İçeriğe geç

Ders 59.12

Belgesel drama ve gerçek olay canlandırması

Senaryo Akademisi — Bölüm VI, Modül 59

3.332 kelime5 film örneği≈ 15 dk okuma≈ 22 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Gerçeklik ibaresinin basamakları vardır; her basamak başka bir söz verir.
  • Belgesel drama yazılmış sahneleri belgeselin doğruluk iddiasıyla taşır.
  • Bileşik karakter aynı işi gören kişilerden kurulur ve bildirilir.
  • Zaman sıkıştırma bir kararın nedenini silmemelidir.
  • Üretilmiş diyalog bir tanığa bağlanır; hiç yapılmamış bir itirafı söyletemez.
  • Çıkarımlı sahne bilinenlerle çelişmez; bazen boşluğu boş bırakmak daha dürüsttür.
  • Canlandırma işareti, seyirciye neyin kurulduğunu söyler.
  • Dramatik serbestlik, gerçek bir kişi hakkındaki yargıyı değiştirdiği yerde biter.
  • Kaynaklı senaryo hukuki kontrolün masasıdır; cevabı hukukçu verir.
  • Tek tanığa dayanan sahne, o tanığın göremediği köşeyi göstermez.
  • Afiş cümlesi yazımın sonunda, kenar harfleri sayıldıktan sonra seçilir.
  • Ad değiştirmek tanınabilirliği tek başına kapatmaz; servis, vardiya ve tarih de kişiyi gösterir.

Açılış sahnesi

Nermin Hanım tahtaya büyük harflerle NÖBET yazıyor. Altına, daha küçük harflerle bir satır ekliyor: "Gerçek bir hikâyeden."

Emre itiraz edecek oluyor. Nöbet kurmaca. Nermin Hanım elini kaldırıyor. "Biliyorum. Bu bir varsayım. Afişte bu satır olsaydı, dosyanda neyi değiştirmen gerekirdi?"

Emre'nin önünde iki şey var: düzeltilmiş dosya ve geçen kıştan kalan araştırma defteri. Defterin kenarlarında üç harf dolaşıyor. Gözüyle gördüğüne G, başkasından duyduğuna D, senaryo için kendi yazdığına Y koymuş.

Emre kırmızı kalemle Figen'den başlıyor. Masasını bir kontrol noktası gibi tutması G. O kış gece masasındaki hemşire koridordan geçen herkesi görürdü. Baklava kutusunu geri itmesi D, onu dayısı anlatmıştı. Kaleminin durması Y. Hiç ağlamaması da Y. Hastalara adıyla seslenmesinde kalem havada kalıyor. Bu satırın harfini defter de bilmiyor.

Sonra kantine geçiyor. Kaşığın durduğu an, ağabeyin itirafı: Y. Kabul formundaki "Kimse" de Y. Yarım saat sonra sayfaların kenarı kırmızıya kesmiş.

Selim dosyayı alıp sayfaları çeviriyor. "Hiçbir satır yalan değil. Dün de değildi. Ama şimdi her biri bir soru soruyor: bunu kim gördü?"

Burcu pencerenin önünden ekliyor: "O servisin hemşireleri filmi izlerse Figen'de kendilerini arar. Hangisi baklavayı geri itti, diye."

Nermin Hanım tahtadaki satırın altını çiziyor.

Afişe "gerçek bir hikâyeden" yazıldığında senaryodaki her satır, kaynağı sorulabilecek bir iddiaya dönüşür.

Bu derste ne olacak

Bu derste gerçek bir olayı oyuncularla ve yazılmış sahnelerle anlatan filmlere bakacağız. Önce gerçekle kurmacanın ayrıldığı yerin afişte, açılışta ve senaryoda nasıl çizildiğini göreceğiz. Sonra yazarın en sık yaptığı müdahaleleri tartacağız: birkaç insanı tek karaktere toplamak, ayları günlere indirmek, kimsenin kaydetmediği konuşmaları yazmak. Eksik bilginin nasıl doldurulduğunu, canlandırmanın seyirciye nasıl söylendiğini konuşacağız. Dramatik etkinin doğrulukla çarpıştığı yere ve hukukçunun masasına da uğrayacağız. Yol boyunca bir kütüphane soygunu, bir buz pateni skandalı, bir sığınak, bir tütün davası ve kimsenin inanmadığı genç bir kadın çıkacak karşımıza. Her birini Nöbet üzerinde kurulan tek bir varsayımla sınayacağız.

Sıfır noktası

Belgeselin seyirciye verdiği söz bellidir: ekrandaki şey kameranın önünde yaşandı. Bu söze gerçeklik sözleşmesi adı verilir. Kurmaca böyle bir söz vermez. Kadir yok, Murat yok, Figen yok. Seyirci bunu bilir ve yine de ağlar.

İki uç arasında geniş bir alan uzanıyor. Bir yanda saf kayıt duruyor. Öbür yanda jenerikte "bütün kişiler hayal ürünüdür" diyen kurmaca. Aradaki filmler iki sözü birden verir. Biri belgeselden gelir: bu oldu. Ötekini kurmaca ekler: bunu biz yazdık.

Bu ara alanda yazarın aletleri çoğalır. Gerçek bir insanı oyuncu oynar. Gerçek bir gecenin replikleri masada yazılır. Üç ay iki sahneye iner. Yazar bunları kurmacada da yapar ve kimseye hesap vermez. Burada verir. Çünkü seyirci salondan gerçek insanlar hakkında bir yargıyla çıkar.

Tahtadaki varsayım bu yüzden işe yarıyor. Nöbet'in hiçbir sahnesi değişmiyor. Değişen, sahnelerin seyirciye ne söylediği. "Kontrole gidiyordu" sözü kurmacada bir karakterin yalanıdır. Gerçek bir hikâyede ise gerçek bir adamın, gerçek bir doktora söylediği yalan olur. O adamın bir komşusu, bir işyeri, bir telefon numarası vardır.

Sınır nerede çizilir? Çizgi birkaç yerde birden durur. Afişte, açılış yazısında, jenerikte ve senaryonun kenar notlarında ayrı ayrı çizilir. Seyirci afişi okur, açılışı görür, jeneriği çoğu zaman görmeden kalkar. En güçlü söz en çok okunan yerde durur. Düzeltmesi de oraya yakın olmalıdır.

Bir şeyi baştan söyleyelim: Nöbet kurmaca kalıyor. Tahtadaki satır bir sınama aracı. Yazara kendi dosyasına başka bir gözle bakma imkânı veriyor. Aynı dosya, üstüne konan tek bir cümleyle başka bir sorumluluk taşımaya başlıyor. Emre bu sorumluluğu bir gün gerçekten taşıyabilir. Sandalyedekiler'in bir sahnesini oyuncularla kurmaya karar verdiği anda, bu dersin soruları onun da sorusu olur.

Bu dersin ölçütü sade bir soru: seyirci salondan çıkınca neyin olduğunu sanıyor? Sandığı şeyin her parçası ya bir kaynağa bağlanır ya da film ona bunun yazıldığını söylemiştir. Ötesi ne kadar etkili olursa olsun, seyirciye verilmiş yanlış bir bilgidir.

Mekanizma

İbarenin ağırlığı

Emre basamakları tahtaya alt alta yazıyor. "Gerçek bir hikâye" her sahnenin olduğunu söyler. "Gerçek olaylara dayanır" olayların olduğunu, ayrıntıların yazıldığını kabul eder. "Gerçek olaylardan esinlenmiştir" yalnız bir kıvılcımı üstlenir.

Nöbet hangisini taşıyabilirdi? Emre'nin kırmızı kenarları cevabı veriyor. Y harfleri G'lerden çok. Varsayımda bile Nöbet ancak esinlenme basamağında durabilir.

Nöbet bu çizgiden uzak. Ama Sandalyedekiler'de dayının anlattığı bir geceyi oyuncularla kurmak, belgeseli bu çizgiye bir adım yaklaştırır. O sahnede herkes, dayının anlattığı kadarını yapar.

Bir kadında birkaç hemşire

Figen bileşik bir karakter. Birkaç gerçek hemşirenin alışkanlıkları tek kadında toplanmış. Kurmacada bunun bir bedeli yok. Afişteki satır ise birleştirmeyi bir koşula bağlar: birleştirilen kişiler aynı işi görmeli.

Emre'nin defterinde bir gündüz hemşiresinin davranışı da var. Onu Figen'e verirse, gece masasına gündüzün kuralı karışır. Seyirci tek bir kadının iki vardiyayı da yönettiğini sanır.

İkinci koşul söylemektir. Birleştirme jenerikte en az bir satırla bildirilir. Burcu'nun kaygısı burada karşılık buluyor. Bir hemşire Figen'in baklavayı geri iten hâlini sevmeyebilir. "O ben değilim" diyebilmesi için filmin, Figen'in tek bir kişi olmadığını söylemesi gerekir.

Bir kış, bir hafta

Emre'nin o kışı haftalar sürdü. Bazı geceler o kaldı, bazı geceler dayısı. Nöbet ise bir haftaya toplanıyor. Zaman sıkıştırma kurmacanın gündelik aletidir. Gerçeğe dayanan bir filmde sınırı nedenselliktir. Bir karar aylarca olgunlaştıysa, onu bir geceye indirmek kararı gerekçesiz bırakır.

Nöbet'te ağabeyin kalışı bir haftanın içinde olgunlaşıyor. Gerçek bir ağabey aynı kararı aylar içinde vermiş olsaydı? Film onu birkaç gecede dönüşen biri gibi gösterirdi. Seyirci onun hakkında yanlış bir hız öğrenirdi.

Kimsenin duymadığı konuşma

Kantin yüzleşmesini kimse kaydetmedi. Tahtadaki satırla birlikte kaşığın durduğu an, gerçek bir adamın ağzına konmuş bir itiraf olur. Selim kenara bir soru yazıyor: bu konuşmayı kim anlatabilir? Masada yalnız iki kardeş vardı. İkisi de anlatabilir, ama birbirinden farklı anlatabilir.

Emre'nin yapabileceği şey, üretilmiş diyaloğu bir tanığa bağlamak. Küçük kardeşin anlattığı kantin, onun hatırladığı sözlerle kurulur. Ağabeyin hatırladığı başkaysa, film ya ikisini de gösterir ya da hangisinin kimden geldiğini söyler.

Boşluğa ne konur

Nöbet bu konuda zaten dürüst bir alışkanlık taşıyor. Babanın düştüğü an hiç gösterilmiyor. Yalnız izi var: takvim o günde kalmış, masanın altında cam kırığı. Varsayımda bu boşluk daha da değer kazanır. Baba mutfakta yalnızdı. Ne olduğunu bilen kimse yok. Düşüşü çekmek, kimsenin görmediği bir anı uydurmak demektir.

Serkan'ın notu da aynı dersi veriyor. Seyirci yalnız "günler" kelimesini okur, üst satır seçilmez. Okunmayan satır, yazarın bilmediği satırdır. Eksik bilgiyi doldurmanın ilk yolu bazen onu boş bırakmaktır. Çıkarımlı sahne ancak boşluk hikâyeyi taşıyamayacak kadar büyükse yazılır.

İşaretin yeri

Burada Emre'nin kendi kuralı önüne çıkıyor. Nöbet'te ara yazı yok, bindirme yok. Gerçeklik ibaresi bu kuralı zorlar. Afişteki cümle filmin içinde de bir yerde karşılık bulmalı. Bulamıyorsa afişten silinmeli. Nermin Hanım ikinci yolu seçiyor: işaret koyamayacağın bir film o ibareyi taşıyamaz.

Belgeselde iş daha kolay. Sandalyedekiler'de dayının gecesi oyuncularla kurulursa, görüntü öbür sahnelerden ayrılır. Dayının kendi sesi canlandırmanın üstünde o geceyi anlatır. Seyirci kimin hatırladığını ve neyin kurulduğunu aynı anda bilir.

Etki ile doğruluk

Selim bir varsayım kuruyor. Gerçekte formu ağabey sabah imzalamış olsun. Emre ise imzayı küçük kardeşe ve son geceye taşımış. Sahne güçlenir, "Oğlu" sözü filmin doruğu olur. Ama ağabey seyircinin gözünde imzadan kaçan adama dönüşür. O adam gerçekse, salonda kendini kaçan biri olarak izler. Serbestlik orada biter, hüküm başlar.

Aynı değişikliğin zararsız bir hâli de var. Gerçekte imzayı küçük kardeş sabah atmış, film onu sabaha karşıya almış olsun. Saati kaydırmak kimsenin yargısını değiştirmez.

Hukukçunun masası

Emre'nin G, D, Y harfleri bunun ilk taslağı. Kaynaklı senaryoda harfler değişir: B belge, T tanık, Ç çıkarım, K kurmaca. Her T'nin yanında tanığın adı ve tarih durur. Her K'nin yanında neden gerektiği yazar. Adıyla seslenme satırı gibi harfi bulunamayanlar ayrı bir sütunda bekler. Hukukçu önce onlara bakar.

Hukuki ayrıntılar ülkeden ülkeye değişir. Yazarın sorması gereken sorular ise benzer. Yaşayan kişiler tanınabiliyor mu? Ad değiştirmek yetiyor mu, yoksa meslek, servis ve tarih kişiyi yine gösteriyor mu? Bir sahne gerçek birine hiç yapmadığı bir şeyi yaptırıyor mu? Bunlar kişilik hakları ve iftira riskinin sorularıdır. Cevabı yazar değil, bir hukukçu verir. Yazarın işi, hukukçunun her soruya kenardaki harfte cevap bulacağı bir kopya hazırlamaktır.

Bazı yapımlar yaşayan kişilerden yazılı izin de alır. Bu izin sahnenin doğru olduğunu göstermez. Yalnız kişinin anlatılmayı kabul ettiğini gösterir.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

İbareyi senaryo bitince seç. Afiş cümlesi yazımın başında değil sonunda kararlaştırılır. Kaynaklı senaryodaki harfleri say. K ve Ç çoğunluktaysa "gerçek bir hikâye" yazma. Bir alt basamağa in.

Bileşik karakterin parçalarını sakla. Figen'in hangi davranışı kimden aldığı ayrı bir sayfada dursun. O sayfa kilitli bir klasörde kalır, çalışma dosyasına girmez. Bir gün biri "bu benim" derse, cevap o sayfadadır.

Gerçek takvim ile film takvimini ayrı tut. Bir sayfaya olayların gerçek tarihlerini yaz. Öbür sayfaya filmdeki gecelerini. Hangi olayın ne kadar kaydığı yazılı dursun. Sıkıştırmanın bir kararı gerekçesiz bırakıp bırakmadığını ancak böyle görürsün.

Jenerik notunun da bir dili var. "Bazı kişiler ve olaylar değiştirilmiştir" cümlesi hiçbir şeyi değiştirmeden söyler. En dürüst not, en büyük değişikliği adıyla anar. Bir satır yeter: bu karakter birkaç kişiden toplanmıştır.

Oyuncu seçimi de bir iddiadır. Gerçek kişiye çok benzeyen oyuncu, sahnenin kayıt olduğu duygusunu güçlendirir. Bu benzerlik canlandırma işaretini zayıflatır. İşaret o zaman başka bir yerden, sesten ya da yazıdan gelmelidir.

Arşiv görüntüsü ile canlandırmayı aynı kesimde birleştirirken dikkat et. Gerçek bir haber görüntüsünün hemen ardından gelen yazılmış sahne, kaydın gücünü ödünç alır. Seyirci ikinciyi de kayıt sanır. Arada bir nefes, bir ses değişimi bırak.

Kişinin kendi anlatımı bir kaynaktır, kanıt sayılmaz. Gerçek biri kendi hayatını anlatırken kendini de korur. Onun sözü T harfini alır, B harfini almaz. Aynı olayı anlatan ikinci bir tanık ya da belge yoksa, sahne onun bakışı olarak kurulur ve öyle işaretlenir.

Tanığın tanığa itirazı malzemedir. İki kaynak çeliştiğinde birini seçip ötekini silme. Çelişkinin kendisi bazen filmin en dürüst anıdır.

Danışmanlık ile onay ayrı şeylerdir. Gerçek bir hemşireye senaryoyu okutmak doğruluğu artırır. Ama okuyan onay vermiş sayılmaz. Ondan ne istediğini, okumadan önce söyle.

Kurgu masasında harfler kaybolmasın. Sahneler kesilip birleştirildiğinde kenar harfleri de taşınsın. İki ayrı tanığın anlattığı iki an tek sahnede buluşursa, ortaya kimsenin anlatmadığı bir üçüncü an çıkar. O sahnenin harfi artık T değil, Ç olur.

İzin metni sahne listesini görsün. Yaşayan birinden yazılı izin alınıyorsa, onu gösteren sahneler o metinde tek tek anılsın. "Hayatımı anlatabilirsiniz" gibi genel bir cümle, sonradan eklenen bir sahneyi kapsamayabilir. Bu metni de hukukçu okur.

Gerçek mekân da bir iddia taşır. Canlandırmayı olayın geçtiği odada çekmek ona büyük bir inandırıcılık verir. Seyirci olayın orada kameraya alındığını sanabilir. Mekân doğru olduğunda işaret daha da gerekli hâle gelir.

Kaynaklı kopyayı her sürümle dondur. Senaryo değiştikçe kenar harfleri de değişir. Her dondurulmuş taslağın yanında o günün kaynaklı kopyası dursun. Hukukçu hangi sürümü okuduysa, onun harflerini görmelidir.

Tek tanığın sahnesi o tanığın yerinden bakar. Bir sahne yalnız bir kişinin anlatımına dayanıyorsa, kamera da onun durduğu yerde durmalıdır. Tanığın göremediği bir köşeyi göstermek, onun ağzından konuşmaktır.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Esinlenmiştir yazarsam her şey serbest."
Doğrusu

İbare yükü hafifletir ama kaldırmaz. Gerçek bir kişi tanınabiliyorsa, ona yaptırılan her şey hâlâ bir iddiadır.

Yaygın yanlış"Ad değiştirmek kişiyi korur."
Doğrusu

Meslek, mekân, tarih ve tek bir olay kişiyi adından daha hızlı gösterir. Ad değişikliği önlemlerden yalnız biridir.

Yaygın yanlış"Bileşik karakter her zaman meşrudur."
Doğrusu

Birleştirilen kişiler farklı işler görüyorsa ortaya hem tutarsız bir karakter hem de çarpıtılmış bir gerçek çıkar.

Yaygın yanlış"Zaman sıkıştırma zararsızdır."
Doğrusu

Çoğu zaman öyledir. Ama aylarca olgunlaşan bir kararı bir geceye indirmek, gerçek bir insanı aceleci ya da tutarsız gösterir.

Yaygın yanlış"Kimse kaydetmediyse istediğimi yazarım."
Doğrusu

Kayıt yoksa tanık vardır, tanık yoksa iz vardır. Üretilmiş diyalog bunlarla çelişemez. Hiçbiri yoksa sahne çıkarımdır ve öyle işaretlenir.

Yaygın yanlış"Canlandırma işareti filmi bozar."
Doğrusu

İyi kurulmuş işaret seyircinin güvenini artırır. Kandırıldığını sonradan öğrenen seyirci, filmin doğru kısımlarına da inanmaz.

Yaygın yanlış"Dramatik gerçek, olgusal gerçekten üstündür."
Doğrusu

Kurmacada bu savunulabilir. Gerçek kişileri anlatırken duygunun doğruluğu, olayın yanlışlığını örtmez.

Yaygın yanlış"Hukuki kontrolü yapım bitince yaparız."
Doğrusu

Kaynaklı senaryo yazarken tutulmazsa, sonradan kurmak neredeyse imkânsızdır. Hukukçu en çok erken getirilen dosyada işe yarar.

Yaygın yanlış"Gerçek olayda karakterin iç dünyası serbesttir."
Doğrusu

İç dünya en az kanıtlanan alandır. Gerçek birinin ne düşündüğünü yazmak, ağzına söz koymaktan da büyük bir iddiadır.

Yaygın yanlış"Ölmüş kişiler hakkında her şey yazılabilir."
Doğrusu

Hukuki durum ülkeden ülkeye değişir ve hukukçuya sorulur. Yakınlar ise her yerde yaşar ve filmi izler.

Yaygın yanlış"Gerçek kişiye benzeyen oyuncu filmi daha dürüst yapar."
Doğrusu

Benzerlik doğruluk sayılmaz. Sahneyi kayıt gibi gösterir ve canlandırma işaretini zayıflatır.

Yaygın yanlış"Uydurma bir karakter eklemek gerçeği bozmaz."
Doğrusu

Uydurma karakter gerçek bir kurumda çalışıyorsa, o kurumun çalışanları onda kendini görür. Seyirci de onun yaptıklarını kuruma yazar.

Yaygın yanlış"Jenerikteki not seyirciyi bilgilendirir."
Doğrusu

Seyircinin çoğu jeneriği görmeden kalkar. Önemli bir değişiklik filmin içinde ya da afişe yakın bir yerde söylenir.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Gerçeklik ibaresinin basamakları vardır; her basamak başka bir söz verir.
  • Belgesel drama yazılmış sahneleri belgeselin doğruluk iddiasıyla taşır.
  • Bileşik karakter aynı işi gören kişilerden kurulur ve bildirilir.
  • Zaman sıkıştırma bir kararın nedenini silmemelidir.
  • Üretilmiş diyalog bir tanığa bağlanır; hiç yapılmamış bir itirafı söyletemez.
  • Çıkarımlı sahne bilinenlerle çelişmez; bazen boşluğu boş bırakmak daha dürüsttür.
  • Canlandırma işareti, seyirciye neyin kurulduğunu söyler.
  • Dramatik serbestlik, gerçek bir kişi hakkındaki yargıyı değiştirdiği yerde biter.
  • Kaynaklı senaryo hukuki kontrolün masasıdır; cevabı hukukçu verir.
  • Tek tanığa dayanan sahne, o tanığın göremediği köşeyi göstermez.
  • Afiş cümlesi yazımın sonunda, kenar harfleri sayıldıktan sonra seçilir.
  • Ad değiştirmek tanınabilirliği tek başına kapatmaz; servis, vardiya ve tarih de kişiyi gösterir.

Sonraki derse köprü

Nöbet'in her satırı tahtadaki varsayımla bir kaynağa bağlanmak zorunda kaldı. Burcu ise masaya Düğme adlı bir deneme getiriyor. Onun sayfalarında hiçbir satırın kenarına G ya da D yazılamaz. Kamera ne yerçekimine ne de eşyaların suskunluğuna bağlı. Kaynak borcu kalkınca yazarın önünde başka bir soru duruyor. Fizik kurallarını dönüştürebilen biri, kendi dünyasına hangi sınırı koyar? Her şey mümkün olduğunda hikâyeyi ayakta tutan nedir? Sonraki ders animasyonun anlatı olanaklarını açıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — tahtada NÖBET yazısı, altında küçük harflerle "Gerçek bir hikâyeden"; masada kenarları kırmızı kalemle işaretlenmiş bir dosya.
  • Gerçeklik ibaresi — bir merdivenin üç basamağı; her basamakta bir afiş cümlesi, yukarı çıktıkça cümlenin altında biriken kaynak kâğıtları.
  • Bileşik karakter — üç ayrı silüet tek bir hemşire figürüne karışıyor; biri farklı renkte kalıyor ve geri ayrılıyor.
  • Zaman sıkıştırma — haftalarca yapraklanan bir takvim, birkaç geceye katlanıyor; bir karar kutusu boşta kalıyor.
  • Üretilmiş diyalog — kantin masası; iki konuşma balonu iki farklı tanığa bağlı ince çizgilerle.
  • Çıkarımlı sahne — mutfak zemininde cam kırığı ve takvim; düşüşün kendisi karanlık bir boşluk olarak kalıyor.
  • Canlandırma işareti — aynı sahnenin iki dokusu; kayıt keskin, canlandırma hafifçe farklı tonda.
  • Kaynaklı senaryo — bir sayfanın kenarında B, T, Ç, K harfleri; hukukçunun kalemi harfler arasında dolaşıyor.

Ritim

Ders tebeşirin tahtaya sürtünme sesiyle açılsın. İşaretin yeri anlatılırken ses bir an çekilsin. Kapanışta yalnız kâğıt sayfalarının çevrilişi kalsın.