2.14 · Seviye 2 · Hikâye
Kelime seçimi
"Ama" yerine "ve", "sorun" yerine "durum"
Satış Psikolojisi Akademisi — M06, Konuşmanın Psikolojisi · 1.813 kelime · 5 satış durumu · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme
Derslerdeki kişiler ve görüşmeler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.
Kanca
Bin dokuz yüz yetmiş dörtte Amerikalı psikologlar Elizabeth Loftus ve John Palmer, bir grup insana iki arabanın çarpıştığı kısa bir trafik kazası filmi izletti. Sonra herkese aynı soruyu sordular, yalnızca tek bir kelimesini değiştirerek. Bazılarına "Arabalar birbirine çarptığında ne kadar hızlı gidiyorlardı?" diye soruldu. Bazılarına ise "Arabalar birbirine girip parçalandığında ne kadar hızlı gidiyorlardı?"
Herkes aynı filmi izlemişti. Ama "parçalandığında" kelimesini duyanlar, arabaların hızını belirgin biçimde daha yüksek tahmin etti. Bir hafta sonra araştırmacılar aynı insanlara bir soru daha sordu: "Filmde kırık cam gördünüz mü?" Filmde kırık cam yoktu. "Parçalandı" kelimesini duyanların önemli bir kısmı, kırık cam gördüğünü söyledi.
Tek bir kelime, insanların gördüğünü sandığı şeyi değiştirmişti. Bir satıcının ağzından çıkan kelimeler de müşterinin zihninde benzer bir iş görür.
Tek fikir
Müşteri senin kullandığın kelimelerle düşünür. "Sorun", "maalesef", "ama" gibi kelimeler, sen niyet etmesen de müşterinin zihnine bir resim çizer. Kelimeni seçmek, müşterinin göreceği resmi seçmektir; ama o resim gerçeğe sadık kalmak zorundadır.
Neden işe yarar
2.13'te müşterinin kelimelerinin arkasındaki duyguyu duymayı konuştuk. Bu ders konuşmanın öteki ucuyla ilgili: satıcının kendi kelimeleri. Deniz o derste Zeynep Hanım'a "gerekirse değiştiririz" demişti. Niyeti yardım etmekti; ama "değiştirmek" kelimesi, ortada değiştirilecek bozuk bir şey olduğunu varsayıyordu. Zeynep Hanım'ın makinesinde bozuk bir şey yoktu.
Kelimeler yalnızca bilgi taşımaz. Her kelime, yanında bir duygu ve bir çağrışım getirir. "Durum" ile "sorun" aynı olayı anlatabilir; ama birincisi bir şeyin olduğunu, ikincisi bir şeyin ters gittiğini söyler.
Bu araştırmanın satıştaki karşılığını en açık gösteren alanlardan biri, aslında satışın dışında: sağlık. Bir hastaya bir işlemden önce söylenen kelimeler, onun o işlemi nasıl yaşadığını etkiliyor.
Bazı yüklü kelimeler o kadar küçük ve o kadar alışkanlık hâline gelmiştir ki, satıcı onları kullandığını fark etmez. "Açıkçası" ve "dürüst olmak gerekirse" bunların başında gelir. Satıcı bu ifadeleri samimiyet göstermek için kullanır; ama dinleyen için bu kelimeler bir soru doğurur: o zamana kadar söylenenler açık ve dürüst değil miydi? "Ucuz" kelimesi de benzer bir iş görür. Satıcı onu müşterinin işine yarayacak bir avantaj olarak söyler; müşteri ise çoğu zaman kalitesizliği duyar.
Satışta en sık kullanılan yüklü kelimelerden biri ise küçük bir bağlaç.
"Ama" ile "ve" arasındaki fark, satış eğitimlerinde çok anlatılan bir öğüt ve bunu destekleyen doğrudan bir deney bilmiyoruz. Bu bir uygulayıcı gözlemi. Ama mekanizması Loftus ile Palmer'ın gösterdiğiyle aynı: kelime, dinleyenin dikkatini bir yöne çeviriyor.
Serhat'ın yaptığı yalnız bir kelimeyi değiştirmek değildi. Soyut ve korkutucu bir kelime yerine, somut ve ölçülebilir bir bilgi verdi. Müşteri "sorun" kelimesini duyduğunda boşluğu kendi hayal gücüyle doldurur; "eşanjörde kireç" dediğinde ise doldurulacak boşluk kalmaz.
Sahne
Elif'in ikinci şubesinde yeni makinenin yanında duran eski makine bir süredir yavaş ısınıyor. Elif, babasının eski tanıdığı Kemal Usta'yı bir öğleden sonra çağırıp makineye baktırıyor.
Kemal Usta’nın versiyonu
Kemal Usta: Kızım, bu makineye kireç bağlamış. Bitmiş bu.
Elif: Bitmiş mi? Daha iki yıllık bile değil.
Kemal Usta: İçine baksan korkarsın. Felaket. Bunu tamir etmek para çöpe atmak. Ama istersen ben ucuza alırım, sen de kurtulursun.
Elif: Cafer Usta bu makineyi çok seviyor ama.
Kemal Usta: Sevgiyle makine çalışmaz. Çöp bu, inan bana.
Elif o akşam babasını aradı ve sesi titriyordu: makine bitmiş, yeni bir makine daha mı alacaklardı? Kemal Usta yalan söylemiyordu; makinede gerçekten kireç vardı. Ama "bitmiş", "felaket", "çöp" kelimeleri, Elif'in zihnine onarılamaz bir enkaz çizdi. Kemal Usta'nın teklifinin, o enkazı ucuza almak olması da tesadüf değildi.
Selin’in versiyonu
Ertesi sabah bakım anlaşmasındaki kontrol için şirketin teknisyeni geliyor; Deniz de yanında. Teknisyen makineye bakıyor ve Deniz'e kısa bir not veriyor. Deniz Elif'e dönüyor.
Deniz: Elif Hanım, maalesef bir sorun var. Kazanda kireç birikmiş. Ama pahalı bir şey değil, açıkçası ucuz bir iş.
Elif: Sorun mu? Kemal Usta da makinenin bittiğini söyledi.
Deniz: Yok, o kadar değil. Yani umarım değildir.
Selin, Deniz'in telefonundan konuşmayı dinliyordu. Deniz telefonu Elif'e uzatıyor.
Selin: Elif Hanım, teknisyenimizin notu şu an önümde. Kazanda kireç birikmeye başlamış; makine ısınırken bu yüzden yavaş. Makinenin kendisi sağlam. Kireç sökme işlemi yaklaşık iki saat sürüyor ve bakım anlaşmanızın içinde.
Elif: Yani makine bitmemiş?
Selin: Bitmemiş. Kireç sökme yapılırsa eskisi gibi ısınır. Bir de şunu öneririm: bu şubenin suyuna haznelik filtre takarsak kireç bu kadar hızlı birikmez.
Elif: Cafer Usta çok sevinecek. Bugün yapabilir misiniz?
Selin: Teknisyen şu an orada. Öğleden önce bitirir.
Kireç sökme öğlene kadar bitti ve makine eskisi gibi ısındı. Elif babasını tekrar aradı. Deniz'in kelimeleri iyi niyetliydi, ama dört yüklü kelime arka arkaya gelmişti: "maalesef", "sorun", "ama", "ucuz". "Umarım" da en sonda, Selin'in tek bir "bitmemiş" kelimesiyle verdiği güvenceyi elinden almıştı. Selin'in farkı yeni bir bilgi vermesi değildi; teknisyenin notunda yazanı, olayı korkutan değil tarif eden kelimelerle söylemesiydi. Deniz o akşam kendi cümlesini bir kâğıda yazdı ve her yüklü kelimenin üstünü çizdi. Kâğıtta geriye kalan tek bilgi "kazanda kireç birikmiş" oldu; Elif'in duyması gereken de tam olarak buydu.
Sınır
Kelime seçimi çok kolay bir şekilde gerçeği gizlemenin aracına dönüşebilir. "Sorun" yerine "durum" demek, durum gerçekten küçükse doğru bir seçimdir. Ama makinede elektrik kaçağı varsa, ona "küçük bir durum" demek bir yalandır. Kelime, olayın büyüklüğüne sadık kalmak zorunda.
Yaygın yanlış"Olumsuz kelimelerden tamamen kaçınmalıyım; hiçbir zaman 'sorun', 'risk' ya da 'pahalı' dememeliyim."
Bazı durumlarda olumsuz kelime doğru kelimedir. Müşterinin can güvenliğine ya da cebine gerçekten dokunan bir şey varsa, onu yumuşatmak 2.6'da gördüğümüz gibi güveni yıkar. Amaç olumsuzluktan kaçmak değil, kelimeyi olayın gerçek ağırlığına göre seçmek.
Yaygın yanlış"Doğru kelimeleri ezberlersem satış yaparım."
Kelime listeleri, "ama yerine ve de", "sorun yerine durum de", bir başlangıç olabilir. Ama ezberlenmiş bir kelime, düşünülmemiş bir cümlenin içinde çoğu zaman yapay ve kaçamak duyulur. Selin'in cümlesini güçlü yapan "durum" kelimesi değildi; olayı somut ve doğru bir şekilde tarif etmesiydi.
Bu dersin dayandığı kanıtlar da dar bir alandan geliyor. Loftus ile Palmer'ın deneyi bellekle, Lang ve arkadaşlarının çalışması ağrıyla ilgiliydi. Satış görüşmesinde tek tek kelimelerin satın alma kararını ne kadar değiştirdiğini ölçen güçlü araştırmalar az. Bu ders, kelimelerin dinleyenin zihnindeki resmi değiştirdiğini gösteriyor; o resmin her zaman satışa dönüşeceğini söylemiyor.
Sahaya çık
Kapanış
- Müşteri senin kelimelerinle düşünür; "sorun" dediğinde, bir sorun görür.
- "Ama" kendinden önce söyleneni siler; "umarım" ise verdiğin güvenceyi geri alır.
- Kelime, olayın gerçek büyüklüğüne sadık kalmak zorundadır; yumuşatılmış bir tehlike, yalanın kibar hâlidir.
Üç soru
- Bir müşterine teslimatın iki gün gecikeceğini söylemen gerekiyor. "Maalesef bir sorun çıktı, ama çok gecikmeyecek, umarım" cümlesini nasıl yeniden kurarsın?
- Bir mağaza müdürü çalışanlarına "pahalı" kelimesini hiçbir zaman kullanmamalarını, onun yerine "yatırım" demelerini söylüyor. Bu öğüt ne zaman yerinde, ne zaman sorunlu?
- Bir müşterinin arabasında frenlerin çok aşındığını fark ettin. Müşteriyi korkutmamak için "küçük bir durum var" demeyi düşünüyorsun. Ne dersin?
Yanıtlar
Teslimat cümlesinde dört yüklü kelime var: "maalesef", "sorun", "ama", "umarım". Daha iyi bir cümle olayı tarif eder ve bir taahhütte bulunur: "Siparişiniz pazartesi yerine çarşamba geliyor. Çarşamba öğlene kadar elinizde olacak; geldiği anda size haber veririm." Çekici yanlış, özür kelimelerini çoğaltarak iyi niyet göstermeye çalışmak; müşteri özür değil net bir tarih duymak istiyor.
"Yatırım" kelimesi, ürün gerçekten zaman içinde bir getiri sağlıyorsa yerindedir: daha az elektrik harcayan bir buzdolabı, uzun ömürlü bir alet. Ama bir televizyon ya da bir elbise için "yatırım" demek, müşteriyi yanıltmaya başlar. Kelime ürünün gerçek doğasına uymalı. Bir şey pahalıysa ve değerliyse, bunu açıkça söylemek de mümkün: "Pahalı, ve şu yüzden bu fiyatı hak ediyor."
Fren sorusunda "küçük bir durum var" demek bir yalandır. Aşınmış frenler müşterinin güvenliğini doğrudan tehdit ediyor. Burada olumsuz kelime doğru kelimedir: "Frenleriniz çok aşınmış, bu haliyle güvenli değil; araca binmeden önce değiştirilmesi gerekiyor." Korkutmamak için gerçeği yumuşatmak, müşteriyi korumak değil, tehlikeye atmaktır.
Sonraki derse köprü
Elif telefonda Selin'in kelimelerini duyduğunda yalnız ne söylendiğini değil, nasıl söylendiğini de duydu: Selin sakindi, acele etmiyordu ve "bitmemiş" kelimesinden sonra kısa bir an bekledi. Aynı kelimeler başka bir sesle, başka bir hızla söylense aynı etkiyi yapmayabilirdi. 2.15 sesin kendisini ele alıyor: ton, hız ve duraklamanın ikna gücünü.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.