Ders TEM-206.9 · Provenans, Mülkiyet ve Kültürel Miras Etiği

Müze veri tabanında provenans araştırması

2.745 kelime · 25 eser örneği · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 18 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: bir müze kaydı tek elden yazılmış bir metin değil, farklı birimlerin farklı zamanlarda doldurduğu alanlar toplamı ve alanlar arası çelişki bir hata değil izdir. Araştırma bir arama değil sabit bir okuma sırası; önce kimlik ve giriş alanları, sonra ayırt etme alanları, sonra sergi ile yayın geçmişi, en sonda kaydın dili okunuyor. Sergileme ve yayın mülkiyet değil, buna karşılık varlık, konum ve tarih kanıtı vererek mülkiyet araştırmasını besliyorlar. Koşullu ifadeler kurumun güven derecesini yazıyor ve aktarma kalıpları kurumun bilgiyi doğrulamadığını söylüyor. Boşluğun dört türü var ve boşluğun nesneye mi kuruma mı ait olduğu ancak aynı partiden başka kayıtlara bakılarak anlaşılıyor. Çevrimiçi kayıt bir özet; idari dosyalar, konservasyon raporları, nakil kayıtları, piyasa arşivleri ve nesnenin arka yüzü araştırmanın asıl alanı.

Açılış: parantez içindeki soru işareti

Bir çevrimiçi koleksiyon kaydını açıyorsun ve alanları yukarıdan aşağıya okuyorsun.

Atıf alanında bir sanatçı adı yazıyor ve hemen yanında küçük bir işaret var: parantez içinde bir soru işareti.

Çoğu okuyucu o işaretin üzerinden atlıyor ve adı okuyup geçiyor.

Oysa o tek karakter, kurumun kendi şüphesini kayda geçirdiği yer. Kurum şunu söylüyor: bu ad bizim en iyi tahminimiz, kesin bilgimiz değil.

Kural tam burada donuyor: kayıt kendi belirsizliğini yazıyor ve okuyan kişi çoğu zaman onu okumuyor.

Geçen derste hangi metnin kimi ve ne zamandan itibaren bağladığını görmüştük. Oraya şunu bırakmıştık: bütün bu metinler bir dosyaya uygulanmadan önce nesnenin geçmişinin kayıttan çıkarılmış olması gerekiyor.

Sorumuz şu: bir kaydın önüne oturduğunda hangi sırayla ne soruyorsun ve kaydın söylemediğini nasıl görüyorsun?

Bu ders bir uygulama dersi. Kursta kurduğumuz kavramlar burada tek bir araştırma oturumuna dönüşecek.

Bir not gerekiyor. Bu derste geçen kayıt örnekleri kurgudur ve gerçek bir kurumu, nesneyi ya da numarayı göstermiyor. Anlatılan şey desenin kendisi.

Bu derste ne olacak

Önce araştırmanın bir arama değil bir okuma sırası olduğunu göreceğiz.

Sonra kaydı üç geçişte okuyacağız ve her geçişte farklı alanlara bakacağız.

Ardından koşullu ifadeleri açacağız, çünkü kurumun şüphe dili orada yazılı.

Sonra kaydın söylemediğini okumaya geçeceğiz ve dört boşluk türünü uygulayacağız.

Ardından boşluğun nesneye mi kuruma mı ait olduğunu ayıracağız.

Sonra aynı boşluğun farklı nesne türlerinde ne anlama geldiğini karşılaştıracağız.

Usta katmanında kaydın dışına çıkacağız ve kurumun öteki dosyalarına bakacağız.

Sonunda on kayıt üzerinde bir tarama yapacaksın.

Sıfır noktası: kayıt bir metin değil, alanlar toplamı

Araştırmaya başlayan çoğu kişi kaydı bir metin gibi okuyor ve baştan sona geçiyor.

Bu yaklaşım yanıltıcı, çünkü bir müze kaydı tek elden yazılmış bir metin değil.

Kaydın her alanı farklı bir kurum pratiğinden geliyor ve farklı bir zamanda doldurulmuş olabiliyor.

Envanter numarasını kayıt görevlisi veriyor, atıfı küratör yazıyor, malzemeyi koruma uzmanı belirliyor ve edinme satırını idari birim üretiyor.

Bunun doğrudan bir sonucu var: alanlar birbiriyle çelişebiliyor ve çelişki bir hata değil, bir iz.

İkinci bir nokta da sırayla ilgili. Alanları rastgele okumak zaman kaybettiriyor ve önemli olanı gözden kaçırıyor.

Bu yüzden araştırma bir arama değil, sabit bir okuma sırası. Sıra belli olduğunda aynı nesneye iki kişi baktığında aynı soruları soruyor.

Bir de kaydın kime yazıldığı meselesi var ve sonucu doğrudan etkiliyor. Çevrimiçi kayıt ziyaretçi için hazırlanıyor, kurumun iç kaydı ise görevli için tutuluyor. Aynı nesnenin iki kaydı farklı ayrıntı taşıyor ve araştırma, iç kayda erişim istendiğinde belirgin biçimde hızlanıyor.

Birinci geçiş: kimlik ve giriş alanları

İlk geçişte nesnenin kuruma nasıl ve ne zaman geldiğini kuruyorsun.

Birinci alan envanter numarası ve şunu soruyor: bu numara hangi diziye ait ve dizinin başlangıcı ne zaman?

Numaralar çoğu kurumda yıl ya da parti bilgisi taşıyor ve nesnenin giriş zamanını kabaca veriyor. Numaranın biçimi bozuluyorsa, nesne büyük ihtimalle sonradan başka bir dizden aktarılmış.

İkinci alan edinme yılı ve doğrudan bir tarih testi sağlıyor. Geçen derste öğrendiğimiz kuralı burada uyguluyorsun: bu yıl, ilgili eşiğin öncesinde mi sonrasında mı?

Eşikten sonra gelmiş bir nesnede kurumun kendi politikası devreye giriyor ve daha ayrıntılı bir dosya beklemek makul oluyor.

Üçüncü alan edinme satırı ve kaydın en yoğun cümlesi burası. Nesnenin bağış mı, satın alma mı, devir mi olduğunu tek satırda söylüyor.

Bu satırda bir ad geçiyorsa zincire gerçek bir halka giriyor. Ad yoksa ve yalnız bağış yazıyorsa, halka var ama kimliği yok.

Ve bir gözlem: edinme satırı çoğu kurumda değiştirilmesi en zor alan, çünkü idari kayda bağlı. Bu yüzden kaydın en güvenilir bölümü genellikle burası oluyor.

Numaraların bir ikinci yüzü daha var ve gözden kaçıyor. Bir nesne kayıtta birden fazla numara taşıyabiliyor ve eski dizi numarası ayrı bir alanda durabiliyor. O eski numara çoğu zaman nesnenin bu kurumdan önceki hayatına ait ve başka bir koleksiyonun kaydına açılan kapı.

İkinci geçiş: nesneyi ayırt etme alanları

İkinci geçişte nesnenin başka nesnelerden ayrılıp ayrılamadığına bakıyorsun.

Bu geçişin amacı belge eşleştirmek. Elinde bir eski kayıt varsa, o kaydın bu nesneyi mi başka bir nesneyi mi anlattığını buradan çıkarıyorsun.

Birinci alan tanım ve şunu soruyor: bu tanım kaç nesneye uyabilir?

Kursta bu ölçümü öğrenmiştik ve adı ayırt edicilik. Tanım genel ise eşleştirme kanıtı zayıf, tanımda sıra dışı bir ayrıntı varsa güçlü.

İkinci alan boyut ve genellikle en ayırt edici veri. Bir ölçü kombinasyonu, uyan nesne sayısını hızla düşürüyor.

Buna karşılık eski kayıtlarda ölçü çoğu zaman hiç yazılmamış ve bu, en sık karşılaşılan eşleştirme engeli.

Üçüncü alan malzeme ve teknik: bu alan ayırt edici olmaktan çok eleyici ve uymadığında eşleşmeyi doğrudan bitiriyor.

Dördüncü alan atıf ve en kaygan olanı. Atıflar zaman içinde değişiyor ve bugünkü ad ile eski kayıttaki ad farklı olabiliyor.

Bu yüzden eski bir belgeyi ararken bugünkü atıfla değil, o dönemde kullanılan adla aramak gerekiyor. Aksi hâlde nesne kayıtta duruyor ama arama onu bulmuyor.

Bu geçişin bir de olumsuz sonucu var ve yazılması gerekiyor. Bir belgenin bu nesneyi anlatmadığına karar vermek de bir bulgu sayılıyor. Yazılmadığında sonraki araştırmacı aynı belgeyi baştan açıyor ve aynı saatleri harcıyor.

Üçüncü geçiş: sergi ve yayın geçmişi

Üçüncü geçişte kaydın alt bölümlerine iniyorsun ve çoğu araştırmacının atladığı yer burası.

Bu kursun ilk dersinde bir kayıtta üç ayrı geçmişin bulunduğunu görmüştük: mülkiyet, sergileme ve yayın.

O ayrımın pratikteki değeri tam burada ortaya çıkıyor. Sergileme ve yayın, mülkiyet olmadıkları hâlde mülkiyet araştırmasını besliyorlar.

Sergi geçmişi listesi şunu veriyor: nesne belirli bir tarihte belirli bir yerdeydi ve bu, doğrudan bir varlık ile konum kanıtı demek.

Listede sergi kataloğu künyesi varsa iş daha da ileri gidiyor. Kataloglar çoğu zaman ödünç vereni yazıyor ve o satır doğrudan bir mülkiyet halkası veriyor.

Yayın listesi ise başka bir şey sağlıyor: nesnenin ne zamandan beri bilindiğini. Erken bir yayın, nesnenin o tarihte zaten ortada olduğunu gösteriyor.

Bunun tersi de aynı ölçüde bilgi veriyor: yayınların hepsi yakın tarihliyse, nesne uzun süre görünmemiş ya da yeni ortaya çıkmış olabiliyor.

Ve bir uyarı: bu iki liste kurumun kendi yayınlarıyla dolabiliyor. Kurumun kendi sergisi ve kendi kataloğu bağımsız bir doğrulama sayılmıyor.

Katalog bilgisinin tarihlenmesinde de bir incelik bulunuyor. Katalog serginin açıldığı sırada basılıyor, bu yüzden ödünç veren bilgisi yalnız o ana ait. Nesne sergiden sonra el değiştirmiş olabiliyor ve katalog bunu hiçbir biçimde göstermiyor.

Dördüncü geçiş: koşullu ifadeler

Şimdi kaydın diline bakıyorsun, çünkü kurumlar belirsizliği belirli kalıplarla yazıyor.

Bu kalıpları tanımak, kaydı okuma hızını doğrudan artırıyor.

Birinci kalıp atıf belirsizliği: muhtemelen, atfedilen, çevresinden ve izleyicisi gibi ifadeler kesinlik derecesini gösteriyor.

Bu ifadeler rastgele seçilmiyor ve çoğu kurumda tanımlı bir sırası var. Sıra bilindiğinde iki kayıt arasındaki güven farkı ölçülebilir hâle geliyor.

İkinci kalıp kimlik gizleme: özel koleksiyon, bir Avrupa koleksiyonu ve isimsiz koleksiyoner gibi ifadeler bir halkanın varlığını söylüyor ama kimliğini vermiyor.

Burada önemli bir ayrım var. Bu ifade bilginin olmadığını değil, açıklanmadığını gösterebiliyor; ikisi çok farklı durumlar.

Üçüncü kalıp zaman belirsizliği: yaklaşık, dolaylarında ve önce gibi ifadeler tarihin kesin olmadığını yazıyor.

Dördüncü kalıp aktarma: kaynağına göre ve bildirildiğine göre gibi ifadeler, kurumun bilgiyi kendisinin doğrulamadığını söylüyor.

Bu dördüncüsü en çok bilgi taşıyanı. Kurum burada açıkça mesafe koyuyor ve bilgiyi sahiplenmiyor.

Kalıpların bir de yerellik sorunu var ve yanlış okumaya yol açıyor. Aynı ifade iki kurumda farklı bir kesinlik derecesini anlatabiliyor. Bu yüzden ciddi bir çalışmada kurumun kendi terim kılavuzuna bakmak ve kalıbı oradan doğrulamak gerekiyor.

Kaydın söylemediğini okumak

Şimdi dersin asıl işine geliyoruz, çünkü bir kayıtta yazan kadar yazmayan da bilgi veriyor.

Bu kursun ilk dersinde boşlukları dört türe ayırmıştık: bilgi eksikliği, kayıp kayıt, bilinçli belirsizlik ve şüpheli boşluk.

Bir kaydı okurken her boşluğa bu dört etiketten birini yazıyorsun ve karar veremediğin yerlere de bunu not ediyorsun.

Fakat bir adım daha var ve tek kayda bakarak görülmüyor. Boşluk nesneye mi ait, yoksa kuruma mı?

Bunu anlamanın yolu tek nesneden çıkmaktan geçiyor: aynı bağışçıdan ya da aynı yıldan gelen başka kayıtları açıyorsun ve aynı alana bakıyorsun.

Aynı alan hepsinde boşsa, boşluk o nesnenin geçmişiyle ilgili değil. Boşluk, o partiyi kaydeden kişinin ya da o dönemin kayıt pratiğinin izi.

Bu ayrım araştırmanın yönünü tamamen değiştiriyor. Birinci durumda nesnenin geçmişini arıyorsun, ikinci durumda kurumun eski kayıt defterlerini.

Ve tersi de mümkün. Bir alan bütün partide doluyken yalnız bir nesnede boşsa, o boşluk gerçekten o nesneye ait ve dikkat istiyor.

Boşlukların hangi döneme düştüğüne bakmak da ayrı bir okuma sağlıyor. Boşluklar belirli bir on yılda toplanıyorsa, bu çoğu zaman nesneyle değil kurumla ilgili bir olayı gösteriyor. Taşınma, yangın, savaş dönemi ya da kayıt görevlisinin değişmesi kayıtta böyle bir iz bırakıyor.

Karşılaştırma: aynı boşluk, farklı anlam

Bir boşluğu değerlendirirken nesnenin türünü hesaba katmak gerekiyor ve bu kursun ilk dersi bunu söylemişti.

Şimdi o kuralı üç durumda sınayalım ve farkı görelim.

Birinci durum yakın dönem üretimi bir nesne. Zincirin baştan sona bilinmesi bekleniyor ve bir boşluk doğrudan soru doğuruyor.

İkinci durum uzun geçmişli bir nesne: yüzyıllar boyunca el değiştirmiş ve boşluklar olağan sayılıyor; burada beklenti kesintisizlik değil.

Üçüncü durum yer altından çıkmış bir nesne. Burada boşluk yalnız bir eksiklik değil, doğrudan bir uyarı işareti oluyor.

Üç durumun karşılaştırılması şunu gösteriyor: boşluğun ağırlığı nesnenin türüne göre değişiyor ve aynı ölçü her yere uygulanmıyor.

Dördüncü bir durum daha var ve öteki üçünden ayrılıyor: çok sayıda üretilmiş nesneler. Aynı nesneden yüzlerce varsa ayırt edicilik kendiliğinden düşüyor ve zincir kurmak neredeyse imkânsız hâle geliyor.

Bu yüzden araştırmanın ilk adımı, o nesne türü için makul olanın ne olduğunu belirlemek oluyor.

Usta katmanı: kaydın dışına çıkmak

Çevrimiçi kayıt bir özet ve kurumun elindeki bilginin tamamı değil. Asıl araştırma, kaydın dışına çıkıldığında başlıyor.

Birinci kaynak nesnenin kendisi: arka yüzdeki etiketler, damgalar ve eski numaralar üst üste birikiyor.

Bu birikimin sırası bir zincir veriyor ve hangi etiketin altta kaldığı okunabiliyor. Kayıt sessizken nesne konuşmayı sürdürüyor.

İkinci kaynak kurumun idari dosyaları: yıllık raporlar, satın alma kararları ve yazışmalar çoğu zaman çevrimiçi kayda taşınmamış oluyor.

Üçüncü kaynak piyasa kayıtları: müzayede sonuçları ve satıcı stok defterleri, nesnenin kurum öncesindeki hareketini gösterebiliyor.

Bu üçüncü kaynakta dikkatli olmak gerekiyor. Piyasa kayıtları çoğu zaman alıcı ve satıcı adını gizliyor ve zincirde adsız halka bırakıyor.

Dördüncü kaynak kaydın kendi tarihçesi: bir alanın ne zaman değiştiğini görmek, kurumun ne zaman yeni bilgi edindiğini söylüyor.

Beşinci kaynak başka kurumların kayıtları. Aynı satıcıdan ya da aynı koleksiyondan çıkmış nesneler farklı kurumlara dağılmış olabiliyor ve birinin kaydı ötekinin boşluğunu doldurabiliyor.

Altıncı kaynak doğrudan istemek. Kurumların çoğu araştırma taleplerine açık ve iç dosya için yazılı başvuru kabul ediyor; uygulamada en verimli adım çoğu zaman bu oluyor.

Ve son bir alışkanlık: kendi araştırma günlüğünü tut. Nereye baktığını ve ne bulamadığını yazmadığında aynı işi altı ay sonra baştan yapıyorsun.

Kalıcı araçlar

Okuma sırası. Kaydı baştan sona okuma; dört geçişle ilerle ve her geçişte farklı alanlara bak.

Alan kaynağı. Her alanın hangi birimce yazıldığını düşün; alanlar arası çelişki hata değil iz.

Ayırt edicilik ölçümü. Bir tanımın kaç nesneye uyabileceğini sor; sayı büyükse kanıt zayıf.

Dönem adıyla arama. Eski belgeyi bugünkü atıfla değil, o dönemin adıyla ara.

Boşluk sahibi testi. Aynı partiden başka kayıtlara bak; boşluk hepsinde varsa nesneye değil kuruma ait.

Tür ölçütü. Boşluğun ağırlığını nesnenin türüne göre değerlendir; aynı ölçü her yere uymuyor.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Provenans bölümü uzunsa kayıt güvenilirdir."
Doğrusu

Uzunluk çoğu zaman sergileme ve yayın satırlarından geliyor ve mülkiyet zinciriyle ilgisi olmayabiliyor. Kısa ama tek bir belgeye dayanan bir kayıt, uzun ama kaynaksız bir kayıttan daha güçlü olabiliyor.

Yaygın yanlış"Kayıtta boşluk varsa nesnede sorun vardır."
Doğrusu

Boşluğun dört türü var ve ilk üçü çoğu zaman olağan. Ayrıca boşluk nesneye değil kurumun o dönemki kayıt pratiğine ait olabiliyor; bunu anlamak için aynı partiden başka kayıtlara bakmak gerekiyor.

Yaygın yanlış"Bir nesneyi bugünkü adıyla eski kayıtlarda ararım."
Doğrusu

Atıflar zaman içinde değişiyor ve nesne eski belgede başka bir adla geçiyor olabiliyor. Bu yüzden arama, kaydın yazıldığı dönemde kullanılan adla ve tanımla yapılıyor.

Yaygın yanlış"Çevrimiçi kayıt kurumun bildiği her şeyi gösterir."
Doğrusu

Çevrimiçi kayıt bir özet ve idari dosyalar, konservasyon raporları, nakil kayıtları ile eski kart fişleri çoğu zaman dışarıda kalıyor. Araştırmanın büyük bölümü bu kaydın dışında yürüyor.

Yaygın yanlış"Kayıttaki muhtemelen ve özel koleksiyon gibi ifadeler önemsiz ayrıntıdır."
Doğrusu

Bunlar kurumun belirsizliği yazdığı standart kalıplar ve güven derecesini gösteriyorlar. Özel koleksiyon ifadesi ayrıca bilginin yokluğunu değil, açıklanmadığını gösterebiliyor.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: bir müze kaydı tek elden yazılmış bir metin değil, farklı birimlerin farklı zamanlarda doldurduğu alanlar toplamı ve alanlar arası çelişki bir hata değil izdir. Araştırma bir arama değil sabit bir okuma sırası; önce kimlik ve giriş alanları, sonra ayırt etme alanları, sonra sergi ile yayın geçmişi, en sonda kaydın dili okunuyor. Sergileme ve yayın mülkiyet değil, buna karşılık varlık, konum ve tarih kanıtı vererek mülkiyet araştırmasını besliyorlar. Koşullu ifadeler kurumun güven derecesini yazıyor ve aktarma kalıpları kurumun bilgiyi doğrulamadığını söylüyor. Boşluğun dört türü var ve boşluğun nesneye mi kuruma mı ait olduğu ancak aynı partiden başka kayıtlara bakılarak anlaşılıyor. Çevrimiçi kayıt bir özet; idari dosyalar, konservasyon raporları, nakil kayıtları, piyasa arşivleri ve nesnenin arka yüzü araştırmanın asıl alanı.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir kaydın nasıl okunduğunu ve boşluğun nasıl sınıflandırıldığını gördük. Elimizde artık alanlardan çıkarılmış bir zincir, işaretlenmiş boşluklar ve ölçülmüş bir güven derecesi var. Peki bütün bunlar bir karara nasıl dönüşüyor; bulguları kim okuyacak biçimde nasıl yazıyorsun ve neyi bilmediğini nasıl beyan ediyorsun? Sıradaki derste tartışmalı bir nesne için etik durum raporu yazmaya geçiyoruz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

TEM-206 — Provenans, Mülkiyet ve Kültürel Miras Etiği →

10 bölümden 9. bölüm · Katman 2 — Sanat Tarihinin Temelleri