Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Film izlemek ile filmden öğrenmek aynı şey değildir; belirleyici olan izlenen sayısı değil, izleme biçimidir.
- Sıra değişmez: birinci izleme etkiyi ölçer, ikincisi sebebi arar, üçüncüsü seçenekleri gösterir. Analizle başlayan kişi ilk izlenimini harcamıştır.
- Zaman kodu yapıyı ölçülebilir kılan tek araçtır; "ortalarda" bir bilgi değil, kırk sekizinci dakika bir bilgidir.
- Karşılaştırmalı izleme en hızlı öğretendir, ama tek koşulu var: iki esere de aynı soruyu sormak.
- Sevmediğin filmi analiz etmek daha öğreticidir; sevdiğinde her şey doğru görünür, sevmediğinde koptuğun an bir kusurun adresidir.
- Aynı filmi iki kez izle: birincisinde kendini bırak, ikincisinde kalemi al. Bu ikisi tek seferde yapılmaya çalışılırsa ikisi de olmaz.
- Kayıt tutmak hafızayı değil dikkati değiştirir; listenin değeri sonradan okunmasında değil, çıkarılırken seni zorladığı bakışta.
Açılış sahnesi
Hayatın boyunca kaç film izledin? Bin? İki bin? Say, kabaca yeter.
Şimdi zor soru: kaç tanesinden bir şey öğrendin?
Çoğu insan için cevap şaşırtıcı biçimde düşüktür. Ve sebebi izlenen filmlerin kalitesi değil.
Sebep şu: film izlemek, filmden öğrenmekle aynı şey değil. Tıpkı yemek yemenin aşçılık öğrenmekle aynı şey olmaması gibi.
Bir aşçı bir tabağı yerken aynı anda iki şey yapar: tadını alır ve içinde ne olduğunu çözer. İkincisi öğrenilmiş bir beceridir ve o beceri olmadan bin tabak yiyip hiçbir şey öğrenmezsin.
Bir yazar için film izlemek bir tüketim değil, bir veri toplama işidir. Ama tüketmeyi bırakırsan da veri bozulur.
İşte bu dersin gerilimi burada. Filmi analiz ederken izlersen, seyirci olarak ne hissettiğini kaybedersin — ve o his, elindeki en değerli veridir.
Çözüm basit ama disiplin istiyor: aynı filmi iki kez izlemek. Bir kez seyirci olarak, bir kez yazar olarak.
Ve bir üçüncü izleme daha var ki en verimlisi o — ama en az yapılanı da o.
Peki ikinci izlemede tam olarak ne yapılır?
Bu derste ne olacak
Üç ayrı izleme kuracağız. Birincisi kesintisiz ve not almadan; bir senaryoyu ilk kez okurken de aynı kural geçerlidir. İkincisinde durdurup kaydedeceğiz: zaman kodu, sahne listesi, karakter kararları, bilgi dağılımı. Üçüncüsü ise en verimli ve en az yapılan: karşılaştırmalı izleme. İki filmi yan yana koymak, tek bir filmi on kez izlemekten çok şey öğretir. Boyunca tek bir ayrım dönecek: etkiyi ölçmek ile sebebi aramak aynı oturumda yapılamaz. Yirmi filmden örneklerle bunu göreceğiz. Ders bittiğinde elinde bir sahne listesi çıkarma yöntemi, bir karşılaştırma kuralı ve kendi metnindeki sıkıcı sahneleri bulmanı sağlayacak bir test olacak.
Sıfır noktası
Bir futbol antrenörünü düşün.
Pazar günü maçı tribünde izliyor. Bağırıyor, seviniyor, kızıyor. Tam bir taraftar.
Pazartesi sabahı aynı maçı odasında tekrar izliyor. Bu sefer durduruyor, geri alıyor, bir hamleyi üç kez seyrediyor, kâğıda çiziyor.
Salı günü ise başka bir takımın maçını açıyor ve ikisini yan yana koyuyor. Aynı durumda o takım ne yapmış? Fark nerede?
Üç izleme, üç ayrı iş. Ve dikkat: birincisi olmadan diğer ikisi eksik kalır. Taraftar olarak hissetmediği bir maçı analiz eden antrenör, sayıları görür ama oyunu görmez.
İlk izleme etkiyi ölçer, ikinci izleme sebebi arar, üçüncü izleme seçenekleri gösterir.
Bu benzetme üç şeyi birden anlatıyor.
Birincisi, sıra değişmez. Analizle başlayan kişi bir daha o filmi ilk kez izleyemez ve ilk izlenim tek kullanımlıktır.
İkincisi, ikinci izleme yavaştır ve yavaş olmalıdır. Doksan dakikalık bir filmin analitik izlemesi üç saat sürer. Bunu bilmeden başlayan kişi yarıda bırakır.
Üçüncüsü, karşılaştırma en hızlı öğretendir. Tek bir maçta neyin doğru olduğunu bilemezsin; iki maçta fark görünür. Fark, tek başına bir örnekten çok daha öğreticidir.
Dördüncüsü, ve pratikte en işine yarayacak olanı: kayıt tutmak hafızayı değil, dikkati değiştirir. Kâğıt elindeyken başka türlü izlersin; ne aradığını bilen göz, aramadığı zaman görmediği şeyleri görür. Listenin değeri sonradan okunmasında değil, çıkarılırken seni zorladığı dikkatte.
Şimdi benzetmenin kırıldığı yeri söyleyeyim. Futbolda doğru hamle çoğu zaman bellidir; gol olmuşsa olmuştur. Sinemada ise "doğru" yoktur. Bir sahnenin işe yarayıp yaramadığı ölçülemez, sadece hissedilir. Bu yüzden aktif izlemenin amacı doğru cevabı bulmak değil, seçenekleri görmektir: yönetmen burada şunu yaptı, başka ne yapabilirdi?
Bu kadarı temel. Şimdi üç izlemeyi yapalım.
Mekanizma
Birinci izleme: seyirci ol
Kural aynı: not alma, durdurma, telefona bakma.
Bittiğinde dört şey yaz.
Ne hissettim? Tek kelime yeter: tedirginlik, hüzün, öfke, hiçbir şey. Son seçenek de bir cevaptır ve önemli bir cevaptır.
Nerede beklentiye girdim? Filmin seni öne eğdiği anlar. Bunlar kanca noktalarıdır ve sonradan neyin işe yaradığını gösterir.
Hangi sahne aklımda kaldı? Genellikle bir tanedir ve genellikle en gösterişli olan değildir.
Nerede koptum? Sıkıldığın, telefona baktığın, düşüncenin kaydığı yer. En değerli veri budur çünkü bir kusurun izidir.
İkinci izleme: kaydet
Şimdi kalem ve durdurma tuşu.
Neden zaman kodu tutuyoruz? Çünkü "ortalarda bir yerde" bir bilgi değildir. "Kırk sekizinci dakikada" bir bilgidir ve yüz on dakikalık bir filmde kırk sekizinci dakika, orta noktanın hemen öncesidir. Yapıyı ancak sayıyla görürsün.
Bu liste bu dersin ana çıktısıdır ve ilk kez yapan için yorucudur. Ama bir kez çıkardığında elinde o filmin röntgeni olur.
Listeyi çıkarırken beş şeyi ayrıca işaretle.
Amaç ve engeller: karakter ne istiyor, önüne ne çıkıyor.
Dönüm noktaları: hikâyenin yön değiştirdiği anlar. Zaman kodlarını yan yana koyduğunda yapının şekli çıkar.
Karakter kararları: karakterin hangi anda neyi seçtiğinin listesi. Hangi sahnede karakter bir şey seçti?
Sahne listesinden yapı çıkarmak
Listeyi çıkardın. Şimdi ondan ne okunur?
Üç şey ve üçü de sayıyla görünür.
Sahne uzunlukları. Zaman kodları arasındaki farkı al. Filmin başındaki sahneler mi uzun, sonundakiler mi? Çoğu filmde sahneler sona doğru kısalır ve bu, hızlanmanın teknik karşılığıdır.
Mekân sayısı. Kaç ayrı yer var? Az mekânlı bir film basınç kurar, çok mekânlı bir film genişlik kurar. İkisi de doğru olabilir; ama tesadüf olmamalıdır.
Karar yoğunluğu. Kaç sahnede karakter bir şey seçiyor? Bu sayı düşükse film bir olaylar dizisidir, bir hikâye değil — ve senin kendi metninde bu sayıyı ölçmen, en hızlı teşhis yollarından biridir.
Üçüncü izleme: karşılaştır
Altı verimli karşılaştırma var.
Aynı türden iki eser. İki korku filmi. İkisi de aynı işi yapmaya çalışıyor; nerede ayrışıyorlar?
Aynı hikâyenin iki uyarlaması. Bu en öğretici olanıdır çünkü hikâye sabittir, değişen sadece anlatımdır. Değişken azaldığında fark netleşir.
Pilot bölüm ile sezon finali. Aynı dizinin başı ve sonu. Karakterler nasıl değişmiş, dünya nasıl genişlemiş?
Senaryo ile bitmiş eser. Sayfadaki metin ile perdedeki film aynı şey değildir.
Başarılı ve başarısız bir örnek. Aynı türde, biri işe yaramış biri yaramamış iki film. Neden sorusunun cevabı ikisinin arasındadır.
Farklı kültürlerin aynı türü kullanımı. Bir Kore polisiyesi ile bir Türk polisiyesi aynı türü farklı kurar ve o fark, türün hangi kısmının evrensel hangi kısmının yerel olduğunu gösterir.
Karşılaştırmayı yaparken tek bir kural var: aynı soruyu iki filme de sor. Farklı sorular sorarsan iki ayrı analiz yapmış olursun, karşılaştırma değil.
Şimdi teoriyi bırakıp perdeye bakalım.
Filmlerden okuma
İlk izlemenin verisi
Zaman kodunun gösterdiği
Bilgi dağılımı
Görsel motif avı
Karşılaştırmanın gücü
Kültürler arası aynı tür
Usta katmanı
Buraya kadar söylediklerim doğru. Şimdi işin incesine inelim.
Birincisi, bir sınır. Her filmi analitik izlemek mümkün değildir ve gerekmez. Doksan dakikalık bir filmin sahne listesini çıkarmak üç saat sürer; bunu her hafta yapamazsın. Pratik oran şudur: ayda bir film. Geri kalanını seyirci olarak izle. Sürekli analiz eden kişi film izlemekten soğur ve soğuyan yazarın kaynağı kurur.
İkincisi, bir meslek gerçeği. Deneyimliler sahne listesini bütün film için değil, seçtikleri bir bölüm için çıkarır. Filmin ilk yirmi dakikası ya da son yirmi dakikası. Sebep şu: kurulum ve çözülme en çok öğreten bölümlerdir ve ikisi de kısadır. Ortadaki elli dakika, aynı mantığın tekrarıdır.
Üçüncüsü, bir teknik. İkinci izlemede sesi kapatarak bir bölüm izle. Ne olduğunu hâlâ takip edebiliyor musun? Edebiliyorsan görsel anlatım güçlü demektir. Sonra tersini yap: ekranı kapat, sadece dinle. İki test, iki ayrı katmanı ayrı ayrı ölçer ve ikisini birden izlerken hiçbirini ölçemezsin.
Dördüncüsü, bir uyarı. Sevmediğin filmleri analiz etmek, sevdiklerini analiz etmekten daha öğreticidir. Sevdiğin filmde her şey doğru görünür çünkü zaten ikna olmuşsundur. Sevmediğin filmde ise tam olarak nerede koptuğunu bulabilirsin ve o nokta bir teşhistir. Yazarken aynı hatayı yapmamanın en hızlı yolu budur.
Beşincisi, bir ölçek etkisi ve dizide bu fark büyük. Dizide aktif izleme farklı çalışır: tek bölümü analiz etmek yetmez, çünkü dizinin asıl yapısı bölümler arasındadır. Dizide bakılacak şey bölüm içi yapı değil, bölüm sonu kararlarıdır — her bölüm neyi açık bırakıyor, neyi kapatıyor? Bir sezonun bütün bölüm sonlarını art arda okumak, o dizinin motorunu tek başına gösterir.
Altıncısı, bir gözlem. Analitik izlemede en çok atlanan katman sestir. Görsel motifleri saymak kolaydır çünkü gözle görünür; ses motifleri ise fark edilmeden geçer. Oysa bir filmde tekrarlanan bir ses — bir kapı, bir motor, bir ezgi — görsel motiften çoğu zaman daha derine işler. Bir izlemeyi sadece sese ayır.
Ve son bir şey. Bu dersin en zor kısmı teknik değil, birinci izlemeyi koruyabilmek. Bir süre sonra hiçbir filmi masumca izleyemez hâle gelirsin; her sahnede yapıyı görürsün ve bu, bir kayıptır. Buna karşı tek savunma şudur: bazı filmleri hiç analiz etmemeye karar ver. Sevdiğin birkaç filmi hiç sökme; onlar senin seyirci kalabildiğin yerler olsun ve o yerler yazarken sana neyin peşinde olduğunu hatırlatır.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışÇok yaygın bir kanı şu: çok film izleyen iyi yazar olur.
Olmaz. Bin film izleyip hiçbirinden bir şey öğrenmemek tamamen mümkündür ve yaygındır. Belirleyici olan sayı değil, izleme biçimi. Yirmi filmi sahne listesi çıkararak izlemiş biri, iki bin filmi pasif izlemiş birinden çok daha fazlasını bilir.
Yaygın yanlışİkinci yaygın yanlış: analiz ederek izlemek keyfi öldürür, o yüzden yapılmamalı.
Yarısı doğru — analiz gerçekten keyfi azaltır. Çözüm analizden vazgeçmek değil, ayırmaktır: birinci izleme tamamen keyif, ikinci izleme tamamen iş. Aynı anda ikisini yapmaya çalışmak, ikisini de bozar.
Yaygın yanlışÜçüncüsü: zaman kodu tutmak gereksiz bir titizlik.
Değildir; yapıyı ölçülebilir kılan tek şeydir. "Ortalarda" bir bilgi değildir. Kırk sekizinci dakika bir bilgidir ve o sayıyı beş filmde tuttuğunda orta noktanın gerçekten var olduğunu kendi gözünle görürsün — kimsenin sana söylemesine gerek kalmaz.
Yaygın yanlışDördüncüsü: sevdiğin filmleri analiz etmek en verimli yoldur.
Değildir, tam tersi. Sevdiğin filmde her şey doğru görünür çünkü zaten ikna olmuşsundur. Sevmediğin filmde koptuğun anı bulabilirsin ve o an, bir kusurun adresidir. Teşhis, hayranlıktan daha çok öğretir.
Yaygın yanlışBeşincisi: karşılaştırma yaparken iki filme de kendi sorularını sormak.
Sorman gereken aynı sorudur. Farklı sorular sorarsan iki ayrı analiz yapmış olursun ve aradaki fark görünmez. Karşılaştırmanın bütün gücü, değişkenleri sabitleyip tek bir farkı izole etmekten gelir.
Yaygın yanlışYedincisi: analitik izlemede filmin tamamını çıkarmak gerektiğini sanmak.
Gerekmez. İlk yirmi dakika ve son yirmi dakika en çok öğreten bölümlerdir; ortadaki elli dakika büyük ölçüde aynı mantığın tekrarıdır. Tamamını çıkarmaya kalkan kişi yarıda bırakır ve bir daha hiç başlamaz.
Yaygın yanlışAltıncısı, ve en incesi: her filmi analiz etmek gerektiğini sanmak.
Gerekmez ve zararlıdır. Sürekli analiz eden yazar bir süre sonra hiçbir filmden etkilenemez hâle gelir ve etkilenemeyen yazarın kaynağı kurur. Bazı filmleri hiç sökmemeye karar ver; onlar senin seyirci kalabildiğin yerlerdir.
Uygulama — kendin dene
Birinci oturum: bir film seç ve baştan sona izle. Kalem yok, durdurma yok. Bitince dört soruyu cevapla — ne hissettim, nerede beklentiye girdim, hangi sahne aklımda kaldı, nerede koptum.
İkinci oturum: aynı filmi aç ama sadece ilk yirmi dakikasını izle. Tamamını değil; kurulum bölümü yeter.
Bu yirmi dakikada bir sahne listesi çıkar. Her sahne için tek satır: zaman kodu, mekân, kim var, ne değişti.
Muhtemelen sekiz ile on beş arası sahne bulacaksın.
Şimdi listeye bak ve iki şey işaretle. Birincisi: tetikleyici olay hangi dakikada? İkincisi: seyirci karakterden fazla mı biliyor, az mı?
Son adım ve asıl olanı: birinci oturumda "koptum" dediğin yer varsa, o dakikayı listede bul. Orada ne oluyor? Çoğu zaman şunu göreceksin — o sahnede bir değer değişmiyor. Sahne bir şey anlatıyor ama bir şey olmuyor.
Kendi metnindeki sıkıcı sahneleri de artık aynı yöntemle bulabilirsin.
Kilit özet
- Film izlemek ile filmden öğrenmek aynı şey değildir; belirleyici olan izlenen sayısı değil, izleme biçimidir.
- Sıra değişmez: birinci izleme etkiyi ölçer, ikincisi sebebi arar, üçüncüsü seçenekleri gösterir. Analizle başlayan kişi ilk izlenimini harcamıştır.
- Zaman kodu yapıyı ölçülebilir kılan tek araçtır; "ortalarda" bir bilgi değil, kırk sekizinci dakika bir bilgidir.
- Karşılaştırmalı izleme en hızlı öğretendir, ama tek koşulu var: iki esere de aynı soruyu sormak.
- Sevmediğin filmi analiz etmek daha öğreticidir; sevdiğinde her şey doğru görünür, sevmediğinde koptuğun an bir kusurun adresidir.
- Aynı filmi iki kez izle: birincisinde kendini bırak, ikincisinde kalemi al. Bu ikisi tek seferde yapılmaya çalışılırsa ikisi de olmaz.
- Kayıt tutmak hafızayı değil dikkati değiştirir; listenin değeri sonradan okunmasında değil, çıkarılırken seni zorladığı bakışta.
Sonraki derse köprü
Film izlemeyi öğrendik ama bir kaynak hâlâ eksik: senaryoların kendisi. Bir filmi izlemek sana sonucu gösterir; bir senaryoyu okumak ise o sonuca nasıl varıldığını gösterir. Sıradaki derste yayımlanmış senaryolara nasıl ulaşacağını, ne arayacağını ve okuduklarını nasıl kendi yazımına çevireceğini konuşacağız. Orada bir de taklit egzersizi var — kulağa yanlış geliyor, hatta biraz utandırıcı, ama en hızlı öğreten alıştırmalardan biri ve nedenini orada açacağız.