Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Bilmediğin şey seni bekletir; yanlış bildiğin şey seni yanlış yere götürür.
- Araştırmaya soruyla başlanır, konuyla değil — konu sonsuz, soru sonlu.
- Envanterin en tehlikeli sütunu ikincisi: bildiğini sandıkların, çünkü sorgulanmadığı için listeye hiç girmiyor.
- O sütunu doldurmanın tek yolu tek soru: bunu nereden biliyorum?
- Bildiğini sandıklarının kaynağı genellikle başka anlatılar — klişe böyle yeniden üretiliyor.
- Varsayımlar soru değil iddia olarak yazılır; iddia tek konuşmada doğrulanıyor.
- Zorunlu bilgi bir sahneyi değiştirir, ilginç bilgi değiştirmez — ikincisinin peşine düşme ama silme.
- Uzmanlık doğruluk arar, hassasiyet tanınırlık; ikisi ayrı konuşmalar.
- Bitiş ölçütü baştan konmazsa hiç konmuyor — ve araştırmayı kapatmıyor, yazmayı açıyor.
- Envanter bir oturumda bitmiyorsa proje ölçeğinde değil konu ölçeğinde çıkarılmıştır.
- Cevaplanamayan madde projeyi kilitlemez; yan not olarak bırakılır ve gerekirse sahne değişir.
Açılış sahnesi
Yirmi yıldır bir şarkıyı yanlış söylüyorsun.
Bir gün biri düzeltiyor. "Öyle demiyor," diyor. İtiraz ediyorsun — çünkü emin olduğun bir şey bu. Yirmi yıl boyunca hiç şüphe etmedin.
Şüphe etmedin, çünkü bilmediğini bilmiyordun.
Bilmediğin şey seni bekletir. Yanlış bildiğin şey seni yanlış yere götürür.
Araştırmanın en tehlikeli alanı bu. Bilmediklerin bir sorun değil — onları araştırıyorsun. Sorun, bildiğini sandıkların.
Bir doktorun nasıl konuştuğunu bildiğini sanıyorsun; onlarca dizide gördün. Bir mahkeme salonunun nasıl işlediğini biliyorsun; hep aynı biçimde gösterildi. Bir köyde günün nasıl geçtiğini biliyorsun; çünkü sana öyle anlatıldı.
Hiçbirini sorgulamıyorsun. Sorgulamadığın için de araştırma listene yazmıyorsun.
Bu ders, o listeyi doğru kurmak için.
Benzetmenin kırıldığı iki yeri baştan söyleyeyim.
Birincisi: şarkı sözünde yanılmak zararsız. Metinde değil. Yanlış bildiğin bir şey yalnız bir cümleyi bozmuyor; o cümleye dayanan bütün bir sahneyi yanlış kurduruyor. Ve bu sahne, o alanı bilen ilk okuyucuda metni bitiriyor.
İkincisi: şarkının doğrusu tek aramayla bulunuyor. Metinde hangi varsayımının yanlış olduğunu bilmiyorsun. Bu yüzden tek tek doğrulama yapılamıyor; önce bir liste çıkarmak gerekiyor.
Bu derste ne olacak
Önce bilgi envanterini kuracağız: bildiklerin, bildiğini sandıkların ve bilmediklerin. Üç sütun ve ortadaki en tehlikelisi. Sonra topladığın soruları eleyeceğiz — hikâye için zorunlu olan bilgiyle yalnızca ilginç olanı ayıracağız, çünkü ikincisi araştırmanın çoğunu yiyor. Ardından iki özel alanı ele alacağız: uzman gerektiren ve hassasiyet gerektiren alanlar. İkisi farklı şeyler ve farklı yöntem istiyor. En sonda geçen dersten kalan borcu ödeyeceğiz — araştırmanın bitiş ölçütünü kuracağız, üç ayrı biçimiyle. Ders bittiğinde elinde tarihli ve sınırlı bir araştırma planı olacak. On iki filmden örneklerle gideceğiz.
Sıfır noktası
Araştırmanın kendine ait bir tehlikesi var ve bu tehlike çalışkanlık kılığında geliyor.
Araştırma kuyusu kavramını daha önce tanımlamıştık: her cevabın yeni bir soru açması ve yazarın dibi olmayan bir okumaya sürüklenmesi. Şimdi sebebini netleştirelim.
Araştırma, yazmaya göre rahat bir iş. İlerlediğin ölçülebiliyor, her gün bir şey öğreniyorsun, hiçbir sayfada tıkanmıyorsun ve en önemlisi — hiçbir şeyi yanlış yapma riski taşımıyorsun. Yazmak ise tam tersi.
Bu yüzden araştırma, en konforlu erteleme biçimlerinden biri. Ve fark edilmesi zor, çünkü dışarıdan da içeriden de bir çalışma gibi görünüyor.
Panzehri tek: araştırmaya soruyla başlanır, konuyla değil. Konu bir alanı gösteriyor ve alanın sınırı yok; soru bir boşluğu gösteriyor ve boşluk doldurulunca kapanıyor.
Cevap "hatırlamıyorum" ya da "herkes biliyor" ise o madde ikinci sütuna giriyor. Cevap belirli bir kaynak ise birinci sütunda kalıyor.
Bu soruyu ilk kez kendi projene uyguladığında rahatsız edici bir şey oluyor: birinci sütun küçülüyor. Neredeyse her yazar, doğrudan bildiğini sandığı şeylerin çoğunu aslında başka bir yerden duymuş olduğunu görüyor.
Rahatsızlık normal ve yararlı. Küçülen birinci sütun bir eksiklik değil, bir düzeltme — envanterin işi zaten gerçek büyüklükleri göstermek.
Mekanizma
Üç sütun
Birinci sütun: bildiklerim. Doğrudan yaşadığın ya da güvenilir bir kaynaktan öğrendiğin şeyler. Bu sütun genellikle sanıldığından kısa ve kısalığı bir eksiklik değil; envanterin ilk çıktısı zaten bu düzeltme.
İkinci sütun: bildiğimi sandıklarım. Yukarıda kurduk. Bu sütun genellikle sanıldığından uzun ve doldurulması en çok zaman alan sütun — çünkü her maddeyi kendinden çıkarman gerekiyor.
Üçüncü sütun: bilmediklerim. Farkında olduğun boşluklar. En az tehlikeli sütun; zaten araştıracağın şeyler burada. Bu sütunun uzun olması bir sorun değil, bir hazırlık işareti.
Bir uyarı: envanteri projeye göre çıkar, konuya göre değil. "Tıp hakkında ne biliyorum" sorusu sonsuz. "Bu sahnede bir doktorun ne yapacağı hakkında ne biliyorum" sorusu sonlu.
Bu ayrım envanterin uygulanabilir olup olmamasını tek başına belirliyor. Konu ölçeğinde çıkarılan envanter hiçbir zaman tamamlanmıyor; proje ölçeğinde çıkarılan envanter bir oturumda bitiyor. Ve bir oturumda bitmeyen envanter, yapılmamış envanterdir.
Elemek: zorunlu ile ilginç
Ayırt etme yöntemi geçen dersteki ölçütün aynısı: bu bilgi bir sahneyi değiştiriyor mu? Değiştirmiyorsa ilginç sütununa yaz ve orada bırak. Silme — çünkü ilginç bilgi bazen sonradan zorunlu hâle geliyor. Ama peşine düşme.
İki özel alan
İkisini karıştırmak yaygın bir hata. Teknik olarak kusursuz bir sahne, temsil ettiği insanlara yabancı gelebiliyor; ölçüt burada da geçerli — doğruluk değil tanınırlık.
Bitiş ölçütü
Üçünden en güvenilir olanı liste ölçütü, çünkü nesnel. Doyma ölçütü ikinci sırada. Süre ölçütü en zayıfı ama en gerçekçisi — ve bir tanesi hiç yoksa, süre ölçütü bile yokluktan iyi.
Uygulamada çoğu yazar ikisini birlikte kullanıyor: liste ölçütü ana kural, süre ölçütü tavan. Yani listedeki her madde cevaplandığında ya da ayrılan süre dolduğunda — hangisi önce gelirse. Tavanın işlevi, cevaplanamayan bir maddenin bütün projeyi kilitlemesini önlemek.
Cevaplanamayan madde ne olacak? Yazılıyor ve bir yan not olarak bırakılıyor. O bilgi olmadan da bir sahne yazılabiliyor; yazılamıyorsa sahne değiştiriliyor.
Bir de şu var: araştırma yazım sırasında devam ediyor. Bitiş ölçütü araştırmayı kapatmıyor; yazmaya başlamayı açıyor. İkisi aynı şey değil.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Birincisi, ve bu dersin taşıyıcı kuralı: araştırmaya soruyla başlanır, konuyla değil. Konudan başlayan araştırma sonsuz; sorudan başlayan araştırma her adımda daralıyor. Ve bu tek karar, araştırma kuyusuna düşmeyi büyük ölçüde önlüyor.
İkincisi, ve en çok işine yarayacak olanı: ikinci sütunu doldurmaya en çok zaman ayır. Bildiklerin ve bilmediklerin kendiliğinden listeleniyor; bildiğini sandıkların ise ancak kendine "bunu nereden biliyorum?" diye sorarak çıkıyor. Cevap "herkes biliyor" ise madde ikinci sütuna giriyor.
Üçüncüsü, deneyimli yazarların bildiği: bildiğini sandıklarının kaynağı genellikle başka anlatılar. Bir mesleği, bir kurumu ya da bir topluluğu izlediğin metinlerden öğrendiğini sanıyorsun — ve o metinler de aynı yerden öğrenmişti. Klişenin nasıl yeniden üretildiği tam olarak bu.
Dördüncüsü: varsayımları soru değil iddia olarak yaz. "Mahkemede tanık nasıl konuşur?" bir soru ve açık uçlu. "Mahkemede tanık şöyle konuşur" bir iddia ve tek konuşmada doğrulanıyor. Araştırmanın en hızlı geri dönüş veren kısmı bu liste.
Beşincisi: envanteri projeye göre çıkar, konuya göre değil. "Tıp hakkında ne biliyorum" sorusu sonsuz; "bu sahnede bir doktorun ne yapacağı hakkında ne biliyorum" sorusu sonlu ve cevaplanabilir.
Altıncısı, uzman gerektiren alan hakkında: ölçüt, okuduklarınla bir sahne yazıp yazamadığın. Yazamıyorsan eksik olan şey bilgi değil, işin yazılı olmayan tarafı — sıralama, alışkanlık, kimin ne zaman ne söylediği.
Yedincisi: uzmanlıkla hassasiyeti karıştırma. Biri doğruluk arıyor, öteki tanınırlık. Bir alan ikisini birden gerektirebiliyor ve o zaman iki ayrı konuşma yapılıyor — biri bilgi için, biri ölçü için.
Sekizincisi, ve geçen dersten kalan borç: bitiş ölçütünü baştan koy. Araştırma kendi başına bitmiyor. Liste ölçütü en güvenilir, doyma ölçütü ikinci, süre ölçütü en zayıf ama en gerçekçi olanı. Hiçbiri yoksa araştırma bitmiyor — yalnız yazar yoruluyor.
Dokuzuncusu: bitiş ölçütü araştırmayı kapatmıyor, yazmayı açıyor. Araştırma yazım boyunca devam ediyor ve etmesi de gerekiyor. Kapatılan şey, yazmadan önceki araştırma dönemi.
Onuncusu, ve cevaplanamayan sorular hakkında: bir madde cevaplanamıyorsa projeyi kilitleme. Yazılıyor, yan not olarak bırakılıyor ve o bilgi olmadan sahne yazılıyor. Yazılamıyorsa değiştirilecek olan şey araştırma değil, sahne. Tek bir cevaplanamayan madde yüzünden duran projelerin sayısı, sanıldığından çok fazla.
On birincisi, ve kimsenin söylemediği: araştırma en konforlu erteleme biçimlerinden biri. İlerlemesi ölçülebiliyor, her gün bir şey öğreniyorsun ve hiçbir şeyi yanlış yapma riski taşımıyorsun. Yazmak ise tam tersi. Bu farkı bilmek, kendi çalışkanlığından şüphe edebilmeyi sağlıyor — ve o şüphe, bu modülün en işe yarar aracı.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışBirincisi: araştırmaya konudan başlamak.
Konu sonsuz, soru sonlu. Konudan başlayan araştırma her gün ilerliyor gibi görünüyor ve hiçbir yere varmıyor.
Yaygın yanlışİkincisi: envanter çıkarmadan başlamak.
Envantersiz araştırma en kolay bulunan bilgiyi topluyor — ve en kolay bulunan bilgi genellikle en az işe yarayanı.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: ikinci sütunu atlamak.
Bilmediklerini zaten araştırıyorsun; tehlikeli olan, bildiğini sandıkların. O sütun kendiliğinden dolmuyor.
Yaygın yanlışDördüncüsü: bildiğini sandıklarının kaynağını sorgulamamak.
"Herkes biliyor" cevabı bir kaynak değil; genellikle başka anlatılardan gelen ikinci el bilgiyi işaret ediyor.
Yaygın yanlışBeşincisi: ilginç bilginin peşine düşmek.
Araştırma zamanının büyük kısmını bu grup yiyor. Ölçüt tek — bu bilgi bir sahneyi değiştiriyor mu?
Yaygın yanlışAltıncısı: ilginç bilgiyi silmek.
Peşine düşme ama silme; ilginç bilgi bazen sonradan zorunlu hâle geliyor.
Yaygın yanlışYedincisi: varsayımları soru biçiminde yazmak.
Soru açık uçlu ve uzuyor; iddia tek konuşmada doğrulanıyor.
Yaygın yanlışSekizincisi: envanteri konu ölçeğinde çıkarmak.
Proje ölçeğinde çıkarılan envanter sonlu; konu ölçeğinde çıkarılan envanter hiç bitmiyor.
Yaygın yanlışDokuzuncusu: uzmanlık ile hassasiyeti aynı konuşmada halletmeye çalışmak.
Biri bilgi veriyor, öteki ölçü. İki ayrı konuşma ve çoğu zaman iki ayrı kişi.
Yaygın yanlışOnuncusu: bitiş ölçütünü sonraya bırakmak.
Baştan konmayan ölçüt hiç konmuyor; araştırma bitmiyor, yalnız yazar yoruluyor. Uygulamada en sağlam kurulum ikisini birlikte kullanmak — liste ölçütü ana kural, süre ölçütü tavan.
Yaygın yanlışOn birincisi: cevaplanamayan bir maddeye takılıp projeyi durdurmak.
O madde yan not olarak bırakılır ve sahne o bilgi olmadan yazılır; yazılamıyorsa değiştirilecek olan sahnedir.
Yaygın yanlışOn ikincisi, ve en incesi: araştırmayı çalışkanlık sanmak.
Araştırma yazmaya göre rahat bir iş — ölçülebilir, risksiz, her gün ilerleyen. Bu yüzden en konforlu erteleme biçimlerinden biri ve dışarıdan da içeriden de bir çalışma gibi görünüyor.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Bilmediğin şey seni bekletir; yanlış bildiğin şey seni yanlış yere götürür.
- Araştırmaya soruyla başlanır, konuyla değil — konu sonsuz, soru sonlu.
- Envanterin en tehlikeli sütunu ikincisi: bildiğini sandıkların, çünkü sorgulanmadığı için listeye hiç girmiyor.
- O sütunu doldurmanın tek yolu tek soru: bunu nereden biliyorum?
- Bildiğini sandıklarının kaynağı genellikle başka anlatılar — klişe böyle yeniden üretiliyor.
- Varsayımlar soru değil iddia olarak yazılır; iddia tek konuşmada doğrulanıyor.
- Zorunlu bilgi bir sahneyi değiştirir, ilginç bilgi değiştirmez — ikincisinin peşine düşme ama silme.
- Uzmanlık doğruluk arar, hassasiyet tanınırlık; ikisi ayrı konuşmalar.
- Bitiş ölçütü baştan konmazsa hiç konmuyor — ve araştırmayı kapatmıyor, yazmayı açıyor.
- Envanter bir oturumda bitmiyorsa proje ölçeğinde değil konu ölçeğinde çıkarılmıştır.
- Cevaplanamayan madde projeyi kilitlemez; yan not olarak bırakılır ve gerekirse sahne değişir.
Sonraki derse köprü
Soruların hazır, listen ayrılmış, bitiş ölçütün belli.
Şimdi bir sorun daha var: cevapları nereden alacaksın?
Ve bu, sanıldığından çok daha belirleyici bir soru. Aynı olay hakkında iki kaynak iki farklı şey söylüyor. Bir tanık kendi hatırladığını anlatıyor ve hatırladığı şey olan şey değil. Bir belge doğru ama eksik. Bir uzman kendi alanında haklı, komşu alanda yanılıyor.
Sıradaki derste kaynak türlerini ve güvenilirliği çalışacağız: birincil ve ikincil kaynakları, görüşmenin kurallarını, belgelerin sınırlarını. Çünkü yanlış bilgi yalnız yanlış bir sahne üretmiyor — üstüne kurulan her şeyi de yanlış kuruyor.