Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: Sepik boyunca ata ve ruh imgeleri saklanır, beslenir ve yeniden boyanır. Abelam cephesi, ngwalndu figürleri ve yam maskeleri tepelerde, garamut, mwai maskesi, hatip taburesi ve kano pıtırağı orta ırmakta bu düzeni gösterir. Kutsal flütler ve modellenmiş kafatasları gizlilik ve saygı ister. Yipwon ve mağara figürleri kanca biçimini taşır. Alman seferi, sömürge toplayıcıları ve turizm nesneleri köyden çıkardı. Papua Körfezi'nin gope, kaiaimunu ve hevehe imgeleri ile Asmat'ın bisj direkleri bitişi ve anmayı öne çıkarır.
Açılış: ırmağın kıyısında yükselen çatı
Yeni Gine'nin kuzeyinde geniş, kahverengi bir ırmak bataklıkların arasından kıvrılarak denize doğru akar. Yağmur mevsiminde suyu kıyıları aşar, ormanın içine yayılır ve köyler birer adaya dönüşür. Evler kazıklar üstünde durur, insanlar köyden köye oyulmuş kanolarla gider. Bir dönemeçte ağaçların üstünde dik bir çatı görünür. Çatının ucu gökyüzüne doğru uzanır, cephesinde iri gözlü bir yüz ırmağa bakar.
Bu, köyün erkek evidir. Bölgede konuşulan ortak dil Tok Pisin'de ona haus tambaran, yani "ruhların evi" denir. İçeride oymalı direkler, asılı kancalar, yarık davullar ve bir dizi figür bulunur. Bu figürlerin bir kısmı her gün görülür, bir kısmı yalnız erginlenmiş erkeklere gösterilir.
Önceki derste Yeni İrlanda'da bir ölünün ardından oyulan, kısa bir süre sergilenip bırakılan malanggan heykellerini gördük. Yeni Gine'nin büyük ırmağı Sepik boyunca yaşayan toplulukların imgeleri ise çoğu zaman köyde kalır. Onlar saklanır, beslenir, boyanır ve yeniden boyanır. Bu dersin sorusu şu: Bir ata ya da ruh imgesi, onu besleyen, onunla konuşan ve onu gizleyen bir toplulukta nasıl yaşar? Ve o imge ırmaktan çıkıp bir vitrine girdiğinde ne olur?
Dersin yolu
Önce ırmağın coğrafyasını ve erkek evinin topluluk içindeki yerini kuracağız. Sonra kuzeydeki tepelere, Abelam ve Kwoma halklarının boyalı cephelerine ve yam törenlerine çıkacağız. Orta Sepik'te Iatmul köylerine inip kano, davul, tabure ve maskeye bakacağız. Ardından sesin ve gizliliğin imgeyi nasıl çevrelediğini, atalara verilen yüzleri ve güneydeki kolların kanca figürlerini ele alacağız. Ders, sömürge toplama seferleri ve turizmle bir pazara dönüşen oymacılıktan geçip Yeni Gine'nin güney kıyısına, Papua Körfezi'ne ve Asmat bölgesine iner.
Sıfır noktası: ırmak, bataklık ve sagu
Sepik, Yeni Gine adasının en uzun ırmaklarından biridir. Kaynağı orta dağlarda, ağzı kuzey kıyısındadır. Bugün ırmağın neredeyse tamamı Papua Yeni Gine sınırları içinde akar. Yatağı sık sık değişir ve geride hilal biçimli göller bırakır. Kıyılarda yüzlerce köy, birbirinden farklı dillerle ve birbirine bağlı ticaret ağlarıyla yaşar.
Bataklık halklarının temel besini sagu palmiyesinden çıkarılan nişastadır. Kadınlar palmiyenin özünü dövüp yıkar ve bir çeşit un elde eder. Balık, sagu, çömlek ve kabuk para köyler arasında el değiştirir. Kıyı köyleri balık verir, tepe köyleri yam ve taro yetiştirir. Bu alışveriş, sanatın da yolunu çizer. Bir köyün oymacısı, başka bir köyün ustasından üslup öğrenebilir, bir maske ya da şarkı bir evlilikle başka bir köye geçebilir.
Sepik halklarının çoğunda dünya görünen ve görünmeyen varlıklarla doludur. Ataların ruhları, belirli yerlere bağlı orman ve su ruhları, klanların kökenini anlatan yaratıcı varlıklar insanlarla aynı dünyayı paylaşır. Bir klanın adları, şarkıları, toprağı ve imgeleri o kökene bağlanır. Bir figürü oymak, o varlığa bir beden vermek demektir. Ama oyma tek başına yetmez. Figür adlandırılır, boyanır, kendisine yiyecek sunulur ve törenlerde çağrılır. Bu işlemler sürdükçe varlık figürde oturur. Bakımı kesilen bir figür ise zamanla gücünü yitirmiş sayılır.
Sözünü ettiğimiz bilgi, köyden köye ve klandan klana değişir. Bu derste "Sepik inancı" diye tek bir sistemden söz etmiyoruz. Örnekler belirli halklardan geliyor ve her biri o halkın kendi adlarıyla anılmayı hak ediyor.
Mekanizma — tepelerde boyalı cepheler
Irmağın kuzeyinde, Prens Alexander Dağları'nın eteklerindeki tepelerde Abelam halkı yaşar. Abelam köylerinin ortasında, tören alanının bir ucunda erkek evi yükselir. Bu evin en dikkat çekici yanı, önden bakıldığında üçgen biçiminde göğe uzanan cephesidir.
Cephenin yüzleri, klanların ngwalndu adı verilen ruhlarını gösterir. Abelam için boya bir süs katmanından fazlasıdır. Boyanın kendisi güç taşır ve büyü bilgisiyle hazırlanır. Bu yüzden cephe bir tören öncesinde yeniden boyanır ve yeniden boyama, yapının yeniden güçlenmesi sayılır. Yeni bir erkek evinin kurulması da yıllar süren bir hazırlığın ve büyük bir şölenin sonucudur.
Evin içinde, erginlenme törenlerinde geçici bölmeler kurulur. Erginlenen gençler bu bölmelere, bir sahneye girer gibi girer ve orada ilk kez bazı imgeleri görür.
Figürler, erginlenme bölmesinde yapraklar, çiçekler ve boyalı panellerle birlikte bir düzen içinde sergilenir. Gençler aşamalı bir yol izler ve her aşamada başka bir düzen görür. Tören bittiğinde bölmeler sökülür, figürler yeniden saklanır. Müzede tek başına bir kaideye konan bir ngwalndu, o düzenin yalnız bir parçasıdır.
Abelam erkeklerinin yaşamında bir ürün daha merkezde durur: uzun yam. Bu yumru bitki özel bahçelerde, büyü ve perhizle yetiştirilir. Bir erkeğin değeri, kısmen yetiştirdiği yamın uzunluğuyla ölçülür. Yamlar hasattan sonra törenle sergilenir ve rakip bir değişim ortağına armağan edilir. Ortak, ileride aynı ölçüde bir yamla karşılık vermek zorundadır.
Sergileme gününde yamlar maskelerle, tüylerle ve boyayla süslenir. Bir yam bu süslerle bir kişiye, bir ruhun bedenine benzer. Örgü maskeler, Abelam sanatının ahşaptan başka malzemelerle de kurulduğunu gösterir.
Batıda, Washkuk tepelerinde yaşayan Kwoma halkı da yam hasadını törenlerle kutlar. Kwoma törenlerinin bir aşaması yena adıyla anılır.
Yena başları tören sırasında yamların ve yiyecek sunularının yanında dururdu. Antropolog Ross Bowden, Kwoma törenlerini ve bu başları ayrıntılı bir çalışmada inceledi. Kwoma'nın erkek evinin tavanı da kendi başına bir resim alanıdır.
Evin içinde yatarak yukarı bakan biri, tavanın tamamını bir arada görür. Paneller tek tek ruhlara, bitkilere ya da hayvanlara bağlanabilir. Kimileri ise yalnız onları boyayan ve anlamlarını bilen kişilerce okunabilir. Panellerin bir kısmı bugün dünya müzelerinde, tavandan ayrılmış birer resim olarak duruyor.
Mekanizma — orta ırmakta Iatmul köyleri
Orta Sepik'in kıyılarında Iatmul halkı yaşar. Iatmul köyleri ırmağa yaslanır, yaşamın büyük bölümü suyun üstünde geçer. Iatmul anlatılarında dünyanın başlangıcında her yer suyla kaplıydı. Kimi klanların anlatısına göre ilk toprağı bir timsah sırtında yüzeye çıkardı. Timsah bu yüzden Iatmul imgeleminin merkezinde durur.
Erkek evi köyün tören alanında, çoğunlukla iki katlı bir yapı olarak yükselir. Çatısının iki ucu yukarı doğru kalkar ve uçlarında birer figür ya da yüz bulunur. Kimi yorumlarda ev bir ana bedene benzetilir ve erginlenen gençler onun içinden yeniden doğmuş sayılır. İçeride direklerin her biri bir atanın adını taşır. Alt katta yaşlılar oturur, tartışmalar yapılır, davullar çalınır. Üst kat törensel nesnelerin saklandığı daha korunaklı bir alandır.
Iatmul erginlenmesinin en bilinen izi bedenin üstündedir. Gençlerin sırtına ve göğsüne açılan kesikler iyileştiğinde kabarık bir iz bırakır. Bu iz timsah derisine benzetilir ve genç, timsah atanın ısırığından geçmiş sayılır. Bugün kimi köylerde törenler yeniden yapılıyor ve törene katılanlar izleri kimliklerinin bir parçası olarak taşıyor.
Gündelik yaşamın aracı olan kano da ataların biçimini taşır.
Kano ırmağın üstünde ilerlerken pıtırak suyu yaran bir timsah gibi görünür. Kimi kanolar bir klanın adını taşır ve pıtırak o klanın koruyucu varlığına bağlanır. Böylece en sıradan yolculuk da soyun imgesiyle yapılır.
Köyün sesi, erkek evindeki büyük davullardan yükselir.
Garamut, Tok Pisin'de yarık davul demektir. Davulcu kalın bir sopayla yarığın kenarına vurur ve gövde derin bir ses verir. Belirli ritimler belirli kişilerin ya da klanların adlarına karşılık gelir. Böylece bir ölüm haberi, bir toplantı çağrısı ya da bir törenin başlangıcı köyden köye duyulur. Davul her yerde duyulan, herkesin bildiği bir sestir.
Erkek evinde söz de bir sanattır. Iatmul toplulukları klanların adları, toprakları ve kökenleri üzerine uzun tartışmalar yapar. Bir klanın bilinen adları, onun soyunun ve hakkının kanıtı sayılır. Gregory Bateson'un aktardığına göre bir Iatmul erkeği on binlerce adı belleğinde tutabiliyordu.
Adına karşın bu taburede kimse oturmaz. Tartışma sırasında konuşmacı elindeki bir yaprak demetiyle oturma yüzeyine vurur ve her vuruşla bir sözün altını çizer. Tabure, sözün bir atanın önünde söylendiğini gösterir. Yalan söyleyenin o atanın öfkesini çekeceğine inanılırdı.
Evin içinde tavandan sarkan kancalar da birer figür taşır.
Kancaya asılan file torbalar yiyeceği farelerden ve böceklerden korur. Figür ise asılan şeyin bir koruyucu varlığın gözetiminde olduğunu gösterir. Kimi kancalara sunu olarak yiyecek de asılırdı.
Iatmul maskelerinin en tanınmış türü, mwai adıyla anılır.
Mwai maskeleri yüze takılmaz. Yapraklarla ve liflerle örülmüş koni biçimli bir giysinin önüne bağlanır. Genç erkekler bu giysilerle, çoğunlukla çiftler hâlinde, köyün tören alanında dans eder. Çiftler klanın kurucu atalarından bir ağabey ile kardeşini temsil eder. Maske bir klanın malıdır ve hangi maskenin hangi adla çıkacağı klan bilgisine bağlıdır.
Iatmul köyleri yalnız oyma üretmez. Güneydeki Chambri Gölü'nün kıyısındaki Aibom köyü, çömlekçiliğiyle tanınır.
Aibom'da çömleği kadınlar yapar. Küpler sagu nişastasını saklamak için kullanılır ve göl çevresindeki köylere değiş tokuşla ulaşır. Kabartma yüz, küpü ve içindeki yiyeceği bir varlığın korumasına bırakır. Böylece kadınların kil işi, erkeklerin ahşap işinin yanında bölgenin imge düzenine katılır.
Iatmul'un sanatı, onu inceleyenlerin de yolunu belirledi.
Bateson, Iatmul köylerinde 1920'lerin sonunda ve 1930'larda çalıştı. Naven töreninde örneğin annenin erkek kardeşi kadın giysileri giyer ve yeğenine gülünç bir saygı gösterisi yapar. Bateson bu tersine dönüşleri, toplumdaki gerilimleri dengeleyen bir düzen olarak okudu. Margaret Mead de aynı yıllarda Sepik bölgesinde, Chambri Gölü'nde çalıştı. Bu çalışmalar Sepik'i antropolojinin en çok okunan bölgelerinden birine çevirdi. Aynı ün, ileride koleksiyoncuların ve turistlerin de yolunu açacaktı.
Mekanizma — ses, gizlilik ve atalara verilen yüz
Garamut herkesin duyduğu bir sestir. Erkek evinden yükselen kimi seslerin kaynağı ise bilinçli olarak gizli tutulur. Pek çok Sepik topluluğunda uzun bambu flütler çiftler hâlinde çalınır ve sesleri ruhların sesi sayılır. Kadınlar ve erginlenmemiş çocuklar sesi duyar ama flütleri görmez. Erginlenme, gencin bu sesin nasıl çıktığını öğrendiği an olarak anlatılır. Flütlerin adları, ezgileri ve onlara bağlı bilgi topluluklara aittir. O bilginin ayrıntısı burada anlatılmayacak. Gizlilik, imgenin değerini kuran düzenin bir parçasıdır ve onu açığa çıkarmak o düzeni bozmak olur.
Burada sanat tarihi için önemli bir ders var. Bir nesnenin kimin tarafından görülebildiği, nesnenin biçimi kadar onun anlamını belirler. Müzede herkesin önünden geçtiği bir flüt süsü, kendi köyünde yalnız belirli gözlere açıktı.
Kimi Sepik toplulukları, ölen yakınlarının anısını bir yüzle sürdürürdü. Iatmul ve komşuları, önemli ataların kafataslarının üstüne kil ve yağ karışımından bir yüz modelliyordu. Yüze deniz kabuğundan gözler yerleştirilir, klanın yüz desenleri boyanır, kimi zaman saç eklenirdi. Yüz, ölenin bireysel görünüşünden çok klan içindeki yerini taşırdı. Bu yüzler erkek evinde saklanır ve törenlerde kullanılırdı. Kimi örnekler çatışmalarda ele geçirilen düşmanların başlarından yapılmıştı. Bugün bu kafataslarının bir kısmı dünya müzelerinde duruyor ve kimi kurumlar onları sergiden kaldırıyor. Bu yüzlere kart açmıyoruz; her biri bir insanın kalıntısıdır.
Mekanizma — kanca figürleri
Sepik'e güneyden katılan kolların boyunda, ormanla kaplı tepelerde daha küçük topluluklar yaşar. Karawari ırmağı çevresindeki Yimar halkı, avcılıkla ve savaşla ilişkili figürler oyardı.
Kancalar kaburgaları, ortadaki biçim kalbi çağrıştırır. Yipwon erkek evinde saklanır, avdan ya da baskından önce ondan yardım istenir ve ona yiyecek sunulurdu. Figür avcıya yolu gösteren bir ruhun bedeni sayılırdı. Biçimin yalınlığı, Avrupalı modern sanatçıların ve koleksiyoncuların ilgisini çekti.
Karawari'nin yukarı kesimlerinde ise daha eski figürler bulundu.
Bu figürler yüzyılın ikinci yarısında dış dünyanın dikkatine girdi ve çoğu kısa sürede uluslararası pazara çıktı. Kimi örneklere yapılan tarihlendirmeler onları birkaç yüzyıl öncesine götürüyor. Hangi figürün nasıl ve kimin rızasıyla mağaradan çıktığı ise çoğu zaman belgelenmedi. Bu boşluk, eserin kökeni sorulduğunda bugün de yanıtsız kalıyor.
Mekanizma — toplama seferleri ve pazar
Sepik ırmağı Avrupa haritalarına on dokuzuncu yüzyılın sonunda girdi. Bölge, Alman Yeni Gine sömürgesinin bir parçası oldu ve ırmağa Alman imparatoriçesinin adıyla Kaiserin-Augusta-Fluss dendi. 1912 ile 1913 arasında Berlin'deki etnoloji müzesinin de desteklediği büyük bir sefer ırmağı ve kollarını haritaya geçirdi. Seferle birlikte büyük bir nesne koleksiyonu Berlin'e gitti. Başka Alman, İsviçreli ve Avustralyalı toplayıcılar da ırmak boyunca köyleri dolaştı.
Bu nesnelerin bir kısmı takasla, bir kısmı baskıyla, bir kısmı ise misyonerlerin "putları" bıraktırma çabasıyla el değiştirdi. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra bölge Avustralya yönetimine geçti ve toplama sürdü. Müze depolarında bugün duran Sepik nesnelerinin önemli bir kısmı bu yıllardan kalır.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ırmağa yeni bir ziyaretçi geldi: turist. 1960'lardan başlayarak ırmak boyunca gezi tekneleri dolaştı ve köylerde oymacılar satış için iş üretmeye başladı. Bu işlere kimi eleştirmenler küçümseyerek "havaalanı sanatı" dedi. Antropolog Nelson Graburn'ün derlediği bir kitap ise 1970'lerde turistler için yapılan işleri ciddiye aldı. Satış için yapılan bir maske törende kullanılmaz ama bir oymacının geçimini, becerisini ve üslubunu sürdürür. Kimi oymacılar eski biçimleri kopyaladı, kimileri yeni konular ve boyalar denedi. Bugün de köylerin para kazandığı başlıca yollardan biri oymacılık. Bir nesneye "özgün" demek, hangi kullanım için yapıldığını sormayı gerektirir.
Mekanizma — güney kıyısında Papua Körfezi
Adanın güney kıyısında, Papua Körfezi'ne dökülen ırmakların deltalarında da büyük erkek evleri vardı. Burada da imgeler bir ruhun bedeni olarak beslenir ve saklanırdı.
Gope panoları erkek evinin bölmelerinde dururdu. Her pano bir kişiye ya da bir klana aitti ve bir koruyucu ruhu barındırırdı. Baskınlar ve büyük işler öncesinde panolardan yardım istenirdi.
Doğuda, Purari deltasında yaşayan topluluklar ise başka bir malzemeyle çalıştı.
Kaiaimunu'lar erkek evinin karanlık bölmelerinde dizilirdi. Erginlenmede gençlerin bu varlıklar tarafından yutulup yeniden çıkarıldığı anlatılırdı. Yirminci yüzyılın başında misyon baskısı ve sömürge yönetimi altında törenler zayıfladı. Figürlerin bir kısmı yakıldı, bir kısmı müzelere satıldı.
Körfezin doğusundaki Elema halkı ise tören döngüsünün sonunda imgeleri bilerek yok ederdi.
Hevehe döngüsü yıllar sürerdi ve maskeler gizlice erkek evinde hazırlanırdı. Döngünün sonunda maskeler evden çıkıp köyün önünde dans eder, ardından yakılırdı. Antropolog F. E. Williams bu döngüyü 1930'larda kaydetti. Hevehe, malanggan gibi bitişiyle anlam kazanan bir imgedir.
Mekanizma — Asmat ve bir ölümün anısı
Batıda, bugün Endonezya'nın Papua bölgesinde kalan güneybatı kıyısında Asmat halkı yaşar. Asmat bataklıklarında usta oymacı toplulukta saygın bir yer tutardı. Oymacılık ataların ve ölülerin anısıyla iç içeydi.
Asmat'ın en tanınmış eserleri, bir ölümün ardından oyulan yüksek direklerdir. Bisj adı verilen bu direkler, ölenlerin adlarını taşıyan üst üste figürlerden oluşur. Direğin tepesinde bir mangrov ağacının köküyle oyulmuş açık işli bir çıkıntı uzanır.
Direkler bir tören için oyulur, tören bitince sagu korularına bırakılır ve orada çürümeye terk edilirdi. Çürüyen direğin gücünün sagu palmiyesine geçtiğine inanılırdı. Asmat'ta bir başka önemli eser, erginlenmede kullanılan ruh kanosudur.
Kano ölülerin ruhlarını ataların dünyasına taşıyan bir araç olarak anlatılır. Tabansız olması onun suda yüzmek için yapılmadığını gösterir.
Omadesep direkleri, 1961'de Michael Rockefeller'ın toplama yolculuğunda bölgeden çıktı. Babası Nelson Rockefeller'ın kurduğu bir müzenin koleksiyonu daha sonra Metropolitan'a geçti. Aynı yıl Michael Rockefeller'ın teknesi kıyı açığında alabora oldu. Rockefeller kıyıya yüzmeye çalıştı ve bir daha görülmedi. Ölümü üzerine yıllarca bir Asmat köyü tarafından öldürüldüğü söylentileri dolaştı. Bu söylentiler kanıtlanmadı ve kayboluş bugün de belirsizliğini koruyor. Onun adını taşıyan salon, Okyanusya, Afrika ve Amerika sanatını bir arada sergiliyor.
Kalıcı araçlar
Bakımı sor. Bir figürün nasıl beslendiğini, boyandığını ve çağrıldığını öğrenmeden onu bitmiş bir heykel sayma.
Düzeni yeniden kur. Tek başına sergilenen bir figürün, bir erginlenme bölmesinde ya da bir tavanda hangi nesnelerin arasında durduğunu düşün.
Görme hakkını ayır. Bir nesneyi kimin görebildiğini, kimin yalnız sesini duyduğunu ve kimin hiç bilmediğini not et.
Malzemeyi genişlet. Ahşabın yanında örgüyü, kili, ağaç kabuğu kumaşını ve boyayı da imgenin taşıyıcısı olarak say.
Çıkış yolunu izle. Bir nesnenin hangi sefer, hangi takas ya da hangi satışla köyden ayrıldığını araştır.
Kullanımı adlandır. Törende kullanılan bir oymayı satış için yapılandan ayır ve ikisini aynı soruyla değerlendirme.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Sepik sanatı tek bir halkın ve tek bir üslubun adıdır."
Abelam, Kwoma, Iatmul, Yimar ve öbür topluluklar farklı dillere, törenlere ve biçimlere sahiptir.
Yaygın yanlış"Turistler için yapılan oymalar sahtedir."
Bu oymalar başka bir kullanım için yapılır; oymacının becerisini, geçimini ve üslubunu sürdürür.
Yaygın yanlış"Bir figürün anlamı biçiminden okunabilir."
Anlam, figürün adına, bakımına, kimin onu görebildiğine ve hangi törende kullanıldığına bağlıdır.
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: Sepik boyunca ata ve ruh imgeleri saklanır, beslenir ve yeniden boyanır. Abelam cephesi, ngwalndu figürleri ve yam maskeleri tepelerde, garamut, mwai maskesi, hatip taburesi ve kano pıtırağı orta ırmakta bu düzeni gösterir. Kutsal flütler ve modellenmiş kafatasları gizlilik ve saygı ister. Yipwon ve mağara figürleri kanca biçimini taşır. Alman seferi, sömürge toplayıcıları ve turizm nesneleri köyden çıkardı. Papua Körfezi'nin gope, kaiaimunu ve hevehe imgeleri ile Asmat'ın bisj direkleri bitişi ve anmayı öne çıkarır.
Sonraki derse köprü
Yeni Gine'nin güney kıyısından Torres Boğazı'nın adaları bir zincir gibi güneye uzanır. Zincirin ucunda bir kıta başlar. Orada bir topluluğun toprağı, Yerli Avustralyalıların İngilizcede "country" dediği, insanla, ataların yolculuklarıyla ve yasayla bağlı bir yerdir. "Dreaming" diye çevrilen bilgi düzeni bu yolculukları anlatır. Bedene, kuma, ağaç kabuğuna ya da kayaya çizilen bir desen, o bilgiye ve o ülkeye ait olmanın işaretidir. Bir deseni kimin çizebileceği, ülkede kimin söz sahibi olduğunu da söyler.