Ders KRO-324.7 · Çağdaş Sanat ve Küresel Dönüşüm

Hafıza, anıt karşıtlığı ve travma

3.349 kelime · 22 eser örneği · yaklaşık 15 dakika okuma · seslendirme 22 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: 1980'lerden sonra sanatçılar geleneksel anıtın yükselen, kalıcı ve tek sesli dilini sorguladı, Young bu işlere karşı-anıt adını verdi. Gerz'lerin sütunu yere gömüldü, Hoheisel'in çeşmesi ters çevrildi, Maya Lin'in duvarı toprağa kazıldı. Demnig, Boltanski ve Attie adları ve imgeleri kaldırımlara, sağır duvarlara ve cephelere taşıdı. Whiteread boşluğu döktü, Eisenman ve Libeskind Berlin'in ortasında yürünen bir alan ve boş kuyular kurdu. Jaar ve Wodiczko tanığın gözüne ve sesine yöneldi, Salcedo ve Margolles eksik bedeni nesnelerle ve maddeyle gösterdi. Raad kurgusal bir arşivle belgenin kendisini sorguladı. Buenos Aires'teki park ve Seul'deki heykel ise hafızayı süren bir talebe dönüştürdü.

Açılış: kurşunla kaplı bir sütun

Harburg'un belediyesi 1986 ekiminde, işlek bir yaya yolunun kenarında yeni bir anıtın örtüsünü kaldırdı. Ortaya çıkan, yüksek ve kare kesitli, her yüzü yumuşak koyu bir metalle örtülü bir sütundu. Yanına zincirle bağlanmış çelik kalemler asılmıştı.

Levha Harburg'da yaşayanları ve kente gelenleri adlarını sütuna yazmaya çağırıyordu. Metne göre adlar çoğaldıkça sütun yerin içine indirilecek ve bir gün tamamen kaybolacaktı. Sonunda haksızlığa karşı ayağa kalkabilecek olanın yalnız insanların kendisi olduğunu söylüyordu.

Sütun birkaç yıl boyunca aşama aşama alçaltıldı ve 1993'te tamamen yerin altına girdi. Bugün kaldırımda yalnız kare biçimli tepesi duruyor. Yüzeyine kazınan adların arasına zamanla gamalı haçlar da karıştı, bazıları sütunu kazıyıp karaladı. Sanatçılar bunları silmedi, çünkü sütun kentin gerçekte ne yazdığını kaydediyordu.

Önceki derste izleyiciyi bir sofraya ya da bir mahalle işine katan sanatçıları görmüştük. Harburg'daki sütun da katılım istiyordu, ama yüzyıllarca ayakta kalmak yerine kaybolmayı vaat ediyordu. Hatırlama görevini halka devreden bu tersine çevirme, 1980'lerden sonra hafıza sanatının merkez sorusu oldu.

Dersin yolu

Sözcükleri ayırdıktan sonra Washington'daki siyah duvardan Almanya'nın gömülen anıtlarına ve Berlin'in boşluklarına geçeceğiz. İkinci yarıda fotoğrafı esirgeyen, eksik bedeni gösteren ve arşivi kurgulayan sanatçılara bakıp meydanlara dönen anıtlarla bitireceğiz.

Sıfır noktası: anıtın sözlüğü

1945 sonrası kursunun ilk dersinde hafıza ile anıtı birbirinden ayırmıştık. Hafıza insanların taşıdığı şeydi, anıt ise bir topluluğun neyi hatırlayacağına verdiği karardı. Bu derste o karara itiraz eden işlere bakıyoruz.

Karşı-anıt (counter-monument), geleneksel anıtın dilini bilerek tersine çeviren bir anıttır. Yükselmek yerine gömülür, kalıcılık yerine kaybolmayı, tek bir yorum yerine izleyicinin müdahalesini seçer. Kavramı Amerikalı tarihçi James E. Young, Almanya'daki yeni anıtları incelerken yerleştirdi.

Young'ın gözünde geleneksel anıt bir tehlike taşıyordu. Hatırlama işini taşa ya da bronza teslim eden toplum, bu yükten kurtulduğunu düşünüp unutmaya başlayabilirdi. Karşı-anıt bu yüzden izleyiciyi rahat bırakmamayı amaçlıyordu.

Travma (trauma), zihnin olduğu anda kavrayamadığı ve sonra tekrar tekrar geri dönen sarsıcı bir deneyimdir. Bir toplumun travması ise savaş, soykırım ya da zorla kaybetme gibi büyük şiddet olaylarının kuşaklar boyu süren izidir.

Temsil edilemezlik tartışması (unrepresentability), bazı olayların imgeye dökülmesinin onları sıradanlaştırabileceği, hatta seyirlik bir şeye çevirebileceği kaygısıdır. Auschwitz'den sonra şiir yazmanın barbarlık olduğunu söyleyen düşünürün cümlesi bu tartışmanın çıkış noktalarından biriydi. Sanatçılar yanıt olarak sık sık yokluğu, boşluğu ve eksik olanı gösterdiler.

Sonra-bellek (postmemory), edebiyat kuramcısı Marianne Hirsch'ün 1990'larda önerdiği bir kavramdır. Büyük bir felaketi yaşamamış, ama onun anlatıları ve fotoğraflarıyla büyümüş ikinci kuşağın hafızasını anlatır.

Mekanizma — yere kazılmış siyah bir duvar

1981 baharında Washington'da Vietnam Savaşı'nda ölen Amerikan askerleri için açılan yarışmayı, Yale Üniversitesi'nde mimarlık okuyan yirmi bir yaşında bir öğrenci kazandı.

Duvarın bir kolu Washington Anıtı'na, öbürü Lincoln Anıtı'na yöneliyordu. Adlar, askerlerin öldüğü ya da kaybolduğu günün sırasıyla yazıldı. Liste köşeden başlayıp bir kolun ucuna gidiyor, öbür kolun ucundan dönüp yine köşede bitiyordu.

Tasarım açıklandığında sert bir tartışma başladı. Kimi gaziler ve siyasetçiler duvarı utancın simgesi diye nitelendirdi ve yükselen bir heykelin, bir bayrağın, bir zafer dilinin eksikliğinden yakındı. Lin'in Çin kökenli bir aileden gelmesi, bazı muhaliflerin ağzında ırkçı saldırılara dönüştü.

Uzlaşma olarak alanın girişine figürlü bir heykel eklendi.

Ziyaretçiler ise siyah duvarın önünde toplandı. İnsanlar granitteki bir adın üstüne kâğıt koyup kurşun kalemle kopyasını çıkarıyor, duvarın dibine mektup, fotoğraf, madalya ve oyuncak bırakıyor. Bırakılan nesneler düzenli olarak toplanıp bir koleksiyonda saklanıyor.

Mekanizma — yerin altındaki çeşme

Kassel'in belediye binası önündeki meydanda 1908'de, Yahudi bir iş insanı olan Sigmund Aschrott'un bağışıyla yüksek, sivri bir çeşme yapılmıştı. Naziler 1939'da onu «Yahudilerin çeşmesi» diye yıktı. Savaştan sonra çeşmenin hikâyesi kentte büyük ölçüde unutuldu.

Hoheisel eski çeşmenin içi boş bir kopyasını yaptırdı ve onu baş aşağı, yükseldiği kadar derine yerleştirdi. Sanatçıya göre asıl anıt, meydanda yürüyen ve ayaklarının altında neyin kaybolduğunu düşünen insanlardı.

Hoheisel, Berlin'de Avrupa'nın öldürülen Yahudileri için 1995'te açılan yarışmaya da Brandenburg Kapısı'nı havaya uçurup tozunu anıt alanına serpme önerisiyle katıldı. Uygulanması beklenmeyen bu öneri, bir anıtın bir şey eklemek yerine eksiltebileceğini söylüyordu.

Mekanizma — kaldırımdaki adlar

Kölnlü sanatçı Gunter Demnig 1990'ların ortasında, yasal izin beklemeden Berlin'in bir kaldırımına küçük bir pirinç levha çaktı.

Her taş, Nazi rejiminin sürgün edip öldürdüğü bir insanı, kendi isteğiyle seçtiği son evinin önünde anıyor. Taşları çoğunlukla bugünkü komşular, okullar ya da akrabalar araştırıp yaptırıyor ve yoldan geçenlerin ayakları pirinci parlatıyor.

Proje on binlerce taşa ulaştı. Münih kenti ise uzun yıllar taşların kamusal kaldırıma konmasına izin vermedi. Kentin Yahudi cemaatinin önde gelen adlarından biri, ölenlerin adlarının yeniden ayak altında çiğnenmesine karşı çıkmıştı. Aynı küçük levha bir kişi için saygı, bir başkası için yeni bir aşağılanma olabiliyordu.

Bir binanın yokluğu da anıta dönüşebiliyordu.

Boltanski ve öğrencileri arşivlerde binanın 1945'te yıkılmadan önceki sakinlerini araştırdı. Aralarında sürgün edilen Yahudi aileler de vardı, sıradan Alman kiracılar da. Levhalar onları ayırmadan, oturdukları katın hizasına yerleştirdi. İzleyici boşluğa bakarken orada yaşayanların hayatını yukarıdan aşağıya okuyordu.

Amerikalı fotoğrafçı Shimon Attie de aynı yıllarda, eski Yahudi mahallesinde bu kez ışıkla çalıştı.

Attie 1920'lerin ve 1930'ların mahalleden kalan fotoğraflarını buldu ve onları mümkün olduğunda çekildikleri adreslere, yoksa yakındaki binalara yansıttı. Gece geçenler, yok olmuş bir hayatın kısa bir süre duvarda belirip söndüğünü gördü.

Mekanizma — boşluğun dökümü

İngiliz heykeltıraş Rachel Whiteread nesnelerin içini, altını ya da çevresindeki boşluğu dökerek çalışıyordu ve 1993'te bütün bir evin içini döktü.

Sıra evlerin geri kalanı yıkılmış, yalnız bu ev kalmıştı. Whiteread odaları betonla doldurdu, sonra dış duvarları söktürdü. Ortaya, insanların yıllarca yaşadığı havanın katılaşmış biçimi çıktı.

Eser aylarca tartışıldı. Kasım 1993'te Whiteread, Turner Ödülü'nü alan ilk kadın oldu. Aynı günlerde yerel belediye meclisi heykelin yıkılmasına karar verdi ve ev Ocak 1994'te dozerle kaldırıldı.

Whiteread'in yöntemi birkaç yıl sonra açık bir anıta dönüştü.

Meydanın altında ortaçağda yıkılan bir sinagogun kalıntıları vardı. Anıtın fikri Holokost'tan sağ kurtulan Simon Wiesenthal'den çıktı. Kitaplar okunamıyor, kapı açılmıyor ve kütüphane kimseyi içeri almıyor. Yahudi geleneğinin kitapla kurduğu bağ, kaybedilen hayatların ve okunmamış kalan hikâyelerin imgesine dönüşüyor.

Mekanizma — Berlin'in ortasında bir alan

Berlin, 1990'da Almanya yeniden birleştikten sonra yeni bir başkentin hafızasını tartışmaya başladı. En uzun tartışma, Brandenburg Kapısı'nın hemen güneyindeki boş arsa için yapıldı.

İlk yarışmanın sonucu iptal edildi, ikincisinde Eisenman'ın heykeltıraş Richard Serra ile birlikte hazırladığı öneri seçildi, Serra sonradan projeden çekildi. Federal meclis anıtın yapılmasına 1999'da karar verdi.

İnşaat sürerken bir tartışma daha patladı. Bloklara sürülen yazı önleyici kaplamayı üreten şirketin, savaş yıllarında kamplarda kullanılan zehirli gazı yapan bir firmayla bağı ortaya çıktı. Çalışmalar kısa bir süre durdu, sonra devam etti.

Birkaç kilometre güneyde, Kreuzberg'de Yahudi Müzesi'nin yeni binası yükseliyordu.

Libeskind bu kuyulara boşluk (void) adını verdi. Ziyaretçi sergi salonlarında dolaşırken onların yanından ya da üstünden köprülerle tekrar tekrar geçiyor. Boşluklardan birinin zemini, İsrailli sanatçı Menashe Kadishman'ın kesilmiş çelik yüzleriyle kaplı. Üstlerinde yürüyenlerin adımları metalden çınlayan bir ses çıkarıyor.

Berlin'in en tartışmalı hafıza işlerinden biri ise yeniden birleşen meclisin binasının içinde kuruldu.

Binanın alınlığında 1916'dan beri «Alman halkına» anlamındaki bir yazı duruyordu. Haacke, Nazi döneminde ırkçı bir anlam yüklenmiş olan halk sözcüğünün yerine, ülkede yaşayan herkesi kapsayan nüfus anlamındaki sözcüğü koydu. Milletvekillerini seçim bölgelerinden bir avuç toprak getirmeye çağırdı ve teknede ne yetişirse yetişsin dokunulmamasını istedi. Meclis öneriyi az bir oy farkıyla kabul etti.

Mekanizma — görüntüyü esirgemek

1994 ilkbaharında Ruanda'da yaklaşık yüz gün içinde Tutsi azınlığına ve ılımlı Hutulara karşı bir soykırım yaşandı. Şilili sanatçı Alfredo Jaar o yazın sonunda ülkeye gitti ve binlerce fotoğraf çekti. Sonraki yıllarda yaptığı işlerde bu fotoğrafları neredeyse hiç göstermedi.

Metin, Gutete Emerita adlı bir kadının Ntarama'daki kilisede başlayan katliamda kocasının ve oğullarının öldürülüşüne tanık olduğunu anlatıyordu. İzleyici dehşeti görmüyordu, yalnız onu görmüş birinin gözlerine bakıyordu. Jaar, basının o yaz yayımladığı imgelerin seyirciyi duyarsızlaştırdığını düşünüyordu ve görüntüyü esirgeyerek izleyiciyi tanıkla karşılaştırdı.

Polonya doğumlu sanatçı Krzysztof Wodiczko da kamusal yapılara yansıttığı imgelerle travmanın sesini aradı. 1999'da Hiroşima'da, 1945 sonrası kursunda gördüğümüz yıkık kubbenin dibinde çalıştı.

Eller bombadan sağ kurtulanlara ve onların çocuklarına aitti. Aralarında, Japonya'da çoğu zaman unutulan Koreli kurbanlar da vardı. Yıllarca susulan bir deneyim, bir kentin en tanınmış anıtının dibinde ilk kez bu kadar kişisel bir sesle konuştu.

Mekanizma — eksik bedenler

Kolombiyalı heykeltıraş Doris Salcedo, ülkesinde onlarca yıl süren iç savaşın kurbanlarının ailelerini dinleyerek çalışıyor. Eserlerinde kaybolanların bedenleri hiç görünmüyor.

Ayakkabılar zorla kaybedilmiş kadınlara aitti ve Salcedo onları ailelerinden almıştı. Zar, ayakkabıları bulanık bir pencerenin ardındaki anı gibi gösteriyordu. Dikişler ise yarayı kapatan bir cerrahın elini çağrıştırıyordu.

Salcedo 2002'de Bogota'nın ana meydanında, kentin travmasının merkezinde bir eylem gerçekleştirdi.

1985'in 6 ve 7 Kasım'ında silahlı bir gerilla grubu eski Adalet Sarayı'nı ele geçirmiş, ordunun karşı saldırısında bina yanmıştı. Yüzü aşkın kişi öldü, aralarında yüksek mahkeme yargıçları da vardı ve bazı kişilerin akıbeti uzun yıllar bilinmedi. Salcedo yıldönümünde sandalyeleri, kuşatmanın sürdüğü saatlere denk düşecek biçimde sarkıttı. Boş sandalye, oturması gereken kişinin yokluğunu gösteriyordu.

Beş yıl sonra Salcedo, Londra'da bir müzenin zeminini yardı.

Adı Eski Ahit'teki bir hikâyeden geliyordu. Bir nehir geçidinde, bir sözcüğü yanlış telaffuz edenler düşman sayılıp öldürülmüştü. Salcedo yarığı Avrupa'nın sömürge geçmişinin ve göçmenleri dışarıda bırakan sınırların imgesi olarak tanımladı. Sergiden sonra doldurulan yarık, zeminde bir yara izi gibi görünmeyi sürdürdü.

Meksikalı sanatçı Teresa Margolles ise kurbanların bedeninden geriye kalan maddeyle çalıştı. Gençliğinde bir adli tıp morgunda çalışmıştı.

Salonlar ilk bakışta boştu ve ziyaretçi neyin üstünde yürüdüğünü ancak duvar yazısını okuyunca öğreniyordu. Meksika'da uyuşturucu savaşında artan ölümler, Avrupa'nın en gösterişli sergisinin zeminine siniyordu. Kimi eleştirmenler eseri güçlü bir tanıklık, kimileri kurbanların bedenini izinsiz kullanan bir sınır ihlali olarak gördü.

Mekanizma — kurgusal bir arşiv

Lübnanlı sanatçı Walid Raad 1989'dan 2004'e kadar adına Atlas Group dediği bir proje yürüttü. Proje, Lübnan'ın 1975'te başlayıp on beş yıl süren iç savaşını belgeleyen bir vakıf gibi sunuluyordu.

Dosyalar, vakfın arşivine bağışlandığı söylenen belgeler olarak gösterildi. Bu defterin, savaşın önde gelen bir tarihçisi olarak tanıtılan Fadl Fakhouri'ye ait olduğu anlatılıyordu. Hikâyeye göre savaş yıllarında tarihçiler her pazar at yarışına gidip fotoğrafçının kazanan atı bitiş çizgisinden ne kadar uzakta çekeceğine bahse giriyordu. Fakhouri adlı bir tarihçi yoktu, belgelerin çoğunu Raad kendisi üretmişti.

Raad belgenin sahiciliğini sorguluyordu. Bir iç savaşın tarihi, anlatana göre değişen ve kanıtı eksik bir tarihti. Kurgusal arşiv, resmî tarihin boşluklarını uydurulmuş belgelerle doldurarak bu boşlukların kendisine dikkat çekiyordu.

Mekanizma — meydana dönen anıtlar

Arjantin'de 1976–1983 askerî diktatörlüğü döneminde binlerce insan zorla kaybedilmişti. 1945 sonrası kursunda Buenos Aires sokaklarına yapıştırılan kâğıt siluetleri görmüştük. Kentin kıyısında kurulan park, o kayıpları kalıcı bir yere taşıdı.

Park bilerek ırmağın kıyısına kuruldu. Diktatörlük döneminde tutukluların bir kısmı uçaklardan ırmağa ve denize atılmıştı. Boş levhalar adı henüz bilinmeyen kurbanlara ayrılmıştı, liste kapanmamış bir hesabı taşıyordu.

Seul'de ise 2011'de bir kaldırıma küçük bir bronz heykel kondu.

Heykel, savaş yıllarında Japon ordusunun cinsel köleliğe zorladığı ve «rahat kadınlar» diye anılan kadınları anıyordu. 1990'ların başından beri her çarşamba büyükelçiliğin önünde yapılan bir protestonun bininci buluşmasında açıldı. Japon hükümeti heykelin kaldırılmasını istedi, ama kopyaları başka ülkelerin kentlerine de yayıldı. Boş sandalye, yaşayan tanıklar azaldıkça yanına oturacak yeni ziyaretçileri bekliyordu.

Kalıcı araçlar

Bu dersin işlerini, belediyelerin her anıt için tuttuğu türden bir bakım defterinin sayfalarını kendin doldurarak oku.

İlk sayfaya anıtı kimin istediğini ve parasını kimin ödediğini yaz. Berlin'deki beton alan bir meclis kararını bekledi, Tökezleme taşlarını ise çoğu zaman bir komşu yaptırıyor.

İkinci sayfa yokluk sayfasıdır. Eserde ne eksik? Bir beden mi, bir bina mı, bir çeşme mi, bir fotoğraf mı? Eksik olanı sanatçının nasıl gösterdiğini not et: bir döküm, bir boşluk, bir boş sandalye, büyüteçle bakılan bir çift göz.

Üçüncü sayfaya ziyaretçinin bedenini yaz. İzleyici eğiliyor mu, iniyor mu, üstünden mi geçiyor, kâğıtla bir adın kopyasını mı çıkarıyor? Lin'in duvarında ve Hoheisel'in meydanında bedenin hareketi eserin anlamını taşır.

Dördüncü sayfa aşınma sayfasıdır. Anıtın yüzeyine zamanla ne oluyor? Kazınan gamalı haçlar, parlayan pirinç, dolan bir yarık, dozerle yıkılan bir ev. Gerz'ler aşınmayı esere kattı, Berlin'deki anıtın yapımcıları ise bir kaplamanın kimden alındığını sorgulamak zorunda kaldı.

Beşinci sayfa adlar sayfasıdır. Anıtta kimin adı var, kimin adı yok, adlar hangi sırayla yazılmış? Tarih sırası, alfabe, kat hizası, boş bırakılmış bir levha. Bir listenin düzeni, ölümü nasıl anlattığını gösterir.

Altıncı sayfaya tanığı yaz. Anlatan kim: hayatta kalan mı, onun çocuğu mu, uydurulmuş bir tarihçi mi? Jaar'ın, Wodiczko'nun ve Raad'ın işlerinde tanığın kimliği eserin merkezindedir.

Defterin son sayfasını boş bırak, çünkü bir anıtın anlamı değişmeyi sürdürür.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Karşı-anıt, anıtı tümden reddeder."
Doğrusu

Harburg'daki sütun ve Kassel'deki çeşme yine birer anıt olarak ısmarlandı ve belediyelerin desteğiyle yapıldı. Karşı-anıt, anıtın kalıcılık, yükseklik ve tek yorum gibi alışkanlıklarını tersine çevirir. Hatırlama görevini ise ortadan kaldırmaz, onu izleyiciye geri verir.

Yaygın yanlış"Travmayı gösteren sanat, şiddetin görüntüsünü ne kadar açık verirse o kadar güçlüdür."
Doğrusu

Jaar fotoğraflarını esirgedi, Salcedo kurbanların bedenini hiç göstermedi, Whiteread yalnız havanın biçimini döktü. Margolles ise kanın kendisini kullandı ve bu seçim ayrıca tartışıldı. Hangi yolun daha güçlü olduğu bir kurala bağlanamaz.

Yaygın yanlış"Bir anıt dikildiğinde tartışma biter."
Doğrusu

Lin'in duvarına bir heykel eklendi, Whiteread'in evi yıkıldı, Demnig'in taşları bir kentte yıllarca yasaklandı, Seul'deki heykel diplomatik bir krize dönüştü. Anıtlar açıldıktan sonra da onları kimin, nasıl kullandığına göre yeniden tartışılır.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: 1980'lerden sonra sanatçılar geleneksel anıtın yükselen, kalıcı ve tek sesli dilini sorguladı, Young bu işlere karşı-anıt adını verdi. Gerz'lerin sütunu yere gömüldü, Hoheisel'in çeşmesi ters çevrildi, Maya Lin'in duvarı toprağa kazıldı. Demnig, Boltanski ve Attie adları ve imgeleri kaldırımlara, sağır duvarlara ve cephelere taşıdı. Whiteread boşluğu döktü, Eisenman ve Libeskind Berlin'in ortasında yürünen bir alan ve boş kuyular kurdu. Jaar ve Wodiczko tanığın gözüne ve sesine yöneldi, Salcedo ve Margolles eksik bedeni nesnelerle ve maddeyle gösterdi. Raad kurgusal bir arşivle belgenin kendisini sorguladı. Buenos Aires'teki park ve Seul'deki heykel ise hafızayı süren bir talebe dönüştürdü.

Sonraki derse köprü

1995 sonbaharında Güney Kore'nin Gwangju kentinde ilk uluslararası bienal açıldı. Sergi, 1980 mayısında bastırılan demokrasi ayaklanmasının anısına kurulmuştu ve kentin acı geçmişini dünyanın sanat takvimine yazıyordu. Apartheid'ın yeni sona erdiği Johannesburg'da, Dakar'da ve Şanghay'da da iki yılda bir açılan yeni sergiler doğdu. Salonların duvarındaki metinlerde sanatçıların adlarının yanında, sergiyi seçen ve onun düşüncesini kendi adıyla imzalayan küratörün adı giderek daha büyük harflerle yazılıyordu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-324 — Çağdaş Sanat ve Küresel Dönüşüm →

19 bölümden 7. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga