Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: Rauschenberg'in 1964'te Venedik'te aldığı ödül, Amerikan resminin yükselişini törene dönüştürdü. Castelli aylık ödemelerle ve bir galeri ağıyla yeni bir piyasa kurdu. Chase Manhattan Bankası şirket koleksiyonunu, Panza ve Ludwig'ler müzeye dönüşen özel koleksiyonları yaygınlaştırdı. Köln'de ve Basel'de fuarlar açıldı, Kunstkompass şöhreti puana çevirdi. São Paulo, Sidney ve İstanbul yeni bienaller kurdu. Szeemann'ın documenta 5'i küratörü sergiyi yazan kişiye dönüştürdü. Scull müzayedesi sanatçının payı sorusunu, Haacke'nin Manet projesi provenansın siyasetini, İrisler'in satışı ise finans ile müzayede arasındaki bağı görünür kıldı.
Açılış: salonun çıkışında bir karşılaşma
18 Ekim 1973 akşamı New York'ta, Madison Caddesi'ndeki Sotheby Parke-Bernet müzayede evinin salonu smokinli konuklarla doluydu. Kürsüye gelen elli kadar eser Robert ve Ethel Scull'un koleksiyonundandı. Çift 1950'lerin sonundan beri, Pop sanatının adı henüz konmadan, genç ressamların atölyelerinden ve galerilerinden düzenli olarak alım yapmıştı.
Akşamın en çok konuşulan satışı Rauschenberg'in 1958 tarihli Çözülme adlı karma işiydi. Scull onu yapıldığı yıl dokuz yüz dolara almıştı, salonda seksen beş bin dolara alıcı buldu. Jasper Johns'un bir tuvali ise o güne kadar yaşayan bir Amerikalı sanatçı için ödenmiş en yüksek fiyatlardan birine ulaştı.
Satıştan sonra Rauschenberg, oradakilerin anlattığına göre, salonun çıkışında Scull'un yanına gitti ve ona sert sözler söyledi. Ressamın gözünde yılların emeğinin karşılığını, tabloyu bir zamanlar birkaç yüz dolara alan bir koleksiyoncu topluyordu. Bir eserin değerini kimin yarattığı ve kimin topladığı sorusu böylece salonun ortasına düştü.
Dersin yolu
Birkaç sözcüğü ayırdıktan sonra on yıl geriye, Venedik'e döneceğiz ve galerinin, bankanın ve koleksiyoncunun yükselişini izleyeceğiz. İkinci yarı fuarlara, küratörün sahneye çıkışına ve çoğalan bienallere ayrılıyor.
Sıfır noktası: değeri kim yazar
Bir eser ilk kez sanatçının atölyesinden ya da galerisinden satıldığında birincil piyasaya (primary market) çıkar. Fiyatı galerici ile sanatçı belirler ve gelirin bir payı sanatçıya gider. Aynı eser sonradan bir koleksiyoncudan ötekine, çoğu zaman bir müzayede evinde el değiştirdiğinde ikincil piyasaya (secondary market) girer. Burada fiyatı salondaki rekabet belirler ve sanatçı çoğu ülkede bu satıştan pay almaz.
Bienal (biennial), iki yılda bir aynı kentte açılan büyük uluslararası sergidir. En eskisi 1895'ten beri açılan Venedik Bienali'dir. Küratör (curator) ise bir sergiyi seçen, kuran ve onun düşüncesini yazan kişidir. Sanat fuarı (art fair), galerilerin birkaç gün için aynı salonda yan yana stand açıp eser sattığı ticari bir buluşmadır.
Provenans (provenance), bir eserin yapıldığı günden bugüne kadar kimin elinden geçtiğinin kaydıdır. Bir müzayede kataloğunda eserin altına sahiplerin adları ve tarihleri sıra sıra yazılır. Bu kayıt eserin sahiciliğini de fiyatını da etkiler.
Yeniden satış hakkı (droit de suite) sanatçıya ikincil piyasadaki satışlardan küçük bir pay tanır. Fransa bu hakkı 1920'de yasaya geçirdi. Amerika'da ise böyle bir yasa yoktu ve Rauschenberg'in tepkisi tam bu boşluğa denk düşüyordu.
Mekanizma — Venedik'te bir ödül
1964 haziranında Venedik Bienali'nin büyük resim ödülü ilk kez Amerikalı bir ressama verildi. Ödülün arkasında bir sergi düzenleyicisi, bir galerici ve bir devlet kurumu vardı.
Solomon New York'taki Yahudi Müzesi'nin müdürüydü ve seçkiyi Amerikan hükümetinin yurt dışında kültür tanıtımı yapan kurumu destekliyordu. Kurallara göre jürinin değerlendirdiği eserlerin Giardini'deki resmî köşkte durması gerekiyordu. Rauschenberg'in bazı tuvallerinin bu yüzden konsolosluktan köşke taşındığı anlatılır. Galerici Leo Castelli de o haftalarda Venedik'teydi.
Ödülün açıklanmasıyla birlikte kimi Avrupa gazeteleri jürinin baskı altında kaldığını ve Paris'in yerini New York'a bıraktığını yazdı. Soyut dışavurumculuk dersinde Amerikan resminin Soğuk Savaş yıllarında yurt dışına nasıl gönderildiğini görmüştük. Venedik bu anlatıya bir ödül töreni ekledi.
Rauschenberg bu tuvallerde dergilerden ve gazetelerden aldığı fotoğrafları ipek baskı kalıplarına aktarıp boyanın içine bastı. Kennedy'nin yüzü, 1963 kasımındaki suikastten sonraki aylarda bu tuvallerin yinelenen imgesine dönüştü. Ödülden sonra ressamın kendini tekrarlamamak için New York'taki baskı kalıplarını yok ettirdiği anlatılır.
Mekanizma — bir galerinin ekonomisi
Trieste doğumlu Leo Castelli 1957'de New York'ta, evinin bir katında küçük bir galeri açtı. Ertesi yıl Jasper Johns'un ilk kişisel sergisini düzenledi ve Modern Sanat Müzesi o sergiden birkaç tuval aldı.
Castelli genç sanatçılarına aylık ödeme yaptı, bu para ilerideki satışlardan düşülüyordu. Ressam kirasını ödeyebiliyor, galeri de onun işleri üzerinde uzun süreli bir hak kazanıyordu. Eski eşi Ileana Sonnabend'in 1962'de Paris'te açtığı galeri, dost galerilerden oluşan bu ağın Avrupa ayağı oldu.
Hikâyeye göre Willem de Kooning, Castelli'nin her şeyi satabileceğini, ona iki bira kutusu verilse onları da satacağını söylemişti. Johns bu sözü duyunca kutuları yaptı ve Castelli onları kısa sürede bir koleksiyoncuya sattı. Şaka, galericinin gücünü ölçen bir esere dönüştü.
Scull çifti bu galerinin en iyi müşterilerindendi. 1963'te Robert Scull, Andy Warhol'dan eşinin bir portresini istedi.
Warhol koleksiyoncuyu Times Meydanı'ndaki jetonlu fotoğraf kabinlerine götürdü ve şeritlerden seçtiği kareleri büyüttü. Koleksiyoncu artık yalnız eseri satın almıyordu, eserin konusu da oluyordu.
Warhol'un duvarları gümüş folyoyla kaplı atölyesi Fabrika, yardımcıların baskı yaptığı ve filmlerin çekildiği bir üretim hattı gibi çalışıyordu. 1975'te yayımladığı kitapta sanatçı, iyi iş yapmayı en büyüleyici sanat diye tanımladı. Sanatçı-girişimci figürü bu cümleyle açık bir ilkeye dönüştü.
Müzayede evleri de bu yıllarda yeni bir yüz kazandı. 1958 sonbaharında Londra'da tek bir akşam, büyük bir satışın gösteriye dönüşebileceğini kanıtlamıştı.
Cézanne'ın tablosu o güne kadar bir müzayedede bir resme ödenmiş en yüksek fiyata ulaştı. Sotheby's altı yıl sonra New York'taki Parke-Bernet'yi satın aldı, Scull'un tabloları da işte o salonda satılacaktı.
Mekanizma — São Paulo'da bir vitrin
Venedik modeli savaştan sonra başka kıtalara da taşındı. 1951 ekiminde São Paulo'da, sanayici Francisco Matarazzo Sobrinho ile eşi Yolanda Penteado'nun kurduğu modern sanat müzesi bir bienal açtı.
Bienal ülkeleri Venedik'teki gibi ulusal temsilciliklerle çağırdı ve ödüller dağıttı. Heykel ödüllerinden biri, Bauhaus'ta okumuş İsviçreli sanatçı Max Bill'in paslanmaz çelik bir işine verildi.
Bill'in matematikten türettiği biçim, Brezilyalı genç sanatçıları derinden etkiledi. Somut sanat (concrete art) adını verdikleri çizgi kısa sürede Rio'da ve São Paulo'da gruplara dönüştü. Latin Amerika dersinde gördüğümüz neo-konkret sanatçıların çıkış noktası bu tartışmaydı.
İkinci bienal 1953'ün sonunda, kentin dört yüzüncü yılı için kurulan parkta, Oscar Niemeyer'in köşklerinde açıldı. Bu kez Picasso'ya ayrılan salonda Guernica da asılıydı. Tuval, New York'taki müzeden ödünç gelmişti ve Güney Amerika'da ilk kez görülüyordu. 1969'da ise askerî rejimin sansürü yüzünden birçok yabancı sanatçı bienali boykot etti.
Mekanizma — bankanın duvarları
1959'da New York'ta Chase Manhattan Bankası, Wall Street yakınında yükselen yeni genel merkezinin duvarları için bir sanat programı başlattı. Fikir bankanın başkan yardımcısı, sonra başkanı David Rockefeller'dandı.
Koleksiyon bankaya çağdaş ve dünyaya açık bir kurum imgesi veriyordu. Banka kısa sürede başka şirketlere örnek oldu ve şirket koleksiyonu (corporate collection) Amerikan iş dünyasında yaygınlaştı.
Informel dersinde Dubuffet'yi duvardan kazınmış dokular ve çocuk çizimleri arayan bir ressam olarak görmüştük. Burada o kaba çizgiler, bir bankanın meydanını süsleyen neşeli bir anıta dönüştü. Heykeli Rockefeller ısmarlamıştı.
Mekanizma — müze kuran koleksiyoncular
Milano'lu iş insanı Giuseppe Panza di Biumo 1950'lerin sonunda Amerikan soyut dışavurumcularını satın almaya başladı. Kısa süre sonra Pop'a, sonra minimal ve kavramsal sanata geçti.
Panza, Flavin'in ve Judd'ın birçok işini birer talimat ve sertifika olarak aldı. Bazılarını kendisi üretti. Judd 1990'ların başında, kendisine danışılmadan yaptırılan kopyaları açıkça reddetti. Minimalizm dersinde sanatçının elinin yerini fabrikanın aldığını görmüştük. Burada soru yeniden açıldı: eseri kim yapar, onu kim yeniden yapabilir?
Los Angeles'taki müze 1984'te koleksiyonun bir bölümünü satın aldı. Guggenheim ise 1990'ların başında minimal ve kavramsal işlerden yüzlercesini edindi.
Almanya'da ise Aachen'li çikolata üreticisi Peter Ludwig ile eşi Irene, 1960'larda Amerikan Pop sanatını Avrupa'da kimsenin almadığı hızla topladı.
Ludwig'ler koleksiyonlarını 1969'da Köln'deki Wallraf-Richartz Müzesi'ne ödünç verdi. 1976'da kentle yaptıkları anlaşma, adlarını taşıyan bir müzenin kurulmasını sağladı. Bir koleksiyoncu artık bir müzenin ne göstereceğine de karar veriyordu.
Mekanizma — fuarlar ve sıralamalar
1967 eylülünde Köln'de, galericiler Rudolf Zwirner ve Hein Stünke'nin öncülüğünde, çağdaş sanat için ilk büyük ticari fuarlardan biri açıldı.
Fuarın kurucuları Batı Almanya'yı çağdaş sanatın alım satım merkezlerinden biri yapmak istiyordu. Fuar bugün Art Cologne adıyla sürüyor.
Üç yıl sonra İsviçre'de, galerici Ernst Beyeler ile Basel'deki iki meslektaşı daha uluslararası bir fuar kurdu.
Basel, Avrupa ile Amerika'nın galerilerini her haziran aynı salonda buluşturdu ve sonraki on yıllarda çağdaş sanatın en önemli ticari buluşmasına dönüştü.
Aynı yıl Alman iktisat gazetecisi Willi Bongard bir sıralama yayımladı.
Bongard sanatçının şöhretini bir borsa endeksi gibi ölçmeyi önerdi. Puanı yüksek, fiyatı düşük bir sanatçı alıcı için fırsat sayılıyordu. Bir bienale seçilmek artık bir sıralamada puana dönüşüyordu.
Mekanizma — küratör sahneye çıkıyor
1972 yazında Kassel'de açılan beşinci documenta'yı İsviçreli küratör Harald Szeemann yönetti.
Serginin konusu gerçekliğin sorgulanması ve bugünün imge dünyalarıydı. Szeemann yüksek sanat ile gündelik imgeyi aynı binada buluşturdu. Bir bölüme bireysel mitolojiler adını verdi ve sergiyi bir yazarın kitabı gibi kişisel bir bütün olarak kurdu.
Sanatçıların bir kısmı buna itiraz etti. Robert Smithson katalog için yazdığı kısa bir metinde, küratörün sanatçıyı kendi sergisinin içine kapattığını ileri sürdü. Daniel Buren de serginin kendisinin bir esere, küratörün de onun yazarına dönüştüğünü yazdı. Değeri belirleyenlerin arasına artık küratör de girmişti.
Beuys sergi boyunca her gün bu odada oturdu ve ziyaretçilerle halk oylamasına dayalı bir demokrasiyi tartıştı. Ortada satılabilecek bir nesne yoktu, konuşmanın kendisi eserdi. Ölçü kabındaki gül ise sonradan çoğaltılmış bir edisyona dönüştü ve koleksiyonlara girdi.
Mekanizma — bir provenansın siyaseti
1974'te Köln'deki Wallraf-Richartz Müzesi, kuruluşunun yüz ellinci yılı için uluslararası bir çağdaş sanat sergisi hazırladı. Hans Haacke'yi de çağırdı. Haacke müzenin koleksiyonundaki bir Manet natürmortunu seçti.
Panolar resmin Paris'teki ilk alıcısından başlayıp bir dizi koleksiyoncu ve galericiden geçerek müzeye ulaştığı yolu izliyordu. Son pano, tabloyu 1968'de müzeye kazandıran bağışçılar grubunun başındaki bankacıyı anlatıyordu. Metin, onun Nazi yıllarındaki görevlerini de sıralıyordu. Müzenin müdürü işi sergiye almadı.
Haacke ne bir şey eklemiş ne de bir şey uydurmuştu, yalnız provenansı açık bir biçimde yazmıştı. Daniel Buren aynı sergideki kendi işine Haacke'nin panolarının küçültülmüş bir kopyasını yapıştırdı. Müze o kâğıtları da kapattırdı. Bir müzayede kataloğunda değeri yükselten soy kütüğü, burada bir paranın ve bir iktidarın tarihine dönüşmüştü.
Mekanizma — merkezler çoğalıyor
1968 haziranında Venedik Bienali'nin açılışında öğrenciler ve sanatçılar bienali piyasanın ve devletlerin vitrini diye protesto etti. Kimi sanatçılar tablolarını duvara çevirdi. Bienal bunun ardından ödüllerini uzun yıllar kaldırdı.
Bienallerin sayısı ise artmayı sürdürdü. Bağlantısızlar dersinde İskenderiye'yi, Bağdat'ı ve Havana'yı görmüştük. 1973'te Avustralya'da yeni bir bienal açıldı.
Bienal, opera binasının açıldığı yıl kuruldu ve Avustralya'yı uluslararası sergi takviminde bir durağa dönüştürdü. Kurucunun inşaat şirketi onu on yıllarca destekledi.
İstanbul'da ise 1987'de İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı ilk uluslararası çağdaş sanat sergisini açtı.
Sergi sonradan İstanbul Bienali'nin ilk durağı sayıldı. Eserleri tarihî yapılara yerleştirmek, kentin geçmişini uluslararası bir sergi dilinin parçasına çeviriyordu. Merkezler çoğalıyordu, ama eserlerin fiyatları hâlâ New York'ta, Londra'da, Köln'de ve Basel'de belirleniyordu.
Mekanizma — 1987 sonbaharı
1987 martında Londra'da Christie's'te Van Gogh'un Ayçiçekleri tablolarından biri bir Japon sigorta şirketine o güne kadar görülmemiş bir fiyatla satıldı. Ekimin ortasında dünya borsaları tek günde çöktü. Birkaç hafta sonra, New York'taki Sotheby's'te bir başka Van Gogh satışa çıktı.
Van Gogh bu tabloyu Saint-Rémy'deki akıl hastanesine yattığı ilk haftalarda, hastanenin bahçesinde boyamıştı. Müzayedede tablo elli üç milyon doları aşan bir fiyatla Avustralyalı bir iş insanına satıldı ve bir resme ödenmiş en yüksek fiyat oldu. Sonradan, alıcının ödemenin yarısını müzayede evinin verdiği bir krediyle yaptığı ortaya çıktı. Alıcı borcunu ödeyemedi ve Getty Müzesi tabloyu 1990'da satın aldı.
Kredi haberi, müzayede evinin kendi rekorunu kendi parasıyla yükseltip yükseltmediği tartışmasını açtı. Hayatında birkaç tablosundan fazlasını satamamış bir ressamın imzası, bir finans piyasasının en güvenli varlığı gibi el değiştiriyordu.
Londra'da reklamcı Charles Saatchi de bu yıllarda bir koleksiyoncu olarak sahneye çıktı. 1985'te kentin kuzeyinde eski bir boya fabrikasını büyük bir galeriye çevirdi. Çok sayıda eseri birden alıp sonra bir kısmını satması, zamanla bir sanatçının fiyatını tek başına oynatabilir hâle geldi.
Kalıcı araçlar
Haacke'nin panolarından bir alışkanlık edin. Bu kursun herhangi bir eseri önüne geldiğinde, onun için bir provenans fişi doldur. Fişin her satırı kursun bir dersinden kalan bir aracı taşır.
Fişin başına eserin adını ve yapıldığı yılı yaz. Yanına o yıl çevresinde hangi enkazın, hangi savaşın, hangi kampın durduğunu ekle. Bacon'ın ve Maruki çiftinin işleri bu satırsız okunamaz.
Malzeme satırına gerçekte ne kullanıldığını yaz: çamur mu, kömür mü, paçavra mı, floresan tüp mü? Gutai'nin çamurundan Kounellis'in kömür sandığına kadar madde, eserin ilk cümlesiydi.
Yapan satırı kimin elinin çalıştığını sorar. Ressamın jesti mi, bir baskı atölyesi mi, bir fabrika mı, bir talimatı uygulayan yabancı biri mi? Warhol'un Fabrika'sı, Judd'ın kutuları ve Panza'nın yaptırdığı kopyalar burada yan yana durur.
Biçim satırında eserin bir nesne mi, bir talimat mı, bir olay mı olduğunu not et. Bir happening, bir göl kıyısındaki kıvrım ya da bir video bandı için fişe hangi belge giriyor?
Sergi geçmişi satırında eserin hangi duvarlara asıldığını izle. Venedik'te, São Paulo'da, Kassel'de, İskenderiye'de ya da Havana'da mı? Hangi müze onu bir zamanlar duvarından indirdi?
Sahiplik zinciri satırına koleksiyoncuları sırayla yaz. Scull'ları, Ludwig'leri, bir bankanın yönetim kurulunu. Haacke'nin Manet'si gibi, her adın arkasında bir para kaynağının durduğunu unutma.
Fiyat satırının yanına sanatçının payını yaz. Rauschenberg'in çıkıştaki sözleri ve Siegelaub'un sözleşmesi bu boşluğu doldurmaya çalıştı.
Fişin en altında, dipnot için bir satır daha bırak. Oraya bu fişin hiç doldurulamadığı eserleri düşün. Şili'nin arpilleraları, Rosario'daki sendika binasında açılan Tucumán Arde, Chicago'daki boyalı duvar, yıkılan Womanhouse ve Buenos Aires sokaklarına yapıştırılan kâğıt siluetler. Kimse onları satın almadı, ama bu kursun tarihi onlarsız yazılamaz.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Bienaller piyasanın dışında kalan, yalnız sanatı gösteren sergilerdir."
Venedik Bienali'nin uzun yıllar kendi satış bürosu vardı ve 1964'teki ödül bir galericinin fiyatlarını hemen etkiledi. Sidney'de bir inşaat şirketi, São Paulo'da bir sanayici bienali ayakta tuttu. Bienal ile piyasa farklı kurumlardır, ama aynı sanatçıların ve aynı koleksiyoncuların arasında birbirine bağlı çalışır.
Yaygın yanlış"Bir eserin fiyatı onun sanatsal değerini gösterir."
Çözülme 1958'de dokuz yüz, 1973'te seksen beş bin dolara satıldı. Eser aynı kaldı, aradaki farkı galericinin, bienalin, müzenin ve koleksiyoncunun kararları yarattı. İrisler'in fiyatını ise bir müzayede evinin verdiği kredi de yükseltti.
Yaygın yanlış"1970'lerde merkezler çoğalınca sanat dünyası eşitlendi."
Sidney'de, İstanbul'da ve Havana'da yeni bienaller açıldı. Fuarlar, müzayede evleri ve en yüksek fiyatlar ise birkaç Batı kentinde toplanmaya devam etti.
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: Rauschenberg'in 1964'te Venedik'te aldığı ödül, Amerikan resminin yükselişini törene dönüştürdü. Castelli aylık ödemelerle ve bir galeri ağıyla yeni bir piyasa kurdu. Chase Manhattan Bankası şirket koleksiyonunu, Panza ve Ludwig'ler müzeye dönüşen özel koleksiyonları yaygınlaştırdı. Köln'de ve Basel'de fuarlar açıldı, Kunstkompass şöhreti puana çevirdi. São Paulo, Sidney ve İstanbul yeni bienaller kurdu. Szeemann'ın documenta 5'i küratörü sergiyi yazan kişiye dönüştürdü. Scull müzayedesi sanatçının payı sorusunu, Haacke'nin Manet projesi provenansın siyasetini, İrisler'in satışı ise finans ile müzayede arasındaki bağı görünür kıldı.
Sonraki derse köprü
1970'lerin sonunda ve 1980'lerin başında New York'ta birkaç genç sanatçı, dergi reklamlarındaki ve sanat kitaplarındaki fotoğrafları kendi kameralarıyla yeniden çekmeye başladı. Bir sigara reklamındaki kovboy ya da ünlü bir belgesel fotoğrafçının bir kitaba basılmış karesi, neredeyse hiç değiştirilmeden yeni bir imzayla bir galerinin duvarına asıldı. Müzayede salonlarında bir fırça izinin sahiciliği milyonlarca dolar ediyordu, bu kopyalar ise «özgün» sözcüğünün neye dayandığını sordu. Eleştirmenler kısa süre sonra bu sessiz yeniden çekimleri, modern sanatın en çok güvendiği kavrama, özgünlüğe açılmış bir dava gibi okumaya başladı.