1.3 · Seviye 1 · Hikâye
Ürün değil, dönüşüm satılır
Müşterinin "önce" ve "sonra" hâli
Satış Psikolojisi Akademisi — M01, Satışı Yeniden Tanımlamak · 1.892 kelime · 4 satış durumu · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme
Derslerdeki kişiler ve görüşmeler kurgusaldır; araştırmalar ve kaynaklar gerçektir.
Kanca
İzmit'te bir spor salonunun kapısında iki broşür duruyor. Birincisinde salonun metrekaresi, kırk iki kardiyo cihazı, dört farklı ağırlık istasyonu ve haftada otuz grup dersi yazıyor. İkincisinde tek bir fotoğraf var: altmışlı yaşlarında bir adam, torununu omzuna almış, parkta yürüyor. Altında bir cümle: "Üç ay önce merdiveni ikinci katta mola vererek çıkıyordu."
Salonun satış sorumlusu Burcu iki broşürü bir ay boyunca dönüşümlü olarak kapıya koyuyor ve hangi broşürü alan kişinin deneme dersine geldiğini not ediyor. İkinci broşürün haftalarında deneme dersine gelenlerin sayısı belirgin biçimde artıyor.
Kırk iki cihazın hiçbiri ikinci broşürde yok. Peki o adam ne satıyor?
Tek fikir
İnsanlar bir ürünü değil, o ürünle varacakları hâli satın alır; satış, müşterinin bugünkü hâli ile varmak istediği hâl arasındaki farkı onun gözünde görünür kılmaktır.
Neden işe yarar
Matkap ve delik
Pazarlama dünyasında yarım asırdır dolaşan bir cümle var: "İnsanlar çeyrek inçlik matkap almak istemez, çeyrek inçlik delik ister." Cümle bir pazarlama hocasının kitabında, bir satış yöneticisinden alıntı olarak yer alıyor ve o zamandan beri sayısız kez tekrarlandı.
Ama bu derste cümleyi bir adım daha ileri götürüyoruz. İnsanlar delik de istemiyor aslında. Duvara bir raf asmak, rafa kitaplarını dizmek, sonunda odaya girdiğinde "evim tamam" hissini duymak istiyor. Delik bir ara durak. Müşterinin satın aldığı şey, ürünü kullandıktan sonra hayatında değişen şey.
Önce ve sonra
Her satın almanın arkasında iki fotoğraf var. Birincisi müşterinin bugünkü hâli: sabahları kahve için kuyruğa giren bir çalışan, merdivende nefesi kesilen bir emekli, her ay beyanname tarihinde paniğe kapılan bir esnaf. İkincisi, ürünü aldıktan sonraki hâli: masasında yirmi saniyede kahvesini yapan, torununu omzunda taşıyan, beyanname gününü hatırlamayan biri.
Ürün, bu iki fotoğraf arasındaki köprü. Köprünün özelliklerini, kaç metre olduğunu, hangi çelikten yapıldığını anlatmak da bir anlatım. Ama müşteri karşı kıyıyı göremiyorsa köprünün ne kadar sağlam olduğu onu ilgilendirmiyor.
Zihinde canlandırmak
Dönüşüm anlatımının işe yaramasının psikolojik bir sebebi var. İnsan bir şeyi almadan önce, onu kullanırken kendini zihninde canlandırıyor. Bu canlandırma ne kadar kolay ve canlı olursa, ürün o kadar "benim" gibi hissettiriyor.
Bu bulgu dönüşüm anlatımının neden bazen başarısız olduğunu da açıklıyor. "Hayatınız değişecek" gibi büyük ve soyut bir vaat, müşterinin canlandırabileceği bir an sunmuyor. "Sabah toplantısından önce, masanda yirmi saniyede kahveni yapıyorsun" cümlesi ise bir an sunuyor.
Dönüşüm müşterinin dilindedir
Bu dersin en sık yapılan hatası, dönüşümü satıcının hayal etmesi. Satıcı ürününe bakıp "bu insanların hayatını şöyle değiştirir" diyor ve bu cümleyi her müşteriye aynı biçimde söylüyor. Oysa aynı ürün farklı insanlar için farklı dönüşümler taşıyor.
Spor salonunun ikinci broşüründeki adam bazı müşteriler için güçlü bir fotoğraf. Yirmi beş yaşında, düğününe üç ay kalmış bir genç için ise aynı fotoğraf hiçbir şey söylemiyor. Dönüşümü bulmanın tek yolu müşteriye sormak: "Bunu aldıktan sonra ne değişmesini istiyorsunuz?"
Özellikler ne zaman önemlidir
Bu ders özellikleri değersiz ilan etmiyor. Bazı müşteriler, özellikle kararlarını veriyle veren ve yavaş düşünen müşteriler, dönüşümü duyduktan sonra köprünün sağlam olup olmadığını öğrenmek isteyecek. Analitik Burak'a yalnız dönüşümü anlatırsan, onu bir şeyleri sakladığın hissiyle baş başa bırakırsın.
Doğru sıra çoğu zaman şu: önce müşterinin varmak istediği yer, sonra o yere seni bu ürünün nasıl götüreceğini gösteren özellikler. Özellik, dönüşüme hizmet ettiği ölçüde anlam kazanıyor. "On beş bar basınç" bir sayı; "kafedeki kadar kremalı bir espresso" bir sonuç; "toplantıya giren müşterine kendi masanda o espressoyu ikram etmek" bir dönüşüm. Özelliği dönüşüme bağlayan bu dili Seviye 4'te ayrıntılı kuracağız.
Sahne
Çarşamba sabahı Aceleci Aylin mağazaya uğruyor. On beş kişilik bir reklam ajansı yönetiyor, ofise bir kahve makinesi istiyor ve kapıdan girerken saatine bakıyor: "On dakikam var." Aynı hafta Kemal Usta da dükkânında ofis makinesi soran bir müşteriye bir makine anlatmıştı; Deniz akşam ondan dinliyor.
Kemal Usta'nın versiyonu
Kemal Usta: Adam ofis için makine istedi, ben de en sağlamını gösterdim.
Deniz: Ne anlattınız?
Kemal Usta: Her şeyini. On beş bar, paslanmaz gövde, iki yıl garanti, Avrupa malı. Bir de su haznesi büyük, günde iki kere doldurursun yeter.
Deniz: O ne dedi?
Kemal Usta: "Kaç para?" dedi. Söyledim. "İnternette daha ucuzunu gördüm" dedi.
Deniz: Siz ne dediniz?
Kemal Usta: "İnternettekinin garantisi yok abi, bozulunca kime gideceksin?" dedim. Biraz da indirim yaptım.
Deniz: Aldı mı?
Kemal Usta: Bakacakmış. Bu devirde herkes internetten bakıyor, ne yapacaksın.
Kemal Usta'nın anlattığı her şey doğruydu. Ama müşteri bir makinenin özelliklerini dinlediği için, doğal olarak makineyi başka makinelerle karşılaştırdı ve elindeki tek karşılaştırma aracı fiyattı.
Selin'in versiyonu
Aylin: On dakikam var. Ofise bir kahve makinesi lazım. Ne önerirsiniz?
Selin: Tek bir soruyla başlayayım. Bu makine geldikten sonra ofiste ne değişsin istiyorsunuz?
Aylin: Şu an ekip günde iki kere kahve almaya köşedeki kafeye iniyor. Her seferinde yarım saat kayıp. Bir de müşteri toplantılarında kahveyi dışarıdan söylüyoruz, geç geliyor, soğuk geliyor.
Selin: Yani iki şey: ekibin zamanı ve müşterinin önünde iyi görünmek.
Aylin: Aynen.
Selin: O zaman bu makine. Bir düğmeyle yirmi saniyede espresso, toplantı başlamadan herkesin kahvesi masada. Ekip kafeye inmek yerine iki dakikalık bir molayla ofiste kalıyor.
Aylin: Kaç kişiye yetiyor?
Selin: Sizin on beş kişiye rahatça. Haznesi günde bir kez dolduruluyor, temizliği haftada bir ve on dakika. Teknik ayrıntıları da yazılı olarak gönderebilirim, toplantıdan sonra bakarsınız.
Aylin: Fiyat?
Selin: Söyleyeyim. Bir de kıyas için şunu düşünün: ekipten günde iki kişi yarım saat kafeye iniyorsa, bu makine bir ayda o kaybın bir kısmını geri getiriyor.
Aylin dokuz dakika sonra çıkarken siparişi veriyor. Deniz tezgâhın arkasından ilk kez fark ediyor ki Selin makinenin özelliklerinden yalnız ikisini söyledi ve ikisi de Aylin'in sorduğu sorulara cevaptı.
Sınır
Dönüşüm anlatımının en tehlikeli yanı, abartmaya bu kadar açık olması. Zayıflama, sağlık, kozmetik, kişisel gelişim ve yatırım ürünlerinde "önce ve sonra" fotoğrafları uzun zamandır yanıltıcı reklamın en sık kullanılan aracı. Gerçekleşmeyecek bir dönüşümü vaat etmek, müşteriyi ürünü almaya ikna edebilir ama ürün o dönüşümü sağlamadığında hayal kırıklığını, iadeyi ve güvensizliği de beraberinde getirir. Sağlık ve finans gibi alanlarda bu tür vaatler ayrıca hukuki sınırlarla da düzenleniyor; bu sınırlara Seviye 6'nın yasal çerçeve dersinde genel olarak değineceğiz.
Ölçüt basit: anlattığın dönüşüm, bu ürünü kullanan sıradan bir müşterinin gerçekten yaşayabileceği bir şey mi? Spor salonunun broşüründeki adam gerçek bir üyeyse ve onun deneyimi salonun sıradan bir üyesinin ulaşabileceği bir şeyse, fotoğraf meşru. Üç ayda yirmi kilo veren tek bir istisnayı herkesin sonucu gibi göstermek ise meşru değil.
İkinci sınır, dönüşümü müşterinin yerine seçmek. Selin Aylin'e ne değişmesini istediğini sordu; kendi cevabını vermedi. Satıcı kendi hayal ettiği dönüşümü her müşteriye söylediğinde, müşteri kendini anlaşılmamış hissediyor.
Üçüncü sınır Petrova ve Cialdini'nin bulgusunda: canlandırılması zor bir dönüşüm, anlatılmadığından daha kötü sonuç verebiliyor. Müşteri hayal edemediği bir sonucu duyduğunda, ürünün ona göre olmadığı sonucuna varabiliyor.
Yaygın yanlış"Dönüşüm anlatmak, ürünün özelliklerini saklamak demektir."
Özellikler hâlâ önemli; yalnız yerleri değişiyor. Önce müşterinin varmak istediği yer, sonra o yere ürünün nasıl götürdüğünü gösteren özellikler geliyor. Analitik bir müşteri özellikleri duymadan karar vermiyor.
Yaygın yanlış"Ne kadar büyük bir dönüşüm vaat edersem o kadar çok satarım."
Büyük ve soyut vaatler canlandırılması zor olduğu için çoğu zaman etki etmiyor; abartılı vaatler ise kısa vadede satsa bile iadeyle ve güven kaybıyla geri dönüyor. Küçük, somut ve gerçek bir an, büyük bir vaatten daha güçlü.
Sahaya çık
Kapanış
- Müşteri ürünü değil, ürünle varacağı hâli satın alıyor; matkap da delik de birer ara durak, asıl satılan şey odaya girdiğinde "evim tamam" hissi.
- Dönüşüm anlatımı, müşterinin ürünü kullanırken kendini zihninde kolayca canlandırabildiği somut bir an sunduğunda işe yarıyor; canlandırılması zor bir vaat ters tepebiliyor.
- Dönüşümü satıcı değil müşteri söyler; özellikler ise bu dönüşüme nasıl varılacağını gösterdiği ölçüde anlam kazanır.
Üç soru
- Kemal Usta ofis makinesini anlattığında müşteri neden hemen internetteki fiyatlara döndü? Selin'in anlatımında aynı şey neden olmadı?
- Bir dil kursu reklamında "İngilizce hayatınızı değiştirecek" yazıyor. Petrova ve Cialdini'nin bulgusuna göre bu cümlenin zayıf yanı nedir ve onu nasıl daha güçlü bir cümleye çevirirsin?
- Bir diyet programının satış sayfasında yalnız en çok kilo veren üç kişinin önce ve sonra fotoğrafları var. Bu sayfa hangi sınırı aşıyor ve neden?
Yanıtlar
Birinci soruda müşteri yalnız özellikleri dinlediği için ürünü bir makine olarak değerlendirdi ve makineleri karşılaştırmanın en kolay yolu fiyattı. Selin önce Aylin'in ofiste ne değişmesini istediğini sordu: ekibin zamanı ve müşteri toplantıları. Bu dönüşüm internetteki bir ürün sayfasıyla kolayca karşılaştırılamıyordu.
İkinci soruda cümle büyük ve soyut; okuyan kişi kendini hangi anda, nasıl değişmiş göreceğini canlandıramıyor ve canlandırması zor olan vaat ters tepebiliyor. Daha güçlü bir cümle somut bir an sunar: "Bir yıl sonra yurt dışındaki ilk iş toplantında kendini tercümansız tanıtıyorsun" gibi, okurun kendi hayatında hayal edebileceği bir sahne.
Üçüncü soruda sayfa, istisnaları herkesin sonucu gibi gösteriyor. Ölçüt, anlatılan dönüşümün sıradan bir kullanıcının gerçekten yaşayabileceği bir şey olup olmadığı. En uç üç sonucu tek kanıt olarak sunmak gerçekleşmeyecek bir beklenti yaratıyor ve sağlık iddialarında ayrıca hukuki sınırlara da takılabiliyor.
Sonraki derse köprü
Aylin makineyi aldı, çünkü kazanacağı zaman ve toplantılardaki görüntü, ödeyeceği paradan daha ağır bastı. Ama her müşteri yalnız para ödemiyor; yeni bir şeyi öğrenmenin çabasını, yanlış seçim yapma riskini ve vazgeçtiği alternatifleri de hesaba katıyor. Sıradaki ders bu terazinin iki kefesini açıyor: müşterinin kafasındaki değer denklemi.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.