Ders KRO-317.15 · Avrupa Rönesansları

Baskı kültürü ve görüntünün çoğalması

3.321 kelime · 19 eser örneği · yaklaşık 15 dakika okuma · seslendirme 22 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: Kâğıt ve tahta kalıp ucuz dindar resimleri mümkün kıldı. Blok kitap resim ile yazıyı aynı tahtaya oydu. Gutenberg'in harfleri kitabı çoğalttı ve ağaç baskıyı kitabın resmi yaptı. Bakır gravür Usta E.S. ve Schongauer'in elinde imzalı bir sanata, Pollaiuolo ve Mantegna'nın elinde model sayfasına dönüştü. Dürer ile Marcantonio öyküsü imzanın bir değer olduğunu gösterdi. Aşındırma ressamın çizimine yakın bir yol açtı. Reform baskıyı propagandaya, Vesalius bilgiye çevirdi. Anvers'in yayınevleri ve Roma'nın albümleri onu ticarete ve koleksiyona dönüştürdü.

Açılış: Frankfurtlu tüccara yazılan mektup

Önceki derste beş kuzeyli ressamı kendi kentleri ve patronları içinde izledik. Onlardan biri, Nürnbergli Albrecht Dürer, 1509'da bir sorunla boğuşuyordu. Frankfurtlu tüccar Jakob Heller ondan büyük bir sunak panosu ısmarlamıştı. İş uzadıkça ressam Heller'e mektuplar yazıp daha fazla para istedi.

Mektuplardan birinde Dürer, bu kadar özenli bir panonun kazandırdığından fazlasına mal olduğunu yazar. Bundan sonra gravürlerine bağlı kalacağını da bildirir. Avrupa'nın en ünlü ressamlarından biri, kârı kâğıda basılan yüzlerce resimde görüyordu.

Elli yıl önce böyle bir hesap yapılamazdı. Bu ders, aynı imgenin yüzlerce kez basılabildiği bir dünyanın nasıl kurulduğunu ve sanatı, sanatçıyı ve izleyiciyi nasıl değiştirdiğini soruyor.

Dersin yolu

Tahta kalıbın ucuz dindar resimlerinden ve resimli kitaptan başlayıp kuyumcuların bakır gravürüne, renkli kalıplara, imza ve kopya sorununa ve aşındırmaya ilerleyeceğiz. Son bölümler baskının Reform'da, bilimde, yayıncılıkta ve koleksiyonda oynadığı role ayrılıyor.

Sıfır noktası: bir kitap kapağının içindeki aziz

On dördüncü yüzyılın sonunda Alp'lerin kuzeyinde kâğıt değirmenleri kurulmaya başladı. Nürnberg'de Ulman Stromer adlı bir tüccar 1390'da böyle bir değirmen açtı. Paçavradan yapılan kâğıt, hayvan derisinden yapılan parşömenden çok daha ucuzdu. Ucuz bir yüzey, ucuz bir resmin ilk koşuluydu.

Bugün bilinen en eski tarihli Avrupa baskılarından biri, bir manastır kütüphanesindeki ciltte bulundu.

Yaprak, Buxheim'daki Kartuziyen manastırına ait bir el yazmasının kapağının içine yapıştırılmıştı. Bu yüzden korundu. Alttaki yazı, Kristof'un yüzünü gören kişinin o gün kötü bir ölümle ölmeyeceğini söyler. Böyle resimler hac yerlerinde ve panayırlarda satılıyor, duvara asılıyor, sandık kapağına yapıştırılıyordu. Çoğu bu kullanımda yıprandı ve yok oldu.

Mekanizma — tahta kalıp ve blok kitap

Ağaç baskıda usta, yumuşak bir tahtanın düz yüzüne resmi çizer. Sonra çizginin iki yanındaki tahtayı bıçakla oyup atar. Kabartma olarak kalan çizgiye mürekkep sürülür, üstüne kâğıt konur ve bastırılır. Yüzeyde kalan her şey basılır, oyulan her şey beyaz kalır.

İş çoğu kez iki ele bölünüyordu: ressam çiziyor, oymacı çizgiyi tahtada ortaya çıkarıyordu. Dürer gibi büyük adlar kalıbı genellikle kendisi oymadı. "Dürer'in ağaç baskısı" dediğimiz şey, adı çoğu zaman bilinmeyen bir oymacının emeğini de taşır.

Kalıba yazı da oyulabiliyordu. On beşinci yüzyılın ortasında sayfaları baştan sona tek bir tahtadan basılan kitaplar ortaya çıktı.

Adı "yoksulların İncili" demektir, ama kitabın din adamlarına vaaz malzemesi sunduğu düşünülüyor. Bir sahneyi Eski Ahit'teki eşiyle birlikte okuma alışkanlığı ortaçağ el yazmalarından gelir. Blok kitap bu alışkanlığı tahtaya taşıdı. Ama harfleri tek tek oymak zahmetliydi ve tek bir hata bütün sayfayı bozuyordu.

Mekanizma — hareketli harf ve resimli kitap

Mainz'da Johannes Gutenberg'in atölyesi bu soruna başka bir yoldan yaklaştı. Her harf için ayrı bir metal kalıp döküldü. Harfler satır satır dizilip basıldı, sonra çözülüp yeniden kullanıldı. Bir şarap sıkma presine benzeyen makine, sayfayı eşit güçle bastırıyordu.

Kitap basıldığında henüz bitmiş sayılmazdı. Kırmızı başlıkları ve büyük baş harfleri, nüshayı alanın seçtiği bir süsleyici elle ekledi. Bu yüzden her nüsha biraz farklıdır. Toplam nüsha için yaklaşık yüz seksen tahmini sıkça yapılır, bugün ellinin altında bir bölümü kaldı. Geleceğin papası Enea Silvio Piccolomini, 1455'te yazdığı bir mektupta Frankfurt'ta bu kitabın forma yapraklarını gördüğünü anlatır.

Matbaa resme kitapta yeni bir iş verdi. Harflerle aynı yükseklikte kesilen tahta kalıp, aynı sayfada ve aynı presle basılabiliyordu. Bakır levha ise ayrı bir baskı gerektiriyordu. Bu teknik ayrıntı, ağaç baskıyı yüzyıl boyunca kitabın resmi yaptı.

Resimler, Michael Wolgemut ile üvey oğlu Wilhelm Pleydenwurff'un atölyesinden çıktı. Genç Dürer bir süre Wolgemut'un çırağı olmuştu. Kitapta kalıplar defalarca kullanılır. Aynı kent görünümü farklı sayfalarda farklı kentlerin adıyla basılır, aynı kral yüzü başka bir hükümdarın yerine geçer. Resim okura "burada bir kent var" diyen bir işaret sunuyordu.

Birkaç yıl sonra Venedik'te bambaşka bir resimli kitap basıldı.

Bölümlerin baş harfleri yan yana okununca, Francesco Colonna adlı bir keşişin Polia'yı çok sevdiğini söyleyen bir cümle çıkar. Resimleri kimin çizdiği bilinmiyor. Harf ile resim aynı açık düzeni paylaşır, kimi sayfalarda metin bir kadeh biçiminde daralır. Kitap sonraki yüzyıllarda bahçe tasarımcılarına bir imge deposu oldu.

Mekanizma — kuyumcunun kalemi

Bakır gravürde yön tersine döner. Usta, cilalı bir bakır levhaya buren denen çelik kalemle oluklar kazır. Mürekkep sürülüp yüzey silinince mürekkep yalnız oyuklarda kalır. Nemli kâğıt levhayla birlikte iki silindir arasından büyük bir basınçla geçirilir ve oyuklardaki mürekkebi emer.

Teknik, metal kaplara ve sunak eşyalarına zaten çizgi kazıyan kuyumcuların atölyelerinden çıktı. İlk gravürcülerin çoğunun adını bilmiyoruz. Sanat tarihçileri onlara baskılarındaki işaretlerden adlar verdi.

Yukarı Ren bölgesinde çalışan bir gravürcü, baskılarının bir kısmını iki harfle imzaladı ve bazılarına tarih attı.

İsviçre'deki Einsiedeln manastırı Meryem'e adanmış bir hac yeriydi. 1466'da, şapelin meleklerce kutsandığına inanılan günün büyük bayramı kalabalık hacıları manastıra topladı. Baskının onlara satılmak üzere yapıldığı düşünülüyor. Hacı, eve kâğıttan bir şapel götürüyordu. Ustanın monogramı, bir sanatçının kendi baskısını işaretlemesinin erken örneklerindendir.

Birkaç yıl sonra Colmar'da bir kuyumcunun oğlu, gravürü ressam ölçüsünde bir sanata çevirdi. Martin Schongauer de baskılarını bir monogramla imzaladı.

Schongauer ince çapraz çizgilerle deriyi, pulu ve kumaşı birbirinden ayırdı. Baskı hızla Alp'leri aştı. Vasari'ye göre genç Michelangelo bu gravürü boyayla kopyaladı ve şeytanların renkleri için balık pazarında pulları inceledi. Bu öyküyle ilişkilendirilen küçük bir pano var, ama Michelangelo'ya atfı tartışmalı.

Mekanizma — İtalya'da çıplak beden

Floransa'da da gravür kuyumcu atölyelerinden çıktı. Kuyumcu, ressam ve heykeltıraş Antonio del Pollaiuolo'nun bilinen tek gravürü, yalnız baskı için tasarlanmış büyük ve iddialı bir sayfaydı.

Konu bilinmiyor, belki de hiç yoktu. Sayfa aynı bedeni önden, arkadan, gerilmiş ve bükülmüş olarak gösterir, kasları paralel çizgilerle gölgeler. Bu yüzden atölyelerde bir model sayfası olarak dolaştı ve çıraklar figür kalıplarını ondan kopyaladı. Levhadaki ad, kâğıdın ünü uzak kentlere taşıyabileceğini bilen bir sanatçıyı gösterir.

Mantua'nın saray ressamı Andrea Mantegna da baskıyı ciddiye aldı. Gravürlerini kendi elinin mi, atölyesinin mi kazıdığı tartışılıyor.

Friz, antik lahitlerdeki deniz canlılarını andırır. 1494'te genç Dürer bu baskının bir parçasını kalemle dikkatle kopyaladı ve o çizim bugün Viyana'da, Albertina'dadır. Dürer İtalyan resmini önce baskılardan tanımıştı. Kâğıt, Alp'lerin iki yanı arasında iki yönlü bir okul oldu.

Mekanizma — dev yapraklar ve renkli kalıplar

On altıncı yüzyılın başında baskı boyut ve renk sınırlarını da zorladı.

Nürnbergli tüccar Anton Kolb, baskıyı belli bir süre yalnız kendisinin satabilmesi için Venedik yönetiminden izin aldı. Bu ayrıcalığa privilegio deniyordu ve çoğu kez yatırımı yapan yayıncıyı koruyordu. Resim havadan görülmüş bir kent sunar, oysa böyle bir bakış noktası o gün yoktu. Kent, yüksek yerlerden yapılan çizimler birleştirilerek kurulmuş olmalı.

Renk de aynı yıllarda kalıba girdi. Augsburg'da ressam Hans Burgkmair ile oymacı Jost de Negker, birden fazla kalıp kullanarak tonlu baskılar denedi.

Bir kalıp siyah çizgiyi, ötekiler renk tonunu ve açıkta bırakılan ışıkları veriyordu. Sonuç, renkli kâğıda çizilip beyazla aydınlatılmış bir desene benzer. Bu baskılara İtalyanca chiaroscuro, açık-koyu baskı denir.

İtalya'da Ugo da Carpi, 1516'da Venedik yönetimine başvurup renkli ağaç baskıda yeni bir yöntem bulduğunu söyleyerek ayrıcalık istedi.

Tavuk, antik bir öyküyü anar. Platon insanı tüysüz iki ayaklı bir canlı diye tanımlayınca, Diogenes bir tavuğu yolup "İşte Platon'un insanı" demişti. Ugo'nun Almanya'daki denemelerden haberi olup olmadığı bilinmiyor. Kesin olan, renkli baskının birkaç kentte birden pazar bulmasıdır.

Mekanizma — monogram ve kopya

Çoğaltılabilen kopyalanabiliyordu da. Dürer 1490'ların sonundan itibaren baskılarını, büyük bir A'nın altına yerleştirdiği küçük bir D ile işaretledi. Alıcı için bir kalite güvencesi olan bu işaret, kopyacının taklit edeceği ilk şeydi.

Vasari, Marcantonio Raimondi'nin yaşamöyküsünde bir olay anlatır. Genç Bolonyalı gravürcü Venedik'te, San Marco Meydanı'nda Dürer'in baskılarını satın almış. Onları bakıra kopyalamış ve monogramı da eklemiş. Kopyalar Dürer'in işleri sanılarak satılmış.

Vasari'ye göre Dürer bunu öğrenince Venedik'te şikâyetçi oldu. Sonuç sınırlıydı: Marcantonio kopyalamayı sürdürebilecek, yalnız monogramı kullanamayacaktı. Araştırmacılar öyküyü ölçülü okuyor, çünkü Vasari dizileri karıştırmış olabilir ve bir mahkeme kaydı bilinmiyor. Yine de Dürer'in kaygısı belgelidir. 1511'de dizilerini kitap olarak bastığında, sonuna imparatorun verdiği ayrıcalığı hatırlatan ve taklitçileri cezayla uyaran bir not ekledi.

Kopyalanan, sahnelerden çok imzanın garanti ettiği addı. Pazar, sanatçının adını bir değer kaynağına dönüştürüyordu. Marcantonio ise kopyacılıktan yetişip Roma'da Raphael'in çizimlerini yayan gravürcü oldu.

Kuzeyde Dürer'in genç bir rakibi vardı. Leidenli Lucas van Leyden çok genç yaşta ün kazanmıştı. Vasari onu Dürer ile birlikte anıp gravürlerinin inceliğini över.

Sahnede kutsal öykü de mitoloji de yok. Gündelik bir kır anıdır, ama bakışlardaki gerilim onu bir aşk imasına yaklaştırır. Kimi araştırmacılar süt kovasını dönemin halk dilindeki cinsel çağrışımlarla okur. Böyle bir konuyu bir pano için ısmarlayan zor bulunurdu. Baskı, alıcısını pazarda aradığı için yeni konular deneyebiliyordu.

Mekanizma — asit ve demir

Üçüncü teknik, demir plakaları asitle süsleyen zırh atölyelerinden çıktı. Augsburg'da Daniel Hopfer bu yöntemi baskıya uyguladı. Plaka asidin işlemediği bir vernikle kaplanır, usta bu tabakayı bir iğneyle çizer. Aside batırılan plakada yalnız çizilen yerler aşınıp oyuk olur ve baskı gravürdeki gibi alınır. Bu tekniğe aşındırma, İngilizce etching denir.

Buren ile oluk kazımak güç ve yavaş bir işti, iğne ise vernikte kalem gibi kayıyordu. Dürer 1515 ile 1518 arasında demir üstüne birkaç aşındırma yapıp tekniği bıraktı. Lucas van Leyden 1520'de bakırda aşındırma ile gravürü birleştirdi. İtalya'da Parmigianino'nun aşındırmaları, ressamın çizimine en yakın baskı türünün bu olabileceğini gösterdi. Teknik, bir sonraki yüzyılda Rembrandt'ın elinde olgunlaşacaktı.

Mekanizma — broşür savaşı

1517'den sonra Martin Luther'in yazıları kısa ve ucuz broşürler hâlinde Alman kentlerine yayıldı. Pek çoğunun kapağında bir ağaç baskı vardı. Okuma bilmeyen, resmi başkasından dinlediği metinle birleştiriyordu.

Wittenberg'de saray ressamı Lucas Cranach, Luther'in yakın dostuydu ve atölyesi onun portrelerini de üretti.

Broşür, Biblia pauperum'un eşleştirme düzenini tersine çevirir. Orada bir sahne ötekini haber veriyordu, burada yalanlıyor. Resimlerin altındaki kısa metinler karşılaştırmayı İncil'den ve kilise hukukundan alıntılarla destekler. Katolik taraf da kendi resimli broşürleriyle yanıt verdi.

Reform imgeyi hem kullandı hem sorguladı. Kimi kentlerde kilise heykelleri kırılırken basılı resim ev ev dolaşıyordu.

Mekanizma — gözle görülen bilgi

Elle kopyalanan bir bitki ya da beden resmi her kopyada biraz bozuluyordu. Basılı resim ise binlerce okura aynı çizgiyi ulaştırıyordu.

Vesalius Padova'da anatomi dersi veren genç bir hekimdi. Resimlerin çizeri kesin olarak bilinmiyor; Jan Steven van Calcar'a ya da Tiziano'nun atölyesine bağlanıyor. Kalıplar Venedik'te kesilip Alp'leri aşarak Basel'e gönderildi. Yüzyıllarca korunan kalıplar 1944'te Münih'te bir hava saldırısında yok oldu. Kapak sayfasındaki hekim, eski metni okuyan hocanın yerine bedeni kendi eliyle açıyordu.

Mekanizma — Anvers'te bir yayınevi

Yüzyılın ortasında baskı kendi işletmeleri olan bir ticarete dönüştü. 1548 dolayında ressam Hieronymus Cock, Kuzey Avrupa'nın büyük limanı Anvers'te Dört Rüzgâr, Aux Quatre Vents adlı bir yayınevi açtı. Tasarımı ressamdan alıyor, gravürcüye kazıtıyor, basıp satıyordu. Levhanın sahibi yayıncıydı, tasarımcının ve gravürcünün adı alt kenarda küçük harflerle yer alıyordu.

Cock'un en verimli tasarımcılarından biri genç Pieter Bruegel'di.

Sahne, güçlünün zayıfı yuttuğunu söyleyen atasözünü resmeder. Bruegel'in çizimi onun imzasını taşır. Baskının alt kenarında ise buluşun sahibi olarak Hieronymus Bosch'un adı yazılıdır. Bosch kırk yılı aşkın bir süre önce ölmüştü ve yapıtları çok rağbet görüyordu. Yayıncı, satış için baskıyı ünlü bir adın altına koymuştu. Baskıdaki ad bazen eli, bazen bir pazarlama kararını gösterir.

Anvers'ten çıkmayan bir müşteri, Cock'un dükkânında Raphael'in kompozisyonlarını, Roma harabelerini ve köylü düğünlerini aynı raftan alabiliyordu.

Mekanizma — albüm, dolap ve dünya

Baskılar çoğaldıkça toplayıcılar yaprakları konularına ya da sanatçılarına göre albümlere yapıştırıp dolaplarda saklamaya başladı. Roma'da baskı satan Antonio Lafreri bu alışkanlığa bir çerçeve verdi.

Adı "Roma'nın görkeminin aynası" demektir. Kente gelen yolcular Roma'yı eve bu yapraklarla götürüyordu. Hiç gelmemiş bir alıcı da Colosseum'u ve Laocoön grubunu sayfa sayfa görebiliyordu. Hangi yaprağın seçildiği, alıcının neyi önemli saydığını gösterir.

Toplayıcıların en hırslılarından biri Sevilla'daydı. Kristof Kolomb'un oğlu Hernando Colón, büyük bir kütüphane kurdu ve gezdiği her kentte kitap ve baskı satın aldı.

Baskıların kendisi bugün kayıp, geriye bu liste kaldı. Kutsal sahneler, haritalar, süs desenleri, portreler ve kent görünümleri aynı dolapta duruyordu. Düzeni sanatçının adından çok konu ve kullanım belirliyordu. Sanat ile bilgi arasındaki sınır henüz çizilmemişti.

Baskılar Avrupa'nın sınırında da durmadı. Amerika'ya giden misyonerler Flaman ve İtalyan gravürlerini götürdü. Yeni İspanya'daki yerli ressamlar kilise duvarlarını bu kâğıtlardan yola çıkarak boyadı. 1580'de Cizvitler, Babür hükümdarı Ekber'in sarayına Anvers'te basılmış gravürlü bir çok dilli İncil götürdü. Saray ressamları bu figürleri kendi resimlerine aktardı. Bu yolculuklar kursun kapanış dersinde yeniden açılacak.

Karşılaştırma: kopya ve aura

Alman düşünür Walter Benjamin, 1930'ların ortasında teknik olarak yeniden üretilebilirlik çağında sanat eseri üzerine bir deneme yazdı. Bir eserin belli bir yerde ve zamanda bulunan biricikliğine aura adını verdi. Ona göre fotoğraf ve film bu aurayı zayıflatıyordu.

Benjamin, ağaç baskının ve gravürün daha eski yeniden üretim biçimleri olduğunu kendisi de not eder. Bu dersin örnekleri kurama ölçülü yaklaşmayı öğretiyor. Buxheim'daki aziz belki yüzlerce kez basıldı. Ama bir kitabın içinde tek nüsha olarak korundu ve bugün biricik bir nesnedir. Gutenberg İncili'nin her nüshası elle boyandığı için birbirinden farklıdır. Lafreri'nin albümleri ise seri üretim yaprakları kişisel bir bütüne dönüştürdü.

Baskı, biriciklik ile çokluk arasında yeni dereceler yarattı. Levha aşındıkça çizgiler zayıflar ve geç basılan yapraklar soluklaşır. Erken ve keskin bir baskı, toplayıcının gözünde daha değerlidir. Çoğalan görüntü kendi nadirlik ölçüsünü doğurdu.

Ün de değişti. Panolar bir kilisede kalırken baskılar ressamı onu hiç görmemiş insanlara tanıtıyordu. Raphael'in bedenleri Marcantonio'nun gravürleriyle Avrupa'yı dolaştı. Baskı ressamlar için bir model kitabı oldu. Bir atölyede kopyalanan gravür, başka bir kentin sunağında bir figür olarak yeniden çıkabiliyordu.

Kalıcı araçlar

Tekniği sor. Ağaç baskı kabartmadır ve harfle aynı sayfaya basılır. Gravür ve aşındırma oyuk baskıdır, ayrı bir pres ister.

Elleri ayır. Alt kenarda tasarımcı, gravürcü ve yayıncı ayrı ayrı yazabilir. Kimin neyi yaptığını kontrol et.

İmzayı bir iddia olarak oku. Monogram bir kalite güvencesi, yayıncının yazdığı ad ise bir satış kararı olabilir.

Hayatta kalma yanlılığını hesaba kat. Ucuz dindar baskıların çoğu kullanılarak yok oldu. Elimizdekiler çoğu kez bir kitabın içinde korunmuş olanlardır.

Nüshayı not et. Aynı levhadan basılan yapraklar, levhanın yaşına ve mürekkebe göre ayrılır.

Kopyanın yolunu izle. Bir figürün gravürden bir sunağa ya da başka bir kıtadaki bir duvara nasıl geçtiğini sor.

Albümü ve envanteri bir kaynak olarak kullan. Bir toplayıcının sınıflandırması, onun çağında neyin bir arada görüldüğünü anlatır.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Baskı, matbaayla birlikte doğdu."
Doğrusu

Avrupa'da tahta kalıptan basılan resimler, Gutenberg'in hareketli harflerinden onlarca yıl önce dolaşıyordu. Buxheim Aziz Kristof'u 1423 tarihini taşır.

Yaygın yanlış"Dürer'in ağaç baskılarını Dürer kendi eliyle oydu."
Doğrusu

Dürer resmi çizdi. Tahtayı oyan, çoğu zaman adı bilinmeyen uzman oymacılardı.

Yaygın yanlış"Dürer, Marcantonio'yu mahkemeye verip kopyaları yasaklattı."
Doğrusu

Bu öykü Vasari'den gelir ve belgeyle doğrulanmıyor. Vasari'nin anlatısında bile kopyalama sürmüş, yalnız monogramın kullanımı yasaklanmıştır.

Yaygın yanlış"Ucuz baskılar, bir resmin değersiz kopyalarıdır."
Doğrusu

Pollaiuolo'nun Çıplakların Savaşı ya da Usta E.S.'nin Einsiedeln Meryemi baştan baskı için tasarlanmış özgün eserlerdi.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: Kâğıt ve tahta kalıp ucuz dindar resimleri mümkün kıldı. Blok kitap resim ile yazıyı aynı tahtaya oydu. Gutenberg'in harfleri kitabı çoğalttı ve ağaç baskıyı kitabın resmi yaptı. Bakır gravür Usta E.S. ve Schongauer'in elinde imzalı bir sanata, Pollaiuolo ve Mantegna'nın elinde model sayfasına dönüştü. Dürer ile Marcantonio öyküsü imzanın bir değer olduğunu gösterdi. Aşındırma ressamın çizimine yakın bir yol açtı. Reform baskıyı propagandaya, Vesalius bilgiye çevirdi. Anvers'in yayınevleri ve Roma'nın albümleri onu ticarete ve koleksiyona dönüştürdü.

Sonraki derse köprü

Hieronymus Cock 1570'te öldüğünde Dört Rüzgâr kapanmadı. Dükkânı karısı Volcxken Diericx devraldı. İşin yürütülmesinde kocası yaşarken de payı olduğu düşünülüyor. Levhaları basmayı, yeni baskılar yayımlamayı ve satmayı yıllarca sürdürdü. Baskı atölyelerinde renklendiriciler, presi çevirenler ve hesap tutanlar arasında kadınlar ve aile üyeleri sık sık vardı. Ama alt kenardaki yazıda çoğu zaman yalnız bir erkeğin adı yer alıyordu. Bir eserin arkasındaki emeği imzaya bakarak ölçmek mümkün değildi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-317 — Avrupa Rönesansları →

18 bölümden 15. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga