Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Bağımsız ve ana akım film önce üretim dünyalarıdır, kalite ölçüsü değildir.
- Yapım konumu karttan değil, sayfalardaki mekânlardan, kalabalıklardan, sekanslardan ve finalden okunur.
- Afiş anı dosyada yazılı olmalıdır; olmayan bir sahneyi vaat eden afiş tutulmayacak bir söz verir.
- Büyütme ayartması, hikâyenin sorusunu değiştiren büyük bir olay ekleme isteğidir.
- Büyük olay hikâyenin kendi sorusunu büyütmeli, yerine başka bir soru koymamalıdır.
- Tür motoru kişisel bir hikâyeye hedef, süre ve baskı verir; bir türden de, bir kuraldan da gelebilir.
- Kişisel çekirdek, büyük sekanslar çıkarılınca kalan insan hikâyesidir.
- Bütçe körü okuma, dramatik kalitenin bütçeyle değil, kararla ölçüldüğünü gösterir.
- Kesişim iki yönden kurulur: bağımsız hikâyeye tür motoru, ana akım kalıba kişisel anlatı.
- Az mekânlı bir film, mekân başına daha çok iş ister.
Açılış sahnesi
Selim masaya bir kâğıt bırakıyor. Kurşun kalemle çizilmiş bir afiş taslağı. Karanlık bir koridor, sonunda yeşil bir çıkış levhası. Levhaya doğru koşan bir adamın silueti. Arkasında bir sedyenin bulanık ışıkları. En üstte büyük harflerle tek kelime: NÖBET. Altında küçük bir satır: "Bir gece. Bir sır. İki kardeş."
Selim bunun bir deneme olduğunu söylüyor. Dosya bir gün kabul edilirse birileri ondan bir afiş isteyecek. O gün gelmeden bakmak istemiş. Emre afişe uzun süre bakıyor. Hoşuna gidiyor, saklamıyor. Böyle bir afişin önünde insanlar durur, diyor.
Nermin Hanım afişi dosyanın yanına koyuyor. Emre'den tek bir şey istiyor: afişteki sahneyi dosyada bulmasını.
Emre sayfaları çeviriyor. Koridor var, yeşil levha da var. Son gece Kadir o levhaya bakıyor ama yürümüyor. Kimse koşmuyor. Sedye hiç yok. Uzaklarda çalan alarmların hiçbiri babanın odasından gelmiyor. Afiş bir kovalamaca vaat ediyor, dosya bir bekleyiş anlatıyor.
Selim, sedyenin eski bir taslaktan geldiğini söylüyor. Emre'nin silinen sahneler köşesinde hâlâ duruyor. Geri koymak zor olmaz, diyor. İki sayfa, belki üç.
Emre kalemi alıyor, sonra bırakıyor.
Bir senaryonun nasıl bir film olacağı afişten değil, sayfadaki sahnelerden okunur. Afiş, dosyada olmayan bir sahneyi vaat ederse film o sözü tutamaz.
Bu derste ne olacak
Bu derste bağımsızı ve ana akımı bir değer sıralaması olarak değil, iki yapım dünyası olarak okuyacağız. Önce bu iki dünyanın bir senaryodan ne beklediğini konuşacağız. Sonra Nöbet'in bitmiş dosyasının hangisine yakın durduğunu sayfalarından çıkaracağız. Atölyenin Nöbet'i ana akıma çekme denemelerine bakacağız: bir afiş, bir büyük sekans, keskinleştirilmiş bir soru. Eski taslaktaki gece yarısı sekansının neden çıktığını soracağız. Son olarak iki dünyanın kesiştiği yerleri arayacağız. Yolda bir istasyonda, bir yangında, bir kasırgada, bir intikamda ve bir dövüş kafesinde duracağız. Her durakta aynı yere bakacağız: sahnenin kararı nerede duruyor?
Sıfır noktası
Bağımsız film (independent film) ve ana akım film (mainstream film) önce birer üretim sözüdür. Bir filmin parasının nereden geldiğini, kaç salona çıktığını, kime satıldığını anlatırlar. Bağımsız film çoğunlukla büyük stüdyo düzeninin dışında, daha küçük bir bütçeyle yapılır. Ana akım film geniş bir dağıtımla, olabildiğince büyük bir izleyiciye ulaşmak için yapılır. Arada birçok ara durak var. Sınır bir çizgi değil, geniş bir bölge.
Bu sözler bir kalite ölçüsü değildir. İki dünyada da unutulmaz filmler var, kimsenin hatırlamadığı filmler de. Bağımsız film kendiliğinden derin olmaz. Ana akım film de kendiliğinden yüzeysel değildir. Bir yazar hangisini seçerse seçsin, aynı soruyla sınanır: sahne işini görüyor mu?
Ama iki dünya senaryodan farklı şeyler bekler. Bir yapımcı bağımsız bir dosyayı açınca az mekân, az kalabalık, güçlü karakterler ve kendine özgü bir ses arar. Ana akım bir dosyayı açınca tek cümlede anlatılabilen bir fikir arar. Tanıdık bir tür sözü, büyük sekanslar ve seyircinin ilk dakikada yakalayacağı bir soru da bekler.
Bu beklentiler senaryonun sayfalarına yazılıdır. Kaç mekân var, kaç figüran var, kaç gece sahnesi var? Bir yangın, bir kovalamaca, bir kalabalık var mı? Finalde soru kapanıyor mu, açık mı kalıyor? Yazar bunları seçerken filmin nerede yapılacağını da seçmiş olur. Çoğu zaman bunu fark etmeden yapar.
Aynı hikâye iki dünyaya da yazılabilir. Hasta bir baba ve küs iki kardeş bir oda dramı da olur, bir yangın filmi de. Hikâyenin özü aynı kalır. Değişen, o özün hangi sahnelerle taşındığıdır. Mekânlar, geceler, kalabalıklar ve büyük olaylar bu seçimin izleridir.
Dosyayı okuyan da bunu fark eder. Emre'nin dosyası bir yapım şirketinin geliştirme bölümünde, cevap bekliyor. Orada onu ilk açan kişi hikâyeyi okurken bir yandan da filmi kafasında fiyatlandıracak. Mekânları, geceleri ve kalabalıkları sayacak.
Sözlükte konsept ölçeği hazır: yüksek konsept ile karakter odaklı konsept arasında uzanan bir eksen. O eksen fikrin çekim gücünü ölçer. Bu ders başka bir şeye bakıyor. Bitmiş bir dosyanın, sayfa sayfa, hangi yapım dünyasına göre yazıldığına. Ve o dünyayı değiştirmeye kalkınca dosyada neyin kırıldığına.
Mekanizma
Dosyanın konumu
Nöbet'in geliştirme kartında tür ve mecra satırı açık: aile dramı, uzun metraj sinema. Ama yapım konumu kartta değil, sayfalarda yazıyor. Emre dosyayı bu gözle yeniden okuyor ve bir liste çıkarıyor.
Mekânlar az. Bir hastane servisi: babanın odası, koridor, hemşire masası, kantin ve arka kapı. Babanın evi. Murat'ın arabası ve açılıştaki van. Kalabalık yalnız kantinde, öğle saatinde. Gecelerin çoğunda koridor boş.
Büyük bir olay yok. Düşüş film başlamadan oluyor ve hiç gösterilmiyor. Dönüşüm ince. Kabul gecesi formda "Kimse" yazıyor, son sayfada "oğlu". Arada bir haykırış, bir uzun yüzleşme, bir af sözü yok. Final açık. Murat'ın kalıp kalmadığını dosya söylemiyor.
Bir de yazar sesi var. Emre hastanede telgraf gibi kısa tarifler yazıyor, babanın evinde daha çok ses bırakıyor. Bu, sözlükteki tanımıyla sahne tarifinde duyulan kişisel bakış.
Listenin her satırı aynı yönü gösteriyor. Nöbet bağımsız bir aile dramı olarak yazılmış. Emre bunu hiçbir yerde karar olarak yazmamış. Her sahnede ayrı ayrı vermiş.
Afiş
Selim'in denemesi bir afiş anı arıyordu. Bulamayınca bir tane çizdi. Koşan adam, sedye, yeşil levha. Ana akım bir film afiş anını çoğunlukla büyük sekansında bulur. Seyirci o görüntüye bakarak hangi deneyimi satın aldığını anlar. Tür vaadi orada tek karede imzalanır.
Nöbet'in afiş anı var mı? Nermin Hanım tahtaya üç aday yazıyor. Yatağın iki yanında iki sandalye, biri boş, arkasında bir ceket. Kantin masasında duran, kimsenin dokunmadığı bir araba anahtarı. Bir formun yakınlık hanesi. Üçü de dosyada yazılı. Hiçbiri koşmuyor. Ama hepsi filmin sorusunu taşıyor: bu gece kim kalacak?
Büyütme
Bu ayartmanın Nöbet'te bir izi var. Emre'nin eski bir taslağında bir gece yarısı sekansı vardı. Odada alarm çalıyordu, baba sedyeyle götürülüyordu. Kadir merdivenlerden koşuyor, yoğun bakımın kilitli kapısına çarpıyordu. Camın önüne bir plastik sandalye koyup bekliyordu. Sekans iyi yazılmıştı. Düzeltilmiş dosyada yok.
Emre neden çıktığını hatırlıyor. Sekans filmin sorusunu değiştiriyordu. "Bu gece kim kalacak?" sorusu birden "Baba yaşayacak mı?" sorusuna dönüyordu. Seyirci kardeşleri bırakıp monitöre bakıyordu. Bir sorun daha vardı. Sekansın içinde Kadir'in verdiği bir karar yoktu. Koşuyordu, ama hastane onu nereye iterse oraya. Sözlükteki adıyla bu bir kopuk gösteriydi.
Selim ikinci bir deneme getiriyor. Bu kez afiş değil, tek bir cümle: "Bir bakım ustası, ağabeyinin babaları hakkında sakladığı sırrı bir hafta içinde çözmek zorundadır." Cümle bir gizem filmini vaat ediyor. Malzeme de dosyada hazır duruyor. İlaç torbasındaki üçüncü kutu, önceki tahliller, Serkan'ın notu. Selim'in denemesinde Kadir bu izlerin peşine düşüyor ve notu da kendisi okuyor.
Emre itiraz ediyor. Dosyada Kadir hiçbir şeyi soruşturmuyor. Sırrı kantinde, Murat'ın ağzından öğreniyor. Üstelik notu hiç okumuyor. Nermin Hanım ikisine de hak veriyor. Selim'in cümlesi daha net bir dramatik soru kuruyor. Ama o soru Kadir'i dosyada hiç olmayan bir dedektife çeviriyor. Ana akım film büyük olay ister, diyor. Yalnız o olay hikâyenin kendi sorusunu büyütmeli, yerine başka bir soru koymamalı.
Kesişim
Bağımsız bir film tür motorunu kişisel bir hikâyenin altına koyabilir. Ana akım bir film de bir tür motorunun içine kişisel bir anlatı saklayabilir. İki yol aynı yerde buluşur: hem bir saati hem bir yüzü olan film.
Nöbet'in de küçük bir motoru var, ama bir türden değil, bir kuraldan geliyor. Gece odada tek refakatçi kalabiliyor. Murat'ın işyeri ona birkaç günden fazlasını tanımıyor. Ustabaşı pazartesiyi soruyor. Bir sandalye ve bir hafta. Selim bunun bir saat gibi çalıştığını görüyor. Saat var, ama kimse onu yüksek sesle çalmıyor.
Nermin Hanım Selim'in iki denemesini birleştirip bir sınama yapıyor. Gizem cümlesiyle ve gece yarısı sekansıyla bir Nöbet düşünün, diyor. Sonra sekansı ve soruşturmayı çıkarın. Geriye ne kalıyor? Dördüncü akşam bir bardağa sorulmadan atılan iki şeker. Kantinde duran bir kaşık. Boş bir sandalyede bir ceket. Kalan şey, düzeltilmiş dosyanın ta kendisi.
Ana akım bir dosyanın sağlığı çoğu zaman bu çekirdekte okunur. Nöbet ise yalnız çekirdekten oluşuyor. Selim'in sorusu da buradan geliyor. Bu çekirdeğin etrafına bir kabuk koymak dosyayı güçlendirir mi, yoksa çekirdeği mi örter?
Bütçesiz ölçü
Nermin Hanım iki sahneyi bu okumayla sınıyor. İlki eski gece yarısı sekansı. Pahalı bir sekans: sedye, figüranlar, bir yoğun bakım koridoru, kilitli bir kapı. Ama karar hanesi boş. İkincisi son gece. Ucuz bir sahne: bir oda, bir başucu lambası, bir ceket, bir form. Karar hanesi dolu. Kadir yeşil levhaya bakıyor, forma dönüyor ve imzalıyor.
Dramatik kalite bütçeyle birlikte artmıyor. Bütçe yalnız ölçeği değiştiriyor. Bir yangını büyütebilir, ama içindeki kararı büyütemez. Kararsız bir sahne de ucuzlatılınca kurtulmaz. Yalnız daha az yer kaplar.
Filmlerden okuma
Filmler aynı ayrımı farklı yerlerden gösteriyor. The Station Agent az mekânla ve ince bir dönüşümle bağımsız bir konum seçiyor. Backdraft bir kardeş kırgınlığını yangın sekanslarıyla ana akıma taşıyor ve büyük olayı kardeşlerin sorusuna bağlıyor. Kasırga büyük bir kabuğun içine küçük bir çekirdek saklıyor. Mavi Yıkım bağımsız bir filme tür motoru takıyor, ölçeğini büyütmeden. Warrior spor kalıbının ortasına bir otel odası koyuyor. Bütçeleri birbirine hiç benzemiyor. Hepsinde aynı ölçü işliyor: sahnenin kararı nerede?
Usta katmanı
Konumu dosyanın kendisinden oku. Kartında "aile dramı" yazması yetmez. Mekânlarını, kalabalıklarını ve büyük sekanslarını say. Sayfalar kartla çelişiyorsa okur kartı değil sayfaları ciddiye alır.
Tek pahalı sahne konumu kaydırır. Bağımsız bir dosyada tek bir stadyum, tek bir kaza, tek bir kalabalık okurun tahminini değiştirir. Okur filmin ölçeğini çoğu zaman en pahalı sahnesinden tahmin eder. Nöbet'in en kalabalık sahnesi öğle saatindeki kantin. O bile bir yemekhanenin gündelik uğultusu.
Afişi en son düşün, ama bir kez düşün. Dosya bittiğinde filmin vaadini taşıyan tek bir görüntü ara. Bulamıyorsan bir tane çizme. Belki filmin vaadi dağınıktır. Belki de bir görüntüye değil, bir kelimeye yaslanıyordur.
Büyütmeyi soruyla sına. Ekleyeceğin büyük olay hikâyenin sorusunu mu büyütüyor, yoksa yerine başka bir soru mu koyuyor? Gece yarısı sekansı ikincisini yapıyordu.
Büyük olayın içine bir karar koy. Sekans ne kadar pahalı olursa olsun, ortasında karakterin seçtiği bir şey yoksa çıkarılabilir. Backdraft'ın doruğu bu yüzden boş değil. Yangının ortasında bir adam bir eli bırakmamayı seçiyor.
Tür motorunu kuraldan da kurabilirsin. Turnuva ya da kundakçı gerekmez. Bir hastanenin tek refakatçi kuralı da hedef, süre ve baskı üretir. Kendi dünyanın kurallarına bak. Saat orada saklı olabilir.
Kesişime hangi kapıdan girdiğini bil. Bağımsız bir hikâyeye tür motoru takarsan ölçek küçük kalır, soru netleşir. Ana akım bir kalıba kişisel anlatı koyarsan ölçek büyük kalır, kalıp derinleşir. İki yol aynı odaya çıkmaz.
Çekirdeği kabuksuz okumayı dene. Büyük sekanslarını bir kenara koy ve kalanı oku. Kalan, kendi başına bir film taşıyor mu? Taşımıyorsa sekanslar bir boşluğu örtüyordur.
Açık sonu yapım konumu olarak da tart. Açık bir final bağımsız dünyada bir güç sayılabilir. Geniş bir dağıtımda yanlış okunma riski taşır. Murat'ın sonu açık. Bu bir kararsızlık değil, filmin seçtiği yer.
Net soru, yüksek ses demek değil. Ana akım film seyirciyi soruya erken sokar. Nöbet'in sorusu ilk akşam, Figen'in tek refakatçi cümlesinde kuruluyor. Sorusu net ama sesi alçak bir film de geniş bir izleyiciye ulaşabilir.
Yazar sesini konumdan ayır. Yazar sesi bağımsız filme özgü değildir. Ana akım bir filmde de sahne tarifinde, seçilen ayrıntıda duyulur. Konum değişince ses kısılmak zorunda değil.
Bağımsız, gevşek demek değil. Az mekânlı bir film her sahnesini daha uzun bir süre aynı yerde geçirir. Seyirci o odaya her dönüşünde yeni bir şey görmek ister. Nöbet'in odası her gece başka bir ışıkla, başka bir sandalye düzeniyle açılıyor. Az mekân, mekân başına daha çok iş demektir.
Ayartmayı silmeden önce yaz. Emre gece yarısı sekansını yazdı, okudu, sonra çıkardı. Yazılmamış bir ayartma aklında kalır ve her taslakta geri gelir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Bağımsız film daha sanatsal, ana akım film daha ticaridir."
İkisi de üretim dünyasının adıdır, kalitenin değil. İki dünyada da iyi ve kötü filmler yazılır. Ölçü, sahnenin işini görüp görmediğidir.
Yaygın yanlış"Düşük bütçe, düşük iddia demektir."
Nöbet'in doruğu bir odada, bir lambanın altında geçiyor. Bütçe körü okumada en dolu sahne o. Ucuz bir sahne filmin en ağır kararını taşıyabilir.
Yaygın yanlış"Ana akıma geçmek için set piece eklemek yeter."
Eklenen sekans hikâyenin sorusunu değiştirirse film ikiye bölünür. Gece yarısı sekansı bunu yapıyordu. Büyük olay, büyüttüğü soruyla birlikte gelir.
Yaygın yanlış"Bağımsız filmde yapı serbesttir."
Açık uçlu bir yapı da bir yapıdır. Nöbet'in finali açık, ama sorusu ilk akşamdan son geceye kadar her sahnede kuruluyor. Açık son, kurulmuş bir sorunun ucunda anlam kazanır.
Yaygın yanlış"Tür kalıbı kişisel bir hikâyeyi bozar."
Mavi Yıkım ve Warrior bunun tersini gösteriyor. Tür motoru kişisel hikâyeyi bastırmak zorunda değil. Doğru yere takılırsa onu ileri iter.
Yaygın yanlış"Afiş, pazarlamacının işidir."
Afişi yazar çizmez. Ama afişin bulacağı an sayfada yazılı olmalı. Dosyada olmayan bir görüntüyü vaat eden afiş, seyirciye tutulmayacak bir söz verir.
Yaygın yanlış"İnce dönüşüm, dönüşüm yokluğudur."
Nöbet'te kimse büyük bir konuşma yapmıyor. Ama formdaki tek kelime "Kimse"den "oğlu"na dönüyor. İnce dönüşüm görünür, yalnız sesi alçaktır.
Yaygın yanlış"Geniş izleyici her şeyin söylenmesini ister."
Geniş izleyici sorunun net olmasını ister, cevabın sözle söylenmesini değil. Kasırga'da Jo babasının yasını hiç uzun uzun anlatmıyor. Seyirci onu kasırgaya bakışından okuyor.
Yaygın yanlış"Kişisel anlatı yalnız bağımsız filmde yaşar."
Kasırga ve Warrior büyük kalıpların içinde küçük, kişisel hikâyeler taşıyor. Ana akım film kişisel olanı dışarıda bırakmaz. Onu çoğu zaman büyük sekansın içine yerleştirir.
Yaygın yanlış"Bir dosyanın konumu sonradan değiştirilir."
Konum her sahneye dağılmıştır. Afiş ya da tek bir sekans onu değiştirmez. Değiştirmek için hikâyenin sorusuna dokunmak gerekir, bu da başka bir film demektir.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Bağımsız ve ana akım film önce üretim dünyalarıdır, kalite ölçüsü değildir.
- Yapım konumu karttan değil, sayfalardaki mekânlardan, kalabalıklardan, sekanslardan ve finalden okunur.
- Afiş anı dosyada yazılı olmalıdır; olmayan bir sahneyi vaat eden afiş tutulmayacak bir söz verir.
- Büyütme ayartması, hikâyenin sorusunu değiştiren büyük bir olay ekleme isteğidir.
- Büyük olay hikâyenin kendi sorusunu büyütmeli, yerine başka bir soru koymamalıdır.
- Tür motoru kişisel bir hikâyeye hedef, süre ve baskı verir; bir türden de, bir kuraldan da gelebilir.
- Kişisel çekirdek, büyük sekanslar çıkarılınca kalan insan hikâyesidir.
- Bütçe körü okuma, dramatik kalitenin bütçeyle değil, kararla ölçüldüğünü gösterir.
- Kesişim iki yönden kurulur: bağımsız hikâyeye tür motoru, ana akım kalıba kişisel anlatı.
- Az mekânlı bir film, mekân başına daha çok iş ister.
Sonraki derse köprü
Gece yarısı sekansı Emre'nin dosyasına bir taslakta girdi, başka bir taslakta çıktı. Kapakta bugün "Üçüncü taslak" yazıyor. Ama üçüncü taslak neyin taslağıydı? Yapıyı mı kurdu, karakteri mi derinleştirdi, diyaloğu mu inceltti? Selim'in afişi ise ancak bir yapım taslağında sorulacak bir soru. Bir taslağın adı neyi düzelttiğini mi söyler, yoksa kaçıncı sırada geldiğini mi? Sonraki ders uzun metrajı taslak taslak okuyor: keşif taslağından yapısal taslağa, son okuma taslağından çekim senaryosuna.