Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Belgeselin konusu bir yer değil, orada yapılan insan işidir; yer adı yazan kart, kapı kapanınca boş kalır.
- Konu bir alan çizer; ana soru o alanın içinde bir yöne bakar.
- Çalışma hipotezi ayrı satırda yazılır ve çürütme işaretiyle birlikte sınanır.
- Çöken hipotez bir bulgudur, kurguda gizlenmez.
- Kapanan kapı testi, konunun kurumdan bağımsız yaşayan parçasını gösterir.
- Bakış açısı aynı zamanda mahremiyetin sınırını çizer.
- Tek bir kişiyi taşıyan film, o kişinin çekilmesine dayanabilmeli.
- Süreç ölçeği kimin değişebileceğini belirler.
- Görsel olanak tekrar eden ve sözsüz görüntüdür; çekilemeyenin yerine geçeni de içerir.
- Etik risk dökümü, kararı o geceki yorgun elden alır.
- Zamansız soru merkezde, güncel ayrıntı tarihle durur.
- Yaklaşım cümlesi, izin istenirken söylenen cümleyle aynıdır.
Açılış sahnesi
Emre tahtaya bir kart iğneliyor. En üstte SANDALYEDEKİLER yazıyor. Altında tek satır var: "Konu: devlet hastanesi."
Burcu kartı okuyup defterini açıyor. "Acil servis de girecek mi? Ameliyathane? Sabah vizitesi?"
"Hayır. Doktorlar yok. Hastalar da neredeyse yok."
"O zaman hastanede neyi çekeceksin?"
Emre anlatmaya başlıyor. Akşam açılan katlanır sandalyeler. Evden gelen termoslar. Sabaha karşı lavaboda yüzünü yıkayan bir adam. Ayakkabısını sessizce giyen bir kadın. Bir gece koridorun ışığı hiç sönmemişti. Sandalyede uyuyanların çoğu kolunu gözüne kapamıştı. Anlattıkça kartındaki satırdan uzaklaşıyor.
Selim başka bir yerden giriyor. "Hastane izin vermezse?"
"O zaman film yok."
"Emin misin? Anlattığın kadın sabah eve gitmiyor mu? Otobüse binmiyor mu? Akşam yine gelmiyor mu?"
Emre karta bakıyor. Kartta yalnız bir bina var. Bina kapıyı kapatınca kart da kapanıyor. Oysa anlattığı insanlar binadan çıkıp yaşamaya devam ediyor.
Nermin Hanım kalemi alıyor, "devlet hastanesi" sözcüklerinin üstünü çiziyor. Yanına bir şey yazmıyor. Kalemi Emre'ye geri veriyor. Emre kalemi alıyor ama hemen yazmıyor.
Belgeselin konusu kameranın gireceği bina değil, orada izlenecek insan işidir; bina kapanınca biten bir konu yanlış adlandırılmıştır.
Bu derste ne olacak
Kartı bu kez satır satır, Emre'yle birlikte yeniden kuracağız. Önce konuyu ana sorudan ayıracağız ve kartın neden bir bina adı taşımaması gerektiğini göreceğiz. Sonra Emre'nin tahminini yazıya dökeceğiz: sahada yanlış çıkabilecek bir cümle olarak. Hastanenin kapısı kapanırsa filmden geriye ne kaldığını sınayacağız. Kameranın kimin sandalyesinde oturacağını, filmin bir gece mi bir kış mı süreceğini, kimlerin değişebileceğini konuşacağız. Koridorun kameraya neler verdiğine bakacağız. Kimin zarar görebileceğini çekimden önce yazacağız. En sonda kartı tek bir cümlede toplayacağız. Örnekler bir şarkıcının izini süren iki hayrandan ve kapısı kapanan bir yönetmenden gelecek. Bir otel odası, iki kule arasına gerilmiş bir tel ve kamerasını indirmeyen bir görüntü yönetmeni de onlara katılacak.
Sıfır noktası
Sözlükte konu, metnin yüzeyde ne hakkında olduğuydu: olayların, mekânın ve kişilerin ait olduğu alan. Kurmacada bu alanı yazar seçer, içini de kendisi doldurur. Nöbet bir hastane gecesinde geçiyordu. Ama o hastanenin her kapısını Emre açıp kapattı. Figen'in masası da, tek refakatçi kuralı da, koridorun sonundaki levha da onun kararıydı.
Belgeselde konu yazarın dışında duran bir dünyadır. Yazar onu seçer ama içini dolduramaz. Kapısını da kendi eliyle açamaz. Bu yüzden konuyu adlandırmak burada daha ağır bir karar. Yanlış adlandırılan konu, kameranın yanlış kapıyı çalmasına yol açar.
Emre'nin kartındaki "devlet hastanesi" bir yer adı. Yer elbette bir konu olabilir. Pek çok iyi belgesel tek bir binanın içinde geçer. Ama Emre'nin anlattıklarına bakınca kartın tuttuğu şey bina değil. Gece bir hastanın yanında kalmak. Kısacası refakat. Hastane bu işin en çok görüldüğü yer, ama tek yeri değil.
Kartın ilk hâli bir dikkatsizlik sayılmaz. Hastane, Emre'nin o kıştan aklında kalan en büyük şey. Binanın bir kapısı, bir ışığı, bir kokusu var. Hatıra en çok bunlara tutunur. Ama belgesel hatıranın en büyük parçasını değil, hâlâ yaşayan parçasını izler. O kış koridorda Emre'yle birlikte uyanan başka insanlar da vardı. Onların gecesi binayla bitmiyordu. Biri sabah doğruca işe gidiyordu. Biri akşam çocuğunu bir komşuya bırakıp geliyordu.
Konu doğru adlandırılınca kart yeni sorular sormaya başlar. Ne merak ediyorsun? Sahaya girmeden ne tahmin ediyorsun? Kimin yanında duracaksın? Kapıyı kim açacak? Kimi izleyeceksin, ne kadar süre? Kamera orada ne bulacak? Kim zarar görebilir? Film neden şimdi yapılıyor?
Bu sorulara verilen cevapların toplamına belgeselin yaklaşımı denir. Konu aynı kalsa bile yaklaşım değişince film değişir. Refakat üzerine çalışan başka bir yazar, tek bir hemşirenin yirmi yıllık gecelerini izleyebilir. Bir başkası bu sandalyeleri üreten küçük bir atölyeye gidebilir. Emre'nin yaklaşımı ise kendi kışından geliyor. O kış dedesine refakat etti ve geceleri koridoru tanıdı. Bu tanışıklık bir avantaj. Aynı zamanda bir tehlike. İkisi de kartın üstüne yazılmalı.
Mekanizma
Alan ve yön
Emre kartı yeniden yazıyor. İlk satır artık "Konu: refakat."
Altına ana soruyu taşıyor. Önceki derste kurduğu soru yerinde duruyor: kim kalıyor, neden kalıyor. Konu ile ana soru arasındaki fark bir yön farkı. Konu bir alan çizer. Ana soru o alanın içinde tek bir yöne bakar.
Refakat alanında başka sorular da var. Refakatçiler sabah nereye gidiyor? Kimler hiç gelmiyor? Hastası taburcu olan biri bu sandalyeleri özler mi? Emre bunlardan birini seçti. Ötekiler kartın kenarında küçük harfle duruyor. Sahada bir gün biri öne geçebilir. O zaman konu aynı kalır, yön değişir.
Kurşun kalemle tahmin
Emre'nin bir tahmini var. Onu sorunun içine saklamak yerine ayrı bir satıra yazıyor. Kurşun kalemle: "Kalanların çoğu, ailede kalabilecek başka kimse olmadığı için kalıyor."
Selim satırı okuyunca başını kaldırıyor. "Bu Kadir." Nöbet'in ilk gecelerinde yatağın yanındaki sandalyelerden yalnız biri doluydu. Ağabey uzaktaydı, kalacak başka kimse yoktu. Emre'nin tahmini sahadan değil, kendi senaryosundan gelmiş. Belki kendi kışından da. Emre itiraz etmiyor.
Tahmini yazmanın değeri burada görünüyor. Yazılmamış bir tahmin kamerayı sessizce yönetir. Yazar onu fark etmeden kendisine benzeyen yüzlere yönelir. Yazılmış bir tahmin ise masaya konur ve sınanır.
Emre ikinci satırı ekliyor: "Başkası kalabilecekken kalmayı kendisi seçen biri." Böyle bir refakatçiyle karşılaşırsa tahmin çatlar. Birkaçını görürse tahmin çöker. Nermin Hanım bu satıra bir yıldız koyuyor. Tahminin çökmesi de bir bulgu. Hatta filmin ortasına yerleşebilecek bir bulgu.
Kapı kapanırsa
Erişim planı sözlükte, bir mekâna nasıl, kimin izniyle ve hangi sıfatla girileceğini önceden belirlemekti. Kurmacada araştırma için gerekiyordu. Belgeselde filmin ta kendisi için gerekiyor.
Selim'in sorusu bu testti. Kartta "hastane" yazarken cevap "hiçbir şey" idi. Kartta "refakat" yazınca cevap değişiyor. Refakatçiler sabah hastaneden çıkıyor. Durakta bekliyor, evde uyuyor, akşam için yemek hazırlıyor. Biri hastanın çamaşırlarını yıkayıp geri getiriyor. Bunların hiçbiri bir kurumun iznine bağlı değil. Kişinin kendi rızası yetiyor.
Testin sonucu bir yedek film. Emre onu kartın altına yazıyor: "Kapı kapanırsa: koridorun dışındaki refakat." Hastane izin verirse koridor filmin merkezi olur. Vermezse film sandalyeye giden yolu ve sandalyeden dönen yolu izler. Ana soru iki filmde de aynı kalır.
Kapı da tek değil. Yönetimin izni koridoru açar. Gece masasındaki hemşire geceyi açar. Bu masa, sözlüğün kapı bekçisi dediği yer: kararı vermeyen ama erişimi denetleyen kişi. Yönetimin yazısı masaya ulaşmamışsa kamera kapıda bekler. Refakatçi ise kendi yüzünü ve sesini açar ya da kapalı tutar.
Kimin sandalyesi
Sözlükteki bakış açısı, hikâyenin kimin bilgisiyle anlatıldığıydı. Emre'nin filmi refakatçinin bildikleriyle ilerleyecek. Refakatçinin bildiği sınırlı. Doktorun cümlesinin yarısı, gecenin sesleri, hastanın uykusu. Tanının tamamı, dosyadaki değerler, hastanın kendi korkusu bu bakışın dışında kalıyor. Bu sınır yalnız bir anlatım kararı sayılmaz. Hastanın mahremiyetini de koruyor.
Bakışın bir sonucu kişi seçimi. Film tek bir refakatçiyi kış boyunca mı izleyecek? Yoksa her gece başka bir sandalyeye mi geçecek? Tek kişi bir hikâye verir, ama film o kişinin gecelerine bağlanır. Pek çok yüz geniş bir manzara verir, ama hiçbirine yakından girilemez. Emre kartına iki ihtimali de yazıyor. Kararı ilk haftaların çekimi verecek.
Bir gece mi, bir kış mı
Tek gecelik bir filmin başı akşam devri, sonu sabah devridir. Saatler yapıyı kendiliğinden verir. Ama insanlar bir gecede pek değişmez. Değişen gecenin kendisidir: ışık, sesler, yorgunluk.
Bir kışta başka şeyler olur. Bir refakatçi hastası taburcu olunca gider. Yerine yeni biri gelir. Uzun kalan birinin sesi yorgunlaşır. Bir kural değişebilir. Hastaların durumu da değişir ve bu değişimin bir kısmı kötü haberdir.
Süreç süresi de sözlükte tanımlıydı: bir hastalığın ya da kurumsal bir işlemin gerçek dünyada aldığı zamandı. Kurmaca bu süreyi kısaltabilir. Belgesel ona dokunamaz, yalnız ne kadarını izleyeceğini seçer. Emre ikisini birleştiriyor: "Bir kış. Her çekim tek bir gece." Her gecenin kendi biçimi olacak. Değişim ise geceler arasında görünecek.
Kameranın bulacakları
Emre koridoru gözünün önüne getirip yazıyor. Akşam açılan, sabah katlanan sandalye. Evden getirilmiş battaniye. Kâğıt bardaklar. Devir masasındaki defter. Sabaha karşı bağcığını bağlayan bir refakatçi. Bunların her biri her gece yinelenir. Tekrar eden görüntü, geceler arasındaki farkı görünür kılar. Bir sabah sandalye katlanmadan kalırsa kamera bunu söze ihtiyaç duymadan görür.
Listenin bir boşluğu da var. Ana sorunun en önemli anı, birinin kalmaya karar verdiği an. O an çoğu zaman bir telefonda, bir mutfakta, kameradan uzakta olur. Emre bu yüzden ikinci bir sütun açıyor: "Çekilemeyenler." Her satırın yanına, o anın yerine neyin geçebileceğini yazıyor. Karar anının yanında şu var: "Aynı kişinin ertesi akşam sandalyeyi kendi eliyle açması."
Kimin zararına
Emre'nin dökümü yatakta yatan kişiyle başlıyor. Hasta kameraya rıza veremeyecek durumda olabilir. Refakatçinin "olur" demesi onun yerine geçmez. Satırın kararı açık: hastanın yüzü, adı, sesi ve dosyası filme girmez.
Ardından yorgunluk geliyor. Sabaha karşı uyandırılan biri her şeye "olur" diyebilir. Uykusuz bir rıza gün ışığında yeniden sorulur. Döküm bunu kural olarak yazıyor.
Sonra yas. Uzun bir kışta bir refakatçinin hastası kaybedilebilir. Ekip o gece ne yapacak? Emre'nin satırı kısa: kamera kapanır, ekip koridordan çekilir, kişiye ancak günler sonra sorulur. Bu satır önceden yazılmazsa o gece kararı kamerayı tutan el verir. Yorgun ve heyecanlı bir el.
Son satırı Nermin Hanım ekletiyor: Emre'nin kendisi. O kışı taşıyan biri aynı koridorda yeniden sarsılabilir. Döküm yazarı da korur.
Neden şimdi
Güncellik ile zamansızlık arasındaki ayrımı hatırlayalım: bir fikir belirli bir ana bağlı mı, değil mi? Sözlüğün bu ayrımına göre refakat zamansız bir konu. İnsanlar her çağda hastalarının yanında kaldı. Ama ayrıntıları güncel. Kim kalabilir, kaç kişi, hangi saatte? Bunlar kurala bağlı ve kurallar değişir.
Emre bir gün kurallarla ilgili bir haber görürse filmi ona bağlamak isteyebilir. Güncel bir çengel dikkat çeker. Ama film ekrana çıktığında kural yine değişmiş olabilir. Emre sırayı baştan belirliyor: zamansız soruyu merkezde tutmak, güncel ayrıntıyı tarihle işaretlemek. Ekranda bir kural anılırsa hangi dönemde geçerli olduğu da söylenir.
Kartı tek cümlede
Emre kartın son hâlini tahtaya asıyor.
SANDALYEDEKİLER — konu kartı, deneme
Konu: refakat.
Ana soru: ön senaryodaki gibi.
Çalışma hipotezi (kurşun kalemle): kalanların çoğu, kalacak başka kimse olmadığı için kalıyor.
Çürütme işareti: başkası kalabilecekken kalmayı seçen biri.
Bakış: refakatçinin sandalyesinden. Yatağa ve dosyaya girilmez.
Kişi: tek bir uzun kalan mı, her gece başka biri mi? Açık.
Kapı kapanırsa: koridorun dışındaki refakat.
Süreç: bir kış, her çekim tek gece.
Görsel olanak: açılıp katlanan sandalye, devir defteri, sabah ışığı.
Etik risk: rıza veremeyen hasta, uykusuz rıza, yas gecesi, yazarın kendisi.
Güncellik: kural değişirse tarihiyle.
Yaklaşım: Bir kış boyunca, hastaların değil refakatçilerin sandalyesinden, geceyi hastanede geçirenlere neden kaldıklarını soran bir film.
Selim son satırı okuyup bir şey soruyor. "Hastaneye yazacağın dilekçede de bu cümle mi olacak?"
"Olmalı," diyor Nermin Hanım. "Başka bir cümleyle girersen, içeride gördüğünü kullanamazsın."
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Çürütme işaretini görülebilir yaz. "Başka nedenler bulursam" bir işaret sayılmaz, çünkü sahada neyin görüneceğini söylemiyor. "Başkası kalabilecekken kalan biri" ise kamerada tanınabilir bir insan. İşaret ancak gözle görülürse işe yarar.
Hipotezin geldiği yeri yanına yaz. Emre'nin tahmini bir senaryodan ve bir hatıradan geliyor. Kaynağı yazılan tahmin daha kolay bırakılır. Kaynağı unutulan tahmin, sahada bir gerçek gibi davranmaya başlar.
Hipotezi tarihle yaz. Kartın kenarına tahmini yazdığın günü not et. Çürütme işaretini gördüğün günü de. İki tarih arasındaki süre, sahada ne kadar körlükle çalıştığını gösterir.
Kapanan kapı testini dilekçeden önce yap. Kuruma yazmadan önce, kurum "hayır" derse ne çekeceğini bil. Yedeği olmayan yazar pazarlıkta zayıftır. Dayatılan koşullara razı olur, sonra filmi o koşullar biçimlendirir.
Yaklaşım cümlesini dilekçeye taşı. Kuruma bir şey, atölyeye başka bir şey söyleyen yazar, içeride gördüğünü kullanırken sıkışır. İzin hangi cümleyle alındıysa film o cümlenin sınırında kalır.
Süreç ölçeğini insanın ölçeğiyle karşılaştır. Bir refakatçi kaç gece kalacak, bilmiyorsun. Filmin bitişini bir hastanın kötü haberine bağlama. Filmin kendi bitiş noktası olsun: mevsimin sonu, bir kuralın yürürlüğe girdiği gün, ya da sandalyelerin yeni binaya taşınması.
Taşıyan kişinin çekilme hakkını hesaba kat. Tek bir refakatçiyi izleyen film, o kişi vazgeçince ayakta kalabilmeli. Kartta ikinci bir yol dursun. Kişiyi filmde tutmak için ona baskı yapmak, dökümün en ağır satırına dönüşür.
Kapı bekçisiyle ayrıca konuş. Yönetimin yazısı gece masasına her zaman ulaşmaz. Ulaşsa bile masadaki hemşirenin kameraya ilk bakışı, kâğıttan daha belirleyicidir. Ona çekimden önce, kameranın olmadığı bir saatte, kim olduğunu ve neyi aradığını kendin anlat.
Görsel olanağı ilk gece sayma. İlk gece her şey ilginç görünür. Onuncu gece hâlâ görünen şey, gerçek görsel olanaktır. Listeyi birkaç gece sonra yeniden yaz.
Etik risk dökümünü konunun içinden birine okut. Bir zamanlar refakat etmiş biri, ekibin göremediği bir anı hemen gösterir. Örneğin sabah devrinde yüzünü yıkayan birinin o an kimseyle konuşmak istemediğini.
Hipotezi ekipten saklama. Kurgucu tahmini bilmezse, onu doğrulayan malzemeyi fark etmeden öne çıkarabilir. Selim tahmini bilirse, tahmine uymayan cümleyi de görür.
Güncellik çengelini ana sorunun hizmetine koy. Bir haber filmin kapısını açabilir. Ama haber ana soruyu yönetmeye başlarsa film, haber unutulunca anlamını yitirir.
Konuyu bir başkasının ağzından dinle. Kartı konuyu bilmeyen birine anlat, sonra ondan geri anlatmasını iste. "Hastane belgeseli" diye geri anlatıyorsa kart hâlâ bir bina taşıyor. "Gece kalanlar" diye anlatıyorsa konu yerine oturmuş.
Kendi payını yaklaşıma yaz. Emre'nin kışı kartta gizli kalırsa kamerayı yönetir. Açıkça yazılırsa ekip onu tartışabilir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Konu, filmin geçtiği yerdir."
Yer, konunun görüldüğü sahnedir. Konu orada yapılan insan işidir. Yer adı yazan kart, kapı kapanınca boş kalır.
Yaygın yanlış"Belgeselde hipotez önyargıdır, hiç yazılmamalı."
Her yazarın bir tahmini vardır. Yazılmayan tahmin kamerayı gizlice yönetir. Yazılan tahmin çürütme işaretiyle birlikte sınanır.
Yaygın yanlış"Hipotez doğrulanırsa film başarılıdır."
Doğrulanan bir tahmin, bazen sahaya yalnız onu arayarak girildiğini gösterir. Çöken tahmin de güçlü bir film çıkarabilir.
Yaygın yanlış"Erişim yoksa konu yoktur."
Erişim yoksa yaklaşım değişir. Kapanan kapı testi konunun hangi parçasının kurumdan bağımsız yaşadığını gösterir.
Yaygın yanlış"Uzun süre çekmek her zaman daha derin bir film verir."
Uzun süre değişime yer açar. Ama kötü haberlere ve yorgunluğa da yer açar. Bir gecenin kendi biçimi bazen daha dürüst bir ölçektir.
Yaygın yanlış"Yaklaşım kurguda bulunur, önceden düşünmeye gerek yok."
Yapı kurguda kurulabilir. Ama hangi kapıdan girileceği, kimin sandalyesinde oturulacağı ve kimin korunacağı çekimden önce karar ister. O kararlar sonradan geri alınamaz.
Yaygın yanlış"Bakış açısı yalnız kameranın nereye konduğudur."
Bakış, filmin kimin bildikleriyle ilerlediğidir. Kamera refakatçinin yanında dursa bile film hastanın dosyasını anlatmaya başlarsa bakış kaymıştır.
Yaygın yanlış"Görsel olanak güzel görüntü demektir."
Görsel olanak, ana sorunun söze gerek kalmadan göründüğü yerdir. Katlanmadan kalan bir sandalye, güzel bir gün batımından fazlasını söyleyebilir.
Yaygın yanlış"Kurumun izni alındıysa kimse kapıyı kapatamaz."
Kurum izni bir mevsimlik olabilir ve masaya ulaşmayabilir. Gece hemşiresi, bir refakatçi ya da bir hasta yakını her an "burada olmaz" diyebilir. Kapanan kapı testi bu küçük kapılar için de yapılır.
Yaygın yanlış"Kendi yaşadığım konuyu en iyi ben anlatırım."
Yaşadığın konu sana erişim ve dil verir. Ama tahminini de sen getirirsin. Emre'nin "kimse yok" cümlesi bunun örneği.
Yaygın yanlış"Etik sorular çekim sırasında çözülür."
Çekim sırasında karar yorgun bir elde kalır. Döküm o anı önceden yaşar ve elin ne yapacağını yazar.
Yaygın yanlış"Güncel konu her zaman önceliklidir."
Güncel ayrıntı filmi hızlandırır, ama eskitir de. Zamansız soru merkezde kalınca güncel ayrıntı tarihli bir not olarak durabilir.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Belgeselin konusu bir yer değil, orada yapılan insan işidir; yer adı yazan kart, kapı kapanınca boş kalır.
- Konu bir alan çizer; ana soru o alanın içinde bir yöne bakar.
- Çalışma hipotezi ayrı satırda yazılır ve çürütme işaretiyle birlikte sınanır.
- Çöken hipotez bir bulgudur, kurguda gizlenmez.
- Kapanan kapı testi, konunun kurumdan bağımsız yaşayan parçasını gösterir.
- Bakış açısı aynı zamanda mahremiyetin sınırını çizer.
- Tek bir kişiyi taşıyan film, o kişinin çekilmesine dayanabilmeli.
- Süreç ölçeği kimin değişebileceğini belirler.
- Görsel olanak tekrar eden ve sözsüz görüntüdür; çekilemeyenin yerine geçeni de içerir.
- Etik risk dökümü, kararı o geceki yorgun elden alır.
- Zamansız soru merkezde, güncel ayrıntı tarihle durur.
- Yaklaşım cümlesi, izin istenirken söylenen cümleyle aynıdır.
Sonraki derse köprü
Emre'nin kartında bir tahmin duruyor ama dayanağı yok. "Kimse yok" cümlesi Emre'nin kendi senaryosundan ve kendi kışından geliyor. Sahaya girmeden neye dayanacak? Kendi hatırası bir kaynak sayılır mı? Dayısının koridordaki kaydı bir tanıklık mı? Refakat kuralı nerede yazılı, ne zaman değişti? Tahmine karşı çıkacak sesi kimden duyacak? Bir tahmin ancak dayandığı şey kadar sağlamdır. Sonraki ders belgesel araştırmasını ele alıyor: yazarın kendi hatırasıyla bir kurumun yazılı kaydı arasındaki ayrımdan başlayarak.