İçeriğe geç

1.10 · Seviye 1 · Hikâye

Tehdit beyni

Belirsizlik neden otomatik bir "hayır"a dönüşür?

Satış Psikolojisi Akademisi — M02, Karar Veren Beyin · 1.852 kelime · 5 satış durumu · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Derslerdeki kişiler ve görüşmeler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.

Kanca

İki kapı düşün. Birincisinin arkasında, kesin olarak, küçük ama acı veren bir elektrik şoku var. İkincisinin arkasında ise şok olabilir de olmayabilir de; ihtimal yarı yarıya. Hangi kapının önünde beklerken daha çok gerilirsin?

Çoğu insan "tabii ki birincisi" diyor. Kesin olan acı, ihtimal olan acıdan daha kötü olmalı. Ama Londra'daki bir laboratuvarda bu soruyu sözle değil bedenle soran araştırmacılar başka bir şey buldu: insanların stres tepkisi, şokun kesin olduğu durumda değil, en belirsiz olduğu durumda en yüksekti.

Müşterinin "hayır" dediği anların bir kısmı, tam olarak bu ikinci kapının önünde bekleyen birinin tepkisi.

Tek fikir

Beyin, ne olacağını bilmediği durumu çoğu zaman kötü bir sonuçtan daha tehlikeli algılar ve en kestirme korunma yolu olan "hayır"a sığınır; satıcının işi müşteriyi ikna etmekten önce, bilinmeyeni bilinir hâle getirmektir.

Neden işe yarar

Bilinmeyen bir tehdittir

İnsanın atalarının yaşadığı dünyada, çalıların arasındaki tanımlanamayan bir hışırtıyı tehlike sanmak, tehlike olmadığı ortaya çıkarsa küçük bir zarara yol açıyordu: biraz enerji harcanmış, biraz kaçılmış olurdu. Ama gerçek bir tehlikeyi zararsız sanmanın bedeli çok daha büyüktü. Beyin bu dengesizlik yüzünden bilinmeyeni önce tehdit olarak işaretleyen bir sistemle çalışıyor.

Satışta belirsizlik nerede yaşanır?

Bir müşteri bir şeyi almaya yaklaşırken onlarca küçük bilinmeyenle karşılaşıyor. Ürün beklediği gibi çıkacak mı? Fiyatın sonuna başka bir şey eklenecek mi? Kurulum ne kadar sürecek? Bir sorun çıkarsa kimi arayacak? İmzaladığı kâğıtta ne yazıyor? Satıcı bir sonraki adımda ne isteyecek?

Bu bilinmeyenlerin her biri küçük bir tehdit sinyali gibi çalışıyor. Bir tanesi tek başına bir kararı durdurmaz. Ama birikince müşterinin beyni en eski ve en ucuz korunma yolunu seçiyor: "Bir düşüneyim", "Sonra bakarım", "Şimdilik gerek yok."

"Hayır" bir kaçıştır, bir karar değil

Tehdit beyninin ürettiği "hayır", çoğu zaman ürünle ilgili bir değerlendirme değil. Müşteri ürünü beğenmiş olabilir, ihtiyacı da olabilir. Ama bilinmeyen bir şeye adım atmanın gerginliği, ürünün faydasından daha yüksek sesle konuşuyor. Bu yüzden belirsizlikten doğan bir "hayır", satıcının ürün hakkında anlattığı yeni bir şeyle kolay kolay değişmiyor. Değişmesi için bilinmeyenin kendisinin azalması gerekiyor.

Bilinmeyeni bilinir kılmak

Belirsizliği azaltmanın birkaç yolu var ve hiçbiri satıcının sesini yükseltmesini gerektirmiyor. Birincisi bir sonraki adımı söylemek: "Şimdi ölçü alacağım, sonra size iki seçenek göndereceğim, siz karar verince sipariş vereceğiz." İkincisi sınırları söylemek: en kötü ihtimalde ne olacağı, en geç ne zaman biteceği. Üçüncüsü belirsizliğin bir kısmını satıcının üstlenmesi: bir deneme, bir ara kontrol, bir "aşarsa ararım" sözü. Dördüncüsü bilinmeyeni adlandırmak: "Bunu şu an ben de bilmiyorum, ama yarın öğlene kadar öğrenip size söyleyeceğim."

Bu sonuncusu önemli, çünkü satıcıların bilmediği bir şeyi bilir gibi davranmaları çok yaygın. "Merak etmeyin, hallederiz" cümlesi bir sınır, bir tarih ya da bir adım vermiyor. Tehdit beyni bu cümleyi bir güvence olarak değil, saklanan bir bilinmeyen olarak duyuyor.

Sahne

Kararsız Mehmet Bey'in birinci şubesindeki espresso makinesi bir sabah su kaçırmaya başlıyor. Mehmet Bey önce karşı kaldırıma, tamir de yapan Kemal Usta'ya bir fikir sormak için uğruyor; sonra makineyi aldığı mağazaya, Deniz ile Selin'e geliyor.

Kemal Usta'nın versiyonu

Mehmet Bey: Usta, makine su kaçırıyor. Ne olur, ne tutar?

Kemal Usta: Açmadan bilemem abi. Bırak, bakalım.

Mehmet Bey: Kaç gün sürer? Sabahları en çok kahve o şubede çıkıyor.

Kemal Usta: İki gün, üç gün. Parçaya bağlı.

Mehmet Bey: Fiyat aşağı yukarı ne olur?

Kemal Usta: Sonra konuşuruz, sen merak etme. Ben seni mağdur etmem.

Mehmet Bey: O kadar gün makinesiz kalırsam...

Kemal Usta: Kalırsın birkaç gün, ne olacak? Çay satarsın.

Mehmet Bey: Ben bir düşüneyim usta.

Kemal Usta'nın söylediği her şey dürüsttü: gerçekten açmadan bilemezdi. Ama Mehmet Bey'in önüne üç açık uçlu soru bıraktı: ne zaman, ne kadar, bu arada ne olacak. "Ben seni mağdur etmem" cümlesi bu soruların hiçbirine bir sınır koymadı.

Selin'in versiyonu

Mehmet Bey: Makine su kaçırıyor. Ne olur, ne tutar?

Deniz: Hiç merak etmeyin Mehmet Bey, hemen hallederiz.

Mehmet Bey: Ama ne zaman? Ne kadar tutacak?

Selin: Size şu an bildiklerimi ve bilmediklerimi söyleyeyim. Bugün öğlene kadar teknisyenimiz makineyi açar ve size arızanın ne olduğunu söyler.

Mehmet Bey: Peki o arada şube makinesiz mi kalacak?

Selin: Hayır. Bugün size yedek bir makine bırakıyoruz, tamir bitene kadar onunla çalışırsınız.

Mehmet Bey: Fiyat?

Selin: Su kaçırma çoğunlukla iki şeyden olur. Contaysa düşük bir tutar, pompaysa daha yüksek. İki tutarı da şimdi yazıyorum. Bu ikisinden başka bir şey çıkarsa, işe başlamadan önce sizi arayacağım.

Mehmet Bey: Pompa çıkarsa kaç gün sürer?

Selin: Parça depoda var, en geç perşembe akşamı makineniz şubede olur. Perşembe akşamı değilse yedek makine sizde kalmaya devam eder.

Mehmet Bey: Tamam. Gelsinler alsınlar.

Mehmet Bey çıktıktan sonra Deniz, kendi "hemen hallederiz" cümlesinin neden Mehmet Bey'i rahatlatmadığını soruyor. Selin kısaca cevap veriyor: "Hemen ne demek, hallederiz ne demek? Mehmet Bey'in kafasında iki yeni soru açtın. Ben o soruları kapattım." Deniz deftere yazıyor: "Güvence vermek yerine sınır ver."

Sınır

Belirsizliğin tehdit gibi algılandığını bilmek, onu bilerek artırmak için de kullanılabiliyor. "Bu fiyat yarın değişebilir", "stoklar belirsiz", "kur ne olur bilinmez" gibi cümleler, müşterinin kafasında yeni belirsizlikler yaratıp onu bir an önce karar vermeye zorlamak için kullanılıyor. Bu, tehdit beynini sakinleştirmek değil, onu kışkırtmak. Bu tür baskıları Seviye 3'te kıtlık ilkesini konuşurken ayrıntılı ele alacağız; şimdilik ayırt edici soru şu: belirsizliği azaltıyor musun, yoksa satış için büyütüyor musun?

İkinci sınır dürüstlükle ilgili. Belirsizliği azaltmak için bilmediğin şeyi biliyormuş gibi söylemek, kısa vadede müşteriyi rahatlatıyor ama sözün tutulmadığı gün güveni tamamen yıkıyor. Selin'in yaptığı şey bilmediğini söylemekti: "Açmadan bilemem, ama öğlene kadar öğreneceğim." Sınırı olan bir bilinmeyen, sınırsız bir güvenceden daha rahatlatıcı.

Üçüncü sınır müşterinin hakkıyla ilgili. Bazen belirsizlik gerçek ve ortadan kaldırılamaz: bir tedavinin sonucu, bir yatırımın getirisi, bir hasadın miktarı. Bu durumlarda belirsizliği yok gibi göstermek değil, müşteriye onunla nasıl yaşayacağını göstermek gerekiyor. Belirsizlik karşısında temkinli davranmak müşterinin hatası değil, çoğu zaman sağduyusu.

Yaygın yanlış"Müşteri 'bir düşüneyim' diyorsa ürünü beğenmemiştir, ona daha çok özellik anlatmak gerekir."
Doğrusu

Belirsizlikten doğan bir erteleme, ürün hakkında daha fazla bilgiyle değil, bilinmeyenin azalmasıyla çözülüyor: bir sonraki adım, bir tarih, bir üst sınır, bir deneme. Cemile ve Gökay ürünlerine hiçbir şey eklemedi; yalnız açık uçlu soruları kapattı.

Yaygın yanlış"'Merak etmeyin, hallederiz' demek müşteriyi rahatlatır."
Doğrusu

Bu cümle bir güvence gibi görünüyor ama hiçbir sınır vermiyor; tehdit beyni onu çoğu zaman saklanan bir bilinmeyen olarak duyuyor. Deniz'in cümlesi Mehmet Bey'in kafasında iki yeni soru açtı. Rahatlatan şey somut bir zaman, bir tutar ve bir sonraki adım.

Sahaya çık

Kapanış

  1. Beyin bilinmeyeni çoğu zaman kötü bir sonuçtan daha tehlikeli algılıyor; belirsizlik birikince müşteri en kestirme korunma yoluna, "hayır"a ya da "bir düşüneyim"e sığınıyor.
  2. Belirsizlikten doğan bir "hayır" ürün hakkında yeni bilgiyle değil, bilinmeyenin azalmasıyla değişiyor: bir sonraki adım, bir tarih, bir üst sınır, bir deneme, bir "aşarsa ararım" sözü.
  3. "Merak etmeyin" demek bir sınır vermiyor; bilmediğini söyleyip ne zaman öğreneceğini söylemek, sınırsız bir güvenceden daha rahatlatıcı.

Üç soru

  1. Kemal Usta Mehmet Bey'e dürüst davrandı, ama Mehmet Bey "bir düşüneyim" diyerek ayrıldı. Mehmet Bey'in kafasında hangi sorular açık kaldı?
  2. Deniz'in "hiç merak etmeyin, hemen hallederiz" cümlesi ile Selin'in "öğlene kadar teknisyenimiz arızayı söyler" cümlesi arasındaki fark nedir?
  3. Bir satıcı müşterisine "Döviz ne olur bilinmez, bu fiyatı yarın garanti edemem" diyor. Bu cümle hangi durumda dürüst bir bilgi, hangi durumda bir baskı aracı olur?

Yanıtlar

Birinci soruda üç soru açık kaldı: tamir ne zaman bitecek, ne kadar tutacak ve bu arada şube makinesiz mi kalacak. Kemal Usta'nın dürüstlüğü bu soruların hiçbirine bir sınır koymadı; "seni mağdur etmem" cümlesi bir güvence gibi görünse de bilinmeyeni azaltmadı.

İkinci soruda Deniz'in cümlesi bir duygu veriyor ama hiçbir bilgi vermiyor; "hemen" ve "hallederiz" belirsiz ve Mehmet Bey'in kafasında iki yeni soru açtı. Selin'in cümlesi bir saat ve bir sonraki adım veriyor; bilmediğini kabul ediyor ama bilinmeyene bir sınır koyuyor.

Üçüncü soruda cümle, fiyat gerçekten günlük kura bağlıysa ve satıcı bunu bir tarih ya da bir koşulla açıkça anlatıyorsa dürüst bir bilgi. Ama fiyat aslında değişmeyecekse ya da cümle yalnız müşteriyi o gün imzalatmak için kuruluyorsa, belirsizliği azaltmak yerine onu satış için büyüten bir baskı aracı.

Sonraki derse köprü

Tehdit beyni insanı geri çeken bir güç. Ama beynin bir de ileri çeken bir yanı var: henüz sahip olmadığı bir şeyi düşündüğünde, bazen o şeye sahip olmaktan bile daha heyecanlı hissediyor. Sıradaki ders, satın almadan önceki o bekleyişi, yani beklentinin kimyasını anlatıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.