2.7 · Seviye 2 · Hikâye
Güven kırıldığında
Onarımın psikolojisi
Satış Psikolojisi Akademisi — M04, Güvenin Anatomisi · 1.866 kelime · 4 satış durumu · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme
Derslerdeki kişiler ve görüşmeler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.
Kanca
Mesaj on dört kelimeydi: "Gülay Hanım merhaba, tedarikçi kaynaklı gecikme nedeniyle makineniz ayın on ikisinde teslim edilecektir. Bilginize."
Deniz mesajı bir pazartesi sabahı gönderdi ve doğru bir şey yaptığını düşündü. Haberi saklamamıştı, tarihi açıkça yazmıştı, kibar bir dil kullanmıştı. Yirmi dakika sonra Gülay Hanım'dan tek kelimelik bir cevap geldi: "Bilginize?"
Gecikme bir haftaydı. Gülay Hanım'ın restoranı ise ayın on altısında açılıyordu ve barista eğitimi o hafta yapılacaktı. Kırılan şey bir teslim tarihi değildi. Kırılan şey, iki hafta önce siparişi verirken Gülay Hanım'ın bu şirkete duyduğu güvendi. Peki kırılan güven nasıl onarılır, ve neden bazı özürler yarayı kapatırken bazıları onu derinleştirir?
Tek fikir
Kırılan güveni özür değil, sorumluluğu üstlenmek ve zararı somut olarak gidermek onarır; ama neyin kırıldığına bakmak gerekir: beceri hatası özürle onarılır, dürüstlükten şüphe ise kanıt ister.
Neden işe yarar
2.5'te Deniz, unuttuğu bir sözü Elif'e bahane kullanmadan açıkça söylemişti. O küçük bir aksaklıktı ve küçük bir özür yetti. Bu ders daha büyük kırılmalarla ilgili: müşterinin zararı gerçek olduğunda ya da müşteri senin dürüstlüğünden şüphelendiğinde.
Güveni onarmanın ilk adımı, neyin kırıldığını teşhis etmek. 2.1'de güvenin birkaç parçadan oluştuğunu görmüştük: müşteri hem senin işini bilip bilmediğine hem de ona doğruyu söyleyip söylemediğine bakıyor. Bu iki parça farklı biçimde kırılıyor ve farklı biçimde onarılıyor.
Bu ayrımın neden önemli olduğunu bir dizi deney gösterdi.
Bu bulgu satıcıya "suçluysan inkâr et" demiyor. Söylediği şu: dürüstlüğünden şüphe edilen biri için "özür dilerim" tek başına bir cevap değil. Gerçekten yanılttıysan bunu açıkça kabul etmek ve zararı gidermek zorundasın. Yanıltmadıysan, müşterinin gördüğü kanıtı göstermen gerekir; çünkü kanıtsız bir özür onun şüphesini doğrular.
Fadime Hanım'ın yaptığı, iyi bir özrün yapısına yakın. Bu yapı da araştırıldı.
Deniz'in mesajında üç şey eksikti. Sorumluluk yoktu: "tedarikçi kaynaklı" ifadesi, hatayı bir başkasına bırakıyordu; Gülay Hanım tedarikçiyle değil Deniz'in şirketiyle anlaşmıştı. Zararın tanınması yoktu: mesaj, gecikmenin Gülay Hanım için ne anlama geldiğini hiç anmıyordu. Bir de çözüm yoktu: "bilginize" kelimesi, sorunu müşterinin kucağına bırakıp kapıyı kapatıyordu. Mesajın soğukluğu kibarlığından değil, bu üç boşluktan geliyordu.
Sevim'in hikâyesinin sonu önemli. Onarılan güven çoğu zaman eskisiyle aynı değildir; içine bir kontrol katmanı eklenir. Bu bir başarısızlık değil, ilişkinin gerçekçi hâle gelmesi.
Sahne
Gülay Hanım'ın "Bilginize?" cevabından sonra Deniz mesajı Selin'e gösteriyor. Aynı hafta karşı kaldırımda da benzer bir şey yaşanıyor: Kemal Usta'nın yıllardır bakımını yaptığı bir lokantanın makinesi, söz verdiği cuma yerine salı günü tamirden dönecek.
Kemal Usta’nın versiyonu
Hayri Bey: Usta, cuma demiştin. Hafta sonunu makinesiz geçirdim.
Kemal Usta: Ne yapayım Hayri'im, parça İstanbul'dan gelmedi. Benim elimde mi?
Hayri Bey: Haber verseydin bari. Cumartesi sabahı kapıda bekledim.
Kemal Usta: Aramızda laf mı olur? Al şu kahveyi, bir kilo, benden. Salıya makine tıkır tıkır.
Hayri Bey: Kahve için sağ ol. Ama müşterilere ne diyeceğim, makine yok diye?
Kemal Usta: Çay ver, kimse ölmez.
Hayri Bey güldü ve kahveyi aldı. Yirmi yıllık tanışıklık bu tür bir kırılmayı kaldırır ve Kemal Usta'nın yöntemi çoğu zaman gerçekten de böyle kapanır. Ama Kemal Usta bu konuşmada sorumluluğu İstanbul'a bıraktı, haber vermeyi hiç anmadı ve hediye kahveyle Hayri Bey'in kaybettiği hafta sonunun yerini doldurmaya çalıştı. Zararı tanımayan bir hediye, bir onarım değil, bir susturmadır. Hayri Bey o akşam ilk kez başka bir servisin telefonunu sordu.
Selin’in versiyonu
Selin mesajı okuduktan sonra telefonu Deniz'e geri veriyor ve "arayalım" diyor. Telefonu Deniz tutuyor, Selin yanında.
Deniz: Gülay Hanım, sabah attığım mesaj için arıyorum. O mesaj eksikti. Gecikme bizim sorumluluğumuz; tarihi size biz verdik, tedarikçiyi de biz seçtik.
Gülay Hanım: Bir haftanın ne demek olduğunu biliyor musunuz? Eğitim o hafta yapılacaktı.
Deniz: Biliyorum. Barista eğitimi açılıştan önce yapılamazsa ilk gün salon dolarken bar ekibiniz makineyi ilk kez kullanıyor olacak.
Gülay Hanım: Aynen öyle.
Selin: Gülay Hanım, Selin ben. Mağazada sizin seçtiğiniz modelin aynısı duruyor, deneme gününde kullandığınız makine. Yarın onu restorana getirip kuruyoruz. Eğitim takvime göre o makinede yapılır, sizin makineniz gelince yerine takarız.
Gülay Hanım: Bu sizin için bir masraf değil mi?
Selin: Öyle. Ama gecikmenin bedelini sizin ödemenizi istemiyoruz.
Gülay Hanım: Peki. Bir şey daha. Bundan sonra bana bir tarih verirken, o tarih gerçekten kesin mi, değil mi, onu da söyleyin.
Deniz: Söyleyeceğim. Tedarikçiden yazılı teyit gelmeden size kesin tarih vermeyeceğim; teyit gelmemişse "tahmini" diyeceğim.
Gülay Hanım: Tamam. Yarın kaçta geliyorsunuz?
Ertesi gün mağazadaki makine restorana kuruldu ve eğitim bir gün bile kaymadı. Gülay Hanım ilişkiyi kesmedi; ama sonraki her siparişte tarihin yanına "teyitli mi?" diye sordu. Deniz bunu bir cezalandırma gibi değil, ilişkinin yeni kuralı gibi kabul etti. Konuşmadan sonra Selin ona yalnızca şunu söyledi: "Gecikme bir haber değil, bir sorun. Haberi gönderen, sorunun da sahibidir."
Sınır
Onarımın en sık karıştırılan sınırı, onu bir fırsat gibi görmek. Satış eğitimlerinde bir hatayı iyi düzelten şirketin müşterisinin, hiç hata yaşamamış müşteriden daha sadık olacağı sık söylenir. Bunun bir adı bile var.
Yaygın yanlış"Bir hata yapıp iyi telafi edersem müşteri bana eskisinden daha çok bağlanır."
Bu inanç bir şirketi, hatayı önlemek yerine telafiye yatırım yapmaya itebilir. Araştırmalar telafinin memnuniyeti kurtarabildiğini, ama sadakatin hiç hata yaşanmamış hâlinin önüne geçtiğini göstermiyor. En iyi telafi bile hiç kırılmamış güvenin yerini tam tutmuyor.
Yaygın yanlış"İyi bir hediye ya da indirim, özrün yerini tutar."
Kemal Usta'nın kahvesi bunun örneği. Zararı kabul etmeden verilen bir hediye, müşteriye "konuşmayalım" mesajı verir. Telafi, hatanın sahiplenilmesinden sonra gelirse onarır; ondan önce ya da onun yerine gelirse bir kapatma girişimi gibi okunur.
Bir de etik sınır var. Kim ve arkadaşlarının bulgusu, dürüstlük şüphesinde inkârın kısa vadede daha iyi koruduğunu söylüyor. Bunu "suçluysan inkâr et" diye okumak bu dersin tam tersidir. Yalanla onarılmaya çalışılan güven, yalan ortaya çıktığında bir daha onarılmaz; gerçek bir aldatmadan sonra güvenin, söz ve iyi davranışla bile tam geri gelmediğini gösteren deneyler de var. Gerçekten yanılttıysan tek onarım yolu onu kabul etmek. İnkâr ancak gerçekten yanıltmadıysan ve bunu kanıtla gösterebiliyorsan meşru.
Sahaya çık
Kapanış
- Kırılmayı onaran parça "özür dilerim" cümlesi değil, sorumluluğu üstlenmek ve zararı somut olarak gidermektir.
- Beceri hatası özürle onarılabilir; dürüstlük şüphesi ise ancak kanıtla ya da hatanın açıkça kabulüyle kapanır.
- Kötü haberi müşteri senden önce başka yerden öğrenirse, onarılması gereken şey artık iki tanedir.
Üç soru
- Bir mobilya mağazasında çalışıyorsun. Müşterinin siparişi ettiği koltuk, fabrikadaki bir hata yüzünden yanlış kumaşla geldi. Müşteri arayıp "bunu bilerek mi gönderdiniz, ucuz kumaşı yutturmak için mi?" diye soruyor. Bu bir yetkinlik ihlali mi, dürüstlük ihlali mi, ve ne yaparsın?
- Bir hizmet şirketinin müdürü, "her hatayı en iyi şekilde telafi edersek müşteriler bize hiç hata yapmamışız gibi bağlanır" diyerek kalite kontrol bütçesini kısıp telafi bütçesini artırmak istiyor. Bu plana ne dersin?
- Kursuna kayıt olan birine başlangıç tarihini yanlış söyledin ve o kişi o gün için izin aldı. Ona şu mesajı yazmayı düşünüyorsun: "Çok çok özür dilerim, lütfen beni affedin, tarihi karıştırmışım." Bu mesajda ne eksik?
Yanıtlar
Koltuk sorusunda hata aslında bir yetkinlik hatası, ama müşteri onu bir dürüstlük ihlali olarak okuyor. Yalnız özür dilemek, müşterinin şüphesini doğrular gibi duyulabilir. Önce kanıtı göstermek gerekiyor: sipariş formundaki kumaş kodu, fabrikanın gönderdiği belge. Sonra sorumluluğu üstlenip doğru kumaşla yeni koltuğun ne zaman geleceğini söylemek. Çekici yanlış cevap, müşterinin suçlamasına alınıp savunmaya geçmek.
Müdürün planı hizmet telafisi paradoksuna dayanıyor. Araştırmalar başarılı telafinin memnuniyeti biraz yükseltebildiğini, ama yeniden satın almayı ve tavsiyeyi hiç hata yaşanmamış hâlin önüne geçirmediğini gösteriyor. Üstelik her telafi başarılı olmuyor. Plan çekici görünüyor çünkü telafi görünür ve övgü toplar, hata önleme ise görünmez.
Kurs mesajında affedilme isteği var ama en önemli iki parça eksik. Karşındakinin ne kaybettiği anılmıyor: o kişi bir gün izin kullandı. Zararın nasıl giderileceği de yok: belki o günü telafi edecek bir birebir oturum, belki izin gününe denk bir şey. Araştırmalarda affedilmeyi istemek, özrün en az iş gören parçası çıktı; sahiplenmek ve onarım teklifi en çok iş gören.
Sonraki derse köprü
Selin'in telefonda yaptığı ilk şey bir çözüm önermek değildi; Gülay Hanım'ın "eğitim o hafta yapılacaktı" cümlesini duymak ve onun ne anlama geldiğini Deniz'e söyletmekti. Güveni onarmak da kurmak da, karşındakini gerçekten anlamakla başlıyor. Sıradaki ders yeni bir modül açıyor ve dinlemenin dört seviyesini, bir cümleyi yalnız duymakla onu anlamak arasındaki mesafeyi ele alıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.