Ders KRO-322.8 · Modernizmler ve Avangardlar

Sürrealizm, bilinçdışı ve sömürgeci fanteziler

3.340 kelime · 21 eser örneği · yaklaşık 15 dakika okuma · seslendirme 22 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: Breton savaşın koğuşlarında Freud'la tanıştı ve 1924 manifestosunda sürrealizmi saf ruhsal otomatizm diye tanımladı. Masson, Miró ve Ernst otomatizmi çizgiye, frotaja ve kolaja taşıdı; Magritte, Dalí, Giacometti ve Oppenheim düşü kusursuz bir resme ya da arzu taşıyan bir nesneye çevirdi. Grup 1929 haritasında Okyanusya'yı büyüttü, Okyanusya ve kuzeybatı kıyısı nesneleri topladı ve 1931 sömürge sergisini boykota çağırdı. Kadın sürrealistler esin perisi rolünün içinden kendi imgelerini kurdu, Kahlo Breton'un etiketini reddetti. Martinik'te Césaire'ler ve Lam, bilinçdışını bir sömürge tarihine bağlayarak sürrealizmi kendi sorularına çevirdi.

Açılış: sinir hastalıkları koğuşunda bir stajyer

1916'da yirmi yaşındaki bir tıp öğrencisi, Fransa'nın doğusundaki Saint-Dizier kasabasında bir sinir ve ruh hastalıkları merkezine stajyer olarak gönderildi. Adı André Breton'du. Koğuşa cepheden getirilen askerler yatıyordu: bombardımanın sarstığı, konuşmayı bırakmış ya da gördükleri düşleri gündüz de yaşayan genç adamlar.

Breton onların sanrılarını dinledi ve not tuttu. Viyanalı hekim Sigmund Freud'un çağrışım ve düş yorumu yöntemini de o yıllarda Fransızca özetlerden tanıdı. Askerlerden birinin, savaşın sahte olduğuna ve cesetlerin bir tıp okulundan getirilmiş dekorlar olduğuna inandığı anlatılır.

Önceki derste Breton'u savaştan sonra Paris'in Dada akşamlarında ve bir yazarı yargılayan sahte mahkemede gördük. Onun derdi yıkmakla sınırlı kalmayacaktı. Koğuşta duyduğu cümleler, aklın denetiminden kaçan bir konuşmanın şiir kadar yoğun olabileceğini düşündürmüştü.

Birkaç yıl sonra bu düşünce bir harekete dönüştü. Aynı hareket bilinçdışını ararken haritayı yeniden çizdi, Okyanusya'dan nesneler topladı ve sömürgeciliğe karşı bildiriler imzaladı.

Dersin yolu

Önce manifestoya, otomatizme, Ernst'e, Magritte'e, Dalí'ye ve sürrealist nesneye bakacağız. İkinci yarı haritaya, koleksiyonlara, 1931 sergisine, kadın sürrealistlere ve Martinik'ten bakan şairlere ayrılıyor.

Sıfır noktası: düşün mantığı

Freud 1899'un sonunda yayımladığı düş yorumu kitabında düşü bir bilmeceye benzetti. Uyanık zihnin bastırdığı istekler uykuda gizlenerek geri dönüyordu. Düş, birkaç kişiyi tek bir yüzde toplar, önemli olanı önemsiz bir ayrıntıya kaydırır ve düşünceleri imgelere çevirirdi. Freud bu işlemlere yoğunlaştırma ve yer değiştirme adını verdi.

Sembolist ressamlar düşü ruhun gizemli bir bölgesi olarak resmetmişti. Freud'un okurları ise düşün bir dilbilgisi olduğunu öğrendi. Bir resim de bu dilbilgisiyle kurulabilirdi: alakasız iki nesne yan yana gelir, bir nesne başka bir şeyin yerine geçer, ölçekler kayar.

Bir sorun daha vardı. Freud'un kuramında bilinçdışı yalnız bireyin çocukluğunda yaşamıyordu. Totem ve tabu adlı kitabında Freud, Avrupalı nevrotiğin, çocuğun ve uzak toplulukların insanının zihnini birbirine benzetti. Bilinçdışına inen yol, Avrupa'nın «ilkel» dediği insanlara uzanan bir yol olarak da düşünülüyordu. Dersin sorusu bu benzetmenin üstünde duruyor: aklın dışını arayan bir avangard, kendi dışında kalan halkları nasıl gördü?

Mekanizma — manifesto ve otomatizm

1919'da Breton ve arkadaşı Philippe Soupault birkaç hafta boyunca, durmadan ve düzeltmeden yazdılar. Kalemin hızı düşünceyi geçmeliydi. Ortaya çıkan metin ertesi yıl Manyetik alanlar adıyla yayımlandı. Sözcüğü ise Apollinaire 1917'de bir oyununun alt başlığında kullanmıştı: sürrealist, yani gerçeküstü.

Breton'a göre sürrealizm saf ruhsal otomatizmdi. Söz, yazı ya da başka bir yolla düşüncenin gerçek işleyişini dile getirmeyi amaçlıyordu. Bu düşünce aklın bütün denetiminden ve her türlü estetik ya da ahlaki kaygıdan bağımsız olarak dikte edilmeliydi. Manifesto okura sessiz bir yere oturmasını, yeteneğini unutmasını ve konu seçmeden hızla yazmasını öğütlüyordu.

Grup aynı sonbaharda Paris'te ziyaretçilerin düşlerini anlatabileceği bir sürrealist araştırmalar bürosu açtı. Aralık ayında çıkan Sürrealist Devrim dergisinin kapağı bir bilim dergisini taklit ediyordu ve sayfalarında düş kayıtları ile otomatik metinler yer alıyordu.

Başlangıçta sürrealizm bir şairler hareketiydi. Dergide yazan Pierre Naville, yavaş yapılan ve düzeltilen bir sanat olan resmin sürrealist olamayacağını öne sürdü. Breton ona bir dizi yazıyla yanıt verdi ve bunları sonradan Sürrealizm ve resim adıyla kitaplaştırdı.

Mekanizma — elin kendiliğindenliği

İlk yanıt, savaşta ağır yaralanmış bir ressam olan André Masson'dan geldi.

Masson önce çizgiyi bilinçsizce akıttığını, sonra arasında beliren biçimleri seçip pekiştirdiğini anlatıyordu. Otomatizm ilk adımdı, ressamın gözü ikinci adımda geri dönüyordu.

Masson'un Blomet sokağındaki atölyesinin hemen yanında genç bir Katalan çalışıyordu.

Miró bu resimleri yaptığı yıllarda yoksuldu ve yeterince yemek bulamadığı günlerde gördüğü sanrılardan söz ettiği anlatılır. Resmin kalabalığı rastgele görünür, ama her yaratık özenle yerleştirilmiştir. Kendiliğinden doğmuş gibi duran bir dünya, dikkatli bir el tarafından kurulmuştur.

Mekanizma — Ernst ve ödünç alınmış imge

Max Ernst Köln'de Dada'nın içinden geldi ve 1922'de Paris'e taşındı. Ondan önce Köln'de boyadığı bir tuval Paris'teki şairleri derinden etkiledi.

Ernst'in fili, bir İngiliz antropoloji dergisinde gördüğü bir fotoğraftan gelir: Güney Sudan'da bir topluluğun kullandığı büyük, yuvarlak bir tahıl ambarı. Adı ise Alman okul çocuklarının söylediği müstehcen bir tekerlemeden. Celebes, bugün Sulawesi denen Endonezya adasının sömürge dönemindeki adıydı.

Bir etnografyanın sayfasına girmiş bir nesne, adı uzak bir adadan alınmış bir düş yaratığına dönüştü.

1925 yazında Ernst bir otel odasında, döşeme tahtalarının damarlarına takıldığını anlatır. Tahtanın üstüne kâğıt koydu ve kurşunkalemle sürttü. Kâğıtta çıkan dokular ormanlara, gözlere, kuşlara benziyordu. Bu yönteme Fransızca sürtmek anlamındaki sözcükten frotaj (frottage) adını verdi.

Frotaj otomatik yazının görsel bir karşılığıydı. Ressam dokuyu seçiyor, ama imgeyi doku öneriyordu. Ernst eski katalogların gravürlerini kesip yapıştırarak kolaj romanlar da hazırladı. Aynı teknikle basılmış iki imge birleşince ek yeri görünmüyor, düş gibi kesintisiz bir sahne çıkıyordu.

Mekanizma — oyun ve kent

Sürrealistler yaratıcılığı tek bir dâhinin elinden almak için oyunlar kurdu.

Oyun önce sözcüklerle oynandı ve adını ilk denemelerden çıkan bir cümleden aldı: enfes kadavra yeni şarabı içecek. Çizimde de kimse bütünü görmüyordu ve sonuç hiçbir oyuncunun tek başına tasarlayamayacağı bir yaratıktı.

Kent de bir oyun alanıydı. Sürrealistler Paris'te amaçsızca yürüyor, bit pazarlarını geziyor, rastlantıları kaydediyordu.

Kitap, Breton'un 1926 sonbaharında sokakta karşılaştığı ve kitabın sonunda bir akıl hastanesine kapatılan genç bir kadını anlatır. Breton onu bir esin kaynağı olarak anlatır, ama hastanedeki hayatıyla ilgilenmez. Sürrealizmin kadına bakışını tartışanlar bu kitaba sık sık döner.

Mekanizma — Magritte ve sözcüklerin ihaneti

1920'lerin sonunda sürrealist resmin ikinci bir yolu belirginleşti. Otomatizm yerine titizlikle, neredeyse bir afiş ressamının temizliğiyle boyanmış, ama mantığı bozulmuş sahneler. Bu yolun en soğukkanlı ressamı, bir süre reklam tasarımcısı olarak çalışmış Belçikalı René Magritte'ti.

Cümle doğrudur: tuvalde bir pipo yoktur, bir pipo resmi vardır. Magritte sözcük, imge ve nesne arasındaki bağın ne kadar alışkanlığa dayandığını gösterir. Kübist ressamlar bir masayı ahşap desenli bir şeritle anlatabileceklerini göstermişti. Magritte tersinden gelir: kusursuz bir benzerliğin bile nesnenin kendisi olmadığını hatırlatır.

Mekanizma — Dalí ve paranoyak-eleştirel yöntem

Salvador Dalí gruba 1929'da, Luis Buñuel ile çektiği kısa filmin yarattığı skandalın ardından katıldı. Masson'un kendiliğinden çizgisini bırakıp eski ustaların inceliğiyle boyamayı seçti.

Manzara Dalí'nin çocukluğunun geçtiği Katalan kıyısıdır. Erimiş peynir gibi akan saatler zamanın katılığını çözer. Resim gerçekçi bir dille boyanmıştır, ama hiçbir nesnesi gerçek dünyanın kurallarına uymaz.

Dalí kendi yöntemine paranoyak-eleştirel yöntem adını verdi. Paranoyak bir hastanın her şeyde aynı gizli anlamı görmesi gibi, ressam da bir imgenin içinde başka bir imgeyi görmeyi öğrenmeliydi. Bir kayalık uyuyan bir beden olabilirdi. Dalí'nin kamusal gösterileri ve siyasi tutumları zamanla grupla arasını açtı. 1930'ların sonunda Breton onu dışladı ve adının harflerinden «dolar düşkünü» anlamına gelen bir lakap türetti.

Mekanizma — sürrealist nesne

1930'ların başında sürrealistler resmin sınırlarından çıkıp nesneye yöneldi. Bit pazarında bulunan bir kaşık, bir maske ya da bir kesekâğıdı, bir düşün kalıntısı gibi karşılanıyordu. Önceki derste Duchamp'ın hazır nesnesini gördük. Sürrealist nesne ise kayıtsızlık yerine arzu ve kaygı taşıyordu.

Giacometti yapıyı, bir kadınla geceleri kibrit çöplerinden kırılgan saraylar kurdukları bir dönemin anısına bağladı. Heykel kütleden kurtulur ve bir ruh hâlinin taşıyıcısı olur.

Birkaç yıl sonra İsviçreli genç bir sanatçı bir kafede sürrealizmin en ünlü nesnesini düşündü.

Anlatılana göre Oppenheim'ın kürkle kapladığı bileziğini gören Picasso, her şeyin kürkle kaplanabileceğini söyledi. Nesne dokunmayı ve dudakla değmeyi çağırır, ama aynı anda tiksindirir. Adını Breton koydu: kürklü kahvaltı. Fincan aynı yıl New York'ta Alfred Barr'ın düzenlediği büyük sürrealizm sergisinde gösterildi.

Mekanizma — haritadaki Okyanusya

1929'da Brüksel'de yayımlanan Variétés dergisinin sürrealizme ayrılmış özel sayısında imzasız bir harita çıktı.

Harita bir değerler tablosudur. Sanayi ve sömürge gücünün merkezleri küçülmüş ya da silinmiştir. Okyanusya'nın adaları ise bir kıta kadar büyümüştür. Sürrealistlerin gözünde bu adalar, Avrupa'nın aklının ulaşamadığı bir düş bölgesiydi.

Bu tercih sürrealistlerin koleksiyonlarında da görünür. Kübist kuşak Afrika maskelerine yönelmişti. Breton ve arkadaşları ise Yeni Gine'nin, Yeni İrlanda'nın, Vanuatu'nun, Alaska'nın ve Kuzey Amerika'nın kuzeybatı kıyısının nesnelerini topladı. Onların gözünde bu maskeler ve figürler dönüşümü, hayaleti, düşü taşıyordu.

Duvarda bir Yeni Gine figürü, bir kök ve bir resim aynı rafta, eşit birer uyarıcı olarak durur. Nesnelerin nereden, nasıl ve kimin elinden geldiği ise bu düzende sorulmaz. Birçoğu sömürge yönetiminin, misyonerlerin ve tüccarların açtığı yollardan Paris'teki satıcılara ulaşmıştı.

1931'de Breton ile Paul Éluard koleksiyonlarının bir bölümünü Paris'te açık artırmaya çıkardı. Sömürge karşıtlığı ile sömürge yollarından gelen nesnelerin alım satımı aynı kişilerin hayatında yan yana yürüyordu.

Grubun içinde bu çelişkiyi başka bir yerden kurcalayan bir dergi vardı.

Breton'la kavgalı olan Bataille, yüce düş anlayışına karşı çamuru, kanı, bedeni ve biçimsizliği savundu. Dergide yazan Michel Leiris birkaç yıl sonra Afrika'yı batıdan doğuya geçen bir Fransız etnografya seferine katıldı. Seferin günlüğünde, köylerden nesnelerin nasıl baskıyla ve kandırmacayla alındığını da yazdı. Etnografyanın sömürgeci yüzü böylece bir sürrealist şairin kaleminden içeriden anlatıldı.

Mekanizma — 1931 ve sömürge sergisi

1931 baharında Paris'in doğusunda, Vincennes ormanında büyük sömürge sergisi açıldı. Milyonlarca ziyaretçi Angkor'un kopyasını, Batı Afrika'nın kerpiç camilerini andıran köşkleri ve sömürgelerden getirilmiş zanaatkârların, dansçıların gösterildiği köyleri gezdi.

Bildiri, Fas'ta ve Çinhindi'nde süren baskıları ve zorla çalıştırmayı hatırlatarak sergiyi bir propaganda aracı diye suçluyordu. Sonbaharda sürrealistler ve sömürge karşıtı örgütler küçük bir karşı sergi açtı. On dokuzuncu yüzyıl kursunun sömürge koleksiyonları dersinde gördüğümüz bu sergi, Avrupa'nın dinsel biblolarını «Avrupa fetişleri» diye etiketleyerek bakışı tersine çevirmişti.

Sürrealistler Avrupa'nın sömürge düzenini açıkça reddeden ender sanatçı gruplarından biriydi. Aynı insanlar Okyanusya'yı düşün, çocukluğun ve bilinçdışının yurdu olarak hayal etmeyi sürdürdü. Sömürgeciliğe karşı çıkmak, sömürgeci bir fanteziden kurtulmak anlamına gelmiyordu.

Mekanizma — kadın sürrealistler

Sürrealist erkekler kadını çoğu zaman bir esin perisi, «kadın-çocuk» ya da düşün kapısı olarak anlattı. Gruba katılan kadın sanatçılar uzun süre bir erkek sürrealistin eşi ya da modeli olarak anıldı, ama bu rolün içinden kendi imgelerini kurdu.

Resim Carrington'ın kendi portresidir. İngiltere'de varlıklı bir ailenin kızı olarak doğmuş, yirmi yaşında Max Ernst ile birlikte Paris'e kaçmıştı. Sırtlan onun öykülerinde de dolaşan bir figürdü. Sallanan at çocukluğu, pencereden kaçan at özgürlüğü çağırır. Carrington savaş yıllarında ağır bir sarsıntı geçirdi ve sonra Meksika'ya yerleşti.

Dora Maar ve Lee Miller fotoğrafı sürrealist bir alana çevirdi. Prag'da Toyen adını kullanan Marie Čermínová, Çek sürrealist grubunun kurucularındandı.

Cahun hayat arkadaşı Marcel Moore ile birlikte çalıştı ve fotoğraflarında kadın ile erkek arasındaki sınırı yer değiştiren bir maske gibi kullandı. Savaşta yaşadıkları Jersey adasında Alman askerlerine yönelik bildiriler dağıttılar, yakalandılar ve ölüm cezasına çarptırıldılar. Ceza infaz edilmedi.

Mekanizma — 1938'in karanlık salonu

1938 Ocak'ında Paris'te bir galeride uluslararası bir sürrealizm sergisi açıldı. Breton ve Éluard düzenledi, Marcel Duchamp mekânı kurdu.

Açılışta ziyaretçilere el fenerleri dağıtıldı ve resimlere karanlıkta, fener ışığıyla bakıldı. Galeri düş gibi yaşanacak bir ortama dönüştü ve mekânın kendisi bir yapıt hâline geldi.

Mekanizma — Meksika'da bir etiket

Breton 1938 baharında Meksika'da Diego Rivera'yı ve Coyoacán'da Kahlo'nun aile evinde kalan Troçki'yi ziyaret etti. Rivera'nın eşi Frida Kahlo'nun resimlerini görünce onu kendiliğinden bir sürrealist ilan etti. Kahlo'nun o güz New York'taki sergisinin broşürü için yazdığı metinde, onun sanatını bir bombanın çevresine bağlanmış kurdeleye benzetti.

Ertesi yıl Kahlo Paris'e gitti. Breton'un düzenlediği bir Meksika sergisinde resimleri, Meksika halk sanatı nesnelerinin yanına konuldu. Kahlo Paris'in sürrealistlerinden pek hoşlanmadığını mektuplarında açıkça yazdı.

Kahlo resmi Rivera'dan boşandığı yıl boyadı. Alman göçmeni babasının ve Meksikalı annesinin soyu aynı sırada oturur. Resim 1940'ta Mexico City'de açılan uluslararası sürrealizm sergisinde gösterildi. Kahlo ise yıllar sonra bir söyleşide düşleri değil, kendi gerçekliğini resmettiğini söyledi.

Breton'un etiketi Kahlo'yu Paris'te ve New York'ta tanınır kıldı. Aynı etiket onun acısını, bedenini ve Meksika'nın tarihini Avrupa'nın düş sözlüğüyle okuttu. Meksika'yı kendiliğinden sürrealist bir ülke diye anlatan bakış, Okyanusya haritasındaki fanteziyi başka bir kıtaya taşıyordu.

Mekanizma — Martinik'ten bakmak

1941 baharında Breton, savaştan kaçan yüzlerce kişiyle birlikte Marsilya'dan bir yük gemisine bindi. Gemi Martinik'te durdu ve Breton bir süre bir kampta tutuldu. Fort-de-France'ta bir tuhafiye dükkânında ince bir dergi gördüğünü anlattı.

Dergiyi kuran genç öğretmenlerden Aimé Césaire, birkaç yıl önce siyahlığın bir onur ve bir şiir olarak sahiplenilmesini çağıran uzun bir şiir yazmıştı. Breton onu büyük bir siyah şair olarak selamladı. Suzanne Césaire ise sürrealizmi bir araç olarak benimsedi. Bir denemesinde Martinik şiirinin ya yamyam olacağını ya da hiç olmayacağını yazdı.

Bu cümle sömürgecinin korkutucu imgesini alıp tersine çevirir. Sürrealist bilinçdışı burada bir Avrupalının düşlediği uzak bir ada olmaktan çıkar. Sömürge altındaki bir halkın bastırılmış tarihine ve özgürlüğüne açılan bir kapı olur. Aynı gemide yolculuk eden bir Kübalı ressam bu düşünceyi tuvale taşıdı.

Lam Küba'da Çinli bir baba ile Afrika ve İspanyol kökenli bir annenin oğlu olarak doğdu, İspanya'da ve Paris'te yetişti. Ormandaki figürler Afro-Küba dinlerinin dünyasına ve şeker kamışı tarlalarına uzanır. Kamış, köleleştirilmiş Afrikalıların emeğiyle kurulmuş bir plantasyon ekonomisini çağırır. Lam'ın, ülkesinin dramını resmetmek ve sömürgecinin dünyasına bir Truva atı gibi girmek istediğini söylediği anlatılır.

Picasso'nun kuşağı maskeleri biçim olarak almıştı. Lam ise maskeyi kendi atalarının inanç dünyasından konuşturdu ve sürrealizmin otomatik çizgisini bir sömürge tarihine bağladı.

Kalıcı araçlar

Bir sürrealist resimde ilk adımda yöntemi ayır: otomatik bir işaretle mi başlamış, yoksa titizlikle boyanmış bir düş sahnesi mi kuruyor?

Freud'un yoğunlaştırma ve yer değiştirme kavramlarını resimde ara. Hangi figür birkaç şeyi birden taşıyor, hangi ayrıntı bir başkasının yerine geçiyor?

İmgenin kaynağını sor. Ernst'in fili gibi, bir düş sahnesi bir etnografya fotoğrafından, bir katalog gravüründen ya da bir müze nesnesinden ödünç alınmış olabilir.

Bir sürrealist koleksiyonda her nesnenin yanına iki soru yaz: sanatçı ona hangi düşü yükledi ve nesne hangi yoldan Paris'e geldi?

Haritaları ve sergi düzenlerini bir değerler tablosu gibi oku: neyin büyüdüğüne, neyin silindiğine bak.

Bir etiketin kime ait olduğuna bak. Sanatçı kendini nasıl tanımladı, onu kim, hangi sergide ve hangi metinde adlandırdı?

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Sürrealist resim tümüyle bilinçsizce yapılır."
Doğrusu

Masson bile kendiliğinden çizginin arasından biçimleri seçip pekiştirdi. Magritte ve Dalí ise sahnelerini titizlikle tasarlayıp boyadı.

Yaygın yanlış"Sürrealizm bir resim akımıdır."
Doğrusu

Hareket şairlerle başladı. Manifesto, dergiler, oyunlar, kentte yürüyüşler, fotoğraf ve sergiler resim kadar sürrealizmin parçasıydı.

Yaygın yanlış"Sürrealistler sömürgeciliğe karşı oldukları için sömürge bakışından da uzaktı."
Doğrusu

1931'de sergiyi boykota çağırdılar, ama Okyanusya'yı Avrupa aklının dışında kalmış bir düş yurdu olarak hayal etmeyi ve sömürge yollarından gelen nesneleri toplamayı sürdürdüler.

Yaygın yanlış"Frida Kahlo bir sürrealistti."
Doğrusu

Onu böyle adlandıran Breton'du. Kahlo bu etiketi reddetti ve kendi gerçekliğini resmettiğini söyledi.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: Breton savaşın koğuşlarında Freud'la tanıştı ve 1924 manifestosunda sürrealizmi saf ruhsal otomatizm diye tanımladı. Masson, Miró ve Ernst otomatizmi çizgiye, frotaja ve kolaja taşıdı; Magritte, Dalí, Giacometti ve Oppenheim düşü kusursuz bir resme ya da arzu taşıyan bir nesneye çevirdi. Grup 1929 haritasında Okyanusya'yı büyüttü, Okyanusya ve kuzeybatı kıyısı nesneleri topladı ve 1931 sömürge sergisini boykota çağırdı. Kadın sürrealistler esin perisi rolünün içinden kendi imgelerini kurdu, Kahlo Breton'un etiketini reddetti. Martinik'te Césaire'ler ve Lam, bilinçdışını bir sömürge tarihine bağlayarak sürrealizmi kendi sorularına çevirdi.

Sonraki derse köprü

Breton'un Paris'i gözlerini kapatıp düşün ve bilinçdışının içine dönerken, Avrupa'nın doğusunda bir grup sanatçı tam karşı yöne bakıyordu. Devrimden sonraki Moskova'da onlar için sanatçının yeri bir atölyedeki resim sehpası olmaktan çıkmıştı. Bir işçi tulumunun kesimi, bir çaydanlığın biçimi, bir kitap kapağının harfleri ve bir sokak kürsüsünün iskeleti, yeni bir toplumun gündelik hayatını kurmanın araçları sayılıyordu. Bu sanatçılar fırçayı mühendisin cetveliyle değiştirmeye, resmi fabrikaya ve sokağa taşımaya hazırlanıyordu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-322 — Modernizmler ve Avangardlar →

20 bölümden 8. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga