İçeriğe geç

Ders 48.3

Alt metin teknikleri

Senaryo Akademisi — Bölüm V, Modül 48

3.480 kelime5 film örneği≈ 16 dk okuma≈ 23 dk seslendirmesıfırdan ileri

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  • Alt metin bir alet kutusuyla yazılır.
  • Karakter saklama aletini kendi kişiliğinden seçer.
  • Nesne pazarlığında eşya üzerinden yükün kime düşeceği tartışılır.
  • Yan cevap doğrudur ama başka bir soruya aittir.
  • Tamamlanan cümle, tamamlayanın korkusunu gösterir.
  • İma inkâr payı bırakır, pay bitince kavga başlar.
  • İma eksik söyler, ironi ters söyler.
  • Ters söz ortak geçmiş ister, yabancı onu düz anlar.
  • Tekrar bir kelimeyi tartılan bir nesneye çevirir.
  • Söze zıt davranışta beden sözü yalanlar.
  • Aşırı nezaket bir mesafedir.
  • Teknik yığılması saklananı görünmez kılar.
  • Alet değişikliği bir dönüm noktasıdır.
  • Alet ancak seyircinin bildiği bir zeminde ses verir.
  • Her aletin karaktere bir bedeli vardır.
  • Barış çoğu zaman sözden çok bir nesneyle gelir.

Açılış sahnesi

Emre merdiven başı sahnesini yeniden yazmış. Eski taslakta Kadir ağabeyine açık açık kızıyordu. Nermin Hanım o repliği geçen hafta silmişti. Emre bu kez hiçbir şeyi açık söyletmemeye karar vermiş.

Selim Kadir'in satırlarını sesli okuyor. "Yukarının peteği ısıtmaz zaten. Çok düşüncelisin, ağabey, sağ ol. Ben de... neyse." Murat'ın cevabından sonra devam ediyor. "Tabii. Sen hep en iyisini bilirsin." Ardından iki satırlık bir sessizlik. Kadir merdivene bakıyor, sonra kapıya.

Emre okumanın sonunda gülümsüyor. Hiçbir şeyi açık söylemiyor, diyor, alt metin böyle olmuyor mu?

Selim sayfayı masaya bırakıyor. Kadir burada ne istiyor, diye soruyor. Ben okurken bulamadım. Petekten mi söz ediyor, ağabeyini mi iğneliyor, susup küsüyor mu? Hepsini birden yapıyor.

Nermin Hanım kalemle satırların yanına küçük işaretler koyuyor. Bir nesne, bir aşırı teşekkür, bir yarım cümle, bir alay, bir sessizlik. Beş ayrı alet, diyor, dört satırda. Her biri Kadir'in başka bir şey sakladığını söylüyor. Okur hangisine inanacağını bilmiyor.

Emre sayfayı geri alıyor. Kadir'in bütün repliklerini çiziyor. Geriye kısa bir soru kalıyor: tutamağı kim taktıracak?

Alt metin bir alet kutusuyla yazılır; ama her sahnede karakter o kutudan çoğu zaman tek bir alet seçer ve seyirci saklananı o aletin izinden okur.

Bu derste ne olacak

Bu derste söylenmeyeni sayfaya geçirmenin yollarına tek tek bakacağız. Başka bir konu üzerinden konuşmayı ve bir nesne hakkında konuşurken ilişkiyi tartışmayı birbirinden ayıracağız. Soruyu cevaplamamanın, cümleyi yarım bırakmanın ve ima etmenin inceliklerini göreceğiz. İma ile ironinin nerede ayrıldığını bulacağız. Tekrarı, konu değiştirmeyi, söze zıt davranışı, sessizliği ve aşırı nezaketi Nöbet'in hastane odasında, bir merdiven başında ve bir kapı eşiğinde izleyeceğiz. Beş film bu aletleri bir ailenin sofrasında, bir hastane yatağının yanında ve bir evin satışında kullanıyor. Dersin sonunda bir sahnede hangi aleti hangi karaktere vereceğini seçebilecek, fazlasını da ayıklayabileceksin.

Sıfır noktası

Bir karakter her zaman istediğini söylemez. Bazen söyleyemez, bazen söylemek istemez. Seyirci ise söylenmeyeni duymak ister. Yazarın işi, o sözün sayfada bir iz bırakmasını sağlamaktır.

Bu iz rastgele kalmaz. Yazarların uzun zamandır kullandığı bir dizi alet var. Karakter başka bir konudan söz eder. Bir eşya üzerinden pazarlık eder. Soruyu duymamış gibi yapar. Cümlesini yarıda bırakır. Tersini söyler. Aynı kelimeye döner. Susar. Fazla kibar olur.

Bu aletleri yazarlar icat etmedi. Gündelik hayatta herkes kullanıyor. Bir anne kırgın oğluna "Üşümüşsündür" deyip önüne çorba koyar. İki komşu birbirine dargınken yağmurdan söz eder. Bir arkadaş gece yarısı gelen telefona "Erken aradın" diye güler. İnsanlar zor bir şeyi söylemek yerine onun etrafında dolaşır. Senarist bu dolaşmayı gözler, sonra sayfada seçer ve sıklaştırır.

Bu aletlerin her biri ayrı bir şey anlatır. Konu değiştiren karakter bir yeri koruyor. Yarım bırakan karakter bir kelimenin önünde duruyor. Alay eden karakter karşısındakiyle ortak bir geçmişi kullanıyor. Aşırı kibar olan karakter mesafe koyuyor. Yani alet seçimi, karakterin saklama biçimidir. Saklama biçimi de onun kim olduğunu söyler.

Yeni yazar genellikle iki uçtan birine düşer. Ya her şeyi açık söyletir, ya da her repliği bir bilmeceye çevirir. İlki sahneyi düzleştirir. İkincisi seyirciyi yorar. Emre'nin taslağı ikinci uçtaydı. Kadir her satırda başka bir aletle saklandığı için hiçbir şeyi saklamıyor gibi görünüyordu.

Bir aletin çalışması için seyircinin yeterince bilmesi de gerekir. Seyirci ağabeyin yıllardır eve uğramadığını bilmiyorsa, kardeşin iğnesi yalnız bir hava sözü olur. Alet ancak bilinen bir zeminin üstünde ses verir. Bu yüzden alt metinle yürüyen bir sahneden önce çoğu zaman düz bir bilgi gelir. Bir fotoğraf, bir komşunun sorusu, bir hemşirenin formu. Seyirci zemini oradan alır, aletin sesini sonra duyar.

Bir aleti seçmeden önce birkaç soruya cevap vermek gerekir. Karakter neyi saklıyor? Kimden saklıyor? Seyirci saklananı hangi ipucuyla yakalayacak? Cevaplar belli olduğunda alet kendiliğinden seçilir. Kadir'in derdi ağabeyinin yine gideceği. Bunu Murat'tan saklıyor. Seyirci onu bir merdiven tutamağından yakalayacak.

Mekanizma

Konuyu bir başka şeye taşımak

Vekil konu, asıl çatışmanın yerine konuşulan küçük ve somut meseledir. Kantinde Kadir'in akıtan petek hakkında ısrarı böyle bir konu. Kardeşler bir radyatörü tartışıyor, aslında kimin evde kaldığını konuşuyorlar.

Bir nesne ise yalnız konuşulmaz, paylaştırılır. Kim alacak, kim taşıyacak, kim taktıracak?

Hazırlık haftasında Murat yukarıdan merdivene tutamak takılmasını öneriyor. Kadir aşağıdan tek bir soru soruyor: kim taktıracak? Soru vida ve matkapla ilgili görünüyor. Altında başka bir hesap var. Bu evde her ay yeniden bozulan bir şey olacak. O zaman kim burada olacak?

Murat'ın cevabı pazarlığı ele veriyor. Bir usta bulacağını, parasını kendisinin vereceğini söylüyor. Para uzaktan gönderilebilir. Usta da uzaktan bulunabilir. Murat bir eşyayı teklif ederken kendini teklif etmiyor.

Konu değiştirmek ise bir kaçış yönüdür. Düşüş gününe dair soru gelince Kadir'in aklı kaloriferin havasına gidiyor. Bu bir konu kaçışı. Kadir her sıkıştığında evin tesisatına sığınıyor.

Soruyu açıkta bırakmak

Bir soruya cevap vermemenin bir yolu susmaktır. Daha incesi, cevap verir gibi yapmaktır.

Bir gece Kadir babasına ağrının ne zamandır sürdüğünü soruyor. Baba gözünü tavandan ayırmıyor. "Doktor gelince sorarsın. O bilir." Cümle doğru. Doktor gerçekten bilecek. Ama baba kendisi de biliyor, hem de aylardır. Soru "ne zaman"dı, cevap "kim"e kaydı.

Murat'ın usta ve para teklifi de bir yan cevaptı. Kadir "kim" diye sormuştu. Murat ona "nasıl"ı anlattı.

Yan cevabın gücü kibar olmasıdır. Karşı soru gibi topu geri atmaz. Susmak gibi göze batmaz. Dinleyen ancak sonra, kendi kendine, sorusunun cevapsız kaldığını fark eder. Kadir ertesi sabah babasının dediğini yapıyor. Doktora o yüksekliğin kaç zamandır sürdüğünü soruyor.

Cümleyi eksik bırakmak

Kendini kesme, karakterin cümlesini kimse araya girmeden yarıda bırakmasıdır. Murat'ın ilk geceki "Gece bir şey olursa..." cümlesi böyle havada kalıyor. Ama yarım cümle her zaman havada kalmaz. Bazen karşıdaki onu tamamlar.

İkinci akşam, devirde, Murat kapı eşiğinde duruyor. "Babam sana hiç..." diyor ve susuyor. Kadir başını kaldırmadan bitiriyor: "Sormadı." Murat bir an bekliyor. "Peki." Kadir cümleyi kendi yarasından tamamladı. Ona göre Murat'ın merak ettiği şuydu: babam bunca yıl beni sordu mu?

Seyirci ilk izleyişte de Kadir gibi duyuyor. Oysa Murat başka bir şey soracaktı. Babanın hastalığından Kadir'e hiç söz edip etmediğini yoklayacaktı. Kadir'in tek kelimesi bu soruyu hiç sorulmamış hâle getiriyor. Murat da onu bir daha sormuyor.

İma da eksik bırakır, ama cümleyi değil anlamı.

İlk gece Kadir ilaç kâğıdını uzatırken "Sen bilmezsin" diyor. Düz anlamı ilaç saatleri. Altındaki anlam: sen yıllardır yoktun. Murat "Ne demek istiyorsun?" diye üstüne gitse Kadir'in kapısı açık: ilaçları diyorum. İma bu kapı sayesinde güvenlidir. Söyleyen hem söyler hem söylememiş olur. Kapı kapandığı an ima biter, kavga başlar.

Aynı söz kantinde geri dönüyor, ama bu kez kapısı kapalı. Kadir sona bir "zaten" ekliyor. Artık ilaçlardan söz ettiğini kimse sanamaz. Murat da ilk kez imayı düz anlamından yakalıyor: biliyordum, diyor. Bir kelimenin eklenmesi, inkâr payını tüketip sahneyi yüzleşmeye çeviriyor.

Sözü ters çevirmek

İroni, karakterin söylediğinin tersini kastetmesidir. İmadan farkı yöndür. İma eksik söyler, ironi ters söyler.

Murat ilk akşam odaya giriyor, kravatı hâlâ boynunda. Kadir duvardaki saate bakıyor. "Yol kısaymış." İstanbul'dan Adana'ya yol uzundur. Kadir'in kastettiği ise yolun yıllar sürdüğü. Kapıda ilaç arabasıyla duran Figen sözü düz anlıyor: "Bu saatte otoyol boştur." Murat cevap vermiyor.

Figen'in yanlış okuması sahneye bir şey katıyor. Seyirciye bu sözün yalnız iki kardeşe ait bir şifre olduğunu gösteriyor. Babanın aynı akşamki "Bayrama mı geldin?" sorusu ise ters söz sayılmaz. O bir ima. Tersini söylemiyor, yarısını söylüyor: misafir gibi gelmişsin.

Tekrar, beden ve sessizlik

Yankı repliği, karşıdakinin kelimesini geri söylemektir. Kantindeki "Amcamız" böyle iki ağızdan geçiyor. Tekrar bir kelimeyi tartılan bir nesneye çevirir.

Söze zıt davranış, sözü bedenle yalanlar. Üçüncü akşam boş sandalye Kadir'in ayağıyla kayıp Murat'ın dizinin dibine geliyor. Murat kibarca teşekkür ediyor ve ayakta kalıyor. Söz kabul ediyor, beden reddediyor. Bu teşekkür aynı zamanda bir nezaket mesafesi. Kardeşine bir yabancıya teşekkür eder gibi teşekkür ediyor.

Aşırı nezaket mesafeyi bir kurala bağlar. Murat iş dilinden çıkmıyor: süreç, netleştirelim, dönüş yaparım. Figen ona "Murat Bey" diyor, Kadir'e yalnız "Kadir". Odadaki herkes iki kardeşin bu hastaneye ne kadar farklı uzaklıktan geldiğini hitaplardan duyuyor.

Sessizlik de bir alettir. Telefon konuşmasından sonra Murat odaya giriyor. Kadir'in parmağı bir sayfayı ileri alıyor. Murat biraz sonra yine çıkıyor ve kapı her zamanki gibi tam kapanmıyor. Aynı parmak sayfayı geri getiriyor. Tek satır okunmamış. Kadir hiçbir şey söylemedi, ama duyduğunu sayfa ele verdi.

Hepsi aynı anda

Emre'nin ilk taslağı bir teknik yığılmasıydı. Petek, teşekkür, yarım cümle, alay ve sessizlik dört satıra sıkışmıştı. Son taslakta Kadir'e bir nesne ve bir soru kaldı. Saklanan şey, aletler azalınca görünür oldu.

Filmlerden okuma

Bu filmlerde konuşmanın yükünü hep bir şey taşıyor: bir vazo, bir çorba, bir şişe likör, bir dua. Dikkat çeken, karakterlerin aletlerini ne kadar az değiştirdiği. Frédéric'in kardeşleri sonuna kadar vergiden ve masraftan konuşuyor. Wendy bir kez alay ediyor ve sahne orada bitiyor. Min-Min aynı cümleleri tekrarlıyor, oğlu aynı susuşu sürdürüyor. Her sahne bir ana alet seçiyor ve onu sonuna kadar götürüyor.

Ailenin yakınlığı da bu aletleri besliyor. Ters söz ortak bir geçmiş istiyor. Yan cevap, karşıdakinin soruyu yeniden sormaktan çekineceğini biliyor. Nesne pazarlığı, ev bir zamanlar herkese ait olduğu için mümkün. Nöbet'in iki kardeşi de bu aletleri birbirine karşı kullanabiliyor, çünkü aynı evde, aynı boy çizgilerinin önünde büyüdüler.

Barışın da bir aleti var ve filmler onu söze bırakmıyor. Chu barışı bir çorbanın tadından, Sachi bir şişeden geçiriyor. Yang-Yang'ın barışı bir mektup. Sözle kavga eden karakter, barışırken çoğu zaman elindeki eşyaya ya da yapılacak işe döner. Kavga sözünü kolay bulur. Barış ise söze gelince utanır, bir eşyanın arkasına saklanır. Nöbet'in son gecesinde Murat'ın ceketi sandalyede kalıyor. Gitti mi, dönecek mi, kimse söylemiyor. Ceket ikisini birden söylüyor.

Usta katmanı

Aleti karaktere göre seç. Murat iş diline, kibarlığa, uzaktan çözüme sığınıyor. Kadir nesnelere, tesisata, kısa sorulara. İki kardeş aynı şeyi saklarken bile farklı aletle saklanmalı. Seyirci kimin konuştuğunu repliğin içeriğinden önce aletinden tanır.

Aleti değiştirmek bir dönüm noktasıdır. Film boyunca kibar kalan karakter bir kez alay ederse, seyirci bir şeyin kırıldığını anlar. Alet değişikliğini sahnenin en önemli anına sakla. Kantinde Kadir petekten çıkıp imasının sonuna bir "zaten" eklediğinde sahne döner.

İnkâr payını kimin kaybettiğine bak. İma güvenlidir, çünkü geri alınabilir. Bir karakter "ne demek istedin?" diye üstüne gittiğinde pay biter. O soruyu kimin sorduğu, sahnede gücün kimde olduğunu söyler.

Yan cevabı seyirciye geç fark ettir. Baba "doktor bilir" dediğinde seyirci bunu bir yorgunluk sanır. Kantinde gerçek açığa çıkınca o cümle geri döner. En iyi yan cevap ilk duyuşta tam bir cevap gibi durur.

Ters sözü bir yabancının önünde söylet. Figen gibi şifreyi bilmeyen biri sözü düz okursa, seyirci şifrenin varlığını görür. Ortak geçmişi anlatmak yerine onu yanlış okuyan birini sahneye koy.

Nesneyi konuşmadan sonra da bırak. Tutamak sorusu cevapsız kalıyor. Ceket son gece sandalyede asılı duruyor. Konuşma biter, nesne kalır. Seyirci alt metni, diyalog susunca nesneden okumaya devam eder.

Aletin bedelini yaz. Her alet karaktere bir şeye mal olur. Yan cevap veren, bir gün aynı soruyu daha sert bir ağızdan duyar. Aşırı kibar olan, yakınlığa geçemez. Alay eden, seyircinin sempatisinden bir parça yitirir. Bedel sahnede ödenmiyorsa, sonraki bir sahnede ödenmeli.

İki aleti birbirine çarptır. Kadir nesneyle soruyor, Murat yan cevapla karşılık veriyor. İki farklı saklanma biçimi karşılaştığında sahne kendiliğinden bir çatışmaya döner. Aynı aleti iki karaktere birden verirsen konuşma bir ayna oyununa kayar.

Yan cevabı karakterin diline bağla. Murat'ın yan cevapları iş dilinden geliyor. Soru "ne zamandır" olduğunda o "yarın doktorla netleştirelim" der. Karakterin mesleği, ona hazır bir kaçış sözlüğü verir. O sözlüğü bul ve yan cevapları oradan yaz.

Alay edene bir düz an ver. Ters sözle konuşan karakter sürekli korunaklıdır. Bir sahnede ona tek bir düz cümle bırak. Seyirci o cümlenin ağırlığını, daha önceki bütün alayların toplamıyla tartar.

İlk kullanımda aleti öğret. Seyirci bir karakterin her sıkıştığında tesisata kaçtığını bir kez görmelidir. İkinci seferde petek sözü açılınca seyirci kaçışı hemen tanır. Alet öğretildikten sonra tek bir kelimeyle çalışır.

Konu değiştirmeyi korumak için de kullan. Her konu değiştirme bir kaçış olmak zorunda değil. Bazen karakter karşısındakini korumak için konuyu çevirir. Baba yarı uykuda Murat'a yemek yiyip yemediğini soruyor. Odadaki gergin sessizliği bir babanın en eski sorusuyla bozuyor ve oğlunu bir hesaplaşmadan koruyor. Bu yön seyirciye karakter hakkında bambaşka bir şey söyler.

Parantezle anlatma. Replik altına "(ima eder)" ya da "(alaycı)" yazma. Alet replikte ya da davranışta görünmüyorsa parantez onu kurtarmaz. Oyuncuya alt metni söyleme, ona saklayacak bir şey ver.

Sahneyi bir kez açık oku. Her repliğin yanına karakterin gerçekten söylemek istediği cümleyi yaz. Bu gizli cümleler birbirini tutmuyorsa, sahne bir yığılmadır. Tutuyorsa aletleri yeniden say ve fazlasını sil.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Alt metin ne kadar çok teknikle yazılırsa o kadar derin olur."
Doğrusu

Tersine. Aletler çoğaldıkça her biri ayrı bir şeye işaret eder. Seyirci saklanan şeyi bulamaz, yalnız bir bilmece görür.

Yaygın yanlış"İma ile ironi aynı şeydir."
Doğrusu

Değiller. İma anlamın bir kısmını söylemeden bırakır. İroni söylenenin tersini kasteder ve ortak bir kod ister.

Yaygın yanlış"Soruyu cevaplamayan karakter susar."
Doğrusu

Çoğu zaman konuşur. Yan cevap verir, karşı soru sorar, konuyu değiştirir. Sessizlik aletlerden yalnız biridir.

Yaygın yanlış"Nesne üzerinden konuşmak bir semboldür."
Doğrusu

Sembol bir anlamı temsil eder. Nesne pazarlığında ise karakterler gerçekten bir eşyayı tartışır. Pazarlığın sonucu da gerçektir: tutamak takılır ya da takılmaz.

Yaygın yanlış"Aşırı nezaket karakterin iyi niyetini gösterir."
Doğrusu

Çoğu zaman mesafeyi gösterir. Murat'ın kardeşine teşekkürü bir yakınlık değil, bir sınır.

Yaygın yanlış"Yarım cümleyi seyirci her zaman doğru tamamlar."
Doğrusu

Tamamlamayabilir. Karşıdaki karakter de yanlış tamamlayabilir. Yanlış tamamlama, ilişkinin en dürüst haritasıdır.

Yaygın yanlış"Sessizlik oyuncuya bırakılır, sayfaya yazılmaz."
Doğrusu

Yazılır. Ama "sessizlik" kelimesiyle değil, o sırada yapılan şeyle. Kadir'in çevirip geri çevirdiği sayfa, bir sessizliğin nasıl yazılacağını gösteriyor.

Yaygın yanlış"İroni komedinin aletidir."
Doğrusu

Ters söz bir aile dramında da, bir hastane odasında da çalışır. Gülümsetmesi gerekmez. Çoğu zaman bir kırgınlığı en kısa yoldan taşır.

Yaygın yanlış"Tekrar kötü yazımın işaretidir."
Doğrusu

Dikkatsiz tekrar öyledir. Seçilmiş tekrar ise bir kelimeyi her ağızda yeniden tartar. "Merak etme" sözü babadan Kadir'e, Kadir'den Murat'a geçerken her seferinde başka bir şeyi örter.

Yaygın yanlış"Karakter alt metinle konuşuyorsa seyirci onu mutlaka çözer."
Doğrusu

Çözmeyebilir. Seyirci zemini bilmiyorsa ima bir boşluğa düşer. Alt metinli sahneden önce, seyircinin saklananı tanıyacağı bilgiyi bir yere koymak gerekir.

Yaygın yanlış"Aşırı nezaket hep soğukluktur."
Doğrusu

Bazen bir korkudur. Kırılmaktan çekinen karakter kurallara sığınır. Murat'ın iş dili kardeşini itmekten çok kendini korumaya yarıyor olabilir.

Yaygın yanlış"Nesne pazarlığında nesnenin kendisi önemsizdir."
Doğrusu

Önemlidir. Tutamak gerçekten takılmalı, çünkü baba gerçekten bir merdivende düşebilir. Pazarlığın ağırlığı, nesnenin gerçek bir ihtiyaç olmasından gelir. Uydurma bir eşya üzerinden yürüyen pazarlık seyirciye bir oyun gibi görünür.

Yaygın yanlış"Alt metni oyuncu bulur, yazar yazmaz."
Doğrusu

Oyuncu derinleştirir. Ama aleti sayfaya yazar koyar: bir nesne, bir soru, yarım kalan bir cümle.

Uygulama — kendin dene

Kilit özet

  • Alt metin bir alet kutusuyla yazılır.
  • Karakter saklama aletini kendi kişiliğinden seçer.
  • Nesne pazarlığında eşya üzerinden yükün kime düşeceği tartışılır.
  • Yan cevap doğrudur ama başka bir soruya aittir.
  • Tamamlanan cümle, tamamlayanın korkusunu gösterir.
  • İma inkâr payı bırakır, pay bitince kavga başlar.
  • İma eksik söyler, ironi ters söyler.
  • Ters söz ortak geçmiş ister, yabancı onu düz anlar.
  • Tekrar bir kelimeyi tartılan bir nesneye çevirir.
  • Söze zıt davranışta beden sözü yalanlar.
  • Aşırı nezaket bir mesafedir.
  • Teknik yığılması saklananı görünmez kılar.
  • Alet değişikliği bir dönüm noktasıdır.
  • Alet ancak seyircinin bildiği bir zeminde ses verir.
  • Her aletin karaktere bir bedeli vardır.
  • Barış çoğu zaman sözden çok bir nesneyle gelir.

Sonraki derse köprü

Selim kapı eşiğindeki sahneyi yeniden okuyor. Murat "Babam sana hiç..." diyor, Kadir "Sormadı" diye bitiriyor. Selim burada bir şey fark ediyor. Kadir bu sözden bir anlam çıkarıyor, Murat başka bir anlam taşıyor. Seyirci ilk izleyişte Kadir'in tarafında. Kantinden sonra aynı replik bambaşka bir yerden duyuluyor. Peki bir replikte kaç kat aynı anda yaşayabilir? Hangisini karakter bilerek saklıyor, hangisi onun haberi olmadan davranışına sızıyor? Sonraki ders alt metnin katmanlarına bakıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Aşağısı derse dahil değildir ve seslendirilmez. Metnin animasyona dönüştürülmesi için hazırlanmış üretim notlarıdır.

Animasyon ve seslendirme notları

Bu bölüm seslendirilmez. Sonraki animasyon aşaması içindir.

Görsel anlar

  • Açılış — dört satırlık bir sayfa; her satırın yanında ayrı bir küçük simge birikiyor, sonra kalem hepsini çizip tek bir soru işareti bırakıyor.
  • Nesne pazarlığı — bir merdiven tutamağı; bir yanda para, öbür yanda bir boş sandalye tartılıyor.
  • Yan cevap — bir soru oku hedefe gidiyor, cevap oku hemen yanındaki başka bir hedefe saplanıyor.
  • Tamamlanan cümle — yarım kalan bir cümle balonu; karşıdaki kişi onu kendi rengiyle bitiriyor.
  • İnkâr payı — bir sözün arkasında aralık duran küçük bir kapı.
  • Ters söz — iki kardeşin arasında görünen bir şifre çizgisi; kenarda duran hemşire onu göremiyor.
  • Teknik yığılması — tek bir kutuya üst üste sıkıştırılmış aletler; kutunun içi görünmüyor.

Ritim

Ders her şeyi saklamaya çalışan bir sayfayla açılıyor, aletleri birer birer ayırıyor ve tek bir soruya inen bir sahneyle kapanıyor.