Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: Degas tarih resminden Opera'ya, kafelere ve iç mekânlara yöneldi. Pamuk bürosu ailesinin Atlantik ticaretine bağlı servetini, dans resimleri Opera'nın emeğini ve abonelerin erişimini gösterdi. Küçük dansçı balmumu, kumaş ve gerçek saçla heykel geleneğini sarstı ve suç fizyonomisi tartışmasına çekildi. Küvetteki kadınlar anahtar deliği bakışı tartışmasını açtı. Morisot 1874'teki ilk sergide tek kadın kurucuydu ve evi, bahçeyi, parkı modern hayatın sahnesi yaptı. Cassatt Degas'nın davetiyle gruba katıldı, locada bakan kadını ve çay ritüelini resmetti, 1890'dan sonra renkli baskılar üretti. Pollock 1988'de bu resimlerin mekânlarını haritalayarak modernliğin cinsiyete göre bölündüğünü savundu.
Açılış: aynı sergide bir vitrin ve bir çay masası
1881 baharında izlenimcilerin altıncı sergisini gezen bir ziyaretçi, odalardan birinde cam bir vitrinin önünde durdu. Vitrinin içinde bir çocuğun boyunun biraz altında, balmumundan bir kız heykeli vardı. Kız ellerini arkasında kenetlemiş, çenesini kaldırmış, gözlerini yarı kapamıştı. Üstünde gerçek bir tül etek, gerçek bir korse, saçında da gerçek bir kurdele vardı.
Heykeli yapan Edgar Degas'ydı. Model, Paris Operası'nın bale okulunda okuyan yoksul bir aileden gelme bir kızdı. Ziyaretçilerin bir bölümü güldü, bir bölümü tiksindi, birkaç eleştirmen ise heykelin yüzünü suçluların yüzlerine benzetti.
Aynı sergide Mary Cassatt ve Berthe Morisot da resim gösteriyordu. Duvarlarındaki kadınlar çay içiyor, bahçede oturuyor, bir çocuğu giydiriyordu. Önceki dersin ressamları gar peronlarına, dans salonlarına ve kayıkçı lokantalarına kolayca girip çıkmıştı. Üçü de aynı grubun üyesiydi. Yine de Degas'nın vitrine koyduğu Opera kızının dünyası ile Cassatt'ın çay masası, kentin birbirinden çok uzak iki ucunda duruyordu.
Dersin yolu
Önce Degas'yı akademiden New Orleans'taki bir pamuk bürosuna, oradan Opera'nın kulislerine, bir kafeye ve bir banyo küvetine izleyeceğiz. Sonra Morisot'nun ve Cassatt'ın beşiklerine, göllerine, localarına ve çay masalarına geçeceğiz. Son durakta bir sanat tarihçisinin bu resimleri haritaya dökme denemesini okuyacağız. Her durakta aynı soruyu soracağız: modern hayatı kim, hangi mekândan görebiliyordu?
Sıfır noktası: bakışın bir adresi var
Bir resim yalnız bir konuyu göstermez, o konuya bakılan yeri de gösterir. Bir kafenin içini resmetmek için ressamın o kafeye girebilmesi, bir sahnenin arkasını resmetmek için oraya alınması gerekir.
On dokuzuncu yüzyıl Paris'inde bu giriş hakkı sınıfa ve cinsiyete göre dağılıyordu. Burjuva bir erkek gece yalnız başına bir kafeye, bir kabareye ya da Opera'nın kulisine gidebilirdi. Aynı sınıftan bir kadın sokağa ancak bir eşlikçiyle, belirli saatlerde ve belirli yerlere çıkabilirdi. Yalnız dolaşan bir kadın kolayca bir fahişe sanılabilirdi.
Kadınlar École des Beaux-Arts'a, yani devletin güzel sanatlar okuluna, yüzyılın sonuna kadar alınmadı. Çıplak modelden çizim yapabilecekleri dersler de çok sınırlıydı. Louvre'da kopya yapmalarına ise izin vardı ve pek çok kadın ressam eğitiminin önemli bir bölümünü orada aldı.
Mekanizma — bankacı ailenin oğlu
Edgar Degas 1834'te Paris'te varlıklı bir bankacı ailesinin oğlu olarak doğdu. Annesi New Orleans'lı bir Kreol aileden geliyordu, babasının ailesinin bankası ise Napoli'deydi. Genç Degas kısa bir süre güzel sanatlar okuluna devam etti ve Ingres'in öğrencisi olan bir ressamın atölyesinde çalıştı.
1850'lerin sonunda üç yıl kadar İtalya'da kaldı, Rönesans ustalarını kopyaladı ve akrabalarının evlerinde konuk oldu. İlk büyük işleri akademinin en yüksek türü sayılan tarih resmiydi.
Duvardaki çizim, teyzenin yeni kaybettiği babasının portresidir. Koca ile karısı birbirine bakmaz ve ortadaki kız iki ebeveyn arasında bölünmüş gibi oturur. Degas 1860'larda Salon'a katıldı, on yılın sonuna doğru tarih resmini bırakıp konularını yarış pistlerinde, kafe konserlerinde ve Opera'da aramaya başladı.
Mekanizma — pamuğun bürosu
1872 sonbaharında Degas, annesinin ailesini görmek için New Orleans'a gitti. Kardeşleri René ve Achille oraya yerleşmiş, dayıları Michel Musson'ın pamuk ticaretinde çalışıyordu. Degas birkaç ay kaldı ve dönmeden önce ailenin bürosunu resmetti.
Gazete okuyan René, duvara yaslanan Achille'dir, pamuğu inceleyen yaşlı adamın da dayı Musson olduğu kabul edilir. Pamuk, iç savaştan birkaç yıl önce köleleştirilmiş insanların ektiği ve topladığı tarlalardan geliyordu. Savaştan sonra da Güney'in ekonomisi bu ürüne ve onu Avrupa'nın dokuma fabrikalarına taşıyan Atlantik ticaretine bağlıydı. Resimde tarlanın kendisi görünmez. Yalnız ürünün beyaz kütlesi ve onun fiyatını konuşan beyaz adamlar görünür.
Musson'ın şirketi kısa süre sonra iflas etti. 1874'te babası ölünce Degas ailesinin bankasının da borç içinde olduğu ortaya çıktı ve ressam kardeşlerinin borçlarını ödemek için yıllarca resim sattı. Pamuk bürosu 1876'daki ikinci izlenimci sergisinde gösterildi. 1878'de Pau müzesi tabloyu satın aldı ve bu, bir Fransız müzesinin satın aldığı ilk Degas resmi oldu.
Mekanizma — dans salonunda kim kime bakıyor?
Degas'nın en çok tanınan konusu Opera'nın balerinleri oldu. Sahnedeki gösteriden çok provaları, dersleri ve bekleme anlarını resmetti.
Figürlerin bir bölümü kenarlarda kesilir, döşeme tahtaları izleyicinin önünde çapraz uzanır. Degas salonu, köşede duran ve görülmeden izleyen birinin konumundan kurdu.
Opera'nın bale okulundaki kızların çoğu yoksul ailelerden geliyordu. Halk arasında "küçük fareler" diye anıldılar. Aldıkları ücret ailelerinin geçimine katkıydı. Annelerin derslere eşlik etmesi bir koruma olduğu kadar bir pazarlıktı da. Opera'nın varlıklı aboneleri kulise ve dans fuayesine girebiliyordu. Bu adamların genç dansçıları himaye etmesi sıradan bir uygulamaydı.
Kulisteki adam sahnenin parçası olmadığı hâlde oradadır. Degas bu siyah giysili figürü pek çok dans resminde tekrarladı, onu kınamadan ve açıklamadan yalnız oraya koydu.
Degas kulislere önce varlıklı dostlarının aracılığıyla girdi, sonraki yıllarda kendisi de Opera'ya abone oldu. Bu resimleri yapabilmesinin koşulu, resimlerdeki adamla aynı kapıdan girebilmesiydi.
Mekanizma — vitrindeki kız
Açılıştaki heykelin modeli, Belçika kökenli bir çamaşırcı kadının kızı Marie van Goethem'di. Degas onu önce çıplak, sonra giyinik olarak defalarca çizdi.
Mermer ve bronz, bir figürü zamanın dışına çıkaran soylu malzemeler sayılıyordu. Degas ise balmumunu boyamış, üstüne terzi işi giysiler giydirmişti ve heykel bir anatomi koleksiyonundaki bir nesneyi andırıyordu.
Bazı eleştirmenler kızın alnını, çenesini ve ağzını o yılların suç bilimi tartışmalarının diliyle okuyup yüzünde doğuştan bir ahlaksızlığın izlerini gördüklerini yazdı. Yüz hatlarından suç eğilimi okunabileceğini iddia eden bu düşünce, kafatası ve kemik yapısı ölçümlerine dayanan sözde bilimsel bir akımdı.
Degas aynı sergide, kısa süre önce Paris'te yargılanan genç cinayet zanlılarını mahkeme salonunda çizdiği pastelleri de gösterdi. Bunlara "suçlu fizyonomileri" adını verdi. Bu yan yanalık, Degas'nın kendisinin de bu tartışmaya kayıtsız olmadığını düşündürür. Bir okumaya göre heykel bir sınıfı damgalayan bir imgedir. Başka bir okuma onu, Opera'nın yoksul kızlarını görmezden gelen izleyiciye tutulmuş sert bir ayna sayar.
Degas heykeli hayatında yalnız bir kez sergiledi. Marie van Goethem'in sonraki hayatı hakkında ise neredeyse hiçbir şey bilinmiyor.
Mekanizma — kafede iki yalnızlık
Modeller Degas'nın dostlarıydı: oyuncu Ellen Andrée ve gravürcü Marcellin Desboutin. Masalar izleyicinin önüne bir engel gibi uzanır ve bakış figürlere bir başka masadan ulaşır.
Resim 1893'te Londra'da sergilendiğinde İngiliz basınında büyük bir tartışma koptu. Bazı yazarlar onu sarhoşluğa yazılmış bir övgü saydı ve kadın figürü bir ahlak dersinin örneği gibi okundu. Oysa Ellen Andrée bir rol canlandırıyordu. Modeli tanıyan dostlar için kurulmuş bir sahne, onu tanımayan bir kamunun gözünde gerçek bir düşüşe dönüştü.
Mekanizma — anahtar deliği tartışması
1886'da açılan sekizinci ve son izlenimci sergisinde Degas yıkanan, kurulanan ve saçını tarayan kadınları gösteren bir pastel dizisi sergiledi.
Bu kadınlar Salon'daki Venüslere benzemez: poz vermez, izleyiciyi fark etmez, bedenlerini sıradan ve bazen garip hareketlerle eğip bükerler. İrlandalı yazar George Moore'un aktardığına göre Degas, onları bir anahtar deliğinden bakılıyormuş gibi göstermek istediğini söylemişti.
Bu söz iki yönde okundu. Bir okumaya göre Degas, çıplak bedeni akademinin idealleştirdiği pozlardan kurtarıp onu gündelik bir eylemin içinde gösterdi. Öbür okumaya göre bu bakış, kadının haberi olmadan izlenmesini bir sanat ilkesine dönüştürüyordu. Dönemin bazı eleştirmenleri bu kadınların fahişe olduğunu da ima etti, çünkü burjuva bir evde gündüz yıkanan bir kadın onlara olağan görünmüyordu.
Mekanizma — fotoğraf, baskı ve bir ayrılık
Degas tek baskılık monotipi, pasteli baskıyla birleştirmeyi ve farklı aşındırma tekniklerini sürekli denedi. Fotoğraf dersinde gördüğümüz koşan at dizilerini at heykellerinde kullandı, 1890'larda kendisi de fotoğraf çekti. Cassatt ve Pissarro'yla birlikte hiç yayımlanmayan bir gravür dergisi tasarladı.
Oturan kadının Cassatt'ın kız kardeşi Lydia olduğu düşünülür. Degas baskıyı pek çok aşamada yeniden işledi ve Cassatt'ın yüzünü göstermeden, şemsiyesine yaslanışından bir kişilik çıkardı. Müze, bir kadının yalnız gidebildiği ve uzun uzun bakabildiği az sayıda kamusal yerden biriydi.
Yüzyılın sonunda Dreyfus davası Fransa'yı böldüğünde Degas, Yahudi bir subayı haksız yere mahkûm eden tarafı destekledi ve Yahudi dostlarıyla, Pissarro'yla ilişkisini kesti. Antisemitizmi mektuplarda ve tanıklıklarda belgelidir. 1917'de öldüğünde gözleri zayıfladığı için uzun yıllardır hemen hiç resim yapmıyordu.
Mekanizma — iki kız kardeş, bir fırça
Berthe Morisot 1841'de yüksek bir devlet memurunun kızı olarak doğdu. Kız kardeşi Edma'yla özel dersler aldı, Louvre'da kopya yaptı, bir süre Corot'nun yanında açık havada çalıştı ve 1860'larda Salon'a kabul edildi. Edma 1869'da bir deniz subayıyla evlenip Lorient'a yerleşti.
Korkulukta oturan Edma, evliliğinden sonra resmi bıraktı ve kardeşlerin mektupları bu kaybın acısını taşır. Berthe resmi, bir yıl önce Louvre'da tanıştığı ve Balkon'unda ön plandaki koyu gözlü kadın olarak poz verdiği Édouard Manet'ye armağan etti.
Anne yine Edma'dır, bebek de kızı Blanche. Anne ile bebeği tül perde ayırır ve bakışta sevgi kadar bir dalgınlık da vardır.
Morisot 1874'teki ilk bağımsız sergiye katılan tek kadın ressamdı ve Beşik'i orada gösterdi. Aynı yıl Manet'nin kardeşi Eugène'le evlendi. Sekiz sergiden yalnız kızı Julie'nin doğumunun ardından açılan 1879 sergisine katılmadı.
Bois de Boulogne'daki bu göl, burjuva kadınların birlikte gezebildiği kamusal yerlerdendi. Morisot kalabalık bulvarı resmetmedi, ona açık olan parkı, bahçeyi, balkonu ve kıyıyı resmetti. Eleştirmenler fırçasını sık sık "kadınsı" ya da "bitmemiş" diye nitelendi, oysa aynı hızlı fırça bir erkek ressamda cesaret sayılabiliyordu.
Çocuğuyla oynayan bir baba, o yıllarda resme pek az giren bir konuydu. Morisot 1895'te öldüğünde ölüm belgesine "mesleksiz" diye kaydedildiği aktarılır, oysa yirmi yıldır sergi açan ve satan bir ressamdı.
Mekanizma — Salon'un kapısındaki öğrenci
Bir romancının kızı olan Eva Gonzalès, Manet'nin resmen kabul ettiği tek öğrenciydi ve hocası gibi izlenimci sergiler yerine Salon'da başarı aradı.
Tablo 1874 Salon'unda reddedildi ve birkaç yıl sonra kabul edildi. Gonzalès 1883'te, Manet'den birkaç gün sonra, doğum yaptıktan kısa süre sonra öldü.
Gravürcü Félix Bracquemond'la evlenip Sèvres'de yaşayan Marie Bracquemond ise izlenimci sergilerden üçüne açık havada geçen figürlü resimlerle katıldı. Aile anlatılarına göre kocasının eleştirileri yüzünden sonunda resmi neredeyse bıraktı.
Mekanizma — Philadelphia'dan Paris'e
Mary Cassatt 1844'te Pennsylvania'da varlıklı bir ailede doğdu, Philadelphia'da okudu ve 1866'da Paris'e gelip Gérôme gibi ressamlardan özel dersler aldı. 1877'de Salon bir resmini reddettiğinde Degas onu izlenimcilerle sergi açmaya davet etti. Cassatt bu daveti, jüriden bağımsız çalışabileceği bir kurtuluş olarak anlattı.
Cassatt kızı süslü bir bebek gibi göstermedi, büyüklerin koltuğunda canı sıkılmış bir çocuğun sıradan anını seçti. Resim 1878 dünya fuarının Amerikan bölümünce reddedildi. Cassatt yıllar sonra bir satıcıya, Degas'nın arka plan üstünde çalıştığını yazdı: birbirinin tuvaline dokunabilen iki meslektaştılar.
Mekanizma — locadan bakan kadınlar
Model, 1877'de Paris'e yerleşen kız kardeşi Lydia'dır ve resim Cassatt'ın gruba katıldığı 1879 sergisinde gösterildi. Tiyatroda izleyiciler sahneye olduğu kadar birbirlerine de bakıyordu ve loca, burjuva bir kadının görülmek için oturduğu bir vitrindi.
Dürbün bu kadının yüzünü saklar ve onu bakan biri yapar. Uzaktaki adam ona bakıyor, ama resmin merkezinde bakışın sahibi olan kadın durur.
Mekanizma — çay saatinde ziyaret
Ziyaretçinin eldivenleri ve şapkası kısa, kurallı bir ziyaretin işaretidir. Aileden geldiği söylenen gümüş takım statüyü taşır. Cassatt akademinin en alta koyduğu bu ritüeli, onu içeriden bilen birinin dikkatiyle resmetti.
Mekanizma — Japon baskısından gelen levhalar
1890 baharında güzel sanatlar okulunda büyük bir Japon baskıları sergisi açıldı. Cassatt Morisot'ya da gitmesini öğütleyen bir mektup yazdı ve renkli baskı denemelerine girişti.
Baskı, birkaç metal plakanın elle boyanmasıyla basılan on levhalık bir dizinin parçasıydı ve 1891'de Durand-Ruel'in galerisindeki ilk kişisel sergisinde gösterildi.
Yukarıdan bakış ve düz desen alanları Japon baskılarından gelir. Cassatt bu konuyu pek çok kez işledi, kendisi ise evlenmedi ve çocuğu olmadı. Resim, kadınların gündelik emeğine dikkatle bakan bir gözün ürünüdür.
Cassatt, dostu Louisine Havemeyer ve kocasına Degas'nın ve Manet'nin eserlerini almalarını da öğütledi. Havemeyer koleksiyonu sonradan büyük ölçüde New York'taki Metropolitan Müzesi'ne bağışlandı.
Mekanizma — modernliğin haritası
1988'de İngiliz sanat tarihçisi Griselda Pollock, bu resimleri bir haritaya dökmeyi önerdi. "Modernlik ve kadınlığın mekânları" adlı makalesinde, Morisot'nun ve Cassatt'ın resimlerindeki yerleri tek tek listeledi: yemek odaları, oturma odaları, yatak odaları, balkonlar, verandalar, özel bahçeler, tiyatro locaları ve parklar.
Manet'nin ve Degas'nın resimlerinde ise barlar, kulisler, genelevler ve kafe konserleri vardı. Pollock'a göre izlenimciliğin "modern hayat" dediği şey, büyük ölçüde burjuva bir erkeğin rahatça dolaşabildiği bir kentti. Kadınlar o kentte çoğunlukla bakılan figürlerdi: bir barmen kız, bir balerin, bir şarkıcı.
Pollock resimlerin iç mekânının da bu deneyimi taşıdığını savundu. Morisot'nun ve Cassatt'ın tuvallerinde alan sıkışık ve yakındır. Bir korkuluk ya da bir çit, iç ile dışı ayıran bir sınır gibi figürün önüne yerleşir. İzleyici figüre aynı odadaki birinin yakınlığından bakar.
Bu okumadan sonra bu resimler "kadın ressamın dar dünyası" diye küçümsenemedi. Eleştirenler ise haritanın fazla kesin olduğunu söyledi. Kadınlar mağazalarda ve sokakta da vardı, işçi sınıfından kadınlar kentin her yerinde çalışıyordu. Locadaki siyahlı kadının dürbünü de haritanın sınırını zorluyordu.
Degas bu haritada tek bir yere sığmaz. Kulise girebilen ayrıcalıklı erkekti, ama dans salonunda emeği ve yorgunluğu gösterdi. Küvetteki kadınları gizlice izledi, ama onlara akademinin baştan çıkarıcı pozunu da vermedi. Bu gerilim çözülmeden kalır.
Kalıcı araçlar
Modern hayatı anlatan bir resmin önünde önce mekânı adlandır ve o mekâna o yıllarda kimin, hangi saatte, kiminle girebildiğini sor.
Sonra ressamın durduğu yeri bul. Bakış bir locadan mı, bir köşeden mi, aynı odanın içinden mi geliyor? Bir masa ya da korkuluk izleyicinin önünde engel gibi mi uzanıyor?
Figürlerin bakışlarını izle. Kim bakıyor, kim izleyicinin farkında? Bir dürbün ya da bir fincan yüzü saklıyor mu?
Modeli araştır. Bir kız kardeş, bir oyuncu dost ya da Opera'nın yoksul bir öğrencisi aynı pozu farklı anlamlarla taşır.
Malzemeye bak: pastel, monotip, renkli baskı ya da boyalı balmumu, akademinin hiyerarşisine karşı bir seçim olabilir.
Son olarak eleştirmenlerin sıfatlarını ayrı oku. "Kadınsı", "bitmemiş" ya da "suçlu yüzlü" gibi sözler çoğu zaman bakanın beklentisini anlatır.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Morisot ve Cassatt izlenimci grubun kenarında kalan, ikinci derecede figürlerdi."
Morisot 1874'teki ilk serginin kurucuları arasındaydı ve sekiz serginin yedisine katıldı. Cassatt 1879'dan sonra sergilerin düzenli katılımcısıydı, Amerikalı koleksiyoncuları izlenimci resme yönlendiren en etkili aracılardan biriydi.
Yaygın yanlış"Kadın ressamlar ev içini seçtiler, çünkü büyük konulara ilgi duymuyorlardı."
Kadınların güzel sanatlar okuluna, çıplak model derslerine ve kentin pek çok gece mekânına erişimi kısıtlıydı. Ev, bahçe ve loca onların hem yaşadığı hem de rahatça çalışabildiği yerlerdi ve bu mekânlar resimlerinde modern hayatın ciddi bir sahnesi olarak işlendi.
Yaygın yanlış"Degas bir izlenimciydi, öteki izlenimciler gibi açık havada ışığın peşindeydi."
Degas sergilerin en sadık katılımcılarındandı, ama kendini gerçekçi olarak tanımlamayı tercih etti. Açık havada çalışmayı küçümsedi, konularını iç mekânlarda, yapay ışıkta ve atölyede bellekten kurdu.
Yaygın yanlış"On dört yaşındaki küçük dansçı bronz bir heykeldir."
Degas'nın sergilediği tek özgün eser boyalı balmumundandı ve üstünde gerçek kumaşlar ve gerçek saç vardı. Bronz dökümler ressamın ölümünden sonra yapıldı.
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: Degas tarih resminden Opera'ya, kafelere ve iç mekânlara yöneldi. Pamuk bürosu ailesinin Atlantik ticaretine bağlı servetini, dans resimleri Opera'nın emeğini ve abonelerin erişimini gösterdi. Küçük dansçı balmumu, kumaş ve gerçek saçla heykel geleneğini sarstı ve suç fizyonomisi tartışmasına çekildi. Küvetteki kadınlar anahtar deliği bakışı tartışmasını açtı. Morisot 1874'teki ilk sergide tek kadın kurucuydu ve evi, bahçeyi, parkı modern hayatın sahnesi yaptı. Cassatt Degas'nın davetiyle gruba katıldı, locada bakan kadını ve çay ritüelini resmetti, 1890'dan sonra renkli baskılar üretti. Pollock 1988'de bu resimlerin mekânlarını haritalayarak modernliğin cinsiyete göre bölündüğünü savundu.
Sonraki derse köprü
Degas'nın küvetteki kadınları gösterdiği 1886 sergisi, grubun son ortak sergisi oldu. Monet ve Renoir katılmadı. Pissarro ise genç Georges Seurat'nın büyük tuvalinin alınması için direndi. Bir Pazar öğleden sonrasını binlerce küçük renk noktasıyla kuran ada resmi ayrı bir odaya asıldı. Aynı salonlarda borsacılıktan resme geçen Paul Gauguin de vardı. İlk sergilere katılmış olan Paul Cézanne ise Provence'ta bir dağı ve meyve tabaklarını yeniden yeniden boyuyordu. O yıl Paris'e kardeşinin yanına Vincent van Gogh adında bir Hollandalı geldi ve izlenimcilerin açık renklerini orada tanıdı. Hızlı ve dağınık izlenimci vuruş, bu yeni ressamların elinde renk kuramına dayanan bir yönteme, kalıcı bir yapıya ya da taşan bir duyguya dönüşecekti.