Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: Antroposen kavramı sanatın diline hızla yerleşti. Harrison'lar lagünlerle, Chin zehirli toprakla çalışarak sanatçıyı bir onarıcıya ve planlamacıya çevirdi. Huyghe, Saraceno, Allora ile Calzadilla, Zheng Bo ve Sutela arılara, örümceklere, bir akbabaya, eğrelti otlarına ve bakterilere eserde söz verdi. Biemann ile Tavares ormanın hukuki sesini, Akomfrah denizin tarihini, Balkin havanın sahipliğini sordu. Buz saati imgenin gücünü ve karbon bedelini birlikte gösterdi. Liberate Tate ve 2022 eylemleri iklim tartışmasını müzenin içine ve sponsorlarına taşıdı.
Açılış: Panthéon'un önünde eriyen saat
2015 aralığında Paris'te dünya liderleri iklim zirvesi için toplanırken, Panthéon'un önündeki meydana on iki dev buz kütlesi getirildi. Her biri bir saat kadranındaki rakamların yerini tutuyordu. Çocuklar kütlelerin dibinde birikmiş sulara basıyor, yetişkinler yüzeydeki ince çizikleri inceliyordu. Sessiz bir anda buzun içinden çıtırtılar duyuluyordu, binlerce yıl önce sıkışan hava kabarcıkları birer birer açılıyordu. Günler geçtikçe kütleler küçüldü, köşeleri yuvarlandı ve meydanın taşlarında ıslak lekeler kaldı.
Buzları Grönland'ın başkenti Nuuk yakınlarındaki bir fiyorttan Danimarkalı sanatçı Olafur Eliasson ile Grönlandlı jeolog Minik Rosing getirmişti. Bloklar buz tabakasından kendiliğinden kopmuş, suda yüzen parçalardı. İlk kez bir yıl önce Kopenhag'da, iklim değişikliği üzerine büyük bir bilimsel raporun açıklandığı günlerde dizilmişlerdi.
Önceki derste bir dijital jetonu basmak için harcanan elektrik hesaplanmıştı. Buz saati de aynı soruyu tersinden taşıyordu. Buzu Grönland'dan Paris'e soğutucu konteynerlerle getirmek de yakıt harcıyordu. Projenin ekibi bu yolculuğun yarattığı karbon salımını hesaplatıp açıkladı. Eriyen saati izleyen biri iki şeyi birden görüyordu: iklimin değiştiğini söyleyen bir imge ve o imgeyi kurmanın bedeli.
Dersin yolu
İlk yarı kavramlarla ve öncülerle başlıyor: yeni bir jeolojik çağ önerisi, 1970'lerde lagünlerin ve çöplüklerin başında çalışan sanatçılar. İkinci yarıda arılar, örümcekler, eğrelti otları ve bakteriler eserin içine giriyor. Ders müzelerin sponsorlarına yönelen eylemlerle bitiyor. Her eserin önünde aynı soruyu soracağız: burada işi kim, ya da ne yapıyor?
Sıfır noktası: Antroposen, ekoloji ve fail
2000 yılında Meksika'da bir bilimsel toplantıda, ozon tabakası üzerine çalışmalarıyla Nobel ödülü almış Hollandalı kimyager Paul Crutzen konuşmacıların birini kesti. Artık yaşadığımız çağa eski adıyla seslenmenin yanlış olduğunu söyledi. Birkaç ay sonra fikrini bir bülten yazısında açıkladı.
Antroposen (Anthropocene), insan etkinliğinin yerkürenin jeolojisini değiştirdiği bir çağ için önerilen addır. Başlangıç noktası tartışıldı: kimi araştırmacılar buhar makinesini, kimileri 1950'lerde nükleer denemelerin toprağa bıraktığı izleri önerdi. Jeologların ilgili kurulu 2024'te bu adı resmi bir çağ olarak tanımayı reddetti. Kavram ise o zamana kadar sanatın, felsefenin ve sergilerin dilinde çoktan yerleşmişti. Berlin'deki Dünya Kültürler Evi, 2013'te iki yıl sürecek bir Antroposen programı başlatmıştı.
Ekolojik sanat (ecological art), canlılar ile çevreleri arasındaki ilişkiyi konu ya da malzeme olarak alan sanattır. İnsan-dışı fail (nonhuman agent) kavramı ise başka bir alandan geldi. Fransız düşünür Bruno Latour, bir olayı yalnız insanların başlatmadığını, mikropların, makinelerin ve maddelerin de işin içinde etkin olduğunu savundu. Amerikalı siyaset kuramcısı Jane Bennett 2010'da bu fikri maddenin kendi canlılığı üstüne bir kitaba taşıdı.
1945 sonrası kursunda bu dersin öncüllerini görmüştük. Robert Smithson Utah'taki göle taştan bir sarmal döşemişti. Hans Haacke Krefeld'de bir müzeye Ren nehrinin kirli suyunu arıtan bir düzenek kurmuştu. Agnes Denes Manhattan'ın dolgu alanında buğday ekmiş, Joseph Beuys Kassel'de yedi bin meşe dikme kampanyasını başlatmıştı. Arte Povera'nın sanatçıları ağacı ve toprağı galeriye getirmişti. Bu dersin sanatçıları o mirası iklim krizinin ölçeğine taşıdı.
Mekanizma — lagünde bir yengeç
Amerikalı sanatçı çift Helen Mayer Harrison ile Newton Harrison, 1970'lerin başında galerilerde yaşayan sistemler kurmaya başladı. Yetiştirdikleri balıkların sergi sonunda kesilip yenmesini önerdikleri bir iş, hayvan hakları savunucularının sert itirazına yol açtı. Çift kısa süre sonra galeriden çıkıp bütün bir su havzasıyla çalışmaya yöneldi.
İş, bir Sri Lanka yengecinin laboratuvarda üretilip üretilemeyeceği sorusuyla başladı. Çift, yengecin çiftleşmesi için muson yağmurlarını taklit etmek zorunda kaldı. Soru giderek büyüdü: yengeç bir lagüne, lagün bir kıyıya, kıyı da yükselen denize bağlıydı. Son bölümler, buzullar eridikçe sular yükselirse kıyıların nasıl değişeceğini hayal ediyordu.
Harrison'lar sonraki on yıllarda kentlere ve yönetimlere su havzaları için öneriler hazırladı. Sanatçının bir planlamacı gibi çalışabileceği fikri, ekolojik sanatın kalıcı bir yönü oldu.
Mekanizma — zehirli toprakta bir tarla
Amerikalı sanatçı Mel Chin, 1990 dolaylarında bir yazıda bitkilerin topraktan ağır metal çekebildiğini anlatan bir yazı okudu. Yazıda adı geçen bilim insanı, Amerikan Tarım Bakanlığı'nda çalışan tarım uzmanı Rufus Chaney'di. Chin onu aradı ve bir sanat eseri önerdi.
Tarlada metali kökleriyle çekip yapraklarında biriktiren bitkiler yetiştirildi. Bitkiler hasat edilip yakıldı ve külleri metal içeriği için ölçüldü. Chin işi, toprağın kendi kendini iyileştirmesine yardım eden bir yontu diye tarif etti.
Proje başlamadan önce de tartışma çıkmıştı. Amerikan sanat vakfının başkanı Chin'e verilen bağışı, eserin sanat sayılamayacağı gerekçesiyle önce geri çekti. Sanatçı işin bir heykel olduğunu savunarak itiraz etti ve bağış sonunda yeniden verildi. Bir toprağı temizlemenin estetik bir eylem olup olamayacağı sorusu kurumların masasına böyle geldi.
New York'un Staten Island'daki dev çöplüğü Fresh Kills de benzer bir soruyu taşıyordu. Bakım işini sanat olarak tanımlayan Mierle Laderman Ukeles, 1977'den beri kentin temizlik dairesinin karşılıksız çalışan sanatçısıydı. 1989'da bu çöplük için kamusal sanat programına sanatçı olarak atandı. Fresh Kills 2001'de kapandı ve yerinde yıllar sürecek bir park dönüşümü başladı. Agnes Denes de 1990'larda Finlandiya'da eski bir çakıl ocağını, binlerce gönüllünün diktiği ağaçlarla bir yapay dağa çevirdi.
Mekanizma — kompost yığınında bir heykel
2012'de Kassel'deki documenta sergisini gezenler, Karlsaue parkının ücra bir köşesinde garip bir alana vardı. Parkın bahçıvanlarının yaprak ve dal yığdığı kompost sahası olduğu gibi bırakılmıştı. Çamurlu toprağın arasından otlar ve uyuşturucu etkili bitkiler yükseliyordu.
Fransız sanatçı Pierre Huyghe alana yerleştirdiği şeylerin nasıl gelişeceğine karar vermedi. Arılar kovanını büyüttü ya da küçülttü, bitkiler mevsime göre yayıldı. Human adlı köpek kendi bildiği yollarda dolaştı. Ziyaretçi, kendisinden habersiz süren bir yaşamın içine giriyordu.
Huyghe beş yıl sonra Münster'deki heykel sergisinde bu düşünceyi bir teknoloji düzeneğine bağladı.
Laboratuvarda çoğalan hücrelerin büyüme hızı, tavan panellerinin açılıp kapanmasını yönetiyordu. Telefon uygulamasıyla salona bakan ziyaretçi, ekranda havada yükselen sanal biçimler görüyordu. Zehirli salyangoz ve arılar ise kendi ritmlerinde yaşıyordu. Eserin zamanını sanatçı kurmamıştı, hücreler, hayvanlar ve hava belirliyordu.
Mekanizma — örümceğin mimarisi
Arjantinli sanatçı Tomás Saraceno, mimarlık eğitiminin ardından örümcek ağlarını incelemeye başladı. Laboratuvarında örümcekleri yetiştiriyor, ağlarını lazerle tarayıp üç boyutlu modellere çeviriyordu.
Saraceno bir ağı önce bir türe ördürüyor, sonra kutuyu başka bir türe teslim ediyordu. Yeni gelen örümcek ağı kendi yöntemiyle sürdürüyordu. Ortaya hiçbir türün tek başına yapmayacağı bir yapı çıkıyordu. Eserlerin adlarında ağı ören örümcek türleri ve her birinin çalıştığı süre yazılıydı. Paris'teki sergide ziyaretçiler örümceklerin ağ üzerinden ilettiği titreşimleri hoparlörlerden de dinleyebiliyordu.
Saraceno'nun başka bir projesi gökyüzüne yöneldi. Aerocene adını verdiği topluluk, yalnız güneşin ısısıyla ve havayla yükselen balonlar tasarladı.
Balon, hiç yakıt yakmadan bir insanı havaya kaldırdı. Uçuşun yapıldığı tuz düzlüğünün çevresinde lityum madenciliği genişliyordu. Bölgede yaşayan toplulukların, suyun ve yaşamın lityumdan daha değerli olduğunu söyleyen sözü balona yazılmıştı. Fosil yakıtsız bir geleceğin pilleri, başka bir toprağın suyunu tüketiyordu.
Mekanizma — akbabanın kemiğinden flüt
Porto Riko'da yaşayan ikili Jennifer Allora ile Guillermo Calzadilla, insan ile hayvan arasındaki ilişkiyi ses üzerinden kurdu. 2012'de Kassel'deki aynı documenta'da gösterdikleri video bunun en çok tartışılan örneklerinden biriydi.
Flüt, Almanya'da bir mağarada bulunan, binlerce yıl önce bir akbaba kanat kemiğinden oyulmuş bir çalgının kopyasıydı. Videoda flütçü, o çalgının kopyasını kemiği verilen türün yaşayan bir üyesine çalıyordu. İzleyici, insanın en eski müziğinin bir hayvanın bedeninden yapıldığını kuşun huzursuz hareketleri arasında düşünüyordu.
Mekanizma — eğrelti otuyla sevişmek
Çinli sanatçı Zheng Bo, Hong Kong'da ve Tayvan'da bitkiler ile insanlar arasındaki ilişki üzerine çalıştı. Bitkileri seyretmekle yetinmeyip onlarla bedensel bir yakınlık kurmayı denedi.
Adı, Yunanca eğrelti otu sevgisi anlamına gelen bir bileşikti. Zheng Bo işini ekolojik bir queer pratiği diye tarif etti. Kimlik ve beden dersinde queer sanatın bedenin sınırlarını nasıl esnettiğini görmüştük. Burada sınır insan türünün kendisine kadar genişliyordu. Eğrelti otu, insanlardan çok daha eski bir bitki soyu olarak filmin eşit bir katılımcısıydı.
Mekanizma — bakterinin konuştuğu dil
Fin sanatçı Jenna Sutela ise mikroplarla ve yapay zekâyla birlikte yazdı.
Sutela, Japon mutfağında soya fasulyesini mayalayan bir bakterinin hareketlerini mikroskopla kaydetti. Bir yapay zekâ modeli, bakterinin kımıldanışlarını, on dokuzuncu yüzyılın sonunda bir medyumun Marslıların dili diye ortaya attığı seslere ve yazıya bağladı. Ortaya çıkan konuşmanın yazarı ne yalnız sanatçıydı ne yalnız makine. Bakteri de kendi hareketleriyle cümleyi yönlendiriyordu. Amerikalı antropolog Anna Tsing'in 2015'te yayımlanan, bir mantar türünün ticaretini izleyen kitabı da sanat çevrelerinde çok okundu. Mantarlar ve toprağın altındaki mantar ağları birçok sergiye malzeme olarak girdi.
Mekanizma — ormanın mahkemedeki sesi
Ekvador 2008'de kabul ettiği anayasada doğanın kendi haklarını tanıdı. İsviçreli sanatçı Ursula Biemann ile Brezilyalı mimar ve araştırmacı Paulo Tavares, bu ilkenin bir yağmur ormanında neye dönüştüğünü araştırdı.
İş, Amazon'daki Sarayaku halkının devlete karşı açtığı davanın çevresinde kuruldu. Topluluk, kendilerine danışılmadan topraklarında petrol aranmasına itiraz etmişti. Amerika Kıtası İnsan Hakları Mahkemesi 2012'de onları haklı buldu. Topluluk ormanı canlı bir varlık olarak tarif ediyordu. Biemann ile Tavares ormanın bir tanık, hatta hukuki bir özne olarak dinlenip dinlenemeyeceğini sordu.
İngiliz sanatçı John Akomfrah ise denizi bir tarih anlatıcısına çevirdi.
Akomfrah doğa belgesellerinin arşivinden balina avının görüntülerini aldı. Onları köle gemilerinin Atlantik geçişine ve günümüzde denizi aşmaya çalışan göçmenlere bağladı. Deniz, hem hayvanların öldürüldüğü hem insanların atıldığı bir mezar olarak göründü. Ekolojik yıkım ile insanların sömürülmesi aynı suyun içinde anlatılıyordu.
Mekanizma — havadan bir park
Amerikalı sanatçı Amy Balkin, iklim krizinin soyut bir piyasa diline nasıl çevrildiğine baktı.
Balkin, şirketlerin hava kirletme hakkını alıp sattığı piyasalardan bu haklardan bir kısmını satın aldı. Hakları kullanmadı ve kimsenin kullanamaması için piyasadan çekti. Böylece atmosferin bir parçasını bir süreliğine kamuya açık bir park ilan etmiş oldu. Sonra yerkürenin atmosferinin bir dünya mirası olarak koruma altına alınması için başvuru hazırladı. İş, havanın kime ait olduğunu bir sanat projesinin bürokrasisiyle sordu.
Mekanizma — Türbin Salonu'na giren kanat
Britanyalı petrol şirketi BP, 1990'dan beri Tate'in sponsorlarındandı. 2010'un başında Tate'in sanat ve aktivizm üstüne düzenlediği bir atölyede bir grup sanatçı Liberate Tate adıyla bir araya geldi. O yılın nisanında şirketin Meksika Körfezi'ndeki bir platformu patladı. On bir işçi öldü ve aylarca denize petrol aktı.
Grubun ilk eylemlerinden biri, aynı yaz Tate Britain'da sponsorluğun yıldönümü kutlanırken petrole benzeyen kara bir sıvıyı zemine dökmekti. Ertesi nisan, platform kazasının yıldönümünde başka bir eylem geldi.
Bir saati aşan performans boyunca adam kımıldamadı.
Katılımcılar kanadı salonda birleştirip resmi bir başvuruyla müzenin koleksiyonuna bağış olarak sundular. Bir petrol şirketinin parasıyla ayakta duran müzeye yenilenebilir enerjinin bir parçası hediye ediliyordu. Tate bağışı kabul etmedi.
Eylemler altı yıl kadar sürdü. 2016'da Tate, BP sponsorluğunun ertesi yıl sona ereceğini açıkladı. Şirket kararı zorlaşan iş koşullarına bağladı, eylemciler ise bunu kendi kampanyalarının bir sonucu saydı. Kesin olan, bir müzenin kimden para aldığının sergilediği eserler kadar tartışılır hâle gelmesiydi.
Mekanizma — dünyayı bir laboratuvar gibi sergilemek
2020 baharında Almanya'nın Karlsruhe kentindeki ZKM Sanat ve Medya Merkezi'nde bir sergi açıldı. Salgın günlerinde açılan sergi, kapıları kapandığında bir çevrimiçi platformdan da gezilebiliyordu.
Kritik bölge (critical zone), yer bilimcilerin kullandığı bir terimdir. Ana kayadan bitkilerin taç yapraklarına uzanan, yaşamın sürdüğü ince yüzey katmanını anlatır. Latour, siyasetin de bu ince katmanın içinde düşünülmesi gerektiğini savundu. Eleştirmenler ise sanat eserlerinin bu düzende bir fikrin örneklerine dönüşüp dönüşmediğini sordu.
Venedik Bienali'nde 2022'de Kuzey ülkelerinin ortak köşkü bir süreliğine Sámi köşkü adını aldı. İskandinavya'nın kuzeyindeki yerli Sámi halkından üç sanatçı, ren geyiği gütmenin ve toprağın kime ait olduğunun hikâyesini anlattı.
Mekanizma — camın arkasındaki ayçiçekleri
2022'de iklim eylemcileri müzelere başka bir yoldan girdi. Ekim ayında Londra'daki Ulusal Galeri'de iki genç eylemci, Van Gogh'un Ayçiçekleri tablosunun üstüne domates çorbası fırlattı.
Tablo camın arkasındaydı ve zarar görmedi, çerçevesi hafifçe hasarlandı. Eylemciler, bir tabloyu mu yoksa yaşanabilir bir gezegeni mi korumak istediğimizi sordu. Birkaç gün sonra Almanya'da bir başka grup, Monet'nin bir saman yığınları tablosunun camına patates püresi attı. Müze yöneticileri ortak bir bildiriyle eserlerin sanıldığından kırılgan olduğunu hatırlattı. Kamuoyu eylemlerin amacı ile yöntemi arasında bölündü.
Sanat dünyası kendi izini de ölçmeye başladı. 2020'de Londra'daki galerilerin kurduğu bir iklim koalisyonu, sergilerin taşınmasından fuar yolculuklarına kadar sektörün karbon salımını hesaplayan araçlar yayımladı.
Kalıcı araçlar
Kritik Bölgeler sergisine aletlerini veren gözlem istasyonları, her gün aynı çizelgeyi doldurur. Bu dersin eserlerini de böyle bir ölçüm çizelgesine işle.
Katılımcılar sütununa işte etkin olan herkesi ve her şeyi yaz: Huyghe'nin arıları da Chin'in bitkileri de insanlarla aynı sütuna girer.
Akış sütunu malzemenin yolculuğunu izler. Buz Grönland'dan Paris'e nasıl geldi, balon hangi enerjiyle yükseldi, hangi yakıt harcandı?
Zaman sütununa eserin kimin ritmiyle yaşadığını yaz: bir sergi takviminin mi, bir mevsimin mi, eriyen buzun mu, çoğalan hücrelerin mi?
Kalıntı sütunu eser bittiğinde geriye ne kaldığını sorar. Bu temizlenmiş bir toprak, ıslak bir leke, bir belge yığını ya da bir park olabilir.
Temsil sütununa insan-dışı katılımcı adına kimin konuştuğunu yaz. Orman yasasında Sarayaku halkı ormanın sesini mahkemeye taşıdı, Huyghe ise arıların yerine konuşmamayı seçti.
Para sütunu eserin ve müzenin kimin desteğiyle ayakta durduğunu kaydeder. Liberate Tate bu sütunu sanat eserinin bir parçası yaptı.
Son sütuna eserin neyi değiştirmeye çalıştığını yaz: bir toprağı mı, bir yasayı mı, bir sponsorluğu mu, yoksa bakan kişinin algısını mı? Ekolojik sanatta estetik ile eylem arasındaki denge çoğu zaman bu satırda okunur.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Ekolojik sanat doğanın güzelliğini gösteren manzara sanatıdır."
Mel Chin zehirli bir çöplükte çalıştı, Balkin bir karbon piyasasından satın alma yaptı, Akomfrah balina avını ve köle gemilerini aynı denizde anlattı. Bu sanatçıların çoğu güzel bir görüntüden çok bir ilişkiyi, bir zararı ya da bir onarımı konu aldı.
Yaygın yanlış"İklim üzerine yapılan bir eser, doğası gereği çevreye zararsızdır."
Buz saati bir kıtadan ötekine soğutucu konteynerlerle taşındı, büyük sergiler uçakla gezen eserlere ve izleyicilere dayanır. Ekolojik sanat kendi karbon izini de hesaba katmak zorunda kaldı.
Yaygın yanlış"Bir eserde hayvan ya da bitki varsa, insan-dışı fail fikri de vardır."
Kuş, bir resmin konusu olarak yüzyıllardır sanattadır. Huyghe'nin arıları ya da Saraceno'nun örümcekleri ise eserin biçimini kendileri değiştirdi. İnsan-dışı fail, işin gidişatına karışabilen canlı ya da maddedir.
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: Antroposen kavramı sanatın diline hızla yerleşti. Harrison'lar lagünlerle, Chin zehirli toprakla çalışarak sanatçıyı bir onarıcıya ve planlamacıya çevirdi. Huyghe, Saraceno, Allora ile Calzadilla, Zheng Bo ve Sutela arılara, örümceklere, bir akbabaya, eğrelti otlarına ve bakterilere eserde söz verdi. Biemann ile Tavares ormanın hukuki sesini, Akomfrah denizin tarihini, Balkin havanın sahipliğini sordu. Buz saati imgenin gücünü ve karbon bedelini birlikte gösterdi. Liberate Tate ve 2022 eylemleri iklim tartışmasını müzenin içine ve sponsorlarına taşıdı.
Sonraki derse köprü
Tate'in BP ile yollarını ayırmasından birkaç yıl sonra, New York'taki Guggenheim Müzesi'nin sarmal rampasından aşağı sahte reçeteler yağdı. Zemine uzanan protestocular, bir ağrı kesicinin yol açtığı bağımlılık ölümlerini temsil ediyordu. Hedefleri, o ilacı satan şirketin sahibi ailenin müzelerin kanatlarına ve salonlarına verdiği addı. Birkaç yıl içinde o ad birçok müzenin duvarından söküldü. Moskova'da ise bir katedralin kürsüsünde bir dakikadan kısa süren bir punk duası, onu söyleyen genç kadınları mahkemeye ve hapse götürmüştü. Sanatçının sesinin nerede eyleme, nerede suça dönüştüğüne kimin karar verdiği, sansürün yeni biçimleriyle birlikte tartışılıyordu.