Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: Gropius 1919'da Weimar'da akademi ile zanaat okulunu birleştirdi ve Feininger'in katedral kapaklı bildirisiyle sanatçıları zanaata ve yapıya çağırdı. Itten'in ön kursu okulun en kalıcı buluşu oldu; Klee ve Kandinsky resmi öğretilebilir bir dilbilgisine çevirdi. Van Doesburg'un ve Lissitzky'nin sesi, Moholy-Nagy'nin gelişi ve 1923 sergisi okulu sanat ve teknik birliğine yöneltti. Dessau'da Gropius'un binası, Brandt'ın demliği, Wagenfeld lambası, Breuer'in çelik borusu ve Bayer'in küçük harfleri makine çağının biçimini aradı, ama çoğu prototip olarak kaldı. Kadınlar dokuma atölyesine yönlendirildi ve Stölzl ile Anni Albers bu atölyeyi bir sanayi ve yapı laboratuvarına çevirdi. Meyer ihtiyacı biçimin önüne koydu, Mies okulu Berlin'e taşıdı ve 1933'te Nasyonal Sosyalist baskı okulu kapattı.
Açılış: tiyatroda bir meclis, birkaç sokak ötede bir okul
1919 baharında Weimar küçük ve sessiz bir taşra kentiydi, ama bütün Almanya'nın gözü oradaydı. Savaştan yenik çıkan ülkenin yeni seçilmiş ulusal meclisi, kentin tiyatrosunda toplanıyor ve bir cumhuriyetin anayasasını yazıyordu. Berlin'in sokak çatışmalarından uzak durmak için Goethe'nin ve Schiller'in kenti seçilmişti.
Aynı nisan ayında, tiyatronun birkaç sokak ötesindeki bir sanat okulunun kapısına yeni bir ad yazıldı. Savaştan dönmüş, otuzlarının ortasında bir mimar olan Walter Gropius, kentin güzel sanatlar akademisi ile zanaat okulunu tek bir kurumda birleştirdi. Okula, yapı ve inşa anlamına gelen Almanca sözcükten türetilmiş bir ad verdi: Bauhaus, yani yapı evi.
Akademinin eski hocaları resim sehpalarının marangoz tezgâhlarıyla aynı çatı altına girmesinden hoşlanmadı. Birkaç yıl içinde okulun öğrencileri tuhaf giysileri, tıraşlı başları ve gürültülü şenlikleriyle kentin dedikodu konusu oldu.
Önceki derste devrimden sonra Rus ressamlarının bir basma fabrikası için desen çizdiğini ve bir işçi kulübünü donattığını gördük. Weimar'daki okul aynı soruyu bir eğitim programına çevirmeye girişti. Resim, zanaat ve fabrika tek bir öğrencinin elinde buluşabilir miydi?
Dersin yolu
İlk yarı Weimar'a ayrılıyor: bildiri, ön kurs, iki ressamın dersleri, yabancı konuklar ve 1923 sergisi. İkinci yarıda okul Dessau'ya taşınıyor. Metal ve dokuma atölyelerine, çelik boruya, harfe, ihtiyaç fikrine ve Berlin'deki kapanışa bakacağız.
Sıfır noktası: zanaat okulunun mirası
Bauhaus boşlukta doğmadı. Weimar'daki zanaat okulunu yüzyılın başında Belçikalı tasarımcı Henry van de Velde kurmuştu. Savaş sırasında yabancı olduğu için kenti terk etmek zorunda kaldı ve yerine önerdiği adaylardan biri Gropius'tu.
On dokuzuncu yüzyıl kursunda William Morris'in ve Arts and Crafts hareketinin sanayi ürününe karşı el emeğini savunduğunu gördük. Almanya'da ise savaştan önce kurulan Alman İşbirliği Derneği (Deutscher Werkbund) başka bir yol tutmuştu. Sanatçıları, zanaatkârları ve fabrikatörleri bir araya getirip iyi biçimli seri üretim ürünleri istiyordu. Gropius bu derneğin genç mimarlarındandı ve savaştan önce camla örtülü bir fabrika binası tasarlamıştı.
Bauhaus ilk yıllarında el emeğine ve ortaçağ loncasına yaslandı, sonra makinenin mantığına yöneldi. Dersin sorusu bu dönüşümün üstünde duruyor: bir okul hem zanaatın dürüstlüğünü hem de makinenin çoğaltma gücünü aynı nesnede nasıl birleştirmeye çalıştı ve bu deneme ne kadar tuttu?
Mekanizma — katedral kapaklı bildiri
Okul açılırken Gropius dört sayfalık bir broşür yayımladı.
Metin şu cümleyle açılıyordu: bütün görsel etkinliğin son hedefi yapıdır. Gropius mimarları, heykeltıraşları ve ressamları zanaata dönmeye çağırıyordu. Sanatçı ile zanaatkâr arasına duvar ören sınıf kibrini bırakıp yeni bir zanaatkârlar loncası kurmalıydılar.
Feininger'in katedrali bu çağrıyı ortaçağın büyük yapı şantiyelerine bağlıyordu. Orada taşçı, camcı ve oymacı aynı yapı için birlikte çalışmıştı. Kristal düzlemler ise savaş sonrası Alman dışavurumcu mimarlarının cam ve ışık düşlerini çağırıyordu. Kapakta bir topluluğun inancı yükseliyordu, fabrikanın bacası henüz görünmüyordu.
Okulun dili de loncadan geliyordu. Öğrenciler çırak, ilerleyenler kalfa, hocalar usta diye anılıyordu. Her atölyede iki usta vardı: biri biçimi öğreten bir sanatçı, öbürü tekniği öğreten bir zanaat ustası. Bu ikili düzen ressamın ve marangozun eşit olduğu fikrini taşıyordu, ama atölyelerde gerginlik de yarattı.
Bildiri yapıyı son hedef ilan etmişti, oysa okulda yıllarca düzenli bir mimarlık bölümü olmadı. Gropius'un bürosu Berlinli bir kereste tüccarı için kütüklerden bir ev tasarladı. Sommerfeld Evi'nin oymalı kapılarını, vitraylarını ve mobilyalarını farklı atölyelerin öğrencileri hazırladı. Ev, lonca düşünün kısa ömürlü bir örneği olarak kaldı.
Mekanizma — ön kurs ve beden
Bauhaus'un en kalıcı buluşu bir dersti. Her yeni öğrenci, bir atölyeye girmeden önce altı aylık bir hazırlık kursundan geçmek zorundaydı. Bu ön kursu ilk yıllarda İsviçreli ressam ve öğretmen Johannes Itten yönetti.
Itten derse çoğu zaman beden çalışmasıyla başlıyordu. Öğrenciler nefes alıştırmaları yapıyor, kollarını sallayarak ritmik çizgiler çiziyor, bir biçimi önce bedenleriyle duyumsamaya çalışıyordu. Sonra malzemeye geçiliyordu: kürk, cam, ahşap, tel ve kumaş yan yana konuyor, dokular gözü kapalı elle tanınıyordu.
Itten rengi bir duygu ve karşıtlık düzeni olarak öğretiyordu. Açık ile koyu, sıcak ile soğuk, tamamlayıcı renkler arasındaki gerilimi öğrencilere tek tek denetiyordu. Bu öğretim yirminci yüzyılın sanat okullarına uzun süre yön verdi.
Itten aynı zamanda Mazdaznan adlı, Zerdüşt geleneğine dayandığını öne süren bir yaşam öğretisine bağlıydı. Başını tıraş ettiriyor, keşiş cübbesine benzer bir giysi giyiyor, sarımsaklı vejetaryen bir beslenmeyi öneriyordu. Öğrencilerin bir bölümü onu bir ruhani önder gibi izledi.
Gropius ise okulun dış dünyayla, siparişlerle ve sanayiyle bağ kurmasını istiyordu. Itten'in içe dönük, kişisel arınmaya yaslanan öğretisi bu hedefle giderek çatıştı. 1923'te Itten okuldan ayrıldı.
Mekanizma — iki ressamın dersliği
Gropius ressamları okulun merkezine yerleştirdi, ama onlara resim atölyesi açmadı. Ressamlar biçim ustası olarak atölyelere bağlandı ve kuram dersleri verdi.
Paul Klee 1921'in başında Weimar'a geldi. Önce kitap ciltleme, sonra vitray atölyesinin biçim ustası oldu. Derslerinde bir çizginin bir noktadan yürüyüşe çıkmasını, büyümeyi, ağırlığı ve dengeyi anlatıyordu.
Resim Bauhaus'un makine sevgisine hafif bir alay gibi bakar. Kuşlar bir mekanizmanın parçasıdır, ama sesleri cılız ve kırılgandır. Klee mühendisin diliyle bir masal anlatır.
Wassily Kandinsky ise devrim sonrası Moskova'dan Almanya'ya döndü ve 1922'de duvar resmi atölyesinin biçim ustası oldu. Önceki derslerde onu soyut resmin öncülerinden biri olarak gördük. Bauhaus'ta bu sezgileri bir dilbilgisine çevirmeye çalıştı.
Kandinsky her biçimin bir renge doğal olarak karşılık geldiğine inanıyordu: üçgene sarı, kareye kırmızı, daireye mavi. Anketi okulda dolaştırdı ve yanıtların çoğunun bu eşleşmeyi doğruladığı anlatılır. Eşleşme okulda kısa sürede bir işarete dönüştü.
Kandinsky'nin derslerini izleyen genç bir öğrenci, kuramın biçimlerini bir ev eşyasına çevirdi. Beşik bir nesneyi kullanımından önce bir renk öğretisiyle düşünmenin hem çekiciliğini hem de tuhaflığını taşır.
Mekanizma — Weimar'a gelen yabancılar
1921'de Hollandalı ressam Theo van Doesburg Weimar'a yerleşti. Okulda bir görevi yoktu, ama kentte bir evde De Stijl'in ilkelerini anlatan bir kurs açtı ve Bauhaus öğrencilerinin bir bölümü oraya gitti. Dik açıyı ve ana renkleri savunuyor, Itten'in ruhani havasını açıkça eleştiriyordu.
Ertesi yıl sonbaharda van Doesburg Weimar'da konstrüktivistleri ve dadacıları bir araya getiren bir toplantı düzenledi. Moskova'dan Berlin'e gelmiş olan El Lissitzky de oradaydı.
Gropius bu sesleri dinledi. 1923 baharında Itten'in yerine Berlin'de Lissitzky'nin çevresinde bulunan genç bir Macar sanatçıyı, László Moholy-Nagy'yi getirdi. Moholy-Nagy işçi tulumuna benzer bir giysiyle derse giriyordu. Ön kursu Bauhaus öğrencisi Josef Albers ile birlikte üstlendi ve metal atölyesinin biçim ustası oldu. Malzemenin dengesi ve ışığı kişisel arınmanın yerini aldı.
Aynı yıl Thüringen hükümeti okuldan halka açık bir sergi istedi. Gropius serginin açılış konuşmasına yeni bir slogan taşıdı: sanat ve teknik, yeni bir birlik.
Serginin merkezinde okulun yaptığı ilk yapı duruyordu.
Ev bir aile için deneme konutuydu ve mutfak ev işinin yolunu kısaltacak biçimde düzenlenmişti. Mobilyalar, lambalar ve halılar atölyelerden geliyordu. Feininger'in katedralinden dört yıl sonra okulun yapı düşü, düz damlı ve beyaz bir kutuya dönüşmüştü.
Mekanizma — sahne ve oyun
Okulun şenliklerine, fener alaylarına ve kostümlü balolarına kentin halkı da katılıyordu. Bu şenliklerin içinden ciddi bir sahne araştırması doğdu.
Schlemmer insan bedenini mekânın geometrisiyle bir araya getirmek istiyordu. Kostümler hareketi sınırlıyordu, ama tam da bu sınırla dansçı yeni hareketler buluyordu. Schlemmer kısa süre sonra okulun sahne atölyesini yönetmeye başladı.
Oyun okulda ciddiye alınan bir işti.
Siedhoff-Buscher çocuk odası ve oyuncak tasarımıyla tanındı. Oyuncaklarında çocuk hazır bir modeli izlemiyor, parçalarla kendi düzenini kuruyordu. Haus am Horn'un çocuk odasının mobilyaları da ondandı.
Mekanizma — metal atölyesinde bir prototip
Moholy-Nagy'nin gelişiyle metal atölyesi gümüş kadehler ve süslü kutular yapmayı bıraktı. Öğrenciler küre, silindir ve yarım küre gibi temel biçimlerden, seri üretime uygun ev eşyaları tasarlamaya başladı. Atölyeye kabul edilen ilk kadın öğrenci, ön kursu bitirmiş bir ressam olan Marianne Brandt'tı.
Demlik bir dizi geometrik parçadan kurulmuştu ve fabrikada çoğaltılmaya hazır görünüyordu. Oysa her örneği atölyede elle dövülüp lehimlendi. Brandt sonraki yıllarda metal atölyesinin yöneticiliğini bir süre üstlendi ve sanayi firmalarıyla lamba tasarımları üzerinde çalıştı.
Aynı atölyeden çıkan bir masa lambası Bauhaus'un sanayiyle ilişkisini daha açık gösterir.
Lamba makine ürünü kadar yalın görünüyordu, ama yapımı pahalıydı. Wagenfeld'in sonradan, fuardaki satıcıların makine işine benzeyen ama pahalı el işi olan bu nesnelere güldüğünü anlattığı aktarılır. Biçim sanayiyi çağırıyordu, üretim düzeni ise hâlâ atölyeye aitti.
Mekanizma — Dessau'da cam ve çelik
1924 seçimlerinde Thüringen'de sağ partiler kazandı. Yeni hükümet okulun bütçesini kısınca ustalar okulu kapattıklarını duyurdu. Birkaç kent okulu çağırdı ve Bauhaus 1925'te Dessau'ya taşındı. Dessau, uçak fabrikası ve kimya tesisleriyle hızla büyüyen bir sanayi kentiydi.
Okulun adı da dili de değişti. Bauhaus artık bir tasarım yüksekokulu sayılıyordu: ustalar profesör, çıraklar öğrenci oldu. Ürünleri sanayiye satmak için bir şirket kuruldu.
Bina tek bir bakış noktasından kavranamaz. Ziyaretçi çevresinde dolaşınca kanatların farklı yönlere açıldığını görür. Her kanadın biçimi yaptığı işi gösterir: atölyeler ışık için camla kaplıdır, yatakhanenin balkonları tek tek odaları dışarıdan okutur. Yakınında Gropius ustalar için birbirine benzeyen, düz damlı ikiz evler tasarladı.
Weimar'da okulun öğrencisi olan Macar Marcel Breuer, Dessau'da mobilya atölyesinin başına geçti.
Breuer'in yeni bir bisikletin bükülmüş gidonundan esinlendiği anlatılır. Çelik boru hafif, sağlam ve fabrikada aynı ölçüyle çoğaltılabilirdi. Kandinsky'nin evinde de bir örneği bulunduğu için yıllar sonra bir İtalyan üretici ona ressamın adını verdi.
Mekanizma — dokuma atölyesi ve kadınlar
1919'da Bauhaus'a başvuranların arasında kadınlar erkeklerden fazlaydı. Okul cinsiyetler arasında eşitlik ilan etmişti. Uygulamada ise Gropius ve ustalar kadın öğrencileri çoğunlukla dokuma atölyesine yönlendirdi. Dokuma okulun içinde kadın sınıfı diye anılmaya başladı.
Kadınlar bu sınırın içinden atölyeyi okulun en verimli bölümlerinden birine çevirdi. Dokuma atölyesi siparişler alıyor, kumaş örneklerini sanayiye satıyordu. Weimar'ın ilk öğrencilerinden Gunta Stölzl, Dessau'da atölyenin teknik ve sanatsal yöneticisi oldu.
Stölzl Klee'nin renk derslerini izlemişti ve halılarında bir ressamın yüzey düzenini dokuma tezgâhının diline çevirdi. Dessau'da atölyeye Jakar tezgâhları getirdi ve öğrencilerine sanayi kumaşı tasarlamayı öğretti. Filistin'den gelen bir Bauhaus öğrencisiyle evlenince Alman yurttaşlığını yitirdi. Okulda artan siyasi baskılarla 1931'de ayrıldı.
Atölyenin bir başka öğrencisi, aslında cam atölyesine girmek istemiş olan genç bir Berlinliydi.
Anni Albers bu kumaşı okul diploması için tasarladı. Kumaş hem salonun yankısını azaltıyor hem de ışığı yayıyordu. Dokuma burada bir yapının işlevini üstlenir. Albers sonraki on yıllarda dokumayı bir sanat dalı olarak savunan önemli bir kuramcıya dönüştü.
Mekanizma — kitap ve harf
Dessau'da okul kendini kitaplarla da tanıttı.
Dizi okulun ustalarını Hollanda'dan ve Moskova'dan gelen avangardlarla aynı rafa koyuyordu.
Kandinsky kitapta resmin en küçük öğelerini tek tek ayırıp her birinin gerilimini anlatıyordu. Bir nokta durgunluktur, bir çizgi bir kuvvetin izidir. Dersliğin sezgisi, bir kuram kitabının düzenine çevrilmişti.
Kitapların ve broşürlerin görünüşünü okulun basım ve reklam atölyesi kuruyordu. Atölyenin başında, Weimar'da Kandinsky'nin öğrencisi olmuş Avusturyalı Herbert Bayer vardı.
Bayer büyük ve küçük harfin iki ayrı alfabe gibi öğretilmesini gereksiz buluyordu. Konuşurken büyük harf duyulmadığına göre yazıda da ona gerek yoktu. Okul bir süre bütün basılı işlerinde yalnız küçük harf kullandı, mektup kâğıtlarına bu kararın zaman kazandırdığını belirten bir not düştü. Almancada bütün adlar büyük harfle yazıldığı için bu karar bir dil alışkanlığına meydan okuyordu.
Mekanizma — Meyer ve ihtiyaç
1928'de Gropius müdürlükten çekildi, Moholy-Nagy, Breuer ve Bayer de aynı yıl okuldan ayrıldı. Yerine, bir yıl önce açılan mimarlık bölümünün başına getirdiği İsviçreli mimar Hannes Meyer geçti. Meyer'e göre tasarım bir sanat işi olmaktan çok bir toplumsal görevdi ve kullanıcıların gerçek ihtiyacından, maliyetten başlamalıydı. Meyer'e bağlanan bir sloganda halkın ihtiyacı lüksün önüne konuyordu.
Meyer atölyelerin satılabilir ürünler üretmesini istedi ve okul bu dönemde ticari başarısının doruğuna çıktı.
Duvar kâğıtları ucuzdu ve kiralık dairelere kolayca uygulanıyordu. Bauhaus'un sanayiye satılan modelleri bütün tarihi boyunca azdı, lambaların ve koltukların çoğu prototip olarak kaldı. Okulun gündelik hayata en çok giren ürünü bu sessiz desenlerdi.
Meyer'in en büyük yapısı Berlin'in kuzeyinde bir sendika okuluydu.
Okulda Alman sendikaları üyelerini eğitecekti. Meyer yapıyı orada yaşayacakların gündelik akışına göre planladı ve odaları küçük topluluklar hâlinde grupladı. Anni Albers'in kumaşı bu salonda yer aldı.
Meyer'in siyasi tutumu ve öğrenciler arasındaki komünist hücre kentin yönetimini kaygılandırdı. 1930'da Dessau belediyesi onu görevden aldı ve Meyer bir grup öğrencisiyle Sovyetler Birliği'ne gitti.
Mekanizma — Berlin ve kapanış
Meyer'in yerine Berlinli mimar Ludwig Mies van der Rohe getirildi. Mies okulu siyasetten uzak tutmaya çalıştı ve atölyelerin yerine mimarlığı merkeze aldı.
1931'de Dessau belediye meclisinde Nasyonal Sosyalistler güçlendi ve ertesi yıl okulun kapatılmasına karar verildi. Mies okulu özel bir kurum olarak Berlin'e taşıdı ve eski bir telefon fabrikasının binasında derslere devam etti. Hitler'in iktidara gelişinden sonra, 1933 nisanında polis binayı bastı ve kapıları mühürledi. Temmuzda ustalar okulu kendi kararlarıyla kapattılar.
Nasyonal Sosyalist basın Bauhaus'u yıllardır bir «kültür bolşevizmi» yuvası diye suçluyordu. Düz damlar Alman olmayan bir zevkin işareti sayıldı. Okulun ustalarının, öğrencilerinin ve onların fikirlerinin dünyanın başka kentlerine dağılması bu kapanışla başladı.
Kalıcı araçlar
Bir okul nesnesine bakarken önce hangi atölyeden çıktığını ve o atölyede biçimi kimin, tekniği kimin öğrettiğini sor.
Bir tasarımın görünüşünün yanında nasıl üretildiğine de bak. Makineye benzeyen bir nesne elle dövülmüş olabilir; seri üretim görünüşü ile seri üretim aynı şey sayılmaz.
Bir manifestonun ilan ettiği hedefi okulun gerçek ders programıyla karşılaştır. Bildiri mimarlığı son hedef sayarken okulun mimarlık bölümünün ne zaman açıldığına bak.
Kim nereye yönlendirildi, onu ara. Eşitlik ilan eden bir kurumda kadınların hangi atölyelere girdiğini sayılarla ve belgelerle izle.
Bir kuram kitabını, ona eşlik eden derslik alıştırmalarıyla birlikte oku. Kandinsky'nin anketi gibi bir alıştırma, bir kuramın nasıl öğretildiğini ve nasıl bir kurala dönüştüğünü gösterir.
Bir kurumun adı ve sözlüğü değiştiğinde bunu bir belge gibi kaydet. Usta ve çıraktan profesör ve öğrenciye geçiş, okulun kendini nasıl tanımladığını anlatır.
Bir okulun tarihini siyasi takvimle birlikte oku: seçimler, bütçe kesintileri ve belediye kararları Bauhaus'un her taşınmasının arkasında duruyor.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Bauhaus baştan sona makine estetiğinin okuluydu."
İlk yıllarında okul ortaçağ loncasına, el emeğine ve Itten'in ruhani öğretisine yaslandı. Sanat ve teknik sloganı ancak 1923'te öne çıktı.
Yaygın yanlış"Bauhaus ürünleri fabrikalarda büyük sayılarda üretildi."
Demliklerin, lambaların ve koltukların çoğu atölyede elle yapılmış prototiplerdi. Sanayiye satılan modeller azdı; en geniş satışı duvar kâğıtları yaptı.
Yaygın yanlış"Bauhaus kadınlara bütün atölyeleri eşit açtı."
Okul eşitlik ilan etti, ama kadın öğrencilerin çoğu dokuma atölyesine yönlendirildi. Stölzl ve Anni Albers bu sınırın içinden atölyeyi okulun en verimli bölümlerinden birine çevirdi.
Yaygın yanlış"Bauhaus tek bir üslubun adıdır."
Okul üç müdür gördü, Weimar'dan Dessau'ya ve Berlin'e taşındı. Itten'in renk küresi, Moholy-Nagy'nin metal deneyleri ve Meyer'in ihtiyaç ilkesi aynı adın altında yan yana yaşadı.
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: Gropius 1919'da Weimar'da akademi ile zanaat okulunu birleştirdi ve Feininger'in katedral kapaklı bildirisiyle sanatçıları zanaata ve yapıya çağırdı. Itten'in ön kursu okulun en kalıcı buluşu oldu; Klee ve Kandinsky resmi öğretilebilir bir dilbilgisine çevirdi. Van Doesburg'un ve Lissitzky'nin sesi, Moholy-Nagy'nin gelişi ve 1923 sergisi okulu sanat ve teknik birliğine yöneltti. Dessau'da Gropius'un binası, Brandt'ın demliği, Wagenfeld lambası, Breuer'in çelik borusu ve Bayer'in küçük harfleri makine çağının biçimini aradı, ama çoğu prototip olarak kaldı. Kadınlar dokuma atölyesine yönlendirildi ve Stölzl ile Anni Albers bu atölyeyi bir sanayi ve yapı laboratuvarına çevirdi. Meyer ihtiyacı biçimin önüne koydu, Mies okulu Berlin'e taşıdı ve 1933'te Nasyonal Sosyalist baskı okulu kapattı.
Sonraki derse köprü
Moholy-Nagy, Bauhaus'a gelmeden önce Berlin'de eşi Lucia ile birlikte karanlık bir odada deneyler yapmaya başlamıştı. Işığa duyarlı kâğıdın üstüne bir anahtar, bir tel parçası ya da kendi elini koyuyor ve kamerasız görüntüler elde ediyordu. Ona göre kamera ve objektif, gözün daha önce hiç görmediği bir dünyayı açacaktı: yukarıdan, aşağıdan, çok yakından bakılan bir kent, yeni bir görme biçimi. Aynı yıllarda Berlin'de bir grup sanatçı makasla ve yapıştırıcıyla gazetelerin fotoğraflarını kesip birleştiriyor ve onları siyasi bir silaha çeviriyordu. Sovyet kentlerinde genç sinemacılar ise kameralarını stüdyodan sokağa, fabrikaya ve tramvaya taşıyordu.