Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: Dada 1916'da Zürih'te savaşa karşı bir kabarede doğdu. Ball'un ses şiiri, Janco'nun maskeleri, Arp'ın rastlantı kolajları ve Taeuber'in kuklaları sanatı aklın düzeninden kopardı. New York'ta Duchamp'ın hazır nesneleri, sanatı yapmaktan seçmeye taşıdı. Berlin'de Höch ve Hausmann fotomontajı siyasete çevirdi, Dada Fuarı mahkemelik oldu. Schwitters atıklardan Merz'i ve Merzbau'yu kurdu, Paris'te ise Dada Breton'la Tzara'nın kavgasında dağıldı. Müzeye giren saldırıyı yenilgi sayanlarla kazanım sayanlar, hâlâ aynı nüshaların önünde karşı karşıya.
Açılış: karton kostümlü şair
1916 yazında Zürih'te bir meyhanenin arka salonundaki küçük sahneye, bir akşam iki kişinin taşıdığı bir adam bırakıldı. Bacakları mavi kartondan iki silindirin içindeydi. Omuzlarında içi kırmızı, dışı altın rengi kartondan büyük bir pelerin, başında mavi beyaz çizgili, uzun bir şapka vardı. Kollarını kıpırdatabiliyordu, ama yürüyemiyordu.
Adam Alman şair Hugo Ball'du. Notalık sehpalara dizdiği kâğıtlardan, hiçbir dilde karşılığı olmayan sözcüklerle yazılmış dizeler okudu. Ball'un günlüğünde anlattığına göre, bir süre sonra sesi kendiliğinden eski bir ayin ilahisinin tonuna kaydı. Okuma bitince onu terli bir hâlde sahneden indirdiler.
O yaz Fransa'da, Verdun'da ve Somme kıyısında yüz binlerce asker ölüyordu. Tarafsız İsviçre, savaştan kaçan yazarların, ressamların ve sürgünlerin sığınağıydı. Ball'un sözcüksüz şiiri, savaşı haklı gösteren gazete dilinin karşısına konmuştu. Dil bu kadar kirlenmişse, şair ona çocukça seslerle yeniden başlayabilirdi.
Önceki derste soyutlama, görünen dünyanın arkasında bir düzen ya da ruhsal bir öz arıyordu. Zürih'teki bu salonda toplananlara göre ise savaşı üreten akıl sanatı da kuşatmıştı ve ikisine birden gülmek gerekiyordu.
Dersin yolu
Önce Zürih'teki kabareye ve oradan çıkan şiire, maskeye, kolaja ve kuklaya bakacağız. Ardından New York'ta Duchamp'ın hazır nesnelerini ve çevresini, sonra Berlin'in siyasal Dadasını, Hannover'i, Köln'ü ve Paris'i izleyeceğiz.
Sıfır noktası: sanat yapmayan sanat
Bir resim ya da heykel yüzyıllar boyunca bir ustanın becerisini taşıyan bir nesneydi. Fovlar rengi doğadan kopardı, kübistler nesneyi parçaladı ve tuvale gazete kupürü yapıştırdı. Yine de bu eserlerin hepsi bir sanatçının elinden çıkmış resimler ve heykellerdi.
Dada bu son dayanağa da dokundu. Bir sanatçı hiçbir şey yapmadan, bir dükkândan aldığı bir nesneyi sergiye gönderebilir miydi? Bir şiir anlamsız seslerden, bir kolaj rastlantıyla düşen kâğıtlardan oluşabilir miydi? Dersin sorusu buradan doğuyor: Dada sanata yöneltilmiş bir saldırı mıydı, yoksa sanatın ne olduğunu yeniden tanımlayan bir sanat mı?
Mekanizma — Spiegelgasse'deki kabare
Hugo Ball savaşın başında gönüllü olmak istemiş, cepheyi gördükten sonra savaş karşıtı olmuştu. Şarkıcı ve şair Emmy Hennings'le birlikte 1915'te Zürih'e yerleşti ve gazetelere genç sanatçıları çağıran bir duyuru verdi.
Salona ilk gelenler arasında Romanyalı iki genç vardı: şair Tristan Tzara ve ressam Marcel Janco. Alsaslı ressam ve şair Hans Arp ile kısa süre sonra Berlin'den gelen şair Richard Huelsenbeck de çekirdeğe katıldı. Sokağın birkaç kapı ötesinde o yıllarda Rus devrimci Lenin sürgünde yaşıyordu. Kabarenin adı ise kiliseyi ve iktidarı alaya alan Aydınlanma yazarı Voltaire'den geliyordu.
Sevilen gösterilerden biri eşzamanlı şiirdi (simultaneous poem). Üç şair aynı anda üç dilde ayrı metinler bağırıyor, aralarına düdük ve davul sesleri karışıyordu. Gösteri, gazete sayfasında birbirini çiğneyen manşetlere ve cepheden gelen gürültüye benziyordu.
Dada adı da bu salonda doğdu. Ball ile Huelsenbeck, sözcüğü bir Fransızca Almanca sözlükte rastgele bulduklarını anlattı. Fransızcada çocuk dilinde oyuncak at, bir saplantı ya da merak anlamına geliyordu. Tzara ise adın kendisine ait olduğunu ileri sürdü ve tartışma hiçbir zaman çözülmedi.
Mekanizma — maske, rastlantı ve kukla
Janco kabarenin gösterileri için kâğıttan ve kartondan maskeler yaptı.
Ball günlüğünde, maskeleri takan arkadaşlarının kendiliğinden tuhaf danslara giriştiğini yazdı. Maske, takanın kişiliğini askıya alıyordu. Biçimleri kübistlerin de baktığı Afrika ve Okyanusya nesnelerine gönderme yapar. Zürih'teki sanatçılar da bu nesneleri törenlerinden koparılmış bir «ilkellik» düşüncesiyle tanıdı.
Arp, yağlıboyanın ustalık gösterisinden uzaklaşmak için yapıtın düzenini rastlantıya bırakmayı denedi.
Arp'ın arkadaşı Hans Richter'in anlattığına göre Arp, beğenmediği bir çizimi yırtıp parçaları yere atmış, düştükleri düzende bir anlam görüp onları yapıştırmıştı. Kolajdaki parçalar ise neredeyse hizalanmıştır. Arp'ın rastlantıyı bir başlangıç olarak kullanıp sonra seçtiği düşünülür; sanatçının iradesi silinmez, yerinden oynar.
Arp'ın birlikte çalıştığı Sophie Taeuber, Zürih'teki uygulamalı sanatlar okulunda dokuma öğretiyor, Dada akşamlarında dans ediyordu. 1918'de bir kukla oyununun bütün figürlerini tasarladı.
Oyun, on sekizinci yüzyılda yaşamış İtalyan yazar Carlo Gozzi'nin bir masal oyunundan uyarlanmıştı. Taeuber kuklalarla Zürih'te Freud'un ve Jung'un çevresinde süren psikanaliz tartışmalarını da alaya aldı. Bu ahşap bedenler kübizmin geometrisini çocuk oyuncağının diliyle konuşturuyordu. İki yıl sonra Taeuber, tornalanmış ahşaptan bir dizi baş yaptı.
Baş, bir portre ile bir terzi mankeni arasında durur. Uzun süre Arp'ın eşi olarak anılan Taeuber, bugün uygulamalı sanatla güzel sanat arasındaki çizgiyi en açık silen Dadacılardan sayılıyor.
Zürih Dadasının artık bir dergisi vardı.
Tzara manifestoda, ilkelere karşı olduğu gibi manifestolara da karşı olduğunu yazarak bir manifesto yazdığını söyler. Dada'nın hiçbir şey ifade etmediğini ilan eder. Bu çelişki Dada'nın yöntemidir: bir programı ilan eden metin aynı anda kendini çürütür. Mantık ve ahlak, Tzara'ya göre savaşı mümkün kılan burjuva aklın parçalarıydı.
Mekanizma — New York'ta bir tekerlek
1915 yazında Marcel Duchamp savaştan uzaklaşmak için New York'a geldi. Merdivenden inen çıplak adlı tuvali, 1913'te Armory Show'da alay konusu olmuş ve onu Amerika'da tanınan bir ressama çevirmişti. Duchamp ise o sırada yağlıboyadan uzaklaşıyordu.
Paris'teki atölyesinde 1913'te, bir mutfak taburesinin üstüne bir bisiklet tekerleğini ters çevirip takmıştı.
Duchamp sonradan tekerleği, bir şöminenin alevini seyreder gibi döndürüp izlemekten hoşlandığını anlattı. Ertesi yıl bir Paris mağazasından galvanizli bir şişe kurutma askısı satın aldı. New York'ta bu nesnelere İngilizce bir ad buldu: hazır nesne (readymade). 1916'da kız kardeşine yazdığı bir mektupta, Paris'teki şişe askısının üstüne bir yazı ve imza eklemesini istedi. Kardeşi atölyeyi toplarken askıyı çoktan atmıştı.
Hazır nesnenin işleyişi yalın görünür. Sanatçı fabrikada üretilmiş, sıradan bir nesne seçer, onu kullanım yerinden çıkarır ve ona bir ad ve bir imza verir. Duchamp seçimin beğeniye dayanmadığını, nesneye karşı görsel bir kayıtsızlıkla yapıldığını söyledi. Ressamın eli ve zevki denklemden çıkıyor, geriye seçim ve onu sanat diye sunan çerçeve kalıyordu.
Duchamp, koleksiyoncu Arensberg çiftinin evinde Fransız ressam Francis Picabia ve Amerikalı sanatçı Man Ray'le yakınlaştı. Picabia insanları makine çizimleriyle portreledi.
Picabia aynı dergide fotoğrafçı Alfred Stieglitz'i de kırık bir fotoğraf makinesi olarak çizdi. Bu portrelerde fütürizmin makineye duyduğu coşku bir alaya dönüşmüştü.
Mekanizma — R. Mutt imzalı pisuvar
1916'nın sonunda New York'ta kurulan Bağımsız Sanatçılar Derneği, 1917 Nisanında Paris'teki Bağımsızlar Salonu'nu örnek alan büyük bir sergi açtı. Jüri yoktu ve katılım ücretini ödeyen her sanatçı eser gönderebilirdi. Kurulunda Duchamp da vardı. Sergiye Philadelphialı bir R. Mutt adına bir eser geldi.
Kurul üyelerinin çoğu nesneyi sanat saymadı. Pisuvar sergi boyunca bir bölmenin arkasında saklandı ve katalogda yer almadı. Duchamp kuruldan istifa etti. Arkadaşlarının çıkardığı küçük bir dergi de olayı kamuya taşıdı.
Fotoğrafı Stieglitz kendi galerisinde çekmişti; kısa süre sonra kaybolan özgün nesne bugün yalnız bu fotoğraftan biliniyor. İmzasız yazı, Bay Mutt'ın nesneyi kendi eliyle yapıp yapmamasının önemsiz olduğunu savundu. Sanatçı onu seçmiş, sıradan bir nesneyi alıp yararlı anlamını silmiş ve onun için yeni bir düşünce yaratmıştı. Hazır nesnenin kuramı bu birkaç satırda kuruldu.
1964'te Milano'daki bir galeri, Duchamp'ın onayıyla ve Stieglitz'in fotoğrafına dayanarak küçük bir nüsha dizisi ürettirdi. Fabrika malı bir nesneyi seçmenin eseri olan Çeşme, bu kez bir ustanın elinden çıkan, numaralı ve imzalı bir heykel dizisine dönüştü.
Son yıllarda eserin asıl sahibi de tartışılıyor. Duchamp 1917 Nisanında kız kardeşine bir mektup yazdı. Mektuptaki bir cümleye göre, bir kadın arkadaşı ona bir erkek takma adıyla bir pisuvar göndermişti. Bazı araştırmacılar bu arkadaşın Alman şair ve sanatçı Elsa von Freytag-Loringhoven olduğunu ileri sürdü. Bu iddianın dayanağı büyük ölçüde o tek cümledir ve nesneyi Elsa'ya bağlayan doğrudan bir belge yoktur. Mektubun başka birini kastettiğini düşünenler de var ve soru açık duruyor.
Elsa'nın kendi işleri ise belgeli: sokakta topladığı hurdalardan kostümler ve heykeller yapıyordu.
Uzun süre yalnız ressam Schamberg'e verilen eser, bugün çoğunlukla ikisinin ortak işi sayılır.
Mekanizma — bıyıklı Mona Lisa ve kırık cam
Duchamp bu yıllarda büyük bir eser üzerinde de çalışıyordu.
Eserin tam adı, gelinin bekârları tarafından soyulmasından söz eder. Arzu bir makinenin işleyişi gibi anlatılır ve gelin ile bekârlar hiçbir zaman buluşmaz. Duchamp camın bir bölümüne aylarca toz biriktirdi ve Man Ray bu tozu fotoğrafladı. Duchamp 1923'te eseri tamamlanmamış bıraktı.
1926'da Brooklyn'de sergilendikten sonra, taşınırken iki cam da kırıldı. Duchamp camı yıllar sonra parçaları tek tek yapıştırarak onardı ve çatlakları esere ait saydı. Rastlantı, Arp'ın kolajında olduğu gibi, burada da yapıtın son kararını vermişti.
1919'da Paris'te kalırken Duchamp en ünlü resmin ucuz bir kartpostal baskısını aldı.
Harfler Fransızca tek tek okunduğunda kaba bir cinsel şakaya dönüşür. Duchamp'ın bozduğu, resmin milyonlarca basılan kopyasından biriydi; saldırı bir tabloyu kutsal emanete çeviren müzeye ve kartpostal ticaretine yönelikti. Bıyık, cinsiyeti de belirsizleştiriyordu. Duchamp aynı yıllarda kadın kılığına girip Rrose Sélavy adlı bir ikinci kimlik yarattı ve Man Ray onu bu kılıkta fotoğrafladı.
Man Ray 1921'de Paris'e taşındı. Kentteki ilk sergisinin açılış günü, besteci Erik Satie'yle birlikte bir hırdavatçıya girdi.
Kumaşı düzelten araç, çivilerle bir yırtma aletine dönüşür. Duchamp bir nesneyi olduğu gibi seçiyordu; Man Ray ise iki sıradan nesneyi birleştirerek tedirgin edici bir imge kurdu.
Mekanizma — Berlin'de siyasal Dada
Huelsenbeck 1917'de Berlin'e döndü ve Dada yenilgiye giden bir imparatorluğun başkentine taşındı. 1918 Kasımında Almanya savaşı kaybetti, imparator tahtı bıraktı, sokaklar ayaklanmalarla ve onları bastıran silahlı birliklerle doldu. Berlin Dadacıları generallere, yeni cumhuriyetin hükümetine ve burjuva kültürüne birlikte saldırdı.
Grubun çekirdeğinde yazar ve sanatçı Raoul Hausmann, onun sevgilisi Hannah Höch ve ressam George Grosz vardı. John Heartfield, kardeşi Wieland Herzfelde'yle birlikte bir yayınevi yönetiyordu. Höch büyük bir yayınevinde dergiler için el işi desenleri tasarlıyordu.
Hausmann, insanın içini boşaltan bir çağın portresini bir berber mankeninden kurdu.
Eserin öbür adı Çağımızın ruhu'dur. Hausmann'a göre sıradan yurttaşın kafası, toplumun taktığı ölçü aletleriyle ve etiketlerle doluydu.
Höch ise dergilerden kestiği fotoğraflarla, çağın bütün kalabalığını bir yüzeye sığdırdı.
Eserin uzun adı, Dada'nın mutfak bıçağıyla Almanya'nın son bira göbeği kültür çağını kesip geçtiğini söyler. Ev işine bağlanan bir kadının aracı, siyasal bir yorumun aracına dönüşür. Harita ve yakınına yapıştırılmış küçük bir Höch portresi, kadınların kamusal hayattaki yeni yerini esere katar.
Höch'ün kesip yapıştırdığı basın fotoğrafları da, Duchamp'ın pisuvarı gibi hazır bir malzemeydi.
1920 yazında Berlin Dadacıları büyük bir sergi açtı.
Mankeni Heartfield ile ressam Rudolf Schlichter yapmıştı. Sergide çekilen bir fotoğrafta Grosz ile Heartfield, sanatın öldüğünü ilan eden bir pankart tutuyor. Ertesi yıl düzenleyiciler orduyu aşağılamakla yargılandı. Mahkeme, sergide asılan Tanrı bizimle adlı taşbaskı albümü yüzünden Grosz'u ve albümü basan Herzfelde'yi para cezasına çarptırdı. Grosz bu baskılarda subayları ve askerleri, devrimi bastıran kaba ve kibirli figürler olarak çizmişti.
Höch'ün sergiye katılması kolay olmadı. Grosz'un ve Heartfield'in onun eserlerini almak istemediği, Hausmann'ın ısrarıyla yer bulabildiği anlatılır. Berlin Dadası imparatorluğun ve ordunun düzenine saldırırken, kendi içindeki erkek düzenini çoğu zaman görmezden geliyordu.
Mekanizma — Hannover'de Merz, Köln'de bir bira avlusu
Hannoverli ressam Kurt Schwitters, Berlin'deki Dada kulübüne katılmak istedi. Huelsenbeck onu fazla burjuva ve fazla sanatçı bularak geri çevirdi. Schwitters kendi tek kişilik hareketini kurdu ve ona bir gazete ilanından kestiği bir hece parçasıyla ad verdi: Merz. Hece, bir banka adındaki ticaret sözcüğünden kopmuştu.
Schwitters malzemelerini sokaktan, çöpten ve tramvay biletlerinden topladı. Yoksullaşan bir ülkede atılmış şeyler, onun elinde dikkatle dengelenmiş resimlere dönüştü; Schwitters yıkıntının parçalarından yeni bir düzen kurdu.
1920'lerin başında evinin bir odasında, köşelere eğik yüzeyler, oyuklar ve mağaralar eklemeye başladı.
Merzbau odadan taşıp evin başka bölümlerine yayıldı ve kolaj, içinde dolaşılan bir mimariye dönüştü. Nazi yönetimi Schwitters'in işlerini yozlaşmış sanat diye damgalayınca sanatçı Almanya'dan kaçtı, sürgünde Norveç'te ve İngiltere'de yeni yapılara başladı.
Köln'de ressam Max Ernst ile şair ve ressam Johannes Baargeld Dada'yı Ren kıyısına taşıdı. 1920 baharında bir sergi açtılar.
Baltanın yanındaki yazı, ziyaretçiyi beğenmediği eseri parçalamaya çağırıyordu. Kentin polisi müstehcenlik suçlamasıyla sergiyi kısa bir süre kapattı. Ernst'in anlattığına göre suçlanan imgelerden biri, Dürer'in Âdem ile Havva gravürüydü ve sergi yeniden açıldı. Bir sanat yapıtını korunacak bir değer olmaktan çıkarıp ziyaretçinin öfkesine teslim etmek, Dada'nın müzeye en açık yanıtıydı.
Mekanizma — Paris'te bir yargılama
Tzara 1920'nin başında Paris'e geldi ve Littérature dergisinin çevresindeki genç şairlerle, André Breton, Louis Aragon ve Philippe Soupault'yla buluştu. Dada akşamları skandallarla geçti, ama bir süre sonra gösteriler aynı şakayı tekrarlamaya başladı.
Sanık, genç bir isyancıyken milliyetçi bir yazara dönüşen Maurice Barrès'ti. Breton yargılamayı ciddiye aldı ve bir yazarın düşüncelerine karşı ahlaki bir hüküm kurmak istedi. Tanık olarak çağrılan Tzara ise her şeyle alay etti ve davaya inanmadığını gösterdi. Çatlak buradan büyüdü ve 1923'te bir Dada gecesi yumruk kavgasıyla bitti ve iki çevre ayrıldı.
Mekanizma — müzeye giren saldırı
Dada'nın sanat mı, sanat karşıtlığı mı olduğu sorusu bugün de tartışılıyor. Modernizm dersinde gördüğümüz Peter Bürger, Dada'yı sanatı gündelik hayatın içine geri taşımaya çalışan bir saldırı olarak okudu. Ona göre bu saldırı, müzenin onu yutmasıyla yenildi. Duchamp'ın pisuvarının 1964 nüshaları bugün dünyanın büyük müzelerinde kaidelerin üstünde, camekânların içinde duruyor.
Başka bir okuma Dada'nın kazancını öne çıkarır. Sanatın tanımı zanaattan ve güzellikten koptu. Artık bir seçimin, bir bağlamın ve bir kurumun konusuydu. Ellili yıllardan sonra hazır nesne, gösteri ve fotomontaj sanatçıların gündelik araçlarına dönüştü. İki okuma aynı olguyu iki yönden görür: Dada müzeyi yıkamadı, ama müzeye neyin girebileceğini değiştirdi.
Kalıcı araçlar
Bir hazır nesnenin önünde üç şeyi ayır: nesnenin fabrikadaki işlevi, sanatçının ona verdiği ad ve onu sanat diye sunan yer.
Baktığın nüshayı sor. Özgün nesne kayıpsa, kopyayı kimin, ne zaman ve hangi belgeye dayanarak yaptığını yaz.
Bir gösteriyi kalan izlerinden kur: fotoğraf, program, günlük, mahkeme kaydı.
Rastlantıyı ilan eden bir eserde sanatçının seçimini ara. Hangi parça kalmış, hangisi kaydırılmış?
Bir fotomontajda her parçanın geldiği dergiyi düşün. Yan yana gelişleri ne söylüyor?
Bir atıf tartışmasında kanıtın türünü tart. Bir mektup cümlesi ile bir belge zinciri aynı ağırlığı taşımaz.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Dada Zürih'te doğup oradan yayılan tek bir üsluptur."
Zürih, New York, Berlin, Hannover, Köln ve Paris'te farklı hedefleri vardı. Duchamp'ın tekerleği, kabareden üç yıl önce Paris'te kurulmuştu.
Yaygın yanlış"Müzelerdeki Çeşme, Duchamp'ın 1917'de gönderdiği pisuvardır."
Özgün nesne kayboldu. Bugün görülenler, 1964'te onun onayıyla yapılan nüshalardır.
Yaygın yanlış"Çeşme'yi Elsa von Freytag-Loringhoven'ın yaptığı kanıtlandı."
İddia büyük ölçüde tek bir mektup cümlesine dayanır. Soru açıktır.
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: Dada 1916'da Zürih'te savaşa karşı bir kabarede doğdu. Ball'un ses şiiri, Janco'nun maskeleri, Arp'ın rastlantı kolajları ve Taeuber'in kuklaları sanatı aklın düzeninden kopardı. New York'ta Duchamp'ın hazır nesneleri, sanatı yapmaktan seçmeye taşıdı. Berlin'de Höch ve Hausmann fotomontajı siyasete çevirdi, Dada Fuarı mahkemelik oldu. Schwitters atıklardan Merz'i ve Merzbau'yu kurdu, Paris'te ise Dada Breton'la Tzara'nın kavgasında dağıldı. Müzeye giren saldırıyı yenilgi sayanlarla kazanım sayanlar, hâlâ aynı nüshaların önünde karşı karşıya.
Sonraki derse köprü
Barrès yargılamasında Tzara'nın alaylarına öfkelenen Breton, yıkıntının ortasında bir şey kurmak istiyordu. Dada akşamlarının arasında bile arkadaşlarıyla aklın denetimini bırakıp durmadan yazmayı ve düşlerini kaydetmeyi denemişti. Ayrılıktan sonra bu denemeler, Freud'un düş ve bilinçdışı üstüne yazdıklarıyla birleşip bir şiir ve resim yöntemine dönüştü. Dada'nın rastlantısı ve anlamsız sesi, Paris'te arzunun ve düşün gizli düzenini arayan bir programa çevrildi.