Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Başlangıç, gelişme ve sonuç yalnızca zaman dilimleri değil, ayrı işlerdir.
- Başlangıç kurar, gelişme zorlaştırır, sonuç çözer.
- Başlangıç bir yeri, bir düzeni ve o düzendeki boşluğu kurar.
- Başlangıç eksikliği hikâyenin vaadini belirler.
- Dengeyi bozan olay başlangıcı kapatır.
- Gelişme bir amacın peşinden engelleri ve denemeleri dizer.
- Deneme döngüsünde her deneme öncekinden bir şey öğrenir.
- Değişen ilişkiler ve artan bedeller gelişmeyi canlı tutar.
- Sarkan orta, uzun ama değişmeyen bir gelişmedir.
- Kriz, iki kötü seçenek arasında kalınan andır.
- Nihai seçim karakterin kendi eylemiyle gelir.
- Doruk, başlangıçtaki sorunun cevabıdır.
- Sonuç payı, doruğun sindirilmesine yer açar.
- Yeni denge ilk dengeyle bir yankı kurar.
- Tematik karşılık olayla verilir, konuşmayla değil.
- Üç bölümün uzunluğunu hikâyenin kendisi belirler.
Açılış sahnesi
Bir kafe, öğleden sonra. Senarist Gül, senaryo danışmanı Metin'in karşısında oturuyor. Masada Gül'ün yüz on sayfalık taslağı duruyor. Metin üç renkli kalemle sayfaların kenarını işaretlemiş.
Senaryo emekli bir bando şefini anlatıyor. Rıfat, küçük bir kasabanın bandosunu otuz yıl yönetmiş. Bando on yıl önce dağılmış. Rıfat bu yıl, kasabanın yüzüncü kuruluş bayramında bandoyu bir kez daha çaldırmak istiyor.
Metin yeşil kalemle işaretlediği ilk yirmi beş sayfayı gösteriyor. Başlangıç çok iyi, diyor. Kasabayı tanıdım, Rıfat'ı sevdim, neyin eksik olduğunu anladım. Sonra kırmızıyla işaretlediği son yirmi sayfayı gösteriyor. Son da güzel. Bayram sabahı, meydan, müzik. Ağladım.
Gül gülümsüyor. Ama Metin'in yüzü gülmüyor. Aradaki sarı sayfaları açıyor. Altmış beş sayfa. Kenarlarda neredeyse hiç işaret yok.
Burada ne oluyor, diye soruyor Metin. Gül düşünüyor. Rıfat bandocuları tek tek ziyaret ediyor, diyor. Hepsi önce hayır diyor, sonra evet diyor.
Metin başını sallıyor. Yedi kişi, yedi ziyaret, yedi kez aynı şey. Başlangıç bir kapı açıyor, son o kapıdan geçiyor. Ama ortada koca bir koridor var ve o koridorda hiçbir şey değişmiyor.
Gül sarı sayfalara bakıyor. Hikâyenin üç bölümü var. Ama yalnız ikisi çalışıyor.
Başlangıç bir soru açar, gelişme onu zorlaştırır, sonuç ona cevap verir; üçünden biri boş kalırsa hikâye topallar.
Bu derste ne olacak
Bu derste bir hikâyenin üç büyük bölümünü, her birinin gördüğü işe göre ayıracağız. Başlangıç seyirciyi bir yere ve bir insana alıştırır, o insanın hayatındaki boşluğu gösterir, sonra alışılmış düzeni sarsar. Gelişme bir amacın peşinden engelleri, denemeleri, değişen ilişkileri ve artan bedelleri dizer. Sonuç ise bir krize, bir seçime, bir doruğa ve yeni bir dengeye varır.
Rıfat'ın bandosunu ders boyunca taşıyacağız. Gül'ün sarı sayfalarının neden çalışmadığını ve nasıl çalışacağını birlikte göreceğiz. On iki filmde her bölümün işini okuyacağız. Ders bittiğinde kendi taslağını üç renkle işaretleyip hangi bölümün işini yapmadığını görebileceksin.
Sıfır noktası
Başlangıç, gelişme ve sonuç, anlatının en eski ayrımlarından biridir. Çocuklara masal anlatırken bile bu üç parçayı kullanırız. Bir varmış bir yokmuş, sonra bir şey olmuş, en sonunda şöyle bitmiş. Ayrım bu kadar tanıdık olduğu için çoğu zaman üzerinde düşünülmez.
Ama bu üç bölüm yalnızca zaman dilimleri değildir. Her birinin görmesi gereken bir iş var. Başlangıç "ilk yirmi dakika" değil, seyircinin bir dünyayı ve bir soruyu tanıdığı bölüm. Gelişme "orta kısım" değil, o sorunun zorlaştığı bölüm. Sonuç "son yirmi dakika" değil, sorunun cevaplandığı bölüm.
Gül'ün taslağında başlangıç işini yapıyor. Rıfat'ın kasabasını, dağılmış bandoyu, Rıfat'ın sessiz yalnızlığını tanıyoruz. Bayram haberi geldiğinde bir soru açılıyor: bando yeniden çalabilecek mi? Sonuç da işini yapıyor: bayram sabahı soru cevaplanıyor.
Sorun gelişmede. Gül'ün altmış beş sayfası zaman olarak bir gelişme, ama iş olarak değil. Rıfat yedi kişiyi ziyaret ediyor ve yedisinde de aynı şey oluyor. Soru hiç zorlaşmıyor. Rıfat hiçbir şey kaybetmiyor. Hiçbir ilişki değişmiyor. Yedinci ziyarete gelindiğinde seyirci sekizinciyi çoktan kurmuş oluyor. Artık izlemiyor, bekliyor.
Bu durum çok yaygın. Yazarlar çoğu zaman başlangıcı ve sonu önce bulur. Başlangıç bir fikrin doğduğu yerdir, son ise o fikrin gittiği yer. Aradaki yol ise yazılırken keşfedilir ve çoğu zaman en zayıf yer olarak kalır. Gelişme, bir hikâyenin en uzun ve en çok emek isteyen bölümüdür. Başlangıç bir heyecanla, son bir duyguyla yazılır. Orta ise sabırla, adım adım kurulur.
Bu yüzden üç bölümü ayrı ayrı sınamak gerekir. Her bölüme aynı soruyu sorarız: bu bölüm kendi işini yapıyor mu? Başlangıç bir soru açtı mı? Gelişme o soruyu zorlaştırdı mı? Sonuç ona cevap verdi mi? Üçünden biri "hayır" diyorsa, hikâye o bölümde topallıyor demektir.
Mekanizma
Her bölümün bir işi var
Başlangıcın işi kurmak, gelişmenin işi zorlaştırmak, sonucun işi çözmektir. Bir bölüm başkasının işini yaparsa hikâye dengesini kaybeder. Başlangıçta her şey zorlaşmaya başlarsa seyirci neyin zorlaştığını bilemez. Gelişme her şeyi çözerse sonuca yapacak iş kalmaz.
Başlangıç: dünya, denge, eksiklik
Rıfat'ın kasabası küçük bir liman kasabası. Meydanda eski bir bando çardağı var, boş. Rıfat her sabah çardağın önünden geçip kahveye gidiyor. Bu onun dengesi. Mutlu değil ama sürüyor. Başlangıç önce bu dünyayı ve bu dengeyi kurar.
Rıfat'ın hayatında eksik olan müzik değil. Evinde hâlâ klarnet çalıyor. Eksik olan, birlikte çalmak. Bando dağıldığından beri kasabada kimse ona bir şey sormuyor. Başlangıç eksikliği, hikâyenin vaadini de belirler. Seyirci bu eksikliğin dolup dolmayacağını izlemek için oturuyor.
Başlangıcın son işi, dengeyi bozmaktır. Belediye başkanı bayram için bir bando istiyor. Denge bozuldu. Rıfat artık her sabah çardağın önünden eskisi gibi geçemez.
Gelişme: amaç, engeller, denemeler
Gelişme bir amaçla başlar: bayrama kadar bandoyu toplamak. Sonra engeller gelir. Enstrümanların yarısı satılmış. Trompetçi kasabadan taşınmış. Klarnetçi artık sağır.
Gül'ün ilk taslağında Rıfat yedi kez aynı yolu deniyordu: kapı çalmak. Yeni taslakta her deneme başka. Önce eski üyeleri tek tek arıyor, yarısı reddediyor. Sonra lise müzik öğretmeniyle konuşup öğrencileri bandoya almayı deniyor. Çocuklar notaları bilmiyor. Sonra kendi evini ipotek ettirip yeni enstrümanlar alıyor. Her deneme bir öncekinin başarısızlığından doğuyor ve Rıfat'ı değiştiriyor.
Denemelerin arasına komplikasyonlar girer. Öğrencilerden biri yarışmaya katılmak için bandodan ayrılıyor. Belediye bütçesini kısıyor. İlişkiler de değişir. Rıfat'ın yıllardır küs olduğu oğlu Kerim, eskiden bandonun davulcusuydu. Rıfat'ın ona gitmesi gerekiyor. Gelişme ilerledikçe bedeller artar. Ev ipotekli, oğul yeniden hayatında, kasaba onu izliyor.
Gül'ün ilk taslağındaki altmış beş sayfa bir sarkan ortaydı. Sayfa sayısı doğruydu ama iş yapılmıyordu. Sarkan ortayı teşhis etmek için gelişmeyi dörde bölüp her çeyreğe şunu sormak yeter: burada ne değişti? Bir çeyrekte hiçbir şey değişmiyorsa orta sarkıyordur.
Sonuç: kriz, seçim, doruk
Bayram sabahı yağmur yağıyor. Öğrencilerin yarısı gelmiyor. Oğlu Kerim, son provada tartıştıkları için ortada yok. Rıfat meydanda, elinde klarnet, yanında dört kişi. İki seçeneği var. Konseri iptal edecek ve kasabanın önünde bir kez daha yenilecek. Ya da dört kişiyle çalıp gülünç duruma düşecek.
Krizden nihai seçime geçilir. Rıfat klarnetini ağzına götürüyor ve tek başına çalmaya başlıyor. Seçim, bütün hikâye boyunca kurduğu şeyin cevabı: birlikte çalmanın, ilk notanın yalnız çalınmasıyla başladığı.
Rıfat çalarken meydanın kenarından bir davul sesi geliyor. Kerim. Sonra şemsiyelerin altından birer birer öğrenciler çıkıyor. Sonra eski trompetçi, kasabaya bayram için dönmüş. Bando meydanı dolduruyor. Doruk, başlangıçtaki sorunun, bando yeniden çalabilecek mi sorusunun cevabı.
Konser bitiyor. Rıfat oğluyla çardağın merdivenlerinde oturuyor. Öğrenciler enstrümanlarını topluyor. Belediye başkanı gelecek yıl için bir şey söylüyor. Rıfat dinlemiyor. Sonuç payı seyirciye doruğun ağırlığını sindirme zamanı verir. Yeni denge de burada görünür: Rıfat artık çardağın önünden geçmiyor, çardağın içinde oturuyor.
Sonucun son işi tematik karşılıktır. Başlangıçtaki eksiklik birlikte çalmaktı. Son sahnede Rıfat yalnız başlayan bir şarkının kalabalıkla bittiğini gördü. Hikâye, sorduğu soruya olay örgüsüyle cevap verdi.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Her bölüme kendi sorusunu sor. Başlangıç bir soru açtı mı? Gelişme onu zorlaştırdı mı? Sonuç ona cevap verdi mi? Üç cevap da "evet" olmalı.
Başlangıcı yalnız kurmakla bırakma. Başlangıç bir dengeyi kurmalı ve sonra bozmalı. Bozulmayan denge, seyirciyi bir tanıtım filmine hapseder.
Eksikliği davranışla göster. Karakterin hayatında eksik olan şey söylenmesin, gösterilsin. Rıfat'ın her sabah boş çardağın önünden geçmesi, eksikliği anlatır.
Vaadi eksiklikle bağla. Seyirciye verilen vaat, başlangıçta görülen eksikliğin dolup dolmayacağıdır. İkisi birbirinden kopuksa seyirci neyi beklediğini bilmez.
Gelişmeyi çeyreklere böl. Gelişmeyi dört eşit parçaya ayır ve her parçada neyin değiştiğini yaz. Değişmeyen parça sarkıyordur.
Denemeleri çeşitlendir. Karakter aynı yolu tekrar tekrar denemesin. Her deneme bir öncekinden bir şey öğrensin ve başka bir yol olsun.
Komplikasyonu denemenin içinden çıkar. Yeni bir sorun, karakterin bir önceki çözümünün yan etkisi olsun. Dışarıdan gelen komplikasyon kör kalabilir.
İlişkileri gelişmede değiştir. Gelişme yalnız olayların değil, ilişkilerin de ilerlediği yer. Başındaki ilişkiler sonunda aynıysa gelişme eksiktir.
Bedeli her deneme ile artır. Karakter ilerledikçe daha çok şey riske girsin. Rıfat'ın evi, gelişmenin ortasında ipoteğe girdi.
Krizi iki kötü seçenekle kur. Kriz, iyi ile kötü arasında değil, iki kötü arasında bir seçimdir. Kolay seçenek varsa kriz yoktur.
Nihai seçimi karakterin eline ver. Krizi çözen, karakterin kendi eylemi olsun. Başkası ya da şans çözerse sonuç sahiplenilmez.
Doruğu başlangıcın sorusuna bağla. Doruk, ilk bölümde açılan sorunun cevabı olmalı. Başka bir soruya cevap veren doruk, izleyiciyi yarıda bırakır.
Doruğu önceden kurulmuş bir şeyle çöz. Doruğun çözümü hikâyenin içinde daha önce görülmüş bir şeye dayansın. Yeni bir araç doruğu keyfi yapar.
Sonuç payını kısa tut. Doruktan sonra seyirciye nefes aldır ama uzatma. Birkaç sahne, doruğun ağırlığını sindirmeye yeter.
Yeni dengeyi eskisiyle karşılaştır. Son sahne ilk sahneyle bir yankı kursun. Rıfat artık çardağın önünden değil, içinden bakıyor.
Tematik karşılığı olayla ver. Hikâyenin sorduğu soruya bir karakterin konuşmasıyla değil, bir olayla cevap ver.
Üç bölümün uzunluğunu hikâye belirlesin. Başlangıç çeyrek, gelişme yarım, sonuç çeyrek diye bir kural yoktur. Her bölüm işini yaptığı kadar uzun olur.
Önce başlangıç ve sonu yaz, sonra ortayı kur. İki uç belli olunca ortanın ne iş görmesi gerektiği netleşir. Ama ortayı son kısım gibi değil, en önemli kısım gibi ele al.
Ortayı yeni bir soru ile canlandır. Gelişme sarkıyorsa ortaya ikinci bir soru ekle. Rıfat'ın oğluyla barışıp barışmayacağı sorusu, ortayı yeniden hareketlendirdi.
Taslağı üç renkle işaretle. Başlangıcı, gelişmeyi ve sonucu ayrı renklerle işaretle. Hangi rengin kenar notlarının seyrek olduğu, en zayıf bölümü gösterir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Başlangıç, gelişme ve sonuç yalnızca zaman dilimleridir."
Değildir. Her birinin ayrı bir işi vardır: kurmak, zorlaştırmak ve çözmek.
Yaygın yanlış"Başlangıç karakteri tanıtmak için vardır."
Yalnız onun için değil. Başlangıç bir yeri, bir düzeni ve o düzendeki boşluğu da kurar, sonra o dengeyi bozar.
Yaygın yanlış"Gelişme sonuca giden yoldur, önemli olan sondur."
Değildir. Gelişme hikâyenin en uzun ve en çok emek isteyen bölümüdür; sarkarsa son ne kadar güzel olsa da seyirci oraya yorgun varır.
Yaygın yanlış"Gelişme uzun olduğu sürece işini yapar."
Yapmaz. Uzunluk değil değişim ölçülür; aynı şeyi tekrarlayan uzun bir gelişme sarkan bir ortadır.
Yaygın yanlış"Denemeler birbirine benzeyebilir."
Benzememeli. Her deneme bir öncekinden öğrenmeli ve başka bir yol denemelidir.
Yaygın yanlış"Kriz, karakterin en tehlikeli durumudur."
Tek başına değil. Kriz, karakterin iki kötü seçenek arasında kaldığı andır; tehlike yalnızca ortamdır.
Yaygın yanlış"Doruk en büyük aksiyon sahnesidir."
Olmak zorunda değil. Doruk, ana sorunun cevaplandığı andır; sessiz bir sahne de doruk olabilir.
Yaygın yanlış"Doruktan hemen sonra film bitmelidir."
Gerekmez. Kısa bir sonuç payı, seyircinin doruğu sindirmesine ve yeni dengeyi görmesine izin verir.
Yaygın yanlış"Yeni denge mutlu bir son demektir."
Değildir. Yeni denge yalnızca yeniden sürdürülebilir bir hâldir; hüzünlü ya da acı olabilir.
Yaygın yanlış"Tematik karşılık bir karakterin söylediği son sözdür."
Değildir. Tematik karşılık, olay örgüsünün sorusuna verdiği cevaptır; çoğu zaman bir görüntüyle ya da bir eylemle gelir.
Yaygın yanlış"Üç bölümün uzunluğu sabittir."
Sabit değildir. Her hikâye bölümlerine ihtiyacı kadar yer verir.
Yaygın yanlış"Güçlü bir başlangıç ve güçlü bir son, zayıf bir ortayı kurtarır."
Kurtarmaz. Seyirci ortada kaybolursa son sahneye aynı dikkatle ulaşmaz.
Yaygın yanlış"Başlangıçta her şey açıklanmalıdır."
Gerekmez. Başlangıç bir soru açar; her şeyi açıklamak o soruyu kapatır.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Başlangıç, gelişme ve sonuç yalnızca zaman dilimleri değil, ayrı işlerdir.
- Başlangıç kurar, gelişme zorlaştırır, sonuç çözer.
- Başlangıç bir yeri, bir düzeni ve o düzendeki boşluğu kurar.
- Başlangıç eksikliği hikâyenin vaadini belirler.
- Dengeyi bozan olay başlangıcı kapatır.
- Gelişme bir amacın peşinden engelleri ve denemeleri dizer.
- Deneme döngüsünde her deneme öncekinden bir şey öğrenir.
- Değişen ilişkiler ve artan bedeller gelişmeyi canlı tutar.
- Sarkan orta, uzun ama değişmeyen bir gelişmedir.
- Kriz, iki kötü seçenek arasında kalınan andır.
- Nihai seçim karakterin kendi eylemiyle gelir.
- Doruk, başlangıçtaki sorunun cevabıdır.
- Sonuç payı, doruğun sindirilmesine yer açar.
- Yeni denge ilk dengeyle bir yankı kurar.
- Tematik karşılık olayla verilir, konuşmayla değil.
- Üç bölümün uzunluğunu hikâyenin kendisi belirler.
Sonraki derse köprü
Gül'ün taslağı artık üç bölümüyle çalışıyor. Ama her bölüm de daha küçük parçalardan kurulu. Rıfat'ın oğlunun kapısını çaldığı an bir sahne. O sahnede sesini yükselttiği an daha da küçük bir birim. Sahneler bir araya gelip bir sekans, sekanslar bir perde oluşturuyor. Sonraki ders bu katmanları küçükten büyüğe dizip her birinin bir üstündekine nasıl hizmet ettiğini inceliyor: beat, sahne, sekans ve perde.