Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Animasyonda kendiliğinden gelen hiçbir şey yoktur; her şey yapılır.
- Teknik bedel, aynı cümlenin farklı tekniklerde farklı emek istemesidir.
- İki boyutlu çizim dönüşümü ucuzlatır, tutarlılığı pahalılaştırır.
- Sınırlı animasyon konuşan dünyayı ucuzlatır, susan kahramanı daha az.
- Üç boyutlu dünyada dijital varlık bir kez kurulur; kamera ucuzlar, her yeni varlık pahalanır.
- Kare kare canlandırma dokuyu bedavaya verir, yavaşlığı ve dar mekânı pahalıya satar.
- Kesme animasyon dokuyu korur ama dönüşü zorlaştırır.
- Karma teknik iki malzemeyi buluşturur; iyi kullanıldığında anlam taşır.
- Ölçek tekniğin yükünü belirler; dizi tekrar eden dekorun üstüne yazılır.
- Kısa film az şeye ihtiyaç duyar; uzun metraj her yeni mekânı yeni bir yük olarak taşır.
- Yetişkin animasyonunu sorular belirler, sert içerik değil.
- Pahalı cümle silinmeden önce başka bir sese, mekâna ya da açıya taşınır.
Açılış sahnesi
Burcu masaya iki şey bırakıyor. Biri spiralli bir çizim defteri. Açık sayfada kurşun kalemle çizilmiş bir makara var, ipliği sayfanın kenarına kadar kıvrılıyor. Öbürü avucunda getirdiği gerçek bir iplik makarası. Annesinin dikiş kutusundan almış.
Senaryosunun ikinci sayfasından bir cümle okuyor: "Makara ipliğini çözer. Her çözülüşte biraz incelir."
Emre defteri kendine çeviriyor. "Çizimde bu bir silgi işi. Makarayı sonraki karede biraz daha ince çizersin, olur biter."
Selim gerçek makarayı alıyor, parmaklarının arasında çeviriyor. "Keçeyle, kumaşla çekersen? İplik bir kez çözülünce aynı biçimde geri sarılmaz. Her biri biraz daha ince, birkaç ayrı makara saracaksın."
Burcu kaşlarını çatıyor. "Ama ben yalnızca bir cümle yazdım."
Nermin Hanım tahtaya dikey bir çizgi çekiyor. Sol sütunun başına ÇİZİM, sağ sütunun başına KEÇE yazıyor. Burcu'nun cümlesini iki sütuna da aynen geçiriyor. Cümle iki yerde de aynı okunuyor. Solda yanına küçük bir tik atıyor. Sağdakinin yanına bir soru işareti koyuyor, sonra bir tane daha.
Burcu makarayı geri alıp avucunda tartıyor. Bir dakika önce bir hikâye anlatıyordu. Şimdi bir hesap yapıyor.
Sayfadaki bir cümle her teknikte aynı okunur ama aynı emekle çekilmez; animasyon yazarı biçimi seçmeden önce kendi cümlelerinin bedelini okur.
Bu derste ne olacak
Bu derste Burcu'nun DÜĞME denemesi için bir biçim arayacağız. Her tekniğe aynı soruyu soracağız: hangi cümleyi ucuzlatıyor, hangisini pahalılaştırıyor? Önce çizilen dünyayı, bilgisayarda kurulan dünyayı ve elle tutulup kare kare çekilen dünyayı tartacağız. Düz kesilmiş parçalarla yapılan animasyona ve teknikleri karıştıran filmlere de uğrayacağız. Sonra ölçeğe geçeceğiz: kısa film, uzun metraj ve dizi aynı tekniğe başka yük bindirir. En sonda izleyiciyi soracağız: çocuk mu, yetişkin mi? Yol boyunca sisin içinde kaybolan bir kirpi çıkacak karşımıza. Hep yandan çizilen bir domuz ailesi, tufanda bir kedi, bir çocuk yurdunun çocukları ve yüzü durmadan değişen bir gizli polis de.
Sıfır noktası
Canlı çekimde dünyanın büyük kısmı hazır gelir. Emre Nöbet'te babanın evi için "kalorifer gürler ama ısıtmaz" yazmıştı. Yapım ekibi eski bir ev bulur, kaloriferi zaten gürlüyordur. Ses kaydı onu yakalar. O cümlenin bedeli, evi bulmak ve bir günlüğüne kiralamaktır. Ses kaydı biraz da şansa kalır; kalorifer o gün gürlemeyebilir. Ama kimse onu sıfırdan yapmaz.
Animasyonda kendiliğinden gelen hiçbir şey yoktur. Kalorifer yapılır. Arkasındaki karanlık yapılır. Yerdeki toz, sıcak havanın titremesi, kapının ardındaki ayak sesi de yapılır. Kameranın gördüğü her şeyi biri çizmiş, modellemiş ya da elle yerleştirmiştir.
Senarist animasyonu kendisi yapmaz. Ama sayfasındaki her fiil birinin günlerce sürecek işine dönüşür. "Yuvarlanır" bir harekettir, "devrilir" başka bir hareket. "Kenarı üstünde döner" ise bambaşka bir sorun. Bu fiillerin hangisinin kolay, hangisinin zor olduğu tekniğe göre değişir.
Animasyon biçimi derken birbirine bağlı üç karardan söz ediyoruz. İlki teknik: hareket nasıl üretilecek? Çizerek mi, bilgisayarda kurulmuş modellerle mi, gerçek nesneleri azar azar oynatarak mı? Ardından ölçek gelir: kısa bir film mi, uzun metraj mı, yıllarca sürecek bir dizi mi? Sonra izleyici: film kime konuşuyor?
Bu kararlar yazarın masasından geçer. Çoğu yapımda teknik senaryodan önce seçilir. Kare kare çeken bir stüdyo, yazarı da o teknik için tutar. Yazar o zaman başkasının verdiği bir fiyat listesiyle yazar. Burcu ise kararı kendisi verecek. Bu nadir bir özgürlük, ama yükü de onun omzunda. Teknik seçilince bazı cümleler ucuzlar, bazıları pahalanır. Ölçek belli olunca kaç mekân, kaç karakter taşınabileceği de belli olur. İzleyiciyi bilen yazar, hangi korkunun ve hangi sırrın sayfada kalacağını da bilir.
Burcu'nun DÜĞME'si henüz bu kararların hiçbirini vermedi. Elinde yedi dakika kadar sürecek bir hikâye, bir dünya kuralı ve üç küçük karakter var. Bir okul paltosunun yedek düğmesi, kaloriferin arkasındaki karanlığa yuvarlanmış. Eşyalar yalnız kalorifer sıcakken kıpırdayabiliyor. Sabaha karşı kalorifer soğudukça yavaşlayacaklar, soğuyunca donacaklar. Bu kural sayfada tek bir cümle. Her teknik onu başka bir yükle taşıyacak.
Mekanizma
Bir cümlenin fiyatı
Nermin Hanım tahtadaki sütunlara Burcu'nun sayfasından başka cümleler de taşıyor. "Düğme kenarı üstünde döner." "Kalorifer soğudukça hareketleri yavaşlar." "Kapının ardından terlik sesi gelir." Her cümlenin yanına bir işaret konacak.
Terlik sesi iki sütunda da ucuz. Ses ayrıca kaydedilir, görüntüye dokunmaz. Düğmenin dönüşü ise sütunları ayırıyor. Çizimde bu, bir dairenin elipse inip yeniden açılması demek. Keçe dünyasında gerçek bir düğmenin dik durması gerekir. Onu ince bir telle tutmak, sonra teli görüntüden silmek gerekir.
Tablonun amacı bir fiyat listesi çıkarmak değil. Burcu tek bir soruya cevap arıyor: hangi teknik, hikâyenin en önemli cümlelerini ucuz tutuyor?
Çizilen dünya
İki boyutlu animasyonda her kare çizilir, kâğıtta ya da ekranda. Çizgi neredeyse her şeyi yapabilir. Düğme bir anda uzar, yassılır. Kaloriferin sıcaklığı havada dalgalanan çizgilerle görünür. Sabaha karşı renkler turuncudan maviye kayar. Karanlık bile ucuzdur.
Çizimin pahalı yanı tutarlılıktır. Makaranın ipliği uzun ve kıvrımlı bir çizgi. Her karede aynı kalınlıkta, aynı akışla yeniden çizilmeli. Kamera kaloriferin çevresinde dönerse kalorifer her açıdan baştan çizilir.
Emre'nin önerisi bu. Düğme zaten bir daire, ağzı yok. Yuvarlanışı birkaç çizimin döngüsüyle kurulabilir. Makara konuşurken yalnız ipliğinin ucu kıpırdayabilir. Burcu çizmeyi biliyor. Bu yol onun masasında, onun eliyle yürüyebilir. Ama Selim bir şeyi hatırlatıyor. Düğme konuşmadığı için bütün oyunu hareketle oynayacak. Döngüye sığan bir yuvarlanış ucuz. Utanıp geri çekilen bir düğme ise döngüye sığmaz, her karesi ayrı çizilir.
Kurulan dünya
Üç boyutlu bilgisayar animasyonunda dünya önce bir kez kurulur. Sonra kamera o dünyanın içinde istediği gibi dolaşır.
DÜĞME'nin varlık listesi kısa: antre, kalorifer, askı, palto ve üç küçük karakter. Liste hazırsa kaloriferin arkasına girmek ucuzdur. Kamera duvarın içinden bile geçebilir. Pahalı olan, listeye eklenen her yeni satırdır. İplik gibi yumuşak, kıvrılan malzemeler de bilgisayarda ayrı bir hesap ister. Burcu bu programları bilmiyor. Selim yolu bir kenara not ediyor, ilk tercih olarak değil.
Tutulan dünya
Burcu'nun öbür seçeneği bu. Palto gerçek kumaştan, makara keçe kaplı, iplik gerçek iplik. Düğme de gerçek bir düğme. Farklı rengi, delikleri, deliklerdeki eski iplik artığı kendiliğinden görünür. Hikâyenin kalbinde sonradan dikilmiş bir düğme var. Onu elle dokunulmuş bir nesne olarak göstermek bu teknikte bedavaya gelir.
Başka cümleler ise pahalanır. Kaloriferin arkası dar bir boşluk, gerçek bir kamera oraya sığmaz. Dekorun bir yanı açık kurulur. Kalorifer soğudukça hareketler yavaşlayacak. Yavaş hareket, aynı mesafeyi daha çok küçük adımla geçmek demek. Kural ne kadar inceyse çekim o kadar uzar. Işık ise bu teknikte bir hediye. Kaloriferin turuncu parıltısı küçük, gerçek bir lambayla verilir. Sabaha karşı o lamba çekimden çekime biraz kısılır. Soğuma sayfada bir cümle, ışıkta bir düğme çevirmek. Hareketin yavaşlaması ise elle, kare kare yapılacak.
Kesilen dünya
Selim bir ara yol öneriyor. Keçeyi düz keserler, cam bir masaya yatırırlar, kamera yukarıdan bakar. Kumaşın dokusu kalır, kukla yapmak gerekmez. Ama düz parçalar en rahat yandan görünür. Düğmenin kenarı üstünde dönmesi, her açı için ayrı kesilmiş bir elips ister. Bu yol, Burcu'nun en sevdiği hareketi zorlaştırıyor.
İki maddeyi buluşturmak
Son görüntüde annenin eli düğmeyi yerden alıyor. Keçe dünyasında bu el ya dev bir kukla eli olur ya da ölçek sorunu çıkarır. Emre bir öneri getiriyor: gerçek bir el. Burcu'nun kendi eli, canlı çekimle, keçe dekorun içine uzanır. İnsanların yüzü zaten hiç görünmüyor. Eller ve ayaklar gerçek, eşyalar canlandırılmış olabilir. Bu seçim dünya kuralına da bir şey ekliyor. İnsanlar başka bir maddeden yapılmış. Eşyaların kıpırdadığını görmemeleri böylece daha inandırıcı.
Kaç dakika, kime?
Teknik kadar ölçek de bedeli değiştirir. Yedi dakikalık bir kısa film tek bir kural, tek bir gece, bir avuç mekân taşır. Aynı dünya uzun metraj olsaydı kalorifer arkası yetmezdi. Apartmanın başka daireleri, başka eşyalar gerekirdi. Keçede her yeni mekân yeni bir dekor demek. Dizi olsaydı hesap tersine dönerdi. Antre, kalorifer ve askı her bölümde yeniden kullanılırdı. Yeni olan yalnız o geceki eşya olurdu. Kısa film ise hiçbir şeyi ikinci kez kullanmaz ama az şeye ihtiyaç duyar. DÜĞME'nin üç küçük dekoru bu yüzden keçeye elverişli.
Selim bir sahne öneriyor. Kapının ardından gelen sesler bir tartışma olsa? Sözler anlaşılmasa, yalnız ton duyulsa? O zaman yedek düğme evin içindeki başka bir eksikliğe değer. Film yetişkinlere konuşmaya başlar. Burcu çocuklar için yazdığını düşünüyordu, şimdi emin değil. Teknik bu soruyu çözmüyor. Keçeden bir düğme de yetişkin bir hikâye taşıyabilir.
Tahtadaki deneme
Akşamın sonunda tahtanın köşesinde bir karar duruyor, başında büyük harflerle DENEME yazıyor. Keçe ve kumaşla kare kare canlandırma. İnsan elleri gerçek, canlı çekim. Dekor kaloriferin arkası, önündeki zemin ve kapı askısıyla sınırlı. Burcu bir cümleyi de değiştiriyor. Makara ipliğini antrede dolaştırmayacak, kaloriferin borusuna bir kez saracak. Kapının ardındaki seslerin ne olduğu açık soru. Önce masada, telefonla bir deneme çekilecek: tek bir düğmenin yuvarlanışı. Beğenilmezse ÇİZİM sütunu hâlâ tahtada.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Bedel tablosunu ilk taslaktan sonra çıkar. İlk taslak hikâyeyi bulmak içindir. Tekniği düşünerek yazılan ilk taslak, en ucuz cümleyi en iyi cümle sanır. Tabloyu ikinci okumada yap.
Pahalı cümleyi silmeden önce taşı. Bir cümle pahalıysa başka bir mekâna, başka bir sese, başka bir açıya taşınabilir mi diye bak. Burcu'nun ipliği artık antreyi dolaşmıyor, borunun çevresine bir kez sarılıyor. Cümlenin işi duruyor, bedeli düşüyor.
Ses, animasyonun en ucuz dekorudur. Kapının ardındaki terlik, uzakta açık kalmış bir televizyon, apartmanın asansörü. Görüntüde yapılması gereken bir dünyayı sesle kurmak çoğu zaman en ucuz yoldur. DÜĞME'nin insan dünyası zaten büyük ölçüde böyle kuruluyor.
Kısıtı kurala bağla. Kesme animasyonda figürler çoğu zaman yandan görünür. Kare kare canlandırmada yavaş hareket uzun sürer. Bu kısıtları hikâyenin dünyasına bağlayan yazar, onları üsluba çevirir. Burcu'nun kuralında eşyalar sabaha karşı yavaşlıyor. Tekniğin en zahmetli yeri, hikâyenin en gergin anına denk geliyor. Bu bir uyarı da sayılır. Çekim planı en çok zamanı sabaha karşı sahnelerine ayırmalı.
Hareket fiilini tek tek seç. "Hareket eder" yazma. "Sekerek durur", "yan yatar", "topaç gibi döner" yaz. Animatör o fiile göre çalışır, teknik bedeli de fiil belirler.
Ölçeği tekniğe göre küçült. Kare kare canlandırmayla uzun metraj yazıyorsan mekân ve karakter sayısını baştan sınırla. Ma vie de Courgette bunun iyi bir örneği: az mekân, az karakter, derin bir hikâye.
Dizide önce tekrar eden dekoru yaz. Dizi yazarı her bölümde neyin yeniden kullanılacağını bilir. Sabit dekor ve sabit kadro bölümün yükünü taşır. Yeni olan her şey o bölümün kendi hesabına yazılır.
İzleyiciyi teknikten ayrı seç. Keçe çocuksu görünür, yuvarlak çizgi de. Ama izleyiciyi doku değil, hikâyenin soruları belirler. Yetişkin bir hikâye keçeyle, çocuklara yazılmış bir hikâye sert bir çizgiyle anlatılabilir.
Malzemenin anlamını yaz. Kare kare canlandırmada malzeme seçimi bir yorumdur. Keçe yumuşak ve sıcaktır. Düğme sert ve parlaktır. Burcu'nun dünyasında yumuşak eşyaların arasında sert bir yabancı yuvarlanıyor. Sayfaya bir satırla "keçe, yün, eski kumaş" yazmak, ekibe hikâyenin dokusunu söyler.
Kare kare talimat yazma. Tekniği bilmek, animatörün işini sayfada yapmak demek değildir. "Düğme üç kez sallanır, sonra durur" yazan yazar, animatörün bulacağı daha iyi hareketi kapatır. Fiili ve niyeti yaz. Ayrıntıyı animatöre bırak.
Işığı ayrı hesapla. Bazı tekniklerde ışık ucuzdur, bazılarında pahalı. Keçe dünyasında bir lambayı kısmak kolaydır. Çizimde aynı soğuma her karenin rengini değiştirmek demektir. Işıkla anlatılan bir değişim, tekniğe göre hikâyenin en ucuz ya da en pahalı cümlesi olur.
Kısa bir deneme tartışmayı kısaltır. Tahtadaki iki sütun bir akşam sürer. Masada telefonla çekilmiş tek bir hareket ise çoğu soruyu birkaç dakikada cevaplar. Yazar da o denemeyi izlemeli, çünkü cümlelerinin ekrandaki hâlini ilk kez orada görür.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Animasyonda her şey mümkün, bedel de yok."
Her şey mümkün olabilir, hiçbir şey bedava değildir. Canlı çekimde hazır gelen bir oda bile animasyonda baştan yapılır.
Yaygın yanlış"Teknik yönetmenin işidir, senarist karışmaz."
Teknik çoğu zaman senaryodan önce ya da onunla birlikte seçilir. Bunu bilmeden yazılan cümle ya çöpe gider ya bütçeyi deler.
Yaygın yanlış"Üç boyutlu animasyon her şeyi ucuzlatır."
Kurulmuş dünyada kamera ucuzlar. Her yeni varlık ve su, kumaş, saç gibi yumuşak malzemeler ise ayrı emek ister.
Yaygın yanlış"Stop-motion eskidi, artık kullanılmıyor."
Yavaş olduğu doğru. Ama elle tutulur doku başka hiçbir teknikte aynı biçimde kurulamaz. Bugün de bu teknikle uzun metrajlar çekiliyor.
Yaygın yanlış"Yetişkin animasyonu küfürlü ve şiddetli animasyondur."
Ölçüt içerik etiketi değil, hikâyenin soruları. Kayıp, gözetim, kimlik gibi konular hiçbir sert sahne olmadan da yetişkin bir film kurar.
Yaygın yanlış"Çocuk animasyonu basit yazılır."
Çocuklar için yazmak, korkunun ve belirsizliğin dozunu ince ayarlamak demektir. Birkaç dakikalık bir bölümde bile bir sorun kurulur ve çözülür.
Yaygın yanlış"Kısa film, uzun metrajın kısaltılmış hâlidir."
Kısa film tek bir kural ve tek bir değişimle çalışır. Uzun bir fikri yedi dakikaya sıkıştırmak iki yarım iş çıkarır.
Yaygın yanlış"Çizim her zaman stop-motion'dan ucuzdur."
Hangisinin ucuz olduğunu cümleler belirler. Dokunun anlam taşıdığı bir hikâyede, o dokuyu her karede çizmek gerçek kumaşı çekmekten pahalıya gelebilir.
Yaygın yanlış"Teknik bir zevk meselesidir."
Teknik bir üslup kararı olduğu kadar bir üretim kararıdır. Kimin yapacağını, ne kadar süreceğini ve hangi cümlelerin yaşayacağını belirler.
Yaygın yanlış"Dizi, art arda dizilmiş kısa filmlerdir."
Kısa film her şeyi bir kez kullanır ve biter. Dizi sabit bir dünya, sabit bir kadro ve tekrar eden bir düzen ister. Bölüm yazarı yeniyi o düzenin içinde bulur.
Yaygın yanlış"Karma teknik, bütçe yetmeyince başvurulan bir yamadır."
İyi kurulmuş karma teknik bir anlam taşır. Farklı malzemeler, hikâyedeki farklı dünyaları birbirinden ayırır.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Animasyonda kendiliğinden gelen hiçbir şey yoktur; her şey yapılır.
- Teknik bedel, aynı cümlenin farklı tekniklerde farklı emek istemesidir.
- İki boyutlu çizim dönüşümü ucuzlatır, tutarlılığı pahalılaştırır.
- Sınırlı animasyon konuşan dünyayı ucuzlatır, susan kahramanı daha az.
- Üç boyutlu dünyada dijital varlık bir kez kurulur; kamera ucuzlar, her yeni varlık pahalanır.
- Kare kare canlandırma dokuyu bedavaya verir, yavaşlığı ve dar mekânı pahalıya satar.
- Kesme animasyon dokuyu korur ama dönüşü zorlaştırır.
- Karma teknik iki malzemeyi buluşturur; iyi kullanıldığında anlam taşır.
- Ölçek tekniğin yükünü belirler; dizi tekrar eden dekorun üstüne yazılır.
- Kısa film az şeye ihtiyaç duyar; uzun metraj her yeni mekânı yeni bir yük olarak taşır.
- Yetişkin animasyonunu sorular belirler, sert içerik değil.
- Pahalı cümle silinmeden önce başka bir sese, mekâna ya da açıya taşınır.
Sonraki derse köprü
Burcu'nun sayfasında düğme hiç konuşmuyor. "Kenarı üstünde döner" kâğıtta tek bir satır. Ekranda ise dönüşün ne kadar süreceği, nereden görüleceği, hangi anda devrileceği belirsiz. Böyle bir film önce kelimeyle mi yazılır, yoksa çizilerek mi bulunur? Tam bir senaryo mu önce gelir, storyboard mu? Görsel bir espri kâğıtta mı doğar, çizim masasında mı? Sonraki ders senaryo odaklı üretimle storyboard odaklı üretimi ayırıyor. Bir animatiğin sesi ve çizimi birleştirip sahneyi nasıl sınadığını da gösteriyor.