Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: "sanat" bir nesne özelliği değil, kurulmuş ve değişen bir kategori. Sözcük aynı anda sınıflandırma, değerlendirme ve kurumsal iş görüyor; üçünü ayırmadan hiçbir cümle net olmuyor. Bu akademi kapalı bir tanım yerine bir kapsam beyanıyla çalışıyor: bilinçli olarak biçimlendirilmiş, görülmek üzere düzenlenmiş nesneler ve bunların koşulları.
Açılış: sözcük ile şey arasındaki mesafe
Yeni bir katmana giriyoruz. Önceki katmanda bakmayı çalıştık; şimdi bakılan şeyin ne olduğunu soruyoruz.
Ve ilk soru en temel olanı: sanat nedir?
Bu soruya bir tanım vererek başlamayacağız. Çünkü tanım vermek, sorunun cevabını değil, sorunun kendisini yanlış anlamak olur.
"Sanat" bir nesne özelliği değil. Bir taşın ağırlığı gibi ölçülmüyor, bir kabın hacmi gibi hesaplanmıyor. Bir kategori ve kategoriler insanlar tarafından kuruluyor, zaman içinde değişiyor, bazı şeyleri içine alıp bazılarını dışarıda bırakıyor.
Bu ders, o kategorinin nasıl değiştiğini ve bu değişimin bizim çalışmamız için ne anlama geldiğini anlatıyor.
Bu derste ne olacak
Önce "sanat" sözcüğünün taşıdığı üç ayrı işi ayıracağız.
Sonra kategorinin dışında kalan nesnelere ne olduğunu göreceğiz.
Ardından geçmişe bugünün kategorisini uygulamanın sorununu ve buna rağmen neden bir çalışma tanımına ihtiyaç duyduğumuzu konuşacağız.
Son olarak bu akademinin çalışma tanımını açıkça koyacağız.
Sıfır noktası: "iş" sözcüğünün değişimi
Gündelik bir sözcük düşün: "iş".
Yüz yıl önce bu sözcüğün kapsadığı şeyler ile bugün kapsadıkları aynı değil. Bazı faaliyetler iş sayılıyordu, sayılmıyor artık; bazıları sayılmıyordu, şimdi sayılıyor.
Sözcük aynı kaldı. Kapsam değişti.
Şimdi bir soru: yüz yıl önce yapılan bir faaliyeti bugünkü "iş" tanımına göre değerlendirmek doğru olur mu? Bir şey öğretir ama yanıltır da — çünkü o faaliyeti yapan kişi kendini o kategoride görmüyordu.
"Sanat" sözcüğüyle olan tam olarak bu.
"Sanat" ne tür bir sözcük
Sözcüğün üç ayrı işi var ve bunlar birbirine karışıyor.
Sınıflandırma işi. Bir nesneyi bir kümeye koyuyor: bu sanat, şu değil. Bir sınır çiziyor.
Değerlendirme işi. Bir kalite yargısı taşıyor: "bu gerçek sanat" cümlesi bir sınıflandırma değil bir övgü.
Kurumsal iş. Belirli mekânları, meslekleri ve dolaşım biçimlerini işaret ediyor. Müzeye giren nesne sanat sayılıyor; girmeyen sayılmıyor.
Üçü aynı sözcükle yapıldığı için sürekli karışıyorlar. Birinin sonucu ötekinin gerekçesi gibi kullanılıyor: bir nesne müzeye girdiği için sanat sayılıyor, sanat sayıldığı için müzeye giriyor.
Ayırmanın yolu, hangi işin yapıldığını her seferinde sormak. Bir cümle nesneyi bir kümeye mi koyuyor, övüyor mu, yoksa bir kuruma mı bağlıyor? Üç sorunun cevabı çoğu zaman farklı çıkıyor ve fark ortaya çıktığında cümlenin ne iddia ettiği de netleşiyor.
Kategori zaman içinde değişti
Bugün "sanat" dediğimiz kümeye giren şeyler her zaman aynı değildi ve değişim keyfî değil, izlenebilir.
Üç büyük kayma var.
Bir: üretim ile düşünce arasındaki sıra değişti. Uzun süre nesnenin nasıl yapıldığı, ne düşündürdüğünden daha çok konuşuluyordu. Sonra sıra tersine döndü.
İki: kimin yaptığı önem kazandı. Nesnenin kendisi kadar üreticisi de kategorinin parçası hâline geldi.
Üç: kullanım ile seyir ayrıldı. Bir işe yarayan nesne ile yalnız bakılan nesne arasındaki ayrım keskinleşti.
Üçüncüsü en belirleyicisi. Bu ayrım kurulmadan önce, işe yarayan nesnelerle bakılan nesneler aynı kümedeydi.
Bunun bugün için sonucu şu: bir nesnenin "işlevsel" olması onu kategorinin dışına atmıyordu; bugünkü bölmeleri geçmişe taşımak yanıltıyor. Üstelik bu, uzak geçmiş için olduğu kadar birkaç yüzyıl öncesi için de geçerli.
Kategorinin dışında kalanlar
Bir kategori kurulduğunda iki şey birden oluyor: bazı nesneler içeri alınıyor ve bazıları dışarıda kalıyor.
Dışarıda kalanların başına üç şey geliyor.
Görünmez oluyorlar. İncelenmiyorlar, sergilenmiyorlar, yazılmıyorlar.
Başka bir başlığa gidiyorlar. Etnografya, arkeoloji, el sanatları gibi ayrı alanlara.
Değer kaybediyorlar. Kategorinin dışında olmak, bir eksiklik gibi okunuyor.
Üçüncüsü en zararlısı, çünkü kategorik bir ayrımı bir nitelik farkına çeviriyor.
Bu, sanat tarihinin en çok eleştirilen yanlarından biri ve haklı bir eleştiri. Aynı zamanda bu akademinin kapsamını belirleyen ilkelerden biri: kategorinin dışında kalan üretim de aynı ciddiyetle inceleniyor.
Geçmişe bugünün kategorisini uygulamak
Bir kavramı, henüz var olmadığı bir döneme uygulamak anakronizm oluyor ve üç somut zarar veriyor.
Bir: yanlış soru sorduruyor. "Bu bir sanat eseri miydi?" sorusunun o dönemde karşılığı yok.
İki: seçim yaptırıyor. Bugünkü kategoriye uyan nesneler öne çıkarılıyor, uymayanlar geride kalıyor. Sonuç, geçmişin çarpık bir örneklemi.
Üç: niyet atfediyor. Üreticinin "sanat yapma" niyeti taşıdığı varsayılıyor. Oysa bu niyet, kategorinin kendisi kadar geç.
Üçüncüsü en sinsi olanı, çünkü çoğu zaman cümlenin içinde saklı kalıyor: "usta burada güzelliği aramış" cümlesi, kanıtlanmamış bir niyet atfı.
Korunma yolu: nesnenin ne olduğunu değil, ne yaptığını sormak. İşlev, kullanım ve bağlam soruları anakronizme kapalı.
Bir denge de gerekiyor. Anakronizm korkusu abartıldığında hiçbir şey söylenemez hâle geliyor; her cümle "o dönemde böyle düşünmüyorlardı" itirazıyla karşılanıyor. Oysa bugünün kavramlarıyla düşünmek zorundayız, başka kavramımız yok. Yapılması gereken kavramdan kaçınmak değil, kavramın bize ait olduğunu yazının içinde belirtmek.
Yine de bir tanıma ihtiyaç var
Kategorinin sorunlu olduğunu söyledik. Peki o zaman ne çalışıyoruz?
Tanımdan tümüyle vazgeçmek işe yaramıyor, çünkü bir çalışma alanının sınırı olmak zorunda. Sınırsız bir alan hiçbir şey inceleyemiyor.
Çözüm, tanımı kapalı değil çalışma amaçlı kurmak. Yani "sanat şudur" demek yerine, "bu akademi şunları inceliyor" demek.
Farkı önemli. Kapalı tanım bir öz iddia ediyor ve dışarıda kalanı yok sayıyor. Çalışma tanımı bir kapsam beyanı yapıyor ve tartışmaya açık kalıyor.
İkincisi hem daha dürüst hem daha kullanışlı. Ve GOR-106.8'de öğrendiğimiz sav disiplininin buradaki karşılığı: kapsamını yaz, sınırını göster.
Bu akademinin çalışma tanımı
Açıkça yazalım. Bu akademi şunu inceliyor:
İnsanların bilinçli olarak biçimlendirdiği, görülmek üzere düzenlenmiş nesneler, yapılar ve görüntüler — ve bunların üretim, dolaşım, kullanım ve alımlanma koşulları.
Bu tanımın dört özelliği var.
Bir: niyet gerektirmiyor. "Sanat yapma" niyeti aranmıyor; biçimlendirme yeterli.
İki: işlev dışlamıyor. Bir nesnenin işe yaraması onu dışarıda bırakmıyor.
Üç: değer yargısı içermiyor. İyi ya da kötü ayrımı tanımın parçası değil.
Dört: bağlamı kapsıyor. Nesne kadar onun dolaşımı da inceleme konusu.
Bu tanım da kusursuz değil ve olmak zorunda da değil. İşi, neyi konuştuğumuzu belirlemek — neyin sanat olduğunu ilan etmek değil.
Bir eksiği baştan söyleyelim: "görülmek üzere düzenlenmiş" ölçütü, görülmesi hiç beklenmemiş nesneleri dışarıda bırakıyor. Gömüye konan, kapatılan, gizlenen nesneler bu ölçüte uymuyor ama incelemeye kesinlikle giriyorlar. Yani tanım, uygulamada bilerek esnetiliyor ve bunu yazmak da tanımın parçası.
Sınırda duran nesneler
Her tanımın bir sınırı ve o sınırda duran nesneleri oluyor. Bunlar sorun değil, tanımın nerede işlediğini gösteren örnekler.
Üç sınır durumu var.
Doğal nesne, seçilmiş. İnsan yapmamış ama insan seçmiş, taşımış, yerleştirmiş. Biçimlendirme yok, düzenleme var.
Tümüyle işlevsel nesne. Görülmek üzere düzenlenmemiş ama biçimlendirilmiş. Bir alet, bir kap.
Kalıcı olmayan üretim. Bir tören, bir düzenleme, bir beden boyaması. Nesne kalmıyor, yalnız kaydı kalıyor.
Üçüncüsü en zorlusu ve TEM-201.5'te ayrıca ele alacağız. Şimdilik yeterli olan şu: sınırda duran nesne tanımı çürütmüyor, tanımın hangi eksende çalıştığını gösteriyor.
Kategori kimin işine yarıyor
Bir kategori kurulduğunda tarafsız bir düzenleme yapılmıyor. Bir işe yarıyor ve kimin işine yaradığı sorulabiliyor.
Üç işlev görüyor.
Dolaşım düzenliyor. Hangi nesnenin nerede saklanacağını, nasıl satılacağını, kimin elinde bulunacağını belirliyor.
Uzmanlık kuruyor. Kategoriyi tanımlayan, o kategori hakkında konuşma yetkisini de tanımlıyor.
Değer üretiyor. Kategoriye girmek, nesnenin toplumsal ve iktisadi ağırlığını değiştiriyor.
Üçü birbirini besliyor: değer artınca dolaşım düzenleniyor, dolaşım düzenlenince uzmanlık gerekiyor, uzmanlık kurulunca kategori sağlamlaşıyor.
Bunu görmek, kategoriyi reddetmek anlamına gelmiyor. Yalnız şunu ekliyor: bir nesnenin kategoriye girip girmemesi, o nesne hakkında değil, kategoriyi kuran düzen hakkında bilgi veriyor.
Usta katmanı: tanım tartışması bitmiyor
Son bir uyarı: bu tartışma kapanmadı ve kapanmayacak.
Bunun üç nedeni var.
Bir: kategori canlı. Yeni üretim biçimleri ortaya çıktıkça sınır yeniden çiziliyor.
İki: tartışmanın kendisi bir konu. Sınırın nereden geçtiği, kimin çizdiği ve kimin dışarıda kaldığı başlı başına bir inceleme alanı.
Üç: tek bir doğru cevap yok. Farklı çalışma tanımları farklı sorular sormaya elverişli ve hangisinin seçileceği amaca bağlı.
Bunun pratik sonucu şu: bir metinde "sanat" sözcüğünü gördüğünde, yazarın hangi tanımla çalıştığını sor. Yazılmamışsa metinden çıkar. Çıkarılamıyorsa bu bir kusur.
Ve kendi yazdığında aynısını yap: hangi tanımla çalıştığını, daha ilk paragrafta açıkça yaz.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Sanat, nesnenin bir özelliğidir."
Sanat bir kategori; insanlar tarafından kuruluyor, zaman içinde değişiyor. Bir nesnenin ağırlığı gibi ölçülemiyor.
Yaygın yanlış"Geçmişteki üreticiler sanat yapıyordu."
Bu, kanıtlanmamış bir niyet atfı. Kategori ve ona bağlı niyet, çoğu üretimden çok daha geç kuruldu.
Yaygın yanlış"İşe yarayan nesne sanat değildir."
Kullanım ile seyir arasındaki keskin ayrım geç bir kurulum. Çoğu dönemde işlevsel nesne ile bakılan nesne aynı kümedeydi.
Yaygın yanlış"Tanım tartışması çözülmediği için önemsizdir."
Tartışmanın kendisi bir inceleme konusu: sınırı kim çizdi, kim dışarıda kaldı, hangi soru sorulamaz oldu?
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: "sanat" bir nesne özelliği değil, kurulmuş ve değişen bir kategori. Sözcük aynı anda sınıflandırma, değerlendirme ve kurumsal iş görüyor; üçünü ayırmadan hiçbir cümle net olmuyor. Bu akademi kapalı bir tanım yerine bir kapsam beyanıyla çalışıyor: bilinçli olarak biçimlendirilmiş, görülmek üzere düzenlenmiş nesneler ve bunların koşulları.
Sonraki derse köprü
Kategorinin değiştiğini gördük. Sıradaki derste o değişimin en belirleyici anına bakıyoruz: "güzel sanatlar" kategorisinin kuruluşu. Bugün olağan saydığımız bölmelerin çoğu orada çizildi — ve çizilirken neyin dışarıda bırakıldığı, bugünkü sanat tarihinin kör noktalarını doğrudan açıklıyor.