İçeriğe geç

4.48 · Seviye 4 · İlke ve Beceri

İtiraz kütüphanesi

En sık 25 itiraz ve psikolojik yanıtları

Satış Psikolojisi Akademisi — M18, İtirazlar · 1.997 kelime · 4 satış durumu · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme

Derslerdeki kişiler ve görüşmeler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.

Kanca

Deneyimli bir itfaiye amiri, yanan bir evin mutfağına giriyor. Ateş ilk bakışta küçük görünüyor; ekibi hortumu açıyor. Ama amir bir şeyden hoşlanmıyor. Oda fazla sıcak, ateş fazla sessiz. Nedenini tam söyleyemeden ekibine "Çıkın" diyor. Birkaç saniye sonra döşeme çöküyor; yangın aslında bodrumdaymış.

Amir sonradan bu kararı nasıl verdiğini açıklayamadı. Bir hesap yapmamıştı, seçenekleri karşılaştırmamıştı. Yalnızca yıllar içinde gördüğü yangınların biriktirdiği bir örüntü, o mutfakta bir şeyin yerinde olmadığını söylemişti.

Satıcı bir itirazı ilk kez duyduğunda düşünür. Yüzüncü kez duyduğunda tanır. Ama bu tanıma kendiliğinden birikmez; bir yerde toplanması gerekir.

Tek fikir

İtiraz kütüphanesi, satıcının en sık duyduğu itirazları, her birinin olası kökünü, ilk sorulacak soruyu ve işe yarayıp yaramadığını kaydettiği yaşayan bir defterdir. Ezberlenecek cevaplar değil, tanınacak örüntüler ve sorulacak sorular tutar; her yeni görüşmeyle güncellenir.

Neden işe yarar

Bu modülde itirazın bir hediye olduğunu, kökünde bir korku taşıdığını, bahaneyle karışabildiğini, dört adımla karşılandığını ve en sık gelenlerin önceden söylenebileceğini gördük. Ardından fiyattan zamana, rakipten riske, en sık gelen itirazları tek tek ele aldık. Kütüphane bu derslerin ortak ürünüdür. Görüşme anında satıcının bu modülün tamamını hatırlaması beklenemez; ama bir itirazı tanıyıp doğru soruya ulaşması beklenebilir.

Kütüphanenin her satırı dört sütundan oluşur: itirazın kendisi, olası kökleri, ilk sorulacak soru ve geçmişte ne olduğu. Aşağıdaki yirmi beş satır, bu modülde ve önceki derslerde gördüklerimizden derlenmiş bir başlangıçtır. Her satıcı kendi alanına göre değiştirir, siler, ekler.

Fiyat ve değer

"Pahalı." Kök: beş anlamdan biri; bütçeden açıklama zorunluluğuna kadar. Soru: "Neyle karşılaştırıyorsunuz?" (4.42)

"Bu paraya değer mi bilmiyorum." Kök: değer görünmüyor. Soru: "Bu sorunu çözmek size ne kazandırır?" (4.17)

"İndirim yapın, alalım." Kök: pazarlık ya da sınama. Soru: "Fiyatta neyi değiştirmemi istersiniz, kapsamda mı?" (4.34)

"Başka yerde daha ucuz gördüm." Kök: karşılaştırma, eksik kalem. Soru: "Teklifleri kalem kalem yan yana koyalım mı?" (4.45)

"Fiyatınız geçen yıl daha düşüktü." Kök: referans fiyat, adalet algısı. Soru: "Size bu artışı nasıl anlatmamı istersiniz?" (4.36)

Zaman ve bütçe

"Düşüneceğim." Kök: düşünme, danışma, söylenmemiş itiraz, kibar ret. Soru: "Neyi tartacağınızı bilirsem size doğru şeyi bırakırım." (4.43)

"Şu an değil." Kök: gerçek sınır, öncelik, geleceğin boş sanılması. Soru: "Ne olursa zamanı gelmiş olur?" (4.44)

"Bütçemiz yok." Kök: nakit, öncelik, bütçe döngüsü. Soru: "Bu ay mı, bu iş mi?" (4.44)

"Önce şu işi bitirelim." Kök: dikkat ve emek sınırı. Soru: "O iş bittiğinde bunun yeri nerede olur?"

"Sezondayız." Kök: gerçek zamanlama. Soru: "Sezon ne zaman bitiyor, kurulumu o haftaya alalım mı?"

Güven ve risk

"Ya işe yaramazsa?" Kök: dört risk şeklinden biri. Soru: "İşler kötü giderse, o gün neler olur?" (4.46)

"Daha önce yandık." Kök: geçmiş bir kayıp. Soru: "O zaman ne olmuştu?" (2.7)

"Sizi tanımıyoruz." Kök: güven eksikliği. Soru: "Bizi tanımak için neyi görmeniz gerekir?" (4.25)

"Bu kadar iyi olamaz." Kök: abartıya karşı kuşku. Soru: "Hangi kısmı size fazla iddialı geldi?" (3.35)

"Geri vermek istersem?" Kök: bağlanma korkusu. Soru: "Hangi durumda geri vermeyi düşünürsünüz?" (4.46)

Rekabet ve ilişki

"Zaten tedarikçimiz var." Kök: ilişkisel geçiş maliyeti. Soru: "Onların en iyi yaptığı ne, nerede eksik kalıyor?" (4.45)

"Rakibiniz daha iyi diyorlar." Kök: duyulan söylenti ya da gerçek fark. Soru: "Hangi konuda daha iyi olduklarını duydunuz?" (4.26)

"Değiştirmek zahmetli." Kök: süreç maliyeti, statüko. Soru: "Geçişin en zor kısmı hangisi olur?" (1.20)

"Alışkanlık, böyle iyiyiz." Kök: var olanı koruma eğilimi. Soru: "Şu anki düzende sizi en çok ne yoruyor?" (3.12)

Karar ve yetki

"Ortağıma, eşime soracağım." Kök: görünmez paydaş. Soru: "O, en çok neyi soracak?" (4.12)

"Yönetim onaylamaz." Kök: yetki, gerekçe ihtiyacı. Soru: "Yönetime hangi rakamlarla gitmek istersiniz?" (4.13)

"Ekip alışamaz." Kök: kontrol ve değişim korkusu. Soru: "Ekipte en çok kim zorlanır?" (4.39)

İhtiyaç ve uyum

"Bize gerek yok." Kök: farkındalık eksikliği ya da gerçekten ihtiyaç yok. Soru: "Şu an bu işi nasıl yapıyorsunuz?" (4.11)

"Bizim işimiz farklı." Kök: benzemeyen örnek. Soru: "Sizin işinizi farklı kılan ne?" (3.3)

"Çok karmaşık görünüyor." Kök: öğrenme ve mahcubiyet korkusu. Soru: "Hangi kısmı karmaşık geldi?" (4.39)

Yirmi beşinci satırın sonunda bir boş satır vardır ve kütüphanenin en önemli satırı odur: henüz duyulmamış itiraz. Kütüphane bir ders kitabı değil, bir saha defteridir. Her görüşmeden sonra iki şey eklenir: hangi itiraz geldi ve sorulan soru ne sonuç verdi. Kahneman ve Klein'ın uyarısı burada devreye girer. Sonucu yazılmayan bir soru, işe yarayıp yaramadığı bilinmeyen bir sorudur.

Sahne

Modülün son haftası. Dükkân kapandıktan sonra Deniz, geçen hafta yedisinin üstünü çizdiği sekiz maddelik listesini masaya açıyor; Selin karşısında.

Kemal Usta’nın versiyonu

Karşı sokakta Kemal Usta'nın çırağı, ustasına bir defter göstermek istiyor.

Çırak: Usta, müşterilerin itirazlarını bir deftere yazmaya başladım. Siz de bakar mısınız?

Kemal Usta: Ne gerek var evladım? Otuz yıldır hepsini kafamda tutarım.

Çırak: Ama geçen hafta pastanecinin su deposu meselesi...

Kemal Usta: O pastaneci zaten huysuzdu. Defter mefter bırak, müşteriye bak.

Çırak defteri cebine koydu. Kemal Usta otuz yılın her itirazını gerçekten duymuştu. Ama hangi cevabının müşteri kaybettirdiğini hiç yazmamıştı; aynı cevabı otuz yıl tekrar etmişti.

Selin’in versiyonu

Deniz listesini Selin'e uzatıyor.

Deniz: Bu modülde kaç itiraz duyduğumuzu saydım. Mehmet Bey'in üç itirazı, Elif'in servis saati, Saniye Hanım'ın bütçesi, Sevgi Hanım'ın toptancısı ve pazar sabahı. Hepsini bir yere yazmak istiyorum.

Selin: Nasıl yazacaksın?

Deniz: İtiraz ve cevabı. Bir dahaki sefere hazır olurum.

Selin: Mehmet Bey'in "tezgâhta yer yok" itirazına cevabın neydi?

Deniz: Bir cevabım yoktu. Siz "nereyi düşünmüştünüz" diye sordunuz, pencere önü çıktı.

Selin: O zaman cevap sütunu yerine soru sütunu aç. Bir de sonuç sütunu: o soru ne getirdi?

Deniz kâğıda dört sütun çiziyor: itiraz, kök, ilk soru, sonuç. Mehmet Bey'in satırını dolduruyor. Tam o sırada Selin'in telefonu çalıyor; arayan Necmiye Hanım.

Necmiye Hanım: Aklıma bir soru takıldı, Selin Hanım. Sakinlerimizin bir kısmı doktor önerisiyle kafein almıyor. Onlara ne ikram edeceğiz?

Selin: Kafeinsiz çekirdeğimiz var. Ama kimin içip içemeyeceğine sizin hemşireniz karar versin; ben sadece seçeneği getireyim.

Necmiye Hanım: Tamam, hemşireyle konuşayım, size dönerim.

Telefon kapanınca Deniz listesine bakıyor. "Bu benim listemde yoktu." Selin gülümsüyor. "Hiçbir listede yoktu. Yeni bir satır aç: kafein. Kök: sağlık. İlk soru: kim karar veriyor? Sonucu, hemşire döndüğünde yazarsın."

Sınır

İtiraz kütüphanesinin kötüye kullanımı, onu müşteriyi her çıkıştan kapatan bir manipülasyon el kitabına çevirmektir. Her itiraza karşı müşteriyi köşeye sıkıştıran bir hazır cümle, her "hayır"a karşı bir ısrar taktiği yazan bir defter, satıcıya müşteriyi tanımayı değil, onu yönetmeyi öğretir. Kütüphanenin satırları soru tutar, çünkü soru müşterinin durumunu öğrenmeye açılır; hazır cümle ise onu kapatır. Bir başka sınır, kütüphanenin müşteri hakkında kişisel bilgileri biriktirdiği bir yere dönüşmesidir. "Mehmet Bey kızından çekinir" gibi bir not, bir satıcıya yardım edebilir; ama bir ekip içinde dolaştığında ya da yanlış kişinin eline geçtiğinde müşterinin mahremiyetini çiğner. Kütüphane itirazların örüntüsünü tutar, müşterilerin sırlarını değil. Son olarak, kütüphane satıcının kendi yanılgısını da kaydetmelidir. Yalnızca işe yarayan cevapları yazan bir defter, Kahneman ve Klein'ın uyardığı gibi, satıcıya isabetsiz bir güven verir; işe yaramayanlar da aynı defterde yer almalıdır.

Yaygın yanlış"İtiraz kütüphanesi, her itiraza ezberlenmiş en iyi cevabı tutar."
Doğrusu

Ezber cevap, itirazın o müşterideki anlamını sormadan verilir ve müşteriye kalıp olarak duyulur. Yakup'un çiftçisi bunu hemen fark etti. Kütüphane cevap değil, tanınacak örüntüyü ve sorulacak ilk soruyu tutar.

Yaygın yanlış"Yeterince deneyimli bir satıcının bir deftere ihtiyacı yoktur; her şeyi kafasında tutar."
Doğrusu

Kemal Usta otuz yıllık deneyimini kafasında tutuyordu, ama hangi cevabının işe yaramadığını hiç kaydetmemişti. Kahneman ve Klein'ın değerlendirmesine göre sezgi, ancak kişi yaptıklarının sonucunu açıkça gördüğünde güvenilir hâle gelir.

Sahaya çık

Kapanış

  1. İtiraz kütüphanesi, sık duyulan itirazları, olası köklerini, ilk sorulacak soruyu ve sonucu tutan yaşayan bir defterdir; deneyimli satıcının hızı, biriktirilmiş örüntüleri tanımasından gelir.
  2. Kütüphane ezber cevap değil soru tutar ve sonuç sütunuyla beslenir; yaptığının sonucunu yazmayan satıcı, yıllarca aynı itirazı duysa da isabetli bir sezgi geliştirmeyebilir.
  3. Kütüphane müşteriyi köşeye sıkıştıran bir taktik listesine ya da müşterilerin sırlarının tutulduğu bir yere dönüşmez; işe yaramayan cevaplar da aynı defterde yer alır.

Üç soru

  1. Ekibin yeni bir satıcısına itiraz kütüphanesini veriyorsun. Ona ilk olarak ne söylersin?
  2. Kütüphanende bir itiraz için yazdığın soru, son beş görüşmede hiç işe yaramadı. Ne yaparsın?
  3. Bir müşterin kütüphanendeki hiçbir satıra uymayan bir itiraz getiriyor. Ne yaparsın?

Yanıtlar

  1. Kütüphanenin bir cevap listesi olmadığını, her satırın bir soruyla başladığını söylemek gerekir. Yeni satıcı için listeyi ezberlemek çekicidir, çünkü güvende hissettirir. Ama Yakup'un çiftçisi gibi müşteriler ezberi hemen fark eder. Ona listedeki soruları kendi sözleriyle söylemesini ve her görüşmeden sonra sonuç sütununu doldurmasını önermek, kütüphaneyi onun da defteri yapar.
  2. Soruyu silmek yerine, sonuç sütununda neden işe yaramadığını yazmak gerekir: belki itirazın kökü düşündüğün değildi, belki soru yanlış zamanda soruldu. Kemal Usta'nın yaptığının tersi bu: işe yaramayan cevabı tekrar etmek yerine onu kaydedip değiştirmek. Yeni bir soru dene ve onun sonucunu da yaz.
  3. Bunu bir eksiklik değil, kütüphanenin büyüme fırsatı olarak görmek gerekir. Selin'in Necmiye Hanım'ın kafein sorusuna yaptığı gibi, bilmediğini söylemek, müşterinin durumunu sormak ve kararın kime ait olduğunu bulmak yeterlidir. Görüşmeden sonra yeni bir satır açıp sonucunu takip edersin.

Sonraki derse köprü

Modül 18 bitti: Deniz'in elinde dört sütunlu bir defter, Necmiye Hanım'ın kafein sorusu da yeni bir satır olarak duruyor. Ama itirazlar karşılandıktan sonra bir soru kalır: müşteri ne zaman ve nasıl "evet" der? Sıradaki modül karar ve kapanış üzerine; ilk dersi, kapanışın bir an değil, bütün görüşme boyunca biriken bir süreç olduğunu konu ediyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.