3.13 · Seviye 3 · İlke ve Beceri
Hale etkisi
Tek bir iyi özellik her şeyi parlatır
Satış Psikolojisi Akademisi — M09, Zihnin Kestirmeleri · 1.849 kelime · 4 satış durumu · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme
Derslerdeki kişiler ve görüşmeler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.
Kanca
Yetmişlerin ortasında Michigan'da bir grup üniversite öğrencisine, Belçika aksanıyla İngilizce konuşan bir hocanın kısa bir video kaydı izletildi. Aynı hoca, aynı kıyafetle iki ayrı kayıt çekmişti. Birinde öğrencilerine sıcak ve ilgili davranıyordu, ötekinde soğuk ve sabırsız.
Sonra öğrencilerden hocanın dış görünüşünü, el kol hareketlerini ve aksanını değerlendirmeleri istendi. Sıcak hocayı izleyenler bu üç özelliği çoğunlukla çekici buldu; soğuk hocayı izleyenler aynı görünüşü, aynı hareketleri ve aynı aksanı çoğunlukla itici buldu. Kayıtlarda değişen tek şey hocanın tavrıydı.
En çarpıcı kısım ise sonradan geldi. Öğrencilere, hocanın tavrının görünüşüne dair yargılarını etkileyip etkilemediği soruldu. Çoğu etkilemediğini söyledi. Hatta soğuk hocayı izleyenlerin bir kısmı, ilişkiyi tersinden kurdu: hocayı görünüşü ve aksanı yüzünden sevmediklerini düşünüyorlardı.
Tek fikir
Bir insan ya da ürün hakkındaki tek bir güçlü izlenim, öbür özellikler hakkındaki yargıyı da sessizce boyar ve kişi bunun farkına varmaz. Satıcının işi bu parıltıdan faydalanmak değil, müşterinin her özelliği ayrı ayrı görmesine yardım etmektir.
Neden işe yarar
İnsan zihni, bir şey hakkında tutarlı bir tablo kurmayı sever. Bir özelliği güçlü biçimde iyi bulduğumuzda, bilmediğimiz öbür özelliklerin de iyi olduğunu varsaymak kolaydır; tek tek bilgi toplamaktan çok daha az çaba ister. 1.8'de gördüğümüz hızlı düşünce tam burada çalışır: eksik bilgiyi, elimizdeki izlenimle doldurur.
Satışta hale, müşterinin bilgisi az olduğu yerde en güçlüdür. Bir makinenin ekranı sade ve şık olduğunda, müşteri kazanının da sağlam olduğunu varsayabilir. Bir satıcı ilk görüşmede dürüst ve hazırlıklı göründüğünde, söylediği her şeyin doğru olduğu varsayılabilir. Bunun iyi bir yanı var: emekle kurulmuş bir güven, sonraki görüşmeleri kolaylaştırır. Ama hale, müşteriye hiç sorulmamış soruların cevabını da hazır verir. Müşteri sormadığı için satıcı söylememiş olur; ve sonradan ortaya çıkan her eksik, satıcının sustuğu yer olarak hatırlanır.
Sahne
Gülay Hanım'ın restoranındaki yeni kasa yazılımı 3.12'den beri çalışıyor; kurulum günü sade ekranı görünce Gülay Hanım çok sevinmişti. Bir hafta sonra mağazaya uğruyor. Mutfakta malzeme takibini hâlâ bir tabloda tutuyor ve programın bunu da üstlenmesini istiyor.
Kemal Usta’nın versiyonu
Aynı hafta, karşı sokaktaki dükkânda; kasayı bu kez Kemal Usta satmış olsaydı.
Gülay Hanım: Kemal Usta, kasa çok güzel çalışıyor. Stoku da takip ediyor, değil mi? Bir porsiyon makarna satılınca, mutfaktaki makarnadan düşer mi?
Kemal Usta: Bu marka her şeyi yapar Gülay Hanım. Ekranına bak, ne kadar şık. Bunu yapan firma stoku mu düşünmemiş?
Gülay Hanım: Tabloyu bırakabilir miyim yani?
Kemal Usta: Bırak, bırak. Ben sana söylüyorum.
Gülay Hanım tabloyu bıraktı. Ay sonunda programdaki stok rakamları mutfaktakiyle tutmadı: program yalnızca satılan porsiyonları sayıyordu, malzemeden düşmüyordu. Bir hafta boyunca un ve tereyağı siparişleri eksik verildi.
Gülay Hanım: Kemal Usta, stok düşmüyormuş.
Kemal Usta: Ayarı yanlış yapmışlardır. Ben sana servis yollarım.
Servis geldi ve programın bunu hiç yapmadığını söyledi. Kemal Usta yalan söylediğini düşünmüyordu; ekranı gerçekten güzeldi ve o da gerçekten öyle sanmıştı. Ama Gülay Hanım için hale tersine döndü. Kemal Usta'nın sonradan söylediği doğru şeyler bile, artık "stok da düşer" diyen adamın sözleriydi.
Selin’in versiyonu
Mağazada Deniz, Gülay Hanım'ı karşılıyor. Selin arka masada bir teklif hazırlıyor.
Gülay Hanım: Deniz Bey, program çok güzel çalışıyor. Mutfaktaki tabloyu artık bırakmak istiyorum. Stoku da takip ediyor, değil mi? Bir porsiyon makarna satılınca makarnadan düşer mi?
Deniz: Programda bir stok modülü var, evet. Ekranın sağ tarafında.
Gülay Hanım: Harika. O zaman tabloyu bu akşam bırakıyorum.
Selin başını kaldırıyor ve yanlarına geliyor.
Selin: Gülay Hanım, bırakmadan önce bir şeyi netleştirelim. Stok modülü, sattığınız ürünleri sayıyor: kaç porsiyon makarna, kaç kahve. Ama bir porsiyon makarnanın içindeki un, tereyağı ya da peynir miktarını malzeme stoğundan düşmüyor. Buna reçete bazlı stok deniyor ve bizim programımız bunu yapmıyor.
Gülay Hanım: Yani tabloyu bırakamıyorum.
Selin: Malzeme tarafı için şimdilik bırakmamanızı öneririm. Programın satış raporunu tabloya her akşam aktarmak işinizi kısaltır; ama malzeme hesabı tabloda kalmalı.
Gülay Hanım: Peki başka neyi yapmıyor? Bunu şimdi sormak istiyorum.
Selin: Personelin mesai saatlerini tutmuyor ve tedarikçiye kendiliğinden sipariş vermiyor. Fatura ve gün sonu raporu tarafı ise güçlü. Deniz, bunları bir kâğıda yazıp Gülay Hanım'a verir misin?
Deniz: Hemen yazıyorum. Gülay Hanım, stok modülünü daha net anlatmam gerekirdi.
Gülay Hanım: Yazın lütfen. Ve teyitli olsun.
Gülay Hanım kâğıdı çantasına koyarken gülüyor: "Bunu söylediğiniz için, öbür söylediklerinize daha çok güveniyorum." Deniz, Selin'in yanına dönüyor.
Deniz: Yalan söylemedim. Gerçekten bir stok modülü var.
Selin: Var. Ama Gülay Hanım "her işi iyi yapıyordur" dediğinde hiçbir şey söylemedin. Bugün de "evet" dedin. O "evet", programın parıltısını onun sorusunun cevabı gibi kullandı.
Deniz bunu düşünüyor. Yalan söylememişti, ama müşterinin hale etkisinin onun yerine konuşmasına izin vermişti. Ve bir ay sonra un siparişi eksik geldiğinde, hatırlanacak olan programın şık ekranı değil, kendi "evet"i olacaktı.
Sınır
Hale etkisini kullanmak, bir özelliğin parıltısını bilerek öbür özelliklerin önüne koymak demektir: parlatılmış bir vitrin ürünü, ünlü tek bir müşterinin logosu, ödül plaketi, şık bir sunum. Bunların hiçbiri kendi başına yanlış değil; yanlış olan, müşterinin onlardan ilgisiz bir özellik hakkında sonuç çıkaracağını bilip susmaktır. Bu bölümün sınaması basit: müşteri bu ürün hakkında, senin ona hiç söylemediğin hangi şeyi doğru sanıyor olabilir? Cevap bir zayıflığa çıkıyorsa, onu müşteri sormadan söylemek gerekir. Araştırmanın da sınırı var: Cooper'ın uyardığı gibi, iki özelliğin birlikte iyi olması her zaman yanılgı değildir. Özenli bir ekran, özenli bir mühendisliğin işareti olabilir. Satıcının sorunu bunu bilmemek değil, sınamadan varsaymaktır. Bir de satıcının kendi halesi var: bir müşteriyi tek bir cümlesi, kıyafeti ya da aksanı yüzünden baştan değersiz ya da baştan güvenilir saymak, aynı yanılgının satıcıdaki hâlidir.
Yaygın yanlış"Müşteri sormadıysa, söylememek yalan sayılmaz."
Hukuken böyle olabilir. Ama müşteri bir özellikten öbürüne sonuç çıkarırken sessiz kalmak, onun yanılgısının üstüne satış yapmaktır. Ortaya çıktığında müşteri satıcının ne söylediğini değil, ne söylemediğini hatırlar.
Yaygın yanlış"Hale etkisi yalnızca güzel görünüşle ilgilidir."
Görünüş en bilinen örneği, ama tek değil. Bir ödül, bir referans, ilk dakikadaki dürüst bir cümle, bir ürünün tek bir iyi özelliği de aynı parıltıyı yaratabilir. Tersi de geçerli: tek bir kötü izlenim, boynuz etkisiyle bütün tabloyu karartabilir.
Sahaya çık
Kapanış
- Tek bir güçlü izlenim, bir ürün ya da kişi hakkındaki öbür yargıları da sessizce boyar ve insanlar bu etkinin çoğu zaman farkında değildir.
- Müşterinin bir özellikten öbürüne çıkardığı sonuç yanlışsa, satıcının susması o yanlışın üstüne satış yapmak demektir; zayıf yanı sorulmadan söylemek güveni azaltmaz, artırır.
- Hale satıcıda da çalışır: müşteriyi tek bir cümlesinden, görünüşünden ya da aksanından yargılamak, aynı kestirmenin öbür yüzüdür.
Üç soru
- Şirketinin yazılımını ünlü bir zincir restoran kullanıyor ve bir müşterin "onlar kullanıyorsa bizim için de her şeyi yapar" diyor. Senin müşterin küçük bir büro; zincirin kullandığı modüllerin yarısına ihtiyacı yok, ihtiyaç duyduğu bir modül ise zayıf. Ne yaparsın?
- İlk görüşmede bir müşterin ağır bir aksanla ve yavaş konuşuyor; aklından "bu konudan pek anlamaz" diye geçiyor. Ne yaparsın?
- Bir müşterin, ilk satışta gösterdiğin dürüstlük yüzünden artık söylediğin her şeye sorgusuz güveniyor. Bunu nasıl değerlendirirsin?
Yanıtlar
- Zincirin adı güçlü bir haledir ve müşterinin coşkusunu sürdürmek çekicidir. Ama zincirin ihtiyaçları ile küçük bir büronun ihtiyaçları farklıdır; ünlü müşteri, bu büronun ihtiyaç duyduğu modülün iyi olduğunu göstermez. Müşteriye hangi modüllerin onun için önemli olduğunu sorup, zayıf olanı da açıkça söylemek gerekir. 3.3'teki benzemeyen kalabalık hatası burada yeni bir kılıkta karşına çıkar.
- Bu düşünce, satıcının kendi içindeki boynuz etkisidir. Aksan ya da konuşma hızı, kişinin işinden ne kadar anladığını söylemez; Ahu'nun müşterileri de onun hakkında aynı hatayı yapıyordu. Yargıyı fark edip bir kenara koymak, sonra soruları herkese sorduğun derinlikte sormak gerekir. Çoğu zaman en ayrıntılı bilgiyi, en az konuşan müşteri verir.
- Bu güven emekle kazanılmış bir haledir ve değerlidir. Ama müşteri artık senin söylediklerini sınamıyorsa, bir hatanın sorumluluğu da tamamen sende kalır. Kendi önerilerini onun yerine sınamak, emin olmadığın yerde "emin değilim" demek ve önemli bir kararda ona ikinci bir kaynağa bakmasını önermek, bu güveni korumanın yoludur. Sorgusuz güvenin üstüne bir kez yanlış satış yapan, haleyi boynuza çevirir.
Sonraki derse köprü
Gülay Hanım programın iyi olduğuna baştan inanmıştı ve "her şeyi yapar" cümlesini duymak istiyordu. İnsanlar çoğu zaman yeni bir bilgiyi tarafsız tartmaz; zaten inandıklarını doğrulayanı daha kolay kabul eder, çelişeni daha kolay geçiştirir. Sıradaki ders bu eğilimi, onay yanlılığını ele alıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.