Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kilit özet: Melanezya adı Dumont d'Urville'in sınıflamasından gelir ve bağımsızlık yıllarında Narokobi gibi düşünürlerce içeriden yeniden dolduruldu. Kuzey Yeni İrlanda'da malanggan oymaları cenaze döngüsünün sonunda kısa süre gösterilir, sonra çürümeye bırakılır, yakılır ya da satılır. Küchler'e göre korunan şey imgenin hafızası ve onu yeniden yaptırma hakkıdır. Tatanua maskeleri, uli figürleri ve kapkap süsleri bu dünyayı genişletir. Parkinson ve Krämer-Bannow gibi tanıklar ve toplayıcılar oymaları Avrupa'ya taşıdı, müzeler de onları kalıcı eser olarak korudu. Kula halkasında soulava kolyeleri ve mwali kollukları dolaşarak değer kazanır; Weiner kadınların servetini görünür kıldı. Vanuatu'da rom maskeleri, yarık davullar ve kum çizimleri dereceli düzenin ve bilginin işaretleridir. Solomon Adaları'nda nguzunguzu, barava ve tevau koruma, anma ve değişimi taşır. Tjibaou Kültür Merkezi Kanak kültürünün bugünkü sesini temsil ediyor.
Açılış: görülmek için yapılan, kaybolmak için gösterilen
Kuzey Yeni İrlanda'da bir köyün kenarında, yapraklarla örtülü bir çitin önüne kalabalık toplanmış. Aylardır süren cenaze döngüsünün son günü gelmiştir. Çitin önündeki örtü kaldırıldığında içeride boyalı ahşap oymalar görünür: birbirinin içinden geçen kuşlar, balıklar, yılanlar ve insan figürleri. Gözler bir deniz salyangozunun parlak kapağından yapılmıştır ve ışığı yakalar. İnsanlar bakar, bazıları ağlar, bazıları bir şarkıya katılır.
Birkaç saat ya da birkaç gün sonra o oymalar artık orada değildir. Kimisi çürümeye bırakılır, kimisi yakılır, kimisi de on dokuzuncu yüzyılın sonundan beri yaşandığı gibi bir yabancıya satılır. Topluluk için önemli olan, onu görenlerin aklında kalan imgedir.
Önceki derste Hawai‘i'de tüyle işlenmiş nesnelerin rütbeyi nasıl taşıdığını gördük. O nesneler kuşaktan kuşağa korunuyordu ve dayanıklılıkları değerlerinin bir parçasıydı. Yeni İrlanda'da ise bir imge, aylarca emek verildikten sonra bilerek elden çıkarılıyor. Bu dersin sorusu şu: Kalıcı olmaması amaçlanan bir eser neyi anar ve onu bir müze rafına koyduğumuzda ne değişir?
Dersin yolu
Önce Melanezya adının nereden geldiğine ve neyi örttüğüne bakacağız. Sonra malanggan döngüsünü, oymaların yapılışını ve imgenin hakkını izleyeceğiz. Yeni İrlanda'nın maskeleri, figürleri ve süsleri bu dünyayı genişletecek. Ardından malanggan'ı toplayan Avrupalı gözlere döneceğiz. Kula halkası, Vanuatu'nun dereceli törenleri ve Solomon Adaları'nın kanoları, dolaşan ve el değiştiren nesnelerin başka biçimlerini gösterecek. Nouméa'daki bir kültür merkezi dersi kapatıyor.
Sıfır noktası: kara adalar adı
"Melanezya" sözcüğü on dokuzuncu yüzyılın başında Fransız denizci Jules Dumont d'Urville'in Okyanusya'yı bölgelere ayırdığı sınıflamadan gelir. Ad Yunanca "kara adalar" anlamına geliyordu ve bölge halklarının ten rengine dayanıyordu. Dumont d'Urville bu sınıflamaya halklar arasında bir sıralama da yüklemişti ve Melanezyalıları bu sıralamanın alt basamağına koymuştu. Ad kaldı, sıralama bugün reddediliyor.
Melanezya bugün kabaca Yeni Gine adasını, Bismarck Takımadaları'nı, Solomon Adaları'nı, Vanuatu'yu ve Yeni Kaledonya'yı kapsar. Fiji kimi sınıflamalarda bu bölgeye, kimilerinde Polinezya ile arasındaki bir geçişe yerleştirilir. Bölge, dünyanın dil bakımından en çeşitli yerlerinden biridir. Yalnız Papua Yeni Gine'de yüzlerce dil konuşulur ve Vanuatu gibi küçük bir ülkede bile yüzü aşkın dil vardır. Bütün bunları "Melanezya sanatı" diye anmak, bu çeşitliliği bir etikete sıkıştırmak olur.
Bağımsızlık yıllarında ad, içeriden yeniden dolduruldu.
Papua Yeni Gine 1975'te bağımsızlığını kazandı, Solomon Adaları 1978'de, Vanuatu 1980'de onu izledi. Narokobi, sömürge yönetiminden devralınan kurumların yanına akrabalık, karşılıklılık ve uzlaşma gibi değerlerin konmasını savundu. Kitabın adı, bir dışarıdan bakışın koyduğu adı, ortak bir siyasal kimliğin adına çeviriyordu. Bu derste ad yalnız bir coğrafi kolaylık olarak kullanılıyor ve her eser kendi adasına, kendi topluluğuna bağlanıyor.
Mekanizma — malanggan döngüsü
Yeni İrlanda, Papua Yeni Gine'nin kuzeydoğusunda uzanan ince ve uzun bir adadır. Alman sömürge yönetimi döneminde Neu-Mecklenburg adıyla anılıyordu. Adanın kuzeyinde malanggan sözcüğü hem bir tören döngüsünün hem de o döngü için yapılan oymaların adıdır.
Bir kişi öldüğünde gömü hemen yapılır, ama yas burada bitmez. Aile, ölünün ardından bir dizi şölen düzenler ve bu döngü aylar, kimi zaman yıllar sürebilir. Domuzlar beslenir, yam bahçeleri büyütülür, kabuk paralar biriktirilir. Döngünün sonunda yapılan büyük şölen, ölüyle yaşayanlar arasındaki ilişkiyi kapatır. Malanggan oyması bu kapanış için yapılır.
Oymacı, yumuşak ve çabuk işlenen bir ağaçla çalışır. İş, kadınların ve çocukların göremeyeceği bir çitin içinde yürür. Oyma bitince kırmızı, siyah, beyaz ve sarı boyalarla kaplanır. Yüzey, ince açık işli kafesler, katman katman figürler ve birbirine geçen hayvanlarla doludur.
Frizler gösterim evinin içinde yatay olarak asılırdı. Bir panoda kuşun gagası bir balığı tutar. Balığın kuyruğu bir yılanın gövdesine geçer, yılan da bir yüzün çevresini dolaşır. Bakan göz bir figürden ötekine kayar ve nerede bittiğini kestiremez. Bu kesintisiz geçiş, malanggan'ın en tanınır özelliğidir.
Direklerde figürler yukarıdan aşağıya bir zincir oluşturur. Bir figür ötekini ısırır, tutar ya da ağzından çıkarır. Kimi yorumcular bu yutma ve çıkarma imgelerini ölümün ve yeniden doğuşun bir anlatımı olarak okur. Figürlerin anlamı ise her imgenin kendi soyunda bilinir ve dışarıya açıklanmaz.
İmgenin hakkı
Malanggan'ı anlamak için oymanın kendisinden çok onun arkasındaki hakka bakmak gerekir. Her malanggan imgesi bir soy grubuna aittir. O imgeyi yaptırma hakkı, şölenlerde ödemeler yapılarak kazanılır ve kuşaktan kuşağa aktarılır. Bir aile bir imgeyi yaptırdığında, onu daha önce görmüş yaşlıların anlatımı oymacıya yol gösterir.
Küchler'e göre malanggan bir imgeyi hafızaya geçirmek için yapılır. Oyma, ölünün bıraktığı yaşam gücünü kısa bir süre için taşıyan bir kap gibi işler. Gösterim anında o güç imgeyle birlikte görülür, ardından nesne ortadan kaldırılır. Geriye kalan, imgeyi görmüş olanların hafızası ve o imgeyi yeniden yaptırma hakkıdır.
Bu yüzden aynı imge yıllar sonra yeniden oyulduğunda birebir kopya olmaz. Oymacı hatırlanan bir düzeni yeniden kurar ve her yapım küçük farklar taşır. Bir malanggan'ın "aslı", topluluğun hafızasında dolaşan imgedir. Ahşap oyma, o imgenin yalnız bir anlık görünümüdür.
Mekanizma — maske, figür ve süs
Malanggan şölenlerinde oymaların yanında dansçılar da yer alırdı.
Tatanua maskeleri, malanggan törenlerinde ölülerin ruhlarını temsil eden dansçıların yüzünde görülürdü. Kimi yorumlara göre maskenin ibiği, yas tutan erkeklerin saç biçimini anımsatır. Başın bir yanı tıraş edilir, öbür yanında saç uzatılırdı. Dansçılar gruplar hâlinde, ağır ve kontrollü adımlarla ilerlerdi. Maskeyi takan kişi, dans sürerken bir başka varlığın görünümünü taşıyordu.
Adanın ortasında, dağlık bir bölgede başka bir figür geleneği yaşadı.
Uli figürleri bir önderin gücünü taşıyan imgeler olarak anlatılır ve cenaze şölenlerinde ortaya çıkarılırdı. Figürlerin hem erkek hem kadın bedenine ait işaretler taşıması, araştırmacıların uzun süre tartıştığı bir konudur. Kimi yorumlar bu birleşimi, bir önderin topluluğu hem koruyan hem besleyen gücüne bağlar. Uli figürlerinin malanggan'dan farklı olarak yıllarca saklanıp yeniden boyandığı aktarılır.
Törenlerde ve gündelik yaşamda bedenin üstünde taşınan nesneler de rütbe bildirirdi.
Kapkap alında ya da göğüste taşınırdı ve saygın erkeklerin süsüydü. Beyaz zeminle koyu açık iş arasındaki karşıtlık, uzaktan bile seçilebilen bir işaret oluşturuyordu. Beyaz kabuk aylarca sürtülerek inceltilir, kaplumbağa kabuğu ise ısıtılıp düzlendikten sonra oyulurdu. Benzer diskler Solomon Adaları'nda ve Amirallık Adaları'nda da yapılıyordu ve süs adalar arasında dolaşan bilginin izini taşıyor.
Toplayıcılar ve satış
On dokuzuncu yüzyılın son çeyreğinde Bismarck Takımadaları Alman sömürge yönetimine girdi. Ticaret istasyonları, misyonlar ve plantasyonlar kuruldu. Avrupa'daki müzeler, yeni sömürgelerden olabildiğince çok nesne toplamak için birbiriyle yarışıyordu.
Parkinson, Yeni Britanya'da bir plantasyon işletiyordu ve Avrupa'daki müzelere düzenli olarak nesne sağlıyordu. Kitabı, malanggan'ın Alman okurlarına tanıtıldığı ilk ayrıntılı kaynaklar arasındadır. Bu Parkinson'u, Cook'un yolculuğunda Māori yüzlerini çizen ressamla karıştırmamak gerekir. Gözlemleri bugün de kullanılıyor, ama yazıldığı ilişkinin bir ticaret ve yönetim ilişkisi olduğunu da akılda tutmak gerekiyor.
Bir başka tanıklık, adayı yürüyerek dolaşan bir kadından geldi.
Kitabın başlığı, dönemin Avrupa'sında yaygın olan sansasyonel bir bakışı taşıyor ve bugün bu yüzden eleştiriyle okunuyor. Krämer-Bannow yine de oymaları sergilendikleri yerde, gösterim evinin içinde ve törenin akışında görmeye çalıştı. Onun betimlemeleri, müzedeki bir oymanın aslında bir gösterimin parçası olduğunu hatırlatır.
Malanggan'ın Avrupa'ya akışında ilginç bir uyum vardı. Oyma zaten gösterimden sonra ortadan kaldırılacaktı. Bir toplayıcı onu satın alıp adadan götürdüğünde, nesne yerel gözden yine kayboluyordu. Küchler, satışın bu yüzden kimi topluluklar için çürümeye ya da yakılmaya eşdeğer bir yol olarak kabul edildiğini tartışır. Satış, imgenin hakkını aktarmıyordu, yalnız ahşabı götürüyordu.
Avrupa müzeleri ise aynı nesneyi tam tersi bir mantıkla aldı. Bir anlık görünüm için yapılan oyma, vitrinde kalıcı bir eser olarak, nem ve ışık denetimiyle korunmaya başlandı. Bugün Almanya'daki müzeler, özellikle de Berlin'dekiler, dünyanın en büyük malanggan topluluklarından bazılarını barındırıyor. Oymanın ömrünü artık onu satın alanların mantığı belirliyordu.
Mekanizma — dolaşan değerli nesneler
Yeni Gine'nin doğu ucundaki adalarda başka bir düzen, nesneyi tutmak yerine dolaştırmak üzerine kuruluydu.
Malinowski, adalar arasında süren bu değiş tokuşa yerel adıyla kula dedi. Kula ortakları ömür boyu süren bir ilişki kurar ve yolculuklar sırasında birbirlerine değerli nesneler verir. Nesneler kimseye uzun süre ait olmaz. Bir kişi bir nesneyi bir süre elinde tutar, sonra bir başka ortağa aktarır. Değer, nesneye sahip olmaktan çok onu almış ve vermiş olmanın ününden gelir.
Kolyeler halka boyunca bir yönde, kolluklar ise ters yönde dolaşır. Bir kolye ancak bir kollukla karşılanır. Malinowski'ye göre ünlü nesnelerin her birinin bir adı ve bir geçmişi vardır. Kimlerin elinden geçtiği anlatılır, nesneyi alan kişinin adı da o geçmişe eklenir. Nesneler çoğunlukla takılmaz. Kimi kolluklar bir kolun geçemeyeceği kadar dardır ve yalnız törenlerde gösterilir.
Kula yolculukları özel kanolarla yapılırdı ve bu kanoların süsü de değiş tokuşun bir parçasıydı.
Kanonun uçlarındaki levhalar, kula ortaklarının gözünü kamaştırmak için yapılırdı. Bu düşünce Malinowski'nin anlattığı kano büyüsüne dayanır. Antropolog Alfred Gell de bir denemesinde benzer levhaları ele aldı. Ona göre oymanın ustalığı, izleyiciyi büyüleyen bir teknik gibi işliyordu. Bir kula ortağı, böylesine ustalıkla oyulmuş bir kanonun sahibine karşı cömert davranmaya yönelecekti.
Malinowski'nin anlatısı erkeklerin dünyasına odaklanmıştı. Yarım yüzyıl sonra aynı adalara giden bir başka antropolog, eksik kalan yarıyı gösterdi.
Weiner, bir ölümden sonra kadınların düzenlediği büyük dağıtımları belgeledi. Kadınlar kurutulmuş muz yapraklarından demetler ve renkli lif etekler hazırlar, bunları törenle dağıtırdı. Bu dağıtımlar, ölünün soyuyla ilişkiler ağını yeniden düzenliyordu. Weiner, Malinowski'nin bu servetleri gözden kaçırdığını gösterdi ve kula'nın erkek ününün yanında kadınların kendi değer düzenini görünür kıldı.
Malanggan ile kula ilk bakışta birbirinin tersi gibi görünür. Birinde nesne ortadan kalkar, öbüründe sürekli dolaşır. Oysa değer, ahşabın ya da kabuğun kendisinde durmaz. Malanggan'da imgenin hakkında, kula'da nesnenin dolaşım geçmişinde birikir.
Mekanizma — Vanuatu'da dereceler
Vanuatu'nun kuzey adalarında toplumsal yaşam, kimi araştırmacıların dereceli tören düzeni dediği bir yapıyla örülmüştü. Erkekler hayatları boyunca bir dizi dereceden geçerek yükselir, her yükselişte domuz keser ve şölen verirdi. Malekula'da bu düzen nimangki adıyla anılır.
Domuzların en değerlileri, dişleri halka biçiminde büyümüş olanlardı. Üst köpek dişi çekildiğinde alttaki diş karşısında bir engel bulamaz ve yıllar içinde kıvrılarak bir halkaya döner. Böyle bir domuz yıllarca beslenir, bir derece töreninde kesilir. Halka biçimli diş ise kolluk olarak takılır ve rütbenin işareti olur. Kimi adalarda ölen yüksek dereceli kişiler için anma imgeleri de yapılırdı. Bu imgeler insan kalıntılarıyla ilişkili olduğu için burada kartlanmıyor.
Kuzey Ambrym'de rom dansı, ürün mevsimine ve dereceli düzene bağlı törenlerin bir parçasıydı. Bir maskeyi yapma ve takma hakkı, ödemeler yapılarak edinilirdi. Bir maskenin biçimi, onu edinen kişinin hakkıydı ve izinsiz kopyalanamazdı. Burada da Yeni İrlanda'daki gibi, nesneden önce gelen bir imge hakkıyla karşılaşıyoruz.
Ayakta duran yarık davullar, köyün dans alanında bir araya getirilir ve bir topluluk gibi dururdu. Davulcular yarığın kenarına sopalarla vurarak ritimler çalar, kimi ritimler köyler arasında haber taşırdı. Davulun tepesindeki yüz, bir atanın varlığına bağlanır. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında Ambrym oymacıları bu davulları satış için de yapmaya başladı. Davul, ülkenin tanınan simgelerinden biri oldu.
Vanuatu'da bilgi her zaman kalıcı bir nesneye bağlı değildi.
Kum çizimi bir öykü anlatırken, bir yolu tarif ederken ya da bir töreni hatırlatırken çizilir. Desen çizen kişinin bilgisinin bir işaretidir ve kimi desenler yalnız belirli kişilerce çizilebilir. Çizim bittikten sonra rüzgâr ya da bir el onu siler. Malanggan gibi kum çizimi de kalıcı olmak için yapılmaz. Kalıcı olan, deseni bilen ve onu yeniden çizebilen kişidir.
Mekanizma — Solomon Adaları'nda kano ve kabuk
Solomon Adaları'nın batısında, Yeni Georgia çevresinde, uzun savaş kanoları yapılırdı. Bu kanoların ön ucunda, su yüzeyine yakın bir yerde küçük bir baş dururdu.
Nguzunguzu, kanoyu ve içindekileri koruyan bir varlık olarak anlatılır. Kanonun önünde, dalgaların hemen üstünde durması, ona yolu gözetleyen bir görev verir. Kanolar, Roviana lagününün çevresindeki toplulukların başka adalara düzenlediği akınlarda kullanılırdı. İngiliz yönetimi yirminci yüzyılın başında bu akınlara son verdi. Nguzunguzu ise bugün ülkenin tanınan imgelerinden biri ve yeni yapılan kanolarda, tören teknelerinde yeniden görülüyor.
Aynı bölgede deniz kabuğu da bir anma malzemesiydi.
Barava levhaları, batı Solomon Adaları'nda ataların anıldığı kutsal yerlerle ilişkiliydi. Dev midye kabuğunu açık işle oymak, çok uzun süren ve büyük ustalık isteyen bir işti. Levha, ataya duyulan saygının ve oraya yatırılan emeğin işaretiydi. Bu yerlerin bugün de topluluklar için kutsal sayıldığını ve dışarıdan gelenlerin oralara izinle yaklaştığını akılda tutmak gerekiyor.
Önceki dersin tüyleri Melanezya'da da bir değer ölçüsüydü.
Tevau, gelin başlığı ödemelerinde ve büyük alışverişlerde kullanılırdı. Yapımı birkaç uzmanın işini gerektiriyordu: küçük kırmızı kuşları yakalayan avcılar, plakaları hazırlayanlar ve şeridi bağlayanlar. Hawai‘i'de tüy bir pelerinin üstünde rütbeyi bildiriyordu. Nendö'de ise sarılmış bir şerit hâlinde aileler arasında el değiştiriyor, ilişkiler kuruyordu.
Yeniden kuruluş
Yirminci yüzyılın ikinci yarısında Melanezyalı topluluklar kendi sanatlarının sergilenmesinde ve yorumlanmasında söz sahibi olmaya başladı. Vanuatu Kültür Merkezi, adalardaki yerel araştırmacılardan bir ağ kurdu. Bu araştırmacılar törenleri, dilleri ve oyma bilgisini kendi topluluklarının içinden kaydetti. Yeni İrlanda'da malanggan törenleri bugün de sürüyor ve oymalar hâlâ yapılıyor.
Yeni Kaledonya'da Kanak bağımsızlık önderi Jean-Marie Tjibaou, 1975'te Nouméa'da Kanak kültürünü sergileyen büyük bir şenlik düzenledi. 1988'de imzalanan barış anlaşmaları Kanak kültürü için bir kurum öngördü. Tjibaou ertesi yıl öldürüldü ve kurulacak merkez onun adını aldı.
Piano, Kanak büyük evinin konik çatısını ve direklerini birebir kopyalamak yerine onun yükselişini ve rüzgârla ilişkisini yeniden yorumladı. Kabukların tepesi açık kalır ve rüzgâr içinden geçerken ses çıkarır. Bazı eleştirmenler yapının bir Avrupalı mimarın yorumu olduğunu vurguladı, kimileri ise Kanak danışmanlarla yürütülen sürecin önemine dikkat çekti. Merkez bugün Kanak ve Okyanusya sanatçılarının eserlerini sergiliyor ve etrafındaki yollarda geleneksel bitkiler yetiştiriliyor.
Kalıcı araçlar
Ömrünü sor. Bir eserin kaç gün ya da kaç kuşak için yapıldığını öğren. Kısa ömürlü bir nesneyi kalıcılık ölçüsüyle değerlendirme.
Hakkı nesneden ayır. İmgenin sahibi, onu taşıyan ahşabın sahibinden başka biri olabilir. Satın alınan şeyin ahşap mı, imge mi olduğunu sor.
Hafızayı kaynak say. Bir imgenin aslının, onu görmüş ve yeniden yaptırma hakkına sahip kişilerin hafızasında durabileceğini kabul et.
Dolaşımı izle. Bir nesnenin değerini, kimlerin elinden geçtiğini ve hangi adlarla anıldığını öğrenerek ölç.
Görünmeyen yarıyı ara. Bir antropoloğun anlatısında hangi servetlerin ve hangi ellerin eksik kaldığını sor; kadınların değer düzenini ayrıca araştır.
Toplayıcının mantığını oku. Bir müze kaydında, nesnenin hangi ilişki içinde, kimden ve hangi koşullarla alındığını izle.
Yaygın yanlışlar
Yaygın yanlış"Malanggan oymaları korunamadığı için yok olmuş eserlerdir."
Oymalar bilerek ortadan kaldırılır; korunması amaçlanan şey imge ve onu yeniden yaptırma hakkıdır.
Yaygın yanlış"Bir malanggan'ı satın alan, imgenin sahibi olur."
Satış ahşabı aktarır; imgeyi yeniden yaptırma hakkı soyun içinde kalır.
Yaygın yanlış"Kula, adalar arasında yürüyen bir ticaret düzenidir."
Kula nesneleri kullanım için alınıp satılmaz; ün ve ilişki için verilir ve dolaşmaya devam eder.
Yaygın yanlış"Melanezya tek bir kültür bölgesidir."
Ad dışarıdan konmuş bir sınıflamadan gelir ve yüzlerce dil ile çok farklı sanat geleneklerini tek bir etiket altında toplar.
Uygulama ve kilit özet
Kilit özet: Melanezya adı Dumont d'Urville'in sınıflamasından gelir ve bağımsızlık yıllarında Narokobi gibi düşünürlerce içeriden yeniden dolduruldu. Kuzey Yeni İrlanda'da malanggan oymaları cenaze döngüsünün sonunda kısa süre gösterilir, sonra çürümeye bırakılır, yakılır ya da satılır. Küchler'e göre korunan şey imgenin hafızası ve onu yeniden yaptırma hakkıdır. Tatanua maskeleri, uli figürleri ve kapkap süsleri bu dünyayı genişletir. Parkinson ve Krämer-Bannow gibi tanıklar ve toplayıcılar oymaları Avrupa'ya taşıdı, müzeler de onları kalıcı eser olarak korudu. Kula halkasında soulava kolyeleri ve mwali kollukları dolaşarak değer kazanır; Weiner kadınların servetini görünür kıldı. Vanuatu'da rom maskeleri, yarık davullar ve kum çizimleri dereceli düzenin ve bilginin işaretleridir. Solomon Adaları'nda nguzunguzu, barava ve tevau koruma, anma ve değişimi taşır. Tjibaou Kültür Merkezi Kanak kültürünün bugünkü sesini temsil ediyor.
Sonraki derse köprü
Yeni İrlanda'dan güneybatıya, Yeni Gine anakarasına geçildiğinde uzun ve kıvrımlı bir ırmak ormanın içinden denize akar. Sepik adını taşıyan bu ırmağın kıyısındaki köylerde oyulan ve boyanan figürler, soyun atalarına ya da ormanda ve suda yaşayan ruhlara bağlanır. Malanggan'da imgenin hakkı bir soyun içinde kalıyordu. Sepik boyunca ise bir figürün hangi varlığa ait olduğu, onu kimin görebileceğini ve köyün hangi yapısında duracağını belirler.