Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Animasyonda kısa film aylar, uzun metraj yıllar sürer; senaryo bu yolun başıdır.
- Her karakterin ve mekânın bedeli sayfada belirlenir.
- Kalabalık, bir temsilciyle, gölgeyle ya da sesle sezdirilebilir.
- Su, ateş ve saç gibi toz, ışık ve lif de efekt animasyonu ister.
- Tek kullanımlık varlık bir kez görünür ama bütün emeği ister.
- Kalıcı dekor hikâyeye bir ev, üretime zaman kazandırır.
- Sözsüz seslendirme konuşmayan anlarda karakteri sürdürür ve sayfaya yazılır.
- Animatik kilidinden sonra eklemek pahalı, kesmek ucuzdur.
- Üretim hattı tek yönlüdür; her aşama bir öncekini bekler.
- Yazar uzun üretim boyunca hikâyenin tek cümlesini korur.
- Teknik bir kısıt, dünyanın kuralına bağlandığında seyirciye eksik gibi görünmez.
- Kısa bir deneme, takvimi ve sayfayı ilk kez gerçek ölçüyle gösterir.
Açılış sahnesi
Burcu telefonu çantasından çıkarıp ekranı yukarı gelecek biçimde masaya bırakıyor. "Pazar günü çektim," diyor. "Mutfak masasında. Bütün öğleden sonra."
Video birkaç saniye sürüyor. Bir karton zeminin üstünde gerçek bir düğme yuvarlanıyor, bir kenarın önünde sallanıp duruyor. Burcu tozu vermek için zemine biraz un serpmiş. Düğme ilerledikçe un da kıpırdıyor. Ama düğmenin geçmediği yerde bile. Her karede başka bir tanecik oynamış, zemin kaynıyor gibi.
Selim videoyu bir kez daha oynatıyor. "Bir de ışık var. Bak, yarısında kararıyor."
"Güneş batıyordu," diyor Burcu. "Pencerenin önündeydim."
Emre telefonu kendine çeviriyor. "Düğme güzel ama. Gerçekten yuvarlanıyor."
Nermin Hanım hiçbir şey söylemeden Burcu'nun senaryosunu açıyor. İlk sayfadaki her cümlenin yanına kurşun kalemle küçük bir çentik atıyor. Toz bir çentik. Kalorifer bir çentik. Makara, iplik, lamba, askı. Sayfanın kenarı çentikle doluyor.
Burcu çentikleri sayıyor, sonra telefona bakıyor. Birkaç saniyelik bir yuvarlanış bütün bir öğleden sonrasını yemiş. Sayfanın tamamı yedi dakika.
Animasyon senaryosundaki her varlık, her kıpırdayan doku ve her kalabalık üretimde haftalara dönüşür; yazar bu bedeli sayfayı teslim etmeden önce görmelidir.
Bu derste ne olacak
Bu derste Burcu'nun sayfasını üretim masasına götüreceğiz. Önce bir karakterin ve bir mekânın neye mal olduğunu sayacağız. Sonra antredeki öbür eşyaların kurduğu kalabalığa, ardından toza, ışığa ve kıpırdayan liflere bakacağız. Yeni bir eşya eklemenin bedelini ve aynı dekoru yeniden kullanmanın kazancını tartacağız. Seslendirmeyi, animatik onaylandıktan sonraki değişikliği ve aylarca süren bir takvimi de konuşacağız. Her adımda tek bir soru soracağız: bu cümle hikâyeye ne katıyor, üretimden ne alıyor? Sonunda Burcu'nun filminin bugün nerede durduğunu göreceğiz. Örnekler çoğalan süpürgelerden, basılmış yüzlerden, konuşmadan anlaşan penguenlerden geliyor. Hayvanat bahçesinde dertlerini anlatan hayvanlar ve tuvale boyanmış bir film de var.
Sıfır noktası
Canlı çekimde bir senaryonun sahneleri birkaç haftalık bir çekimde kameraya girebilir. Animasyonda ise yazarın son sayfası çoğu zaman uzun bir yolun başıdır. Kısa bir film bile aylar sürer. Uzun metrajlı bir animasyon için yıllar olağandır.
Bu sürenin nedeni basit. Canlı çekimde dünya hazır gelir, animasyonda her şey yapılır. Bir oyuncu bir sahneyi bir öğleden sonra oynar. Aynı sahnenin canlandırılması günler, bazen haftalar alabilir. Üstelik iş sırayla ilerler. Kukla yapılmadan çekim başlamaz, ses kaydedilmeden ağız oynatılmaz. Nöbet'in kantin sahnesini düşün. Öğle saatinde kalabalık, tepsiler, kaşık sesleri. Yapımcı birkaç figüran tutar, gerçek bir kantinde bir gün çeker. Figüranlar kendi kendilerine yer, konuşur, kalkar. Animasyonda o kantindeki her kişi tasarlanır, yapılır, kare kare oynatılır. Kaşığı tutan her el bir iş emridir.
Bu yüzden animasyon yazarı sayfasını iki gözle okur. Biri hikâyenin gözü: bu sahne ne anlatıyor? Öbürü üretimin gözü: bu sahne kaç şey istiyor? İkinci okuma hikâyeye ihanet sayılmaz. Hikâyenin yapılabilmesinin şartıdır. Çünkü yapılamayan sahne, yazıldığı kadar güzel olsa da filme girmez. Büyük stüdyolarda bu okumayı yazarın yerine bir yapım ekibi yapar. Sayfayı alır, satır satır döker, her satırın karşısına bir iş yazar. Yazar bu dökümü önceden görmezse, onun yerine başkaları keser. Kendisi görürse, neyin kalacağına kendisi karar verir.
DÜĞME kısa bir deneme, birkaç dakikalık. Tahtadaki karar keçeden yana: kumaş figürler, Burcu'nun kendi eli ve üç küçük dekor. Kâğıtta küçük bir film. Ama sayfa hâlâ bir sürü şey istiyor. Kalorifer arkasının tozu, Makara'nın her hâli için ayrı bir makara, soğuma için kısılan bir lamba. Antredeki ayakkabılar, şemsiye, anahtarlık. Bir de bütün bunları birbirine bağlayan zaman.
Bu ders Burcu'nun sayfasını tek tek bu sorulardan geçiriyor. Amaç filmi küçültmek değil, onu yapılabilir kılmak. Hangi cümle kalır, hangisi başka bir yola taşınır, hangisi gider?
Mekanizma
Bir karakterin, bir mekânın bedeli
Selim bir kâğıda üç sütun çiziyor: varlık, kaç sahnede, kaç yeni parça. Kadro yükü burada sayıya dökülüyor. Hatırlayalım: kadroya giren her yeni ad, çizimden sese kadar ayrı bir iş kalemi açar. Mekânın da aynı türden bir yükü var.
Düğme gerçek bir düğme, bir kez bulunuyor. Makara ise üç hâlde: dolu, yarı ve ince. Keçe dünyada her hâl ayrı bir makara demek. Kaloriferin arkası dar ve derin bir dekor. Bir yanı açık kurulacak ki kamera girebilsin. Önündeki zemin daha basit, birkaç parke tahtası ve bir aralık. Kapı askısı ise yalnız son kareye çıkıyor.
Selim karakterlere bir satır daha ekliyor. Çengelli İğne'nin kapalı ve açık iki hâli, iki ayrı parça olabilir. Elin canlı çekilmesi bir kazanç: kukla el yapılmayacak. Ama elin keçe dekora girdiği her plan, iki ayrı çekimin buluşması demek.
Burcu askının satırında duruyor. Bütün bir dekor tek bir kare için kurulacak. Nöbet'te bir mekân, kiralanan bir gün demekti. Burada bir mekân, haftalarca süren bir yapım. Sayfada her mekân bir satır tutar. Üretimde her mekân bir masa, bir ışık düzeni, bir kamera yeri ister.
Kalabalık
Burcu'nun sayfasında bir satır var: "Antredeki ayakkabılar, şemsiye, anahtarlık uyanır. Düğme'nin geçişini izlerler." Kural gereği bunlar da eşya, kalorifer sıcakken onlar da kıpırdayabilir. Ama her biri yeni bir kukla. Her biri her karede elle oynatılacak.
Selim bir öneri getiriyor. Kamera Düğme'nin hizasında kalsın, antrenin derinine hiç bakmasın. Kalorifer her tıkırdadığında karanlık antreden küçük cevaplar gelsin. Bir bağcığın hışırtısı, bir şemsiyenin çıtırtısı, bir anahtarın ince tınısı. Seyirci odanın uyanık olduğunu duyar ama görmez. Düğme de görmez, yalnız duyar. Kalabalık kukla olmaktan çıkıp sese dönüşüyor.
Emre itiraz ediyor: "Kural bütün eşyalar için geçerliyse, ayakkabılar neden yürüyüp gelmiyor?" Burcu cevabı kuralın içinde buluyor. Ayakkabılar kalorifere uzak duruyor, sıcak onlara ancak bir hışırtı kadar ulaşıyor. Kural bir kez daha hem hikâyeyi hem bütçeyi taşıyor.
Toz, ışık ve lif
Saç, su ve ateş animasyonun en pahalı malzemeleri arasında sayılır. Hepsi kendi kendine biçim değiştirir. Hiçbiri bir kalıba sığmaz.
DÜĞME'de su yok, ateş yok. Ama Burcu'nun denemesi efektin başka bir yüzünü gösterdi. Un her dokunuşta yer değiştirdi ve ekranda kaynadı. Selim çözümü ikiye ayırıyor. Kalorifer arkasının tozu dekora yapıştırılacak, kıpırdamayacak. Yalnız Düğme'nin düştüğü anda bir toz bulutu kalkacak. O bulut ya telde tutulan bir tutam pamuk olacak ya da çekimden sonra eklenecek.
Işık daha kolay. Perde kapanacak, yalnız bir lamba yanacak. Keçenin lifleri ise her dokunuşta biraz kıpırdayacak. Nermin Hanım bunu kusur saymıyor: "Kumaşın nefesi gibi okunur." Tozun kıpırdaması ise başka bir şey söyler. Bu dünyada kıpırdayan her şey canlıdır. Kaynayan toz, kuralın dışında uyanmış bir eşya gibi okunur.
Yeni bir eşya
Burcu'nun ikinci taslağında bir anahtarlık askıdan düşüyor. Çengelli İğne o şangırtıyla korkup ucunu kapatıyor. Anahtarlık filmde bir daha görünmüyor. Selim'in kâğıdında ise bir satır kaplıyor: tasarım, yapım, düşüş.
Emre kalorifer arkasındaki eski misketi hatırlatıyor. Misket zaten dekorda. Kalorifer tıkırdayınca yuvarlanıp boruya çarpabilir. İğne yine korkar. Anahtarlığın şangırtısı ise antrenin karanlığından gelen bir ses olarak kalır.
Dekoru yeniden kullanmak
Kaloriferin arkası DÜĞME'nin kalıcı dekoru. Filmin büyük kısmı orada geçiyor. Bir kez kurulursa haftalarca durabilir. Askı ise tek kare için kurulacaktı. Selim bir çözüm buluyor. Son kare canlandırılmayacak. Gerçek palto gerçek bir askıda, gerçek düğme yerinde, tek bir canlı çekim. İnsan elleri zaten canlı çekiliyor. Son karede eşyalar artık kıpırdamıyor da. Burcu kabul ediyor, ama kararın yanına "deneme" yazıyor.
Seslendirme
Makara'nın repliklerinin önce kaydedileceği belli. Animatör ağız yerine iplik ucunu bu kayda göre oynatacak. Ama Burcu bir şeyi atlamış. Makara yalnız sözle konuşmuyor.
İplik her çözüldüğünde Makara bir şey çıkarmalı: bir "hıh", yorgun bir soluk. Burcu bunları sayfaya parantezle yazıyor. Oyuncu kayıtta bu sesleri de kaydedecek. Kayıtlar hikâyenin sırasıyla alınacak, çünkü ses ipliğiyle birlikte inceliyor. Makara'yı kimin seslendireceği belli değil. Burcu yaşlı bir ses arıyor, aday henüz yok.
Düğme'nin sesleri ise oyuncu değil, nesne ister. Burcu bir akşam atölyede gerçek bir düğmeyi parkede, kartonda ve tozlu bir bezin üstünde yuvarlayıp telefonuna kaydediyor. Her yüzey başka bir tıkırtı veriyor.
Animatik onaylandıktan sonra
Kare kare çekimde bir plan bir kez çekilir. Ortasına bir an eklemek, planı baştan çekmek demektir. Bu yüzden misket, palto ve parantezli sesler kilitten önce animatiğe giriyor. Nermin Hanım kilidin tarihini tahtaya yazdırıyor: çekim masası kurulmadan önceki son akşam.
Uzun takvim
Tahtaya bir ok çiziliyor: sayfa, kutular, animatik, kilit, kukla ve dekor, ses kaydı, çekim, kurgu. DÜĞME henüz animatikte. Çekim yalnız hafta sonları yapılabilir. Bazı planlar günler sürecek. Burcu'nun yazar olarak işi bitmedi. Bu uzun yol boyunca her yeni öneriyi hikâyenin tek cümlesiyle sınayacak. O cümle defterinin ilk sayfasında yazılı: "Farklı renkteki bir düğme, sabah olmadan paltosuna dönmeyi kendisi seçer."
Takvimin bir tehlikesi daha var. Aylar geçtikçe yazar kendi filminden sıkılabilir. Bir sahneyi yüzüncü kez izleyen göz, onu yeniden yazmak ister. Nermin Hanım bunu da tahtaya not ediyor: sıkılan seyirci değil, sen olabilirsin.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Sayfayı teslim etmeden bir kez döküm gözüyle oku. Her sahnenin yanına o sahnenin istediği yeni varlıkları yaz. Bir sahne ötekilerden belirgin biçimde fazla şey istiyorsa, nedenini hikâyede ara.
Kalabalığı bir temsilciyle yaz. "Bütün eşyalar uyanır" cümlesi bir kukla ordusu ister. "Karanlık antreden bir hışırtı cevap verir" o duyguyu bir sese sığdırır. Temsilci bir hareket, bir gölge ya da bir ses olabilir. Hangisini seçersen seç, kalabalığın sahnedeki işini o tek öğe taşımalı.
Efekti işlevine göre yaz. "Toz" yazmadan önce tozun ne anlattığını sor. Yaşlılık mı, terk edilmişlik mi, bir düşüşün etkisi mi? İşlevi tek anda görülüyorsa, efekt de o tek ana ayrılır.
Yeni eşyadan önce dekoru tara. Bir varlık eklemek istediğinde dekorda zaten duran bir şeyin o işi görüp göremeyeceğine bak. Var olan eşyanın ikinci işi, karaktere ve mekâna derinlik de katar.
Pahalı anı ses dekoruna taşı. Kapının ardında düşen anahtarlık, görünmeden de korkutur. Görüntüde bir hafta, seste bir dakika sürebilir.
Kalıcı dekoru hikâyenin evi yap. Sahnelerin çoğunu bir mekânda topla. Bir sonraki sahneyi o yerin başka bir saatinde ya da başka bir köşesinde ara.
Son karenin tekniğini ayrıca düşün. Hareketsiz bir son kare canlandırma gerektirmeyebilir. Gerçek bir nesnenin çekimi, keçe dünyadan gerçek dünyaya geçişi de anlatabilir.
Sözsüz sesi sayfaya yaz. Oyuncu kayıtta nefesi ve iniltiyi doğaçlayabilir. Ama hangi anda ne çıkacağını yazar söylemezse kayıtta o an atlanır.
Kilitten önce kesmeyi dene. Kilitten sonra kısaltmak ucuzdur, eklemek pahalıdır. Animatiği son kez izlerken eklenecek her şeyi şimdi ekle.
Hikâyenin tek cümlesini masada tut. Uzun üretimde her hafta yeni bir öneri gelir. Her birini o cümleyle sına: bu öneri cümleye hizmet ediyor mu?
Çekim sırasını hikâye sırasından ayır. Kare kare canlandırmada sahneler dekor ve ışığa göre çekilir. Soğuma gibi zamana bağlı bir değişim varsa, her sahnenin ışık ayarını bir kâğıda yaz.
Küçük deneme takvimi gösterir. Birkaç saniyelik bir deneme, bir planın kaç saat süreceğini ilk kez ölçer. O ölçüyle sayfa yeniden okunur.
Emeği hikâyenin kalbine ayır. Filmin en pahalı anı, hikâyenin en önemli anıyla aynı yerde durmalı. DÜĞME'de bu, Çengelli İğne'nin tek açılışı ve sabaha karşı ağırlaşan yuvarlanış. Başka bir sahne bu ikisinden çok emek istiyorsa, emek yanlış yere akıyor demektir.
Kesilecek satırı önceden işaretle. Üretim uzadıkça bir şeyin düşmesi gerekebilir. Hangi sahnenin, hangi eşyanın ilk gideceğini sen seç ve bir yere yaz. Seçimi sona bırakırsan, en kolay kesilen gider, en az önemli olan değil.
Teknik kısıtı dünyanın kuralına bağla. Ayakkabıların kıpırdamaması bir tasarruftu. Burcu onu kaloriferin sıcağına bağlayınca hikâyenin bir parçası oldu. Kısıtın gerekçesi dünyanın içinden geldiğinde seyirci onu eksik değil, kural olarak okur.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Bütçe yapımcının işidir, yazar hikâyeye bakar."
Animasyonda bütçenin büyük kısmı sayfada belirlenir. Yazarın eklediği her eşya bir iş emri olur.
Yaygın yanlış"Kalabalık sahne animasyonda kolaydır, figüran parası yok."
Figüran parası yoktur ama her kişi yapılır. Bilgisayarda kopyalanabilen bir kalabalık bile ayrı bir uzmanlık ister.
Yaygın yanlış"Su ve ateş yoksa efekt de yoktur."
Toz, duman, ışık, kumaş lifi de efekttir. Kare kare çekimde gerçek un bile her karede yer değiştirir.
Yaygın yanlış"Bir kez görünen eşya küçük bir iştir."
Tek kullanımlık varlık da baştan tasarlanır ve yapılır. Bedeli bir kez görünmesine bölünmez, tamamı o tek ana yüklenir.
Yaygın yanlış"Animatikten sonra küçük düzeltme her zaman yapılabilir."
Kilitten sonra eklenen her saniye yapılmış işi geri alır. Bazı tekniklerde bir planın ortasına dokunmak, planı baştan yapmak demektir.
Yaygın yanlış"Konuşmayan karakterin seslendirmesi yoktur."
Nefes, inilti, homurtu da seslendirmedir. Bazı filmlerde karakterin bütün dili bu seslerden kurulur.
Yaygın yanlış"Yapım gerçekliğini düşünmek hayal gücünü öldürür."
Kısıt çoğu zaman daha iyi bir çözümü zorlar. Görünmeyen kalabalık, görünen kalabalıktan daha ürkütücü olabilir.
Yaygın yanlış"Aynı dekoru tekrar kullanmak tekdüzeliktir."
Kalıcı dekor seyirciye bir ev verir. Değişen ışık, saat ve dert, aynı mekânı her sahnede başka gösterir.
Yaygın yanlış"Gerçek malzeme kullanınca efekt kendiliğinden doğru görünür."
Gerçek un, gerçek toz, gerçek iplik de her karede kıpırdar. Kare kare çekimde gerçeklik bile sabitlenmeden kullanılamaz.
Yaygın yanlış"Kısa film uzun metrajdan hızlı biter, takvim sorun olmaz."
Kısa filmin ekibi de küçüktür ve çoğu zaman boş zamanında çalışır. Yedi dakika, birkaç kişinin haftalarına yayılabilir.
Yaygın yanlış"Kesilen sahne kaybedilmiş emektir."
Kilitten önce kesilen sahne hiç yapılmamış emektir. Asıl kayıp, çekildikten sonra kesilen sahnedir.
Yaygın yanlış"Senarist metni teslim edince işi biter."
Animasyonda üretim uzun sürer ve metin o süre boyunca değişir. Yazar, kilide kadar hikâyenin bekçisidir.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Animasyonda kısa film aylar, uzun metraj yıllar sürer; senaryo bu yolun başıdır.
- Her karakterin ve mekânın bedeli sayfada belirlenir.
- Kalabalık, bir temsilciyle, gölgeyle ya da sesle sezdirilebilir.
- Su, ateş ve saç gibi toz, ışık ve lif de efekt animasyonu ister.
- Tek kullanımlık varlık bir kez görünür ama bütün emeği ister.
- Kalıcı dekor hikâyeye bir ev, üretime zaman kazandırır.
- Sözsüz seslendirme konuşmayan anlarda karakteri sürdürür ve sayfaya yazılır.
- Animatik kilidinden sonra eklemek pahalı, kesmek ucuzdur.
- Üretim hattı tek yönlüdür; her aşama bir öncekini bekler.
- Yazar uzun üretim boyunca hikâyenin tek cümlesini korur.
- Teknik bir kısıt, dünyanın kuralına bağlandığında seyirciye eksik gibi görünmez.
- Kısa bir deneme, takvimi ve sayfayı ilk kez gerçek ölçüyle gösterir.
Sonraki derse köprü
DÜĞME bu hâliyle bir deneme: bir sayfa, kutular, bir animatik ve mutfak masasında çekilmiş tek bir yuvarlanış. Kilit tarihi tahtada, çekim başlamadı. Bu arada Selim'in bir tanıdığı aracılığıyla atölyeye gerçek bir iş geliyor. Sevgi Hanım, ailesinin küçük termos atölyesi için kısa bir reklam filmi istiyor. Burcu'nun filminde her karar Burcu'nundu: düğmenin farklı rengi, kaloriferin kuralı, kısılan lamba. Bir reklamda ise kararların çoğu yazar masaya oturmadan, başkasının kâğıdında verilmiştir. O kâğıtta yazmayan şey de bir karardır. Sonraki ders o kâğıdı, yaratıcı brief'i okuyor.