Ne yapacaksın
Bugün bir fikrini üç ayrı kaba dökeceksin. Önce bir dakikalık bir film yazacaksın, tek sayfa. Sonra aynı fikrin on dakikalık kısa filmini kuracaksın. Elinde zaten varsa onu yeniden okuyacak, yoksa sahne sahne çıkaracaksın. En sonda uzun metraj için tek sayfalık bir deneme yazacaksın. Bu deneme bir senaryo değil, bir yapı kâğıdı olacak. Her geçişte iki liste tutacaksın. Birinde o süreye girerken neyin düştüğü, ötekinde neyin eklendiği yazacak. Değişmeyen bir şeyi de her sürümde ayrıca işaretleyeceksin. Bu, fikrin çekirdeği olacak. Bir de kısa sürümde bilerek yapmadığın şeylerin listesini tutacaksın. Gün sonunda elinde üç metin ve tek bir karşılaştırma tablosu olacak. Tablonun altına tek bir karar cümlesi yazacaksın: bu fikir hangi süreye ait? Cevap bazen bildiğin süre çıkar. Bazen de en sevdiğin sürüm başka bir fikre dönüşmüş olur.
Neden bu alıştırma
Süre bir paketleme kararı gibi görünür. Fikir hazırdır, yazar ona uygun bir kutu seçer. Oysa kutunun boyu fikrin kendisini değiştirir. Bir dakikada yalnız tek bir hamle sığar. On dakikada değişimin önüne bir bekleyiş konabilir. Uzun metraj ise bir anı değil, bir yolu ister. Aynı ana kurulan üç film, üç ayrı soruyu sormak zorunda kalır.
Yazarın en sık yanılgısı kısaltmayı kesmek, uzatmayı doldurmak sanmaktır. Kısaltırken yalnız sahne atılmaz. Atılan sahnenin taşıdığı bilgi bir yere taşınmak zorundadır. Bazen tek bir görüntü, bütün bir girişin yerini alır. Uzatırken de yalnız sahne eklenmez. Uzun yapı yeni ilişkiler, yeni istekler ve kapanmayan bir soru ister. Bunlar olmadan eklenen her gün aynı günün tekrarı olur. Değişimin yeri de süreyle kayar. Seyircinin o ana hangi bilgiyle vardığı değişirse, aynı jest başka bir şey söyler.
Alıştırmanın asıl kazancı değişmeyeni bulmaktır. Üç sürümün üçünde de kalan şey fikrin çekirdeğidir. Çekirdeği bilen yazar, yapımcı "bunu on beş dakikaya indirebilir misin" dediğinde neyi koruyacağını bilir. Fikri festivale, bir antolojiye ya da bir uzun film başvurusuna taşırken de aynı şey işe yarar. Alıştırma ayrıca bir dürüstlük sınavıdır. Sevdiğin bir sahne hangi süreye girerse girsin düşüyorsa, o sahne fikre değil sana aittir.
Hazırlık
Üzerinde çalıştığın fikirlerden birini seç. Elinde yazılmış bir sürümü olan fikir daha iyi sonuç verir. Hangi süreyle yazıldığı önemli değil.
Fikrin merkezini tek bir cümleyle yaz. Cümle bir olay değil, bir soru taşısın. Altına fikrin tek dramatik değişimini yaz: kim, hangi anda, neyi farklı yapıyor?
Üç boş kâğıt hazırla. Başlarına "bir dakika", "on dakika" ve "uzun" yaz. Dördüncü kâğıda üç sütunlu bir tablo çiz. Satırlara şunları koy: değişim, ilişkiler, mekânlar, nesne, değişimin yeri, son görüntü.
Kısa sürümde bilerek yapmadığın şeyleri ayrı bir kâğıda yaz. Bu senin yasak listen olacak. Uzun denemeye geçerken ona bakacaksın.
Bir kronometre bul. Bir dakikalık sürümü sesli okuyarak ölçeceksin. Bir de kırmızı kalem al. Eklenen her şeyin altını onunla çizeceksin.
Adımlar
Çözümlü örnek
Laboratuvarın üçüncü günü Emre, Kepenk'in on sayfasını masaya koyuyor. Nermin Hanım yanına iki boş kâğıt bırakıyor. Biri bir dakika için, öbürü uzun deneme için. Merkez cümle Emre'nin eski dosyasında hazır: bir usta işini elinden bırakmadan önce onu kime bırakır?
Çekirdek sınavı kısa sürüyor. Tarık'ın gelişi, havlular, makine konuşması, tıraşın ilk yarısı düşebiliyor. Titreyen el, Tarık'ın başını eğişi ve kayışın uzatılması düşemiyor.
Bir dakikalık sürümde Emre kayışı tutmaya çalışıyor, ama kayışın finali bir kuruluma yaslanıyor. İsmail'in kayışı açılışta kendi tarafına çekmesi olmadan uzatılan kayış yalnız bir hediye olur. Kurulum ise bir dakikaya sığmıyor. Emre kayışı bırakıyor ve hamleyi titremeye kuruyor:
İÇ. İSMAİL USTA'NIN DÜKKÂNI — AKŞAMÜSTÜ
Aynanın kenarında solmuş bir fotoğraf: genç bir çırak, elinde bir fırça, yanında İsmail.
Koltukta Tarık, gözleri kapalı. Boynunda köpük.
İsmail usturayı boyna yaklaştırır. Eli titrer.
Tarık kıpırdamaz. Başını hafifçe yana eğer, boynunu açar.
İsmail son darbeyi çeker.
DIŞ. ESKİ ÇARŞI — AKŞAMÜSTÜ
Kepenk yarıya iner. İçeride ışık bir süre yanar. Söner.
Kronometre elli saniye gösteriyor. Emre düşenleri sayıyor: geliş, "Son tıraş benden olsun", duvar saati, camdaki duyuru, kayış. Kırmızı kalem tek bir satıra gidiyor: aynadaki fotoğraf. Kırk yıllık bağı ve çıraklığı artık o kare taşıyor. Selim bir şey fark ediyor. Bu sürümün sorusu "kime bırakır" değil, "güvenir mi". Devir bir dakikada güvene daralıyor. Emre bunu tablonun değişim satırına yazıyor.
On dakikalık sürüm kanonun kendisi. Emre yalnız ölçüyor. Bekleme payı tıraşın ilk yarısı: köpük, sıcak havlu, aynadan bakışmalar. El yedinci dakika civarında titriyor. Ardından kayış ve kepenk için yer kalıyor. Kayış geri geliyor, çünkü kurulumu da geri geldi. Fotoğraf yeniden gerekmiyor. Kırk yılı İsmail'in kayışı kendine çekişi taşıyor.
Uzun deneme daha zorlu. Emre'nin eski uzun sayfası beş gün eklemişti ve hiçbir gün öncekini değiştirmiyordu. Bu kez kapanmayan çatışmayı devrin kendisine koyuyor:
KEPENK — UZUN (deneme)
Ana soru: İsmail, son ayında, işini kime bırakacak?
Tekrar birimi: dükkânın son dört cumartesisi. Her cumartesi bir aday düşer.
İlişkiler: yurt dışındaki oğul, telefonda "bırak artık" der. Çarşıdaki çaycının oğlu çırak olmak ister, eli makineye alışıktır. Tarık'ın kalfası Erdal, ayrılıp kendi yerini açmak ister.
Yan istek: Tarık, Erdal'ı tutmak ister.
Değişim mesafesi: kayışı kimseye vermeyen adamdan onu uzatan adama.
Kırmızı kalem dolu: oğul, çaycının oğlu, Erdal, Tarık'ın camlı salonu, dört cumartesi. Salon bu kez bir yan istekle geliyor. Eski uzun sayfada salon görünüyordu ama orada kimse bir şey istemiyordu. Şimdi Tarık, kendi kalfasının gidişini bekleyen bir usta. Ustasının yaşadığını kendisi yaşıyor ve bunu kimseye söylemiyor. Hepsi silinmiş taslaklardan ya da yeni. Bir ekleme de yerinden oynamış. İsmail titremeyi ilk cumartesi fark ediyor ve saklıyor. Aday araması bu yüzden başlıyor. Nermin Hanım burada duruyor. Seyirci titremeyi baştan bilirse finaldeki an şaşkınlık olmaktan çıkar. Soru başkalaşır: Tarık fark edecek mi?
Sonra yasak listesi. Selim bir sahne öneriyor. Erdal gidişini açıklar, Tarık ustasına hiç söylemediği cümleleri kalfasından duyar. Emre yazmaya başlıyor ve kalemi bırakıyor. Erdal'ın gerekçesi Tarık'ın gerekçesi gibi okunur. Ayrılığın nedeni arka kapıdan girmiş olur. Emre'nin sayfasında bir geri dönüş fikri de var: Tarık'ın çıraklığa başladığı gün. Nermin Hanım sorunun neyi cevapladığını soruyor. Sahne yalnız bir başlangıç gösterecekse aynadaki fotoğraf onu zaten taşıyor. Geri dönüş siliniyor. Erdal'ın repliği tek satıra iniyor: "Pazartesi gelmiyorum." Tarık: "Tamam." Final aynı kalıyor. Kayış sözsüz uzatılıyor. Affetmeye dair tek kelime yok.
Tablo şöyle doluyor:
Emre tabloyu kapatıyor. Üç sütunda değişmeyen satır son görüntü: yarıya inen kepenk ve sönen ışık. Karar cümlesi şu: "Kepenk on dakikaya ait. Uzun deneme ayrı bir fikir, sorusu 'kime' değil 'ne zaman bırakır'." Sayfa dosyaya giriyor, kapağına "deneme" yazılıyor.
Kendini değerlendir
Üç metni ve tabloyu yan yana koy, şu sorulara bak.
Bir dakikalık sürüm gerçekten tek bir hamle mi? Kurulum ile karşılık arasında üçüncü bir olay varsa o sürüm sıkışmış bir kısa filmdir.
Kronometreyle ölçtün mü? Sessiz satırlar okurken kısalır, perdede uzar. Okuma süresi bir dakikaya yaslanıyorsa sürüm büyük olasılıkla taşıyordur.
Düşen her bilginin yanında bir karar var mı? Ya bilerek düştü, ya yeni bir görüntüyle geri geldi. Kararsız kalan bilgi sürümde bir boşluk bırakır.
On dakikalık sürümde değişimin dakikasını yazdın mı? Değişimden sonra son görüntüye yer kalıyor mu?
Uzun denemede her tekrar birimi bir öncekini değiştiriyor mu? Birimlerin sırasını karıştır ve sayfayı yeniden oku. Sayfa bozulmuyorsa birimler değişmiyordur.
Uzun denemedeki her ilişkinin çözülmemiş bir durumu var mı? Durumu olmayan kişi bir figürandır. Uzun denemede figüran çoğaldıkça sayfa kalabalıklaşır ama yol uzamaz.
Yasak listesinin her maddesi uzun sürümde de yerinde mi? Gevşeyen her madde için yazılı bir gerekçen var mı?
Üç sütunda da değişmeyen satırı bulabildin mi? Bulamadıysan fikrin çekirdeği henüz belli değildir.
Karar cümlen bir süre mi söylüyor, yoksa bir fikir mi? İyi bir karar cümlesi ikisini de söyler.
Yaygın tuzaklar
Yaygın yanlışKısaltmayı sahne silmek sanmak.
Silinen sahnenin taşıdığı bilgi bir yere gitmek zorunda. Gitmiyorsa sürüm anlaşılmaz kalır. Bilgi ya bir görüntüye geçer ya da bilerek dışarıda bırakılır.
Yaygın yanlışBir dakikalık sürümü fragman gibi yazmak.
Fragman uzun filmin sözünü verir, kendi sonunu taşımaz. Bir dakikalık film kendi değişimiyle biter. İzleyen kişi bir sonraki dakikayı merak etmez, gördüğü dakikayı tamamlar.
Yaygın yanlışKurulumunu kaybetmiş bir finali korumak.
Karşılığı olmayan bir jest perdede yalnız güzel bir görüntü olur. Kurulum sığmıyorsa finali de bırak.
Yaygın yanlışUzatmayı gün eklemek sanmak.
Eklenen her gün kendinden öncekini değiştirmiyorsa yalnız bekleme uzar. Sıralaması karışınca bozulmayan günler aslında tek bir gündür.
Yaygın yanlışUzun sürümde susulan şeyi konuşturmak.
Kısa sürümün bilerek söylemediği bir neden, uzun sürümde ilk eklenen sahne olur. Çoğu zaman da fikrin canı orada gider.
Yaygın yanlışYasağı vekil bir karaktere söyletmek.
Neden ana karakterin ağzından değil de bir yan karakterin ağzından çıksa da seyirci onu ana karaktere bağlar.
Yaygın yanlışSilinmiş her taslağı uzun sürümde geri çağırmak.
Eski sahneler kısa sürümden bir gerekçeyle düşmüştü. Uzun sürüme yeni bir işle girmeleri gerekir.
Yaygın yanlışDeğişimin anlamını sabit sanmak.
Seyirci değişimi uzun sürümde baştan biliyorsa, aynı an şaşkınlık değil bekleyiş olur. Tabloya bu farkı yazmayan yazar iki ayrı filmi aynı film sanır.
Yaygın yanlışHer sürüme aynı adı vermek.
Sürümlerden biri başka bir fikre dönüştüyse aynı başlık altında durması kafa karıştırır. Kapağa "deneme" yazmak ya da yeni bir çalışma adı vermek, iki dosyayı da korur.
Yaygın yanlışÜç sürümün en iyisini seçmeye çalışmak.
Alıştırmanın amacı yarışma değil. Her sürüm fikrin başka bir yüzünü gösterir. Karar cümlesi bir sıralama değil, bir eşleştirmedir: hangi fikir hangi kaba ait?
Varyasyonlar
Sonraki adım
Bugün bir fikri üç süreye döktün. Her biri kendi kapanışıyla biten tek bir filmdi. Sıradaki birimde aynı fikri başka bir yöne büyüteceksin: bir diziye. Önce filmin logline'ını yazacaksın. Sonra şu soruyu soracaksın: bu fikirde her hafta yeni bir bölüm doğuran bir motor var mı? Pilotun ne açacağını, sekiz bölümün nereye yürüyeceğini çıkaracaksın. Bir sezonun sorusunu kuracak, gelecek sezonun kapısını aralayacaksın. Bugünkü tablo orada da işine yarayacak. Hangi satır her bölümde yeniden açılabiliyor? Film kapanmak ister, dizi açık kalmak.