Ders KRO-323.13 · 1945 Sonrası Sanat ve Soğuk Savaş Dünyası

Siyah Sanatlar Hareketi ve sivil haklar

3.214 kelime · 22 eser örneği · yaklaşık 15 dakika okuma · seslendirme 21 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: Spiral grubu 1963'te Washington yürüyüşü öncesinde toplandı ve Siyah sanatçının rolünü tartıştı. Bearden'ın Yansımalar'ı ve Blok'u kolajı bu tartışmanın diline çevirdi. Baraka'nın tiyatrosu ve Neal'ın denemesi Siyah Sanatlar Hareketi'ni adlandırdı. Chicago'da Saygı Duvarı ve AfriCOBRA sanatı mahalleye ve ucuz baskıya taşıdı. Emory Douglas bir gazeteyle, Ringgold ve Hammons bayrakla çalıştı. Met protestosu ve Whitney boykotları müzeyi sorguladı. Saar, Nengudi ve Where We At sanatçıları çifte dışlanmaya karşı kendi yollarını açtı. Gilliam, Thomas ve Edwards soyutlamanın da bir Siyah sanat dili olabileceğini savundu.

Açılış: Canal Street'te bir atölye

1963 temmuzunda New York'ta, Canal Street'teki bir atölyede bir grup Siyah ressam bir araya geldi. Atölye Romare Bearden'ındı. Ağustosun sonunda Washington'da iş ve özgürlük için büyük bir yürüyüş yapılacaktı ve masada konuşulan ilk konulardan biri, oraya birlikte gidip gitmeyecekleriydi.

Grup farklı kuşakları bir araya getirdi. Hale Woodruff'u ve Norman Lewis'i daha önce, biri Harlem dersinde duvar resimleriyle, öbürü soyut dışavurumcuların arasında kalabalık soyutlamalarıyla görmüştük. Üyeler arasında Charles Alston, Richard Mayhew ve grubun en genç üyesi olan ressam Emma Amos vardı. Amos aynı zamanda gruptaki tek kadındı.

Gruba adını Woodruff verdi. Arşimet'in sarmalından, tek bir merkezden dışarı ve yukarı doğru açılan bir çizgiden söz etti. Sarmal (Spiral) adı, ortak bir noktadan çıkıp her yöne ilerlemek isteyen sanatçılar için seçilmişti.

Önceki derste Sanat İşçileri Koalisyonu'nun müzelerden Siyah sanatçılara yer istediğini gördük. Bu istek bir günde doğmadı. Canal Street'teki toplantılarda sorulan soru, sivil haklar mücadelesinin ortasında bir Siyah ressamın ne yapması gerektiğiydi.

Dersin yolu

Önce Bearden'ın masasından çıkan kolajlara bakacağız. Sonra Harlem'de bir tiyatro, Chicago'da bir duvar ve Oakland'da bir gazete aracılığıyla Siyah Sanatlar Hareketi'nin sokağa nasıl indiğini izleyeceğiz. Ardından müzelerin kapısındaki kavgalara, Siyah kadın sanatçıların kendi yollarına ve soyutlama ile figür arasındaki uzun tartışmaya geçeceğiz.

Sıfır noktası: birkaç sözcük

Sivil haklar hareketi (civil rights movement), 1950'lerin ortasından 1960'ların sonuna kadar Amerika'da Siyahların ayrımcı yasalara ve oy hakkının engellenmesine karşı yürüttüğü mücadeledir. Otobüs boykotları, oturma eylemleri ve yürüyüşler bu mücadelenin araçlarıydı.

Siyah Güç (Black Power) 1966'dan sonra yayılan bir slogandır. Bütünleşme yerine Siyah toplulukların kendi kurumlarını, kendi siyasetini ve kendi imgesini kurmasını savundu.

Siyah Sanatlar Hareketi (Black Arts Movement) bu sloganın şiirde, tiyatroda ve resimde karşılığıdır. Hareket sanatın önce Siyah topluluğa seslenmesini istedi.

Siyah estetik (Black aesthetic) bu yılların en çok tartışılan terimidir. Siyah sanatın kendine ait bir biçim, renk ve değer ölçüsü olup olmadığını sorar. Soru tek bir yanıta bağlanmadı ve dersin sonuna kadar bizimle kalacak.

Mekanizma — bir masanın üstünde kesilen fotoğraflar

Bearden Spiral toplantılarında, grubun birlikte bir kolaj yapmasını önerdi. Öneri grupta pek ilgi görmedi ve Bearden işe kendi başına girişti. Dergilerden ve gazetelerden fotoğraflar kesti, onları küçük kartonlara yapıştırdı.

Bearden'ın galericisi küçük kolajları büyütmesini önerdi. Büyütme, kesiklerin kenarlarını ve ölçek uyumsuzluklarını görünür kıldı. Güneyin tarlaları, trenler, kuzeye göç eden aileler ve Harlem'in sokakları tek bir parçalı yüzeyde birleşti.

Grubun tek sergisi iki yıl sonra açıldı.

Siyah ve beyazla sınırlanma kararı hem biçimsel bir kısıttı hem de ırka dair bilinçli bir göndermeydi. Grup kısa süre sonra dağıldı. Tartışmalar ise üyelerinin işinde sürdü.

Bearden yedi yıl sonra kolajı duvar boyutuna taşıdı.

Blok, aynı yıl Modern Sanat Müzesi'nde açılan büyük Bearden sergisinde gösterildi. Bir müzenin salonunda, bir mahallenin gündelik hayatı uzun bir yatay şerit gibi açıldı.

Mekanizma — Harlem'de bir tiyatro

1965 şubatında Malcolm X, New York'ta bir konuşma sırasında öldürüldü. Şair ve oyun yazarı LeRoi Jones, birkaç hafta sonra Greenwich Village'daki hayatını bırakıp Harlem'e taşındı. Kısa süre sonra Amiri Baraka adını alacaktı.

Jones Harlem'de bir binada Siyah Sanatlar Repertuvar Tiyatrosu ve Okulu'nu kurdu. Açılış bir caddede yürüyüşle duyuruldu. Oyunlar, şiir okumaları ve caz konserleri sokaklara, oyun alanlarına ve boş arsalara taşındı. Kurum, kamu fonlarının kesilmesi ve iç tartışmalar yüzünden kısa sürede kapandı, ama kurduğu model başka kentlere yayıldı.

Hareketin adını taşıyan metin üç yıl sonra çıktı.

Neal denemesinde Siyah Sanatlar Hareketi'ni Siyah Güç düşüncesinin estetik ve ruhsal kardeşi olarak tanımladı. Sanatçının Batılı estetikten kopması ve kendi halkının ihtiyaçlarına göre çalışması gerektiğini savundu. Bu çağrı ressamları da doğrudan ilgilendiriyordu: bir resim kime, nerede ve hangi dille konuşmalıydı? Eleştirmen Addison Gayle 1971'de bu tartışmanın yazılarını Siyah Estetik adlı bir derlemede topladı.

Mekanizma — güney yakasında bir köşe

Chicago'da 1967'de Siyah Amerikan Kültürü Örgütü kuruldu, kısa adıyla OBAC. Örgütün yazarlar atölyesinin yanında bir de görsel sanatlar atölyesi vardı.

Atölyenin ressamları ve fotoğrafçıları güney yakasında, 43. Cadde ile Langley Caddesi'nin köşesindeki iki katlı bir binanın yan duvarını seçti. Duvara hangi kahramanların gireceğine birlikte karar verdiler.

Duvara Muhammed Ali, John Coltrane ve Chicago'nun şairi Gwendolyn Brooks gibi isimler girdi. Brooks duvar için bir şiir yazdı.

Duvarın sanatçıları kahramanlarını otobüs durağına ve köşedeki bakkala bakan bir tuğla yüzeye koymuştu. Duvar birkaç yıl içinde başka kentlerdeki topluluk duvar resimlerine örnek oldu. Bina yıkıldığında duvar da onunla gitti, geriye fotoğraflar kaldı.

Mekanizma — parlak renkler ve harfler

Duvarın ressamlarından bazıları 1968'de Wadsworth Jarrell'in güney yakasındaki atölyesinde yeniden toplandı. Jeff Donaldson, Jarrell, onun eşi moda tasarımcısı Jae Jarrell, Barbara Jones-Hogu ve Gerald Williams yeni bir kolektif kurdu. Grup sonra adını AfriCOBRA olarak değiştirdi.

Kolektifin ilkeleri kısa ve açıktı. Renkler parlak, neredeyse yapay olmalıydı; kendi deyişleriyle bir çocuk içeceğinin renkleri. Yüzeyde ışıltı, harfler ve sözcükler, ritmik tekrarlar olmalıydı. İmgeler Siyah izleyiciye olumlu bir yüz göstermeliydi ve herkesin alabileceği ucuz baskılar olarak çoğaltılmalıydı.

Kolektifin ilk büyük sergilerinden biri Harlem'de açıldı. Sergi kolektifin dilini doğu kıyısına taşıdı.

Harfler hem resmin dokusunu kuruyor hem de okunuyordu. Uzaktan bir portre, yaklaştıkça bir bildiri görünüyordu.

Jae Jarrell ise kolektifin dilini giysiye taşıdı. 1969'da yaptığı Devrimci takım, göğsünde mermi yerine boya kalemleri dizili bir fişeklik taşıyan yün bir ceket ve etekti. Silahın yerini sanatçının aracı almıştı.

Mekanizma — Oakland'da bir gazete

Kara Panter Partisi 1966 sonbaharında Oakland'da kuruldu. Ertesi yıl genç bir grafiker, Emory Douglas, partinin kültür bakanı oldu ve haftalık gazetenin görsel dilini üstlendi.

Gazete sokakta parti üyeleri tarafından satılıyor, arka sayfa çoğu zaman sökülüp evlerin ve dükkânların duvarına asılıyordu. Douglas'ın resimleri mahalle duvarında görülmek için yapılmıştı.

Aynı yıllarda Meksika'da çalışan Elizabeth Catlett de bu dilin içindeydi. Catlett, Meksika dersinde gördüğümüz Halk Grafiği Atölyesi'nde yıllarca baskı yapmıştı. Siyasi geçmişi yüzünden Amerika ona uzun süre giriş izni vermedi, ama işleri Amerika'daki Siyah sanatçılar arasında elden ele dolaştı.

Yumruk o yılların selamıydı. Catlett onun arkasına yüzler oyarak bir sloganı iki insanın sessiz yakınlığına bağladı.

Mekanizma — kanayan bir bayrak

Faith Ringgold New York'ta, Harlem'de büyüdü ve uzun yıllar okullarda resim öğretti. 1963'te Amerikan halkını konu alan bir diziye başladı. Dizi o yıllarda büyüyen ırk çatışmalarını beyaz ve Siyah yüzlerle anlatıyordu.

Resim o yazın kent ayaklanmalarının içinde yapıldı. Ringgold, büyük bir savaş resminin dilini bir Amerikan sokağına taşıdı.

Bayrak bu yılların en sert malzemelerinden biriydi. Ringgold 1970'te başka iki sanatçıyla birlikte, bir kilisede açılan ve bayrağı kullanan bir protesto sergisini düzenlediği için yargılandı.

Los Angeles'ın Watts mahallesinde 1965 yazında büyük bir ayaklanma çıkmıştı. Ertesi yıl Noah Purifoy ve Judson Powell, yangınlardan arta kalan erimiş neon tüplerini, kırık tahtaları ve hurdaları toplayıp bir sergi kurdu. Kentin batı yakasında birçok sanatçı bu hurda estetiğini benimsedi.

Genç David Hammons da aynı kentte bayrağı başka bir yolla kullanıyordu. Bedenini yağlıyor, kâğıda bastırıyor, sonra üstüne toz pigment serperek kendi izini çıkarıyordu.

İz, 1969'da Chicago'da yargılanan Kara Panter lideri Bobby Seale'e göndermeydi. Seale mahkemede sandalyeye bağlanmış ve ağzı tıkanmıştı. Hammons kendi bedenini o sandalyeye koydu ve görüntüyü bayrakla çerçeveledi.

Hammons'ın sonraki işleri de sokakla iç içe kaldı. 1983'te New York'ta bir kaldırımda, boylarına göre dizilmiş kartopları sattı.

Mekanizma — müzenin kapısında

1969 ocağında Metropolitan Müzesi'nin Harlem sergisi açıldı. Sergiyi hazırlayanlar Harlem'i fotoğraflar ve belgelerle anlatmayı seçmişti, mahallenin ressamları bunu kendilerinin yok sayılması diye okudu. Ressam Benny Andrews ve arkadaşları kısa sürede bir örgüt kurdu.

Koalisyon sonraki yıllarda müzelerden Siyah küratörler istedi. Whitney Müzesi 1971'de çağdaş Siyah sanatçıların büyük bir sergisini açtığında, sanatçıların bir bölümü sergiyi hazırlayan ekipte Siyah bir uzman olmadığı için işlerini geri çekti. Koalisyon aynı günlerde bir karşı sergi açtı.

Bazı sanatçılar kendi kurumlarını kurmaya yöneldi. Harlem Stüdyo Müzesi 1968'de, Beşinci Cadde'de bir içki dükkânının üst katında açıldı ve ilk yıllarından itibaren genç sanatçılara atölye verdi. Bearden, Lewis ve Ernest Crichlow ertesi yıl genç sanatçılar için küçük bir galeri kurdu.

Bu kavgaların içinde Siyah kadın sanatçılar iki yönden itiliyordu. Kadınların sergilerinde çoğunlukla beyaz kadınlar, Siyah sanatçıların sergilerinde çoğunlukla erkekler vardı.

Sergi yalnız Siyah kadın sanatçılardan oluşuyordu ve grup sergi bittikten sonra da toplanmayı sürdürdü. Spiral'in toplantılarında tek kadın olarak oturan Emma Amos da sonraki on yıllarda resimlerinde Siyah kadın bedenini ve dokuma kumaşı merkeze aldı. Ringgold aynı yıllarda kızı yazar Michele Wallace ile birlikte Siyah sanat için kadın öğrenci ve sanatçılardan bir örgüt kurmuştu.

Mekanizma — süpürge ve tüfek

Kaliforniya'da Betye Saar, bit pazarlarından topladığı nesnelerle küçük kutular yapıyordu. 1968'de Martin Luther King'in öldürülmesi onun işini siyasete çevirdi. Birkaç yıl sonra Berkeley'deki bir topluluk merkezi, Siyah kahramanlar konulu bir sergi için sanatçılara çağrı yaptı.

Krep ununun ambalajındaki kadın, köleleştirilmiş kişilerin evdeki emeğini tatlı bir gülümsemeye çeviren bir reklam imgesiydi. Saar aynı imgeyi silahlandırdı ve ona yumruğu verdi.

Los Angeles'ta Senga Nengudi ise kadın bedenini göstermeden onun gerilimini kurdu.

Nengudi bu işleri kendi hamileliği ve doğumdan sonraki bedeniyle ilişkilendirdi. Gerilip gevşeyen naylon bir bedenin ne kadar zorlanabileceğini gösteriyordu. Just Above Midtown, Linda Goode Bryant'ın 1974'te kurduğu ve Siyah sanatçılara açık deneysel bir galeriydi.

Mekanizma — soyut bir tuval kime konuşur?

Siyah Sanatlar Hareketi'nin bazı sözcüleri, soyut resmi Siyah sanatçının kendi halkına sırtını dönmesi olarak gördü. Figür, tanınır yüz ve okunur slogan topluluğa daha doğrudan konuşuyordu. Bu bakış birçok ressamı zor bir yere itti.

Norman Lewis bunu iyi biliyordu. 1960'ta Güzel Amerika adını verdiği, beyaz başlıklı figürlerin geceleyin toplandığı siyah zeminli bir resim yapmıştı. Lewis'in soyutlaması ırkçı şiddeti de içine alabiliyordu.

Washington'da Sam Gilliam tuvali çerçevesinden kurtardı.

Gilliam'a resminde neden Siyah mücadelesinin görünmediği soruldu. O ise renk ve biçimle çalışmanın da bir Siyah sanatçının hakkı olduğunu savundu.

Aynı kentte Alma Thomas otuz yılı aşkın süre bir ortaokulda resim öğretmenliği yapmıştı. Kendine ait üslubunu emekli olduktan sonra buldu.

Whitney Müzesi 1972'de Thomas'a kişisel bir sergi açtı. Bu müzede kişisel sergisi açılan ilk Siyah kadın sanatçı olduğu sıkça yazılır. O sırada seksen yaşını geçmişti.

Jack Whitten ise boyayı geniş, uzun saplı bir sıyırıcıyla tek hamlede yüzeyin bir ucundan öbürüne çekti. Melvin Edwards soyutlamayı çelikle kurdu.

Parçalar soyuttu, ama adları ve içlerine kaynaklanan zincirler linçin ve köleliğin tarihini çağırıyordu. Edwards soyutlama ile tanıklığı aynı metal kütlede birleştirdi.

Figür yolunu seçenler de Siyah bedeni yeniden resmetmeyi bir karar olarak gördü.

Kemerli biçim ve altın zemin bir Bizans ikonasını hatırlatıyordu. Hendricks, Avrupa resminin kutsal figürlere ayırdığı yeri gündelik bir Siyah kadına verdi.

Mekanizma — iki yüzyıl

1976'da Amerika bağımsızlığının iki yüzüncü yılını kutluyordu. Ressam ve tarihçi David Driskell, Los Angeles'ta büyük bir sergi hazırladı.

Sergi, Siyah sanatçıların Amerikan sanatının iki yüzyıllık tarihinde baştan beri var olduğunu gösterdi. Müzenin duvarına asılmak, bu kez kendi tarihlerinin anlatıcısı olarak gerçekleşiyordu. Salonlarda, ders kitaplarında adı hiç geçmemiş ressamların ve marangozların işleri ünlü adların yanına yerleşti. Driskell'in kataloğu sonraki kuşakların araştırmaları için uzun süre temel bir başvuru kaynağı oldu.

Kalıcı araçlar

Spiral'in masasından bir alışkanlık edin: bir esere bakarken onun için kısa bir toplantı tutanağı yaz. Tutanağın her maddesi, o yıllarda gerçekten tartışılmış bir gündem maddesidir.

Birinci madde seyirciyi kaydeder. Bu eser önce kime sesleniyor: mahalleye mi, galeri ziyaretçisine mi, müzenin koleksiyonuna mı?

İkinci madde yeri yazar. Eser bir tuğla duvarda mı, bir gazetenin arka sayfasında mı, bir müzenin salonunda mı duruyor? Saygı Duvarı ile Blok aynı mahalleyi bambaşka yerlerden gösterdi.

Üçüncü madde imzayı sorar. Eseri bir kişi mi, bir kolektif mi yaptı? AfriCOBRA'nın baskıları bir grubun ilkelerini taşıyordu.

Dördüncü madde dili not eder. Eser figürle mi, harfle mi, soyut renkle mi konuşuyor? Bu seçimi bir karar olarak oku.

Son madde masada olmayanları sayar. Bu grupta, bu sergide ya da bu duvarda kim yok? Spiral'in tek kadın üyesini ve Where We At'i burada hatırla.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Siyah Sanatlar Hareketi tek bir üslup ya da tek bir görüştü."
Doğrusu

Bearden'ın kolajları, AfriCOBRA'nın parlak harfleri, Gilliam'ın askı resimleri ve Saar'ın kutuları birbirinden çok uzaktı. Hareketin içinde soyutlama ile figür, topluluk ile müze arasında sert tartışmalar yaşandı.

Yaygın yanlış"Siyah sanatçılar müzelere yalnız protesto ederek karşı çıktı."
Doğrusu

Protestoların yanında Harlem Stüdyo Müzesi gibi kendi kurumlarını kurdular, sergiler düzenlediler ve Driskell'in sergisinde olduğu gibi kendi tarihlerini yazdılar.

Yaygın yanlış"Soyut resim yapan Siyah sanatçılar siyasetten uzak durdu."
Doğrusu

Lewis'in 1960 tarihli resmi ve Edwards'ın çelik parçaları ırkçı şiddeti soyut bir dille ele aldı. Gilliam'ın ve Thomas'ın tutumu da renkle çalışma hakkını savunan bilinçli bir seçimdi.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: Spiral grubu 1963'te Washington yürüyüşü öncesinde toplandı ve Siyah sanatçının rolünü tartıştı. Bearden'ın Yansımalar'ı ve Blok'u kolajı bu tartışmanın diline çevirdi. Baraka'nın tiyatrosu ve Neal'ın denemesi Siyah Sanatlar Hareketi'ni adlandırdı. Chicago'da Saygı Duvarı ve AfriCOBRA sanatı mahalleye ve ucuz baskıya taşıdı. Emory Douglas bir gazeteyle, Ringgold ve Hammons bayrakla çalıştı. Met protestosu ve Whitney boykotları müzeyi sorguladı. Saar, Nengudi ve Where We At sanatçıları çifte dışlanmaya karşı kendi yollarını açtı. Gilliam, Thomas ve Edwards soyutlamanın da bir Siyah sanat dili olabileceğini savundu.

Sonraki derse köprü

1968 sonbaharında Rosario'dan bir grup Arjantinli sanatçı, ülkenin kuzeyindeki şeker eyaleti Tucumán'a yol aldı. Askerî hükümetin fabrikaları kapattığı kasabalarda gördüklerini belgeye dönüştürüp kente geri getirdiler ve bir sendika binasının duvarlarına astılar. Gösteriyi kısa sürede polis kapattı. Brezilya'da bir başka sanatçı sözünü, dükkân ile fabrika arasında gidip gelen gündelik bir ürünün camına emanet etti. Gazetelerin sansürden geçtiği bu ülkelerde sanat, polisin kapatabileceği bir salondan çok, elden ele geçen sıradan nesnelerin içinde yol almayı öğreniyordu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-323 — 1945 Sonrası Sanat ve Soğuk Savaş Dünyası →

19 bölümden 13. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga