Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: Rio'daki neo-konkret grup geometriyi izleyicinin eline ve bedenine açtı. AI-5'ten sonra Meireles mesajını şişelere ve banknotlara bastı, Barrio şiddeti dere kıyısına taşıdı. Tucumán Arde sergi salonunu bir karşı enformasyon merkezine çevirdi. Camnitzer bu stratejiyi kavramsalcılık adıyla kuzeydeki kavramsal sanattan ayırdı. Şili'de CADA gökyüzünü ve duvarları kullandı, Dittborn resimlerini postaladı, kadınlar arpilleralarla kayıpları andı. Arjantin'de Siluetazo kayıpların bedenini kâğıda çizdi, Minujín yasaklı kitapları okurlara geri verdi.
Açılış: kasaya dönen bir şişe
1970'te Rio de Janeiro'da bir bakkalın arka odasında boş Coca-Cola şişeleri kasalara diziliyordu. Cam şişe depozitoluydu, fabrikada yıkanıp yeniden doldurulurdu. Kasalardan birinde camına beyaz harflerle küçük bir yazı basılmış birkaç şişe vardı ve şişe boşken yazı neredeyse görünmüyordu.
Şişe fabrikada koyu renkli içecekle dolunca beyaz harfler belirginleşti ve şişe yeniden raflara, oradan da masalara gitti. Yazıyı fark eden kişi onu bir sergi salonunda görmedi, bir öğle yemeğinde bardağına dökerken okudu.
Önceki derste sanatçılar sözlerini Amerikan kentlerinin duvarlarına ve mahalle binalarına yazmıştı. Meireles sözünü o ülkenin dünyaya yayılmış en tanınmış ürününün camına yazdı. Brezilya altı yıldır askerî yönetim altındaydı ve sanatçı, kendisi hiçbir şey dağıtmadan, mesajın ülkenin dolaşım ağında kendi kendine taşınmasını istedi.
Dersin yolu
Önce Rio'daki geometrik soyutlamanın izleyicinin eline ve bedenine nasıl açıldığını, sonra 1964 ve 1968 kırılmalarından sonra Brezilyalı sanatçıların dolaşıma ve şiddete dönüşünü göreceğiz. Ardından Buenos Aires ile Rosario'dan Santiago'nun gökyüzüne geçip kayıpların nasıl anıldığını soracağız.
Sıfır noktası: iki kelime ve bir devre
Kavramsal sanat (conceptual art) önceki derslerde New York ve Londra merkezli bir eğilim olarak karşımıza çıktı: fikir nesneden önce gelir, eser bir tanım, bir talimat ya da bir belge olabilir.
Uruguaylı sanatçı ve eğitimci Luis Camnitzer, Latin Amerika'daki benzer işler için başka bir sözcük önerdi: kavramsalcılık (conceptualism). Camnitzer'e göre kuzeydeki kavramsal sanat çoğunlukla sanatın kendi diline, yani tanıma ve dile yöneliyordu. Güneydeki kavramsalcılık ise bir strateji olarak doğdu. Amacı izleyiciyi okur ve katılımcı yapmak, mesajı sansürün göremeyeceği kanallardan geçirmekti. Camnitzer bu tezi 2007'de yayımlanan, alt başlığı bir özgürleşme didaktiğinden söz eden kitabında topladı.
İkinci terim Meireles'ten geliyor. İdeolojik devre (ideological circuit), bir toplumda para, mal ve haberin elden ele geçtiği dolaşım yollarıdır. Meireles bu yollara küçük bir ek yapmayı, ona eklemeler (insertions) demeyi seçti.
Üçüncü sözcük kayıptır. İspanyolcada kayıplar (desaparecidos), güvenlik güçlerinin gözaltına aldıktan sonra varlıklarını inkâr ettiği ve bir daha haber alınamayan kişilerdir.
Mekanizma — Rio'da elde tutulan geometri
1950'lerin Brezilya'sında yeni başkent Brasília inşa ediliyordu ve São Paulo'da somut sanat (concrete art) denilen kesin, matematiksel bir geometri revaçtaydı. Rio'daki bir grup sanatçı bu sertliğe itiraz etti.
Metin, eseri bir makine gibi gören katı bir rasyonalizmi reddediyordu. Sanat eserini canlı bir organizmaya benzetiyor, ancak onu yaşayan ve dokunan biri karşısına geçince tamamlanan bir şey olarak tanımlıyordu.
Lygia Clark bu fikri izleyicinin ellerine verdi.
Clark bu nesnelere Portekizcede hayvan ya da böcek anlamına gelen bir ad verdi. Bir plaka çevrilince heykel bazen beklenmedik bir yöne katlanıyordu. Sanatçı bu karşılaşmayı, iki canlı arasında bir diyalog gibi anlattı.
Üç yıl sonra Clark heykeli bile bıraktı.
Matematikte Möbius şeridi denen bu halkanın içi ile dışı arasında sınır yoktur. Kesen kişi nereden keseceğine kendisi karar veriyordu ve eser, eylemin süresinden ibaretti.
Lygia Pape ise aynı fikri kalabalığa taşıdı.
Bir kişi hızlanınca bütün yüzey çekiliyor, grubun hareketi tek tek bedenlerin uzlaşmasına bağlı kalıyordu.
Mekanizma — samba okulundan müzeye
Hélio Oiticica neo-konkret grubun en genç üyelerindendi. 1964'te Rio'nun kuzeyindeki Mangueira tepesinde, bir yoksul mahallenin samba okulunda dans etmeyi öğrendi.
Parangolé, dansçının hareketine kadar tamamlanmıyordu. 1965'te Rio'nun Modern Sanat Müzesi'ndeki bir karma sergiye Oiticica, pelerinleri giyen Mangueira'lı dansçılarla geldi. Müze yönetimi tepenin dansçılarını içeri almadı ve gösteri müzenin dışındaki bahçede yapıldı. Kapıda verilen bu karar, Brezilya'daki sınıf ve ırk sınırını bir sergi salonunun eşiğine çizmişti.
Oiticica iki yıl sonra aynı müzeye bir labirentle döndü.
İzleyici kumun ve çakılın üstünden geçip kartpostal gibi bir tropik düşten ekranın gri ışığına varıyordu. Ertesi yıl Caetano Veloso bir şarkısına bu yerleştirmenin adını verdi ve sözcük, sonra bütün bir müzik ve kültür hareketinin adı oldu.
Mekanizma — darbeden sonra paranın üstüne yazmak
Brezilya ordusu 1964'ün nisan başında seçilmiş hükümeti devirmişti. Rejim ilk yıllarda kültüre görece geniş bir alan bıraktı. Aralık 1968'de ise beşinci kurumsal kararname, kısaltmasıyla AI-5 ilan edildi. Meclis kapatıldı ve sansür önceden denetime dönüştü. Siyasi tutuklular için mahkemeye çıkarılma güvencesi askıya alındı. Gözaltında işkence sistemli bir hâl aldı.
1969'da Rio'da Paris'e gönderilecek genç sanatçıların seçkisi askerî yetkililerin kararıyla kapatıldı ve birçok yabancı sanatçı ile bazı ulusal temsilcilikler o yılki São Paulo Bienali'ni boykot etti.
Oiticica 1968'de bir bayrak boyamıştı. Üstünde, polisin vurduğu bir kanun kaçağının yere uzanmış cesedinin görüntüsü ve kaçak olmayı kahramanlıkla eşleyen kısa bir slogan vardı. Bayrak bir müzik gösterisinde sahneye asıldığında gösteri polis tarafından durduruldu.
Meireles şişelerle aynı yıl ikinci bir devreye girdi.
Kimse bir banknotu yakmak istemezdi. Damgalı para elden ele geçmeye devam etti. 1975'te Meireles aynı yöntemle gözaltında ölen gazeteci Vladimir Herzog'un katilini soran bir damga yaptı. Bir parayı alan herkes, yetkililerin intihar dediği bir ölümün sorusunu da cebine koyuyordu.
Nisan 1970'te Belo Horizonte'de eleştirmen Frederico Morais, kentin parkında Bedenden Toprağa adlı bir etkinlik düzenledi.
Tiradentes, on sekizinci yüzyılda Portekiz yönetimine karşı ayaklandığı için asılıp parçalanmıştı. Askerî rejim onu ulusal kahraman olarak kutluyordu ve eylem onun anma gününde yapıldı. Meireles işini, alt başlığında siyasi tutsağa adanmış bir anıt olarak tanımladı. Tavukların yakılması seyircilerin bir bölümünü öfkelendirdi. İşkence haberlerinin yazılamadığı bir ülkede, canlı bir bedenin acısı herkesin gözü önündeydi.
Aynı etkinlikte Portekiz doğumlu Artur Barrio da kente bir paket bıraktı.
Bohçalar uzaktan cesetlere benziyordu. Kıyıda bir kalabalık toplandı, polis ve itfaiye geldi. Barrio için asıl eser, kentte yayılan söylenti ve korkuydu. Gerçek cesetlerin haberi ise o yıllarda gazetelere girmiyordu.
Mekanizma — Florida Sokağı'ndaki enstitü
Buenos Aires'te 1960'ların deneysel sanatı bir sanayi ailesinin kurduğu vakıfta toplanmıştı. Torcuato Di Tella Enstitüsü'nün görsel sanatlar merkezi, kentin işlek Florida Sokağı'ndaydı ve eleştirmen Jorge Romero Brest'in yönetimindeydi.
Adı Arjantin argosunda karmaşa ya da arapsaçı anlamına geliyordu. Sokakta uzun kuyruklar oluştu. Ziyaretçiler birer birer, hızlandırılmış bir kent gününden geçti. Di Tella genç sanatçılar için bir laboratuvardı.
Aynı enstitüde bir eser ise hiç gösterilemedi.
Ferrari eseri, Vietnam'ı bombalayan bir ülkenin kendini Hristiyan uygarlığının savunucusu olarak sunmasına bir cevap olarak yaptı. Eser Di Tella'nın 1965 ödül sergisinden çıkarıldı. Ferrari o günlerde yazdığı kısa bir metinde, sanattan tek isteğinin düşündüğünü olabildiğince açık söylemesine yardım etmesi olduğunu belirtti.
1966'da General Juan Carlos Onganía darbeyle iktidara geldi. 1968 mayısında polis, Di Tella'da duvarına yazılar yazılan bir umumi hela yerleştirmesini kapattı ve sanatçılar protesto için eserlerini Florida Sokağı'nda parçaladı.
Mekanizma — Rosario'da kilitlenen kapı
Paraná Irmağı kıyısındaki Rosario'da genç sanatçılar 1968'de bir deneysel sanat dizisi düzenledi. Ekim ayında Graciela Carnevale'nin sırası geldi.
Açılışa gelen davetliler içeri alındı, ardından sanatçı kapıyı dışarıdan kilitleyip gitti. Bir süre sonra dışarıdan geçen biri camı kırdı ve içeridekiler kaçtı. Carnevale izleyiciyi seyirci olmaktan çıkarıp gündelik şiddetin tutsağı yapmak istediğini anlattı.
Birkaç hafta sonra Rosario ve Buenos Aires'ten bir grup sanatçı, sanat ile siyasi eylemi tek bir işte birleştirdi.
Kuzeydeki Tucumán eyaleti şeker kamışıyla geçiniyordu ve hükümet fabrikaları birer birer kapatıyordu. Resmî basın, eyaletin yeniden kalkındırıldığını anlatıyordu. Sanatçılar önce kente yalnız eyaletin adını taşıyan gizemli afişler astı, sonra afişe yanan anlamına gelen ikinci sözcüğü eklediler. Gruptan bazıları Tucumán'a gidip işçilerle görüştü ve yoksulluğu filme aldı. Sergi salonunda ziyaretçilere şekersiz, acı kahve ikram edildi.
Rosario'daki sergi iki hafta kadar açık kaldı, Buenos Aires'teki ise baskıyla kısa sürede kapatıldı. Katılanların birçoğu bundan sonra sanat kurumlarıyla bağını kesti. Sergi salonu bir karşı enformasyon merkezine dönüşmüştü.
Camnitzer Almanya'da doğmuş, Montevideo'da büyümüş, 1964'te New York'a yerleşmişti. Orada Arjantinli Liliana Porter ve Venezuelalı José Guillermo Castillo ile bir baskı atölyesi kurdu. Baskıyı ucuz, çoğaltılabilen bir fikir aracı olarak düşünüyordu.
Ayna hiçbir şeyi yansıtmıyordu, ama okuyan kişi kendini okunan bir şey olarak buluyordu. Dilin bu yanılsamasını okumayı öğrenen kişi, gazetelerin ve resmî açıklamaların dilini de sorgulayabilirdi. Sanatçı 1983'te, ülkesi Uruguay'daki askerî rejimin işkence yöntemlerini gündelik nesnelerin imgeleriyle anan bir gravür dizisi yayımladı.
Meksika'da 2 Ekim 1968'de, Olimpiyat Oyunları'ndan on gün önce, Tlatelolco'daki Üç Kültür Meydanı'nda toplanan öğrencilerin üstüne ateş açıldı. Ölenlerin sayısı bugün de tartışmalıdır. 1970'lerde Suma, Proceso Pentágono ve Tepito Arte Acá gibi Los Grupos adıyla anılan kolektifler sokakta ve baskı atölyesinde imzasız, ortak işler üretti.
Kolombiya'da Beatriz González ise yerel gazetelerin resimlerini boyaya çevirdi.
Kaynak, Sisga barajında birlikte suya atlayan bir çiftin gazetede yayımlanan son fotoğrafıydı. González haberin duygusallığını ucuz bir renk kartelasının düzlüğüyle boyadı. Sonraki yıllarda bir devlet başkanının görüntüsünü perde kumaşına bastı.
Mekanizma — Santiago'nun gökyüzü
Şili'de 11 Eylül 1973'te ordu, seçimle iş başına gelmiş sosyalist cumhurbaşkanı Salvador Allende'yi devirdi. Hava kuvvetlerinin uçakları başkentteki La Moneda sarayını bombaladı. General Augusto Pinochet'nin yönetimi on yedi yıl sürdü. Binlerce kişi öldürüldü ya da gözaltında kayboldu, çok daha fazlası ülkeyi terk etti.
1979'da Santiago'da şair Raúl Zurita, yazar Diamela Eltit, görsel sanatçılar Lotty Rosenfeld ve Juan Castillo ile sosyolog Fernando Balcells, Sanat Eylemleri Kolektifi'ni kurdu. Baş harflerinden CADA diye anıldılar. İlk eylemlerinden birinde yoksul mahallelere süt dağıttılar. Süt, devrik hükümetin çocuklara süt dağıtma programını hatırlatıyordu.
Bildiri, yaşam alanını genişletmek için çalışan herkesin bir sanatçı olduğunu söylüyordu. Sekiz yıl önce aynı gökyüzünden La Moneda'ya bomba atılmıştı, şimdi uçaklardan bir sanat tanımı yağıyordu.
Kolektifin en yaygın işi ise bir boşluktan ibaretti.
İspanyolcada iki işaret birlikte okununca artık yeter, daha fazla olmasın anlamı çıkıyordu. Cümleyi herkes kendi sözcüğüyle tamamlıyordu. Eylem darbenin onuncu yılında başladı ve 1980'lerin muhalefet gösterilerinde kolektifi aşan, ortak bir işarete dönüştü.
Eugenio Dittborn ülkesinde kaldı, ama resimlerini yurt dışına mektupla gönderdi.
Resimler katlanıp zarfa konuyor ve hava postasıyla başka bir ülkedeki sergiye gidiyordu. Duvarda katlanma izleri ve zarf da eserin parçasıydı, çünkü Dittborn için yolculuk eserin içeriğiydi.
Şair Cecilia Vicuña ise darbe olduğunda Londra'daydı. Sürgünde, kumsallardan topladığı çubuk ve tüylerle eğreti dediği küçük nesneler yapmayı sürdürdü.
Kayıpların yakınları ise başka bir dil kurdu.
Arpillera İspanyolcada çuval bezi demektir. Şarkıcı ve sanatçı Violeta Parra daha önce bu tekniği bir sanat diline dönüştürmüştü. Diktatörlük yıllarında Kilise'nin insan hakları kurumu, kayıpların eşlerine ve annelerine atölyeler açtı. Kadınlar panoları satarak geçimini sağladı. Panolar yurt dışına çıkınca kayıpların haberi de onlarla gitti. Rejim bir süre sonra bu panoları yıkıcı saymaya başladı.
Mekanizma — kayıpların silueti
Arjantin'de Mart 1976'da yeni bir cunta iktidara geldi ve yönetimine ulusal yeniden yapılanma süreci adını verdi. Gözaltına alınan binlerce kişiden bir daha haber alınamadı. Ferrari aynı yıl São Paulo'ya sürgüne gitti, oğlu ertesi yıl kaybedilenler arasındaydı. 1977'den başlayarak bir grup anne, Buenos Aires'in merkezindeki Mayıs Meydanı'nda her hafta yürümeye başladı. Başlarındaki beyaz örtüler zamanla bir işarete dönüştü.
1982'deki Falkland savaşı yenilgisinden sonra cunta çözülmeye başladı. 1983 eylülünde annelerin çağrısıyla düzenlenen bir yürüyüşte üç sanatçı, Rodolfo Aguerreberry, Julio Flores ve Guillermo Kexel, kalabalığa bir öneri getirdi.
Her siluet bir kaybı temsil ediyordu. Kâğıda uzanan kişi, bedenini bir süreliğine yok olan birine ödünç veriyordu. Siluetlerin bir kısmına isimler ve kaybolma tarihleri yazıldı. Ertesi sabah meydanın çevresindeki duvarlar, devletin görmezden geldiği bir sayımın izleriyle doluydu.
Aralık 1983'te seçilmiş bir sivil hükümet göreve başladı ve Minujín aynı ay kentin en geniş caddesinde bir tapınak yükseltti.
Kitapların hepsi cunta yıllarında yasaklanmış ya da toplatılmış eserlerdi. Sergi kapanınca yapı vinçlerle yatırıldı ve kitaplar kalabalığa dağıtıldı. Atina demokrasisinin tapınağı, okurların elinde dağılarak kayboldu.
Kalıcı araçlar
Dittborn'un zarfından bir alışkanlık edin: bu dönemin bir eserine bakarken onun üstüne basılmış damgaları tek tek oku. Her damga, eserin geçtiği bir kapıyı gösterir.
Gönderen damgası: eseri kim yaptı ve imza neden eksik? Los Grupos'ta, No+ eyleminde ve arpilleralarda adın yokluğu hem bir güvenlik önlemiydi hem de bir tavır.
Kanal damgası: eser hangi yoldan dolaştı? Şişe, banknot, hava postası, gökyüzü ve duvar bu dersin kanallarıydı.
Şifre damgası: kim okuyabiliyordu, kim okuyamıyordu? Meireles'in boş şişesinde yazı görünmezdi, Tucumán afişlerinin ilk hâli ise yalnız bir yer adıydı.
Sansür damgası: hangi kurum eseri kapattı, çıkardı ya da kapıda durdurdu? Mangueira'lı dansçılar, Ferrari'nin uçağı ve Buenos Aires'teki sendika sergisi bu damgayı taşır.
Beden damgası: eserde kimin bedeni var, kimin bedeni eksik? Barrio'nun bohçaları ve Siluetazo'nun boş biçimleri, gösterilemeyen bedenlerin yerini tuttu.
Varış damgası: eser bugün nerede ve müzeye girince neyi kaybetti? Bir zamanlar elden ele geçen bir banknot, bugün bir vitrinin camının arkasında duruyor.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Latin Amerika'daki kavramsalcılık, New York kavramsal sanatının gecikmiş bir yansımasıydı."
Neo-konkret manifesto 1959'da, Clark'ın şeridi 1963'te, Ferrari'nin uçağı 1965'te ortaya çıktı. Bu işler kuzeydeki eğilimle aynı yıllarda ya da ondan önce doğdu. Meireles ve Oiticica 1970'te Modern Sanat Müzesi'ndeki büyük kavramsal sergiye kendi deneyleriyle katıldı.
Yaygın yanlış"Bu sanat yalnız diktatörlüğe karşı slogan üretti."
Clark ile Pape'nin katılım deneyleri darbeden önce başlamıştı ve bedenle, algıyla, birlikte hareket etmekle ilgiliydi. Minujín tüketimi ve kent hayatını, González popüler imgeleri işledi. Siyasi işlerin çoğu da açık bir slogan yerine şifre, boşluk ve dolaşımla konuştu.
Yaygın yanlış"Askerî rejimler döneminde sanat sustu."
Kolektifler gökyüzünü ve duvarları kullandı, kadınlar Kilise atölyelerinde arpillera dikti. Dittborn resimlerini zarfla yolladı, sürgündeki sanatçılar başka kentlerde üretmeyi sürdürdü. Sessiz görünen işlerin çoğu bir şifre taşıyordu.
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: Rio'daki neo-konkret grup geometriyi izleyicinin eline ve bedenine açtı. AI-5'ten sonra Meireles mesajını şişelere ve banknotlara bastı, Barrio şiddeti dere kıyısına taşıdı. Tucumán Arde sergi salonunu bir karşı enformasyon merkezine çevirdi. Camnitzer bu stratejiyi kavramsalcılık adıyla kuzeydeki kavramsal sanattan ayırdı. Şili'de CADA gökyüzünü ve duvarları kullandı, Dittborn resimlerini postaladı, kadınlar arpilleralarla kayıpları andı. Arjantin'de Siluetazo kayıpların bedenini kâğıda çizdi, Minujín yasaklı kitapları okurlara geri verdi.
Sonraki derse köprü
Latin Amerika'nın bu sanatçıları ulusun resmî imgesine, bayrağına ve kahramanlarına kuşkuyla bakıyordu. Atlantik'in doğu kıyısında, 1960 dolayında birbiri ardına bağımsızlığını ilan eden ülkelerde ise sanatçılardan henüz kurulmakta olan bir ulusa yüz vermeleri bekleniyordu. Dakar'da şair bir cumhurbaşkanı, Léopold Sédar Senghor, devletin bütçesinden bir sanat okuluna ve atölyelere pay ayırdı. Nijerya'da bir kolejin resim öğrencileri, sömürge okulunun öğrettiği resim dili ile kendi topraklarının eski biçimleri arasında bir sentez arıyordu. Bağımsızlığın ilk yıllarında, bir tuvalin kime ve hangi geçmiş adına konuşacağı bir devlet meselesi olarak tartışılıyordu.