3.16 · Seviye 3 · İlke ve Beceri
Tepe-son kuralı
Bir deneyim nasıl hatırlanır?
Satış Psikolojisi Akademisi — M09, Zihnin Kestirmeleri · 1.885 kelime · 4 satış durumu · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme
Derslerdeki kişiler ve görüşmeler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.
Kanca
Doksanların başında bir grup gönüllü, elini iki kez buz gibi suya soktu. Birinci denemede eli altmış saniye boyunca on dört derecelik suda tuttu. İkinci denemede eli yine altmış saniye on dört derecelik suda kaldı; ama ardından, kimse fark ettirmeden suyun sıcaklığı bir derece kadar yükseltildi ve el otuz saniye daha suda bekledi.
İkinci deneme, birincinin bütün acısını içeriyordu ve üstüne otuz saniyelik bir rahatsızlık daha ekliyordu. Mantıklı bir insanın, tekrar etmek zorunda kalsa birinciyi seçmesi beklenirdi. Ama gönüllülere hangisini tekrarlamak istedikleri sorulduğunda, çoğunluk ikinci, daha uzun denemeyi seçti.
Ölçülen acı daha fazlaydı; hatırlanan acı daha azdı. Çünkü ikinci deneme, biraz daha iyi bir anla bitiyordu.
Tek fikir
İnsanlar bir deneyimi bütün süresiyle değil, en yoğun anı ve nasıl bittiğiyle hatırlar. Satıcı bunu en kötü anı dürüstçe yönetmek ve işi özenle bitirmek için kullanır; bir sorunu güzel bir kapanışla örtmek için değil.
Neden işe yarar
Bir deneyimi yaşarken her an bir şey hissederiz; ama sonradan o deneyimi değerlendirirken bütün anları toplamayız. Bellek, deneyimin özetini birkaç anla kurar. Bu, zihnin enerji tasarrufunun başka bir yüzü: 1.9'da beynin her şeyi yeniden işlemek yerine kısayollar kullandığını görmüştük. Hatırlama da bir kısayoldur.
Kahneman bu ayrımı daha sonra iki benlik üzerinden anlattı: deneyimi o an yaşayan benlik ve sonradan onu hatırlayıp karar veren benlik. Bir müşteri bir şirketle yeniden çalışıp çalışmayacağına, tavsiye edip etmeyeceğine, ikinci benlikle karar verir.
Satıcı için çıkarım iki katmanlı. Birincisi: müşterinin yeniden gelmesini belirleyen şey, yaşadığı deneyimden çok hatırladığı deneyimdir. İkincisi: bu hatırada en kötü an ve son dakikalar orantısız ağırlık taşır. Bu yüzden satıcının işi iki yerde yoğunlaşır: işin en zor anında müşterinin yanında olmak ve işi gerçekten bitirmek.
Sahne
Berk'in üniversitenin yanındaki ikinci şubesi açılmak üzere. 3.9'da kararı verilen iki gruplu makine bugün kuruluyor. Şubenin baristası Doruk da orada. Gün boyu her şey yolunda gidiyor, ta ki öğleden sonra su basıncının düşük çıktığı ana kadar: makine çalışıyor ama ikinci grup yeterli basınca ulaşmıyor. Bina tesisatçısının gelmesi iki saat sürüyor.
Kemal Usta’nın versiyonu
Kemal Usta da bir dönem Berk'in ilk kafesine bir öğütücü kurmuştu. O gün de benzer bir sorun çıkmıştı: öğütücünün altındaki tezgâh tam düz değildi ve makine titreşiyordu.
Berk: Kemal Usta, titreşiyor bu.
Kemal Usta: Dert etme, oturur zamanla. Altına bir karton koyalım.
Berk: Karton mu?
Kemal Usta: Geçici. Sonra bakarız.
Akşam giderken Kemal Usta, Berk'e bir kilo kahve ve bir kutu lokum bıraktı.
Kemal Usta: Hayırlı olsun Berk'ciğim. Bu benden, ilk günün hatırına.
Berk: Sağ ol usta, çok naziksin.
Berk o akşam memnundu; gün güzel bitmişti. Kemal Usta bunu biliyordu: son dakikadaki hediye, günün hatırasını tatlandırmıştı. Ama karton bir hafta sonra ıslandı, öğütücü kaydı ve ayar bozuldu. Berk o zaman Kemal Usta'yı lokumuyla değil, kartonuyla hatırladı.
Selin’in versiyonu
Akşam altıda tesisatçı basıncı düzeltmiş, ikinci grup çalışıyor. Deniz aletlerini topluyor.
Deniz: Berk Bey, makine hazır. Faturayı yarın e-postayla gönderirim. Bir de tesisat bağlantısı için ek bir parça kullandık, onun bedeli de faturada olacak.
Berk: Ek parça mı? Ne kadar?
Deniz: Çok değil. Yarın görürsünüz.
Kapının yanında üç boş karton kutu, tezgâhta kalibrasyon için çekilmiş yarım fincanlar duruyor. Selin içeri giriyor; yakınlardaki bir müşteriden dönerken uğramış.
Selin: Deniz, gitmeden önce yarım saat daha kalalım.
Deniz: Her şey bitti ama.
Selin: Makine bitti. İş bitmedi. Berk Bey, önce ek parça: tesisat bağlantısındaki bir ara parça, bedeli şu. Bunu şimdi söylüyoruz ki yarın e-postada sürpriz olmasın.
Berk: Tamam, makul. Tesisat parasını açılış bütçesinden öderim, kafenin parasına dokunmam.
Selin: Doruk, bugün birkaç fincan çektik ama hepsi ayar içindi. Şimdi senin elinden ilk gerçek fincanı içelim mi?
Doruk: Hemen.
Doruk ikinci gruptan bir espresso çekiyor. Kıvamı yerinde.
Selin: Deniz, ayar kartını yaz ve makinenin yanına yapıştır: öğütme ayarı, doz, süre. Kutuları da biz götürelim.
Deniz: Kutuları da mı?
Selin: Yarın sabah Doruk açılışa kutuların arasında başlamasın.
Berk: Basınç sorunu yarın yine çıkarsa?
Selin: Deniz sabah yedide burada olur, açılıştan önce basınca birlikte bakarsınız. Sorun olmazsa da Doruk'un ilk sabahını yalnız geçirmemiş olur.
Deniz: Yedide buradayım.
Kutular arabaya yükleniyor, ayar kartı makinenin yanında. Doruk tezgâhı siliyor. Berk kapıda Selin'e dönüyor: "Bugün en çok iki saatlik bekleme yordu beni. Ama bitiş güzel oldu."
Dönüşte Deniz, günün hangi kısmının hatırlanacağını düşünüyor. Gün boyu her şeyi doğru yapmıştı; ama makine çalıştığı anda işi bitmiş saymış, son dakikayı bir fatura sürprizi ve üç kutuyla bırakmak üzereydi. Bekleme gerçekti ve onu kimse silemezdi; ama Selin o bekleyişi saklamamış, yarın sabah yedi için bir söz vermişti. Kemal Usta'nın lokumu gibi bir hediye yoktu ortada. Son dakika, işin kendisiyle güzelleşmişti.
Sınır
Tepe-son kuralının manipülatif kullanımı, kötü bir deneyimi güzel bir kapanışla örtmektir: sorunu çözmek yerine son dakikada bir hediye, bir indirim, bir gülümseme. Kemal Usta'nın lokumu gibi, bu kapanış hatırayı bir süre tatlandırır; ama örtülen sorun geri döndüğünde müşteri yalnızca sorunu değil, örtülmüş olduğunu da hatırlar. Bu bölümün sınaması şu: kapanışa eklediğin şey, işin bir parçası mı, yoksa işin eksiğinin üstüne konmuş bir süs mü? Ayar kartı, toplanan kutular, söylenmiş bir ek bedel işin parçasıdır; çözülmemiş bir titreşimin üstüne bırakılan lokum süstür. Araştırmanın sınırı da var: Kemp ve arkadaşlarının tatil çalışması, uzun ve çok parçalı deneyimlerde hatıranın yalnızca tepe ve sondan kurulmadığını gösteriyor. Bir müşteriyle yıllar süren bir ilişkide, ortadaki bütün sıradan günler de sayılır. Kapanışa özen, ortadaki ihmalin yerini tutmaz.
Yaygın yanlış"Sonu iyi biten her şey iyidir; kapanışı güzel yap, gerisini müşteri unutur."
Kısa deneyimlerde son gerçekten ağır basar; ama çözülmemiş bir sorun, Kemal Usta'nın kartonu gibi, kendini sonradan hatırlatır. Kapanış ancak işin kendisi bittiğinde iyi bir son olur.
Yaygın yanlış"En kötü anı müşteriden saklamak, hatırayı korur."
Müşteri en kötü anı zaten yaşamıştır; Berk iki saat beklemişti. Saklamaya çalışmak o anı unutturmaz, yalnızca satıcıyı o anın dışında bırakır. En kötü anda müşterinin yanında durmak ve sonrası için somut bir söz vermek, tepedeki o anı güvenle hatırlanan bir ana çevirebilir.
Sahaya çık
Kapanış
- Müşteri bir deneyimi bütün süresiyle değil, en yoğun anı ve son dakikalarıyla hatırlar; yeniden gelme ve tavsiye etme kararlarını da bu hatıra verir.
- İşin en zor anında müşterinin yanında durmak ve sonrası için somut bir söz vermek, o anı satıcıya karşı değil satıcıyla birlikte hatırlanan bir ana çevirebilir.
- İyi bir kapanış işin parçası olmalıdır; çözülmemiş bir sorunun üstüne konmuş güzel bir son, sorun geri döndüğünde örtüyle birlikte hatırlanır.
Üç soru
- Bir müşterinin makinesinin kurulumu dört saat sürdü ve son yarım saatte sen de yoruldun. Makine çalışıyor. Hemen çıkmak istiyorsun. Neye bakarsın?
- Bir müşteriyle yaşadığın teslimatta ciddi bir gecikme oldu. Şirketin, teslimat günü müşteriye bir hediye paketi bırakmayı öneriyor. Ne düşünürsün?
- Bir müşterinle üç yıllık bir bakım ilişkin var ve yıllık yenileme görüşmesi yaklaşıyor. Tepe-son kuralına göre yalnızca son ziyareti mükemmel yapmak yeter mi?
Yanıtlar
- Çıkmak çekicidir, çünkü teknik iş bitmiştir ve yorgunluk gerçektir. Ama müşterinin hatırlayacağı şey büyük ölçüde son dakikalardır. Geride bırakılan kutular, açıklanmamış bir ek bedel ya da müşterinin kendi elinden çekilmemiş ilk fincan, dört saatlik iyi bir işi yarım bir iş gibi hatırlatabilir. Selin'in yarım saati, işin teknik değil insani sonunu da bitirmek içindi.
- Hediye çekicidir, çünkü son anı tatlandırır. Ama gecikmenin nedeni ve bir daha olmaması için ne yapıldığı söylenmeden bırakılan bir hediye, Kemal Usta'nın lokumu gibi bir örtüye dönüşür. Önce gecikmeyi açıkça üstlenmek ve sonraki teslimat için somut bir güvence vermek gerekir; hediye ancak bunun ardından bir jest olarak anlam taşır.
- Yetmez. Kemp ve arkadaşlarının bulgusu, uzun ve çok parçalı deneyimlerde hatıranın aradaki bütün anlardan da beslendiğini gösteriyor. Üç yıllık bir ilişkide müşteri her arızayı, her gecikmeyi ve her zamanında gelen ziyareti hatırlar. Son ziyaretin özeni önemlidir, ama ancak öncesinin üstüne kurulursa işe yarar.
Sonraki derse köprü
Berk tesisat parasını "açılış bütçesinden" ödeyeceğini, "kafenin parasına" dokunmayacağını söyledi. Oysa iki para da aynı cebe giriyordu. İnsanlar parayı kafalarında ayrı kutulara koyar ve her kutudan farklı bir gönüllülükle harcar. Sıradaki dersin konusu bu zihinsel muhasebe.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.