Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Aksiyon satırı seyircinin göreceği ve duyacağı şeyi şimdi oluyormuş gibi yazar.
- Zaman kayması okurun sahnedeki yerini bir an kaybettirir; sayfa tek bir zamanda kalır.
- Çekilemez satır düşünceyi bildirir; yerine oyuncunun yapabileceği bir eylem yazılır.
- Paragraf sınırı her yeni görüntüde, seste ve eylemde bloğu keser.
- Algı sırası bilgileri seyircinin onları göreceği sırayla dizer.
- Örtük çekim planı kamera kelimesi kullanmadan sezdirir.
- Büyük harf vurgusu az kullanıldıkça işe yarar.
- Dikey yazım okurun hızını ve bekleyişini sayfanın şekliyle ayarlar.
- Görülebilir bir şeyi söyleyen sıfat kalır, yazarın duygusunu söyleyen sıfat gider.
- Dekor tek seferde sayılmaz; her ayrıntı iş gördüğü sahnede görünür.
- Oyuncunun yüzünü ve her hareketini yönetmek yerine yapacağı tek işi yazmak yeter.
- Biçimin bilerek bozulduğu tek yer, okura öznel bir anı haber verir.
Açılış sahnesi
Yapımcıya gidecek dosya masada. Emre sahneleri tek bir belgede birleştirmiş, son kez baştan sona okutmak istiyor. Selim mavi kalemle sayfaları çeviriyor. Arka kapı sahnesinde duruyor ve kalemi kâğıttan kaldırıyor.
Sayfa ötekilere benzemiyor. Sahne başlığı doğru, kenar boşlukları doğru. Ama aksiyon satırı uzun, sık, tek bir blok hâlinde akıyor. Fiillerin hepsi geçmiş zamanda. Selim sesli okuyor: Kadir ağır demir kapıyı itip dışarı çıktı. Son satıra gelince sesi duruyor. Kamera yavaşça yükselir. Emre o planı aylar önce silmişti.
Emre sayfayı elinden alıyor. Bu, sahnenin ilk hâli. Geçen kış, dedesinin hastanesinden döndüğü gece bir deftere yazmıştı. Revize ettiği hâl başka bir dosyada kalmış. Birleştirirken eski sayfa araya karışmış.
Nermin Hanım yeni sayfayı hemen açtırmıyor. Önce eskisini okuyalım, diyor. Neden yanlış olduğunu bilmeden düzeltirsen yarın aynısını başka bir sahnede yazarsın.
Selim bir şey daha söylüyor. Yapımcının okuyucusu bu sayfayı okumaz. Bloğun ilk satırına bakar, sonra diyaloğa atlar. Kadir'in o gece arka kapıda ne yaptığını hiç öğrenmez.
Emre bunu duyunca eski sayfayı masanın ortasına koyuyor.
Aksiyon satırı seyircinin göreceği ve duyacağı şeyi, göreceği sırayla ve şimdi oluyormuş gibi yazar. Biçimi okuma hızını da belirler.
Bu derste ne olacak
Bu derste aksiyon satırının biçimine bakacağız: fiilin zamanı, paragrafın boyu, cümlenin içindeki sıra ve büyük harfin işi. Emre'nin arka kapı sahnesi ders boyunca masada kalacak. Önce roman gibi yazılmış hâlini okuyacağız. Sonra her kuralda bir satırını düzelteceğiz. Sonunda aynı sahneyi senaryo biçiminde göreceğiz. Her düzeltmenin okura ne kazandırdığını da tartacağız. Bir sahil karavanında yalnız bir polis, uzak bir üste öten bir izleme cihazı ve kanlı bir bar ofisi bize eşlik edecek. Bir şehri boydan boya geçen bir çete ve bir dişçi koltuğu da masada olacak.
Sıfır noktası
Emre'nin eski sayfası şöyle:
DIŞ. DEVLET HASTANESİ, ARKA KAPI — GECE
Kadir ağır demir kapıyı itip dışarı çıktı. Soğuk, yorgun yüzüne bir tokat gibi çarptı. Ağabeyinin üç aydır her şeyi bildiğini düşünüyordu ve bu düşünce onu içten içe kemiriyordu. Boş, karanlık, ıssız, kasvetli otoparka baktı. Cebinden telefonunu çıkardı, baktı, geri koydu. Uzaklarda bir yerlerde bir köpek havlıyordu. Kamera yavaşça yükselir ve onu bütün yalnızlığıyla gösterir.
Paragraf kötü bir yazı değil. Bir öyküde iş görebilir. Okur Kadir'in kafasının içine girer, soğuğu yüzünde hisseder. Sorun şu ki bu sayfa bir öykü okuru için yazılmamış. Onu okuyacak kişi bir yapımcı, bir oyuncu, bir görüntü yönetmeni ve sonunda bir kurgucu. Hepsi sayfadan bir film kurmaya çalışacak.
Film kurmak isteyen okur her cümleye aynı soruyu sorar. Bunu kamera çekebilir mi, mikrofon kaydedebilir mi? Eski sayfada cevabı hayır olan cümleler var. Kadir'in düşündüğü şey, düşüncenin onu kemirmesi, otoparkın kasvetli olması. Bunlar perdeye çıkmaz. Oyuncu onları oynamaya çalışır ama sayfa ona ne yapacağını söylemez.
Sıfatlar da okuru yoruyor. Boş, karanlık, ıssız, kasvetli. Dört kelime aynı duyguyu dört kez söylüyor. Hiçbiri zeminin, lambanın ya da arabaların neye benzediğini göstermiyor. Okur kendi kafasında bir otopark kurmak zorunda kalıyor.
Zaman da yanlış yerde. Geçmiş zaman, olayın bittiğini ve birinin onu anlattığını söyler. Film ise anlatılmaz, olur. Seyirci Kadir'i kapıdan çıkarken görür, çıkmış olduğunu değil.
Biçimin de bir sorunu var. Yedi cümle tek bir paragrafa sıkışmış. Okuyucu bu bloğa bakınca sahnenin uzun olduğunu sanar. Oysa ekranda belki yarım dakikalık bir an. Bir de son cümle var: kamera komutu. Üstelik Kadir'den yüksekte duran bir kamera. Atölyenin silinmiş planlarından biri.
Bu ders kuralları tek tek ezberletmeyecek. Her kuralın arkasında okuyucunun gözü var. O göz satırı nasıl okuyor, nerede hızlanıyor, nerede atlıyor? Aksiyon satırının biçimi bu sorulara verilmiş cevaptır.
Mekanizma
Zamanın kayması
Emre ilk iş fiilleri şimdiki zamana çeviriyor. Çıktı, çıkar oluyor. Baktı, bakar. Sayfa bir anda canlanıyor. Ama ikinci okumada Selim yeni bir şey buluyor. Paragrafın ortasında bir fiil eski hâlinde kalmış: telefonunu çıkardı.
Türkçede kayma iki yönden gelir. Biri geçmiş zaman. Öteki geniş zamanla şimdiki zamanın karışması. Çoğu Türkçe senaryo geniş zamanı seçer: açar, bakar, durur. Bazı yazarlar şimdiki zamanı sever: açıyor, bakıyor. İkisi de olur. Aynı sayfada ikisi birden olunca okur sendeler. Emre sayfada yalnız geniş zaman bırakıyor. Telefonunu çıkarır.
Kameranın göremediği
Sonra iç düşünce cümlesi. Emre onu silmek istemiyor. Sahnenin bütün yükü o cümlede, diyor.
Nermin Hanım cümleyi silmesini değil, yerine ne koyacağını sormasını istiyor. Kadir o gece neyi bilerek kapıdan çıkıyor? Ağabeyinin üç aydır bildiğini. Bunu seyirci kantinde zaten duydu. Seyirciye yeniden söylemek gerekmiyor. Sayfaya kalan iş Kadir'in bedeni. Ellerini koltuk altlarına sokar. Nefesi buhar olur. Oyuncu bunları oynayabilir. Düşünceyi de bunların içine koyar.
Bir paragraf, bir an
Emre'nin eski bloğu yedi cümle. Selim onu kalemle bölüyor. Her çizgi bir anın bittiği yer.
Sınırın iki işi var. Okuyucunun gözüne nefes verir, çünkü kısa paragraf atlanmaz. Bir de sahnenin parçalarını gösterir. Kapının kapanması bir an. Kadir'in eşikte durması başka bir an. Köpeğin sesi üçüncü. Tek bir blokta üçü birbirine yapışıyordu.
Seyircinin gördüğü sıra
Eski sayfada bir cümle daha sorunlu: uzaklarda bir yerlerde bir köpek havlıyordu. Selim cümleyi değil, yerini soruyor. Seyirci köpeği ne zaman duyacak?
Arka kapı kapanınca koridorun sesi kesiliyor. Sessizlik önce geliyor. Köpek o sessizliğin içine düşüyor. Emre sırayı buna göre kuruyor. Önce kapı, sonra kesilen ses, sonra Kadir, en son uzaktaki köpek. Son gece de aynı soru soruluyor. Babanın eli Kadir'in bileğini tutuyor. Seyirci önce eli mi görecek, yoksa sandalyedeki Kadir'i mi? Emre önce Kadir'i yazıyor. El kadraja sonradan giriyor.
Komutsuz plan
Kamera cümlesi kalıyor. Emre onu da silmeye razı. Ama bir şeyi kaybetmekten korkuyor. Kadir'in otoparkın ortasında küçük görünmesini istemişti.
Selim bir satır öneriyor: "Otopark boş. Tek lamba." Ayrı bir paragrafta duran bu kısa satır okurun gözünü Kadir'den alıp alana yayıyor. Plan geniş, ama kamera kendini göstermiyor. Yükseklik de yazılmıyor. Kurgucu olarak Selim bunu sever. Plan sayfada sezilir ama yönetmenin elinden alınmaz.
Büyük harfin bütçesi
Emre yeni sayfada sesleri büyük harfle yazmış. KAPANIR. HAVLAR. VIZILDAR. Bir sesin kaynağı olan lamba bile büyük harfle duruyor.
Karakterin ilk görünüşündeki büyük harf bir kuraldır. Ses ve nesne için büyük harf ise bir alışkanlık. Bazı yazarlar ve bazı yapım ekipleri onu sever, bazıları hiç kullanmaz. Ölçü tek: her büyük harf okura "bunu kaçırma" der. Sayfada beş tane olunca hiçbiri bunu söyleyemez. Kadir burada ilk kez görünmüyor. Adı açılışta, yağmurlu yolda zaten büyük harfle yazıldı. Arka kapıda yalnız bir büyük harf kalıyor: kapanan kapı. Çünkü sahnenin ortası o seste.
İtalikle vurgu da var. Bir kelimenin altını çizmek ya da onu eğik yazmak. Emre bunu sayfada hiç kullanmamaya karar veriyor. Vurgunun işini satırın kendisi görmeli.
Fazla olan
Emre'nin defterinde babanın evine ilk giriş de var. Yarım sayfalık bir liste. Gürleyen kalorifer, gıcırdayan kapılar, damlayan musluk, uğuldayan buzdolabı, boy çizgileri, takvim, tek fincan. Selim listeyi sayıyor ama okumuyor. Yapımcının okuyucusunun da okumayacağını söylüyor. Liste dünyayı kurmuyor, evin envanterini çıkarıyor.
Emre listeyi sahnelere dağıtıyor. İlk girişte takvim ve masanın altındaki cam kırığı kalıyor, çünkü düşüşün izi onlar. Musluk bir geceye gidiyor. Buzdolabının tekleyen kompresörü Murat'ın duymadığı ana saklanıyor.
Sıfatlar aynı hesapla eleniyor. Yaşlı, yorgun, unutulmuş bir ev yerine bir kapı gıcırtısı yazılıyor. Hareketler de budanıyor. Kadir'in anahtarı çıkarması, kilidi çevirmesi, kapıyı itmesi tek fiile iniyor: içeri girer.
Son budama oyuncunun payına düşüyor. Taslakta Murat boy çizgilerine bakarken dudakları titriyor, gözleri doluyor, yutkunuyor. Oyuncunun yüzü satır satır yönetiliyor. Mimik dikte denen hata bu. Emre üç fiili siliyor. Murat boy çizgilerine bakar. Gerisini oyuncunun yüzü yapacak.
Satırın hızı
Son olarak sayfanın şekli. Emre düzeltilmiş sahneye uzaktan bakıyor. Sağ taraf boş, satırlar alt alta.
Kısa satır okuyucuyu sayfadan aşağı çeker. Ama hız tek sonucu değil. Her satırın altındaki boşluk küçük bir duraktır. Arka kapıda Emre bu durakları istiyor. Sahnede olay yok, yalnız bekleyiş var. Satırlar kısa ama aralarındaki boşluk Kadir'in o gece orada geçirdiği zamanı taşıyor.
Düzeltilmiş sayfa şöyle:
DIŞ. DEVLET HASTANESİ, ARKA KAPI — GECE
Demir kapı arkasından KAPANIR. Koridorun sesi kesilir.
Kadir eşikte durur. Nefesi buhar olur.
Ellerini koltuk altlarına sokar.
Uzakta yol uğultusu. Bir köpek havlar.
Otopark boş. Tek lamba.
Kadir telefonunu çıkarır. Ekrana bakar. Geri koyar.
Sıfat yığını gitmiş. Boş kelimesi kalmış, çünkü otoparkın boşluğu görülebilir bir şey. Telefon üç fiille duruyor. Hiçbiri Kadir'in ne hissettiğini söylemiyor.
Filmlerden okuma
Riggs'in karavanında iç dünya nesnelere dağılmış. Babe'in koltuğunda ise plan satırların düzenine gizlenmiş. Sayfa kameradan hiç söz etmiyor, ama okurun gözü doğru yere gidiyor.
Aliens ile Blood Simple ise okurun gözünü yöneten iki aracı ayırıyor. Biri vurgu, öteki sıra. Vurgu bir şeyi büyütür, sıra onu doğru anda gösterir. Biri yanlış kullanılırsa öbürü onu kurtaramaz.
Savaşçılar bunların hepsinin bir hız meselesi olduğunu hatırlatıyor. Sayfanın şekli okurun zamanını ayarlar. Okurun zamanı da sonunda seyircinin zamanına dönüşür.
Usta katmanı
Edilgeni bilerek kullan. Etken fiil kuraldır, çünkü eylemi kimin yaptığını gösterir. Ama bazen seyirci bunu bilmemeli. "Kapı açılır" cümlesi eli saklar. Kural bozulduğunda okur bunun bir seçim olduğunu anlamalı. Sayfada başka hiçbir edilgen olmasın.
Özneyi düşürürken dikkatli ol. Türkçe özneyi atmaya izin verir. "Durur. Bakar." temiz okunur. Ama odada iki kişi varsa okur kimin baktığını kaybeder. Özne her değiştiğinde adı yeniden yaz.
Geniş zamanla şimdiki zamanı ritim için ayırma. Bazı yazarlar sakin anlarda geniş zaman, gergin anlarda şimdiki zaman kullanmayı dener. Okuyucu bunu ritim olarak değil, kayma olarak okur. Ritmi zamanla değil, satır boyuyla kur.
Paragrafın ilk kelimesini seç. Hızlı okuyucu çoğu zaman yalnız paragrafların başını okur. İlk kelime özneyse sahne yürür. İlk kelime bir sıfat ya da zarfsa okur ne olduğunu kaçırır.
"-ken" yan cümlesini eşzamanlılığa sakla. "Kadir çayı karıştırırken Murat konuşur" iki eylemi aynı plana koyar. Eylemler art arda oluyorsa iki ayrı cümle yaz. Yoksa yönetmen yanlış planı okur.
Diyaloğun arasına giren satırı tek işe indir. Repliklerin arasındaki aksiyon satırı sahnenin nefesidir. Oraya üç eylem koyarsan oyuncunun ritmini yazmış olursun. Bir eylem seç, gerisini oyuncuya bırak.
Dekoru sahnelere dağıt. Bir mekânı ilk girişte bütünüyle tarif etme isteği güçlüdür. Babanın evinde Emre damlayan musluğu bir sahnede, uğuldayan buzdolabını başka sahnede kullanıyor. Her ayrıntı işini gördüğü sahnede ilk kez görünür.
Büyük harfi yapım dökümünden ayır. Bazı ekipler sesleri ve nesneleri çekim için büyük harfle işaretler. Bu bir yapım alışkanlığıdır. Yapımcıya giden ilk okuma taslağında büyük harfi yalnız okur için kullan.
Tek kelimelik satırı tek kez kullan. Bir sayfada tek kelimelik bir paragraf bir yumruktur. İkincisi gelince birincisinin etkisi azalır. Üçüncüsü ise sayfayı bir şiir taklidine çevirir.
Vurguyu satırın sonuna bırak. Kısa bir aksiyon satırında okurun aklında son kelime kalır. "Sandalyenin arkasında Murat'ın ceketi" cümlesi ceketle biter. Büyük harfe gerek kalmadan nesne öne çıkar.
Okuma süresini ekran süresine yaklaştır. Uzun bir anı tek satıra sıkıştırma, kısa bir anı paragrafa yayma. Tıraş sabahı yavaş geçer, Emre onu birkaç kısa satıra bölüyor. Kapının kapanması ise tek satır.
Biçimi bozduğun tek yeri seç. Emre'nin hastane sayfaları telgraf gibi kısa. Yanlış ad gecesi bu kuralın esnediği tek yer. Orada satırlar uzuyor, ses yakınlaşıyor. Sayfanın şekli değişince okur öznel bir ana girdiğini seyirciden önce hissediyor.
Okura konuşmayı ölç. Bazı yazarlar aksiyon satırında okura göz kırpar, araya bir espri sıkıştırır. Bu ses tutarlıysa ve sayfa yine çekilebilir kalıyorsa bir üslup olur. Ama ilk kez okunan bir senaryoda okur önce sahneyi arar. Espri sahnenin önüne geçtiği anda bir süs cümlesine döner.
Sesi kaynağından önce yaz. Seyirci bir sesi çoğu zaman kaynağını görmeden duyar. "Korkuluğa metal vurur. Babanın alyansı." sırası bu duyuşu sayfaya taşır.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Şimdiki zaman yalnız -yor ekiyle yazılır."
Türkçe senaryoda geniş zaman da şimdiki zaman sayılır: açar, bakar. Önemli olan seçimin sayfa boyunca değişmemesidir.
Yaygın yanlış"Aksiyon satırı ne kadar kısaysa o kadar iyidir."
Kısa satır hız verir ama her satır kısa olunca sayfa tekdüzeleşir. Uzun bir paragraf da yerini bulursa bir şey söyler.
Yaygın yanlış"Büyük harf ne kadar çoksa okur o kadar dikkat eder."
Tersi doğrudur. Her büyük harf bir öncekinin gücünü azaltır. Bir sayfada birkaç tane yeter.
Yaygın yanlış"Kamera kelimesi geçmiyorsa yönetmenlik yapılmamıştır."
Paragrafları her plana göre bölen yazar da kamerayı yönetir. Örtük çekim ölçülü kullanılınca bir ipucudur, her satırda kullanılınca gizli bir çekim listesidir.
Yaygın yanlış"Sıfat aksiyon satırında yasaktır."
Görülebilir bir şeyi söyleyen sıfat gereklidir. Çukur bir eşik bir şey gösterir. Kasvetli bir otopark yalnız yazarın duygusunu söyler.
Yaygın yanlış"İç düşünce yazılmazsa seyirci karakteri anlamaz."
Seyirci karakteri yaptıklarından anlar. Düşünceyi açıklayan satır oyuncunun oynayacağı şeyi elinden alır.
Yaygın yanlış"Uzun dekor listesi dünyayı inandırıcı kılar."
Okuyucu listeyi atlar. Dünya, tek tek doğru anda gösterilen ayrıntılarla kurulur.
Yaygın yanlış"Ses efekti ses ekibinin işidir, sayfaya yazılmaz."
Sahnenin anlamını taşıyan ses aksiyon satırına girer. Arka kapının kapanması ve ardından kesilen koridor sesi yazılmazsa sahnenin ortası boş kalır.
Yaygın yanlış"'Görürüz' yazmak kamerayı saklamanın en kolay yoludur."
Bu kalıp okuru seyircinin yerine oturtur, ama yazarın sesini de sayfaya sokar. Çoğu zaman kalıbı silip görülen şeyi yazmak yeter.
Yaygın yanlış"Kısa paragraf her zaman hızlı okunur."
Kısa paragraf okurun gözünü aşağı çeker, ama altındaki boşluk bir durak da olabilir. Hız mı bekleyiş mi taşıdığını sahnenin içeriği belirler.
Yaygın yanlış"Önemli nesne her göründüğünde büyük harfle yazılır."
Büyük harf bir nesneyi bir kez, işini ilk gördüğü yerde işaretler. Sonraki görünüşlerde nesneyi taşıyan şey sahnedeki işidir.
Yaygın yanlış"Her hareket yazılmazsa sahne eksik kalır."
Kapıyı açmadan dışarı çıkılmaz, bunu herkes bilir. Yazılması gereken, seyircinin bilemeyeceği harekettir.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Aksiyon satırı seyircinin göreceği ve duyacağı şeyi şimdi oluyormuş gibi yazar.
- Zaman kayması okurun sahnedeki yerini bir an kaybettirir; sayfa tek bir zamanda kalır.
- Çekilemez satır düşünceyi bildirir; yerine oyuncunun yapabileceği bir eylem yazılır.
- Paragraf sınırı her yeni görüntüde, seste ve eylemde bloğu keser.
- Algı sırası bilgileri seyircinin onları göreceği sırayla dizer.
- Örtük çekim planı kamera kelimesi kullanmadan sezdirir.
- Büyük harf vurgusu az kullanıldıkça işe yarar.
- Dikey yazım okurun hızını ve bekleyişini sayfanın şekliyle ayarlar.
- Görülebilir bir şeyi söyleyen sıfat kalır, yazarın duygusunu söyleyen sıfat gider.
- Dekor tek seferde sayılmaz; her ayrıntı iş gördüğü sahnede görünür.
- Oyuncunun yüzünü ve her hareketini yönetmek yerine yapacağı tek işi yazmak yeter.
- Biçimin bilerek bozulduğu tek yer, okura öznel bir anı haber verir.
Sonraki derse köprü
Emre düzeltilmiş dosyada Kadir'in adını arıyor. Açılışta, yağmurlu yolda büyük harfle ilk kez yazılmış. Ama yanında yalnız ad var. Yaşı yok, onu ötekilerden ayıran tek bir şey de yok. Selim sayfayı çevirip babanın repliklerine bakıyor. Bu adamın senaryoda bir adı var mı, yoksa her sayfada yalnız BABA mı yazacak? Kantindeki kahkaha atan çocuk da bir ad mı alacak? Sonraki ders, Karakter adları ve ilk görünüm, bir karakterin sayfaya ilk girişini ve ona verilen etiketi konuşuyor.