Ders KRO-323.12 · 1945 Sonrası Sanat ve Soğuk Savaş Dünyası

Feminist sanat, beden ve kurum eleştirisi

3.253 kelime · 20 eser örneği · yaklaşık 15 dakika okuma · seslendirme 22 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: Ukeles bakım emeğini müzenin basamaklarına taşıdı. Fresno'da ve CalArts'ta kurulan feminist sanat programı Womanhouse'u açtı ve merkez imgesi fikriyle özcülük tartışmasını başlattı. Schneemann, Wilke, Export, Mendieta ve Iveković bedeni ve bakışı eserin konusu yaptı, Kelly ise bedeni göstermeden annelik üstüne bir belge kurdu. Lacy ve Spero şiddeti haritaya ve tanıklığa çevirdi. Sanat İşçileri Koalisyonu, Haacke, Buren, Broodthaers ve Asher müzenin yönetimini, parasını, duvarını ve etiketini sorguladı. Mendieta'nın 1980 tarihli yazısı hareketin beyaz kalan sınırını gösterdi.

Açılış: bir müzenin basamakları

1973 yazında Connecticut'taki Hartford kentinde, Amerika'nın en eski halka açık sanat müzelerinden Wadsworth Atheneum'un önünde, bir kadın elinde bir kova ve bir bezle diz çöktü. Müzenin giriş basamaklarını ve önündeki taş meydanı saatlerce sildi. Kadının adı Mierle Laderman Ukeles'ti ve yaptığı iş, müzenin programında bir sanat eylemi olarak duyurulmuştu.

Temizlenen taşa ilk ziyaretçilerin ayak izleri düştü. Ukeles müzenin içinde bir vitrinin camını da sildi ve bekçilerin anahtarlarını bir süre kendi üstüne alıp salonları o açıp kapadı.

Önceki derste Rosler'in kamera karşısında mutfak aletlerini alfabe sırasıyla kaldırdığını gördük. Ukeles ev işini bir ekrana değil, bir müzenin eşiğine taşıdı. Kimsenin görmediği gündelik bir emek, sergi salonunun kapısında sanat sayılmaya başladı.

Dersin yolu

Önce Ukeles'in dört yıl önce yazdığı metinden birkaç sözcük ayıracağız. Sonra Kaliforniya'daki ilk feminist sanat programına ve bedeni sahneye, sokağa ve toprağa taşıyan kadınlara geçeceğiz. Dersin son bölümü müzenin kendisine, yani onu kimin yönettiğine ve duvarlarına neyin asılamadığına ayrılıyor.

Sıfır noktası: bir manifesto ve birkaç sözcük

Ukeles 1968'de ilk çocuğunu doğurdu. Sonraki aylarda kendini ikiye bölünmüş hissettiğini anlattı: bir yanda sanatçının yenilikçi işi, öbür yanda bez değiştirmek, yemek pişirmek ve evi silmek. Avangard yalnız ilkine değer veriyordu.

Önerilen sergiyi o yıllarda hiçbir kurum açmadı. Ukeles aynı tarafa bir kentin çöpünü toplayan ve bir müzenin yerini silen emeği de koydu.

Bu dersin sözcüklerini burada ayıralım. Feminist sanat (feminist art), 1960'ların sonundan başlayarak kadınların bedenini, emeğini ve toplumdaki yerini bilerek siyasi bir soru olarak ele alan sanattır. Hareketin sloganı, 1970'te yayımlanan bir denemenin başlığından yayılan «kişisel olan politiktir» cümlesiydi.

Bakım emeği (maintenance labor) Ukeles'in terimidir: bir şeyi üretmeyen, ama var olanı ayakta tutan, her gün yeniden yapılması gereken iş.

Özcülük (essentialism), kadınlığı bedene ya da doğaya bağlı, değişmeyen bir öz gibi gören yaklaşımdır.

Son olarak kurum eleştirisi (institutional critique), sanatçının eserini müzenin, galerinin ve koleksiyonun işleyişine çevirmesidir. Duvar, etiket, bağışçı listesi ve yönetim kurulu bu sanatın malzemesine dönüştü.

Mekanizma — Fresno'da bir atölye

1970 sonbaharında ressam Judy Chicago, Kaliforniya'daki Fresno'da bir devlet kolejinde yalnız kadın öğrencilerden oluşan bir sınıf açtı. Aynı yıl bir sergisinin dergi duyurusu için soyadını bıraktı ve kendine doğduğu kentin adını verdi. Duyurunun fotoğrafında bir boks ringinin köşesinde, eldivenleriyle duruyordu.

Öğrenciler kampüsün dışında bir depo kiraladı ve onu kendi elleriyle atölyeye çevirdi. Derslerin önemli bir bölümü bilinç yükseltme (consciousness-raising) toplantılarıydı. Kadınlar çember olup sırayla kendi deneyimlerini anlatıyor, bunların ortak bir yapıya dayanıp dayanmadığını tartışıyordu.

Ertesi yıl program, Los Angeles'ın kuzeyinde yeni açılan Kaliforniya Sanat Enstitüsü'ne, CalArts'a taşındı. Chicago'nun yanına ressam Miriam Schapiro katıldı. İki sanatçı ve öğrencileri ilk ortak işleri için okulun içinde yer bulamayınca kentte, yıkılmak üzere olan bir köşk buldu.

Öğrenciler haftalarca duvar sıvadı, pencere ve tesisat onardı, çoğu bu işleri ilk kez yapıyordu. Ev bir ay açık kaldı ve binlerce ziyaretçi aldı.

Bir odada Faith Wilding adlı bir öğrenci bir sandalyede ileri geri sallanarak uzun bir metin okudu. Metin bir kadının hayatını, bir şeyin olmasını beklemekle geçen ardışık evreler olarak anlatıyordu: büyümeyi, evlenmeyi, çocukların büyümesini, sonunda da ölümü.

Program kısa sürede bir tartışmanın da merkezine yerleşti. Chicago ve Schapiro 1973'te yayımladıkları bir yazıda, kadın sanatçıların işlerinde bir merkez imgesinin (central core imagery) tekrarlandığını savundu. Eleştirmenler, ortası açık ve çiçeğe benzeyen bu biçimin kadınlığı bir beden biçimine indirdiğini söyledi ve özcülük tartışması buradan alevlendi.

Önceki dersin sonunda andığımız 1971 tarihli makale Linda Nochlin'indi ve New York'ta bir sanat dergisinde çıkmıştı. Nochlin'in en somut örneği çıplak model dersiydi. Büyük tarih resmi bu derslerde öğreniliyordu ve akademiler kadın öğrencileri uzun süre bu derslere almamıştı.

Mekanizma — bedenin içinden okunan metin

Carolee Schneemann'ı önceki derste çiğ etle dolu bir grup eyleminde görmüştük. 1975 yazında East Hampton'da açılan bir kadın sanatçılar sergisinde bu kez yalnız sahneye çıktı.

Tomarın metni, erkek bir film yapımcısının onun filmlerindeki kişisel karmaşayı ve duygu yükünü küçümseyen sözlerini aktarıyordu. Schneemann bu sözleri kendi bedeninin içinden çıkarıp kalabalığın önünde okudu.

Hannah Wilke ise kendi bedenini bir mankenin ya da bir film yıldızının pozlarına soktu.

Sakızları izleyiciler çiğnemişti, Wilke onları katlayıp küçük heykellere çevirdi. Başlıktaki sözcük, yıldızlaşma ile tende bilerek açılan yara izleri anlamına gelen bir terimi birleştirir. Çiğnenip atılan sakız, bir kadının nasıl tüketildiğinin imgesiydi. Bazı feminist eleştirmenler ise Wilke'nin güzelliğini sergilemesini, eleştirdiği bakışı yeniden üretmek diye gördü.

Mekanizma — Viyana'da bir kutu

Viyanalı erkek eylemcilerin kentinde genç bir kadın, kendine soyadı olarak bir sigara markasını seçmişti. Valie Export 1968'de sanatçı Peter Weibel ile sokağa çıktı.

Kutuya giren el, sinema salonunun karanlığında perdeye bakan gözün yerini alıyordu. İzleyici bedene dokunabiliyordu, ama bunu kalabalığın ortasında, kadının yüzüne bakarak yapmak zorundaydı.

Kısa bir süre sonra Export, Münih'te bir sinema salonuna girdi.

Eylemin tam adı, genital panik anlamına gelen bir alt başlık da taşır. Export pantolonunun önü kesik olarak koltuk sıralarının arasında dolaştı ve seyircilerle yüz yüze geldi. Ünlü fotoğraf ise bu eylemden sonra, bir afiş için stüdyoda çekildi. Tüfek yalnız bu karede vardı.

Mekanizma — toprağın içinde bir siluet

Ana Mendieta 1948'de Havana'da doğdu. 1961'de, Küba devriminin ardından, ailesi onu ve kız kardeşini çocukları yurt dışına çıkaran bir programla Amerika'ya gönderdi. Kardeşler yıllarca koruyucu ailelerin yanında yaşadı, Mendieta sonra Iowa Üniversitesi'nde sanat okudu.

1973 baharında aynı kampüste bir öğrenci saldırıya uğrayıp öldürüldü. Mendieta birkaç hafta sonra arkadaşlarını kendi dairesine çağırdı.

Davetliler kapıyı açtıklarında sahneyle hiçbir uyarı olmadan karşılaştı. Mendieta bir saat kadar kıpırdamadan durdu, ardından herkes oturup olayı konuştu.

Mendieta'nın asıl dizisi ise açık havada yapıldı.

Mendieta önce kendi bedenini, sonra yalnız onun izini kullandı. Su ve rüzgâr izleri sildi, geriye fotoğraf kaldı. Sanatçı bu işleri doğduğu topraktan koparılmışlığına bağladı.

Silüetler'i bazı eleştirmenler, kadını toprağa ve doğaya bağlayan bir özcülük örneği diye okudu. Başkaları ise onlarda sürgünün, kaybolan bir bedenin ve göçün izini gördü. Mendieta 1985'te New York'ta, eşi heykeltıraş Carl Andre ile paylaştığı dairenin penceresinden düşerek öldü. Andre yargılandı ve beraat etti, ölümün koşulları ise sanat dünyasında uzun yıllar tartışıldı.

Mekanizma — bedeni göstermeyen bir belge

Londra'da Mary Kelly, kadın bedenini göstermenin onu yeniden bir bakışın nesnesine çevirebileceğini düşünüyordu. 1973'te oğlu doğduğunda, onunla ilişkisini yıllar sürecek bir kayda dönüştürmeye başladı.

Eserin hiçbir yerinde annenin ya da bebeğin yüzü görünmez. Kelly ruhçözümleme kuramını kullanarak annelik deneyimini dil, kayıt ve bilim üzerinden okudu. 1976'da Londra'daki Çağdaş Sanatlar Enstitüsü'nde sergilendiğinde, bazı gazeteler bez astarlarını bir skandal diye haber yaptı. Kelly'nin yolu, beden merkezli Amerikan kanadının karşısında kuramsal bir çizgi açtı.

Mekanizma — bir balkon ve bir dürbün

10 Mayıs 1979'da Yugoslavya'nın devlet başkanı Tito, Zagreb'deki bir caddeden kortejle geçti. Kortejin yolu boyunca güvenlik görevlileri binaların çatılarına yerleşmişti.

Iveković balkonunda kitap okuyor, içki içiyor ve kendine dokunur gibi yapıyordu. Balkonun korkuluğu yüzünden caddeden onu kimse göremiyordu, yalnız çatıdaki görevli görebilirdi. Birkaç dakika sonra kapısı çalındı ve bir polis ondan balkondaki her şeyi içeri almasını istedi. Eylemi devletin gözü tamamladı.

Polonya'da Ewa Partum, Varşova sokaklarının fotoğraflarına kendi çıplak figürünü yapıştırdı.

Mekanizma — şiddetin haritası

Los Angeles'ta Suzanne Lacy feminist sanatı kentin kendisine yaydı.

Lacy polis kayıtlarını her gün kopyalayıp her bildirilen saldırı için haritaya bir damga daha bastı. Üç haftanın sonunda harita kırmızıyla kaplanmıştı. Belediyenin önünden geçen herkes, tek tek haberlerin göstermediği örüntüyü görüyordu.

New York'ta Nancy Spero, yalnız kadın sanatçıların kurduğu ilk ortak galerilerden A.I.R.'ın kurucuları arasındaydı.

Metinler Uluslararası Af Örgütü'nün, Latin Amerika'daki askerî rejimlerin cezaevlerinde işkence gören kadınlar hakkındaki raporlarından alınmıştı. Spero tanıkların sözlerini mitlerin kadın figürleriyle aynı şeride yerleştirdi.

Martha Rosler ise savaşı evin içine taşıdı.

Rosler bu işleri ilk başta savaş karşıtı bildiriler ve yeraltı gazeteleri için yaptı. Ekranda izlenen uzak savaş, temiz bir evin içine yapıştırıldı.

Louise Bourgeois ise ailenin içindeki şiddeti bir mağaraya çevirdi. 1974'te altmışlı yaşlarındayken yaptığı Babanın yıkımı'nda, kırmızı ışıklı alçak bir odada ete benzeyen yumuşak biçimler bir masanın çevresinde toplanır. Bourgeois işi, çocukların sofrada babalarını parçalayıp yediği bir düşle anlattı.

Bu hareketin kime konuştuğu da erken sorgulandı. Mendieta 1980'de A.I.R.'da, Amerika'da yaşayan beyaz olmayan kadın sanatçıların bir sergisini düzenleyenler arasındaydı. Katalog yazısında Amerikan feminizminin büyük ölçüde beyaz ve orta sınıf bir hareket olarak kaldığını yazdı.

Mekanizma — müzenin önünde bir afiş

1969 ocağında New York'ta Takis adlı Yunan heykeltıraş, Modern Sanat Müzesi'ndeki bir sergiden kendi eserini izinsiz olarak alıp bahçeye götürdü. Bu olaydan kısa süre sonra Sanat İşçileri Koalisyonu (Art Workers' Coalition) kuruldu.

Koalisyon müzelerden sanatçıların yönetime katılmasını, ücretsiz giriş günlerini ve kadın ile Siyah sanatçılara yer açılmasını istedi. Toplantılarda sözü çoğu zaman erkekler aldığı için kadınlar kısa sürede kendi gruplarını kurdu.

1969 kasımında Amerikan gazeteleri, Vietnam'daki My Lai köyünde 1968 baharında Amerikan askerlerinin yüzlerce sivili öldürdüğünü yazdı. Bir televizyon röportajında katılan bir asker, bebeklerin de öldürülüp öldürülmediği sorusuna evet yanıtını verdi.

Afişi müzeyle birlikte basma planı, müze yönetiminin son anda desteğini çekmesiyle düştü ve koalisyon onu kendisi bastırdı. Ardından bir grup sanatçı müzeye girip afişi, orada asılı duran Guernica'nın önünde açtı. Müzenin en ünlü savaş resmi, müzenin basmayı reddettiği bir savaş görüntüsüyle yan yana geldi.

Birkaç ay sonra aynı müzede kavramsal sanatın büyük bir karma sergisi açıldı. Hans Haacke oraya bir soru getirdi.

Soru, müzenin mütevelli heyetindeki Vali Rockefeller'ın başkanın Vietnam politikası karşısındaki sessizliğinin, ziyaretçinin kasımdaki oyunu etkileyip etkilemeyeceğiydi. Pusulalar herkesin gözü önünde birikti. Müzenin bağışçısı, kendi müzesinin salonunda bir sorunun konusuna dönüştü.

Mekanizma — iptal edilen bir sergi

Ertesi yıl Haacke'nin Guggenheim Müzesi'nde kişisel bir sergisi açılacaktı. Sergi için hazırladığı işlerden biri, New York'taki bir aile şirketinin mülklerini konu alıyordu.

Haacke bütün bilgileri herkese açık tapu kayıtlarından toplamıştı. Binalar bir dizi paravan şirket aracılığıyla aynı ailenin elindeydi. Müzenin müdürü Thomas Messer sergiyi açılıştan birkaç hafta önce iptal etti. Müzenin sanatın dışında kalan, toplumsal bir konuya taraf olamayacağını savundu. Sergiyi hazırlayan küratör Edward Fry sanatçıyı savunduğu için görevinden alındı.

Haacke yalnız kamu kayıtlarını bir araya getirmişti. Müzenin tepkisi, bir kurumun hangi gerçeklerin duvara asılabileceğine karar verdiğini gösterdi.

Aynı yılın başında, bu iptalden kısa süre önce, müze uluslararası bir karma sergiden başka bir eseri de indirmişti. Fransız ressam Daniel Buren, eşit genişlikte dikey çizgili kâğıtlarını Paris'te izinsiz olarak ilan panolarına yapıştırmıştı.

Sergideki bazı sanatçılar, bezin kendi eserlerinin görünmesini engellediğini söyleyerek şikâyet etti. Müze bezi indirdi. Buren ise binayı tarafsız bir kap olmaktan çıkarıp eserin konusuna dönüştürmek istemişti.

Mekanizma — Brüksel'de bir müze, Los Angeles'ta bir duvar

Belçikalı şair Marcel Broodthaers 1968 eylülünde Brüksel'deki evinde kendi müzesini açtı. Odalara boş nakliye sandıkları, kartpostallar ve bir merdiven yerleştirdi, kapıya da bir modern sanat müzesinin tabelasını astı.

Bir müze bir nesneye eser dediği an ona değer verir. Broodthaers etiketi tersine çevirerek ziyaretçiyi o sözcüğün kimin ağzından çıktığını düşünmeye çağırdı. Kendi müzesini aynı yıl kapattı.

Los Angeles'ta Michael Asher ise bir galeriye hiçbir şey eklemedi.

Asher sergi salonunu bürodan ayıran bölmeyi söktü. Ziyaretçiler boş salonda başka bir şey görmüyor, sanatın satıldığı, fiyatın konuşulduğu masayı izliyordu. Ukeles'in basamaklarında temizlik emeği görünmüştü, burada satışın emeği gün ışığına çıktı.

Kalıcı araçlar

Haacke'nin sandıklarından bir alışkanlık edin: bir müzede bir eserin önünde dururken kendine kısa bir ziyaretçi anketi doldur. Her soru bir kutucuk, yanıtı bulamadığın kutucuk da bir bilgidir.

İlk kutucuk bedenle ilgili. Bu eserde kimin bedeni görünüyor, kim bakıyor, kim dokunabiliyor? Export'un kutusunda ve Iveković'in balkonunda bakışın yönü eserin ta kendisiydi.

İkinci kutucuk emeğe ayrılmış. Eserin yapılmasında ve ayakta durmasında kimin görünmeyen işi var? Ukeles'in kovası burada aklına gelsin.

Üçüncü kutucuk etiketi sorar. Duvardaki küçük karton kimin adını, hangi bağışçıyı, hangi edinme yılını yazıyor? Broodthaers'in kartalları bu soruyla okunur.

Dördüncü kutucuk duvarı sorgular. Bu odada neler sergilenmiyor, hangi iş bir gün duvardan indirildi ya da hiç asılmadı? Haacke'nin iptal edilen sergisi ve Buren'in bezi bu kutuya düşer.

Son kutucuğa salonun dışını yaz. Bu müzeyi kim yönetiyor, parası nereden geliyor, kapısında kimler çalışıyor?

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Feminist sanat kadın bedenini göstermekten ibaretti."
Doğrusu

Kelly annelik deneyimini bedeni hiç göstermeden, lekeli astarlar ve notlarla anlattı. Ukeles temizlik emeğini, Lacy bir kentin suç kayıtlarını malzeme yaptı. Bedeni göstermenin kendisi de hareketin içinde sert biçimde tartışıldı.

Yaygın yanlış"Kurum eleştirisi müzeyi dışarıdan reddeden bir sanattır."
Doğrusu

Haacke, Buren ve Broodthaers müzelerin içinde, onların sergileri ve etiketleriyle çalıştı. Eserlerinin çoğu bugün aynı kurumların koleksiyonlarındadır. Bu sanat, müzenin işleyişini onun kendi araçlarıyla görünür kıldı.

Yaygın yanlış"Feminist sanat tek bir merkezden yayılan birleşik bir hareketti."
Doğrusu

Kaliforniya'daki beden merkezli programla Londra'daki kuramsal çizgi birbirini eleştirdi. Zagreb'de ve Varşova'da sanatçılar bir sosyalist devletin gözüyle uğraştı. Mendieta, hareketin beyaz olmayan kadınları kenarda bıraktığını daha 1980'de yazmıştı.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: Ukeles bakım emeğini müzenin basamaklarına taşıdı. Fresno'da ve CalArts'ta kurulan feminist sanat programı Womanhouse'u açtı ve merkez imgesi fikriyle özcülük tartışmasını başlattı. Schneemann, Wilke, Export, Mendieta ve Iveković bedeni ve bakışı eserin konusu yaptı, Kelly ise bedeni göstermeden annelik üstüne bir belge kurdu. Lacy ve Spero şiddeti haritaya ve tanıklığa çevirdi. Sanat İşçileri Koalisyonu, Haacke, Buren, Broodthaers ve Asher müzenin yönetimini, parasını, duvarını ve etiketini sorguladı. Mendieta'nın 1980 tarihli yazısı hareketin beyaz kalan sınırını gösterdi.

Sonraki derse köprü

1969 ocağında Metropolitan Müzesi, Harlem'in tarihini anlatan büyük bir sergi açtı. Duvarlarda fotoğraflar ve gazete sayfaları vardı, mahallenin kendi ressamlarının ve heykeltıraşlarının işleri ise yoktu. Harlem'in sanatçıları müzenin önünde pankart taşıdı. Chicago'nun güney yakasında başka bir grup sanatçı, kendi kahramanlarının portrelerini doğrudan bir mahalle binasının duvarına boyamıştı. Pankartların ve boyalı duvarın önünde, Siyah kadın sanatçılar sözlerini hem beyaz feministlerin hem de erkek meslektaşlarının çizdiği sınırlara karşı kurmak zorundaydı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-323 — 1945 Sonrası Sanat ve Soğuk Savaş Dünyası →

19 bölümden 12. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga