatı, aynı hikâyeye farklı yapılar sunar. Hangi mecranın hikâyene en çok şey kattığını düşün.

Zaman düzenini anlamla eşleştir. İleriye akan, geriye akan, sıçrayan ya da duran zaman farklı anlamlar üretir. Hikâyenin anlamını hangisinin taşıdığına bak.

Tekrarı bir ölçü çizgisi olarak kullan. Tekrarlanan bir sahne, değişimi görünür kılmanın en güçlü yollarından biridir. Her tekrarda yalnızca küçük bir şey değiştir.

Tekrarı fark edilir kıl. Seyirci tekrarı tanımalı. Aynı açı, aynı mekân, aynı söz, tekrarın bir bilinçli seçim olduğunu hissettirir.

Parçalı yapının boşluklarını planla. Parçalar arasındaki boşluk da anlatının parçasıdır. Seyircinin o boşlukta ne hissedeceğini düşün.

Parçaları bir iple bağla. Parçalı yapı dağınık görünmemeli. Bir tema, bir karakter ya da bir soru, parçaları birbirine bağlasın.

Biçimi erken kararlaştır. Yapı kararı yazmanın sonunda değil başında verilmeli. Biçim, sahnelerin nasıl yazılacağını da belirler.

Uyarlamada biçimin kökenini sor. Bir romanı uyarlarken, romanın neden o biçimde yazıldığını sor. Filmin biçimi o nedenin sinema karşılığını arasın.

Biçimi taklit etme, yeniden bul. Başka bir filmin cesur yapısını kopyalamak, çoğu zaman bir süs yapı üretir. O filmin yapısının neden işe yaradığını anla ve kendi hikâyen için kendi biçimini bul.

Seyircinin bedeni de bir ölçüdür. Yavaş bir yapı seyirciyi bekletir, hızlı bir yapı onu koşturur. Seyircinin bedeninde ne hissetmesini istediğini düşün.

Biçim ile içerik arasında gerilim de kurabilirsin. Bazen hafif bir biçim ağır bir içeriği taşır ve bu çelişki anlam üretir. Ama bu gerilim de bilinçli olmalı.

Taslağı biçim sorusuyla yeniden oku. Bitmiş taslakta her yapısal kararın yanına "bu içerikten mi doğdu" diye yaz. Cevabı "hayır" olanları yeniden düşün.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Yapı her hikâyeye aynı biçimde uygulanır."
Doğrusu

Uygulanmaz. İçerik, tema, karakter, tür ve mecra yapının biçimini etkiler.

Yaygın yanlış"Deneysel yapı her zaman daha sanatsaldır."
Doğrusu

Değildir. İçerikten doğmayan deneysel bir yapı yalnızca bir süstür; seyirciyi etkilemek yerine yorar. Seyirci biçimin neden seçildiğini hissedemediğinde, onu bir engel olarak yaşar.

Yaygın yanlış"Klasik yapı cesaretsizliktir."
Doğrusu

Değildir. Hikâye düz bir anlatımı istiyorsa klasik yapı en doğru ve en güçlü seçimdir.

Yaygın yanlış"Sondan başa anlatım her hikâyeyi daha çarpıcı yapar."
Doğrusu

Yapmaz. Bekleyişi ya da merakı anlatan bir hikâyede sonu baştan göstermek, o bekleyişi yok eder.

Yaygın yanlış"Tekrar sıkıcıdır."
Doğrusu

Her zaman değil. Bilinçli bir tekrar, değişimi görünür kılmanın en güçlü yoludur; sıkıcı olan, hiçbir şeyin değişmediği tekrardır.

Yaygın yanlış"Parçalı yapı karmaşıklık demektir."
Doğrusu

Değildir. Parçalı yapının amacı çoğu zaman bir boşluğu ya da bir kopuşu hissettirmektir; iyi kurulduğunda son derece açıktır. Karmaşık görünen, parçaları bağlayan ipin kopuk olduğu yapıdır.

Yaygın yanlış"Tür yalnızca konuyu belirler."
Doğrusu

Belirlemez yalnız. Tür, seyircinin yapısal beklentilerini de getirir.

Yaygın yanlış"Mecra yalnızca hikâyenin süresini etkiler."
Doğrusu

Etkilemez yalnız. Dizi, film ya da etkileşimli anlatı, hikâyenin nasıl bölüneceğini ve nasıl deneyimleneceğini de belirler.

Yaygın yanlış"Biçim sonradan kurguda bulunur."
Doğrusu

Kısmen bulunur. Ama biçim kararı erken verildiğinde sahneler de o biçime göre yazılır.

Yaygın yanlış"Uyarlamada romanın biçimi aynen korunmalıdır."
Doğrusu

Korunmak zorunda değil. Romanın biçiminin nedeni anlaşılmalı ve sinemadaki karşılığı aranmalıdır.

Yaygın yanlış"Biçim ile içerik her zaman uyumlu olmalıdır."
Doğrusu

Her zaman değil. Bilinçli bir çelişki de anlam üretebilir; önemli olan kararın farkında olmaktır.

Yaygın yanlış"Seyirci biçimi fark etmez."
Doğrusu

Fark etmeyebilir, ama hisseder. Biçim, seyircinin bir hikâyeyi nasıl yaşadığını sessizce belirler.

Yaygın yanlış"Başarılı bir filmin yapısını kopyalamak güvenlidir."
Doğrusu

Değildir. O yapı o filmin içeriğinden doğmuştur; başka bir içeriğe taşındığında çoğu zaman süse dönüşür.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Biçim, içeriği taşıyan kaptır ve içeriğin şeklini almalıdır.
  • Yapı her hikâyeye aynı kalıpla giydirilmez.
  • Tema ve karakter yapının biçimini yönlendirir.
  • Tür, seyircinin yapısal beklentilerini getirir.
  • Mecra aynı içeriğe farklı yapılar sunar.
  • Zaman düzeni hikâyenin neyin hikâyesi olduğunu belirler.
  • Biçimsel tekrar değişimi görünür kılar.
  • Tekrarda yalnızca küçük bir şey değişmelidir.
  • Parçalı yapının boşlukları da anlatının parçasıdır.
  • Parçalar bir tema ya da soruyla bağlanmalıdır.
  • Süs yapı içerikten doğmayan, kendine hizmet eden biçimdir.
  • Süs testi: bu biçim olmasaydı hikâye ne kaybederdi?
  • Düz anlatım, hikâye onu istediğinde en doğru biçimdir.
  • Uyarlamada romanın biçiminin nedeni aranır.
  • Başka bir filmin yapısını kopyalamak çoğu zaman süs üretir.
  • Seyirci biçimi fark etmese de hisseder.

Sonraki derse köprü

Berk "Görüş Günü" için biçimini içerikten türetti. Ama her yazar her hikâyeye sıfırdan başlamaz. Yüzyıllardır anlatıcıların kullandığı bazı ortak biçimler var. Bunların en bilineni üç perdeli yapı: bir kurulum, bir tetikleyici olay, bir birinci dönüm noktası, sonra bir çatışma ve bir çözüm. Bu model bir kalıp değil, bir başlangıç noktası. Sonraki ders yapı modellerini incelemeye onunla başlıyor: üç perdeli yapı. Modelin nerede işe yaradığını ve nerede mekanik kaldığını orada ayıracağız.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — masada kenarları çizilmiş bir roman, katlanmış sayfalar.
  • Biçim–içerik uyumu — bir mektup, sayfaları filmin karelerine dönüşüyor.
  • Tür yapısı — aynı görüş odası, bir kez sakin ışıkla, bir kez gerilim ışığıyla.
  • Mecra yapısı — tek bir uzun şerit ile on kısa şerit yan yana.
  • Zaman düzeni — ileriye akan bir takvim, sonra geriye sayfalanan bir takvim.
  • Biçimsel tekrar — aynı masa on kez, her seferinde küçük bir farkla.
  • Parçalı yapı — mektuplar arasında karanlık boşluklar.
  • Süs yapı — ters dönen bir takvim, üstüne soru işareti.
  • Kapanış — boş bir görüş masası, bir mektup zarfı.

Ritim

Görüş günleri aynı ritimle tekrar ediyor, her tekrarda biraz daha uzun bir sessizlik; Selin'in önerisi hızlı, Berk'in önerisi sakin bir tempoyla anlatılıyor.