Ders KRO-316.10 · Okyanusya ve Yerli Avustralya Sanatları

Performans, söz, dans ve nesnenin ayrılmazlığı

3.316 kelime · 18 eser örneği · yaklaşık 15 dakika okuma · seslendirme 22 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kilit özet: Okyanusya'da ve Yerli Avustralya'da pek çok nesne bir olayın içinde, şarkı ve dansla birlikte anlam kazanır. Tiwi pukumani direkleri yas töreninde dikilip çürümeye bırakılır; galerideki direkler bu çürümeyi taşımaz. Yolŋu tasarımları manikay ve bunggulla tamamlanır. Hawaiʻi'de hulanın temeli meledir; Kalākaua dansı saraya getirdi, Merrie Monarch sözü yeniden öne koydu. Ka Mate Ngāti Toa'nındır; kapa haka, lakalaka ve taualuga topluluğun sesini taşır. Thaiday'in başlıkları hareketi galeriye taşıdı. İlk kayıtlar şarkıyı sahibinden ayırdı; Ara Irititja ve Mukurtu onu topluluğun kurallarıyla geri getiriyor.

Okura not

Avustralya'nın Aborjin ve Torres Boğazı Adalısı halklarından okurlar için bir uyarı: Bu ders hayatını kaybetmiş kişilerin kayıtlarını, filmlerini ve törenlerini anıyor. Ölen birinin adı, sesi ve imgesi pek çok toplulukta bir süre kullanılmaz. Ders hiçbir görüntü taşımıyor ve bu halklardan ölmüş kişileri adlarıyla anmıyor. Yalnız toplulukların kamuya açtığı bilgileri aktarıyor. Kutsal törenlerin gizli bölümlerine girmiyor.

Açılış: direklerin önünde bir ziyaretçi

Sidney'deki Yeni Güney Galler Sanat Galerisi'ne giren biri, salonlardan birinde bir sıra uzun ahşap direkle karşılaşır. Direkler insan boyunu aşar. Kimi yukarıda bir pencere gibi oyulmuş, kimi iki çatallı bir başla bitiyor. Yüzeyleri aşı boyası, beyaz kil ve kömürle çizilmiş noktalar, çapraz çizgiler ve kare alanlarla kaplı. Ziyaretçi etiketi okur ve bir sonraki salona geçer.

Önceki derste kaya duvarlarına ve ağaç kabuğuna yapılan resimlerin bakışını kimin düzenlediğini gördük. Kabuk bir galeriye taşındığında da sahipleri kimin bakabileceğini söylemeyi sürdürüyordu. Bu direklerin eksiği bakışla ilgili bir izinden daha geniştir. Kuzeyde, Tiwi Adaları'nda bu direkler bir mezarın çevresine dikilir. Etraflarında aylar süren bir yas töreninin son günü dans edilir ve şarkılar söylenir. Sonra direkler yağmura, güneşe ve termitlere bırakılır. Galerideki ziyaretçi direği görür, ama dansı, şarkıyı ve çürümeyi görmez.

Bu dersin sorusu şu: Bir nesne dans, şarkı ve sözle birlikte yaşamak için yapıldıysa, sessiz bir salonda ondan geriye ne kalır ve kayıp nasıl telafi edilebilir?

Dersin yolu

Önce Tiwi direklerine ve Arnhem Land'de şarkıyla dansın nesneye nasıl can verdiğine bakacağız. Sonra okyanusa açılıp Hawaiʻi'de sözün dansın önünde yürüdüğü hulayı izleyeceğiz. Aotearoa'da ve Batı Polinezya'da topluluğun bir ağızdan konuştuğu dansları göreceğiz. Melanezya'da şenlik sahnesine çıkan maskelere ve Torres Boğazı'nda hareket eden başlıklara geçeceğiz. Son bölüm balmumu silindirlerden ve ilk filmlerden bugünün dijital arşivlerine uzanıyor.

Sıfır noktası: nesne mi, olay mı?

Avrupa müzelerinin sanat anlayışı uzun süre kalıcı nesneye dayandı. Bir resim ya da heykel yapılır, bitirilir ve korunur. Okyanusya'nın ve Yerli Avustralya'nın pek çok nesnesi ise bir olayın içinde, belirli bir anda ve belirli bir şarkıyla birlikte anlam kazanır. Olay bitince nesne atılabilir, yakılabilir ya da çürümeye bırakılabilir.

Türkçede dans, müzik, şiir ve görsel sanat ayrı alanlardır. Pek çok Okyanusya dilinde bu ayrımın karşılığı yoktur. Bir şarkı belirli bir dansı, o dans da belirli bir boyamayı ve bir nesneyi gerektirir. Hepsi birlikte tek bir bütündür ve çoğu zaman bir soyun ya da bir yerin sahipliğini dile getirir.

UNESCO 2003'te somut olmayan kültürel mirası koruma sözleşmesini kabul etti. Sözleşme dansı, sözlü anlatıyı ve şarkıyı da korunacak miras saydı.

Mekanizma — Tiwi: direk ve yas

Tiwi Adaları, Darwin'in kuzeyinde, Bathurst ve Melville adlı iki büyük adadan oluşur. Tiwi törenlerinin en tanınmışı, ölümden bir süre sonra yapılan pukumani yas törenidir.

Pukumani sözcüğü aynı zamanda bir yasak durumunu da anlatır. Ölenin yakınları belirli bir süre bazı yiyeceklerden, bazı yerlerden ve ölenin adından uzak durur. Törende akrabalar bedenlerini boyar. Anlatılara göre boyama, yasta olanları ölenin ruhundan gizlemeye de yarar. Dansçılar ölenle akrabalık bağlarına göre ayrı ayrı dans eder ve her dansın kendi şarkısı vardır.

Törenin merkezinde, mezarın çevresine dikilen oymalı ve boyalı direkler durur. Tiwi dilinde bu direklere tutini denir. Direkleri ölenin ailesinin istediği oymacılar sert bir ağaçtan keser, oyar ve törenden önce boyar. Tasarımlar oymacının kendi üslubunu taşır. Direklerin tepesine kimi zaman ters çevrilmiş kabuk sepetler konur.

Tören sonunda direkler mezarda kalır. Kimse onları onarmaz ya da boyasını tazelemez. Zamanla boyalar solar, ahşap çatlar ve direkler devrilir. Direklerin işi o günün dansında ve şarkısında tamamlanmıştır. Çürüme o işin sonudur.

Galerinin müdür yardımcısı Tony Tuckson ile bir koleksiyoncu, direkleri Melville Adası'ndaki oymacılardan ısmarladı. Direkler doğrudan galeri için yapıldı ve hiçbir mezarın başına dikilmedi. Galeri onları Yerli Avustralya sanatını etnografya salonundan çıkaran öncü bir alım olarak sergiledi.

Direkler on yıllardır aynı salonda, ışık altında, korunarak duruyor. Adalardaki benzerleri ise mezarların başında çürüyerek görevlerini tamamladı. Galerideki dizi sonsuza dek korunmak üzere salona girdi, adadakiler bir kez kullanılıp bırakılmak üzere oyulmuştu.

Tiwi takviminin öbür büyük töreni olan kulama, yağmur mevsiminin sonunda yapılır. Yabani yam yumrularının hazırlanmasıyla bağlantılı bu törende de beden boyaması, şarkı ve dans birlikte yürür. Kulamanın bazı bölümleri yalnız törene katılanlarındır ve burada anlatılmaz.

Mekanizma — Arnhem Land: şarkı ve dans

Arnhem Land'deki Yolŋu klanlarının kabuğa ve tuvale taşıdığı tasarımlar, Yolŋu dünyasında tek başına durmaz. Her tasarım bir şarkı dizisine bağlıdır. Yolŋu dilinde bu şarkılara manikay denir. Bir manikay dizisi bir atanın yolculuğunu durak durak anlatır.

Şarkıya dans eşlik eder. Yolŋu dansına bunggul denir. Şarkıcı tahta vurma çubuklarıyla, Yolŋu dilinde bilma ile ritmi tutar. Yanında yidaki çalan biri vardır. Yidaki, dünyada daha çok didgeridoo adıyla bilinen, termitlerin içini oyduğu bir daldan yapılan üflemeli çalgıdır. Dansçılar şarkının anlattığı varlığı bedenleriyle canlandırır.

Yolŋu ressamlarının anlattığına göre bir kabuk resmindeki çapraz çizgili yüzey, bir ataya ait parıltıyı taşır. O parıltı, resim törende bir şarkıyla birlikte gösterildiğinde tam anlamını bulur. Galerideki resim bu yüzden bir şarkının yazıya geçmiş tek bir dizesine benzer. Dize tanınır, ama ezgisi ve ritmi orada yoktur.

Yolŋu toplulukları bu bütünlüğü bir şenlikte kamuya açmayı seçti.

Şenliği Yolŋu önderlerinin kurduğu bir vakıf düzenliyor. Gulkula, Gumatj klanının ülkesindeki bir tören alanıdır. Konuklar birkaç gün boyunca Yolŋu yaşlılarından dil, şarkı, dokuma ve resim öğrenir. Akşamki bunggulda her grup kendi klanının şarkısında dans eder ve başkasınınkini taklit etmez.

Yolŋu şarkısı aynı yıllarda bir rock sahnesine de çıktı.

Şarkı, 1988'de Barunga'da başbakana sunulan bildirgeye ve verilip tutulmayan antlaşma sözüne gönderme yapıyordu. Remiksi Avustralya listelerinde yükseldi ve Yolŋu dilini geniş bir dinleyici kitlesine ulaştırdı. İçindeki manikay dizeleri, bir klanın kendi şarkısını kendi seçtiği bir yüzeye taşımasıydı. Kabuk dilekçeleri gibi Treaty de bir siyasi talebi bir sahiplik diliyle birleştirdi.

Mekanizma — Hawaiʻi: söz önce gelir

Hawaiʻi'de hula bir dans olarak bilinir, ama Hawaiʻili öğretmenler onu çoğu zaman sözle başlatır. Hulanın temeli meledir, yani şiir ya da ilahi. Mele bir tanrıyı, bir önderi, bir yeri ya da bir sevgiliyi anlatır. Dansçının elleri sözcükleri görünür kılar. Dalgalanan bir el denizi, yukarıda birleşen iki el bir dağı, aşağı süzülen parmaklar yağmuru anlatır. Sözü bilmeyen biri dansın güzelliğini görür, ama ne söylendiğini okuyamaz.

Hula öğretmenine kumu hula, okula hālau denir. Bugün hula kahiko diye anılan eski üslupta dansa yalnız ses ve vurmalı çalgılar eşlik eder.

İpu heke çalan kişi kabağı yere vurur ve avucuyla yanına çarpar. Derin bir ses ile kuru bir şaklama birbirini izler, dansçının adımları da bu ikisine göre düzenlenir. Müze vitrinindeki ipu heke ise sessizdir. Etikette adını, malzemesini ve tarihini okuruz, hangi meleye eşlik ettiğini okuyamayız.

Hula 1820'den sonra adalara gelen Amerikalı misyonerlerin gözünde ahlaksız bir gösteriydi. Hristiyanlığı kabul eden kraliçe naibi Kaʻahumanu, 1830'larda hulanın kamusal gösterilerini sınırladı. Kimi aileler ve öğretmenler dansı evlerde ve kırsalda sürdürdü.

Kalākaua'nın şenliği, misyonerlerin bastırdığı hulayı krallığın resmî bir törenine dönüştürdü. Kral eski meleleri ve soy ilahilerini toplatıp yazıya geçirtti.

Toplanan ilahilerin en uzunu, evrenin ve kraliyet soyunun doğuşunu anlatan bir yaratılış ilahisiydi.

Kumulipo, Kalākaua'nın döneminde Hawaiʻi dilinde basılmıştı. Kız kardeşi Liliʻuokalani, krallık devrildikten sonra tutulduğu yıllarda ilahiyi çevirdi. İlahi belirli bir ezgiyle ve belirli bir törende söylenmek için yapılmıştı. Yazıya geçirilmesi onu korudu, ama sözü sesinden de ayırdı.

Yirminci yüzyılın ortasında hula otel sahnelerinde ve kartpostallarda adaların reklamı oldu. Hawaiʻili öğretmenler buna karşı dansı kendi sahnelerinde yeniden kurdu.

Yarışmada jüri adımların yanında meleyi de dinler. Dansçıların sözü doğru söyleyip söylemediğine, anlamını bilip bilmediğine ve kostümün söze uyup uymadığına bakar. Şenlik böylece sözü dansın önüne geri koydu.

Mekanizma — Aotearoa ve Batı Polinezya: topluluğun sesi

Aotearoa'da toplantı evinin önündeki açık alanda yapılan karşılama töreni konuşmaları, şarkıları ve dansları birlikte içerir. Bu dansların dünyada en çok bilineni hakadır. Haka çoğunlukla bir savaş dansı diye anlatılır. Māori toplulukları ise hakayı karşılamada, yasta, kutlamada ve bir itirazı dile getirirken de yapar. Haka bir topluluğun bir ağızdan konuşmasıdır. Yere vuran ayaklar, göğse çarpan eller ve açılan gözler sözün gücünü bedene taşır.

Ngāti Toa'nın anlattığına göre Te Rauparaha düşmanlarından kaçarken bir yiyecek çukuruna saklandı. Çukurdan çıkıp güneşi gördüğünde bu sözleri söyledi. Haka, Yeni Zelanda ragbi takımının maç öncesi dansı olarak dünyaya yayıldı. Yayıldıkça da sahibinden koptu. Reklamlarda ve gösterilerde Ka Mate, Ngāti Toa'ya sorulmadan kullanıldı. Yeni Zelanda meclisi 2014'te hakanın Ngāti Toa ile bağını tanıyan bir yasa çıkardı.

Haka, kapa haka adı verilen daha geniş bir sahne sanatının da parçasıdır. Bir kapa haka gösterisinde el hareketli şarkılar, ipe bağlı hafif toplarla yapılan poi dansı, eski ağıtlar ve haka birbirini izler. Bu sahne sanatı 1970'lerde Māori dilinin ve kimliğinin canlanmasıyla büyüdü.

Şenlik ilk yıllarında Polinezya Şenliği adını taşıyordu ve ilk kez Rotorua'da yapıldı. Grupların kendi yazdığı şarkılarda toprak kayıplarından ve dilin geri kazanılmasından söz ediliyor.

Tonga'da lakalaka denen ayakta dansta yüzlerce kişi sıralar halinde durur. Erkekler güçlü ve geniş hareketler yapar, kadınlar yumuşak el hareketleriyle karşılık verir. Sözleri, ezgiyi ve hareketleri punake adı verilen şair besteci birlikte yaratır. Sözler bir önderin soyunu, bir yerin tarihini ya da bir olayı anlatır.

Kayıt lakalakayı söz, müzik ve hareketin bir arada yaratıldığı bir sanat olarak tanımladı. Okyanusya'dan bu listeye giren ilk örneklerden biriydi. Uluslararası bir kurum, böylece bir dansın sözünü ve bestecisini de korunacak şeyin içine yazdı.

Samoa'da şenliklerin sonu bir dansla taçlanır.

Taualugayı geleneksel olarak bir yüksek önderin kızı ya da oğlu yapar. Dansçının sakin ve zarif hareketleri ailesinin onurunu gösterir. Çevredekilerin bilerek abartılı hareketleri onun zarafetini öne çıkarır. Dansçının hasırı ve başlığı bir müzede birer güzel nesnedir. Taualugada ise bir ailenin soyunu ve cömertliğini gösteren olayın parçasıdır.

Vanuatu'da müzik suyun kendisinden çıkar.

Bu gelenek kuzeydeki Banks Adaları'ndan, özellikle Gaua ve Merelava'dan gelen kadınlarla Santo'ya ulaştı. Müzik geride taşınacak, satılacak ya da vitrine konacak hiçbir şey bırakmaz.

Mekanizma — Melanezya: şenlik ve sahne

Papua Yeni Gine'de dans, şarkı ve süslenmenin birleştiği törenlere Tok Pisin dilinde sing-sing denir. Dansçılar yüzlerini boyar, cennet kuşu tüylerinden başlıklar takar. Süslenme kişinin ve klanın zenginliğini, sağlığını ve gücünü gösterir.

Yüksek dağlık bölgelerde sömürge yönetimi yirminci yüzyılın ortasında yerleşti. Avustralyalı yöneticiler, birbirine düşman klanları bir araya getirmek için yıllık şenlikler düzenledi.

Şenlik başlangıçta sömürge yönetiminin bir barış ve denetim aracıydı. Klanlar danslarını başkalarının önünde gösterdi ve birbirleriyle yarıştı. Papua Yeni Gine 1975'te bağımsız olduktan sonra şenlik sürdü ve turistlerin ilgisini çekti.

Şenliğin en tanınmış gruplarından biri Asaro vadisinden gelir.

Asaro'da anlatılan bir öyküye göre yenilgiye uğrayan bir grup çamura bulanıp ruh gibi göründü ve düşmanlarını korkutup kaçırdı. Dansçılar bu öyküyü yavaş, ürkütücü hareketlerle canlandırır. Maskelerin bugünkü biçimi büyük ölçüde şenlik sahnesinde gelişti. Asıl etki, çamurlu bedenlerin sessizce ilerleyişinde ortaya çıkar.

Mekanizma — Torres Boğazı: hareket eden başlık

Avustralya'nın kuzey ucu ile Yeni Gine arasındaki Torres Boğazı adalarında düğünlerde, mezar taşı açılışlarında ve konuk karşılamalarında dans edilir.

Adaların dans başlığına dhari denir. Başlık bir yay gibi açılan beyaz tüylerden ve kamıştan yapılır ve dansçının yüzünü bir taç gibi çerçeveler. Dansçılar ellerinde ahşap dans araçları taşır. Kimi araç bir kuşu, kimi bir yıldızı ya da bir balığı gösterir. Dansçı ipleri çektiğinde aracın parçaları açılıp kapanır. Bu araçların biçimi ancak hareket ettiklerinde tamamlanır.

Eskiden kaplumbağa kabuğundan maskeler de yapılırdı. Isıtılıp bükülen kabuk levhalar bir araya dikilir ve bir insan ya da hayvan yüzüne dönüşürdü. On dokuzuncu yüzyılda misyonerlik ve sömürge baskısıyla bu maskelerin kullanımı büyük ölçüde sona erdi. Bilinen örneklerin çoğu bugün müzelerde, dansları olmadan duruyor.

Çağdaş bir sanatçı bu çizgiyi galeriye taşıdı.

Thaiday Erub Adası'nda büyüdü. Çocukluğunda adanın danslarını izledi. Köpekbalığı, yani beizam, ailesinin totemidir. Başlıklarını kontrplak, plastik, tel ve boya gibi bugünün malzemeleriyle yapıyor. Başlıklar galeride sergilendiğinde de hareket etmek üzere tasarlanmıştır. Ziyaretçi içerideki makaraları ve ipleri görünce, karşısındaki nesnenin bir hareketin donmuş anı olduğunu anlar.

Mekanizma — kayıt, arşiv ve geri dönüş

On dokuzuncu yüzyılın sonunda araştırmacılar Okyanusya'ya sesi balmumu bir silindire kazıyan fonografla gelmeye başladı. Kısa süre sonra yanlarına el çevirmeli film kameraları da eklendi. Bir şarkı ya da bir dans, ilk kez onu yapanların bedeninden ayrılıp başka bir yere taşınabildi.

Silindirler kırılgandır ve her çalınışta biraz aşınır. Ses arşivleri bu kayıtları sonradan dijitale aktardı. Kimi şarkılar, onları söyleyenlerin torunlarına bu yolla ulaştı.

Heyetin başındaki antropolog Alfred Cort Haddon yanına bir film kamerası da almıştı.

Bu kısa parçalar dünyanın ilk etnografik filmleri arasında sayılır. Ama kamera yalnız heyetin ilgisini çeken anları çekti ve kimi sahneler kamera için yeniden canlandırıldı. Kaynaklara göre bir törende, o yıllarda artık bulunmayan eski maskelerin yerine yeniden yapılmış maskeler kullanıldı. Film hem bir tanıklık hem bir sahnelemedir.

Üç yıl sonra Orta Avustralya'da biyolog Baldwin Spencer da Arrernte törenlerini filme aldı. Bu kayıtların bir bölümü gizli tören bilgisi taşıyor. Arşivler bugün topluluklarla birlikte bu kayıtlara kimin erişebileceğini belirliyor.

Yirminci yüzyılın sonunda topluluklar, depolarda duran büyüklerinin seslerini ve yüzlerini kendi kurallarına göre saklamak üzere geri istemeye başladı.

Güney Avustralya'daki Anangu topraklarında 1994'ten bu yana süren Ara Irititja arşivi, müzelerden, kütüphanelerden ve özel koleksiyonlardan toplanan fotoğrafları, filmleri ve ses kayıtlarını topluluk merkezlerindeki bilgisayarlarda Anangu'nun kendi açıklamalarıyla buluşturuyor.

Arşivin adı Pitjantjatjara dilinde "çok eskiden kalan öyküler" anlamına gelir. Topluluk üyeleri kayıtlara kendi bilgilerini ekliyor. Ölmüş birinin imgesi ailenin isteğiyle bir süre gizlenebiliyor. Arşiv, toplayıcının kataloğunu topluluğun bilgisiyle yeniden yazıyor.

Benzer bir düşünce bir yazılıma da dönüştü.

Tennant Creek'te Warumungu topluluğuyla birlikte geliştirilen Mukurtu yazılımı da her kaydın yanına kimin görebileceğini belirleyen ayarlar koyuyor; kapılar aileye, cinsiyete ya da törensel role göre açılıp kapanıyor.

Yazılımın adı Warumungu dilinde değerli şeylerin saklandığı bir çantadan gelir. Bir şarkı kaydı, topluluğun kurallarına göre yalnız belirli kişilere açılabiliyor. Bir film, ölen kişinin ailesi istemedikçe gösterilmiyor. İnternetteki bilginin herkese açık olması gerektiği varsayımı burada bir kültürel protokole yer açıyor.

Kayıtların geri dönüşü şarkıyı ve dansı da canlandırıyor. Kimi yaşlılar eski kayıtları dinleyip unutulmaya yüz tutmuş şarkıları gençlere öğretti. Kayıt bir zamanlar şarkıyı sahibinden koparmıştı. Bugün aynı kayıt, şarkının sahibine dönme yollarından biri.

Okyanusya'nın halkları bu bütünlüğü dört yılda bir ortak bir sahnede kutluyor.

Şenlikte bir oymacı ahşabı yontarken birkaç adım ötede bir grup o oymanın taşıdığı öyküyü dans eder. Nesne ile dans, müzenin ayırdığı iki şey, aynı alanda yeniden buluşur.

Kalıcı araçlar

Olayı sor. Bir müze nesnesinin hangi törende, hangi şarkı ve dansla kullanıldığını öğren.

Sözü bul. Bir dansın hangi şiiri, ilahiyi ya da şarkıyı taşıdığını araştır; hareketin anlamını çoğu zaman söz belirler.

Ömrü hesaba kat. Nesnenin korunmak için mi, bir kez kullanılıp bırakılmak için mi yapıldığını sor. Çürümeye bırakılan bir direğin çürümesi de anlamına dahildir.

Sahibi ayır. Bir şarkının ya da dansın kime ait olduğunu ve onu kimin, hangi izinle sahnelediğini not et.

Kaydı sorgula. Bir film ya da ses kaydının kim tarafından, ne amaçla yapıldığını sor; sahnelenmiş ya da dışarıda bırakılmış anları ara.

Dönüşü izle. Bir kaydın bugün topluluğa nasıl ulaştığını, kimin erişebildiğini ve buna kimin karar verdiğini kayda geçir.

Yaygın yanlışlar

Yaygın yanlış"Haka bir savaş dansıdır."
Doğrusu

Māori toplulukları hakayı karşılamada, yasta, kutlamada ve itirazda da yapar; Ka Mate gibi belirli hakaların sahibi belirli bir topluluktur.

Yaygın yanlış"Hula, sözleri olmayan bir kalça dansıdır."
Doğrusu

Hulanın temeli meledir; dansçının elleri sözcükleri anlatır ve yarışmalarda sözün doğru söylenmesi de değerlendirilir.

Yaygın yanlış"Mezar başında çürümeye bırakılan direkler ihmal edilmiştir."
Doğrusu

Pukumani direklerinin işi törende tamamlanır; çürüme, geleneğin öngördüğü sonuçtur.

Yaygın yanlış"Eski bir film ya da kayıt, geleneğin bozulmamış bir belgesidir."
Doğrusu

Haddon'ın filmlerinde olduğu gibi kimi sahneler kamera için yeniden canlandırıldı; kayıt, onu yapanın seçimlerini de taşır.

Uygulama ve kilit özet

Kilit özet: Okyanusya'da ve Yerli Avustralya'da pek çok nesne bir olayın içinde, şarkı ve dansla birlikte anlam kazanır. Tiwi pukumani direkleri yas töreninde dikilip çürümeye bırakılır; galerideki direkler bu çürümeyi taşımaz. Yolŋu tasarımları manikay ve bunggulla tamamlanır. Hawaiʻi'de hulanın temeli meledir; Kalākaua dansı saraya getirdi, Merrie Monarch sözü yeniden öne koydu. Ka Mate Ngāti Toa'nındır; kapa haka, lakalaka ve taualuga topluluğun sesini taşır. Thaiday'in başlıkları hareketi galeriye taşıdı. İlk kayıtlar şarkıyı sahibinden ayırdı; Ara Irititja ve Mukurtu onu topluluğun kurallarıyla geri getiriyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste gördüğümüz nesnelerin çoğu bir müzeye danssız ve şarkısız ulaştı. Aradaki yolculukta çoğu zaman bir misyoner, bir sömürge memuru ya da bir gemi kaptanı vardı. Kimi misyonerler tören nesnelerini eski inancın işareti sayıp yaktırdı, kimileri aynı nesneleri toplayıp Avrupa'ya gönderdi. Sömürge yönetimleri ve müzeler de toplamayı bir bilim işi olarak örgütledi. Bu nesnelerin büyük bölümü bugün depolardaki raflarda, kutular içinde bekliyor. Bir depo etiketinde çoğu kez nesneyi yapanın ya da verenin adı yazmaz, onu alıp götürenin adı yazar.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu ders hangi kursun bölümü?

KRO-316 — Okyanusya ve Yerli Avustralya Sanatları →

12 bölümden 10. bölüm · Katman 3 — Küresel Kronolojik Omurga