Ders KRO-320.1 · Rokoko, Aydınlanma, Neoklasisizm ve Devrimler

Saray iç mekânı, rokoko bezeme ve mahremiyet

3.335 kelime · 20 eser örneği · yaklaşık 15 dakika okuma · seslendirme 22 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: XIV. Louis'nin 1715'teki ölümünden sonra soyluların bir bölümü Paris konaklarına döndü ve iç mekân küçüldü. Sıra sıra açılan odaların yanına koridorlar, gizli geçitler ve kolaylık daireleri eklendi, Courtonne ve Blondel bu dağıtımı plan kitaplarında anlattı. Rocaille dili Meissonnier'nin ve Pineau'nun gravürleriyle yayıldı, oymalı ahşap kaplama, ayna ve alçak şömine yeni odanın bezemesini kurdu. Soubise'in oval salonu, Amalienburg'un ayna salonu, Würzburg'un merdiveni ve Sanssouci bu dili farklı saraylara taşıdı. Chinoiserie ve porselen odaları uzak bir dünyayı bir sahne dekoruna çevirdi. Lonca damgaları mobilyanın ustasını kayda geçirdi, kilitli masalar ve gizli kapılar mahremiyeti planın ve eşyanın konusu yaptı. Rokoko adı ise yüzyılın sonunda bir alay sözcüğü olarak doğdu.

Açılış: köşesi olmayan bir oda

Paris'in Marais semtinde, eski bir prens ailesinin konağında, birinci katta oval bir oda vardır. Odaya girdiğinizde gözünüz bir köşe arar ve bulamaz. Duvar bir kemerden ötekine kesintisiz dönerek ilerler. Pencerelerin karşısında aynalar durur, aynaların karşısında pencereler. Oda kendini birkaç kez yansıtır ve bir an için gerçekte olduğundan büyük görünür.

Salonun sahibi Soubise prensinin genç karısıydı. Oda bir taht salonu ya da bir tören galerisi olarak tasarlanmadı. Burada birkaç kişi oturur, konuşur, kart oynar ya da müzik dinlerdi. Duvarlara bakan kişi bir hükümdarın zaferlerini görmez, bir aşk öyküsünün sahnelerini görür.

Barok kursunu Versailles'ın uzun galerisi ve bir etiketin tarihiyle bitirmiştik. Bu kurs, o galeriden çıkan soyluların gittiği yerde açılıyor. 1715'ten sonra kurulan bu odalar daha küçük, daha açık renkli ve daha kapalıydı. Bu derste o odaların planını, bezemesini ve içinde yaşanan hayatı birlikte okuyacağız.

Dersin yolu

Önce Versailles'tan Paris konaklarına geçişi ve iç mekânın neden küçüldüğünü soracağız. Sonra konak planının nasıl değiştiğini, sıra sıra açılan odaların yerine koridorların ve özel dairelerin nasıl geldiğini göreceğiz. Ardından rocaille adı verilen süsleme dilini, onu yayan gravürleri ve duvarı kaplayan oymalı ahşabı inceleyeceğiz.

Dersin ikinci yarısı Fransa'nın dışına çıkıyor. Münih'teki bir av köşkünü, Würzburg'daki bir merdiveni, Potsdam'daki bir yazlık evi ve Dresden'deki bir avluyu ziyaret edeceğiz. Çin modasını ve porselenle kaplanmış odaları da göreceğiz. En sonda mobilyayı yapan loncalara, kapanabilen kapılara ve mahremiyetin tarihine döneceğiz.

Sıfır noktası: bir sarayı plan üzerinden okumak

Bu derste bir okuma aracı ekliyoruz: kat planı. Plan, bir yapıda kimin nereden girdiğini, kimin kimi beklediğini ve kimin kimden saklanabildiğini gösterir.

On yedinci yüzyıl saraylarında odalar çoğunlukla bir dizi hâlinde sıralanırdı. Kapılar aynı eksen üstüne açılır, bir uçtan bakan kişi bütün kapıların içinden en sondaki odayı görebilirdi. Fransızcada bu düzene «enfilade» denir. Ziyaretçi bir odadan ötekine geçtikçe sahibine yaklaşırdı. Her kapı bir eşik, her eşik bir ayrıcalıktı.

Bu düzenin bir bedeli vardı. En içteki odaya ulaşmak için bütün öbür odalardan geçmek gerekiyordu. Hizmetkârlar, ziyaretçiler ve aile üyeleri aynı yolu kullanıyordu. Yatak odası bile bir tören mekânıydı. Barok kursunda gördüğümüz Versailles'da kralın uyanışı ve yatışı, saray soylularının izlediği törenlerdi.

On sekizinci yüzyılın plan kitapları bu yükü hafifletmenin yollarını aradı. Kilit kelime «dağıtım» anlamına gelen «distribution» oldu. İyi bir plan, her odaya ayrı bir yoldan ulaşılmasını sağlamalıydı. Bir odadan çıkmadan ötekine geçebilmek, iyi kurulmuş bir evin ölçüsü sayılmaya başladı.

Mekanizma — 1715 ve Paris konakları

XIV. Louis 1715 Eylül'ünde öldüğünde tahtın vârisi beş yaşında bir çocuktu. Yönetimi kralın yeğeni Orléans dükü Philippe, naip olarak üstlendi. Naip sarayı bir süre Versailles'tan uzaklaştırdı ve kendi Paris sarayında, Palais-Royal'de yaşadı. Bu yıllar Fransızcada «Régence», yani naiplik dönemi diye anılır.

Saray soylularının bir bölümü de Paris'e döndü. Kentteki konaklarını yenilediler ya da yenilerini yaptırdılar. Fransızcada bu konaklara «hôtel particulier» denir. Bir konak genellikle sokaktan bir duvar ve büyük bir kapıyla ayrılırdı. Kapıdan bir avluya girilir, ana bina avlunun dibinde dururdu. Arkada çoğu zaman bir bahçe uzanırdı.

Saint-Germain semtinde yeni konaklar yükseldi.

Courtonne bu konağı yaparken bir de mimarlık kitabı yayımladı. Kitapta yapının planını örnek gösterdi ve iç düzenin nasıl kurulması gerektiğini anlattı. Avluyla bahçenin ekseni kaydığında, iç mekân bir dizi küçük ayarla yeniden dengelenmeliydi. Bu ayarların çoğu ziyaretçinin hiç görmeyeceği yerlerdeydi: bir merdivenin dönüşünde, bir dolabın arkasında, bir duvarın kalınlığında.

Kral da yeniden Versailles'a döndü. XV. Louis 1722'de saraya yerleşti. Ancak büyüdükçe kendi sarayının içinde başka bir hayat kurmaya başladı.

Büyük daireler törenler için kaldı. Kral yatağına törenle girer, sonra kalkıp başka bir odaya geçerdi. Küçük dairelerde ise yalnızca davet ettiği birkaç kişiyle yemek yer, kitap okur ya da yakın dostlarıyla sohbet ederdi. Saray iki katmana ayrılmıştı: herkesin gördüğü bir sahne ve yalnız seçilenlerin bildiği bir iç dünya.

Mekanizma — plan kitapları ve özel daireler

1730'ların sonunda bu yeni düzeni kâğıda en ayrıntılı geçiren kişi Jacques-François Blondel oldu.

Blondel ve çağdaşları bir konağın dairelerini işlevlerine göre ayırdı. Tören daireleri büyük ziyaretler içindi. Topluluk daireleri, ev sahibinin arkadaşlarını kabul ettiği salonları kapsıyordu. Bir de «kolaylık daireleri» vardı: yatak odası, giyinme odası, yazı odası, banyo ve tuvalet. Bu son grup gündelik hayatın, yorgunluğun ve bedenin bakımının yeriydi.

Kolaylık daireleri planın en dikkat isteyen kısmıydı. Hizmetkârın bu odalara efendisinin salonundan geçmeden ulaşması gerekiyordu. Mimarlar bunun için arka merdivenler, dar geçitler ve duvarın içine gizlenmiş kapılar tasarladı. Fransızcada bu geçitlere «dégagement» denir.

Koridor bu çözümlerin en sadesiydi. On yedinci yüzyılda konakların çoğunda koridor neredeyse yoktu. On sekizinci yüzyılda dar bir koridor, odaları dizinin dışından birbirine bağlamaya başladı. Bir odanın kapısını kapatmak artık bütün evin trafiğini durdurmuyordu.

Ev sahiplerinin dairesi de ayrıldı. Bir konakta karı ile kocanın çoğu zaman ayrı daireleri vardı. Her dairenin kendi salonu, yatak odası ve hizmet geçitleri bulunurdu. Bu ayrılık bir yakınlık eksikliği sayılmazdı. Soylu evliliği bir aile ittifakıydı ve iki ayrı hane gibi yürütülürdü.

Alman sosyolog Norbert Elias, konak planlarını bu toplumun bir belgesi olarak okudu.

Elias'a göre bir konağın planı sahibinin rütbesini, evliliğin biçimini ve gösterişin zorunluluğunu taşıyordu. Bir soylu, gelirinden fazlasını harcamak pahasına bile olsa konumuna uygun bir ev tutmak zorundaydı. Gösteriş, rütbenin ödenmesi gereken bir borcuydu.

Mekanizma — rocaille: kabuk, kaya ve kıvrım

«Rocaille» kelimesi önce bahçelerin diliydi. On altıncı ve on yedinci yüzyıllarda bahçe mağaralarının duvarları deniz kabuklarıyla, çakıllarla ve yapay kayalarla kaplanırdı. Bu işe ve bu malzemeye rocaille denirdi. 1730'larda kelime, kabuklardan ve kayalardan türetilen yeni bir süsleme dilini adlandırmaya başladı.

Yeni dil önce gravürlerle yayıldı. Süsleme gravürleri, kuyumcuların, oymacıların ve marangozların atölyelerinde örnek olarak kullanılırdı. Bir tasarım Paris'te basılır, birkaç yıl içinde başka kentlerin atölyelerine ulaşırdı.

Meissonnier Torino'da doğmuş bir kuyumcuydu. Paris'te sarayın süsleme tasarımcısı unvanını aldı. Gravürlerinde bir çerçevenin sol yanı sağ yanını tekrarlamaz. Bir kıvrım C harfi gibi kapanır, öbürü S harfi gibi uzanıp kaçar. Simetri bütünün düzeninde korunur, ayrıntıda ise bilerek bozulur.

Meissonnier aynı dili gümüşe de taşıdı.

İngiliz bir dük için yapılan bu kâseler, rocaille dilinin Paris dışına ne hızla çıktığını gösterir. Sofraya konan nesnenin üstünde, içinde pişen şeylerin hayvanları ve bitkileri dökme gümüşten yatıyordu. Masanın ortası bir natürmorta dönüşmüştü.

Duvarın dili ise oymacıların elindeydi. Nicolas Pineau bu dilin en etkili ahşap tasarımcılarından biriydi. Gençliğinde Rusya'ya gidip Büyük Petro için çalışmış, 1720'lerin sonunda Paris'e dönmüştü. Ahşap duvar kaplamaları için yaptığı çizimler gravürle basıldı ve yaygınlaştı.

Fransızcada bu oymalı ahşap kaplamaya «boiserie» denir. Duvar artık resimli halılarla örtülmüyor, açık renkli ahşapla kuşatılıyordu. Oyma çerçeveler duvarı dik dikdörtgenlere bölüyor, her bölmenin köşesinde bir kabuk ya da bir dal kıvrılıyordu. Çerçeveler duvardan tavana geçerken saçağın düz çizgisini yumuşatıyordu.

Odanın bugünkü yeri de bir soru taşır. Varengeville odası Paris'teki konaktan sökülmüş, yüzyıllar içinde el değiştirmiş ve bir müzede yeniden kurulmuştur. Bazı parçalar sonradan eklenmiş ya da yenilenmiştir. Müzelerdeki bu «dönem odaları», bir iç mekânın orijinali ile sonradan kurulmuş bütünü arasındaki farkı hep birlikte taşır.

Şöminenin üstündeki ayna bu odaların merkeziydi. On yedinci yüzyılda şömine çoğu zaman yüksek, ağır bir yapıydı ve üstü resimle ya da heykelle doldurulurdu. Yeni odalarda şömine alçaldı, mermer çerçevesi inceldi ve üstüne duvar boyunca yükselen bir ayna yerleşti. Fransız cam manüfaktürleri artık büyük ve parlak levhalar dökebiliyordu.

Ayna ile şömine bir birlik kurdu. Akşam mumların ve ateşin ışığı aynada çoğalıyordu. Karşı duvara konan ikinci bir ayna, odayı sonsuz bir dizi gibi derinleştiriyordu. Soubise'in oval salonunda bu oyun en ileri noktasına varır. Salonun kemerleri üstünde Charles-Joseph Natoire'ın resimleri yer alır.

Resimler duvarın içine gömülmüştü. Çerçeveleri, boiserie'nin kıvrımlarıyla aynı oymacının elinden çıkmış gibi akıyordu. Tablo odanın kaplamasına katılmıştı ve onu indirmek duvarı sökmek demekti.

Mekanizma — Alman saraylarında rokoko

Fransız süsleme gravürleri Alman prensliklerine hızla ulaştı. Kutsal Roma İmparatorluğu yüzlerce küçük devletten oluşuyordu ve her prens kendi sarayını istiyordu. Dresden'de bu yarış yüzyılın başında başladı.

Zwinger, Saksonya prensinin bayramlar ve gösteriler için yaptırdığı bir avluydu. Yapı Fransız rocaille'inden önce gelir ve İtalyan Barok'unun dilini konuşur. Yine de figürlerin, kabukların ve vazoların yüzeyi kaplayan bolluğu Alman rokokosuna bir zemin hazırladı.

Münih'te Fransız dilini en ince biçimde uygulayan kişi saray cücesi olarak hayata başlamıştı. François de Cuvilliés, Bavyera prensinin hizmetine çocuk yaşta girdi. Prens onu mimarlık öğrenmesi için Paris'e gönderdi.

Bavyera prensi köşkü karısı Maria Amalia için yaptırdı. Gümüş ile mavinin birlikteliği, Paris'in beyaz ve altınından ayrılır. Aynalar bahçeyi içeri alır, kabartmalardaki kuşlar pencereden görünen ağaçlara karışır.

Würzburg'da prens piskoposlar yeni bir sarayı uzun yıllara yayılan bir çalışmayla tamamladı. Mimar Balthasar Neumann'ın merdiveni, sütunsuz geniş bir tonozla örtülmüştü.

Merdivenden çıkan konuk başını kaldırdıkça tavan açılır. Önce bir kıta, sonra bir başkası görünür ve en sonda Avrupa, piskoposun portresiyle karşınıza çıkar. Tavanın Amerika ve Afrika figürleri, Avrupalı bir sarayın dünyanın geri kalanını egzotik bir geçit töreni gibi dizdiğini gösterir ve kursun son dersinde yeniden açılacak bir soruyu taşır.

Prusya kralı Büyük Friedrich ise Potsdam'da kendi eskizlerinden bir yazlık ev yaptırdı.

Fransızca adı «kaygısız» anlamına gelir. Kral burada birkaç konuğuyla yemek yer, flüt çalar ve Fransızca yazan filozoflarla tartışırdı. Köşkün tek katlı oluşu bir tercihti. Yatak odası, kitaplık ve müzik odası bahçeye doğrudan açılıyordu.

Mekanizma — Çin modası ve porselen odaları

Avrupa'da Çin'e duyulan merak bu odalara da girdi. Fransızcada bu modaya «chinoiserie» denir. Kaynağı, Çin'den ve Japonya'dan gelen porselen, lake ve ipek ile Avrupalı gezginlerin yazdıklarıydı. Ortaya çıkan dünya Çin'in kendisine pek az benziyordu.

Maymunlar insanların işlerini taklit ederek insanla alay ediyordu ve Çinli figürler de bu oyunun parçasıydı. Uzak bir ülke bir sahne dekoruna, bir şakanın arka planına dönüşmüştü.

Potsdam'da da aynı yıllarda bir Çin evi yükseldi.

Porselen bu modanın en değerli malzemesiydi. Avrupa porseleninin gizi Saksonya'da çözülmüş, birçok saray kendi fabrikasını kurmuştu. Napoli kraliçesi Maria Amalia, Münih'teki adaşından başka biriydi. Saksonya prensinin kızıydı ve porseleni çocukluğundan tanıyordu.

Burada porselen bir rafın üstünde duran nesne olmaktan çıkıp duvarın kendisi oldu. Oda bir kraliçenin özel köşesiydi, birkaç kişiden fazlasını almazdı.

Mekanizma — mobilya, lonca ve damga

Küçük odalar yeni mobilyalar istedi. Oturma eşyası hafifledi, kollar ve ayaklar kıvrıldı, sırtlar bedene uyacak biçimde eğildi. Her odanın kendi koltukları vardı ve bunların bir kısmı duvara dayalı dururken bir kısmı sohbetin ortasına çekilirdi.

Paris'te mobilya yapımı loncalara bağlıydı. Ahşap koltukları ve oymalı çerçeveleri yapan marangozlar ile değerli ağaçlarla kaplama yapan ustalar aynı loncanın iki koluydu. Kaplama ustasına «ébéniste» denirdi. Kelime abanoz ağacından gelir.

Bu harfler loncanın denetçilerinin mobilyayı incelediğini gösteriyordu. Ustanın damgası ise yapanı kayda geçiriyordu. Bugün bir müzedeki komodinin kime ait olduğu çoğu zaman bu damgadan anlaşılır. Kraliyete çalışan ve loncanın dışında kalabilen ustalar ise damga basmak zorunda değildi, bu da atıf işini zorlaştırır.

Bu ustanın damgası yalnız baş harflerinden oluşuyordu ve adı yirminci yüzyılda bu harflerin çözülmesiyle yeniden bulundu. Lake panolar Japonya'dan ya da Çin'den gelen paravanlardan kesilirdi. Paris'te bu malzemeyi satan tüccarlar, ustalara hangi parçanın neyle kaplanacağını da çoğu zaman önerirdi.

Mahremiyet mobilyanın içine de girdi. XV. Louis'nin iç odası için kilitli bir yazı masası yapıldı.

Kralın mektupları ve belgeleri bu kapağın altındaydı. Anahtar yalnız kraldaydı. Bir saray odasındaki en değerli nesne, bir hükümdarın gizlerini bütün saraydan saklamak için tasarlanmıştı.

Mekanizma — kadınlar, sohbet ve mahremiyetin tarihi

Bu odaların çoğu kadınların yönettiği bir toplumsal hayatın sahnesiydi. Bir konağın hanımı belirli günlerde konuk kabul eder, sohbeti yönetir, kimin kiminle tanışacağını belirlerdi. Paris'in bu kabul günleri yazarları, bilginleri ve sanatçıları soylularla bir araya getirdi. O salonların düşünce hayatındaki yeri bu kursun ilerleyen bir dersinde ayrıca ele alınacak.

Hamilik de bu çevreden geldi. Madame de Pompadour, 1745'ten sonra XV. Louis'nin resmî gözdesi oldu. Kendisi için Paris ile Versailles arasındaki tepelerde Bellevue adlı bir şato yaptırdı. Bellevue devrimden sonra büyük ölçüde yıkıldı ve bugün yalnız belgelerden ve dağılmış eşyalardan tanınır.

Pompadour'u bir sevgiliden ibaret görmek, onun bir hami olarak verdiği kararları silmek olur. Porselen fabrikasına, tiyatroya ve mimarlara verdiği destek belgelerde izlenir. Ancak dönemin yergici şiirleri de onu sık sık hedef aldı. Bir kadın haminin zevki, erkek eleştirmenlerin gözünde kolayca savurganlık diye okundu.

Mahremiyetin bir tarihi olabilir mi? Fransız tarihçi Philippe Ariès ile Georges Duby, 1980'lerde birçok yazarın katkısıyla «Özel Hayatın Tarihi» adlı bir dizi yönetti. Dizinin on altıncı ile on sekizinci yüzyıllara ayrılan cildi, bireyin yalnız kalabildiği mekânların çoğalmasını izler. Yazı odası, kişisel kitaplık, kilitli çekmece ve tek kişilik yatak odası bu tarihin nesneleridir.

Elias da benzer bir süreci başka bir yoldan anlattı. Ona göre saray toplumunda insanlar bedenlerini, duygularını ve gündelik işlerini giderek daha çok başkalarının gözünden çekti. İki yaklaşım da tartışıldı, çünkü mahremiyet sınıftan sınıfa, kentten kente çok farklıydı. Bir prensesin oval salonu ile bir hizmetkârın merdiven altındaki yatağı aynı yüzyılın evlerindeydi.

Son olarak adın kendisi. «Rokoko» kelimesi bu süslemeyi yapanların kullandığı bir sözcük değildi. Yüzyılın sonunda, David'in atölyesinde Antikçağ'ın yalınlığını ölçü alan öğrencilerin bu süslemeyle alay ederken rocaille kelimesinden türettiği söylenir. Bu anlatının dayanağı büyük ölçüde on dokuzuncu yüzyılda yazılmış bir anı kitabıdır. Kelime Barok gibi bir hakaret olarak doğdu ve zamanla bir dönemin adına dönüştü.

Kalıcı araçlar

Bir iç mekânı planından oku. Kapıların hangi eksende açıldığını, bir odaya kaç yoldan ulaşıldığını ve hizmetkârın hangi geçidi kullandığını işaretle.

Odaları işlevlerine göre ayır. Bir salonun törene mi, topluluğa mı, yoksa gündelik hayata mı ait olduğunu sor, çünkü bezemenin dili buna göre değişir.

Bir süsleme motifini gravüründen izle. Bir kabuk ya da kıvrım bir duvarda, bir gümüş kâsede ve bir çerçevede görünüyorsa ortak kaynağı bir süsleme kitabında ara.

Bir dönem odasında orijinal parçayı sonradan kurulmuş bütünden ayır. Odanın hangi konaktan, hangi yıllarda söküldüğünü ve neyin yenilendiğini müzenin kayıtlarından bul.

Bir mobilyanın arkasına bak. Lonca damgası, ustanın harfleri ve satıcının etiketi, nesnenin kimin elinden çıktığını ve hangi kuralla denetlendiğini söyler.

Kilitli olanı ciddiye al. Bir anahtar, bir gizli kapı ya da bir yazı masasının kapağı, bir odada kimin neyi kimden sakladığının belgesidir.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Rokoko, on sekizinci yüzyıl sanatçılarının kendi üsluplarına verdikleri addır."
Doğrusu

Dönemin ustaları rocaille ya da «modern zevk» gibi adlar kullanıyordu. Rokoko kelimesi yüzyılın sonunda bir alay sözcüğü olarak türetildi.

Yaygın yanlış"Rokoko, Barok'un yalnızca daha süslü bir hâlidir."
Doğrusu

Değişim önce planda oldu. Odalar küçüldü, koridorlar ve özel daireler eklendi, bezeme bu yeni ölçüye göre inceldi ve açıldı.

Yaygın yanlış"Bir müzedeki on sekizinci yüzyıl odası, olduğu gibi taşınmış bir bütündür."
Doğrusu

Bu odaların çoğu sökülmüş, el değiştirmiş ve yeniden kurulmuştur. Parçaların bir kısmı başka yerlerden gelmiş ya da yenilenmiş olabilir.

Yaygın yanlış"Chinoiserie odaları Çin sanatını gösterir."
Doğrusu

Bu odalar Avrupalı ustaların Çin'i nasıl hayal ettiğini gösterir. Gerçek Asya malzemesi, kesilip Avrupa mobilyasına uyarlanan lake panolarda olduğu gibi, çoğu zaman bu hayalin içine yerleştirildi.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: XIV. Louis'nin 1715'teki ölümünden sonra soyluların bir bölümü Paris konaklarına döndü ve iç mekân küçüldü. Sıra sıra açılan odaların yanına koridorlar, gizli geçitler ve kolaylık daireleri eklendi, Courtonne ve Blondel bu dağıtımı plan kitaplarında anlattı. Rocaille dili Meissonnier'nin ve Pineau'nun gravürleriyle yayıldı, oymalı ahşap kaplama, ayna ve alçak şömine yeni odanın bezemesini kurdu. Soubise'in oval salonu, Amalienburg'un ayna salonu, Würzburg'un merdiveni ve Sanssouci bu dili farklı saraylara taşıdı. Chinoiserie ve porselen odaları uzak bir dünyayı bir sahne dekoruna çevirdi. Lonca damgaları mobilyanın ustasını kayda geçirdi, kilitli masalar ve gizli kapılar mahremiyeti planın ve eşyanın konusu yaptı. Rokoko adı ise yüzyılın sonunda bir alay sözcüğü olarak doğdu.

Sonraki derse köprü

Natoire'ın Psykhe panoları gibi, bu odalara giren resimlerin çoğu duvarın kıvrımlarına uyacak ölçüde ısmarlandı. Watteau'nun kır şenlikleri, Boucher'nin tanrıçaları ve Fragonard'ın sevgilileri, konak sahiplerinin ve onların konuklarının gözü için boyandı. Yüzyılın ortasında bazı yazarlar aynı tuvallere başka bir gözle bakmaya başladı. Resimden yurttaşı eğitmesini bekliyor, pembe tenli çıplaklarda yalnız lüksün ve gevşekliğin izini görüyorlardı. Bir kabul salonunda hoş karşılanan aynı Venüs, bir eleştirmenin sayfasında bir ahlak davasının sanığına dönüştü.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-320 — Rokoko, Aydınlanma, Neoklasisizm ve Devrimler →

12 bölümden 1. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga