İçeriğe geç

Ders 104.1

Ana dramatik soruyu düzeltmek

Senaryo Akademisi — Bölüm VIII, Modül 104

3.255 kelime5 film örneği≈ 15 dk okuma≈ 22 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Ana dramatik soru tek bir kişinin isteğini sınar; o kişi sorunun sahibidir.
  • Yapı turunun ilk kararı ana sorudur; öbür yapı kararları onun altında durur.
  • Taslağın sorduğu soru, yazarın kartındaki sorudan ayrılabilir; sahne köşelerinden okunur.
  • Sorunun fiili gösterilebilir olmalı ve cevabı baştan belli olmamalı.
  • Rakip sorular silinmez; biri ana soru olur, öbürü ona hizmet eder.
  • Soru tohumu açılışta, soru kilidi ilk dönümde kurulur; ikisi aynı kişiye ait olmalı.
  • Soru basamakları sorunun sahneden sahneye cevaba nasıl yaklaştığını gösterir.
  • Devir sahnesi bir yüzey sorusunun yükünü ana soruya aktarır.
  • Cevap sahnesinde sorunun sahibi bulunur ve cevap onun eyleminden çıkar.
  • Burcu'nun deneme sorusu: Nüzhet, taş kalkmadan, adı köyün göreceği bir yere yazacak mı? Ad duyulmayacak, Raşit'in akıbeti açık kalacak.

Açılış sahnesi

Yapı turunun son günü. Burcu sahne kartlarını atölyenin uzun masasına sırayla diziyor. Turun ölçütü baştan belliydi. Kartlar sesli okunacak; köşelerine seyircinin o noktada neyi bildiği düşülecek.

Burcu okumaya başlıyor. Nermin Hanım her kartın sonunda onu aynı soruyla durduruyor. «Seyirci şimdi neyin cevabını bekliyor?»

Hümeyra'nın kartında Burcu sesini biraz alçaltıyor. Küçük kız Ceren'e, köyden gidenlerin adının okunmadığını söylüyor. Köşeye «ad yasak» yazılıyor. Nermin Hanım yine soruyor.

Emre hiç duraksamıyor. «Ceren adı bulacak mı?»

Selim başka bir şey söylüyor. «Raşit'e ne oldu? Onu çok erken gösterdik. Artık herkes onu soruyor.»

Burcu bir şey diyecek oluyor, sonra vazgeçiyor. Klasöründen sararmış bir kâğıt çıkarıyor. Romanı ilk okuduğu haftalarda yazdığı tek sayfalık kart bu. Ortasında kurşun kalemle tek bir soru duruyor: Nüzhet ağabeyinin adını anabilecek mi?

Kâğıdı kartların başına koyuyor. Sonra köşelerdeki notları baştan sona okuyor. Notların çoğunda bir soru soran kişi var. O kişi neredeyse hep Ceren. Nüzhet'in adı köşelerde ancak birkaç kez geçiyor.

«Peki bu film,» diyor Nermin Hanım, «kimin sorusunu soruyor?»

Burcu kartı eline alıyor, yeniden masaya bırakıyor. Cevap vermiyor.

Ana dramatik soru tek bir kişinin isteğini sınar; açılış onu kurar, sahneler onu ilerletir, final ona evet ya da hayır der.

Bu derste ne olacak

Burcu'nun masasındaki kartlardan filmin gerçekte hangi soruyu sorduğunu çıkaracağız. Önce sorunun kime ait olduğunu bulacağız. Sonra eski kartın sorusunu, perdede gösterilebilen bir cümleye çevireceğiz. Aynı ağırlıkta duran üç soruyu tartıp birini öbürüne bağlayacağız. Açılışın bu soruyu nasıl kurduğuna, sahnelerin onu nasıl taşıdığına bakacağız. Sorunun el değiştirdiği anı arayacağız. En sonda taslağın son sahnesinin hangi soruya cevap verdiğini soracağız. Burcu akşam bir karar verecek, ama bu karar bir deneme olarak kalacak. Filmler bir şelaleden, bir idam mahkûmundan, gece yolunda koşan bir kadından, bir hastane koridorundan ve bir tımarhane hücresinden gelecek.

Sıfır noktası

Ana dramatik soru, seyircinin film boyunca cevabını beklediği tek sorudur. Cevabı evet ya da hayırdır. Cevap gelince film biter.

Bu soru yazarın kafasında yazmaya başlamadan önce de vardır. Burcu'nunki bir kartta yazılıydı. Ama taslak yazılırken kart çekmecede kalır. Sahneler kendi yönlerine akar. Bir yan kişi canlanır, sorular sormaya başlar. Bir geri dönüş öne alınır, seyircinin merakı başka bir yere kayar. Taslak bittiğinde film kartın sorusunu sormayı çoktan bırakmış olabilir. Yazar bunu çoğu zaman göremez. Kartın sorusu hâlâ aklındadır ve sayfayı o soruyla okur.

Bu her zaman kötü bir şey değildir. Bazen taslak, yazarın baştaki sorusundan daha iyi bir soru bulur. O zaman kart değişir. Bazen de taslak başka bir sorunun peşine düşmüştür ve bunu kimse fark etmemiştir. O zaman film değişir.

Yeniden yazımda yazarın ilk işi hangisinin olduğunu anlamaktır. Bunun yolu sahneleri tek tek okuyup her birinde seyircinin neyi beklediğini yazmaktır. Burcu'nun turu tam bunu yaptırdı. Kartların köşesindeki notlar bir araya gelince bir soru çıkıyor. Bu soru kartın sorusuyla aynı değil.

Taslaktaki soruyu bulmak işin yarısı. Öbür yarısı ona bakıp bir karar vermek. Bu soruyu mu tutacağım, kartınkine mi döneceğim, ikisini birbirine mi bağlayacağım? Karar verilince yeniden yazım bir yön kazanır. Açılış o soruyu kuracak biçimde düzeltilir. Ortadaki sahneler ona göre tartılır. Final ona cevap verecek biçimde kurulur.

Karar ertelenirse ne olur? Yazar bir gün açılışı Ceren'e göre düzeltir, ertesi gün finali Nüzhet'e göre. Her düzeltme kendi içinde doğrudur. Yan yana gelince birbirini bozar. Bu yüzden ana soru, yapı turunda verilen ilk karardır. Öbür bütün yapı kararları onun altında durur.

Burcu'nun kararı bir deneme olacak. Ama bir karar olacak. Sonradan değişebilir. Değişirse de bilerek değişecek.

Mekanizma

Kimin sorusu?

Burcu kartlara yeniden bakıyor. Ceren köye geliyor, soruyor. Selahattin'e soruyor, Hümeyra'ya soruyor, Mükerrem'e soruyor. Her soru bir sahne açıyor. Nüzhet ise bekliyor. Mektup yazıyor, kapıya kulak veriyor, cevap vermiyor.

Kartta sorunun sahibi Nüzhet. Taslakta ise sorular Ceren'in ağzından çıkıyor ve seyirci onun peşinden yürüyor. Emre bunu bir kusur saymıyor. «Seyirci köye Ceren'le giriyor. Onun merakı bizim merakımız.» Selim başka bir yerden itiraz ediyor. «O zaman Raşit'i neden onun gelişinden önce gösterdik?»

Selim bir şey daha ekliyor. «Bekleyen birinin sorusu olur mu? Nüzhet bütün film kapının önünde duruyor.»

Burcu ikisine de hak veriyor. Ceren seyircinin gözü. Ama göz olmak, sorunun sahibi olmak demek değil. Cevabın kimin elinde olduğuna bakıyor. Adı bilen tek kişi Nüzhet. Adı birine verip vermemek de onun elinde.

Cümlenin fiili

Burcu eski kartın sorusunu yeniden okuyor. «Anabilecek mi?» Romanda bu fiilin cevabı yazıyla geliyordu. Filmde ise bir karar çoktan verildi: ad yüksek sesle hiç söylenmeyecek.

Nermin Hanım bunu hemen yakalıyor. «Cevabını bildiğin şeyi soru diye sorma. Ad hiç duyulmayacaksa “söyleyecek mi” bir soru değil, bir kural.»

Burcu fiili değiştiriyor. Gösterilebilen bir eylem arıyor. İlk aklına gelen «birine bırakacak mı?» oluyor. Emre hemen itiraz ediyor. «Son mektupta ad zaten yazılı. Ceren onu okuyor. Bunun cevabı da belli.»

Burcu mektubun nasıl bir şey olduğuna bakıyor. Mektup kapalı bir zarf. Yalnız bir torun için yazılmış. Romanın cevabı da buydu: ad yazıya geçer, ama köyün gözünden uzakta kalır. Filmin açık bıraktığı şey başka. Masada birkaç fiil daha deneniyor. Sonunda tahtaya şu giriyor: Nüzhet, taş yerinden kalkmadan, ağabeyinin adını köyün göreceği bir yere yazacak mı? Ad yine duyulmaz. Cevap evet de olabilir, hayır da. Burcu hangisi olduğunu bilmiyor. Bu bilgisizliği de kartın altına yazıyor.

Nermin Hanım bir şey daha istiyor. «İki cevabın da bir bedeli olsun.» Burcu iki satır yazıyor. Evet derse Nüzhet köyün yazılı olmayan kuralını herkesin önünde bozar. Hayır derse ad yalnız bir zarfın içinde kalır ve köyün susması kazanır. Hangi cevap gelirse gelsin bir şey kaybediliyor. Soru ancak böyle gerilir.

Üç soru

Tahtada artık şu sorular yan yana duruyor. Raşit'e ne oldu? Ceren adı öğrenecek mi? Nüzhet adı köyün önüne çıkaracak mı? Hepsi seyirciyi çekiyor, hiçbiri öbürüne yol vermiyor. Rakip sorular tam da bu: dikkat bölünüyor, hiçbiri sonuna kadar gerilmiyor.

Birincisi kolay. Raşit'in akıbeti romanda da cevapsızdı, filmde de öyle kalacak. O soru seyirciyi çeker, ama filmi taşımaz. İkincisi daha zor, çünkü Ceren'in merakı gerçekten canlı.

Burcu iki soruyu bir okla bağlıyor. Ceren'in adı nerede ve nasıl öğreneceği, Nüzhet'in cevabına bağlı. Bir taşın üstünde mi, yalnız bir kâğıtta mı? Ceren aramaya devam edecek. Ama artık her araması Nüzhet'in kapısına çıkacak. Seyirci Ceren'in gözüyle bakacak, Nüzhet'in sorusunu bekleyecek.

Açılışta

Taslağın ilk sahnesi gece. Yağhanenin kapısında yeni bir asma kilit. Nüzhet kulağını kapıya dayıyor, cebinde tebeşiri buluyor, çıkarmıyor.

Burcu bu sahneye yeni gözle bakıyor. Elinde ad var, yazmıyor. Kartın sorusu daha ilk dakikada orada. Sorun tohumda değil, sonrasında. İlk sekans Ceren'in bir yenilgisiyle bitiyor: büyükannesini yıkım günü gelmeden götüremeyecek. Soru orada kilitleniyor, ama Ceren'in sorusu olarak.

Burcu o sahnenin kartına bir not ekliyor. Büyükannenin yıkımı görene dek beklemek istemesi bir erteleme değil, bir seçim gibi okunsun. Sahne Ceren'in yüzünde değil, Nüzhet'in yüzünde bitsin. Not deneme olarak duruyor.

Sahneden sahneye

Burcu her kartın köşesine bir ok çiziyor. Yukarı ok, Nüzhet adı açığa yazmaya bir adım yaklaşıyor. Aşağı ok, bir adım uzaklaşıyor. Ok yoksa sahne Nüzhet'in sorusuna dokunmuyor. Gençlik hattında ilk tebeşir yukarı ok alıyor. Tebeşiri cepte bırakan el aşağı ok. Taslağın ortasında bir dizi kart ise hiç ok almıyor. Hepsi Ceren'in sorularını taşıyor. Burcu onları düzeltmiyor, yalnız işaretliyor. Orta bölüm başka bir günün işi.

El değiştirme

Selim'in itirazı hâlâ masada. Raşit'i erken göstermek üçüncü soruyu en başa koydu.

Taslakta böyle bir sahne zaten var. Hasat sonu, yağhanenin içi, Mükerrem elinde fenerle yanında, genç Nüzhet adı ilk kez taşa yazıyor. O ana dek seyirci «Raşit nerede?» diye soruyor. O andan sonra «Bu ad kalacak mı?» diye soruyor. Burcu kartın kenarına «devir» yazıyor. Raşit'in erken görünmesi artık bir sorun değil. Devire kadar beklemesi gereken bir merak.

Son sahne

Burcu son kartı okuyor: yıkıntının ortasında mektubu tutan torun. Bu sahne bir soruya cevap veriyor, ama Ceren'inkine. Kartın üstündeki parantez artık başka okunuyor: Nüzhet nerede? Nüzhet'in sorusunun cevap sahnesi taslakta yok.

Burcu yıkım sabahının boş kartına tek satır yazıyor: «Cevap burada. Evet mi, hayır mı?» Bir alt satıra da şunu düşüyor: «Raşit'in akıbeti açık.» Kararı final turuna bırakıyor.

Filmlerden okuma

Usta katmanı

Soruyu kartların köşesinden oku, kafandan değil. Yazarın aklındaki soru ile sayfanın sorduğu soru ayrılabilir. Her sahnenin sonunda seyircinin neyi beklediğini yaz. Notların çoğunlukta olduğu soru, taslağın gerçek sorusudur.

Soru sahibini sahnelerin öznesinden ayır. En çok konuşan, en çok soran kişi sorunun sahibi olmayabilir. Burcu'nun taslağında sahneleri Ceren açıyor, ama cevap Nüzhet'in elinde. Sahibi bulmak için cevabın kimin eyleminden çıkacağına bak.

Cevabı belli olan soruyu sorma. Filmin bir kuralı bir soruyu baştan cevaplıyorsa o soru gerilim taşımaz. «Ad söylenecek mi?» bu filmde bir soru değil. Fiili değiştir, kuralı koru.

Fiili kameranın görebileceği bir eylem yap. «Barışacak mı», «kabullenecek mi» gibi fiiller içerde kalır. «Bırakacak mı», «gidecek mi», «imzalayacak mı» perdede görülür. Seyirci cevabı bir hareketle görmeli.

Cevabını bilmeden soruyu yaz. Soru iki cevaba da açık olmalı. Yazar cevabı baştan bilirse sahneler ona doğru eğilir ve seyirci bunu sezer.

Rakip soruyu silme, bağla. Ceren'in merakı filmi canlı tutuyor. Onu çıkarmak yerine cevabını Nüzhet'in eylemine bağla. Bağlanan soru yük taşır, silinen soru boşluk bırakır.

Bağı tek bir cümleyle yaz. «Ceren adı, Nüzhet'in seçtiği yerde öğrenir» gibi. Bağ bir cümleye sığmıyorsa iki soru hâlâ ayrı yürüyor demektir.

Yüzey sorusuna devir sahnesi ver. Seyirciyi çeken ama cevaplanmayacak bir soru varsa, onun yükünü ana soruya aktaran bir sahne kur. Devirden sonra merak sürebilir, ama artık filmi o taşımaz.

Tohum ile kilidi aynı kişiye ver. Açılış bir kişinin sorusunu ekip ilk dönüm başka birinin sorusunu kilitlerse, film ikinci perdeye iki soruyla girer.

Ok çizerken yalnız ana soruya bak. Bir sahne güzel olabilir, bir hizmet sorusunu ilerletebilir. Yine de ana soruya ok almıyorsa bunu not et. Orta bölümdeki düzeltmeler bu notlarla başlar.

İki cevabın da bedelini yaz. Evet bir şey kaybettirmeli, hayır da. Bedelsiz cevap soruyu gevşetir. Burcu'nun iki satırı, Nüzhet'in neden bütün film kapının önünde durduğunu da açıklıyor.

Gözün kendi küçük cevabını ver. Seyircinin gözü olan kişi sorunun sahibi değilse, onun da finalde bir şey öğrenmesi gerekir. Ceren'in öğreneceği şey, Nüzhet'in vereceği cevaba bağlı.

Sorunun sahibi değişecekse bir devirle değiştir. Bazen bir film ortasında soru sahibini değiştirir. Bu bir hata değildir, ama seyircinin gözü önünde olmalı. Devirsiz değişim seyirciyi iki soru arasında bırakır.

Okların dizilişine bak. Hep yukarı giden oklar cevabı erkenden ele verir. Hep aşağı giden oklar seyirciyi umutsuz bırakır. İnişler ve çıkışlar, sorunun iki cevaba da açık kaldığını gösterir.

Bekleyen sahibin bedelini göster. Soru sahibi beklerken de seçim yapar. Kapıya kulak vermek, tebeşiri çıkarmamak birer eylemdir. Seyirci beklemenin neye mal olduğunu görmezse sahibi edilgen sanır.

Cevap sahnesinde sahibin yerini ayır. Son sahnenin kartına sorunun sahibinin adını yaz. Ad yoksa final başka bir soruya cevap veriyordur.

Soru kartını panonun tepesine as. Kart çekmecede kaldığında taslak ondan uzaklaştı. Yeniden yazım boyunca her karar ona bakılarak verilsin.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Ana dramatik soru en çok merak edilen sorudur."
Doğrusu

En çok merak edilen soru bir yüzey sorusu olabilir. Raşit'in akıbeti seyirciyi çekiyor, ama filmi taşımıyor ve cevapsız kalacak.

Yaygın yanlış"Soruyu en çok soru soran kişi taşır."
Doğrusu

Ceren sahnelerin çoğunda soru soruyor. Ama cevap onun elinde değil. Sorunun sahibi, cevabın eyleminden çıktığı kişidir.

Yaygın yanlış"Bir filmde tek bir soru olmalı, öbürleri silinmeli."
Doğrusu

Hizmet soruları filmi sahneden sahneye taşır. Sorun soruların sayısı değil, aynı ağırlıkta durmaları. Terminator Salvation'da iki sahibin soruları ancak finalde birbirine bağlandı.

Yaygın yanlış"Soru bir kez yazılır, sonra değişmez."
Doğrusu

Taslak yazılırken soru kayabilir. Yeniden yazımda yazar soruyu ya kartına geri çeker ya da kartı değiştirir. İkisi de bilinçli bir karar olmalı.

Yaygın yanlış"Açılışta sorunun kendisi söylenmeli."
Doğrusu

Açılış soruyu bir cümleyle söylemek zorunda değil. Cepteki tebeşirin çıkarılmaması bir tohumdur. Seyirci soruyu sezer, adını sonra koyar.

Yaygın yanlış"Final değişirse soru da değişmiş olur."
Doğrusu

Invasion of the Body Snatchers'ta cevap hayırdan evete döndü, soru aynı kaldı. Değişen, soruya verilen cevaptı. Yazar ikisini ayırmazsa yanlış şeyi düzeltir.

Yaygın yanlış"Yeni bir soru filmin herhangi bir yerinde başlayabilir."
Doğrusu

Hazırlanmamış soru seyirciyi dışarıda bırakır. The Exorcist III'ün eklenen finali bir devir sahnesi olmadan geldi.

Yaygın yanlış"Seyircinin gözü olan kişi sorunun da sahibidir."
Doğrusu

Seyirci köye Ceren'le giriyor, ama cevap Nüzhet'in elinde. Göz ile sahip ayrı kişiler olabilir. Terminator Salvation'da seyirci ilk soruyu bile kimden alacağını bilemedi.

Yaygın yanlış"Tematik soru ile ana dramatik soru aynı şeydir."
Doğrusu

Tematik soru cevapsız kalabilir: kimsenin ağzına almadığı biri, sahiden yok mu olmuştur? Ana dramatik soru ise finalde evet ya da hayır alır. İkisi karışırsa ya final cevapsız kalır ya tema bir hükme döner.

Yaygın yanlış"Ana soruyu belirlemek tema meselesidir, yapıyla ilgisi yoktur."
Doğrusu

Soru, hangi sahnenin kalacağını, hangisinin kısalacağını belirler. Burcu'nun okları doğrudan bir sahne listesine dönüşüyor.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Ana dramatik soru tek bir kişinin isteğini sınar; o kişi sorunun sahibidir.
  • Yapı turunun ilk kararı ana sorudur; öbür yapı kararları onun altında durur.
  • Taslağın sorduğu soru, yazarın kartındaki sorudan ayrılabilir; sahne köşelerinden okunur.
  • Sorunun fiili gösterilebilir olmalı ve cevabı baştan belli olmamalı.
  • Rakip sorular silinmez; biri ana soru olur, öbürü ona hizmet eder.
  • Soru tohumu açılışta, soru kilidi ilk dönümde kurulur; ikisi aynı kişiye ait olmalı.
  • Soru basamakları sorunun sahneden sahneye cevaba nasıl yaklaştığını gösterir.
  • Devir sahnesi bir yüzey sorusunun yükünü ana soruya aktarır.
  • Cevap sahnesinde sorunun sahibi bulunur ve cevap onun eyleminden çıkar.
  • Burcu'nun deneme sorusu: Nüzhet, taş kalkmadan, adı köyün göreceği bir yere yazacak mı? Ad duyulmayacak, Raşit'in akıbeti açık kalacak.

Sonraki derse köprü

Burcu yeni soru kartını panonun en tepesine iğneliyor. Sonra ilk sekansın kartlarına bakıyor. Soru Nüzhet'inse film neden Ceren'in arabasını bekliyor? Tetikleyici olay hangisi: yeni asma kilit mi, yağhanenin satıldığı haber mi, Ceren'in gelişi mi? İlk sahnelerin her biri gerçekten gerekli mi, yoksa bazıları yalnız ön hikâye mi taşıyor? Sıradaki ders başlangıca dönüyor. Hikâyeye daha geç girmeyi, kurulumu sıkıştırmayı ve tetikleyici olayı öne almayı tartacak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — uzun bir masada sıra sıra kartlar; başlarına sararmış bir kâğıt bırakılıyor.
  • Soru sahibi — kart köşelerindeki soru işaretleri tek bir isme doğru akıyor, sonra başka bir isme kayıyor.
  • Cümlenin fiili — tahtada bir fiilin üstü çiziliyor, yerine kısa bir eylem yazılıyor.
  • Hizmet sorusu — iki soru kartı arasında tek bir ok beliriyor.
  • Soru tohumu — gece, bir cebin içinde parmak uçlarına değen bir tebeşir; el cepten boş çıkıyor.
  • Soru basamağı — kart köşelerinde yukarı ve aşağı oklar; ortada boş kalan bir dizi köşe.
  • Devir sahnesi — fener ışığında taşa yazılan harfler; bir soru işareti başka bir soru işaretine dönüşüyor.
  • Cevap sahnesi — boş bir kart; üstünde yalnız «Evet mi, hayır mı?»

Ritim

Ders kartların masaya tek tek konuşuyla açılıyor; her biri kuru bir tık. Soru sahibi bölümünde sorular aynı sesin ağzından üst üste geliyor, sonra kesiliyor. Soru tohumunda bir kilit zinciri bir kez şıngırdıyor. Devir sahnesinde fenerin cızırtısı ve tebeşirin taşa sürtünüşü duyuluyor. Köprüde bir raptiye mantar panoya batıyor.