Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Ağız işareti üç düzeyde bulunur: sözdizimi, kelime ve ses.
- En güçlü düzey sözdizimi, en zayıf ve en pahalı düzey sestir.
- Fonetik yazım okuma hızını düşürür ve karakteri tuhaf gösterir.
- Tek bir karakteri fonetik yazmak, metnin merkezine bir başkasını koyar.
- Fonetik işaret ya herkese uygulanır ya hiç kimseye; tek istisna, gizlenen ağzın kaçırıldığı kelimedir.
- Az sayıda işaret, istisnasız uygulanır; yarım bırakılan işaret işaretsizden kötüdür.
- Kuşak ve internet dili en hızlı eskiyen dildir.
- Kuşak dilinde kalıcı olan kelimeler değil yapıdır.
- Sokak dili bir eksiklik değil, ayrı bir yetkinliktir.
- Jargonun iki işi vardır: bilgi taşımak ve dışarıda bırakmak.
- Çok dillilikte asıl karar seyircinin nereye konacağıdır.
- Çeviren karakterin atladığı şey çoğu zaman sahnenin asıl bilgisidir.
- İki dil bilen karakter ikinci dilinde aynı kişi değildir; kaydı daralır.
- Şaka ağız işaretlerinden ayrıldığında ayakta kalmıyorsa şaka değil alaydır.
- Danışmana sözlük değil sahne verilir ve replik yüksek sesle okutulur.
- Sayfada sabitlenen her ses, oyuncunun yorum payını daraltır.
Açılış sahnesi
Aynı replik, üç ayrı yazımla.
Birinci: "Napcaz şindi bunu ha? Bi' düşünek bakalım, olur mu olmaz mı, ediyo mu ediyo."
İkinci: "Ne yapacağız şimdi bunu? Bir düşünelim bakalım."
Üçüncü: "Bunu şimdi ne yapacağız? Bir düşünelim bakalım, olur mu olmaz mı görürüz."
Üçünü yüksek sesle oku.
Birincisi seni yavaşlatıyor. Her kelimede küçük bir çeviri yapıyorsun ve dikkatinin bir kısmı cümlenin ne dediğine değil, nasıl yazıldığına gidiyor. Üstelik bu yazım söylemediği bir şeyi söylüyor: bu kişi tuhaf konuşuyor. Tuhaflığın ölçüsü de sayfadaki öteki repliklerin yazımı — yani metnin merkezinde başka biri duruyor ve bu karakter ona göre ölçülüyor.
İkincisi hiçbir şey söylemiyor. Temiz, doğru ve boş.
Üçüncüsünde tek bir harf oynanmamış. Değişen şey kelimelerin sırası ve cümlenin kuruluşu: nesne başa alınmış, soru cümlesinin ardından bir onay cümlesi gelmiş, karar bir ikilemle kapanmış. Bu yazım okuyucuyu hiç yavaşlatmıyor ve yine de birinci yazımın söylediği her şeyi söylüyor.
Fark şurada: birinci yazım sesi taklit ediyor, üçüncüsü cümleyi kuruyor.
Bir ağzı yazmanın en güvenli yolu harflerde değil sözdiziminde. Ses taklit edilmez; cümle kurulur ve ses kendiliğinden gelir.
Bu derste ne olacak
Önceki ders karakterleri sekiz eksende ayırdı ve bir ekseni bilerek dışarıda bıraktı: konuşmanın kendi biçimi. Bu ders o alan. Müfredattaki yedi konuşma biçimini üç kümede geçeceğiz — yerin dili, zamanın dili ve birden fazla dil — sonra müfredatın yedi uyarısını tek tek açacağız. Burası ucuz görünen bir ayrım kapısı ama girişte üç şey ödetiyor: okunabilirlik, tutarlılık ve saygı. Üçünün de bir ölçüsü var ve dersin sonunda üçü de elinde olacak. On dört yapım bu dengeleri gösteriyor. Modül de burada kapanıyor; sonrasında karakterin nasıl konuştuğu değil, nasıl değiştiği başlıyor.
Sıfır noktası
Bu alan bir yazara en hızlı ayrımı vaat ediyor. Bir karaktere bir ağız verdiğinde iki satırda ayrışıyor; oysa önceki dersteki taşıyıcı eksenler bütün bir metin boyunca kurulmayı istiyordu. Vaat gerçek ama ücretli.
Üç düzey arasında bir sıra var ve sıra tersten kuruluyor. En güçlü düzey sözdizimi: cümlenin nasıl kurulduğu, neyin başa alındığı, sorunun nasıl sorulduğu. Ondan sonra kelime geliyor: bir iki bölgesel ya da mesleki kelime, seyrek kullanılmak şartıyla. En son ve en zayıf düzey ses.
Fonetik yazımın iki maliyeti var. Birincisi okuma hızı: her işaret okuyucudan küçük bir ödeme alıyor ve ödemeler birikiyor. İkincisi daha ağır.
Bu, alanın en sessiz hatası. Bir sahnede iki kişi var; birinin repliği düz yazılıyor, ötekininki hecelerinden kırpılıyor. Yazar bir şey demek istememiş olabilir ama sayfa bir şey demiş oluyor: biri normal konuşuyor, öteki sapıyor. Oysa ikisi de bir yerde doğmuş ve ikisi de bir ağızla konuşuyor.
Kuralı basit: fonetik yazım ya herkese uygulanır ya hiç kimseye. Pratikte bu, hiç kimseye demek — çünkü bütün kadroyu ses taklidiyle yazmak metni okunamaz hâle getiriyor.
Bir de sınır sorusu var: peki hiç mi kullanılmaz? Kullanılıyor, ama tek bir yerde ve tek bir kez — bir karakterin kendi ağzını gizlemeye çalışırken kaçırdığı tek kelimede. Orada işaretin kendisi bir olay taşıyor. Gerisinde bir maliyet var, karşılığında bir haber yok.
Mekanizma
Yerin dili
Yerel konuşma. Bir bölgenin konuşmasında yazıya en çok şey veren şey sesler değil, yapı. Kimi bölgede sonuç başa alınıyor, kimisinde soru bir onay cümlesiyle kapanıyor, kimisinde geniş zaman şimdiki zamanın yerine geçiyor, kimisinde rica bir soru olarak değil bir bildirim olarak kuruluyor. Bunların hepsi harf değiştirmeden yazılabiliyor ve hepsi seslendirmeye de yol gösteriyor.
İkinci bir kaynak da kelime seçiminde değil, kelimenin gereksizliğinde: bir bölgenin insanının açıklamaya gerek görmediği şeyler. Bu, sınıf işaretiyle aynı mantıkla çalışıyor ve daha önce kurulmuştu.
Meslek dili. İşin karaktere geçirdiği kelime ve düşünme biçimi; işten çıkıldıktan sonra da kalır. Buradaki soru şu: bunun ne kadarı metne girecek?
Burada jargon eşiği işe yarıyor: metne girecek meslek terimlerinin, izleyicinin takibini bozmadan taşıyabileceği üst sınır. Eklenecek tek şey şu: jargonun iki işi var. Birincisi bilgi taşımak, ikincisi dışarıda bırakmak. Bir sahnede jargonu neden kullandığını bilmen gerekiyor — anlatmak için mi, yoksa birinin anlamadığını göstermek için mi? İkincisiyse jargonun anlaşılmaması bir kusur değil, sahnenin kendisi.
Zamanın dili
Kuşak dili ve internet dili. Bu iki biçim aynı riski taşıyor ve risk konuşmanın içeriğinde değil, ömründe.
Bir senaryo yazıldıktan bir iki yıl sonra çekiliyor, çekildikten sonra yıllarca izleniyor. Bugünün kelimeleri o süre içinde eskiyor ve eskidiklerinde metni de eskitiyorlar. Daha kötüsü, güncel bir kelimeyi yanlış kullanmak yazarın o dünyayı dışarıdan seyrettiğini tek satırda ele veriyor.
Çözüm kuşak dilini yazmamak değil, kelimesini değil yapısını yazmak. Bir kuşağın konuşmasında kalıcı olan şey kelimeler değil: ne kadarını söylediği, ne kadarını ima ettiği, alaycılık düzeyi, alıntı yapma alışkanlığı, cümleyi bitirip bitirmemesi. Bunlar yıllarca duruyor; kelimeler bir yılda gidiyor.
Sokak dili. En çok taklit edilen, en az araştırılan biçim. Buradaki tek kural bir bakış düzeltmesi: sokak dili bir eksiklik değil bir yetkinlik. Onu kullanan karakter dilbilgisinde başarısız olmuyor, başka bir hassasiyetle konuşuyor — daha hızlı, daha az açıklamalı, daha çok ima ile. Bunu bir eksiklik olarak yazan metin, karakterini de eksik yazıyor.
Birden fazla dil
Çok dillilik. Buradaki asıl karar dilde değil, seyircide: bir karakter senin izleyicinin bilmediği bir dilde konuşuyorsa izleyici ne alacak?
Üç seçenek var ve üçü ayrı şey söylüyor. Altyazı vermek izleyiciyi anlayan tarafa koyuyor. Altyazı vermemek anlamayan tarafa koyuyor — sahnedeki bir karakterin yerine. Karaktere çevirtmek ise en zengin seçenek, çünkü çeviren kişi neyi çevirmediğini de seçiyor.
Bu üçü bir tercih değil bir anlatı aracı ve sahne sahne değişebiliyor.
Kod değiştirme. Karakterin bulunduğu ortama göre dilini ve tonunu değiştirmesi. Buraya eklenen şey anın kendisi: dilin değiştiği yer bir bilgi taşıyor. Bir karakter neden tam o cümlede öteki diline geçti — öfkelendiği için mi, güvende hissettiği için mi, birini dışarıda bırakmak için mi, yoksa o şeyin karşılığı öteki dilde olmadığı için mi?
Bir de sık atlanan bir gerçek var: iki dil bilen bir karakter iki dilde aynı kişi değil. İkinci dilde kayıt genellikle daralıyor; şaka yapmak, kızmak ve dolanmak zorlaşıyor. Bunu yazmak karakteri iki katına çıkarıyor.
Dikkat edilecekler
Okunabilirlik ve tutarlılık. İkisi tek bir borçta birleşiyor.
Borcun sonucu şu: az sayıda işaret seç ve istisnasız uygula. Üç işaretle tutarlı bir karakter, on beş işaretle dalgalanan bir karakterden çok daha inandırıcı okunuyor.
Alay ve egzotikleştirme. Egzotikleştirme, bir kültürü o kültürün kendisi için değil, dışarıdan bakanın merakı için sunmaktır. Dile uygulandığında bir sınaması var: karakter kendi konuşmasıyla haklı olabiliyor mu? Kendi ağzıyla akıllı bir şey söyleyebiliyor, birini ikna edebiliyor, bir şakayı o kazanabiliyor mu — yoksa ağzın kendisi mi şaka?
Sınama tek cümleye iniyor: şakayı ağızdan ayırdığında şaka ayakta kalıyorsa sorun yok. Kalmıyorsa şaka zaten ağzın kendisiydi.
Araştırma ve danışman. Konuşmadığın bir biçimi yazıyorsan araştırma isteğe bağlı değil. Ama araştırmanın da bir doğru biçimi var: sözlük değil, kayıt. Kelime listesi ezberlemek yerine gerçek konuşma dinlemek, çünkü aradığın şey kelimeler değil yapı.
Danışman da aynı mantıkla çalışıyor. Anadili konuşan birine sözlük gösterilmiyor, sahne okutuluyor — ve kâğıttan değil, yüksek sesle. Sorulacak soru "bu doğru mu" değil, "bu kişi burada böyle mi konuşurdu".
Oyuncuya alan bırakmak.
Bu, bütün bölümü tek bir pratik kurala bağlıyor: yapıyı yaz, sesi bırak. Sesi zaten yazamıyorsun; oyuncu getiriyor. Sayfada yaptığın her ses taklidi, ona bir şey öğretmek yerine bir şeyi yasaklıyor.
Filmlerden okuma
Usta katmanı
Sözdizimini yaz, sesi bırakma. Bir ağzı kurarken önce cümlenin nasıl kurulduğuna bak: ne başa alınıyor, soru nasıl soruluyor, rica nasıl kuruluyor. Ses oyuncunun işi.
Fonetik yazımı sıfıra indir. Düşen heceleri ve kesme işaretlerini sil, sonra repliği yüksek sesle oku. Ağız hâlâ duyuluyorsa işaretler zaten gereksizdi.
Tek istisnayı sakla. Fonetik bir işaret kullanacaksan metinde bir kez kullan: bir karakterin gizlemeye çalıştığı ağzı kaçırdığı anda.
Norm varsayımını sına. Bir karakterin repliğini ses taklidiyle yazdıysan öteki karakterlerinkine bak. Onlar düz yazılmışsa metnin merkezine birini koymuşsun demektir.
Az işaret seç, istisnasız uygula. Üç işaretle tutarlı bir karakter, on beş işaretle dalgalanan bir karakterden inandırıcı okunuyor.
Kuşak dilini yapısıyla yaz. Güncel kelime yerine ne kadarının söylendiğini, ne kadarının ima edildiğini ve alaycılık düzeyini yaz. Kelimeler bir yılda eskiyor, yapı eskimiyor.
Bir güncel kelimeyi yıl sınamasına sok. Bu kelime metin çekildiğinde hâlâ kullanılıyor olacak mı? Emin değilsen çıkar.
Jargonun işini seç. Bu sahnede jargon bilgi taşımak için mi, birinin anlamadığını göstermek için mi? İkisi ayrı miktar gerektiriyor.
Sokak dilini yetkinlik olarak yaz. O dili konuşan karakter dilbilgisinde başarısız olmuyor; daha hızlı ve daha çok imayla konuşuyor.
Çok dillilikte seyircinin yerini seç. Altyazı ver, verme ya da karaktere çevirt. Üçü üç ayrı sahne kuruyor ve seçim sahne sahne yapılabiliyor.
Çevirmeyeni de yaz. Bir karakter çeviri yapıyorsa neyi atladığını da belirle. Atlanan şey çoğu zaman sahnenin asıl bilgisi.
Dil değişiminin sebebini yaz. Karakter tam o cümlede neden öteki diline geçti: öfke, güven, dışarıda bırakma ya da karşılığın olmaması.
İkinci dili dar tut. İki dil bilen karakterin ikinci dilinde şaka yapması ve dolanması zorlaşsın. Dar kayıt, karakteri iki katına çıkarıyor.
Şakayı ağızdan ayır. Şakayı ağız işaretlerinden arındırıp oku. Ayakta kalmıyorsa şaka değil, alay yazmışsın.
Danışmana sözlük değil sahne ver. Anadili konuşan kişiye repliği yüksek sesle okut ve "bu kişi burada böyle mi konuşurdu" diye sor.
Araştırmayı kayıttan yap. Kelime listesi ezberleme; gerçek konuşma dinle. Aradığın şey kelime değil, cümlenin kuruluşu.
Açıklamaya gerek görülmeyeni yaz. Bir bölgenin ya da mesleğin insanı neyi herkesin bildiğini varsayıyor? Bu varsayım, kelimeden çok yer bildiriyor.
Ağzı bir kez kazandırma, hep kazandır. O biçimle konuşan karakter metinde en az bir kez haklı çıksın, birini ikna etsin ya da bir şakayı o kazansın.
Modülün tamamını tek sahnede sına. Ses haritası, ayrım eksenleri ve ağız işaretleri aynı sahnede birlikte çalışıyor mu? Üçü çakışıyorsa biri fazla.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış"Bir ağzı yazmak, sesini harflerle taklit etmektir."
Değil. En güçlü düzey sözdizimi; ses en zayıf ve en pahalı düzey.
Yaygın yanlış"Fonetik yazım karakteri gerçekçi yapar."
Yapmıyor. Okuma hızını düşürüyor ve karakteri gerçek değil tuhaf gösteriyor.
Yaygın yanlış"Yalnız bir karakteri fonetik yazmak zararsızdır."
En zararlısı bu. Ötekiler düz yazılıyorsa metin bir merkez ilan etmiş oluyor.
Yaygın yanlış"Ağız işareti ne kadar çoksa karakter o kadar belirgin olur."
Tersi. Az sayıda ve istisnasız uygulanan işaret, çok sayıda dalgalanan işaretten inandırıcı.
Yaygın yanlış"Bir işareti bazı repliklerde kullanıp bazılarında bırakmak doğaldır."
Doğal görünmüyor, dikkatsiz görünüyor. Yarım bırakılan işaret hiç konmamış işaretten kötü.
Yaygın yanlış"Kuşak dilini yazmak için güncel kelimeleri bilmek yeter."
Yetmiyor ve tehlikeli. Kelimeler metin çekilmeden eskiyor; kalıcı olan yapı.
Yaygın yanlış"Bir gencin ağzından yanlış kullanılmış güncel bir kelime kimsenin dikkatini çekmez."
Çekiyor, hem de tek satırda. O dünyayı dışarıdan seyreden birinin yazdığı anlaşılıyor.
Yaygın yanlış"Sokak dili, dilbilgisi eksikliğidir."
Değil, ayrı bir yetkinlik. Daha hızlı, daha az açıklamalı ve daha çok imalı konuşuluyor.
Yaygın yanlış"Jargon ne kadar çoksa metin o kadar gerçekçi olur."
Bir yere kadar. Eşiği aşan jargon bilgi taşımayı bırakıp takibi bozmaya başlıyor.
Yaygın yanlış"Seyircinin anlamadığı bir replik bir hatadır."
Hata değil, bir araç. Anlaşılmayan replik izleyiciyi anlamayan karakterin yerine koyuyor.
Yaygın yanlış"Çok dilli karakter iki dilde de aynı kişidir."
Değil. İkinci dilde kayıt daralıyor; şaka ve dolaylılık zorlaşıyor.
Yaygın yanlış"Bir ağzı komik bulmak alay değildir."
Ölçü niyette değil sayfada. Şakayı ağız işaretlerinden ayırdığında ayakta kalmıyorsa şaka ağzın kendisiydi.
Yaygın yanlış"Araştırma için kelime listesi yeterlidir."
Yetmiyor. Aranan şey kelime değil yapı; onun için kayıt dinlemek ve sahneyi anadili konuşan birine okutmak gerekiyor.
Yaygın yanlış"Ağız sayfada ne kadar ayrıntılı yazılırsa oyuncu o kadar iyi oynar."
Tersi oluyor. Sabitlenen her ses, oyuncuya bir şey öğretmek yerine bir şeyi yasaklıyor.
Uygulama — kendin dene
Kilit özet
- Ağız işareti üç düzeyde bulunur: sözdizimi, kelime ve ses.
- En güçlü düzey sözdizimi, en zayıf ve en pahalı düzey sestir.
- Fonetik yazım okuma hızını düşürür ve karakteri tuhaf gösterir.
- Tek bir karakteri fonetik yazmak, metnin merkezine bir başkasını koyar.
- Fonetik işaret ya herkese uygulanır ya hiç kimseye; tek istisna, gizlenen ağzın kaçırıldığı kelimedir.
- Az sayıda işaret, istisnasız uygulanır; yarım bırakılan işaret işaretsizden kötüdür.
- Kuşak ve internet dili en hızlı eskiyen dildir.
- Kuşak dilinde kalıcı olan kelimeler değil yapıdır.
- Sokak dili bir eksiklik değil, ayrı bir yetkinliktir.
- Jargonun iki işi vardır: bilgi taşımak ve dışarıda bırakmak.
- Çok dillilikte asıl karar seyircinin nereye konacağıdır.
- Çeviren karakterin atladığı şey çoğu zaman sahnenin asıl bilgisidir.
- İki dil bilen karakter ikinci dilinde aynı kişi değildir; kaydı daralır.
- Şaka ağız işaretlerinden ayrıldığında ayakta kalmıyorsa şaka değil alaydır.
- Danışmana sözlük değil sahne verilir ve replik yüksek sesle okutulur.
- Sayfada sabitlenen her ses, oyuncunun yorum payını daraltır.
Sonraki derse köprü
Modül burada kapanıyor. Beş derste bir karakterin nasıl konuştuğunu kurduk: sesin tanımı, kaynağı, ortama göre ayarı, ötekilerden ayrılışı ve sayfaya geçirilişi.
Ama bütün bu modül tek bir varsayım üzerinde durdu: karakter aynı kalıyor.
Oysa çoğu metinde kalmıyor.
Sıradaki modül değişimi çalışacak. İlk ders sekiz durağı kuruyor: başlangıç durumu ve başlangıç inancı, eksiklik, değişim baskısı, direnç, farkındalık, seçim ve yeni durum. Ardından değişimin nerede yaşandığını ayıracak — statüde mi, ilişkide mi, beceride mi, dünya görüşünde mi, ahlakta mı, yoksa kimliğin kendisinde mi.